T.C. İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, trafik sigorta sözleşmesinden kaynaklı rücuen tazminat davasında, park halindeki araca çarpan aracın sigorta şirketi ve sürücüden hasar, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli talep edilmesi.
Özet: Park halindeki aracına çarparak hasara neden olan, davalı sigorta şirketince sigortalanmış aracın sürücüsünün olay yerini terk etmesi üzerine mağdur olan davacı, onarım bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin davalı sigorta şirketinden rücuen tahsilini talep etmektedir; davalı sigorta şirketi ise yetki itirazında bulunmuş, delil sunumundaki eksiklikleri belirtmiş, sorumluluğunun poliçe limitleri ve sigortalının kusuruyla sınırlı olduğunu, değer kaybı taleplerinin dayanağının olmadığını, davacının kendi kaskosundan ödeme alıp almadığının belirlenmesi gerektiğini ve dava şartı olan sigortaya usulüne uygun başvuru yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddini istemiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████ DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)DAVA TARİHİ : █████/2026KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanmış olan kaza tarihinde davalı --- ait -- plakalı aracı diğer davalının kullandığı sırada müvekkilinin , ---- mahallesinde park halinde olan aracına çarparak sol arka kapı, basamak altı ve sol ön çamurluğa zarar verdiği görüldüğünü, davalı sürücünün olay yerini terk etmiş olması nedeniyle müvekkiliin aracın hasarını kendi kaskosundan yaptırmak zorunda kaldığını, müvekkilinin olay yerine gelip aracını gördüğünde küçük bir araştırma yaparak araca çarpan kişinin çarpma anının yansıdığı güvenlik kamera görüntüsünü orada bulunan esnaftan temin ettiğini, kazaya sebebiyet veren taraf veya sigorta şirketinin kaza sebebiyle oluşan her türlü zararı karşılamakla mükellef olduğundan olaşan hasar ve değer kaybının da tazmin edilmesi gerektiğinin açık olduğnu, kaza sonrası █████/2026 tarihinde sigortaya başvurulmuş ancak kaza tutanağı olmadığı için olumlu yanıt alınamadığını, davalılar ile Arabuluculuk görüşmesi yapılmış ancak görüşme sonucunda herhangi bir uzlaşma sağlanamadığını beyan ederek kaza sebebiyle oluşan hasar onarım alacağı için şimdilik 100,00-TL, değer kaybı için şimdilik 100,00 TL ve davalı sürücüden talep ettikleri araç mahrumiyet bedeli şimdilik 100,00 TL olmak üzere toplam 200,00 TL'nin Ticari işlere uygulanan en yüksek temerrüt faiz oranı üzerinden ve kaza tarihinden kabul görülmez ise ihtar tarihinden itibaren işletilecek en yüksek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tazminine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini taleple dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; HMK madde 6/1 uyarınca, “Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” müvekkili davalının muamele merkezi “---- adresinde bulunduğundan, müvekkili şirket aleyhinde ikame edilecek davalarda yetkili mahkeme ---- Mahkemeleri olduğunu, huzurdaki davanın ---- Mahkemeleri’nde açılması gerekirken yetkisi olan mahkemenizde açıldığından, öncelikle Mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, davacı tarafin HMK m. 121 gereğince, delilleri tarafımıza tebliğ etmediğini, delillerin taraflarına tebliğinden sonra esas hakkında beyanda bulunma ve karşı delil sunma haklarının mahfuz tuttuklarını, davacının HMK madde 194 gereğince dayandığı deliller ile hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmesi zorunlu olduğunu, bu sebeple davacının dava dilekçesinde göstermiş olduğu delilleri somutlaştırmasını talep ettiklerini, Uyuşmazlığa konu kazaya karışan ---- plakalı aracın müvekkili şirket tarafından ---- numaralı ve 17.03.2025-2026 vadeli Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi Sigorta Poliçesi ile sigorta örtüsü altına alındığını, dava konusu kaza 23.11.2025 tarihinde meydana geldiğini, hiçbir surette kabul anlamına gelmemekle beraber, kaza tarihi itibariyle ZMM poliçe limitleri maddi hasar araç başına 300.000,00 TL olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun her şekilde sigortalısının kusuru ve poliçe limitleri ile sınırlı olacağını, müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan sorumluluğunu eksiksiz olarak yerine getirdiğinden değer kaybına dair taleplerin reddini talep ettiklerini, hiçbir surette kabul anlamına gelmemekle beraber, huzurdaki yargılama kapsamında yerleşik Yargıtay kararları ile uyumlu bir şekilde değer kaybına ilişkin değerlendirme yapılabilmesi için; Kaza öncesi gerçekleşmiş hasarlara ait hasar dosyalarının celbi ve incelenmesi, Hasar dosyaları mevcut değilse, önceki hasarlara ilişkin faturaların celbi ve incelenmesi, Aracın Markası, Yaşı, Modeli, Kilometresinin dikkate alınması, gerekmekte olup davacının bu hususlarda beyanı bulunmadığını, davacı lehine sebepsiz zenginleşmeye mahal verilmemesi adına, öncelikle davacının huzurdaki kaza sebebi ile kasko sigorta şirketinden ödeme alıp almadığı hususunun netleştirilmesi gerektiğini, davacının huzurdaki davayı ikame etmeden önce müvekkili şirkete usulüne uygun başvuruda bulunmadığını, bu sebeple huzurdaki başvurunun dava şartı yokluğu nedeniyle reddini talep ettiklerini, hiçbir surette kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili aleyhine tazminata hükmedilecek olması durumunda iskonto dahil hesaplamanın dikkate alınması gerekeceğini, alacağın belirlenebilir olduğu hallerde HMK 107 kapsamında belirsiz alacak davası açılmasında hukuki menfaat bulunmadığını, hiçbir surette başvuruyu kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ile ve poliçe limitleri ile sınırlı olacağını, davacının avans faizi talebi yerinde olmayıp reddi gerektiğini beyan ederek davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise yine izah olunan nedenlerle davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE: Dava; Hukuki niteliği itibariyle tazminat isteminden ibarettir.Davacı vekili █████/2026 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini beyan etmiştir.Davacı vekilinin vekaletnamesi incelenmiş, davadan feragate ilişkin yetkilendirildiği görülmüştür.6100 Sayılı HMK.'nın 309. maddesinde "Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bu itibarla, davacının açılan davadan feragat etmiş olduğu gözetilerek yukarıda açıklanan hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,2-Harçlar Kanunu m.22 uyarınca 1/3 oranında hesaplanan 244,00-TL harcın, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 732,00-TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 488-TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,5-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine, 6- Davalı ---- kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red olunan dava değeri üzerinden hesaplanan 200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine, Dair, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okundu usulen anlatıldı.