Gerekçeli kararın usulsüz tebliği ve cezanın alt sınırı nedeniyle zorunlu müdafi atanmaması sebebiyle savunma hakkı kısıtlanan sanık hükmünün bozulması.
Özet: Ceza infaz kurumunda gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğ edilmemesi üzerine sanığın süresinde kabul edilen temyiz dilekçesiyle yapılan incelemede; cezanın alt sınırı beş yıldan fazla olan bir suçta 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması gerekirken, bu zorunluluğa aykırı şekilde yargılamaya devam edilmesiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı tespit edilmiştir. Bu hukuka aykırılık nedeniyle, diğer temyiz nedenleri incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine oy birliğiyle karar verilmiştir.
2. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret
11.03.2019 tarihinde ceza infaz kurumunda yapılan tebliğ işleminde gerekçeli kararın içeriği okunup, anlatılmak suretiyle tebliğ edilmesinde yasal zorunluluk bulunmasına rağmen cezaevi idaresince kararın bir suretini okumak/almak suretiyle tebliğ edildiği, bu şekilde yapılan tebliğin 5271 sayılı CMK'nın 35/3. maddesinde öngörülen usule uygun olmayıp geçersiz olduğu bu nedenle sanığın 04.07.2025 tarihinde sunduğu temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanığın temyiz isteminin ''savunma hakkının kıstlandığını,lehine hükümlerin uygulanması gerektiğine'' ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı Kanun'un 142. maddesinde, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanıklara yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-h. maddelerine aykırı davranılması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak gereği için Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!