Boşanma Davasında Erkeğin Sadakat İhlali Saptansa da Kadının Zina Talebinin Konusuz Kalmasıyla Yargıtay Hükmünün Düzeltilmesi.
Özet: Boşanma davasında, ilk derece mahkemesi ve istinaf tarafından tarafların eşit kusurlu bulunarak boşanmalarına karar verilmiş; ancak erkeğin evlilik birliği devam ederken sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı delillerle sabitken, kadının zinaya dayalı terditli boşanma davasının reddedilmesi yerine, kadının asıl boşanma hükmünü temyiz etmeyerek kesinleşmesini sağlaması nedeniyle talebin konusuz kaldığı ve "karar verilmesine yer olmadığına" hükmedilmesi gerektiği belirtilerek, hatalı ret kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.DAVA TÜRÜ : Karşılıklı BoşanmaİLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 6. Aile MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı- davacı kadın vekili tarafından erkeğin davasının kabulü, zinaya dayalı birleşen davanın reddi, kusur belirlemesi, reddedilen tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden duruşma istemli olarak temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davalı- davacı ... ile vekili Avukat ... ve karşı taraf davacı- davalı ... geldiler. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 184 üncü maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince görülen lüzum üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verildi. Salon boşaltıldı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2.İlk Derece Mahkemesince, kadının sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve evlilik birliği içinde eşi ile yeterince ilgilenmediği, davacı-davalı erkeğin ise eşinin başka bir ile tayini çıktıktan sonra eşi ve çocuğu ile yeterince ilgilenmeyerek üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, boşanma davası açıldıktan ve taraflar fiilen ayrı yaşamaya başladıktan sonra sadakat yükümlülüğünü devam ettirmesi gerekirken başka bir kadınla ilişki yaşamaya başladığının konaklama bilgileri ve kamera kayıtları ile sabit olduğu, bu nedenle davacı-davalı erkeğin de sadakat yükümlüğüne aykırı davrandığı bu suretle, tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle "asıl dava ve birleşen davaların kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, kadının zinaya dayalı birleşen davasının reddine, tarafların tazminat taleplerinin, davalı-davacı kadının yoksulluk nafakası taleplerinin reddine" karar verilmiş, her iki tarafın istinafı üzerine incelemeyi yapan Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmiştir. 4721 sayılı Kanunun 185 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca evlilik birliği sona erinceye kadar eşlerin sadakat yükümlülüğü devam etmektedir. Toplanan delillerden, davacı-davalı erkeğin sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu sebeple kadının ████████ E. sayılı dosyasında "zina mümkün olmadığı takdirde evlilik birliğinin sarsılmasına yönelik terditli olarak açtığı davada" zinaya dayalı davasının kabulü gerekir ise de; davalı-davacı kadın vekili istinaf ve temyiz dilekçesinde; ████████ E., ve ████████ E. sayılı dosyalarda davanın kabulüne yönelik bir itirazları olmadıklarını belirtmiştir. Dolayısıyla, kadının numarası belirtilen birleşen davalarda 4721 sayılı Kanunun 166/1. maddesi uyarınca verilen boşanma hükmü temyiz kapsamı dışında bırakılmak suretiyle kesinleştiğinden, kadının zinaya dayalı boşanma talebinin konusuz hale geldiği de görülmektedir. Bu durumda kadının zinaya dayalı boşanma talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm tesis edilmesi gerekirken ret kararı verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararının düzeltilerek onanması gerekir.KARARAçıklanan sebeplerle;1.Davalı- davacı kadın vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının REDDİNE,2.Davalı-davacı kadının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile ████████ Esas sayılı boşanma davasındaki zinaya dayalı ret hükmüne yönelik verilen Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1/A numaralı bendinde yer alan "Davalı-karşı davacı tarafından 161.madde uyarınca zina sebebine dayalı olarak açılan davanın REDDİNE," cümlesinin çıkarılarak yerine "Kadının zinaya dayalı boşanma davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına" ibaresinin yazılması suretiyle temyize konu kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA,40.000,00 TL vekâlet ücretinin davacı- davalı ...'dan alınarak kendisini duruşmada vekil ile temsil ettiren davalı- davacı ...'a verilmesine,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.K A R Ş I O YSomut olayda, İlk Derece Mahkemesince, "kadının sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve evlilik birliği içinde eşi ile yeterince ilgilenmediği, davacı-davalı erkeğin ise eşinin başka bir ile tayini çıktıktan sonra eşi ve çocuğu ile yeterince ilgilenmeyerek üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, boşanma davası açıldıktan ve taraflar fiilen ayrı yaşamaya başladıktan sonra sadakat yükümlülüğünü devam ettirmesi gerekirken başka bir kadınla ilişki yaşamaya başladığının konaklama bilgileri ve kamera kayıtları ile sabit olduğu, bu nedenle davacı-davalı erkeğin de sadakat yükümlüğüne aykırı davrandığı", bu suretle tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle erkeğin asıl davasının, kadının ise birleşen davalarının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanunun 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, kadının zinaya dayalı birleşen davasının reddine karar verilmiş ise de toplanan delillerden, kadının eşi ile yeterince ilgilenmediği, tanık beyanı ve telefon görüşme dökümlerine göre güven sarsıcı davranışlar sergilediği; buna karşılık erkeğin de eşi ve çocuğu ile yeterince ilgilenmediği, otel kayıtları ile de sabit olduğu üzere zina eyleminin sübut bulduğu, bunun yanında tanık ... ve ... beyanı ile de sabit olduğu üzere kadına hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı-davacı kadının zinaya dayalı davasının kabulü gerekirken açmış olduğu diğer birleşen davalarda verilen boşanma kararına yönelik temyiz itirazı bulunmadığından boşanma kararının kesinleştiği ve zinaya dayalı boşanma talebinin konusuz kaldığı anlaşılmakla yukarıda sayılan vakıalar uyarınca boşanmaya neden olaylarda, davacı-davalı erkeğin ağır kusurlu olduğu ve kadın lehine 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca maddî ve manevî tazminat takdiri gerektiğinden bahisle hükmün bozulması gerektiği düşüncesi ile değerli çoğunluğun tarafların eşit kusurlu olduğu yönündeki onama kararına katılmıyorum.