Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin trafik kazasından kaynaklanan araç değer kaybı maddi tazminat davasında istinaf incelemesi ve sigorta şirketinin zamanaşımı itirazları üzerine verilen kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının trafik kazası sonucu aracında oluşan değer kaybının tazmini talebiyle açtığı davanın istinaf incelemesini konu almaktadır; ilk derece mahkemesi, davalı sigorta şirketine karşı açılan davayı zamanaşımı nedeniyle reddederken, diğer davalı araç sahibi ve sürücüyü %80 kusurlu bularak davacıya 28.000 TL değer kaybı tazminatı ödemelerine hükmetmiştir ve davacı vekili ise istinaf başvurusunda, sigorta şirketine karşı zamanaşımı kararına itiraz ederek arabuluculuk başvurusunun zamanaşımını durdurduğunu, dolayısıyla sigorta şirketinin de sorumlu tutulması gerektiğini belirtmiş, ayrıca kusur oranlarının ve dolayısıyla tazminat miktarının yeniden değerlendirilmesi talebiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

T.C.

ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2023
DAVA:Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:█████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ:█████/2026
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının maliki olduğu ... plakalı aracın, dava dışı ...'un ticari taksi olarak işletiminde olduğunu, ... tarihinde davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan davalı ...'in maliki, davalı Kaan'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpması sonucu maddi trafik kazası meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam ve asli kusurlu olduğunu, davacının aracında kaza sonrasında değer kaybı oluştuğunu, davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, ancak herhangi bir yanıt alamadığını beyanla müvekkiline ait araçta meydana gelen değer kaybının tazmini için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik, 1.000,00 TL değer kaybı tazminatının davalı sigorta şirketi açısından kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile diğer davalılar açısından kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı ... Sigorta AŞ vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, öncelikle ... plakalı aracın ... Sigorta tarafından yapılmış olan ve kaza tarihini kapsayan ZMMS poliçesinin tükenip tükenmediğinin tespitinin yapılması gerektiğini, davacının trafik poliçesindeki teminatın tükenip tükenmediğinin tespitini talep ettiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğundan kazanın oluşumunda kusur oranlarının tespiti gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybının bilirkişi incelemesi ile tespiti gerektiğini, müvekkili şirketin davanın açılmasına sebebiyet vermediği gibi temerrüdünün de söz konusu olmadığını, faiz taleplerinin haksız olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
Davalılar ... ve ... davaya cevap vermemişlerdir.
DELİLLER:
Kaza tutanağı, Ankara Adli Tıp Kurumu raporu, bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; davalı gerçek kişilerin bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olması, bilirkişi raporunun davalı gerçek kişiler yönünden kesinleşmesi, bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya uygun olması, davalı ...'nun araç işleten sıfatıyla, davalı ...'in haksız fiil hükümleri gereğince sorumlu olması nedenleri ile davacı tarafın %20, davalı tarafın %80 kusur oranları nazara alınarak davacının davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalı ... Sigorta AŞ aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı ... ve ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 28.000,00 TL değer kaybı tazminatının ... kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi bakımından davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davada zamanaşımının dolmadığını, somut olayda zamanaşımını durduran arabuluculuk başvuru şartının bulunduğunu, davanın sigorta şirketi açısından da kabulü ile davalı sigorta şirketinin diğer davalılarla birlikte yönünden müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini, davalı sigorta şirketi lehine verilen vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, raporun ATK dışında bir heyetten aldırılması durumunda daha objektif sonuçlara ulaşılacağı kanaatinde olduklarını, karşı tarafın müvekkilinin aracına çarptığını, müvekkilinin aracı duruyor olsa dahi karşı tarafın hızı ve kural ihlali nedeniyle söz konusu kazanın yine de meydana geleceğini, kusura ilişkin yeniden rapor aldırılması neticesinde müvekkili lehine hükmedilen tazminat oranın da değişeceğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davalılar istinafa cevap vermemişlerdir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık, maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan araç değer kaybına ilişkin maddi tazminat isteğine ilişkindir.
Bilindiği üzere, sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda zarar gören 6098 Sayılı TBK'nun 49.maddesi gereğince sürücüye, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince motorlu araç işletenine ve motorlu aracın zorunlu trafik sigortacısına karşı dava açabilir. Araç işleteni de, zarar görene karşı sürücü ile birlikte müteselsilen sorumludur.
İlk Derece Mahkemesince sürücü ve malike karşı açılan davanın kısmen kabulüne, kasko sigortacısı olan şirkete karşı açılan davanın zamanaşımından reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
6100 Sayılı HMK’nın 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nın 357 inci maddesine göre de; ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz, maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.
1-Somut olayda, ... günü saat ... sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı (maliki davacı ... olan) otomobil ile ... Caddesini takiben seyir halinde iken kaza mahalli kavşağa geldiği esnada otomobilinin ön kısımlarıyla, gidiş istikametine göre sağından seyir yönüne hitaben "DUR" levhası bulunan kavşak kolundan kavşağa giriş yapan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin sol yan kısımlarına çarpması neticesi davaya konu maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olduğu anlaşılmıştır.
2-Zamanaşımı itirazı yönünden;
6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun, dördüncü bölümünde, "Arabuluculuk Faaliyeti" üst başlığı ile 13. maddede, arabuluculuğa başvuru düzenlenmiş, "Arabuluculuk sürecinin başlaması ve sürelere etkisi" başlıklı 16. maddenin 2. fıkrasında ise "Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz" hükmüne yer verilmiştir. 16. maddenin 1. fıkrasında arabuluculuk sürecinin, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru halinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı hükme bağlanmış, devamında ise dava açılmasından sonraki süreç düzenlenmiştir. Burada zorunlu arabuluculuktan farklı olarak sürecin başlaması esas alınmaktadır.
Yasanın sistematiği ve lafzı itibariyle, zorunlu arabuluculuk faaliyetinin sürelere etkisinin madde 18/A f.15 hükmünde ayrıca düzenlenmiş olması, madde 16/2 hükmünün ihtiyari veya zorunlu arabulucuk ayrımı olmaksızın tüm arabuluculuk faaliyetleri yönünden geçerli bir düzenleme olduğunu göstermektedir.
Bu nedenle her ne kadar eldeki dava zorunlu arabulucuğa tabi bir dava değil ise de; 6325 Sayılı Yasa madde 16/2 hükmünün somut olayda da uygulanması gerektiği, davacının █████/2022 tarihinde ... başvuru numarası ile davalılar ... Sigorta AŞ, ... ve ... yönünden arabuluculuğa başvurduğu, █████/2022 tarihli ilk toplantıya başvurucu vekili, karşı taraf ... bizzat, karşı taraf sigorta şirketi vekili Av. ... telekonferans yöntemi ile katıldığı, karşı taraf ...'nun ... takip numarası ile usulüne uygun olarak gönderilen ilk toplantı davet mektubu kendisine teslim edilmiş olmasına rağmen ilk toplantıya katılmadığı, taraflarla ayrı ayrı ve müşterek toplantılar gerçekleştirilerek, uyuşmazlığın çözümü konusunda görüşüldüğü, müzakerelerin sürdürülmesine karar verdikleri ve toplantının █████/2022 tarihine ertelenmesine karar verildiği, taraflar arasındaki ikinci toplantının █████/2022 tarihinde yapıldığı ve tarafların müzakerelerin █████/2022 tarihine ertelenmesine karar verdikleri, ikinci toplantıya başvurucu vekili bizzat, karşı taraf sigorta vekili telekonferans yöntemi ile katılmış olup karşı taraf ... ve ...'nun ikinci toplantıya iştirak etmediği, taraflar arasındaki son toplantı olan █████/2022 tarihli toplantıya başvurucu vekili ile karşı taraf sigorta şirketi vekili Av. ... telekonferans yöntemi ile katıldığı, karşı taraf ... ve ...'nun son toplantıya katılmadığı, taraflarla yapılan müzakereler sonucunda ... günü meydana geldiği iddia olunan kaza neticesi ile başvurucuya ait ... plaka sayılı araçta meydana geldiği iddia olunan değer kaybının tazmini talepleri konusunda görüşerek anlaşmaya varamadıklarına ilişkin █████/2022 tarihinde son tutanağın tutulduğu anlaşılmıştır.
6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 16. maddenin 1. fıkrasında arabuluculuk sürecinin, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru halinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı hükme bağlanmış olup taraflar arasındaki ihtiyari arabuluculuk sürecinin █████/2022 tarihli, taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarih olan ilk toplantı tarihinden başladığı, bu tarih ile toplantının ertelendiği tarih olan █████/2022 tarihi arasındaki sürenin zamanaşımı süresinin hesaplanmasında dikkate alınmaması gerektiği değerlendirilmiştir. Bu durumda kaza tarihinin ... olduğu, arabuluculuk sürecinin başladığı tarih olan █████/2022 tarihinde zamanaşımının dolmasına 7 gün kaldığı göz önüne alındığında, █████/2022 tarihi olan anlaşamama tutanağının düzenlendiği tarihten 7 gün sonrası olan █████/2022 tarihinde 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolacağı, davanın ise █████/2022 tarihinde açıldığı göz önüne alındığında davalı ... Sigorta AŞ yönünden zamanaşımının dolduğundan bahsedilemeyeceğinden, davacı vekilinin sigorta şirketi yönünden zamanaşımı süresinin dolmadığına değinen istinaf başvurunun yerinde olduğu değerlendirilmiştir.
3-Kusur tespitine yönelik itiraz yönünden;
Maddi hasarlı kaza tespit tutanağında davalı sürücü ...'in sürücü görüşü kısmında ... plakalı aracı ile sokaktan ... Caddesine çıkacağı sırada soldan gelen araç ile kaza meydana geldiği şeklinde beyanda bulunmuş, diğer sürücü ...'un ise ... plakalı aracı ile ... Caddesinde seyir halinde ilerlerken 30. sokaktan kontrolsüz bir şekilde çıkan ... plakalı araç ile kaza meydana geldiği şeklinde beyanda bulunmuş olduğu, ilk derece mahkemesince Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan █████/2023 tarihli kusur raporuna göre sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile gündüz vakti, meskun mahaldeki olay yeri kavşağa geldiği esnada, seyrini mahal şartlarına uygun, kontrollü ve her an tedbir alabilecek şekilde sürdürmeyip sağından kavşağa giriş yapan araca karşı zamanında etkin tedbir almadan bu aracın sol yan kısımlarından çarpması ile meydana gelen olayda %20 oranında tali kusurlu, sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile gündüz vakti, meskun mahaldeki olay yeri kavşakta, seyir yönünde kendisine hitaben bulunan "DUR" levhasını dikkate alarak, durup solundan seyreden araç trafiğini gerekli ve yeterli şekilde kontrol ettikten sonra kavşağa giriş yapması gerekirken bu hususlara riayet etmeyip kontrolsüz şekilde kavşağa giriş yaptığı, solundan seyreden araca ilk geçiş hakkını vermediği kazada %80 oranında asli kusurlu olduğu rapor edilmiş, rapora vaki itirazlar neticesinde █████/2023 tarihli Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulunda yapılan görüşmeler ve değerlendirmeler sonucu █████/2023 tarihli raporda belirtilen kusur durumunun heyet tarafından isabetli bulunduğunun belirtildiği, ATK' dan alınan kusur raporlarının kaza tespit tutanağı, olayın meydana geliş şekli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu nazara alındığında mahkemece tespit edilen kusur oranları yerinde görülmüş olup davacı vekilinin kusura yönelen istinaf istemlerinin yerinde olmadığına karar verilmiştir.
4-Davacı ...'un ilk derece mahkemesi karar tarihinden ve karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduktan sonra █████/2026 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Ölüm, henüz karar kesinleşmeden ve istinaf yasa yoluna başvurulduktan sonra gerçekleştiğinden davanın halen devam ettiği kabul edilmelidir.
Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, 6100 Sayılı HMK’nın 50. maddesinde tanımlanan gerçek kişilerin taraf ehliyeti ve 4721 Sayılı TMK'nın 28/1. fıkrası uyarınca ölümle son bulur. Kural olarak bu durumda mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Ölü kişi adına hüküm kurulamaz. 6100 Sayılı HMK'nın 55. maddesi hükmü dikkate alınarak ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının, davayı dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir. Bu halde mirasçılar arasında mecburi dava arkadaşlığı mevcuttur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin █████/2021 gün ve ... esas, ... karar ve █████/2022 gün ve ... esas, ... karar sayılı ilamlarında da vurgulandığı gibi karar tarihinden sonra istinaf incelemesi sırasında taraf sıfatı sona eren davacı ...'un tüm mirasçılarının davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanması için kararın kaldırılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Hal böyle olunca açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davacı vekilinin istinaf isteminin yukarıda gösterilen sebepler yönünden ve kamu düzeni yönüyle kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1 inci fıkrasının (a-4) ve (a-6) bentleri ve 355. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının esası incelenmeden kaldırılmasına, yukarıda gösterilen kaldırma sebepleri gözetilerek davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf isteminin yukarıda gösterilen sebepler yönünden ve kamu düzeni yönüyle KABULÜNE,
2-Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı, █████/2023 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-4 ve a-6) bendi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davacı tarafından peşin yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydına, 269,85 ‬TL istinaf karar harcının isteği halinde iadesine,
5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde, 6100 sayılı HMK'nın 353. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Davalı ... Sigorta AŞ, davalı tarafa ait aracın ihtiyari mali mesuliyet sigortacıdır.
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 100. maddesi gereğince; Bu Kanunun sorumluluğun kaldırılması veya tazminatın azaltılmasına ilişkin 95 inci maddesi, doğrudan doğruya talep ve dava hakkına ilişkin 97 nci maddesi ve zamanaşımına ilişkin 109 uncu maddesi ihtiyari mali sorumluluk sigortasında da uygulanır."
Aynı yasanın 97. maddesi gereğince; Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir."
2918 Sayılı Yasanın 97. maddesinde düzenlenen sigorta şirketine yazılı başvuru şartı dava şartı niteliğindedir.
Yazılı başvuru dava şartı niteliğinde olmakla birlikte aynı zamanda alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir.
Zarar gören 2918 Sayılı Yasanın 97. maddesinde değinilen yazılı başvuru koşulunu gerçekleştirmesi halinde 6325 Sayılı Yasada düzenlenen zorunlu arabulucuya başvurması artık zorunlu değildir ve olası bir başvuru ise ihtiyari arabuluculuk çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Zorunlu arabulucuya veya ihtiyari arabulucuya başvuru da alternatif bir uyuşmazlık çözüm biçimidir.
Eldeki davada, davacı tarafın arabulucuya başvurmadan önce davalı sigorta şirketine yazılı olarak başvurmak suretiyle hem dava şartını tamamladığı ve hem de alternatif bir uyuşmazlık yöntemini değerlendirdiği, artık bu aşamadan sonra dava açması gerektiği, ihtiyari arabulucuya başvurarak ikinci bir alternatif uyuşmazlık yaratmasının zamanaşımı süresini etkilememesi gerektiği (benzer Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin █████/2024 gün ve █████████ esas, █████████ karar sayılı ilamı), kaldı ki başvuru sonrasında arabulucu tarafından ihtiyari arabuluculuk usulünün değil, zorunlu arabuluculuk usulünün uygulandığı, ihtiyari arabuluculuk sürecinin başlaması için tarafların sürecin başlatılması konusunda anlaşmaları gerektiği, oysa maddi olayda taraflar arasında böyle rızaya dayalı bir arabuluculuk sürecinin yürütülmediği anlaşılmakla, olay tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında TBK'nın 72. maddesi ile 2918 Sayılı Yasanın 109. maddelerinde yazılı 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesince zamanaşımı definde bulunan davalı sigorta şirketi hakkında açılan davanın zamanaşımı yönüyle ret kararı verilmesini yerinde gördüğümden, sayın çoğunluğun zamanaşımı süresinin dolmadığına dair görüşüne iştirak etmiyorum.
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!