2. Hukuk Dairesinden, karşılıklı boşanma ve ziynet alacağı davasında çocuğun üstün yararını esas alarak iştirak nafakasının yargılama sırasında artırılabileceğine dair önemli karar.
Özet: Bu karar, karşılıklı boşanma davasında, davacı-davalı kadının ziynet alacağı talebine ilişkin önceki kesinleşmiş ret kararının temyiz edilemeyeceğini belirtirken; tarafların kusur belirlemesi, maddi-manevi tazminat ve nafakalarla ilgili diğer temyiz itirazlarının büyük kısmını reddetmiş, ancak çocuğun üstün yararı ilkesi gereğince iştirak nafakasının yargılama sırasında artırılmasının mümkün olduğunu ve mahkemece resen dahi hükmedilebileceğini, bu durumun davanın genişletilmesi sayılamayacağını ve talebin dava tarihi yerine boşanma karar tarihi itibarıyla dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır.
2. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., █████████ K.
DAVA TÜRÜ: Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı
İLK DERECE MAHKEMESİ: Adana 2. Aile Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, maddi- manevi tazminat ve nafakaların miktarı, ziynet alacağı talebinin reddi yönünden; davalı-davacı erkek vekili tarafından ise katılma yoluyla kusur belirlemesi, erkek aleyhine hükmedilen maddi ve manevi tazminat, nafakalar ile erkeğin reddedilen tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
1.Davacı davalı kadın vekilinin ziynet alacağı talebinin reddi yönünden temyiz dilekçesinin incelemesinde;
Davacı-davalı kadının ziynet alacağı talebinin İlk Derece Mahkemesi'nin 03.09.2021 tarihli ilk kararı ile reddine karar verildiği, davacı- davalı kadın vekili tarafından bu karara itiraz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nin 13.12.2023 tarihli ilamı ile davacı-davalı kadının ziynet alacağı davasına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine kesin olarak karar verildiği, bu kararın davacı-davalı kadın vekiline tebliğ edildiği bu kararın temyiz edilmeyerek kesinleştiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin boşanma kararı yönünden ise İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda boşanma yönünden karar verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, kadının ziynet alacağı yönünden temyiz talebinde bulunulmuş ise de kesinleşen yönlerden temyiz incelemesi yapılamayacağından davacı-davalı kadın vekilinin temyiz dilekçesinin ziynet alacağı yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Tarafların boşanma davası yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-davacı erkek vekilinin tüm, davacı-davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. Çocuğun üstün yararını belirlerken onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Anne ve babanın yararları, ahlâki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 2 nci ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 üncü ve 6 ncı maddeleri idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşlerinin alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine de karar verilmesi mümkündür.
İştirak nafakasının çocuğun üstün yararına ilişkin olması sebebiyle, bu hakkın; kamu düzenini yakından ilgilendirmesi ve gerek ulusal gerekse uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış bulunması karşısında, nafaka miktarının yargılama sırasında artırılmasına yönelik taleplerin, usule ilişkin kurallar dar yorumlanarak çocuğun üstün yararına aykırı karar verilmesi Anayasa’nın 36. ve 41. maddeleri ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırılık teşkil eder.
4721 sayılı Kanun'un 182 nci maddesi gereğince boşanma veya ayrılık vukuunda çocuk kendisine tevdi edilmemiş taraf gücüne göre onun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlüdür. Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder (TMK md. 328/1). Boşanmaya karar verildiğinde bu hususu hâkim görevi gereği kendiliğinden dikkate alması gerekmektedir. İştirak nafakası çocuğun üstün yararını yakından ilgilendirir. Bu sebeple talep edilmese dahi mahkemece resen hükmedilebilir. Davacı-davalı kadın tarafından İlk Derece Mahkemesinde görülen yargılama sırasında 13.06.2024 tarihli "esasa ilişkin beyanlarımızdır" konulu dilekçesi ile ortak çocuk yönünden iştirak nafakası talebinin artırıldığı anlaşılmaktadır. Boşanmaya karar verildiğinde, iştirak nafakasına Mahkemece resen hükmedilebileceği, yine yargılama aşamasında her zaman istenebileceği; sonradan istenmesi veya isteğin artırılmasının iddianın genişletilmesi niteliğinde bulunmadığı gibi dava tarihinde değil boşanma hükmünün kesinleşmesinden sonra hüküm ifade edecek olan iştirak nafakasının, artırım veya ilk kez istenmesi için ıslah talebinde bulunulmasına da gerek bulunmamaktadır. Açıklanan ilkelere göre somut olaya bakıldığında, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuk yararına hükmedilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece, 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ve davacı-davalı kadın tarafından verilen 13.06.2024 tarihli "esasa ilişkin beyanlarımızdır" konulu dilekçe dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı görülmüş ve bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Davacı-davalı kadın vekilinin ziynet alacağı davasının reddi yönünden temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2-Tarafların boşanma davası yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortak çocuğa ilişkin iştirak nafakası miktarı yönünden BOZULMASINA,
b.Davalı- davacı erkek vekilinin tüm, davacı davalı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden Salihe'ye iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden Cemalettin'e yükletilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!