Danıştay, İzmir Aliağa gemi söküm tesislerine verilen ÇED kapsam dışı kararlarının iptali davasında, bilgi edinme sonrası öğrenme ve süreaşımı ret kararına yönelik temyizi inceliyor.
Özet: Danıştay Dördüncü Dairesi, İzmir Aliağadaki gemi söküm tesislerine dair verilen "ÇED kapsam dışı" kararlarının iptali istemiyle açılan davanın, ilk derece mahkemesince kararların verildiği 2015-2016 tarihinden yaklaşık dokuz yıl sonra açılması nedeniyle süreaşımı yönünden reddedilmesini değerlendirmiş; davacılar ise söz konusu kararı bilgi edinme başvurusu üzerine 2024 yılı sonunda öğrendiklerini ve davanın süresi içinde açıldığını savunarak mahkemeye erişim haklarının engellendiğini iddia etmişlerdir.

T.C.
D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : █████████Karar No : █████████ TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... BaşkanlığıVEKİLİ : Av.... 2- ... Derneği 3- ... 4- ... 5- ... 6- ... 7- ...VEKİLLERİ : Av. ... (Kendi Adına Asaleten Müvekkilleri Adına Vekaleten) Av. ... (Kendi Adına Asaleten Müvekkilleri Adına Vekaleten) 8- ... Tabip OdasıVEKİLİ : Av. ... 9- ... Barosu Başkanlığı (E-Tebligat)VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Değişikliği Bakanlığı (E-Tebligat)VEKİLİ : Av. ... 2- ... Valiliği (E-Tebligat)VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir İli, Aliağa İlçesinde bulunan gemi söküm alanlarına dair davacılar tarafından; Bakanlıkça verilen herhangi bir ÇED Olumlu ya da ÇED Gerekli Değildir kararı ya da ÇED muafiyeti olup olmadığı; herhangi bir ÇED muafiyeti söz konusuysa ilgili muafiyet kararının verildiği tarihte hangi şirketin uhdesinde bu alanda faaliyet yürütüldüğü ile ilgili olarak yapılan bilgi edinme başvurusuna Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazısı ile verilen cevapta gemi söküm tesislerinin Çevresel Etki Değerlendirmesi Kapsam Dışı kararı olduğunun bildirilmesi üzerine İzmir İli, Aliağa İlçesinde bulunan gemi söküm alanlarına dair İzmir Valiliği tarafından verilen ÇED Kapsam Dışı kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlıkta Aliağa gemi söküm alanında bulunan yaklaşık 30'a yakın gemi söküm firması için Aralık/2015 ile Ocak/2016 tarihlerinde ÇED Yönetmeliğinin Geçici 2. maddesi uyarınca ÇED kapsam dışı kararı verildiği, buna göre her bir firma için bu kararın verildiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde dava açılması gerekirken dava açılmadığı ve yaklaşık 9 yıl sonra yapılan bilgi edinme başvurusunun da bu dava açma süresini canlandırmayacağı anlaşıldığından; işlemin tesisinden yaklaşık 9 yıl sonra █████/2025 tarihinde açılan davanın süreaşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından yapılan bilgi edinme başvurusuna tek yanıt verilerek bu tesislere ÇED muafiyeti uygulandığı belirtilen yazının başvurucular vekili Av....’ya 11.12.2024 tarihinde tebliğ edildiği, bu tarihten itibaren dava açma süresi içinde davanın açıldığı, Danıştay kararlarında, davacının davaya konu işlemi öğrenme tarihinin iyi niyet kuralları çerçevesinde, olayın özelliği ve niteliği göz önünde tutulmak suretiyle yargı organınca belirleneceği, idari işlemin usulüne uygun tebliği ve ilgililer tarafından bütün unsurlarıyla öğrenilmesinin, ilgililerin dava açma haklarını kullanmalarını ve açılan davanın da gereği gibi yargı mercileri önüne getirilebilmesini doğrudan etkilediği; bu anlamda, bir idari işlemin iptali istemiyle açılan davada usul ve esas yönünden hukuki denetim yapılabilmesinin; işlemin içeriğinin tebliğe veya duyuruya ilişkin olarak düzenlenen belgede kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça anlaşılabilmesi halinde mümkün olduğuna yer verildiği, davacılar tarafından da ÇED Kapsam Dışı kararının söz konusu başvuru üzerine davalı idare tarafından cevap olarak gönderilen yazı ile öğrenildiği, mahkemeye erişim hakkının engellendiği, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek, dosya tekemmül ettirilmeden, yürütmenin durdurulması istemi hakkında da ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE : Her ne kadar; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin (a) fıkrasında, idari davaların idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı, ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddenin 3/c bendinde dilekçenin ehliyet yönünden inceleneceği, 15. maddenin 1/b bendinde ise bu hususta Kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği düzenlenmiş ise de; davanın süre aşımı yönünden reddine karar verildiği dikkate alındığında; bu kararı temyiz eden davacılardan İzmir Barosu bakımından gerekçenin değiştirilmesi suretiyle verilecek ehliyet yönünden ret kararı; davayı, temyiz eden davacının aleyhine şekilde sonuçlandırmış olacağından, davacılardan İzmir Barosunun davayı açma ehliyeti yönünden ayrıca bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacılara iadesine, 5. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, █████/2025 tarihinde İzmir Barosu dışındaki davacılar yönünden oybirliğiyle, İzmir Barosu yönünden ise oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, 4577 sayılı Kanun'la değişik 2. maddesinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar "iptal davası" olarak tanımlanmış olup, bu davalar idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli araçlardandır. Ancak, yargısal denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması koşuluna ihtiyaç vardır. Her olay ve davada, yargı merciine başvurarak dava açan kişinin menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri de yargı mercilerine bırakılmıştır. İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, yani davacının kişisel menfaatini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir. Aksi halde, kişilerin kendisine etkisi bulunmayan, menfaatlerini ihlal etmeyen idari işlemler hakkında da iptal davası açma hakkı doğar ve bu durum idarenin işleyişini olumsuz etkiler.Aynı Kanun'un, ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddesinin 3. fıkrasında; "Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından: a) Görev ve yetki, b) İdari merci tecavüzü, c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı, f) Husumet, g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları Yönlerinden sırasıyla inceleneceği" hüküm altına alınmış, 15. maddesinin 1/b bendinde ise bu hususta Kanun'a aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun baroların kuruluş ve niteliklerini düzenleyen 76. maddesinin 1. fıkrasında baroların; avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olduğu; Baro Yönetim Kurulu'nun görevlerinin sayıldığı 95. maddesinde ise, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak, hükmüne yer verilmiştir. Baroların hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak konusunda yasal olarak yetkili kılındığı konusunda duraksama bulunmamakla birlikte, baroların hukukun üstünlüğünü savunma görevinin avukatlık mesleğinin geliştirilmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinden, Baronun avukatlık mesleğini ilgilendirmeyen ve avukatların ortak menfaatlerini koruma amacı dışında kalan işlemleri dava konusu etmesi durumunda, bu davaların subjektif ehliyet koşulunun bulunmaması nedeniyle reddedileceği tabiidir. Yapılan açıklama ve yer verilen hukuki düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden; İzmir Barosunun, dava konusu “Çevresel Etki Değerlendirmesi Kapsam Dışı” kararının iptalini istemekte, yukarıda yer verilen kuruluş amacı dikkate alındığında, meşru, kişisel ve güncel bir menfaatinin olmadığı, dolayısıyla menfaat ilişkilerinin bulunmadığı, öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi gereğince, sırasıyla incelenmesi gereken ilk inceleme konularından "ehliyet"in "süre" hususundan önce düzenlendiği göz önünde bulundurulduğunda, davacılardan İzmir Barosu yönünden davanın öncelikle ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, tüm davacılar yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar veren İdare Mahkemesi kararının İzmir Barosu yönünden gerekçesinin değiştirilerek onanması gerektiği görüşü ile Daire kararına katılmıyoruz.