Kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve imar-ihya yoluyla hazine adına kayıtlı taşlık alanın tarla vasfıyla davacı adına tescili talepli tapu iptali ve tescil davasında yargıtay bozması sonrası kısmen kabul kararı.
Özet: Dava, davacının kendisinin ve mirasbırakanlarının yirmi yılı aşkın süredir kesintisiz olarak zilyetlikle tarımsal amaçlı kullanıp imar-ihya ettiği iddiasıyla, başlangıçta tescil harici bırakılıp sonradan Hazine adına kaydedilen taşınmazın tapu kaydının iptali ve adına tescili talebine ilişkindir; mahkeme, önceki bozma kararları doğrultusunda yapılan incelemeler sonucunda, taşınmazın 1975 yılından itibaren tarımsal faaliyetle kullanıldığı ve kesintisiz zilyetliğin dava ile ihdas tarihinden önce tamamlandığı tespit edildiğinden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının gerçekleştiğine hükmederek davanın kısmen kabulüne ve belirlenen bölümün davacı adına tesciline karar vermiştir.
1. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Kadastro sonucu; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan çekişmeli taşınmaz bölümü tescil harici bırakıldıktan sonra ihdasen Hazine adına kayıtlanmış, temyize konu 1 45... parsel sayılı taşınmaz 2013 yılında yapılan toplulaştırma çalışmaları sonucunda 1 45... parsel sayılı taşınmazın ifrazı ile oluşmuştur.
Davacı; irsen intikal, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır.
Davalı Hazine vekili; dava konusu edilen yerin 35 yıldır eklemeli olarak zilyedi bulunduğunu belirttiği köye kadastronun 1969 yılında geldiğini, davacının talebinin tapulamadan önceki sebebe dayandırıldığını, 10 yıllık sürenin geçtiğini öne sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin 25.10.2011 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinim koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 10.475,08 metrekarelik bölümün davacı adına tesciline karar verilmiş, karara karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; yapılan araştırmanın eksik olduğuna, taşınmazla ilgili imar-ihya ve zilyetlik araştırması yapılması gereğine değinilerek karar bozulmuş, Mahkemenin 01.02.2023 tarihli ve █████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararıyla; davacı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuş, Dairenin 26.02.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; bozmaya uyulduğu halde gereklerinin yerine getirilmediği açıklanarak çekişmeli taşınmazla ilgili zilyetlik araştırması yapılması, dava konusu taşınmazın davacıya ne şekilde intikal ettiğinin belirlenmesi, davacı açısından senetsiz araştırması yapılması gereğine değinilerek karar bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; dava konusu edilen ... ilçesi, ... köyü, (eski 722 parsel) 1 45... ve 17 parsel sayılı taşınmazın 1969 yılındaki kadastro çalışmalarında tespit harici taşlık alan olarak belirlenip 05.03.2013 tarihinde idari yoldan ham toprak ve tarla/sulu tarla vasfı ile davalı Hazine adına tescil edildiği, dava konusu taşınmaz üzerindeki taşların davacı ve kök murisi tarafından temizlenip ekilip biçildiği, kök murisin vefatının ardından davacı tarafından tarımsal amaçlı olarak taşınmazın kullanımına devam edildiği, kök murisin sağlığında ya da vefatının ardından mirasçı olan davacı ve iki kız kardeş arasında herhangi bir paylaştırma işleminin yapılmamış olduğu, dava tarihine kadar 20 yılı aşkın zilyetliğin kesintisiz olarak sürdüğü ve bu süre zarfında taşınmazın başkası tarafından da kullanılmamış olduğu, yargılama boyunca düzenlenen bilirkişi raporlarının içeriğinden 1975 yılındaki hava fotoğraflarında dava konusu alanın taşlık olmadığı, sürülü olduğu ve tarımsal faaliyetin başlamış olduğu, 1984 yılındaki hava fotoğraflarında da dava konusu alanın taşlık olmadığı, sürülü olduğu ve tarımsal faaliyetin başlamış olduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla dava tarihi ve ihdas tarihine kadar 20 yıllık sürenin tamamlanmış olduğu; diğer yandan davacı ya da davacının babası ve kardeşleri adına dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... köyü, (eski 722 parsel) 1 45... ve 17 sayılı taşınmazın bulunduğu alanda belgesizden taşınmaz mal tespit veya tescil edilmemiş olduğunun belirlendiği, söz konusu taşınmazın mera vasfında da olmadığının anlaşılması karşısında harita mühendisi ... tarafından düzenlenen 28.04.2025 tarihli krokili raporda, (B) ve (C) harfleri ile gösterilen 6.034,42 metrekarelik taşınmaz parçasının öncesinde tescil harici taşlık olması, davacı tarafından imar-ihya edilerek 20 yılı aşkın süredir kesintisiz olarak tarımsal amaçlı kullanılmış olması ve 20 yılı aşkın kesintisiz zilyetliğin dava tarihi ve ihdas tarihinden önce gerçekleşmiş olması dikkate alındığında, TMK'nın 713/1. ve Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde aranan şartların somut olayda gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 28.04.2025 tarihli krokili raporda, (B) harfi ile gösterilen ve davalı Hazine adına kayıtlı 1 45... parsel sayılı taşınmaza tekabül eden 4.343,95 metrekarelik bölümün davalı Hazine adına bulunan tapu kaydının iptaline, anılan bölümün tarla vasfı ile davacı adına tesciline, raporda, (C) harfi ile gösterilen ve dava dışı şahıslar adına kayıtlı 1 45... parsel sayılı taşınmaza tekabül eden 1.690,47 metrekarelik bölüm yönünden ise davacı tarafın HMK'nın 125/1 maddesi uyarınca seçimlik hakkını kullanmaması nedeniyle pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, dava konusu taşınmazın başlangıçta tescilsiz olup yargılama aşamasında ihdasen Hazine adına tescil edilmiş olması nedeniyle davalı ..., davalı ... Belediye Başkanlığı ve ... Köyü Tüzel Kişiliği hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden; dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığı, daha sonra ihdasen Hazine adına kayıtlandığı ve toplulaştırma işlemleri sırasında ifraz edildiği, davacının, irsen intikal, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak dava açtığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde davacı lehine zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğu gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de bozmaya uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş, yapılan senetsiz araştırmasında bahsi geçen dava dosyaları getirtilip incelenmemiş, Tapu Müdürlüğünden gelen cevabi yazıda davacı adına kayıtlanan taşınmazlar olduğu bildirilmesine rağmen kadastro tutanakları dosya arasında alınmamıştır.
Hâl böyle olunca; Mahkemece öncelikle senetsiz araştırması kapsamında davacının taraf olduğu dava dosyaları getirtilip incelenmeli, Tapu Müdürlüğünden gelen cevabi yazıda davacı adına kayıtlı olduğu söylenen taşınmazlara ait kadastro tutanakları dosya arsına alınmalı, 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesinde öngörülen sınırların aşılıp aşılmadığı kesin olarak belirlenmelidir.
Mahkemece açıklanan hususlar gözetilmeden eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı gibi, kabule göre de dava konusu taşınmazın toplulaştırma işlemi sonucunda oluştuğu gözönünde bulundurularak, toplulaştırma çalışmalarının ve 5403 sayılı Kanun'un amacına uygun olarak dava konusu taşınmazda davacı paydaş kılınmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken ifrazen tapu iptali ve tescile ilişkin hüküm kurulması isabetsizdir.
Davalı Hazine vekilinin açıklanan nedenlerden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere ,11.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!