Danıştayda Bursada bir taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil kararı ile itiraz sürecini zorlaştıran yönetmelik hükmünün mülkiyet hakkına aykırılığı iddiasıyla açılan iptal davası.
Özet: Davacı, Bursadaki taşınmazının kendisine tebliğ edilmeden 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesine ilişkin kararın, bu karara yaptığı itirazın idarece süresinde yapılmadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine verilen cevabın ve özellikle itiraz başvurularında bakanlık döner sermaye işletmesinden belge alma zorunluluğu getirerek mülkiyet hakkını kısıtladığı ve üst makama itiraz hakkını zorlaştırdığı iddia edilen Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Yönetmeliğinin 18. maddesinin 4. fıkrasının iptalini talep ederek, kendi itirazının haricen öğrenme ve posta kayıt tarihlerine göre süresinde olduğunu savunurken, davalı idare ise davanın süresinde açılmadığını ileri sürmektedir.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : █████████
Karar No : █████████
DAVACI : ...
DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU: Davacıya ait Bursa ili, Nilüfer ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesine ilişkin ... tarihli, ... sayılı Bursa Kültür ve Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararının, bu karara yapılan itiraz üzerine idarece verilen █████/2024 tarihli, 4682312 sayılı cevabın ve █████/2012 tarihli, 28269 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu Ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Yönetmeliğinin 18. maddesinin 4. fıkrasının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :Davacının, maliki olduğu Bursa ili, Nilüfer İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin, Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile taşınmazının I. Derece Arkeolojik Sit alanı olarak tescil edildiği, Kurul Kararının kendisine tebliğ edilmediği, taşınmazı satın almak isteyen üçüncü şahsın, imar durumuna dair Nilüfer Belediyesinde yaptığı araştırma sonucu taşınmazın I. Derece Arkeolojik Sit alanı içerisinde kaldığını öğrendiği ve satın almaktan vazgeçmesi üzerine █████/2023 tarihinde bu karardan haberdar olduğu, █████/2023 tarihinde bu karara itiraz ettiği, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğüne verdiği itiraz dilekçesinin ... tarih ve ... sayı ile kaydedildiği, itiraz sürecini başlattıktan sonra tarafında dava konusu olan Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararının tebliğ edildiği, ancak zaten itiraz ettiği için tebliğ edilen karara ayrıca itiraz etmediği (mükerrer itiraz olacağı için), aradan sekiz aydan fazla bir süre geçmesine rağmen Kuruldan cevap alamadığı, başvurusunun akıbetini sorduğunda ise itiraz dilekçesinin Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’na gönderilmediğini öğrendiği, bunun üzerine, █████/2023 tarihinde Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’na dilekçe verdiği ve içeriğinde, ... tarih ve ... sayılı dilekçesinin karara bağlanmasını istediğini belirttiği, bu başvuru üzerine ise, dava konusu olan işlemlerden Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kurullar Daire Başkanlığının ... tarihli, ... sayılı cevabının verildiği ve işbu yazıda özetle, █████/2023 tarihli itiraz başvurusunun Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü evrak kayıt tarihi dikkate alındığında mevzuatta tanımlı süre içerisinde yapılmadığı, Bakanlıkları evrak kayıt tarihinin ise █████/2023 olduğu anlaşıldığından Yüksek Kurul tarafından değerlendirilmesinin mümkün olmadığının belirtildiği, itirazların süresinde yapıldığı, haricen öğrendiği sit kararına ilişkin itiraz dilekçesinin █████/2023 tarihinde kaydedildiği, itiraz dilekçesinin evrak kayıt tarihinin █████/2023 olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğu, dolayısıyla █████/2023’de öğrendiği ve █████/2023 tarihinde postaya verilerek tarafına tebliğ edilen dava konusu koruma bölge Kurulu kararına █████/2023 tarihli itirazının süresinde olduğu, dava konusu edilen Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu Ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Yönetmeliğinin 18. maddesinin 4. fıkrası yönünden ise; maddenin hukuka aykırı olduğu, maddede geçen, ‘’Kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce Koruma Yüksek Kuruluna yapılan itiraz başvuruları, Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğünden alınacak başvuru belgesi, hak sahipliğini gösterir belge ve itiraz dilekçesi ile Genel Müdürlüğe yapılır.’’ hükmüne dayanılarak itiraz dilekçesinin veriliş tarihinin █████/2023 olarak kabul edilmesinin ve süresi içerisinde itiraz edilmediğinden bahisle konunun Yüksek Kurul’da değerlendirilmesini mümkün görmeyerek itiraz başvurusunun reddedildiği, dava konusu işlem ve dayanağı düzenlemenin, mülkiyet hakkının zaman ötesi niteliğe sahip temel Anayasal bir hak ve özgürlük olduğu gerçeğinin görmezden gelen bir anlayışın ürünü olduğu, bu düzenleme ile bir yandan kişinin mülkü üzerinde tasarruf etme hakkına sınırlama getirildiği , diğer yandan da dava konusu idari işlem ve dayanağı olan düzenleme karşısında, mahkemeye başvuru hakkının bir önceki safhası olan üst makama itiraz hakkını zorlaştırıldığı, yaşadığı yerden Bakanlığın bulunduğu Ankara’ya gelmesini gerektirecek, bununla da yetinmeyip Bakanlığın Döner Sermaye İşletmesi’nden başvuru belgesi almak gibi amacı ve kapsamı belirsiz bir zorunluluk getiren bir düzenlemede kamu yararı bulunmadığı ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Usul yönünden, davanın süresinde açılmadığı; davacı tarafından, tescil kararına itiraz süresinin Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla başlayacağının kabul edildiği ,tescil kararının tarafına tebliğ edilmesi gerektiği ileri sürüldüğü ancak 2863 sayılı Kanunun 7. Maddesi uyarınca tek yapı ölçeğindeki tescil kararlarının maliklere tebliği gerektiği, sit ölçeğinde bir tescil kararı olan dava konusu █████/2021 tarihli, 10342 sayılı Bursa Kültür ve Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararının Resmi Gazete’de ilanının yasal bir zorunluluk olduğu ve █████/2022 tarih ve 317777 sayılı Resmi Gazete’de yayın tarihinden itibaren altmış gün içerisinde dava açılması gerektiği, davacının itiraz başvurularının 2023 yılında yapıldığı, bu sebeple davanın süresinde açılmadığı, öte yandan davacının itirazları üzerine konu, Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından değerlendirilerek... tarihli ve ... sayılı kararın alındığı, taşınmazın 1. Derece arkeolojik sit alanından çıkartılmasının uygun bulunmadığı belirtilmiş ve davacı tarafından bu karara karşı Yüksek Kurul’a herhangi bir itirazda bulunulmadığı, dava konusu edilen Yönetmelik yönünden ise; ilgili maddenin işlemlerin yürütülmesine yönelik düzenlemeleri içerdiği, amacına aykırı ve hukuk dışı bir hüküm içermediği, davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki itirazları yönünden ise, söz konusu taşınmaza yönelik davacının mülkiyet hakkının kısıtlanmadığı, taşınmaza yönelik idarelerince tesis edilen işlemlerde hiçbir şekilde el atma söz konusu olmadığı, davacı tarafın sit kararının hukuka aykırı olduğu iddiasına yönelik ise; önceden toprak altında bulunan ve idarelerince bölgede yapılan incelemeler veya diğer kurumlar tarafından kadastro ve imar planı çalışmaları sırasında belirlenemeyen kalıntıların sonradan kaçak kazı ile ortaya çıktığı, söz konusu alanda mezar ve duvar kalıntıları bulunması sebebiyle 1. Derece arkeolojik sit alanı olarak belirlendiği savunulmaktadır
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, davacıya ait Bursa ili, Nilüfer ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesine ilişkin... tarihli, ... sayılı Bursa Kültür ve Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararının, bu karara yapılan itiraz üzerine idarece verilen ... tarihli, ... sayılı cevabın ve █████/2012 tarihli, 28269 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Yönetmeliğinin 18. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, bu sürelerin, idari uyuşmazlıklarda, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği, 8. maddesinde, sürelerin, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı, 10. maddesinde, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri, otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği, ancak bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabileceği, 11. maddesinde de ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanunun 11. maddesine göre itiraza cevap verme süresi otuz gün olduğundan, anılan otuz gün içinde idarece bir cevap verilirse bu cevabın verildiği tarihten itibaren; bu süre içerisinde idarece bir cevap verilmez ise bu sürenin (30 günün) sona erdiği (zımni reddin gerçekleştiği) tarihten itibaren durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam eder. Yine anılan 11. madde uyarınca zımni reddin gerçekleştiği tarihten sonra idarece, itiraz hakkında bir işlem tesis edilmesi durumunda, daha önce zımni retle birlikte işlemeye başlayan dava açma süresinin yeniden başlaması, yani idarece verilen cevabın dava açma süresini canlandırması söz konusu değildir. Kanun'un 11. maddesinin 10. maddesinden ayırt edici özelliklerinden biri olan bu durumda, idarece tesis edilmiş olan, yani var olan bir işlem bulunmakta, ilgili bu işlemin kaldırılması, değiştirilmesi, geri alınması amacıyla itiraz etmekte olup idarece 30 gün içinde itirazın reddedilmesi ya da itirazın zımnen reddedilmesi halinde yeni bir idari işlem tesis edilmiş olmamaktadır. İncelenecek olan işlem, itiraz üzerine kaldırılmayan, değiştirilmeyen veya geri alınmayan ve idarece önceden tesis edilen işlemdir. İstemin zımnen ret edilmesinden sonra idarece, yine istemin reddine yönelik işlem tesis edilmesi de aynı nitelikte olup yeni bir idari işlem değildir. Bu nedenle yeni bir dava açma süresi sağlamaz. Ancak idarece daha önce tesis edilen işlemde bir değişiklik yapılırsa ya da işlem kaldırılır veya geri alınırsa idarece yeni bir işlem tesis edilmiş olacağı açıktır. Kanun'un 10. maddesinde ise idarenin tesis ettiği bir işlem bulunmamakta, ilgililer, idari işlem tesis edilmesi için idareye başvurmaktadırlar. Bu nedenle başvuru üzerine idarece cevap verilmeyerek zımni ret işlemi veya cevap verilerek idari işlem tesis edilebilmektedir. Başvuru nedeniyle bir işlem tesis edildiğinden, bu işlemin tebliği ya da öğrenilmesi üzerine, ilgililerin yasal sürede dava açma hakları doğmaktadır.
Öte yandan idari işlemlerin usule uygun tebliğ edilmesi gerekmekte olup 2577 sayılı Kanun uyarınca bireysel işlemlerin yazılı olarak tebliği gerekirken düzenleyici işlemlerin ilan yoluyla tebliğ edilmesi yeterlidir. Yazılı ve ilan yoluyla tebliğin usulü ise yani usule uygun tebligatın nasıl olacağı, Tebligat Kanununda düzenlenmiştir. Ancak usule aykırı tebligat mutlaka geçersiz değildir. Tebliğ usulüne aykırı yapılmış, ancak muhattabı, tebligatı içeriği ile birlikte öğrenmişse tebligat geçerli hale gelir ve muhattabın öğrendiğini belirttiği tarih tebligat tarihi sayılır. Dolayısıyla öğrenme, tebliğ edilmeyen ya da usule uygun tebliğ edilmeyen işlemler için geçerli olan ve dava açma süresi başlatan bir kavramdır. Düzenleyici işlemlere göre tesis edilen uygulama işlemlerinin de bireysel işlem olduğunda ve bireysel işlemlerin usulüne uygun yazılı tebliğinin yapılmaması halinde işlemi öğrenen ilgilinin belirttiği öğrenme tarihi üzerine dava açabileceğinde kuşku bulunmamaktadır. Bu husus yerleşik Danıştay içtihatlarında da yer almıştır.
Bu bağlamda bir taşınmazın sit alanı olarak ilan edilmesinin ya da sit derecesinin değiştirilmesinin, her bir taşınmaz ve her bir mülkiyet sahibi açısından bireysel işlem niteliğinde olduğu, site ilişkin kararların, Resmi Gazete'de ilan edilmesi üzerine dava açma süresinin başlamayacağı, yazılı tebligat yapılmaması halinde, öğrenme üzerine ilgilinin yasal sürede doğrudan dava açabileceği ya da 11. madde uyarınca site ilişkin karara itiraz edebileceği, bu durumda itiraz tarihinde dava açma süresinin duracağı, 30 gün içinde cevap verilmezse istemin zımnen ret edilmiş sayılacağı, kalan sürede de davanın açılması gerektiği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının, taşınmazının 1. derece arkeolojik sit alanında kaldığını 03.03.2023 tarihinde öğrendiğini beyan ettiği, aynı tarihte idareye bir dilekçe vererek sit kararına ilişkin bilgi istediği, idare tarafından cevap verilmeden 24.03.2023 tarihinde kayda giren dilekçe ile 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca 1. derece arkeolojik sit kararına itiraz ettiği, öte yandan davacının ilk başvurusu nedeniyle, 23.03.2023 tarihli yazı ile taşınmazının... tarihli, ... sayılı Bursa Kültür ve Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı ile 1. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlendiği idare tarafından bildirilmiş ve davacı tarafından daha önce (24.03.2023 tarihli) itiraz dilekçesi verdiğinden yeni bir itiraz dilekçesi verilmemiş ise de davacının, en geç itiraz dilekçesinin tarihi olan 24.03.2024 tarihinde 1. derece doğal sit kararını öğrendiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, 1. derece doğal sit kararının iptali istemiyle 24.03.2023 tarihinde başlayan dava açma süresinin, aynı tarihte 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca yapılan itiraz nedeniyle durduğu, 30 gün içinde bir cevap verilmeyerek istemin zımnen reddi üzerine izleyen gün yeniden dava açma süresinin başladığı, bu durumda en geç 22.06.2023 tarihinde dava açılması gerekmesine rağmen anılan yasal süre geçtikten çok sonra 03.04.2024 tarihinde bu davanın açıldığı görülmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında, 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca yapılan başvuru üzerine tesis edilen ... tarihli, ... sayılı idarenin itiraz ret cevabının ise 26.03.2021 tarihli 1. derece arkeolojik sit alanı kararından ayrı ve tek başına davaya konu olabilecek idari işlem niteliğinde olmadığı ve anılan madde uyarınca istemin zımnen reddedilmesinden sonra verilen bu cevabın dava açma süresini canlandırmayacağı açıktır.
Uyuşmazlığın 19.04.2012 tarihli, 28269 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu Ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Yönetmeliğinin 18. maddesinin 4. fıkrasına ilişkin kısmına gelince:
Düzenleyici işlem olan anılan Yönetmeliğin iptali istemiyle ilanen tebliğ üzerine (Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren) yasal sürede dava açılmamıştır. Anılan düzenleyici işlemin iptali istemiyle uygulama işlemi üzerine yasal sürede dava açılması mümkün olmakla birlikte uyuşmazlıkta, uygulama işlemi olan ... tarihli, ... sayılı Bursa Kültür ve Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararının iptali istemiyle yasal süre içinde dava açılmadığından Yönetmelik maddesinin iptali istemiyle açılan davada bu bakımdan da süre aşımı bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın süre yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Davacıya ait Bursa ili, Nilüfer ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesine ilişkin ... tarihli, ... sayılı Bursa Kültür ve Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararının, bu karara yapılan itiraz üzerine idarece verilen... tarihli, ... sayılı cevabın ve █████/2012 tarihli, 28269 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu Ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Yönetmeliğinin 18. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, bu sürelerin, idari uyuşmazlıklarda, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği, 8. maddesinde, sürelerin, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı, 10. maddesinde, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri, otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği, ancak bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabileceği, 11. maddesinde de ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasında, dilekçelerin, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından: a) Görev ve yetki, b) İdari merci tecavüzü, c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı, f) Husumet, g) 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; altıncı fıkrasında, bu hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde de davanın yasal süresi içinde açılmamış olması durumunda davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
Dava konusu edilen ...tarihli, ......sayılı Bursa Kültür ve Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı ile bu karara yapılan itiraz üzerine Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kurullar Daire Başkanlığınca verilen ... tarihli, ... sayılı cevabi işlem yönünden incelenmesi neticesinde:
Dosyanın incelenmesi neticesinde, davacının, taşınmazının 1. derece arkeolojik sit alanında kaldığını █████/2023 tarihinde öğrendiğini beyan ettiği, aynı tarihte idareye bir dilekçe vererek sit kararına ilişkin bilgi istediği, idare tarafından cevap verilmeden █████/2023 tarihinde kayda giren dilekçe ile 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca 1. derece arkeolojik sit kararına itiraz ettiği, öte yandan davacının ilk başvurusu nedeniyle, █████/2023 tarihli yazı ile taşınmazının ... tarihli, ... sayılı Bursa Kültür ve Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı ile 1. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlendiği idare tarafından bildirilmiş ve davacı tarafından daha önce (█████/2023 tarihli) itiraz dilekçesi verdiğinden yeni bir itiraz dilekçesi verilmediği, bu sebeple davacının, en geç itiraz dilekçesinin tarihi olan █████/2023 tarihinde taşınmaza ilişkin 1. derece doğal sit kararını öğrendiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, 1. derece doğal sit kararının iptali istemiyle █████/2023 tarihinde başlayan dava açma süresinin, aynı tarihte 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca yapılan itiraz nedeniyle durduğu, otuz gün içinde bir cevap verilmeyerek istemin zımnen reddi üzerine izleyen gün yeniden dava açma süresinin başladığı, bu durumda en geç █████/2023 tarihinde dava açılması gerekirken, anılan yasal süre geçtikten çok sonra █████/2024 tarihinde görülen davanın açıldığı, bu durumda, 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca yapılan başvuru üzerine tesis edilen... tarihli, ... sayılı idarenin itiraz ret cevabının ise █████/2021 tarihli 1. derece arkeolojik sit alanı kararından ayrı ve tek başına davaya konu olabilecek idari işlem niteliğinde olmadığı ve anılan madde uyarınca istemin zımnen reddedilmesinden sonra verilen bu cevabın dava açma süresini canlandırmayacağı dikkate alındığında, davanın süre aşımı nedeniyle incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Dava konusu edilen █████/2012 tarihli, 28269 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu Ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Yönetmeliğinin 18. maddesinin 4. fıkrasına ilişkin kısmı yönünden ise:
Dava konusu düzenleyici işlem olan anılan Yönetmeliğin 18. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemiyle, ilanen tebliğ üzerine (Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren) yasal süresi içerisinde dava açılmadığı, anılan düzenleyici işlemin iptali istemiyle uygulama işlemi üzerine yasal sürede dava açılması mümkün olmakla birlikte uyuşmazlıkta, uygulama işlemi olan... tarihli, ... sayılı Bursa Kültür ve Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararının iptali istemiyle yasal süre içinde dava açılmadığından, Yönetmelik maddesinin iptali isteminin de süre aşımı nedeniyle incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN SÜREAŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, █████/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!