Tapusuz taşınmazın zilyetlikle tescili davasında, yirmi yıllık imar ve ihya ile malik sıfatıyla zilyetliğin davacı veya oğluna ait olup olmadığının stereoskopik hava fotoğrafları ve kapsamlı teknik bilirkişi raporlarıyla somut delillerle ispatını talep eden Yargıtay bozma kararları.
Özet: Kadastroda tespit dışı bırakılan bir taşınmazın, dere yatağı vasfından imar ve ihya yoluyla tarım arazisine dönüştürülerek malik sıfatıyla 20 yılı aşkın süredir nizasız zilyetlikle kazanıldığı iddiasıyla tescili talepli davada, önceki bozma kararlarının gerekleri olan yeterli ve farklı tarihli stereoskopik hava fotoğraflarının getirtilip uzman bilirkişilerce incelenmemesi, ziraat bilirkişi kurulundan rapor alınmaması ve en önemlisi taşınmazı davacının kendisi yerine oğlunun kullandığı yönündeki beyanlara rağmen zilyetliğin kime ait olduğunun tereddütsüz belirlenmemesi nedenleriyle yerel mahkemenin kısmen kabul kararı hukuka aykırı bulunmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : █████████ E., ████████ K.Bozma kararı üzerine verilen İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve davalı ... Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:-K A R A R-Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.Davacı vekili; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi sınırlarında bulunan ve kadastroda tespit dışı bırakılan taşınmazın davacı tarafından 30 yılı aşkın süredir nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla kullanıldığını, taşınmazın imar ve ihya edilerek tarım arazisi haline getirildiğini ileri sürerek taşınmazın davacı adına tapuya tescilini talep etmiştir.Davalı ... vekili; dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanılamayacağını ve davacının zilyetlikle iktisap koşullarını ispat edemediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; taşınmazın 1951 yılı kadastrosu sırasında dere yatağı sayılarak tespit dışı bırakıldığı, imar-ihyanın 1980 yılı civarında tamamlandığını belirterek davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile; tespit dışı bırakılan taşınmazların zilyetlikle kazanılabilmesi için dava tarihinden geriye doğru en az 20 yıllık zilyetliğin somut şekilde ortaya konulması ve taşınmazın geçmiş kullanım durumunun belirlenmesi amacıyla 20–25 yıl öncesine ait stereoskopik çift hava fotoğraflarının getirtilmesi ve uzman bilirkişilerce incelenmesi gerektiğini belirterek karar bozulmuştur.Mahkemece ████████ Esas, ████████ Karar sayılı karar ile; bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, 1948 tarihli hava fotoğrafında ... Çayının çakıllık alan olduğu, 1984 tarihli fotoğraflarında ise taşınmazın kısmen tarım arazisi olarak kullanıldığının görüldüğü, davacının 1980’li yıllardan itibaren imar ve ihyayı tamamlayarak taşınmazı kullandığı, zilyetlikle kazanım şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile; Mahkemenin bozma ilamının gereklerini tam olarak yerine getirmediği, özellikle yeterli sayıda ve farklı tarihlere ait stereoskopik hava fotoğraflarının getirtilmediği, üç kişilik ziraat bilirkişi kurulundan rapor alınmadığı, taşınmazın tüm yönlerini gösterir fotoğrafların dosyaya kazandırılmadığı ve kapsamlı bir teknik inceleme yapılmadığı belirtilerek hüküm yeniden bozulmuştur.Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın 1957 kadastrosunda dere yatağı sayılarak tespit dışı bırakıldığı, (A1) ile gösterilen bölümün 1984–1992 yılları arasında tarımsal amaçla kullanıldığı ve davacının bu kısımda 20 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla zilyet olduğu gerekçesiyle (A1) bölümü yönünden davanın kabulüne, diğer bölümler yönünden ise zilyetlikle kazanım şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmiş; 21.03.2025 tarihli ek kararı ile ... Belediye Başkanlığı yönünden temyiz harcını yatırmadığı için temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Öncelikle davalı ... Belediyesine çıkarılan harç tamamlama muhtıralarının da yeterli açıklığı taşımadığı miktarın doğru belirtilmediği, usul ve yasaya uygun bulunmadığı görülmektedir.Bilindiği üzere, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14... . maddeleri ile TMK’nın 713. maddesi uyarınca tespit dışı bırakılan taşınmazların zilyetlikle kazanılabilmesi için, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunmayan yerlerden olması, imar ve ihya edilerek ekonomik amaca uygun şekilde kullanılması ve dava tarihinden geriye doğru en az 20 yıl süreyle kesintisiz malik sıfatıyla zilyetliğin ispat edilmesi gerekir. 20 yıllık süre imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren hesaplanır. Maddi olgu olan imar - ihya ve zilyetlik her türlü delil ile kanıtlanabilir. Her somut olayın özelliğine göre yerel bilirkişi, tanık beyanları, teknik bilirkişi raporları gibi deliller imar ve ihyanın ve zilyetliğin kanıtlanmasında kullanılabilir. Öte yandan mahkeme kararlarının infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde açık, kesin ve denetlenebilir olması HMK'nın 297/2. maddesi gereğidir.Somut olaya gelince; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazın davacı tarafından değil, davacının oğlu ... tarafından kullanıldığı yönünde beyanlar bulunduğu halde bu husus yeterince araştırılıp tartışılmamış, zilyetliğin kime ait olduğu tereddütsüz biçimde belirlenmemiştir. Ayrıca, hükümde taşınmazın bir bölümünün Hazine adına tesciline ilişkin açık ve infaz kabiliyeti bulunan olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir. Hal böyle olunca; Mahkemece taşınmaz üzerindeki fiili zilyetliğin kime ait olduğunun kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, davacının şahsen zilyet olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, bu hususta mahalli bilirkişiler ve tanıkların beyanlarının detaylı olarak yeniden alınması, dava konusu taşınmazın tamamı yönünden Hazine lehine veya aleyhine açık bir hüküm kurulması ve hükmün HMK'nın 297/2. maddesine uygun şekilde açık ve infazda tereddüt oluşturmayacak biçimde düzenlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir. Açıklanan nedenlerden ötürü;İlk Derece Mahkemesince 21.03.2025 tarihinde verilen EK KARARIN KALDIRILMASINA, Davalı ... vekili ve davalı ... Belediye Başkanlığı vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Temyiz eden davalı ... harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalı ... Belediye Başkanlığına iadesine, Dosyanın Bismil 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.