İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında, trafik kazası mağdurunun maddi ve manevi kayıplarına ilişkin taleplerine karşılık davalıların kusur ve sorumluluk itirazları.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının geçiş üstünlüğüne uymayan, aşırı hızlı ve alkollü davalı sürücünün sebep olduğu trafik kazası sonucu uğradığı maddi (gelir kaybı, kira masrafı) ve manevi zararların tazmini için açtığı bir davayı özetlemektedir; davacı, kaza nedeniyle geçici iş göremezlik, imamlık belgesiyle atandığı görevde maaş kaybı ve ev taşıyamama gibi mağduriyetler yaşadığını belirterek toplamda 26.325,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat talep ederken, davalı sigorta şirketi sorumluluğunun poliçe limitleri ve kapsamı ile sınırlı olduğunu, manevi tazminatın kendilerinden talep edilemeyeceğini ve sürücünün kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemekte, diğer davalı sürücü vekili ise kaza tespit tutanağındaki eksikliklere ve müvekkilinin kusur oranına itiraz edip zararın davacının kendi kusurundan kaynaklandığını ileri sürmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2018KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı----idaresindeki ----- plakalı araçla, geçiş üstünlüğü kuralına uymaması aşırı hız ve aşırı alkollü olması nedeniyle müvekkilinin sevk ve idaresindeki ----- plakalı aracına çarparak trafik kazasına neden olduğunu, oluşan kazaya ilişkin olarak---. Asliye Ceza Mahkemesinin ----dosyası ile dava açıldığını ve neticelendiğini, kaza nedeni ile müvekkiline geçici rapor verildiğini, tedavinin halen neticelenmediğini, müvekkilinin kaza öncesinde imamlık belgesi ile ------ göreve atandığını, ancak kaza nedeni ile yaptığı sözleşme gereği maaş alamadığını, aylık 3.255,00TL'lik maaşının 1.500,00TL'sinin SGK. tarafından karşılandığını ve bakiye 1.755,00TL aylık gelir kaybına uğradığını, müvekkilinin kaza nedeni ile evini taşıması gerekirken taşıyamadığını, halen kira ödediğini toplam 7.020,00TL ödeme yaptığını, tedavisi devam eden müvekkilinin şimdilik geçici iş göremezlik raporu bulunmadığını, toplam 19.305,00TL maaş 7.020,00TL kira ödemesi ile maddi kayba uğradığını iddia ile fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 26.325,00TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 50.000,00TL manevi tazminatın olay tarihi itibarı ile yasal faize karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davalı ---- vekilinin cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin ----- Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, dava konusu, sürücü sevk ve idaresindeki ----- plakalı araç için müvekkili şirketçe █████/2017-█████/2018 tarihleri arasında Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi düzenlendiğini, müvekkili şirketin sorumluluğu, poliçe üzerinde yazılı teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, poliçe üzerinde ölüm/sakatlık halleri için kişi başına teminat limiti ile azami 330.000,00TL olarak sınırlandırıldığını, bu miktar maksimum talep edilebilecek miktar olduğunu, müvekkili şirketin asıl sorumluluğu gerçek zarar üzerinden belirleneceğini, manevi tazminat taleplerinin müvekkili şirketten taep edilmesinin mümkün olmadığını, sigorta şirketinin sigortalısının kusuru oranında gerçek hasarı ödemekle yükümlü olduğunu, dava konusu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunup bulunmadığının ve kusur oranının belirlenmesi önem taşıdığını, kaza tespit tutanağından anlaşılacağı üzere sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulanmadığını, davacının ev kira masraflarının müvekkili şirketten talep ettiğini ancak böyle bir durumun poliçe şartlarında mevcut olmadığını, kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsüne yüklenen kusura da itiraz ettiklerini, tazminat yönünden, faiz yönünden itirazlarının bulunduğunu belirterek, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, öncelikle genel şartlara uygun olarak tüm hasar evrakları ile birlikte usulüne uygun şekilde hasar başvurusu yapılması gerektiğini, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermemesi nedeni ile dava masraflarından, faizden ve tüm ferilerden sorumluluğunun ve temerrütünün bulunmadığının tespitine, sigortalı araç sürücüsünün aracın karıştığı kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığından reddine, mahkeme aksi kanaatte ise kusurunun bulunup bulunmadığının, bulunuyor ise oranının tespitine, kabul anlamına gelmemekle birlikte sigortalı araç sürücüsünün aracın karıştığı kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunup bulunmadığının ve bulunuyor ise oranın tespitine, hesaplamanın TRH formülü ile yapılmasını, sağlık ve bakıcı/tedavi giderleri yönünden müvekkili şirketin sorumluluğu olmadığından bu husustaki davacı talebinin reddine, geçici iş göremezlik tazminatı müvekkili şirketin sorumluluğundan olmadığında bu husustaki davacı talebinin reddine, kira alacağı taleplerinin reddine, müvekkili şirketin temerrütü bulunmadığından faizin yasal faiz oranında ve dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunduğu anlaşılmıştır.Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle; olay yerinde kaza tespit tutanağı tutulduğunu ancak iş bu tutanak alaya ilişkin bilgiler eksik olacak şekilde usule ve yasaya aykırı biçimde düzenlendiğini, kusura itiraz ettiklerini, taraflar arasındaki taksirle yaralama konulu ---- Asiye Ceza Mahkemesinin-----dosyası ile yargılama yapıldığını, müvekkilinin iş bu kaza ile direk illiyet bağı kurulabilecek bir kusurunun olmadığını, davacının yaralanmasında kendi asli kurusu sebep olduğunu, iş bu ceza dosyasında müvekkili aleyhine verilen hükmün Yargıtay --- C.D. █████/2017 tarih ----- sayılı ilamı ile benzer ilamlara ve usule, yasaya aykırı olduğunu, dosyanın istinafta olduğunu, kesinleşmediğini, kazanın oluşumunda salt olarak müvekkilinin alkollü oluşunun sebep olmadığını, ceza dosyasında tanık anlatımları ve olayın gelişimi, kazanın münhasıran alkol etkisi ile meydana gelmediğini, davacı ---- asli kusuru ile kazanın meydana geldiğini ve buna bağlı illiyet ile yaralandığını ortaya koyduğunu, davacının ayakta tedavi olduğunu, █████/2018 tarihinden itibaren çalışır raporu verildiğini, davacının kira bedeli isteminde bulunduğu, evde oturmadığını tespit ettiklerini, bahsi geçen adreste davacının yakının ikamet ettiğini, zira bu yere ilişkin mübrez kira kontratı olmadığını, davacının ikamet adresinin ---- olarak göründüğünü, manevi tazminat talebinin yüksek olduğunu, müvekkilini ezmek ve madden çökertmek anlamına gelecek meblağlarda tazminat isteminin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, davanın dilekçesindeki HMK 119/1-g maddesi eksikliği gereğince usulden reddine, aksi hasıl olur ise görev itirazlarının kabulüne, hatalı kaza tespit tutanağına itirazlarının kabulü ile keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak kusurun tespitine, davacının haksız ve mesnetsiz tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle; trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Dosyanın incelenmesinde; davanın ilk olarak açıldığı ---- Asliye Hukuk Mahkemesi'nin █████/2020 tarih -----. sayılı dosyası ile verilen görevsizlik kararı üzerine mahkememize tevzi edilmiş, mahkememizin ----- Esasına kaydedilmiş, yapılan yargılama sonunda ----Sayılı █████/2022 tarihli karar ile "Davacının maddi ve manevi tazminat davasının dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE" karar verilmiş, işbu karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş yapılan istinaf incelemesi sonunda,--- Bölge Adliye Mahkemesi --- Hukuk Dairesinin --- Es.----- █████/2022 sayılı karar ile "Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, davacı vekili tarafından HMK'nin 120'nci maddesinde öngörülen gider avansının davanın başında yatırıldığı gözetildiğinde, 28/9/2021 tarihli duruşmada verilen ara kararına konu "gider avansının", delil avansı niteliğini taşıdığının kabulü gerekmektedir. Bu nedenle eldeki davada hukuki sorun, delil avansının yatırılmamasının sonuçlarına bağlı olarak çözülmesi gerekecektir. İlk derece mahkemesinin 28/9/2021 tarihli duruşmada verdiği kesin sürenin dosya içeriğine uygun olduğundan söz etme olanağı bulunmamaktadır. Çünkü ara kararında, delil avansı olarak kabulü gereken ücretin yatırılmaması durumunda mevcut delillere göre karar verileceği belirtilmemiş, 385,00 TL'nin yatırılmasına ilişkin ara kararında da 100,00 TL ücretin ne için yatırılması gerektiği açıklanmamıştır. Başka bir anlatımla mahkemece verilen kesin süreye ilişkin ara kararında, kesin süre içinde delil avansının yatırılmaması halinde hangi delilden kanıttan vazgeçilmiş sayılacağı konusunda uyarıda bulunulmamış, mevcut delillerle yetinilerek karar verileceği açıklanmamıştır. Bu nedenle yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek, delil avansının hangi delil için yatırılması gerektiği, yatırılmaması durumunda sonuçlarının ne olacağı ve mevcut delillere göre karar verileceği duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklanıp bu konuda uyarıda bulunularak davacıya kesin süre verilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davanın usulden reddine hükmolunması doğru olmamıştır." gerekçesi ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.İstinaf kararı üzerine yeniden yargılama yapılmak üzere dosya mahkememizin ---- Esasına kaydedilmiştir. Sigorta Poliçesinin incelenmesinde; ---- plakalı aracın █████/2021 kaza tarihini kapsar şekilde █████/2017- █████/2018 tarihleri arasında, ---- no'lu poliçe numaralı ZMMS ile, davalı ---- tarafından altında olduğu ve söz konusu poliçe kapsamında vefat/maluliyet tazminatı için teminat limitinin 330.000,00 TL olduğu görülmüştür. ---- Güvenlik Merkezinin █████/2021 tarihli müzekkere cevabında; ilgide kayıtlı yazılarınıza istinaden Mahkemenizde davacı ----- dava konusu kazaya istinaden ilgili kişiye gelir bağlanmamış olup, aylık ödeme bulunmamaktadır şeklinde yanıt verildiği görülmüştür. Dosya maluliyet oranının tespiti için --- Adli Tıp Anabilim Dalı Kliniğine gönderilmiş, düzenlenen raporda "Sağ diz hareket kısıtlılığı için, Alt Ekstremiteye ait sorunlarda engellilik oranları tablo 3.9'a göre diz fleksiyon 90 derece olmasına bağlı 10, tablo 3.3'e göre 1 cm alt ekstremite kısalığına bağlı 65, Balthazard formülüne göre hesaplandığında 415 alt ekstremite özürlülüğü olduğu, tablo 3.2'ye göre kişinin tüm vücut sürekli özürlülük oranının %8 (yüzde sekiz) olduğu, tibia plato kırığının ameliyat sonrası tıbbi iyileşme süresi ve bu ameliyattan 6 ay sonra yapılan tibia plato kırığı için destek kemik alınan illiak kemikte inflamasyon nedeniyle yapılan ikinci ameliyattında tıbbi iyileşme süresi dikkate alındığında 8 (sekiz) ay süre ile geçici iş göremezliğinin olduğu, iyileşme dönemi içerisinde 2 (iki) ay tam gün bakıcı ihtiyacı olduğu, başka birinin sürekli olarak bakımına muhtaç olmadığı kanaatini varıldığı bildirilmiştir.Dosya kusur raporu için Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulu raporunda; kazanın meydana gelmesinde davalı ---- %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu, Davacı ---- kusursuz olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Belirlenen uyuşmazlık noktalarının teknik değerlendirme gerektirmesi sebebiyle dosya trafik konusunda uzman bilirkişi --- ile aktüer bilirkişisi --- tevdi edilmiş, anılan bilirkişi heyeti tarafından sunulan █████/2025 tarihli rapor ile aktüer bilirkişiden alınan █████/2026 tarihli ek rapor içeriği denetime elverişli görülerek hükme esas alınmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; █████/2017 tarihinde davalıların sürücüsü ve sigortacısı olduğu --- plakalı araç ile davacının sevk ve idaresindeki --- plakalı aracın çarpışması sonucu davacının yaralandığı, söz konusu kazadaki yaralanma ve çalışılamama nedeniyle maaşını eksik aldığı, tayini çıkmış olmasına rağmen yaralanması nedeniyle evini taşıyamadığını, kira ödemeye devam etmek zorunda kaldığını iddia ettiğini, buna göre davaya konu kazadaki kusur durumu, oluşan zararlardan davalıların sorumlu olup olmadığı, davacının manevi tazminat isteminin yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.Davalı ----. vekili mahkememize verdiği █████/2024 tarihli dilekçesinde; davacı ----- █████/2018 tarihinde yani işbu dava derdest durumda iken davalı müvekkil sigorta şirketini 40.069,00-TL ödeme sonucu tüm tazminat taleplerinden feragat ederek ibraname düzenlendiğini belirterek tarafların sulh olmaları nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Tüm dosya kapsamına göre; █████/2017 tarihinde davalı malik ve yanı zamanda sürücü ---- KTK m.48 hükmünce hususi otomobil sürücüleri için izin verilen 0.50 promil ve yine bireysel farklılıkların ortadan kalkıp güvenli sürüş yeteneklerinin ortadan kalktığı kabul edilen 1,00 promil alkol düzeyinin (') dahi çok üzerinde 1.62 promil alkol düzeyinde yasaklı olmasına rağmen sevk ve idaresinde bulunan diğer davalıya trafik sigortalı--- plakalı otomobili ile -- caddesinden geldiği kavşakta istikametine ve kendisine hitap eden kırmızı fasılalı trafik ışığı ve DUR trafik işaret levhasının bulunduğu yolun tali yol olduğunu ifade ederek kavşağa bağlanan diğer kollardan yaklaşan araçlara geçiş önceliği hakkı verilmesi gerektirdiğini dikkate alarak kavşağa girmeden önce durup kavşak ortak alanının ve diğer kollarını kontrol etmesi ve kavşak diğer kolu olan --- caddesinin sağ istikametinden gelip kavşağa kendisinden önce girmiş olan davacının otomobiline geçiş önceliği hakkını verip geçmesini bekledikten sonra kavşağa girmesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyip aksine davranarak; ceza mahkemesi huzurundaki █████/2017 tarihli duruşma tutanağına geçen alkollü içki kullandığı, aracında bulunan arkadaşları ile seyir halinde iken kavşağa girdiği, diğer aracı görmediği, arkadaşının kendisini uyardığı ancak çarpmayı engelleyemediği, diğer aracı görememiş olduğu, geçiş önceliği hakkının diğer araçta olduğu, diğer aracın hızının yüksek olduğu "frene bassa idi kazayı önleyebileceği” şeklindeki kendi anlatımlarından anlaşıldığı üzere kavşağa davacının aracının geldiği ve baksa görebileceği şekilde görüşe bir engelin olmadığı diğer kolları kontrol etmeden girmiş ve bu davranışının eseri olarak geçiş önceliği hakkını vermediği davacının aracının sol yan kısımlarına çarparak aracın seyir dengesinin bozulup duvara çarpmasına neden olarak tedbirsiz ve dikkatsiz davranışları ile KTK m.47/c ve KTK m.57/a ile KTK m.84/h hükümlerinde yazan kuralları ihlal ettiği ve bu eylemleri ile kazanın meydana gelmesinde tam ve asli kusurlu olduğu, kazanın meydana gelmesinde davacıya yüklenecek bir kusurun bulunmadığı ancak kaza tespit tutanağında davacının kaza esnasında emniyet kemeri taktığına dair bir tespitin bulunmaması ve davacı uhdesinde meydana gelen yaralanma dikkate alındığında emniyet kemeri takmamasına dayalı meydana gelebilecek bir zararın oluştuğu anlaşılmakla zararın meydana gelmesinde müterafik kusurunun bulunduğu kanaatine varıldığı, denetime elverişli görülerek hükme esas alınan maluliyet raporunda kaza sebebiyle oluşan yaralanmaya dayalı olarak davacının sürekli maluliyetinin % 8, geçici iş göremezlik süresinin 8 ay olduğu ve bu sürenin 2 aynında başkasının bakımına ihtiyacının bulunduğunun belirtildiği, davada sürekli maluliyet zararı talep edilmediği ve davacının iyileşme dönemi zararı talep edildiği, ayrıca ev kirasından kaynaklı maddi zararın bir yansıma zarar olduğu 8 aylık geçici iş göremezlik zararının 25.274,84 TL olduğu, davacı asil ile davalı sigorta şirketi arasında yargılama devam ederken █████/2018 tarihinde sulh sözleşmesi kurulduğu, davalı sigorta şirketinin 40.069,00 TL davacıya ödeme yaptığı ve davacının, davalı sigorta şirketine yönelttiği davaya konu maddi tazminat isteminden feragat ederek bu talebi yönünden sigorta şirketini ibra ettiği, iş bu feragat ve ibranın söz konusu zarardan müteselsilen sorumlu olan diğer davalının sorumluluğunu da etkilediği, dolayısıyla davacının geçici iş göremezlik zararına ilişkin isteminin sulh sözleşmesi ve yapılan ödeme dikkate alındığında konusuz kaldığı, esas hakkında karar verilemeyeceği, kira bedeli zararı ve eksik ödeme sebebiyle uğradığı zararın ise poliçe kapsamında olmadığı, sigorta şirketinden talep edilemeyeceği, yansıma zarar niteliğindeki bu zararların ise toplanan deliller kapsamında kesik ödeme alındığının ispat edilememesi ve kira bedeli ödemesinin zaten yapılacağı kaza nedeniyle ayrıca bir kira sözleşmesi yaptığı hususunun da ispat edilememesi sebebiyle reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.Bunun yanında kaza sebebiyle yaşanan yaralanmanın davacı uhdesinde oluşturduğu üzüntü ve elem TBK m.56/I hükmünce değerlendirilmiş, yaşanan olayın asla bir maddi karşılığının olmaması ve ayrıca manevi tazminatın da zenginleşme aracı olmayacağına dair ilkeler kapsamında, söz konusu kazanın davacı uhdesinde manevi zarara da sebebiyet verdiği kanaatine varılarak hakkaniyet ilkesi (TMK m.4), tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve olayın oluş şekli ile davacının müterafik kusuru da dikkate alınarak talep edilen tazminatın kısmen kabulüne kısmen reddine karar karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı ---. Aleyhine açılan maddi tazminatın haricen yapılan Sulh sebebiyle konusuz kalmış olduğu anlaşıldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,2-a)Davalı ---- aleyhine açılan maddi tazminat davasının davacı ile davalı sigorta şirketi arasında yapılan Sulh sözleşmesi de dikkate alınarak geçici iş göremezlik zararına ilişkin talebin konusuz kalmış olması sebebiyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,b)Davalı ----- aleyhine açılan yansıma zararının tazminine ilişkin maddi tazminat davasının REDDİNE,3-Davalı ----- aleyhine açılan manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile, 30.000,00 TL manevi tazminatın █████/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte anılan davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,4-Alınması gereken 2.049,30 TL karar ve ilam harcından peşin ödenen 1.303,44 TL harcın mahsubu ile bakiye 745,86 TL harcın davalılar ----- tahsili ile hazineye irad kaydına,5-Davacı tarafça yapılmış, 35,90 TL başvurma harcı, 1.303,44 TL peşin harç olarak toplam 1.339,34 TL harç giderinin davalılardan müteselilen tahsili ile davacıya verilmesine,6-Davacı tarafça yapılmış, tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücreti olarak 15.000,00 TL yargılama giderinden kabul edilen kısma isabet eden 11.070,00 TL'sinin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,7-Davalı ----- tarafından yapılmış 12.383,10 TL yargılama giderinden red edilen kısma isabet eden 3.219,60 TL'sinin davacıdan alınarak davalı ---- verilmesine,8-Davalı ---- tarafından yapılmış yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,9-Maddi tazminat davası yönünden sulh sözleşmesinde feragat edildiği anlaşılan vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 10-Manevi tazminat davasının kabul edilen miktar yönünden avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı----- alınarak davacıya verilmesine,11-Manevi tazminat davalarının reddedilen miktarları yönünden Anayasa Mahkemesi'nin █████/2024 tarihli ----sayılı kararı uyarınca davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 12-Taraflarca yatırılmış gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.