8. Ceza Dairesi, uyuşturucu madde ticareti suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerine karşı yapılan temyiz başvurularını, delil değerlendirmesi ve cezanın ölçülülüğü iddialarına rağmen esastan reddederek onamıştır.
Özet: Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan yargılanan sanıklar hakkında ilk derece mahkemesince verilen hapis ve adli para cezaları ile bir sanığın beraat kararına karşı yapılan istinaf başvurularının esastan reddedilmesi sonrası temyiz süreci incelenmiştir. Sanık müdafileri, müvekkillerinin suça konu maddeyi bilmedikleri, delil değerlendirmesinde hatalar yapıldığı, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığı ve cezanın orantısız olduğu gibi çeşitli itirazlar öne sürmüştür. Yüksek Mahkeme, yargılama süreçlerinin usul ve kanuna uygun olduğunu, eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin somut delillerle (parmak izi, kamera kayıtları vb.) sabit olduğunu, mahkumiyet kararlarının kesin verilere dayandığını ve temel cezanın belirlenmesinde bir eksiklik bulunmadığını tespit ederek temyiz itirazlarını reddetmiştir.
8. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : █████████ E., ████████ K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanıklar ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, ... yönünden beraat kararı verilmiş olması nedeniyle temyiz isteminin duruşmalı olarak yapılamayacağı ve diğer sanık ... yönünden 5271 sayılı kanun 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
Diyarbakır 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.10.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar ... ve ...'ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/5, 62, 52/2, 52/4 ve 53. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis ve 30.000,00 TL adli para cezası ile; diğer sanık ...'in de aynı suçtan 5237 sayılı Kanun'un 188/3, 188/5, 58, 52/2, 52/4 ve 53. maddeleri uyarınca 18 yıl hapis ve 36.000,00 TL adli para cezası cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve sanık ... hakkında ayrıca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, sanık ... hakkında atılı suçu işlediği sabit olmadığından beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 19.01.2024 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükümlere yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri
Sanığın yakalanma anına kadar valiz ve kutu içerisinde ne olduğunu bilmediğine, ... denilen şahısla konuşan kişinin diğer sanık ... olduğuna, sanığın ... ile birlikte otogara gitmesinin zamanlama olarak tamamen tesadüf olduğuna ve olayın meydana geliş örgüsü uyarınca sanığın suça konu maddelerle ilgisinin olmadığının açıkça anlaşıldığına ilişkindir.
2. Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri
Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına, ... lakaplı ...'un ...'a yapacağı uyuşturucu nakli için sanığı kullandığına, sanığın diğer sanık ...'i teşhis etmesinden sonra bu kişiye ait parmak izinin tespit edildiğine, ... hakkında beraat kararı verilmesinin hatalı olduğuna, sanığın diğer sanıklar ... ve ...'un suçlarını ortaya çıkarması nedeniyle hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine, sanık hakkında yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, yargılama boyunca mahkeme heyetinin sıkça değişmesi nedeniyle etkin bir yargılama yapılamadığına ilişkindir.
3. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri
Soyut beyan dışında yeterli delil bulunmadığına ve verilen cezanın ölçülülük ilkesi ile bağdaşmadığına ilişkindir.
4. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri
Sanık lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
A. Sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümler yönünden yapılan incelemede,
Dava dosyası kapsamına göre, ele geçirilen suça konu uyuşturucunun sanıklar tarafından ...'a sevk edilmek amacıyla Diyarbakır otogarına getirildiği iddiasına ilişkin olarak;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, eksik inceleme bulunmadığı, gerekçe ve ele geçirilen madde miktarı uyarınca sanıklar hakkında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılmasının usul ve kanuna uygun olduğu, sanık ...'in soruşturma aşamasında suça konu uyuşturucunun bir kısmının bulunduğu kutu üzerinden parmak izinin tespit edilmesi ile hakkında yakalama kararı bulunan sanığın 05.07.2022'de yakalanarak mahkemece savunmasının alındığı ve teşhise elverişli fotoğrafları çekilen sanığın da otogar kamera görüntüleri uyarınca suç saatinde olay yerinde olduğuna dair bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde sanık ...'ın beyanları olmasa da sanık hakkında mahkumiyet kararı verilebilmesi mümkün görüldüğünden sanık ... hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasının yerinde olduğu anlaşılmakla; olay tutanağı, otogara ait kamera görüntülerinin çözümüne ilişkin bilirkişi raporu, sanıklar ... ile ...'in içerisinde ne olduğunu bilmediklerini savundukları kutu ve valizi ilk otobüsle gönderememelerine karşın eylemlerine ısrarla devam ederek kutu ve valizi gönderebilmek amacıyla ikinci bir otobüs ayarlamaya çalışmaları, suça konu uyuşturucuların içerisinde bulunduğu İstikbal ibareli kutu parçaları üzerinde sanıklar ... ve ...'in parmak izlerinin tespiti ile sanık ...'in (4) nolu celsede alınan savunmasında "....ben ticari taksiye el kaldırdığımda durdu, bu takside iki kişi vardı, ancak bu iki kişinin havanın karanlık olması nedeniyle diğer sanıklar olup olmadığını bilmiyorum, takside arka koltukta bir iki kutu vardı, bunu hatırlıyorum, ben de otogardan ... a gidecektim, tesadüfen bu kişiler ile karşılaşmış olabiliriz ...." şeklindeki diğer sanıklarla aynı araç içerisinde otogara geldiklerine dair dolaylı savunması birlikte değerlendirildiğinde sanıkların suça konu uyuşturucuyu atılı suç kapsamında ...'a sevk etmek üzere bulundurduklarına dair kabulde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık ... hakkında kurulan beraat hükmü nedeniyle talep olunan vekalet ücreti yönünden
Dava dosyası kapsamına göre, hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan kamu davası açılan sanık için 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 150/3. maddesi gereğince müdafii görevlendirildiği, yargılama sonunda beraat eden sanık lehine hatalı bir şekilde vekalet ücretine hükmedilmediği iddiasına ilişkin olarak,
1. 5271 sayılı Kanun'un "Yargılama giderleri" başlıklı 324/1. maddesinde harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemelerin yargılama gideri olduğu belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 327/2. maddesinde, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderlerin Devlet Hazinesince üstlenileceği düzenlenmiştir.
2. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 168. maddesinde ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) ne şekilde hazırlanacağı düzenlenmiş olup söz konusu maddeyle Türkiye Barolar Birliği'ne (TBB) serbest avukatlık faaliyetleri kapsamında, yani vekalet sözleşmesine dayalı olarak yapılan hukuki yardımlarda uygulanacak asgari ücret tarifesini belirleme yetkisi verilmiştir. Bahsedilen madde gereğince her yıl TBB tarafından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hazırlanmaktadır.
3. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 13/1. maddesinde ise, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile, "avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak", TBB'nin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücretin, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödeneceği ve bu ücretin, yargılama giderlerinden sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un 13/2. maddesinde de bu madde uyarınca yapılacak ödeme ve ve uygulamaya ilişkin usûl ve esasların ise TBB'nin görüşü de alınmak suretiyle "Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle" belirleneceği belirtilmiş olup bu hükme istinaden Adalet Bakanlığı tarafından "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik" (Yönetmelik) hazırlanmıştır. Bahsedilen Kanun ve Yönetmelik doğrultusunda da Ceza Muhakemesi
Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafiiye ve vekile ödenecek ücrete ilişkin olarak TBB'nin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücrete ilişkin olarak Adalet Bakanlığınca "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife" (Tarife) hazırlanmakta ve söz konusu Tarife her sene başında Resmi Gazetede yayımlanmaktadır.
4. Söz edilen kurallar ve ilkeler çerçevesinde Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafilerin ve vekillerin ücretlerinin, 5320 sayılı Kanun'un 13. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan Yönetmeliğin 9. maddesi uyarınca "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrık olarak", TBB'nin görüşü alınarak, Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte belirlenecek bir tarife ile ödeneceği açıkça hükme bağlamıştır. 5271 sayılı Kanun ya da ilgili diğer mevzuatta Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafii veya vekil ücretlerine ilişkin TBB'ye düzenleme yapabilme yetkisi verildiğine dair açık bir hüküm yer almadığından TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafii ve vekillere uygulanma imkanı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu hükümler ve ilkeler uyarınca, 1136 sayılı Kanun'un 168. maddesine dayanılarak TBB tarafından çıkarılan ve bir düzenleyici işlem olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. ve 14/4. maddeleri ile getirilen düzenlemeler ile Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafii ve vekil ücretlerinin belirlenemeyeceğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
5. Kısacası; Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafilerin ve vekillerin ücretleri, 5320 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile Yönetmeliğin 8. ve 9. maddelerinde gösterildiği şekilde Adalet Bakanlığınca çıkarılan ayrık bir Tarife ile belirlenmektedir. 5271 sayılı Kanun ya da ilgili diğer mevzuatta aksi yönde bir hüküm de bulunmadığından Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafilerin ve vekillerin ücretleri TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin kapsamında yer almamaktadır. Bu bağlamda; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/1. ve 14/4. maddeleriyle getirilen düzenlemenin de zorunlu müdafii ve vekiller yönünden uygulama alanı bulunmadığı değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin ilgili hükümlerinin Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafilerin ve vekillerin ücretlerinin belirlenmesine ilişkin olarak uygulanamayacağı; Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafilerin ve vekillerin ücretlerinin belirtilen mevzuat çerçevesinde "Adalet Bakanlığınca çıkarılan ayrık bir Tarife ile belirlenebileceği" kabul edilmelidir.
6. Yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında, temyiz incelemesine konu dava dosyası incelendiğinde sanık yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince gösterilen maktu vekalet ücretine hükmedilebilmesi için kendisinin vekaletname ile atadığı bir vekille temsili gereklidir. Bir diğer ifadeyle, kanun koyucunun zorunlu müdafii ve vekillere ödenecek ücretler bakımından TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dışında "tamamen ayrı bir tarifeyle farklı bir sistem belirlediği" aşikardır. Kısacası, zorunlu müdafii ve vekillere ödenecek ücretler Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan ayrık bir tarifeye göre ödenecektir. TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin zorunlu müdafii ve vekillere de uygulanabileceğine dair hiçbir norm bulunmaması ve dava dosyası içerisinde bulunan belgelere göre müdafiinin baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii olduğunun anlaşılması karşısında, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin temyiz talebinin reddine karar verilmiş, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 19.01.2024 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanıklar ... ve ... hakkındaki salıverilme taleplerinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Diyarbakır 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2026 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!