Vekaletnamenin kötüye kullanılmasıyla taşınmaz satışı ve villa yapımı taahhüdünün yerine getirilmemesinden kaynaklanan alacak davasında rayiç değer tespiti eksikliği nedeniyle istinaf kararı.
Özet: Davacı, vekaletnameyle davalının sattığı dairesine karşılık vaat edilen villanın teslim edilmemesi ve davalının vekillik görevini kötüye kullanması iddiasıyla alacak ve manevi tazminat davası açmış; ilk derece mahkemesi davalının sadakat borcuna aykırı davrandığına hükmederek maddi tazminata karar vermiş, ancak bölge adliye mahkemesi, davalıya ait vekalet görevinin kötüye kullanılmasıyla satılan taşınmazın rayiç bedelinin ödenmesi gerektiği kabulünü onaylarken, rayiç bedelin tespiti noktasında bilirkişi incelemesi yapılmaması ve bedelin keşif tarihindeki değil, dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararını usul yönünden hatalı bulmuştur.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalıya ait villanın alımına ilişkin aralarında 10.05.2010 tarihli sözleşme imzaladıklarını, sözleşmeye göre davacının o tarihte maliki olduğu ... İlçesi ... Mahallesi 1 33... parselde kain dairesi karşılığında davalının anlaşma sonrası inşa edeceği iki adet villadan birinin müvekkile devrinin kararlaştırıldığını, ancak yapılan anlaşmanın hukuken geçerli olmadığını, müvekkilinin anlaşma öncesinde davalının talebi ile davalıya gayrimenkul alma, inşaat yapma yetkileri içeren bir vekaletname verdiğini, bu vekaletnamede gayrimenkul satış yetkisinin de mevcut olduğunu, davalının müvekkiline ait olan taşınmazı bu vekaletnameyi kullanarak 07.05.2009 tarihinde dava dışı 3. şahıs ve davalının babası olan ...'e devrettiğini, ...'ün de başka bir şahsa devrettiğini, davalının bu satıştan 100.000,00 € gelir elde ettiğini, davalının davacı adına vekil sıfatıyla hareket ederek davacının taşınmazını sattığı halde aralarında imzaladıkları sözleşmeye uymadığını ve müvekkiline vadettiği villayı inşa ve devir etmediğini, müvekkilinin taşınmazını kaybettiğini ve kendisine satış bedeli olarak hiçbir ödeme yapılmadığını, davalının vekillik görev ve yetkisini kötüye kullanarak müvekkilini zarara uğrattığını belirterek, belirsiz alacak davası olarak şimdilik 91.000,00 TL satış bedelinin satış tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte tahsiline, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 10.02.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle 209.000,00 TL olarak talebini artırarak 300.000,00 TL’ye çıkarttığını ve ıslahla artırılan tutara ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili süresinden sonra verdiği cevap dilekçesiyle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, taraflar 2009 yılında yaptıkları sözlü anlaşma ile .../... Köyü 1 64... ve 9 numaralı parseldeki arsanın satın alınması ve üzerine iki adet villa yapılması, arsa bedelinin davacıya ait ... Sitesi A blok 9 numaralı dairenin satılması ile karşılanarak, yapılan villalardan elde edilecek karın paylaşılması konusunda anlaştıklarını, anlaşmaya uygun olarak işlemlerin yapılabilmesi için davacı tarafından davalıya noter aracılığıyla yabancılar için taşınmaz alım yetkisini içeren inşaat yapma ve taşınmaz satışı yetkisini veren ve taşınmaz satışı ve ipotek yetkisi veren vekaletname düzenlenerek verilmiş olduğunu, daha sonra sözlü anlaşmanın içeriğine uygun olarak 10.05.2010 tarihli sözleşmenin yapıldığını, sözleşme ve davacının verdiği yetkiye istinaden davacıya ait 9 numaralı dairenin satıldığını, davacının satıştan haberi olduğunu, satış bedelinin resmi senette belirtilen 91.000,00 TL olduğunu, aksine iddiaları kabul etmediklerini, manevi tazminatın yasal şartlarının oluşmadığını, davalı tarafından davaya konu taşınmaz için çekilen ve ödenen kredi borcu ile inşaata başlanılabilmesi için yapılan giderlerin de alacaktan mahsup edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 16.10.2020 tarihli kararıyla; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu gereği sadakat ve özen borcuna uygun davrandığını ispat yükümlüğünün davalı vekilde olduğu, aradaki ilişki haksız fiilden değil sözleşmeden kaynaklandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddine; 91.000,00 TL'nin dava tarihinden, 209.000,00 TL'nin ıslah tarihi olan 10.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 21.01.2021 tarihli ilamıyla; davalı vekilinin süresinde ileri sürülmeyen zamanaşımı definin yerinde olmadığı, manevi tazminat talebinin yerinde olmadığı ve davalı tarafından davacının taşınmazının rayiç değerinin davacıya ödenmesi gerektiği yönündeki Mahkemenin kabulünün hukuka uygun olmakla birlikte dava konusu taşınmazın rayiç değerinin belirlenmesinde gayrimenkul değerlendirme uzmanı bilirkişinin görüşüne başvurulmamış olmasının ve her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre karara bağlanacağı ilkesi gözetilmeden taşınmazın keşif tarihindeki rayiç değerinin hüküm altına alınmasının isabetli görülmediği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda dava tarihi itibariyle taşınmazın değerinin 265.000,00 TL olduğu gerekçesiyle, 91.000,00 TL'nin dava tarihi olan 18.03.2015 tarihinden, 174.000,00 TL nin ıslah tarihi olan 10.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin önceki hükümde değerlendirildiği ve bu nedenle yapmış olduğu istinaf başvurusunun reddedildiği anlaşılmakla, yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının davacı ile aralarındaki sözleşmeye aykırı davrandığının sabit olmasına, TBK. 124. maddesi gereğince davalı borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağının anlaşılmasına, davacının dava dilekçesindeki talepleri itibariyle dava tarihinde sözleşmeyi feshetmiş sayılmasının gerekmesine, davacının dava tarihi itibariyle taşınmazın rayiç değerini davalıdan isteyebilecek olmasına, usul ve yasaya uygun dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda İlk Derece Mahkemesince işlem yapılarak aynı zamanda gayrimenkul değerlendirme uzmanı olduğu kaldırma kararı sonrasında anlaşılan inşaat bilirkişisinden ek rapor alınarak dava konusu yapılan taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin usulünce belirlenmesine, mal varlığına yönelik sözleşmeye aykırılık şeklindeki davalının eylemlerinin davacının şahsi haklarını ihlal edecek mahiyette bulunmaması sebebiyle kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; yargılama sürecinde ülkede yaşanan enflasyon artışı karşısında dava konusu taşınmazın değerini günümüz koşullarına uyarlanmaksızın doğrudan belirlenen değeri üzerinden karar verilmesinin doğru olmadığını, davalının verilen vekalet görevini kötüye kullanmasının aynı zamanda güveni kötüye kullanma suçunun unsurlarını oluşturduğunu, suç teşkil eden bir haksız fiil bulunduğundan TBK 58 madde hükümleri gereğince davacının kişilik haklarının zedelendiğini, olaydan dolayı psikolojik ızdırap ve elem çeken davacının manevi tazminat isteme hakkının bulunduğunu, vekalet sözleşmesinin mahiyeti gereği vekilin vekil edene karşı sadakat ve özen yükümlülüğü bulunduğundan bu yükümlülüğünün ihlali halinde vekil edenin kişilik haklarının zarar görmesinin kaçınılmaz olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili; davalının yasal süresi içerisinde cevap dilekçesini sunduğunu, zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmesi gerektiğini, davalının verilen vekaletnameye uygun davrandığını, taraflar arasındaki sözleşmenin ortaklık sözleşmesi mahiyetinde olduğunu, davalının vekaletname ve sözleşmeye uygun davrandığını, ispat yükü davacıda olduğu halde sadakat ve özen borcuna aykırı davranıldığının ispatlanılamadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sözleşmeye aykırı davranıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçeye, özellikle davalı tarafça süresinde cevap dilekçesinin sunulmadığı, sözleşme kapsamında davalının edimlerini yerine getirmediği, davalı tarafından vekaleten satılan taşınmazın bedelinin davacı tarafa iadesinin gerekeceği, alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı, taraflarca ileri sürülen temyiz sebepleri ile sınırlı inceleme yapılacağı anlaşılmakla, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!