Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan Üçüncü Kişi Yararına Daire Talebiyle Açılan Tapu İptal ve Tescil Veya Tazminat Davasında Bölge Adliye Mahkemesi Kararı.
Özet: Davacının, geçmişte düşük bedelle devrettiği arsa payı karşılığında ağabeyi olan arsa sahibi ile yüklenici şirket arasındaki inşaat sözleşmesinde adına ayrılan bir dairenin tescilini veya bedelini talep ettiği davada, ilk derece mahkemesi yüklenici şirketi edimini yerine getirdiği gerekçesiyle sorumlu tutmazken, dairenin üçüncü kişiye satılması nedeniyle tescil talebini reddederek, arsa sahibi davalının davacıya daire bedelini ödemesine hükmetmiştir; istinaf mahkemesi ise, üçüncü kişi yararına yapılan sözleşme kapsamında davacının yükleniciden doğrudan ifa talebinde bulunup bulunamayacağı ve sözleşmenin şekil şartları hususlarını incelemektedir.
6. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü :
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılar arasında 04.06.2014 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğunu, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine konu yerin davacı ile davalı ...’a miras yoluyla intikal ettiğini, yaklaşık 35 yıl önce müvekkilinin kendi payını ve yine kendi adına tescilli bir başka 93 m²'lik taşınmazı ...'a devrettiğini, ...’ın taşınmazın değerinden çok daha düşük bir bedel ödediğini, 2014 yılına gelindiğinde devirde bedelin düşük olması sebebiyle yapılacak binadan birinin müvekkile verilmesi hususunda anlaşıldığını, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine “...'a (...’a verilmek üzere) yol kenarından 3. bodrum 1 adet (3 + 1) daire verileceği”nin yazıldığını, yine bu sözleşmeyi destekler mahiyette 17.05.2016 tarihli dairenin müvekkile verildiği belirtilmiş ise de müvekkiline teslim ve tescil yapılmadığını, yüklenici şirketin 3.kişi yararına olan bu edimi müvekkiline ifa etmek zorunda olduğunu, müvekkilinin ağabeyi ... arasında dairenin verileceği hususunda anlaşmanın yazılı olmadığını, ancak müvekkilinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde bu hususun belirtilmesine güvendiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın müvekkili adına tescilini, mümkün olmaması halinde dava tarihi itibariyle tespit edilecek değerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı talebinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin davacının tapudaki payını bedel karşılığında satın aldığını, aralarında iddia edildiği gibi bir sözlü anlaşma olmadığını, kaldı ki sözleşmenin niteliği göz önüne alındığında yazılı delille ispatlaması gerektiğini, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yer alan ibarenin evin bedelsiz olarak davacıya devredileceği anlamına gelmediğini, evin bedelinin müvekkiline ödenmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkiliyle davacı arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığından davanın husumet yokluğu nedeniyle aksi kanaatte zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkilinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca inşaatı bitirerek sözleşmeden kaynaklı edimlerini yerine getirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı arsa sahibi ... ile davalı yüklenici şirket arasında imzalanan 04.06.2014 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin paylaşım başlıklı bölümünde “...'a (...’a verilmek üzere) yol kenarından 3. bodrum 1 adet (3 + 1) daire verileceği”nin düzenlendiği, dava tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, keşif sonrası alınan bilirkişi raporuna göre dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın değerinin 1.526.946,11 TL olarak tespit edildiği, taşınmazın kat irtifakı kurulmasıyla birlikte 05.08.2018 tarihinde davalı yüklenici şirket adına tescil edildiği, 02.01.2020 tarihinde davalı ...'a satış işlemiyle devredildiği, davalı yüklenici şirketin sözleşme uyarınca üzerine düşen devir yükümlülüğünü yerine getirdiği, ancak davalı ...’ın taşınmazı üçüncü kişiye sattığı gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın reddine, dava konusu taşınmaz dava tarihinden önce 3.kişiye satıldığından tapu iptal tescil talebinin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacının alacak talebinin kısmen kabulü ile 1.526.946,11 TL’nin davalı ...’tan faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile TBK’nın 129. maddesinde üçüncü kişi yararına sözleşmesinin tabi olacağı şeklin düzenlenmediği, bununla birlikte tarafların yapmak istedikleri asıl sözleşme için kanun hangi şekli öngörmüşse bunun üçüncü kişi yararına yapılması halinde de aynı şekle uyulması gerektiği, dava konusu sözleşmede kendi adına sözleşme yapan davalı ... sözleşmeye üçüncü kişi olan davacı yararına bir edim yükümlülüğü koydurmasına rağmen, edimin üçüncü kişi olan davacıya ifa edilmesini davalı şirketten istemediği, üçüncü kişi davacının, davalı tarafların amacına veya örf ve adete uygun düştüğü takdirde edimin ifâsını istenebilmesi mümkünse de sözleşmede böyle bir amaç bulunduğu anlaşılamadığı gibi bu hususta örf ve adet bulunduğunun dosyaya yansımadığı, dahası davalı şirketin taşınmazı davalı ...’ye devrederek yerine getirdiğinden TBK'nın 129. maddesine göre sorumluluğu kalmadığı, davalı ...’nin ise TBK’nın 129. maddesine göre davacıya bir borcu/yükümlülüğü bulunmadığı, ayrıca davacının, davalı ...’nin bedel düşüklüğünü söz konusu inşaattan bir daire vererek karşılayacağını sözlü olarak taahhüt ettiğine ilişkin iddiasını kesin delille ispatlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir .
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a.Davalının istinaf dilekçesinde ileri sürmediği hususlar incelenerek ve kanunla illiyet bağı kurulmaksızın karar verildiğini,
b.Davalı ... yönünden gerekçesiz olarak TBK’nın 129. maddesine göre davacıya bir borcu/yükümlülüğü bulunmadığı denildiğini, müvekkiline devretmesi gereken daire için yükleniciye gerekli tebliğ ve bildirimleri yapmaksızın tarafına alan davalı ... için iş bu eylemin kendi lehine uygulandığını,
c.Dava konusu taşınmaza ilişkin tasarruf yetkisi davalı şirkette olduğundan edimin ifâsını talep etme hakkı bulunmayan Kani adına tescil sağlayarak borcundan kurtulamayacağını, 17.05.2016 tarihli taraflarca imzası inkâr edilmeyen sözleşmede açıkça “...’a K blok Güneybatı zemin kat verilmiştir” denildiğini, istinaf gerekçesinde davalı ...'nin edimini ifâ etmesini davalı şirketten istemediği belirtilmekte ise de, sözleşmeden 2 yıl sonra edimi ifa ettiğine dair asıl sözleşme taraflarınca yeniden akdedilmiş olduğunu,
d. 35 yıl önce sözlü olarak anlaşma yapıldığına ilişkin beyanın sözleşmenin neden müvekkili lehine yapıldığını açıklamaya yönelik olduğunu, davanın niteliğinin TBK’nın 129. kapsamında üçüncü kişi yararına sözleşmenin ifa edilmemesine bağlı tapu iptal ve alacak davası olup, davalıların, davacı lehine yaptıkları noter sözleşmesini ve 17.05.2016 tarihli sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmediğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca tapu iptal tescil olmazsa tazminat istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!