Danıştay 12. Daire, uzman erbaşın soyut istihbari bilgilere dayalı güvenlik soruşturması nedeniyle sözleşme feshini hukuka aykırı bularak iptal eden kararı onayladı.
Özet: Bir uzman erbaşın, radikal dini gruplarla bağlantılı olduğu yönündeki teyide muhtaç, somut delillerle desteklenmeyen istihbari bilgilere dayanılarak sözleşmesinin feshedilmesi işleminin, hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilerek parasal haklarının iadesine hükmeden ilk derece mahkemesi kararının, bölge idare mahkemesince onanmasının ardından yapılan temyiz başvurusunda, işlemin esas yönünden hukuka ve usule uygun bulunmadığı ve bu nedenle davacının lehine verilen kararın onanması gerektiği değerlendirilmiştir.
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : █████████
Karar No : █████████
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı
[35756-86579-77399] UETS
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN ÖZETİ : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Isparta Terörizmle Mücadele Eğitim ve Tatbikat Merkez Komutanlığında uzman erbaş olarak görev yapmakta iken güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz sonuçlandığından bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemin, yargı kararıyla iptal edilmesi üzerine yeniden atanarak Bitlis ili, 10. Komando Tugay Komutanlığında görevlendirilen davacının, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu hükümleri uyarınca hakkında yeniden yapılan güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde, 2008-2018 yılları arasında radikal dini gruplara müzahir şahıslarla irtibatlı/iltisaklı olduğu ve çatışma bölgelerindeki şahıslar ile iltisaklı olduğu şeklinde hakkında istihbari bilgiler bulunduğu yönündeki bilgi notlarına istinaden güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucu olumsuz olarak değerlendirilmiş ise de, Mahkemelerinin ara kararları üzerine gönderilen bilgi ve belgelerde, teyide muhtaç bahsi geçen istihbari bilgiye dayanılarak güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılıp sözleşme feshine gidildiğinin anlaşıldığı, istihbarat notunda yer verilen bilgiler ile ilgili davacı hakkında devam eden adli soruşturma/kovuşturma ya da mahkumiyete dair herhangi bir somut bilgi veya belgenin Mahkemelerine sunulmadığı; bu durumda, hakkında hukuken kabul edilebilir somut bilgi ve belge bulunmayan davacının sözleşmesinin salt soyut istihbari bilgi esas alınmak suretiyle feshedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle iptaline, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin kabulüne, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; İdare Mahkemesi kararının hüküm kısmındaki; "adli yardım talebi kabul edildiğinden alınmayan ve aşağıda dökümü yapılan 697,10-TL yargılama giderinin karar kesinleştikten sonra davalı idareden tahsili için tahsil dairesine müzekkere yazılmasına," ilişkin kısmının kaldırılarak; "davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden aşağıda dökümü yapılan 697,10-TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılması gerekmekte ise de; davalı idarenin harçtan muaf olduğu nazara alınarak başvurma harcı, karar harcı ve YD harcı bakımından tahsil işlemine yer olmadığına, resmi posta giderinden harcanan 170,50-TL'lik kısmının davalı idareden tahsili için kararın kesinleşmesinden sonra ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına" şeklinde istinaf başvurusunun düzeltilerek reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İdarelerinin, güvenlik soruşturması / arşiv araştırmasında ilgili kurumlardan gelen bilgiler ışığında takdir hakkını en uygun adaydan yana kullanma hak ve yetkisine sahip olduğu, davacının, üstleneceği görevin sıradan bir kamu görevi olmadığı dikkate alınarak hakkında elde edilen bilgilerin, başka bir kamu görevinde istihdamına engel görülmeyecek olsa bile, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapmasını riskli hale getireceği, kamu yararı gözetilerek tesis edilen dava konusu işlemde yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ :...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının açıklama eklenerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın esasa ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu kararın, davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden 697,10 TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılması gerekmekte ise de; davalı idarenin harçtan muaf olduğu nazara alınarak başvurma harcı, karar harcı ve YD harcı bakımından tahsil işlemine yer olmadığına ilişkin kısmına gelince;
2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinin gönderme yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinin kapsamı" başlıklı 323. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, harçlar yargılama giderleri içinde sayılmış olup; "Yargılama giderlerinden sorumluluk" başlıklı 326. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; "Yargılama giderlerine hükmedilmesi" başlıklı 332. maddesinin birinci fıkrasında ise, yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği düzenlenmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde, "Genel bütçeye dahil idarelerin bu Kanunun 1 ve 3 sayılı tarifelerine giren bütün işlemleri harçtan müstesnadır." hükmüne yer verilmiş; aynı Kanun'un 1 ve 3 sayılı tarifelerinde ise, yargı harçları ve vergi yargısı harçları düzenlenmiştir. Her iki tarifenin de, yargı yerlerine bir başvuru anında başvurandan ve yargı hizmetinden yararlanandan alınacak harçları düzenlediği anlaşılmaktadır.
Yukarıda anılan düzenlemelerden anlaşıldığı üzere, yargılama sonunda haksız çıkan tarafa yargılama giderleri re'sen yükletilmekte olup, bunun içinde harçlar da mevcuttur. Başka bir ifadeyle, yargılama sonunda haksız çıkan taraftan ayrıca harç tahsil edilmemekte, yasa gereği yargılama giderleri yükletilmektedir. Dolayısıyla, yargı yerine başvururken ödenmesi gereken harç muafiyeti veya istisnası, yargılama sonunda yükletilen yargılama giderlerini kapsamamaktadır.
Bu kapsamda, davacı tarafın lehine sonuçlanan davalarda, davacıdan alınmayan yargılama giderlerinin (harçlar dahil) tümünün davalı idareden re'sen tahsili gerekmektedir.
Bu açıklamalar kapsamında, temyize konu kararın hüküm fıkrasında; davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılması gerekmekte ise de; davalı idarenin harçtan muaf olduğu nazara alınarak başvurma harcı, karar harcı ve YD harcı bakımından tahsil işlemine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmasında Danıştay içtihatlarına uygunluk bulunmamakla birlikte bu yanlışlık 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan; kararın anılan bölümünün, "...davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden davanın açıldığı esnada alınmayan yargılama giderleri arasında yer alan başvurma harcı, karar harcı ve yürütmeyi durdurma harcının davalı idareden tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına..." şeklinde düzeltilerek onanması gerekmekte ise de; kararın sadece davalı idarece temyiz edilmesi ve temyize gelen tarafın aleyhine hüküm kurulamayacağı (aleyhe bozma yasağı) ilkesi karşısında, bu hususla ilgili olarak hüküm kurulmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.
Karar, yasal faize hükmedilmesi yönünden incelendiğinde;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle değişik "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa, Danıştayın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmış, madde gerekçesinde ise; temyiz incelemesinde sadece maddi hatalarda değil, aynı zamanda yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen eksiklik ya da yanlışlıklarında düzelterek onama kararı verilmesinin sağlandığı, uygulamada, vekâlet ücretine, yargılama giderlerine ya da faize hükmedilmesinin unutulması ya da bunların yanlış hesaplanması gibi, kararın asli olmayan unsurlarında görülen bir kısım eksiklik ya da yanlışlıklar nedeniyle bozma kararları verildiği, bunun mahkeme tarafından tekrar karara bağlandığı ve yine bu kararlara karşı yeniden kanun yollarına başvurulabilmesi nedeniyle hem zaman hem de emek kaybına neden olunduğunun görüldüğü, bu suretle esasa etkili olmayan konularda Danıştayın kesin karar vermesi sağlanarak uyuşmazlığın hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığı hususlarına yer verilmiştir.
Öte yandan, idare hukukunun yerleşik içtihatlarından olan "taleple bağlılık" ilkesi uyarınca, idari yargı mercilerinde açılan davalarda, İdare Mahkemelerinin davacının istemiyle bağlı olduğu ve bu istemi genişletecek veya daraltacak biçimde karar veremeyeceği açıktır.
Bakılan uyuşmazlıkta; davacının, dava dilekçesinde faiz isteminde bulunmadığı halde, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiz işletilmeksizin ödenmesine karar verilmesi gerekirken, işlem nedeniyle "yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" şeklinde hüküm kurulmasında hukuka ve Danıştay içtihatlarına uygunluk bulunmamakta ise de; bu yanlışlık 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan; söz konusu kararın, "işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali ile davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin kabulüne, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun düzeltilerek reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen açıklama ile ONANMASINA oyçokluğuyla,
3. Temyize konu kararın, yasal faiz hükmedilmesine ilişkin kısmının, yukarıda belirtilen şekilde düzeltilerek ONANMASINA oybirliğiyle,
4. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, █████/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinin gönderme yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinin kapsamı" başlıklı 323. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, harçlar yargılama giderleri içinde sayılmış olup; "Yargılama giderlerinden sorumluluk" başlıklı 326. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; "Yargılama giderlerine hükmedilmesi" başlıklı 332. maddesinin birinci fıkrasında ise, yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği düzenlenmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde, "Genel bütçeye dahil idarelerin bu Kanunun 1 ve 3 sayılı tarifelerine giren bütün işlemleri harçtan müstesnadır." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 1 ve 3 sayılı tarifelerinde ise, yargı harçları ve vergi yargısı harçları düzenlenmiş olup, her iki tarifenin de, yargı yerlerine bir başvuru anında başvurandan ve yargı hizmetinden yararlanandan alınacak harçlar düzenlenmiştir.
Yukarıda anılan düzenlemelerden anlaşıldığı üzere, yargılama sonunda aleyhine hüküm verilen tarafa yargılama giderleri resen yükletilmekte olup, bunun içinde harçlar da mevcuttur. Bir başka ifadeyle, yargılama sonunda haksız çıkan taraftan ayrıca harç tahsil edilmemekte, yasa gereği yargılama giderleri yükletilmektedir. Nitekim, yargı yerine başvuruda ödenmesi gereken harç muafiyeti veya istisnası, yargılama sonunda yükletilen yargılama giderlerini kapsamamaktadır.
Bu kapsamda, davacı tarafın lehine, davalı idarenin ise aleyhine sonuçlanan davada, davacıdan alınmayan yargılama giderlerinin (harçlar dahil), karar sonucunda verilen hüküm fıkrasında davalı idareye yükletilmesi, bunun sonucu olarak da tamamının davalı idareden re'sen tahsili gerekmektedir.
Bu duruma göre, temyize konu kararın hüküm fıkrasında, "...davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden aşağıda dökümü yapılan 697,10-TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılması gerekmekte ise de; davalı idarenin harçtan muaf olduğu nazara alınarak başvurma harcı, karar harcı ve YD harcı bakımından tahsil işlemine yer olmadığına..." şeklinde hüküm kurulmasında davalı idarenin yargılama giderleri arasında yer alan söz konusu harçtan muaf olmaması nedeniyle hukuka ve Danıştay içtihatlarına uygunluk bulunmadığından, kararın bu kısmının bozulmasına, bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!