Kimyevi madde imalatçısı şirketin, ticari kahve makinesi arızası sonrası garanti dışı ödenen onarım bedelinin yetkili servisten iadesi talepli ticari alacak davası.
Özet: Ticari faaliyet gösteren davacı şirketin garanti kapsamındaki kahve makinesi arızalandığında, yetkili servis olan davalı tarafından kullanıcı hatası ileri sürülerek onarımın garanti dışı bırakılması ve 3.900 TL bedel talep edilmesi üzerine, davacı mağdur olmamak adına bu ücreti ödemek zorunda kalmıştır; davacı, kullanım kılavuzunda yer almayan bir gerekçeyle yapılan bu garantiyi reddetme ve ücretlendirme işlemini hukuka aykırı bularak, haksız yere ödediği 3.900 TL onarım bedelinin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmektedir.

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████KARAR NO : ████████DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026K.YAZIM TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kimyevi madde imalatı alanında faaliyet gösteren bir anonim şirket olduğunu, █████/2024 tarihinde dava dışı ... Boya İnşaat ve Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nden iş yerinde kullanılmak üzere ... model tam otomatik kahve makinesini █████/2024 tarih ve ... numaralı e-fatura ile 19.714,00 TL bedelle satın aldığını, cihazın satın alınmasının ardından kurulumunun yapıldığını ve o tarihten itibaren yeri dahi değiştirilmeksizin tezgâh üstünde sabit biçimde özenle kullanıldığını, ancak satın alma tarihinden itibaren yaklaşık altı ay sonra 2024 yılının Ekim ayında cihazda arıza meydana geldiğini, garanti belgesinde yer alan yönlendirme uyarınca ve üreticinin resmî internet sitesinde yetkili servis olarak gösterilmesi nedeniyle cihazın █████/2024 tarihinde davalıya ait ... Elektrik unvanlı yetkili teknik servise teslim edildiğini ve garanti kapsamında ücretsiz onarımının talep edildiğini, buna karşılık davalı yetkili servisin █████/2024 tarihli e-postası ile cihazın sol gövde kısmında kırık tespit edildiğini, cihazın fişinin makine kapatılmadan çıkarılması hâlinde difüzörün yukarıda kaldığını ve bir sonraki çalıştırmada gövde dişlisinin kırıldığını, bu nedenle arızanın kullanıcı kaynaklı olduğunu ve garanti kapsamında onarım yapılamayacağını bildirerek yedek parça ve işçilik dâhil 3.900,00 TL onarım bedeli talep ettiğini, oysa davalının iddia ettiği türden bir kullanımın hiçbir zaman söz konusu olmadığını, cihazın kapatılmadan fişinin çekilmediğini, davalının bu iddiasını destekleyen hiçbir belge, fotoğraf veya teknik tespit sunmadığını, cihazın dış yüzeyinde herhangi bir darbe izi bulunmadığını ve bu hususu ispatlar fotoğrafların dosyaya sunulduğunu, cihazın satın alındığı günden arızalandığı güne kadar kullanım kılavuzundaki talimatlara uygun biçimde kullanıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kullanım kılavuzunda hiçbir şekilde yer almayan bir davranış gerekçe gösterilerek ürünün garanti kapsamı dışına çıkarılmasının hukuka aykırı olduğunu, davalının teklif e-postasında makinenin kapatılmadan fişinin çekilmesi hâlinde gövde dişlisinin kırıldığı yönündeki teknik zafiyeti bizzat ikrar etmiş olmasına karşın bu denli ciddi bir sonuca yol açacak davranışa ne kullanım kılavuzunda ne de garanti belgesinde yer verilmemiş olmasının kötü niyeti ortaya koyduğunu, ayrıca 19.714,00 TL bedelle satın alınan bir cihaz için 3.900,00 TL onarım bedeli talep edilmesinin orantısız olduğunu, müvekkilinin üreticinin Türkiye distribütörüne ait elektronik posta adresine başvurmasına rağmen hiçbir yanıt alamadığını, cihazın yaklaşık iki aydır kullanılamaz durumda bulunması sebebiyle mağduriyetin giderilmesi amacıyla █████/2024 tarihinde 3.900,00 TL'yi ... bank kanalıyla davalıya ödemek zorunda kaldığını ve aynı tarihte davalı tarafından .... numaralı e-faturanın düzenlendiğini, garanti kapsamında ücretsiz olarak sağlanması gereken hizmetin ücrete tabi tutulmasının ayıplı hizmet niteliğinde olduğunu ve TTK ile TBK hükümleri uyarınca müvekkilinin seçimlik haklarının gündeme geldiğini, █████/2024 tarihinde yapılan Tüketici Hakem Heyeti başvurusunun uyuşmazlığın ticari nitelik taşıması nedeniyle █████/2025 tarihinde görevsizlikle reddedildiğini, tarafların tacir olduğunu ve TTK m. 19/2 uyarınca uyuşmazlığın her iki taraf yönünden ticari iş niteliğinde bulunduğunu, dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve görüşmelerin anlaşmama ile sonuçlandığını beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla haksız olarak tahsil edilen 3.900,00 TL onarım bedelinin █████/2024 fatura tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA:Davalıya dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir davetiye usulüne uygun biçimde tebliğ edilmiş; davalı taraf yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamış, mahkememizce kendisine yazılan müzekkerelere de cevap vermemiş, hiçbir celsede hazır bulunmamış ve delil bildirmemiştir. Bu itibarla davalı, HMK m. 128 uyarınca davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmaktadır. Bununla birlikte davalının uyuşmazlığa ilişkin tutumu, dosyaya sunulan ve davalı yetkili servisten celbedilen kayıtlardan anlaşılmaktadır. Buna göre davalı; █████/2024 tarihli elektronik postasında ve ... numaralı █████/2024 tarihli servis fişinde, cihazın sol gövdesinin kırık olduğunu, bu kırığın makine kapatılmadan fişinin çekilmesi sonucunda difüzörün yukarıda kalması ve bir sonraki çalıştırmada gövde dişlisinin kırılması suretiyle meydana geldiğini, arızanın kullanıcı kaynaklı bulunması nedeniyle garanti kapsamında ücretsiz onarım yapılamayacağını ileri sürmüş ve yedek parça ile işçilik dâhil 3.900,00 TL onarım bedeli talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE:Dava; davacı tacire ait cihazın garanti süresi içerisinde ortaya çıkan arızasının, davalı yetkili servis tarafından haksız biçimde garanti kapsamı dışına çıkarılması suretiyle tahsil edilen 3.900,00 TL onarım bedelinin, hukuki sebepten yoksun olarak elde edildiği iddiasıyla faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkin eda davasıdır.Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri ile dava şartları denetlenmiş, ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık konuları re'sen belirlenmiş, taraflarca gösterilen deliller toplanmıştır. Dosya kapsamına; davacı şirketin İstanbul Ticaret Odası kayıtları, █████/2024 tarihli satış faturası ve irsaliyesi, dava konusu cihaza ait garanti belgesi ile kullanım kılavuzu, davalının yetkili servis sıfatını gösterir internet sitesi çıktısı ve MERSİS kayıtları, davalı tarafından gönderilen █████/2024 tarihli teklif e-postası, davalı yetkili servisten celbedilen █████/2024 tarih ve .... numaralı servis fişi ile servis kayıtları, cihazın dış yüzeyini gösterir fotoğraflar, █████/2024 tarihli ... numaralı e-fatura ile aynı tarihli .... bank ödeme dekontu, Beylikdüzü İlçe Tüketici Hakem Heyeti'nin █████/2025 tarih ve ... sayılı görevsizlik kararı, arabuluculuk son oturum tutanağı, davalının birinci sınıf tacir olduğunu gösterir müzekkere cevapları ile █████/2026 tarihli bilirkişi raporu girmiştir.Mahkememizin █████/2026 tarihli celsesinde verilen ara karar uyarınca, arızanın niteliği, kullanıcı kaynaklı olup olmadığı ve davalı yetkili servisin cihazı garanti kapsamı dışına çıkarmasının teknik yönden haklı bir gerekçeye dayanıp dayanmadığı hususlarında elektrik-elektronik mühendisi bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişi tarafından davacı şirket merkezinde cihaz üzerinde yerinde inceleme yapılmış ve █████/2026 tarihli raporda; üreticinin orijinal kullanım kılavuzunun bütünüyle incelenmesi neticesinde, cihazın elektrik beslemesi kesilirken hangi koşulların sağlanması gerektiğine yahut demleme döngüsü tamamlanmadan fişin çekilmemesi gerektiğine dair açık ve doğrudan hiçbir yasak veya uyarının kılavuzun herhangi bir bölümünde bulunmadığı; kılavuzun sorunların giderilmesine ayrılan bölümünde dahi fişin demleme sırasında çekilmesinin iç mekanik aksamda hasar doğurabileceğine ilişkin bir ihtar yer almadığı; demleme sırasında kapak açılması gibi hâllerde cihazın kendini koruma fonksiyonlarının kılavuzda açıklanmasına karşın elektrik kesintisi veya fişin çekilmesi hâlinde cihazın kendini koruyamadığı ve mekanik kırılma riski taşıdığı yönünde hiçbir uyarı bulunmadığı; tam otomatik kahve makinelerinde demleme ünitesinin endüstri standardı kabul edilen tasarımının, her açılışta ünitenin konumunun sensörle algılanması, motorun kademeli tork uygulaması ve mekanik direnç algılandığında otomatik duraklama ile hata kodu verilmesi biçiminde olduğu, bu güvenlik döngüsünden yoksun bir cihazda meydana gelen kırılmanın kullanıcı kaynaklı sayılamayacağı; olağan bir elektrik kesintisi veya fişin çekilmesi hâlinde iç plastik dişlinin kırılmasının ancak yumuşak başlatma algoritmasının bulunmaması, konum sensörü ile pozisyon teşhisi yapılamaması ya da plastik dişli malzemesinin yetersiz tork toleransı ile imal edilmiş olması ile açıklanabileceği ve bu hâllerin her birinin imalat veya tasarım kusuru niteliğinde bulunduğu; davalı tarafça ileri sürülen kullanıcı kaynaklı arıza iddiasını destekleyen hiçbir somut teknik delilin, kırık parçaya ilişkin fotoğrafın, kırılma yüzeyi analizinin veya elektronik kontrol kartındaki anormal kapanma kaydına dair çıktının dosyaya sunulmadığı; yerinde yapılan incelemede cihazın çalışır durumda olduğu ve dış yüzeyinde herhangi bir darbe izi, çatlak, çökme veya deformasyon bulunmadığı, servisten celbedilen fotoğrafta da bu yönde bir bulguya rastlanmadığı; iç mekanik aksamda yer alan plastik gövde dişlisinin dışsal bir darbeye maruz kalmaksızın kırılmasının ya yorulma kırılmasından ya da imalat hatası sonucu malzeme dayanımının yetersizliğinden kaynaklanacağı ve her iki hâlin de imalattan kaynaklı gizli ayıp niteliğinde bulunduğu; cihazın satın alma tarihinden itibaren yalnızca yaklaşık altı ay kullanıldıktan sonra arızalanmasının güvenilirlik mühendisliğinde küvet eğrisi modeliyle açıklanan erken arıza dönemi içerisinde kaldığı ve bu dönem arızalarının büyük çoğunlukla imalat hatası, malzeme zayıflığı veya tasarım kusurundan kaynaklandığı, oysa demleme ünitesi gibi temel mekanik bileşenlerin tasarım ömrünün en az beş bin ilâ on bin demleme döngüsü olarak kabul edildiği; üreticinin Türkiye distribütörünün davacının başvurusuna rağmen sürece müdahil olmadığı ve davalının kullanıcı hatası iddiasının üretici tarafından resmen benimsendiğine dair dosyada hiçbir kayıt bulunmadığı; talep edilen onarım bedelinin cihaz bedelinin yaklaşık yüzde on dokuz virgül sekizine tekabül ettiği ve davalı tarafından düzenlenen e-faturada yedek parçanın türü, kodu ve adedinin dahi belirtilmediği; nihayet davalı yetkili servisten celbedilen kayıtlardan, aynı seri numaralı cihazın sağ gövde parçasının da sonradan değiştirildiğinin anlaşıldığı ve bu durumun cihazın gövde imalatına ilişkin sistematik bir kalite ve dayanım sorununa işaret ettiği tespit edilerek; arızanın kullanıcı hatasından kaynaklandığına dair dosya kapsamında teknik olarak desteklenen hiçbir bulgu bulunmadığı, aksine arızanın imalat, malzeme ve tasarım kaynaklı gizli ayıp niteliğinde olduğuna işaret eden teknik göstergeler mevcut olduğu, cihazın garanti süresi içerisinde ortaya çıkan arızasının garanti kapsamı dışına çıkarılmasının teknik yönden haklı bir gerekçeye dayanmadığı ve kullanıcıdan ücret talep edilmesinin garanti hükümlerine aykırı bulunduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Rapor taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davacı vekili █████/2026 havale tarihli dilekçesi ile rapora karşı itirazı bulunmadığını bildirmiş, davalı taraf ise rapora karşı beyanda bulunmamıştır.Bilirkişi raporu, HMK m. 266 ve devamı hükümleri uyarınca yalnızca çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlarda başvurulan takdiri bir delil olup, HMK m. 282 uyarınca hâkim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Nitekim HMK m. 279/4 uyarınca bilirkişi, hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz. Bu çerçevede raporda yer alan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Sanayi Mallarının Satış Sonrası Hizmetleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine ilişkin değerlendirmeler ile gizli ayıp nitelendirmesi mahkememizi bağlamamakta; raporun yalnızca teknik tespitlere ilişkin bölümleri, gerekçesi denetime elverişli, dosya kapsamındaki maddi vakıalarla uyumlu ve bilimsel dayanağı gösterilmiş olduğundan hükme esas alınmaktadır. Hukuki nitelendirme ise HMK m. 33 uyarınca doğrudan mahkememize aittir.Uyuşmazlığın hukuki çerçevesinin belirlenmesi bakımından öncelikle tarafların sıfatı ve uygulanacak hukuk kurallarının tespiti gerekmektedir. Davacı, TTK m. 16/1 uyarınca ticaret şirketi olması sebebiyle tacir sıfatını haizdir. Davalının birinci sınıf tacir olduğu, celbedilen müzekkere cevapları ile sabittir. Davacının cihazı ticari işletmesinde kullanmak üzere satın aldığı, davalının ise yetkili teknik servis işletmesi kapsamında onarım hizmeti sunduğu gözetildiğinde, uyuşmazlığa konu iş ve işlemler TTK m. 3 ve m. 19/2 anlamında her iki taraf bakımından ticari iş; dava ise TTK m. 4/1 uyarınca ticari dava niteliğindedir. Bu tespit, Beylikdüzü İlçe Tüketici Hakem Heyeti'nin █████/2025 tarih ve ... sayılı görevsizlik kararında da açıkça ortaya konulmuştur. Davacı şirket, cihazı ticari amaçla ve işletmesinin ihtiyacı için edindiğinden 6502 sayılı Kanun m. 3/1-k anlamında tüketici sayılamaz; dolayısıyla anılan Kanunun ayıptan sorumluluğa, garantiye ve satış sonrası hizmetlere ilişkin hükümleri ile bunlara dayanılarak çıkarılan yönetmelikler somut uyuşmazlıkta doğrudan uygulanma kabiliyetini haiz değildir. Bilirkişi raporunda bu mevzuata yapılan atıflar, ancak yetkili servisin mesleki özen borcunun kapsamının belirlenmesinde yardımcı bir ölçüt olarak dikkate alınabilir.Bununla birlikte, 6502 sayılı Kanunun uygulanmaması, garanti taahhüdünün hükümsüz kaldığı anlamına gelmez. Üretici veya ithalatçı tarafından cihazla birlikte verilen ve belirli bir süre boyunca ürünün ayıpsız çalışacağını, bu süre içinde ortaya çıkan ayıp kaynaklı arızaların ücretsiz onarılacağını taahhüt eden garanti belgesi; TBK m. 1 ve m. 26 çerçevesinde bağımsız ve tek taraflı bir borç altına girme beyanı olup, alıcı tacir bakımından da bağlayıcıdır. Garanti taahhüdü, satıcının TBK m. 219 ve devamı ile TTK m. 23/1-c hükümlerinden doğan ayıba karşı tekeffül sorumluluğunu ve alıcının TBK m. 227'de düzenlenen seçimlik haklarını ortadan kaldırmaz; aksine bunların yanında, alıcıya doğrudan garanti verene ve onun ifa yardımcısı sıfatıyla hareket eden yetkili servise karşı ileri sürülebilen ek bir hak sağlar. Yetkili servis, üreticinin garanti taahhüdünün ifasına katılan kişi olarak, kendisine başvuran hak sahibine karşı bu taahhüdün gereğini yerine getirmekle yükümlüdür; cihazın onarımı bakımından taraflar arasında kurulan ilişki ise TBK m. 470 ve devamındaki eser sözleşmesi hükümlerine tabidir (Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Yavuz/Acar/Özen, Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler; Aral/Ayrancı, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri).Garanti kapsamındaki ücretsiz onarım borcunun doğması için hak sahibinin ispat etmesi gereken vakıalar; cihazın garanti süresi içinde bulunduğu ve bu süre içinde arızalandığı olgularından ibarettir. Buna karşılık, arızanın garanti kapsamı dışında kaldığı, yani kullanıcının kusurlu davranışından, kullanım kılavuzuna aykırı kullanımdan veya harici bir etkiden kaynaklandığı savunması, garanti taahhüdünden doğan borcu ortadan kaldıran bir vakıa niteliğinde olup, bunu ileri süren garanti veren yahut onun adına hareket eden yetkili servis tarafından ispatlanması gerekir. Zira TMK m. 6 ve HMK m. 190/1 uyarınca, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür ve bir hakkın doğumuna engel olan yahut onu sona erdiren vakıaların ispat yükü, bu vakıalardan lehine hak çıkaran tarafa aittir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku; Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku). Nitekim Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında da, garanti süresi içerisinde meydana gelen arızalarda ayıbın kullanım hatasından kaynaklandığının ispat külfetinin satıcı, üretici ve yetkili servise ait olduğu kabul edilmektedir. Teknik bilgi ve donanım tekelini elinde bulunduran, cihazı fiilen açan, iç mekanik aksamını gören ve gerektiğinde parçayı muhafaza altına alma imkânına sahip olan tarafın yetkili servis olduğu düşünüldüğünde, ispat yükünün bu şekilde dağıtılması, ispat kolaylığı ve dürüstlük kuralı ölçütleriyle de örtüşmektedir. Aksi bir kabul, yetkili servise, hiçbir teknik dayanak göstermeksizin ve tek taraflı bir beyanla garanti taahhüdünü bertaraf etme imkânı tanır ki bu, garanti kurumunun varlık sebebiyle bağdaşmaz.Somut olayda; dava konusu cihazın █████/2024 tarihinde satın alındığı, garanti süresinin irsaliye tarihi olan █████/2024 tarihinde başlayıp iki yıl olarak belirlendiği, cihazın █████/2024 tarihinde, yani garanti süresinin henüz altıncı ayında arızalanarak davalı yetkili servise teslim edildiği taraflar arasında çekişmesizdir. Davacı, üzerine düşen ispat yükünü, satış faturası, irsaliye, garanti belgesi ve servis fişi ile yerine getirmiştir. Bu durumda davalının, arızanın garanti kapsamı dışında kaldığı savunmasını ispatlaması gerekmektedir. Ne var ki davalı, süresinde cevap dilekçesi sunmadığı gibi hiçbir delil de bildirmemiş; mahkememizce yazılan müzekkerelere cevap vermemiş; yalnızca celbedilen servis kayıtlarına yansıyan tek cümlelik beyanla yetinmiştir. HMK m. 128 uyarınca cevap dilekçesi vermemenin sonucu davacının vakıalarını inkâr etmiş sayılmaktan ibaret olup, bu inkâr, davalının kendi savunmasına dayanak yaptığı olguyu ispat külfetini ortadan kaldırmaz.Davalının savunmasının teknik yönden denetimi de aynı sonuca ulaşmayı gerektirmektedir. Öncelikle, davalının dayandığı yegâne olgu, cihazın kapatılmadan fişinin çekilmesidir. Oysa dosyaya sunulan üreticiye ait orijinal kullanım kılavuzunda, cihazın fişinin demleme döngüsü tamamlanmadan çekilmemesi gerektiğine, aksi hâlde iç mekanik aksamın zarar göreceğine yahut bu durumun garanti kapsamı dışında sayılacağına ilişkin hiçbir uyarı, yasaklama veya bilgilendirme bulunmamaktadır. Kullanıcının, üreticinin resmî talimatlarında yer almayan, kendisine önceden bildirilmemiş ve öngörülebilir biçimde ihtar edilmemiş bir davranıştan ötürü kusurlu sayılması mümkün değildir. Bir kullanım biçiminin kusur teşkil ettiğinin ileri sürülebilmesi, o kullanım biçiminin açık, anlaşılır ve erişilebilir bir talimatla yasaklanmış olmasına bağlıdır. Kaldı ki elektrik şebekesindeki kesintiler, sigorta atması ve fişin yanlışlıkla çıkması gibi olaylar günlük hayatın olağan akışı içinde her an gerçekleşebilecek durumlar olup, bu tür olağan hâllere karşı kendini koruyamayan ve kendi iç mekanik aksamını tahrip eden bir cihazın, kullanım emniyeti ve dayanıklılık ölçütlerini sağladığından söz edilemez. Bilirkişi raporunda da isabetle belirtildiği üzere, bu sonuç ancak dişli mekanizmasının yetersiz tork toleransıyla tasarlanmış olması, düşük dayanımlı malzemeden imal edilmiş bulunması yahut cihazda yumuşak başlatma algoritması ile konum sensörünün bulunmaması hâllerinde ortaya çıkabilir ve bu hâllerin her biri, kullanıcıya değil imalat ile tasarıma yüklenebilir bir kusuru işaret eder. Bu yönüyle davalının savunması, kendi içinde çelişkili olup, ileri sürdüğü olgu doğru kabul edilse dahi arızanın kullanıcı kusuruna değil, imalat ve tasarım kusuruna dayandığını göstermektedir.İkinci olarak, davalı, cihazın kapatılmadan fişinin çekildiği yönündeki iddiasını hiçbir teknik delille desteklememiştir. Kırık parçaya ilişkin fotoğraf, kırılma yüzeyinin yorulma çatlağı mı, ani darbe çatlağı mı yoksa aşırı yükleme çatlağı mı olduğunu ortaya koyan bir metalurjik ya da mekanik analiz, cihazın elektronik kontrol kartında anormal kapanma kaydı veya hata koduna ilişkin çıktı dosyaya sunulmamıştır. Davalının █████/2024 tarihli e-postasındaki açıklama, üreticinin resmî görüşü olmayıp, servisin kendi varsayımından ibarettir. Nitekim davacının üreticinin Türkiye distribütörüne yaptığı başvuru yanıtsız bırakılmış, davalının kullanıcı hatası iddiasının üretici tarafından benimsendiğine ilişkin dosyaya hiçbir kayıt girmemiştir.Üçüncü olarak, bilirkişi tarafından davacı şirket merkezinde cihaz üzerinde yapılan yerinde incelemede, cihazın dış yüzeyinde herhangi bir darbe izi, çatlak, çökme veya deformasyon tespit edilmemiş; davalı yetkili servisten celbedilen ve cihazın servisteki hâlini gösteren fotoğrafta da aynı sonuca ulaşılmıştır. Dışsal bir darbeye maruz kalmaksızın iç mekanik aksamdaki plastik gövde dişlisinin kırılması, ya malzemenin yorulma kırılmasına ya da imalat hatası sonucu dayanım yetersizliğine işaret etmektedir. Buna, cihazın yalnızca yaklaşık altı ay kullanıldıktan sonra arızalanmış olması eklendiğinde, arızanın güvenilirlik mühendisliği literatüründe erken arıza dönemi olarak adlandırılan ve ağırlıklı olarak imalat hatası, malzeme zayıflığı veya tasarım kusurundan kaynaklanan aşamada gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Demleme ünitesi gibi temel mekanik bileşenlerin tasarım ömrünün en az beş bin ilâ on bin demleme döngüsü olarak kabul edildiği gözetildiğinde, altı aylık kullanım süresinin bu ömrün çok altında kaldığı açıktır. Nihayet, davalı yetkili servisten celbedilen kayıtlardan aynı seri numaralı cihazın sağ gövde parçasının da sonradan değiştirilmiş olduğunun anlaşılması, arızanın münferit bir kullanım hatasına değil, cihazın gövde imalatındaki yapısal bir dayanım sorununa bağlanması gerektiğini destekleyen ek bir emare oluşturmaktadır.Bu tespitler karşısında, dava konusu cihazda ortaya çıkan sol gövde kırığının, satım anında mevcut bulunan ancak olağan bir muayene ile ortaya çıkarılması mümkün olmayan, cihazın iç mekanik aksamına ilişkin ve ancak kullanım sürecinde belirginleşen bir imalat, malzeme ve tasarım kusurundan, diğer bir ifadeyle gizli ayıptan kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Böyle bir ayıbın varlığı hâlinde arızanın garanti kapsamında bulunduğu ve garanti veren ile onun adına hareket eden yetkili servisin cihazı ücretsiz onarmakla yükümlü olduğu tartışmasızdır. Davalı yetkili servisin, teknik hiçbir dayanağı bulunmayan tek taraflı bir değerlendirmeyle cihazı garanti kapsamı dışına çıkarması ve onarımı ücrete tabi kılması, garanti taahhüdüne ve TBK m. 471'de düzenlenen yüklenicinin özen ve sadakat borcuna aykırıdır.Davacı, cihazını yaklaşık iki aydır kullanamaz durumda olması ve davalının onarımı ücret ödenmedikçe gerçekleştirmemesi karşısında, █████/2024 tarihinde 3.900,00 TL'yi ödemek zorunda kalmıştır. Bu ödeme, davacının serbest iradesiyle ve borçlu olduğu inancıyla yaptığı bir ifa değil; cihazına yeniden kavuşabilmek amacıyla, davalının hukuka aykırı tutumunun yarattığı fiilî zorunluluk altında gerçekleştirilen bir ödemedir. TBK m. 78/1 hükmünde öngörülen ve borçlanılmayan edimin kendi isteğiyle yerine getirilmesi hâlinde geri istemeyi sınırlayan kural, ödemenin baskı, zorunluluk veya ihtirazi kayıt altında yapıldığı hâllerde uygulanmaz. Nitekim borçlu olmadığı hâlde, karşı tarafın hukuka aykırı davranışı sebebiyle bir edimi yerine getirmek zorunda kalan kişinin, verdiğini TBK m. 77 ve devamı hükümleri uyarınca geri isteyebileceği doktrinde ve Yargıtay uygulamasında istikrarlı biçimde kabul edilmektedir (Oğuzman/Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler). Somut olayda davalı, garanti taahhüdü uyarınca zaten ücretsiz olarak yerine getirmesi gereken bir edimin karşılığı olarak 3.900,00 TL tahsil etmiş olmakla, geçerli bir hukuki sebep bulunmaksızın davacının malvarlığı aleyhine zenginleşmiştir. Aynı sonuca, davalının garanti taahhüdüne aykırı davranışı nedeniyle davacının uğradığı ve ödemek zorunda kaldığı bedelden ibaret olan zararın TBK m. 112 uyarınca tazmini yoluyla da ulaşılmaktadır. Davacının talebini ayıplı hizmet ve seçimlik haklar kavramlarıyla nitelendirmiş olması sonucu değiştirmez; zira HMK m. 33 uyarınca hukuki nitelendirme mahkemeye ait olup, dava dilekçesinde açıklanan maddi vakıalar bakımından hüküm kurulmasına engel bir durum bulunmamaktadır.Davalı tarafından düzenlenen █████/2024 tarih ve ... numaralı e-faturada işlemin yalnızca .... yedek parça olarak tanımlandığı, değiştirildiği ileri sürülen parçanın türü, kodu ve adedinin dahi gösterilmediği; talep edilen 3.900,00 TL'nin cihazın satın alma bedeli olan 19.714,00 TL'nin yaklaşık yüzde on dokuz virgül sekizine tekabül ettiği ve bir plastik gövde dişlisi için bu oranın ticari hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı da gözetildiğinde, davalının tahsilatının hukuki dayanaktan yoksunluğu ayrıca teyit edilmiştir.Faiz talebi yönünden; taraflar tacir ve uyuşmazlık ticari iş niteliğinde olduğundan, hükmedilen alacağa 3095 sayılı Kanunun 2/2. maddesi uyarınca avans faizi yürütülmesi gerekir. Faizin başlangıcı bakımından ise davacı, ödeme ve fatura tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren faiz talep etmiş ise de; sebepsiz zenginleşmeden doğan iade borcu bakımından TBK m. 117/1 uyarınca borçlunun temerrüde düşürülmesi ihtar veya dava açılmasına bağlı olup, dosya kapsamında davalının dava tarihinden önce usulünce temerrüde düşürüldüğünü gösterir bir ihtarname yahut belge bulunmamaktadır. Bu nedenle faizin, davanın açıldığı █████/2025 tarihinden itibaren işletilmesi gerekmiştir. Faiz başlangıç tarihi yönünden talebin bu şekilde belirlenmesi, dava konusu asıl alacağın tamamına hükmedilmiş olması karşısında davanın kabulü niteliğini değiştirmeyeceğinden, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti bakımından da davanın tamamen kabulüne ilişkin esaslar uygulanmıştır.Bu tespitler ışığında; dava konusu ... model kahve makinesinde garanti süresi içerisinde meydana gelen sol gövde kırığı arızasının kullanıcı hatasından kaynaklandığı davalı tarafça ispatlanamadığı, aksine arızanın imalat, malzeme ve tasarım kaynaklı gizli ayıptan doğduğu, bu sebeple cihazın davalı yetkili servis tarafından garanti kapsamı dışına çıkarılmasının haksız olduğu, garanti taahhüdü uyarınca ücretsiz olarak yapılması gereken onarım için davacıdan tahsil edilen 3.900,00 TL'nin geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığı ve iadesi gerektiği anlaşıldığından, davanın kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- AÇILAN DAVANIN KABULÜ ile 3.900,00 TL'nin dava tarihi olan █████/2025 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 2/2. maddesi uyarınca işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2- Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3- Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvurma harcı, 615,40 TL peşin harç ve 87,50 TL vekâlet suret harcı olmak üzere toplam 1.318,30 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,4- Davacı tarafından yapılan 1.403,50 TL tebligat ve posta gideri ile 10.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.403,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,5- Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2. maddesi uyarınca hesaplanan ve hükmolunan miktarı geçemeyecek olan 3.900,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,6- Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamaması nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, 6325 sayılı Kanunun 18/A-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,7- Karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde kullanılmayan gider avansının HMK m. 333 uyarınca davacıya İADESİNE, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ile 360. madde hükümleri uyarınca dava değeri dava tarihindeki istinaf sınırı altında kalmakla KESİN olmak üzere, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip .... E-imzalıdır Hakim ...E-imzalıdır