Mülhak vakıf taşınmazlarının zilyetlikle iktisabının mümkün olup olmadığı ve tapu kaydındaki şerh sahiplerinin davaya dahil edilmemesi konularını içeren tapu iptali ve tescil temyizi.
Özet: Davacının kadastro öncesi uzun süreli zilyetliğe dayanarak vakıf adına kayıtlı taşınmazların tapu iptali ve tescili talebiyle açtığı davada, bölge adliye mahkemesi, çekişmeli taşınmazların doğrudan hayrat niteliğinde olmayıp mülhak, sahih ve zürri bir vakfa ait olması sebebiyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisabının mümkün olduğuna hükmetmiş, ancak bazı parsellerdeki muhdesat ve kullanım şerhleri bulunan üçüncü kişilerin davaya dahil edilmeden karar verilmesinin usul eksikliği olduğuna işaret etmiştir.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Palu Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 3 23... parsel, 3 33... , 3, 4, 6 parsel, eski 3 38... parsel (yeni 3 75... parsel), ... mahallesi 3 19... , 10, 11, 12 parsel, ... Mahallesi 1 25... parsel sayılı taşınmazlar vergi kaydı nedeniyle ... adına tespit ve tapuya tescil edilmiş, 3 23... parsel, 3 33... ve 4 parsel, 3 19... ve 12 parsel, 1 25... parselin Bego oğlu ...'ın, 3 33... parselin ... oğlu ... ...'ın, 3 19... parselin ... oğlu ... ...'nin, 3 19... parselin ... oğlu ...'nin kullanımında olduğu tapu kaydının beyanlar hanesine şerh edilmiştir.
Davacı vekili;... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 3 23... parsel, 3 33... , 3, 4 ve 6 parsel, 3 38... parselin içerisinde bulunan yaklaşık 6.0 00... 'lik kısım, ... mahallesi 3 19... , 10, 11... parsel, ... Mahallesi 1 25... parsel sayılı taşınmazların kadastro sırasında davalı Vakıf (... bey ... Vakfı) adına tespit ve tescil edildiği, dava konusu taşınmazların evvelce atalarının zilyet ve tasarrufunda iken onlardan babasına, babasından da kendisine rızai taksim sonucu intikal ettiği, kendisi tarafından da 50 yılı aşkın süredir nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla kullanıldığını, cedlerinin taşınmazlardaki zilyetlik ve tasarruflarının vakıf mallarının zilyetlikle kazanımını yasaklayan ilk düzenleme olan 903 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 1967 yılından çok öncesi yaklaşık 200 yılı aşkın bir süreye dayandığını belirterek davalı Vakıf adına yapılan tespitlerin iptali ile taşınmazların tamamının kendi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazların vakfiye sınırları içerisinde kaldığını, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, kadastro tespiti sırasında uygulanan vergi kayıtlarının taşınmazlara uygun olduğunu, Toprak Tevzi Komisyon kararları incelendiğinde taşınmazların vakıf arazisi olduğu ve davacının işgalci konumunda olduğunun anlaşılacağını, 3 38... parsel sayılı taşınmazın ████████ Esas sayılı davanın da konusu olduğunu, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... mütevellisi cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların vakfiye kapsamında olduğunu, 1958 yılında bölgede yapılan toprak tevzi çalışmaları sonucunda 1505 dönüm yerin vakıf adına tespit edildiğini, kadastro tespiti sırasında uygulanan vergi kaydının taşınmazları kapsadığını, Karayolları Bölge Müdürlüğü tarafından köyde yapılan istimlak çalışmaları sırasında kamulaştırma bedelinin vakfa ödendiğini, bunun da taşınmazların vakfa ait olduğunu gösterdiğini, davacının hiç bir zaman bu taşınmazlara asli zilyet olmadığını, davacının zilyetliğinin 20 yıla ulaşmadığını, kaldı ki vakıf mallarının zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Palu Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.12.2020 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; davacı yararına 2762 sayılı Yasa hükümlerine göre zilyetlik koşullarının gerçekleştiği, dava konusu taşınmazın hayrat mal olmadığı, dolayısıyla zilyetlikle iktisabına yasal engel bulunmadığı, davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının da gerçekleştiği gerekçesiyle 3 33... parsel ve 3 38... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine; diğer taşınmazlar yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 18.01.2022 tarihli ve █████████ Esas ve ███████ Karar sayılı kararıyla; Vakfın doğrudan doğruya hayrat vakıflardan olmayıp İcare-i Vahideli akarından istifade olunan mülhak, sahih ve zürri bir vakıf olduğunun Yargıtay denetiminden geçen pek çok emsal kararda hükmen kabul edildiği, bu itibarla vakfedilmiş malları doğrudan hayrat mal olmadığından çekişmeli taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılabilecek nitelikte olduğu, davalı Vakıf İdaresinin bu yöne ilişkin istinaf isteminin yerinde olmadığı, ancak çekişmeli taşınmazlardan ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 3 33... parsel, ... Mahallesi 3 19... ve 11 parsel sayılı taşınmazlarda dava dışı kişiler yararına muhdesat ve kullanım şerhi tapu kaydının beyanlar hanesinde gösterilmiş olmasına karşın bu kişiler (ya da mirasçıları) davaya dahil edilip savunmaları alınmadan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/2. maddesi hükmünde belirtilen hakları ihlal edilmek suretiyle karar verildiği, öte yandan davacının taksim hukuki sebebine dayanarak dava açtığı, ancak Mahkemece bu hususun araştırılmadığı, dinlenilen yerel bilirkişilerden sorulmadığı, soyut nitelikli beyanlara itibar edildiği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Palu Asliye Hukuk Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; vakıf mallarının zilyetlikle kazanımını yasaklayan ilk düzenleme olan 903 sayılı Yasa'nın yürürlük tarihinden önce davacı yararına imar-ihya ve zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu, vergi kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uygulanamadığı, davaya konu taşınmazların bir kısmının toprak tevzi paftası dahilinde kalsa da tapulama işleminin yapılmamış olduğu ve bir kısmının ise toprak tevzi paftaları dışında kaldığı ve tescil harici bırakıldığı, dahili davalıların beyan dilekçeleri ve 19.12.2022 tarihli celsede dinlenen tanık beyanları dikkate alındığında davaya konu taşınmazların davacıya babalarının yapmış olduğu taksimat sonucunda isabet ettiği beyan edildiğinden taksimat olgusunun da ispat olunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; ... Mahallesi 3 33... parsel ve 3 38... parsel haricindeki tüm taşınmazlar yönünden davalı Vakıf adına olan tapu kaydının iptaline ve davacı adına tesciline; ... Mahallesi 3 33... parsel ve 3 38... parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise imar-ihya ve zilyetlikle iktisaba ilişkin koşullar oluşmadığından bu taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf incelemesinin ... Mahallesi 3 23... parsel, 3 33... , 4, 6 parsel, ... Mahallesi 3 19... , 10, 11, 12 parsel bakımından istinaf eden ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin sebeplere hasren yapıldığı, Vakfın doğrudan doğruya hayrat vakıflardan olmayıp İcare-i Vahideli akarından istifade olunan mülhak, sahih ve zürri bir vakıf olduğunun Yargıtay denetiminden geçen pek çok emsal kararda hükmen kabul edildiği, bu itibarla vakfedilmiş malları doğrudan hayrat mal olmadığından çekişmeli taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılabilecek nitelikte olduğu, vakıf mallarının zilyetlikle kazanımını yasaklayan ilk düzenleme olan 903 sayılı Yasa'nın yürürlüğünden önce 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 14. maddesindeki şartların davacı taraf yararına oluştuğu; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi ile hükümde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere, tanık ve bilirkişi sözleri ile uzman bilirkişi raporlarına göre 3 33... parsel, 3 19... parsel ve 3 19... parsel dışındaki dava konusu taşınmazlar yönünden verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak dava konusu 3 33... parsel üzerinde ... oğlu ... ..., 3 19... parselin üzerinde ... oğlu ... ..., 3 19... parsel üzerinde ... oğlu ... isimli şahıslar lehine zilyetlik şerhi bulunduğu, 3 19... parselde zilyetlik şerhi bulunan ... mirasçılarından dahili davalılar ..., ..., ..., (...), ...'ün 04.01.20 23... .01.2023 havale tarihli ayrı ayrı sundukları dilekçeleriyle dava konusu taşınmazlarda herhangi bir hak ya da alacaklarının olmadığını, davaya konu yerlerin davacı ... ...'ye ait olduğunu beyan ettikleri, eldeki davada davacının ... olduğu, davacı ...'ın 18.01.2023 tarihli celsede; ... ...'nin amcasının oğlu olduğunu, muhtemelen taşınmazların bu kişiye ait olduğuna dair dilekçelerin sehven sunulduğunu belirttiği, bu hususta beyanda bulunmak üzere süre talep ettiği, ancak herhangi bir beyanına dosya içerisinde rastlanılmadığı, ... oğlu ... ...'nin 3 19... parsel üzerinde zilyetlik şerhi bulunduğu, ancak ... ... mirasçılarından dahili davalılar ..., ..., ..., ..., ... ... (...), ... ayrı ayrı sundukları dilekçelerinde üzerinde murisleri ya da kendileri adına kullanım şerhi olmayan 3 19... parsel için mirasçı olarak hiçbir hak talep etmediklerini, kendilerine ait hisseden davacı lehine feragat ettiklerini belirttikleri, deliller arasında çelişki hasıl olduğu halde bu yön üzerinde durulmadığı, yine 3 33... parsel üzerinde ... oğlu ... ...'ın kullanım şerhi tapu kaydının beyanlar hanesinde gösterilmiş olmasına karşın bu kişi ya da mirasçılarının beyanları alınmadan karar verilmesinin isabetsiz olduğu, davacı yararına eklemeli zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup-oluşmadığı yöntemince belirlenmeden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca; mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarının katılımı ile ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 3 33... parsel, ... Mahallesi 3 19... ve 11 parsel sayılı taşınmazlarda yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazların ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; taşınmazlarda adlarına kullanım ya da muhdesat şerhi bulunan ... oğlu ... ..., ... oğlu ..., ... oğlu ... ... ya da mirasçılarının kim olduğu araştırılarak nüfus kayıtları getirtilip taşınmaz üzerinde herhangi bir zilyetliği veya mülkiyet durumu bulunup bulunmadığı, kullanım şerhi bulunan şahısların ya da mirasçılarının davacı ile aralarında akdi ya da ırsi ilişki bulunup bulunmadığı, kullanım şerhi olan kişilerin ya da mirasçılarının dinlenilerek zilyetlik ya da mülkiyet iddialarının olup olmadığı tespit edilmeli, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilerek noksan araştırma ve uygulama ile hüküm kurulması doğru değildir.
Davalı ... vekilinin açıklanan nedenden ötürü temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!