Yargıtayın yanlış kan transfüzyonuna bağlı taksirle öldürme davasında illiyet bağı, otopsi ve uzman raporlarındaki eksiklikler üzerinden yapılan mahkumiyet temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, ilk derece mahkemesince beraatle sonuçlanan, ancak istinaf mahkemesince taksirle öldürme suçundan mahkumiyete çevrilerek adli para cezasıyla sonuçlanan bir davanın temyiz incelemesini konu almakta olup; hastanede anemi tedavisi gören B Rh(+) kan grubuna sahip bir hastaya, hemşirenin hatalı kan grubu bildirimi ve laborantın yanlış çapraz eşleşmesi sonucu A Rh(+) kan verilmesi neticesinde gelişen akut hemolitik reaksiyon ve komplikasyonlar nedeniyle vefat etmesi üzerine, sanık müdafilerinin otopsi eksikliği, illiyet bağının kurulamaması ve bilirkişi raporundaki eksiklikler gibi gerekçelerle mahkumiyet hükmünün bozulmasını talep ettiği bir yargılama sürecini özetlemektedir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : █████████ E., ████████ K.SUÇ : Taksirle öldürmeHÜKÜMLER : MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle ve sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299. maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraat kararı verilmiş, o yer Cumhuriyet savcısının istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin kabulü ile 5271 sayılı CMK'nın 280. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasıyla yeniden yapılan yargılama sonucu sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 50/4, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; ölene otopsi yapılmaması nedeniyle kati ölüm sebeninin belli olmadığına, dosya kapsamında yer alan raporlarda yanlış kan transfüzyonu ile ölüm neticesi arasında illiyet bağı kurulamadığına, otopsi raporu ile ölenin kati ölüm sebebinin belli olmadığı halde, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda hematoloji uzmanının bulunmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ve re'sen gözetilecek sebeplerle hükmün bozulması gerektiğine, sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın yazılı kan istek formunu doldurmadığına, hastadan alınan kan örneğine göre uygun kan grubunu sanığın tespit etmediğine ve hastaya yanlış kan grubuna ait kanın verilmesi sürecine katkısının bulunmadığına, dosya kapsamında yer alan raporlara göre hastanın ölüm sebebinin hastaya yanlış kan verilmesi olduğunun kesin olarak söylenemeyeceğine, bu itibarla illiyet bağının kurulamamış olması nedeniyle sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.III. OLAY VE OLGULAR1.Dosya kapsamına göre; ölen ...'in 28.02.2013 tarihinde ishal, iştahsızlık, halsizlik şikayetiyle hastaneye başvurduğu, hipertansiyon ve şeker hastalığı olan ölenin, anemi+asteni tanıları ile yatırıldığı, kalp ritm bozukluğu bulunan hastanın takibinde tedavisinin düzenlendiği, vital bulgularının stabil olduğu, 05.03.2013, 08.03.2013 tarihlerinde B RH (+) hastaya TDP verildiği, coumadin kullanan hastanın...'sinin normal aralığa getirildiği, 09.03.2013 tarihinde Hb 6, Htc 17 olması nedeni ile ES takılmasının order edildiği, bu nedenle 11.03.2013 tarihinde 2 ünite eritrosit süspansiyonu istemi kan bileşeni istek formuna yazılı olduğu, istek formunda hastanın kan grubunun sanık ... tarafından bildirildiği şekliyle hatalı olarak A Rh(+) yazıldığı, hastadan alınan kanın laboratuvara gönderildiği, laboratuvarda aynı tarihli sanık ... imzalı A Rh(+) kan için hazırlanmış cros uygunluk formu düzenlenerek, hastaya ES'nin saat 10.15'te takıldığı, saat 11.00'da TA ███████, KTA 104, Ateş 37 olarak 50 mml'lik transfüzyon sonrası işlem reaksiyon şüphesi nedeni ile ES'nin sonlandırıldığı, ağrı ve titremesi olan hastaya avil, dekort yapıldığı, sinoretik tb verildiği, AST, ALT, indirekt biluribin yüksekliğinin olduğu, vital bulgularının stabil olup, takibinde taşikardi geliştiği, diltizem verildiği, saat 17.00'de kardiak arrest gelişip resüsitasyona yanıt alınamadığı ve eksitus kabul edildiği,Soruşturma evresinde alınan ... Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun 27.11.2013 tarihli raporunda her ne kadar zamanında otopsi yapılarak dokularda makroskobik, histopatolojik, toksikolojik araştırma yapılmamış ise de, dosya kapsamında yer alan adli ve tıbbi belgelere göre kişinin ölümün yanlış kan transfüzyonuna bağlı akut hemolitik reaksiyon ve komplikasyonlarından meydana gelmiş olduğu dikkate alındığında, hatalı kan grubu isteminde bulunan Hemşire ... ve hatalı cross mach yapan laborant ...’ün uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığı ve adı geçenlerin kusurlu olduğunun belirtildiği, Soruşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu raporundan sonra kovuşturma evresinde toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları da gözönünde bulundurularak ilk alınan raporda heyet içerisinde hematoloji uzmanı bulunmadığı, iddianameye konu olayın ise hematoloji alanında uzman bilirkişinin de değerlendirmesini gerektiren bir konu olduğu, sanıklar müdafilerinin bu konudaki talepleri doğrultusunda içerisinde hematoloji uzmanının da bulunduğu heyet tarafından toplanan yeni deliller ve sanıklar müdafilerinin itirazları değerlendirilmek ve raporda tartışılmak üzere sanıkların kusur durumunun tespiti için dosyanın yeniden Adli Tıp Kurumuna gönderildiği;... 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 06.08.2014 tarihli raporunda; kişinin ölümünün yanlış kan transfüzyonuna bağlı akut hemolitik reaksiyon ve komplikasyonlarından meydana gelmiş olduğu, istek formunda hastanın kan grubunun hatalı olarak A Rh(+) yazıldığı, hastadan alınan kanın laboratuvara gönderildiği, laborotuvarda aynı tarihli A Rh(+) için hazırlanmış cross uygunluk formu düzenlenerek hastaya ES saat 10:15'te takıldığı, hatalı kan grubu isteminde bulunan Hemşire ... ve hatalı cross mach yapan laborant ...'ün uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığının belirtildiği,Söz konusu raporu düzenleyen heyette de hematoloji uzmanının bulunmamasına yönelik itirazlar üzerine, ... Üniversitesi ... Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Hematoloji Bilim Dalında görevli hematoloji uzmanlarından oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alındığı ve düzenlenen 23.05.2016 tarihli raporda, tarif edilen hastadaki ölümün, yanlış kan ürünü transfüzyonu yapılmış olarak ve transfüzyonu takip eden saatler içerisinde gerçekleşmiş olması koşullarında akuthemolitik transfüzyon reaksiyonu olası (ama kanıtlanmamış) bir neden olarak kabul edilebilir olduğu, ancak hastahanede hastalık nedeniyle takip edilen bir çok hastada olduğu gibi bu hastada da otopsi yapılmamış olmasının, kesin ölüm nedeninin tespit edilmesinde zorluklara neden olacağı, sonuç olarak mevcut durumda kesin ölüm sebebi ile sanıkların eylemleri arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesinin hastaya otopsi yapılmadığından mümkün olmadığının belirtildiği,Raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi bakımından bu kez ... Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Hemotoloji Bilim Dalı Başkanlığında görevli bilirkişi heyetinden rapor alındığı ve 17.10.2017 tarihli raporda, yanlış kan tranfizyonu yapılmasında hemşire, kan bankası çalışanı ve sorumlu hekime ait hatalara ek olarak hastanın hekim izleniminde ciddi eksikler ve hatalar olduğu, hastanın pıhtılaşma bozukluğu ve kansızlığının geç farkedildiği, altta yatan bir karaciğer hastalığı olabileceği ve yanlış kan tranfizyonundan çok bunların hastanın ölümünde yüksek olasılıkla etkili olduğu kanaatine varıldığı,İki adli tıp uzmanı ve bir kardiyoloji uzmanından oluşan bilirkişi heyetince tanzim olunan 28.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda, olay tarihinde mevcut klinik tablo itibariyle ölenin ölüm riski altında olduğu, ölüm nedeninin tek başına yanlış kan transfüzyonu ile ilgili olmayacağı, ölümün mevcut kronik hastalıklara bağlı olarak da ortaya çıkmış olabileceği görüşüne katılmamanın mümkün olmadığı, kişinin ölümünün, kan tranfizyonuna başlandıktan 7 saat sonra meydana gelmiş olması ve ölüme sebep olan patolojinin tespit edilmesine yönelik otopsi yapılmaması nedeniyle ölüm sebebi ile yanlış kan tranfüzyonu arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı hususunda tıbben kanaat bildirilmesinin mümkün olmadığı, kişinin ölümünde yanlış kan tranfizyonunun tek başına etkisinin olduğunun tıbben söylenemeyeceği gibi ölüme olan katkısının da ne derece olduğunun da tıbben belirlenemeyeceği, hemşire ... ile laborant ...'ün eylemlerinin kan tranfüzyonu ilkelerine ve tıp kurallarına uygun olmadığı, tıbbi özen eksikliği gösterdikleri, tedbirsiz ve dikkatsiz davranarak yanlış kan tranfüzyonu yapılmasına neden olduklarından kusurlu olduklarının belirtildiği,Aynı heyetçe düzenlenen 08.10.2018 tarihli bilirkişi ek raporda, kişinin ölümünün tek başına yanlış kan transfüzyonu nedeniyle meydana geldiğinin söylenemeyeceği gibi yanlış kan transfüzyonunun ölüme katkısının olmadığının da tıbben söylenemeyeceği, ölenin kan transfüzyonu öncesinde, hipertansiyon, diyabet, anemi, asteni hastalıklarının mevcut olduğu, hemşire ... ile laborant ...'ün eylemlerinin kan transfüzyonu ilkelerine ve tıp kurallarına uygun olmadığı, tıbbi özen eksikliği gösterdikleri, tedbirsiz ve dikkatsiz davranarak yanlış kan transfüzyonu yapılmasına neden olduklarının maddi bir gerçek olduğu, yapılan yanlış işlemler nedeniyle kusurlu oldukları, kişinin ölümüne yanlış kan transfüzyonun etkili olduğunun kabulü halinde, kişide mevcut olan hastalıklar ve ileri yaşı dikkate alındığında; kişinin ölümünde kendinde mevcut bünyesel hastalıklar ve ileri yaşın %70 oranında, yanlış kan transfüzyonunun ise %30 oranında etkili olabileceği kanaatine varıldığının belirtildiği, İlk Derece Mahkemesince, dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporları doğrultusunda, sanıkların üzerlerine atılı taksirle ölüme neden olma suçunu işlediklerine dair bilimsel ve objektif net bir veriye ulaşılamadığı, sanıkların kusur oranlarının afaki şekilde herhangi bir bilimsel orantıya dayanmaksızın belirlendiği, sanıkların üzerilerine atılı suçu işlediklerine dair kesin ve net delilin elde edilememiş oluşu ve yine yargılamanın gelmiş olduğu aşama itibariyle başkaca delilin elde edilemeyeceği kanaati ve tespitleri ile sanıkların üzerilerine atılı suçu işledikleri yönde akılda şüphe bırakmayacak derecede net ve kesin deliller elde edilemediğinden ve şüpheden sanık yararlanır ilkesine göre, sanıklar hakkında 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraat kararı verildiği,Anlaşılmıştır. 2.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, ... 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun raporuna ilişkin heyette hematoloji uzmanı bulunmadığına yönelik itiraz üzerine Mahkemece yeniden raporlar alınması yoluna gidilmiş ise de ... 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 06.08.2014 tarihli raporuna dair heyette iç hastalıkları uzmanı bulunduğu, anılan raporun oluşa ve dosya kapsamına uygun, gerekçeli ve yeterli olduğu ve 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 06.08.2014 tarihli raporuna göre, kişinin ölümünün yanlış kan transfüzyonuna bağlı akut hemolitik reaksiyon ve komplikasyonlarından meydana gelmiş olduğu, hatalı kan grubu isteminde bulunan Hemşire ..., hatalı cross mach yapan Laborant ...'ün uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığı ve kusurlu oldukları kanaati ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, sanıkların 5237 sayılı TCK'nın TCK 85/1. maddesi gereğince taksirle öldürme suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmiştir.IV. GEREKÇE VE KARARDairemizin yerleşik uygulamalarında, sanığın tıp kurallarına uygun olmayan eylemi ile meydana gelen netice arasında uygun illiyet bağının kurulması halinde eylemin taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçuna vücut vereceği, illiyet bağının bulunmaması halinde ise eylemin 5237 sayılı TCK'nın 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, aynı eylem nedeniyle hem taksirle yaralama veya öldürme suçundan hem de görevi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyet kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre, bilirkişi raporlarında sanıkların eylemlerinin kan transfüzyonu ilkelerine ve tıp kurallarına uygun olmadığı, tıbbi özen eksikliği gösterdikleri, tedbirsizlik ve dikkatsiz davranarak yanlış kan transfüzyonu yapılmasına neden olduklarının belirtildiği, ancak Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu raporu ile diğer raporlar arasında ölüm ile yanlış kan transfüzyonu arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı noktasında çelişki bulunduğu, buna göre sanıkların tıp kurallarına aykırı eylemleri ile ölüm neticesi arasında illiyet bağının kurulup kurulamayacağının tespiti ile raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için bir kez de Adli Tıp Üst Kurulundan rapor alınması gerekirken sanıklar hakkında eksik araştırma sonucu yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi,Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,07.04.2026 tarihinde karar verildi.