Ticari satımdan kaynaklanan, sıfır kilometre alınan ve üretim ayıpları nedeniyle motoru değiştirilen aracın değer kaybı ve kullanım zararı tazminatı davası.
Özet: Bir şirket, davalı bayiden sıfır kilometre olarak satın aldığı aracın, uzatılmış garanti süresi içinde dahi sürekli arızalanarak motor dahil birçok ana parçasının değişmek zorunda kalması ve toplamda aylarca serviste kalması nedeniyle ticari faaliyetlerinin aksadığını, ikame araç sağlanmadığı için zarara uğradığını ve aracın ciddi değer kaybı yaşadığını belirtmektedir; Makine Mühendisleri Odası raporuyla da üretimden kaynaklı ayıplı olduğu tespit edilen bu aracın neden olduğu maddi zararların tazminini talep etmektedir.

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA TARİHİ : █████/2024KARAR TARİHİ : █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından, ..... şasi nolu ve .... motor nolu ..... ..... model, .... plakalı aracın 02.12.2020 tarihli faturaya istinaden davalılardan ..... Otomotiv İnş. Tic. Ltd. Şti. ünvanlı bayiden sıfır (0) kilometre olarak satın alınmış olduğunu, bahsi geçen aracın davalılar tarafından belirlenen mutad garanti süresi bitiş tarihi 08.01.2023 iken, müvekikli şirket ile davalı şirket tarafından yapılan anlaşma doğrultusunda garanti süresi uzatılarak özel garanti süresi bitiş tarihi 30.11.2025 tarihi olarak belirlenmiş olduğunu, müvekkili tarafından satın alınan aracın, birçok kez serviste işlem görmüş olduğunu, garanti kapsamında yapılan işlemler neticesinde; 14.08.2023 tarihine kadar aracın serviste yaklaşık 19 ayrı defa işleme tabi olduğunun ve bu tarihe kadar serviste toplamda 132 gün kaldığının anlaşılmış olduğunu, bu kadar işlemden sonra ise; bu sefer 14.08.2023 tarihinde araçtaki arızalardan dolayı aracın henüz 91.000 km civarında olmasına rağmen, aracın motor silindir kapağı, silindir bloğu, enjektörler ve seğman ve yataklarının tamamı değiştirilmek zorunda kalınmış ve motorun tamamen değişmesi neticesinde tescil belgesinde değişiklik yapılarak motor numarası dahi değiştirilmiş olduğunu, ayrıca; mevcut aracın 14.08.2023 tarihinde servis girişi yapmış ve 21.11.2023 tarihine kadar serviste onarım için yaklaşık 100 gün beklemiş olup, bu süreçte müvekkiline uzun süre ikame araç verilmemiş olduğunu, ikame araç verilmemesi nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın da ayrıca talep konusu yapılmakta olduğunu, müvekkili şirketin işleri bu nedenle aksamış, müvekkilinin ciddi şekilde mağdur edilmiş olduğunu, aracın garantisi devam etmesine rağmen işbu kadar sorun çıkarmasının ayıplı olduğunun ispatı olduğunu, müvekkilinin (0) km olarak satın aldığı araçtan gerekli faydayı sağlayamadığı belgeleri ile sabit olup, aracın ticari olarak ikinci el satışından da gerekli faydayı sağlayamayacağının bilirkişi incelemesi sonucu belirli hale geleceğini, HMK'nın ilgili madde hükümleri gereğince otomotiv sektöründe uzman olan bilirkişi heyeti tayin edilerek değer kaybı zararı, aracın tamir tarihi itibariyle hasarsız hâldeki ikinci el değerinin serbest piyasa koşullarına göre saptanması ve tamirden sonra aracın yaşı, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak serbest piyasa koşullarında ikinci el araç değerinde ne kadarlık bir azalma olacağının objektif kriterlerle tespit edilmesi sonucunda müvekkilinin uğradığı zarar miktarının belirli hale geleceğini, taraflarınca mevcut duruma ilişkin Makine Mühendisleri Odasına başvuru yapılarak konuya ilişkin rapor düzenlenmesi istenmiş ve Ek’te sunulan 27.12.2023 tarihli raporda; araç ile ilgili yapılan işlemlere yer verildikten sonra ‘‘…araçta meydana gelen sorunların satın alma tarihinden itibaren ortaya çıktığı, sorunların kullanıcı kaynaklı olmadığı, üretim kaynaklı olduğu, aracın teknik olarak sorunlu bir şekilde satıldığı , bu nedenle ayıplı ürün niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır. Aracın yenisiyle değişimi ya da yenisinin bedelinin talep edilebileceği, 27.12.2023 tarihi itibariyle aracın satışa sunulan muadil bedelinin vergiler dahil 1.955.000,00-TL olduğu tespit edilmiştir…’’ şeklinde değerlendirmeye yer verilmiş olduğunu, taraflarınca Beyoğlu ...... Noterliği’nin 27.10.2023 tarih ve ..... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalılara ihtar gönderilmiş ve aracın misli ile değiştirilmesi ya da müvekkilinin uğradığı zararın giderilmesi talep edilmiş bahsi geçen ihtarname davalılara e-tebliğ olarak UETS üzerinden tebliğ edilmiş, ancak davalılarca ihtarnameye cevap dahi verilmemiş olduğunu, taraflarınca dava açılmadan önce Ticari Uyuşmazlıklarda zorunlu arabulculuk süreci de başlatılmış, yapılan görüşmeler neticesinde ANLAŞAMAMA tutanağı düzenlenmiş olduğunu, müvekkili tarafından serviste işlemler tamamlandıktan sonra, araç üçüncü kişiye satılmış olduğundan, iş bu dava ile müvekkilinin uğradığı maddi zarar talep edilmiş olduğunu, bu kapsamda olmak üzere; araç serviste birçok kez işlem görmüş ve son aşamada motor da dahil olmak üzere aracın birçok ana parçası değiştirilmiş olduğunu, bundan dolayı da aracın mevcut hali ile işlem görmeyen değişensiz ve orjinal emsallerine göre ciddi bir değer kaybı oluştuğunu, ayrıca; aracın tamir süresinin anlam verilmeyecek şekilde çok fazla uzamış, araç toplamda yaklaşık 100 gün serviste kalmış olduğunu, bu süreçte araç garantili olmasına rağmen müvekkili şirkete uzun süre ikame araç dahi verilmemiş olduğunu, araç şirket aracı olması ve şirketin işlerinde kullanılması nedeniyle her gün için müvekkilinin zarara uğramaya devam etmiş olduğunu, gerek araçta meydana gelen değer kaybı nedeniyle zarar gerekse de ikame araç verilmemesinden kaynaklanan zararın tespitinin yapılmasını talep etmek gerektiğini, tüm bu sebeplerle; TTK 23 ve yapılan atıf ile BK 219 ve 227 maddeleri uyarınca satılanı alıkoyup ayıp oranında meydana gelen zarara ilişkin satış bedelinden indirim talep edilmiş, ayrıca, devam eden fıkrada da belirtildiği üzere alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı olup, taraflarınca müvekkilinin uğradığı zararların tazmini talep edilmekte olduğunu beyanla; davayı belirsiz alacak olarak ikame ettiklerini, müvekkiline satışı yapılan ..... plakalı aracın garantisi devam etmesine rağmen ayıplı olması, serviste motor dahil birçok değişikliğe uğraması nedeniyle aracın satış bedelinden indirim yapılması, mevcut hali ile uğradığı değer kaybı ve serviste kaldığı süre boyunca ikame araç verilmemesi nedeniyle müvekkilinin uğradığı maddi zarara istinaden ileride zararları belirli hale geldiğinde talep artırım dilekçesi sunmak üzere; şimdilik 1.000-TL maddi zararlarını 27.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tazminine, yargılama gideri ve ücret-i vekaletin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı .... Yurt Otomotiv....Ltd. Şti. vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davaya konu ..... plaka nolu, ..... motor, ..... şasi nolu, ..... 2020 model model aracın 02.12.2020 tarihinde satın alınmış olduğunu, dava dilekçesinin 8. Maddesinde "araç üçüncü kişiye satılmış olduğundan" beyanında bulunmuş olduğunu, aracın maliki olmayan davacının, dava konusu hak üzerinde tasarruf yetkisi olmadığını, davacının, taraf (aktif dava ehliyeti) sıfatını taşımadığını, huzurdaki davaya HMK. 114. madde hükmedilen dava şartlarını taşımadığından itiraz ediyor olduklarını, davanın, belirsiz alacak davası olarak açılmış olduğunu, HMK. 107. maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." hükmünde olduğunu, davacının tacir olduğunu, dilekçesinde aracı sattığını beyan etmiş olduğunu, iddia ettiği gibi araçta değer kaybı olmuşsa, satış faturasını sunarak uğradığı zararın ne olduğunu beyan etmesi gerektiğini, uyuşmazlık, belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğinden davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, davacının aracını 02.12.2020 tarihinde teslim almış olduğunu, davaya konu iddialarını ise 27.10.2023 tarihinde ileri sürmüş olduğunu, TTK. 23/c maddesi “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür" hükmü gereğince hak düşürücü süre yönünden de davanın reddi gerektiğini, aracın müvekkili şirketin yetkili servisine getirildiğinde davacının iddia ettiği sorunlara ilişkin gerekli araştırma ve tesler yapılmış, sorunsuz olarak davacıya teslim edilmiş olduğunu, müvekkili şirket yetkili servisine, davacının iddia ettiği şikayetlere benzer bir başvuru bulunmadığını, davaya konu araçtaki sorunun üretimden kaynaklı bir sorun değil, bizzat davacının kullanım koşulları veya dış etkenler neticesinde ortaya çıktığını, araçta ayıp olduğu iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, iddia edilen sorunun yakıt kalitesinin kötü olmasından ve garanti şartlarına aykırı kullanımdan kaynaklanma ihtimalinin yüksek olduğunu, dava konusu araçta üretim kaynaklı bir ayıp bulunmadığını, müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin şartlarının oluşmadığını, davaya konu araçta üretimden kaynaklı bir ayıp mevcut olmadığından ve aracın garanti kapsamında yukarıda belirttikleri sorunlarının giderildiği dikkate alındığında davacının taleplerinin dayanaksız olduğunun görülmekte olduğunu, müvekkili şirketin yükümlülüğünü yerine getirmiş ve aracın onarımını garanti kapsamında sağlamış olduğunu, davacının kusurlu kullanımı sonucunda oluşan bir durum nedeniyle ayıpsız misli ile değişim talebinin haksız olduğunu ve hukuka aykırı olduğunu, kullanım kusurlarının, araçta meydana gelmiş hasarların ve hasarlar nedeniyle oluşan değer kaybının tespiti gerektiğini, davacının kusuruyla oluşan değer kayıplarının müvekkili şirkete yüklenmesinin beklenemeyeceğini, davaya konu araçta üretimden kaynaklı herhangi bir ayıp bulunmadığından, var olduğunu iddia edilen sorunlar da davacının kusurundan kaynaklandığından davanın reddi gerektiğini beyanla; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..... Motor Ticaret A.Ş. vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmadığının kabulü gerektiğini, davacının, mahkememiz huzurunda görülmekte olan işbu dava ile talebini müvekkili şirket aleyhine belirsiz alacak davası olarak ikame etmiş, ancak söz konusu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının usule uygun olmadığını, bir davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilebilmesi için, davanın açıldığı tarihte davacının alacağının miktarını tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin mümkün olmaması gerektiğini, ancak işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, işbu davada davacı açıkça işbu davaya konu talep miktarlarını belirleyebileceğinden işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmadığının kabulü gerektiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile işbu davada hem bedelde indirim hem de değer kaybının birlikte talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın hukuka aykırı şekilde hem bedelde indirim talebinde bulunmuş hemde değer kaybı talebinde bulunmuş olduğunu, hiçbir şekilde araçta ayıp mevcut olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydı ile hukuken bu iki talebin birlikte talep edilmesinin mümkün olmadığını, bedelde indirim tutarının araçta mevcut olan ayıp oranında bedelde indirim yapılmasını ifade ettiğini, değer kaybının ise aynı anlama gelecek şekilde bu ayıba ilişkin olarak araçtaki değer düşümünü ifade ettiğini, hem araçta ayıp oranında bedelde indirim hem de değer kaybı adı altında bir ödeme yapılması durumunda bu durumun sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını, zira hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile bedelde indirim araçtaki değer kaybının indirilmesini ifade ettiğini, bir başka ifadeyle bedelde indirilecek tutarın değer kaybı kadar olacağını, bu kapsamda değer kaybının bedelde indirilecek tutarı ifade ettiğini, sırf bu sebeple dahi işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile işbu dava ile öne sürülen taleplerin zamanaşımına uğramış olup zamanaşımı itirazları bulunduğunu, müvekkili şirketin ..... markasının ithalatçı firması olup, davacı müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, işbu davada taraflar tacir sıfatına haiz bulunduğundan uygulanacak olan mevzuatlar uygun düştüğü ölçüde Türk Ticaret Kanunu ("TTK") ve Türk Borçlar Kanunu ("TBK") olduğunu, müvekkili şirketin aracın sadece ithalatçı firması olup, satış bedelini iktisap etmemiş olduğunu, bu kapsamda müvekkili şirketin aracın satıcı olmayıp herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, zira TBK'nın 227. maddesinde alıcının seçimlik hakları "a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme," şeklinde düzenlenmiş olduğunu, ilgili düzenlemede görüleceği üzere ilgili taleplerin sadece satıcıya karşı ileri sürülebileceği düzenlenmiş olup, ithalatçı firmaya ilgili taleplerin yöneltilmesine yönelik TBK'da herhangi bir düzenleme mevcut olmadığını, bu kapsamda ithalatçı firmadan maddi tazminat talep edilmesinin TBK'da düzenlenmediği gibi işbu davaya konu taleplerin ithalatçıya karşı kullanılmasının da mümkün olmadığını, davacı tarafın müvekkil şirketten işbu davaya konu taleplerini talep etmesinin mümkün olmadığını, bu kapsamda davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, dava konusu araçta tespit edilmiş üretimden kaynaklı herhangi bir ayıp mevcut olmadığını, kaldı ki hiç bir şekilde ayıp olgusunun kabulü anlamına gelmemek kaydı ile davacının ücretsiz onarım hakkını kullanmış olduğunu, dava konusu aracın davacının iddia ettiği gibi üretimden kaynaklı herhangi bir sorunu ve ayıbı bulunmadığını, araçta üretimden kaynaklanan bir sorun olmamakla birlikte işbu dilekçe ekinde sunmuş oldukları iş emirlerinden de iddia edilen durumların garanti kapsamında giderildiği ve aracın sıkıntısız şekilde kullanımda olduğunun sabit olduğunu, ayrıca gerek dava dilekçesindeki iddialara gerekse de davacı tarafça sunulan taraflarınca hiçbir şekilde kabul edilmemek kaydı ile 27.12.2023 tarihli rapora karşı araç için teknik ekiplerinin verdiği teknik görüşün söz konusu araçla ilgili üretici tarafında ve bayilerimize duyurmuş olduğumuz bir çok teknik servis bülteni bulunmaktadır. Araçta birçok işlem garanti kapsamında değerlendirilerek ücretsiz olarak gerçekleştirilmiştir. Yapılan işlemler üretici tarafından yayımlanan teknik servis bültenleri ve onarım kataloglarına göre yapılmış işlemlerdir. Garanti hizmeti tam da bu gibi durumlarda çözüm sağlamak amacıyla üretici tarafından verilen bir hizmettir.27.12.2023 tarihli Bilirkişi ekspertiz raporunda belirtilen maddelere göre ; "İlk çalıştığında bazen zor çalışıyor” şikayetlerinin yazılı olduğu, 14.456 km’de “Aracın fazla yakıt tükettiği”, 29.587 km’de “Yokuş aşağı inerken araç hızlanıyor”, 31.135 km’de “Yokuş yukarı kalkışta titreme oluşuyor”, 31.919 km’de “Araç soğukken ilk çalıştırmada uğultu sesi yapıyor”, 32.132 km’de “Motor kısmından hızlandıkça uğultu sesi geliyor, hızlanıp gaz kesildiğinde daha fazla duyuluyor, şanzıman güncellemesi yapıldıktan sonra hafif yokuş yukarı dur kalklarda araç titriyor”, 33.934 km’de “Şanzıman ısınınca özellikle yokuş yukarı aşırı titreme yapıyor” 64.126 km’de “Araçta kalkışlarda aşırı titreme oluşuyor”, 70.860 km’de “araçta uğultu var”, 91.097 km’de “Kalkışta yoğun titreme var” şikayetleriyle servise gidilmiş ve aracın serviste toplam 132 gün kalmış olduğu görülmüştür" Yukarıda belirtilen konularla ilgili Aracın fazla yakıt tükettiği göreceli bir durum ve herhangi bir ölçümle tespiti bulunmayan bir iddiadır. (14456km) “Yokuş aşağı inerken hızlanma” ile ilgili araç sürücüsü iddia etmiş olduğu bu durumu servisteki teknik personele gösterememiştir. Varlığı şüpheli bir iddiadır. (29587km) Araçta DCT şanzımanı olduğundan , DCT kavramanın klasik otomatik şanzımanlar gibi sürekli kavraşmaya maruz bırakılması durumunda , tıpkı diğer marka araçların tüm çift kavrama sistemlerinde olduğu gibi ısınmaya ve sonrasında titreşimli kavraşmaya sebebiyet vermesi normal bir durumdur. Bu araçta arıza olduğu anlamını taşımaz , yanlış kullanım kaynaklı oluşan bir durumdur. Tek kavramalı , manuel vites araçlarda da benzer kullanımlarda aracın kavraması ısıya maruz kalır ve titreşimli vites geçişleri meydana gelir. Aslında yukarıda belirtilen titreşimle ilgili olan tüm şikayetler , DCT sisteminin doğası gereği ısınmaya maruz bırakıldığında olabilecek bir durumdur. KONUYLA İLGİLİ KULLANICI KILAVUZUNDA 6-33 , 34,35,36,37,38,39 NOLU SAYFALARDA BİLGİLER VE UYARILAR GÖRÜLEBİLİR. Aracın 70860 km’de düşük basınç pompasının sesli çalışması nedeniyle değişimi yapılmıştır. Yakıt basıncı ile ilgili herhangi bir problem olmayıp çıkardığı sesin fazla olması neticesinde DEĞİŞİMİNE ONAY VERİLMİŞ VE GARANTİDEN DEĞİŞİMİ GERÇEKLEŞMİŞTİR. 31919 km’de yine üretici tarafından yayımlanan bültene göre MHEV gergisinin garanti kapsamında geliştirilmiş olanı ile değiştirilmesi gerekmiştir ve bu bülten de , aracın uzun ömürlü kullanımı hedef alınarak garanti kapsamında ÜCRETSİZ OLARAK DEĞİŞTİRİLMİŞTİR. 91097 kmdeki motorda oluşan hasar neticesinde gerekli tüm işlemler onarım kataloglarındaki verilere göre , eğitimli teknisyenler tarafından gerçekleştirilmiştir. Söz konusu onarım standartlar dahilinde gerçekleştirildiğinden motorun onarımı , bu konuda eğitim almamış ve yan sanayi parça kullanan tamircilerin yapmış oldukları onarıma kıyasla , aracın ikinci el değerini düşürebilecek bir onarım değildir. Dava dosyasında belirtilen, yapılan işin standartlar dahilinde olmadığı tespit edilmeksizin aracın 2. El değerinin düşebileceğinin belirtilmesi yanlış bir iddiadır. Aracın onarımları ile ilgili, onarım katalogları ve teknik servis bültenleri dışı herhangi bir standart dışı onarımı bulunmamaktadır. Bu nedenle aracın değer kaybına uğraması gibi bir durum kabul edilebilir değildir. şeklinde olduğunu, görüleceği üzere araçta herhangi bir üretim kaynaklı ayıp saptanmamış olduğunu, kötü kullanım kaynaklı meydana gelebilecek olan durumlar neticesinde ise müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, tüm kullanıcıların araç alımları sırasında kullanım koşulları hakkında bilgilendirmeye sahip bulunmalarının yanı sıra https://www.......com/tr/servis-merkezi/kullanim-kilavuzlari.html sitesi üzerinden de tüm marka ve model araçlara ilişkin kullanım kılavuzlarına ulaşmalarının mümkün olduğunu, kaldı ki hal böyle olmakla birlikte kullanım kılavuzu ve garanti el kitabına uygun kullanılmayan araçta meydana gelen sorunlardan müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, buna rağmen davacı tarafa ücretsiz bir şekilde hizmet verilmiş olup mahkememizce araçta ayıbın var olduğu kabul edilse dahi davacı tarafından ücretsiz onarım hakkı kullanılmış olduğundan davacı bedelde indirim hakkını kullanamayacak olduğunu, zira seçimlik hakların bir kez kullanılabilecek olduğunu, herhangi bir şekilde araçta ayıp olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı tarafın hak düşürücü süre içerisinde ayıp ihbarında bulunmamış olduğunu, dava konusu aracın davacı tarafından 02.12.2020 tarihinde satın alınmış olup, dava tarihi itibariyle de aracın 100.000-km'den fazla kullanılmış bulunduğunu, ancak davacının; müvekkili şirkete usulüne uygun bir bildirimde bulunmamış olduğunu, hiçbir şekilde araçta ayıp olgusunu kabul etmemek kaydı ile davacı tarafın müvekkili şirkete imkan bulur bulmaz bildirim yapması gerekirken hukuken geçerli sürelerde bildirim külfetinin yerine getirilmemiş olduğunu, işbu sebeple davacının, gözden geçirme ve bildirimde bulunma yükümlülüğüne aykırı davranmış olduğunu, zira kanun ifadesinde her ne kadar “imkan bulur bulmaz” ibaresi geçse de somut olayda davacının hem ilk başvurusundaki hem de inceleme hizmeti sunulduktan sonraki süreler göz önüne alındığında alıcının uygun bir süre içerisinde gözden geçirme ve ihbarda bulunma yükümlülüğüne riayet etmediğini, hiçbir şekilde araçta üretimden kaynaklı bir ayıp olduğunu kabul etmemekle birlikte davacının iddialarının aksine söz konusu arızanın kullanım/dış etkenler sebebiyle oluşmuş olduğunu, müvekkili şirketin, Türkiye genelinde sayısız şubesiyle “.....” markası altında faaliyet göstermekte olup, müşteri odaklı hizmet anlayışı ile çözüm odaklı yapısı sayesinde sektörün lider firmaları arasında yerini almış olduğunu, davacının asılsız ve mesnetsiz iddialarının aksine araçta meydana gelen problemin üretimden kaynaklı olmadığını, bizzat davacının kallunamandan/dış etkenler sonucu oluştuğunu, davacının araçtan kullanımını ve beklenen faydasını etkilemeyen bu durum için üretimden kaynaklı bir ayıp olduğunun kabulü mümkün olmayıp bu durumda kanundan kaynaklanan sair talepleri için gerekli koşulların oluşmadığını, zira davacı taraf tacir olup aracın ticari faaliyetlerde kullanılması ile kullanım kılavuzuna aykırı kullanımlar sebebiyle araçta iddia edilen sorunların oluşabileceğinin de düşünülmesi gerektiğini, kullanım koşullarına ve tamamen dış etkenlere bağlı olarak oluşan işbu durumdan aracın ithalatçısı olan müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağını, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca dava öncesinde aldırılan bilirkişi raporu karşı tarafça kabul edilmeden hükme esas alınamamakta olup, söz konusu rapora hiçbir şekilde muvafakat etmediklerini, kaldı ki bu raporun tamamen tek taraflı olarak evrak üzerinden fiziki inceleme yapılmadan mahkeme nezdinde dahi olmadan düzenlettirilmiş olduğunu, bu kapsamda delil tespiti raporları dahi dikkate alınamazken işbu rapora hiçbir şekilde itibar edilemeyeceğini, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca dava öncesinde delil tespiti aşamasında aldırılan bilirkişi raporu karşı tarafça açıkça kabul edilmeden hükme esas alınamayacağını, bilirkişi raporuna ve raporun içeriğine hiçbir şekilde muvafakat etmediklerini, ayrıca raporu tanzim eden bilirkişilerin yalnızca davacının hukuka aykırı beyanları neticesinde tek taraflı olarak raporu tanzim etmesinin bilirkişilere duyulan güveni önemli ölçüde zedelediğinden aynı bilirkişilerden rapor alınması savunma, hukuki dinlenilme ve itiraz haklarını engelleyecek olup, işbu dosya tahtında yeni bir bilirkişiden/bilirkişilerden rapor aldırılmasını talep ediyor olduklarını, hiçbir şekilde davacının iddialarının kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, ayıp olgusunun ispatlanması ve uzman bilirkişi tarafından tespit edilmesi gerektiğini, davacının iddia ettiği gibi ayıp olgusunun gerçekleşmesi için bunun uzman bilirkişi vasıtasıyla tespiti ve mahkeme kararıyla teyit edilmesi gerektiğini, davacının dilekçesinde yer alan ayıp iddialarının salt beyanlarından ibaret olup, bu haliyle mahkeme tarafından dikkate alınamayacağını, dava konusu yapılan hususların araçtan beklenen faydaya bir etkisi bulunmamakla birlikte davacı tarafından dilekçesinde yer alan iddiaların ispatlanamamış, somut olguların delillerle açıklanamamış olduğunu, araçta var olduğu iddia olunan arızanın ayıp olarak nitelendirilemeyeceğini, araçta herhangi bir arıza mevcut olmadığını, davaya konu edilen ayıbın "önemli/esaslı" ayıp olarak nitelendirilemeyeceğini, araçta üretimden kaynaklı bir ayıp olduğunu kabul etmemekle birlikte, doktrinde ve Yargıtay kararlannda kabul edilen görüşe göre, satıcının ayıptan sorumlu tutulabilmesi için satılan üründeki ayıbın önemli/esaslı ayıp olması şartı arandığını, davacının iddia ettiği problemler önemli bir nitelik taşımamakta olduğundan seçimlik hakların kullanılmasının mümkün olmadığını, taraflarınca hiçbir şekilde araçta üretim kaynaklı bir ayıp olduğunun kabul edildiği anlamına gelmemesi kaydıyla; bir an için araçta üretim kaynaklı bir problem olduğu farz edilse dahi işbu problemin, araçtan güvenli bir şekilde istifade edilmesini engelleyen, donanım ve araç kalitesi ile ilgili bir problem olmadığını, ayrıca işbu problemin araçtan beklenen faydaya bir etkisi de bulunmadığını, bu sebeple davacının iddialarının hukuka aykırı olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının iddia ettiği ayıbın varlığı tespit edilmiş olsun; işbu ayıp önemli/esaslı ayıp olarak nitelendirilemeyeceğinden davacının seçimlik haklarını kullanma şartları oluşmadığını, tüm bu hükümlere rağmen alıcının seçimlik haklarını kullanma şartlarının oluşmadığı itirazları saklı kalmak kaydıyla davacının dava dilekçesindeki talebini hiçbir şekilde kabul etmiyor olduklarını, işbu nedenle davacının hakkaniyete aykırı tüm taleplerinin reddi gerektiğini, davacı tarafın aracın kullanılamadığı dönemde ikame araç tahsis edilmemiş olmasından kaynaklı herhangi bir zarar talebinde bulunamayacağını, öncelikle yukarıda detaylı olarak izah ettikleri üzere davacı tarafın müvekkili şirkete işbu davaya konu taleplerini yöneltmesinin mümkün olmadığını, hal böyle olmakla birlikte davacı tarafın işbu davada hiçbir şekilde açık olmamakla birlikte aracın kullanılamadığı dönemde ikame araç tahsis edilmemiş olmasından kaynaklı zarar talep imkanı bulunmadığını, davacının iddia etmiş olduğu zararına ilişkin hiçbir somut veri ileri sürmediğini, kaldı ki ifade edilen zarar kaleminin de oldukça muğlak kaldığını, davacı tarafından dilekçesinde yer alan iddiaların ispatlanamamış olduğunu, dava konusu yapılan hususların araçtan beklenen faydaya bir etkisi bulunmamakla birlikte davacı tarafından dilekçesinde yer alan iddiaların ispatlanamamış olduğunu, somut olguların delillerle açıklanamamış olduğunu, öyle ki, davacı tarafından dilekçede hiçbir beyan, husus açıklanmamış olup yalnızca hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak talepte bulunulmuş olduğunu, davacının asılsız, mesnetsiz ve dayanaksız olarak başvurulan işbu davanın sadece bu gerekçeyle reddi gerektiğini, araçta üretimden kaynaklı bir ayıp bulunmadığını, aracın üretimden kaynaklı ayıp iddialarına ilişkin hiçbir delil sunulamadığı gibi buna dayanarak talepte bulunulmasının hukuka aykırı olduğunu beyanla; sair her türlü dava, talep ve şikayet hakları saklı kalmak kaydıyla; öncelikle talepleri doğrultusunda davanın usulden reddine, dava açılmadan önce süresinde ayıp bildiriminde bulunma zorunluğuna uyulmadığından davanın reddine, davacı tarafından "ücretsiz onarım" hakkı kullanılmış olduğundan davanın reddine, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde her halükarda davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, satın alınan aracın ayıplı olduğu iddiası ile tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; davacı tarafın davalı .....'tan satın aldığı ..... plaka sayılı aracın ayıplı olarak satılıp satılmadığı, ayıbın kullanımdan veya üretimden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davacının ayıp nedeni ile bedelden indirim, değer kaybı, ikame araç bedeli talep edebilip edemeyeceği, aracın ithalatçısı olan davalı ..... Motor'a husumet yöneltilebilip yöneltilemeyeceği, aracın ayıplı olması halinde niteliği (gizli-açık ayıp) ile davacı tarafça süresinde bildirimde bulunulup bulunulmadığı, ayıba bağlı zarar kalemlerinin miktarı ve davalıların belirtilen zarar kalemlerinden sorumlu olup olmadığı hususlarındadır.Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek dava konusu araç üzerinde iddia olunan ayıpların teknik olarak mevcut olup olmadığı, araçta üretim hatası, ayıp bulunup bulunmadığı, ayıbın gizli ayıp mı açık ayıp mı olduğu, arızaların kaynağı, kullanıcı hatası bulunup bulunmadığı, yasal ihbar sürelerine uyulup uyulmadığı hususlarının tespiti için otomotiv alanında uzman bilirkişilerden resen oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi kurulu marifetiyle dosya üzerinden GÜNSÜZ bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, bilirkişi ..... █████/2025 tarihli raporlarında özetle; TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi üyesi iki Mak. Müh. tarafından düzenlenen raporda, "Tarafımıza iletilen evraklar incelendiğinde, “..... GÜMRÜK MÜŞAVİRLİK HİZ. LTD.ŞTİ.” adlı firma tarafından 02.12.2020 (Alım Fatura Tarihi:13.11.2020) tarihli fatura ile 1 adet Kia marka, .... 2020 model, ..... şasi numaralı aracın “...... OTO. İNŞ. TİC. LTD. ŞTİ.” adlı bayiden satın alındığı, aracın yasal garanti bitiş tarihinin 08.01.2023 ve özel garanti bitiş tarihinin 30.11.2025 olduğu, satın alma bedelinin vergiler dahil 373.300,00 TL olduğu, ilk tescil tarihinin 03.12.2020, plakasının ...... olduğu, aracın bu firma adına tescil edilmiş olduğu görülmüştür. Araçla ilgili garanti kapsamında olmak üzere 14.08.2023 tarihine kadar 19 adet servis formu düzenlenmiş olduğu, bu tarihte araç km’sinin 91.097 olduğu, aracın “Motor sarsıntılı gürültülü ve sesli çalışıyor. İlk çalıştığında bazen zor çalışıyor” şikayetlerinin yazılı olduğu, 14.456 km’de “Aracın fazla yakıt tükettiği”, 29.587 km’de “Yokuş aşağı inerken araç hızlanıyor”, 31.135 km’de “Yokuş yukarı kalkışta titreme oluşuyor”, 31.919 km’de “Araç soğukken ilk çalıştırmada uğultu sesi yapıyor”, 32.132 km’de “Motor kısmından hızlandıkça uğultu sesi geliyor, hızlanıp gaz kesildiğinde daha fazla duyuluyor, şanzıman güncellemesi yapıldıktan sonra hafif yokuş yukarı dur kalklarda araç titriyor”, 33.934 km’de “Şanzıman ısınınca özellikle yokuş yukarı aşırı titreme yapıyor” 64.126 km’de “Araçta kalkışlarda aşırı titreme oluşuyor”, 70.860 km’de “araçta uğultu var”, 91.097 km’de “Kalkışta yoğun titreme var” şikayetleriyle servise gidilmiş ve aracın serviste toplam 132 gün kalmış olduğu görülmüştür. Araç, 31.919 km’de rölanti kasnağı, eksantrik gergi yatağı, 32.132 km’de yakıt pompasının, 64.126 km’de DCT kavrama setinin, 91.097 km’de iken motor silindir kapağı, silindir bloğu, enjektörler, segman ve yatakların yenilenmiş olduğu görülmüştür. Motor blok yenileme sonrasında tescil belgesinde değişikliğe gidilmiş ve motor numarası ..... olarak değiştirilmiştir. Yukarıdaki bilgiler doğrultusunda araçta meydana gelen sorunların satın alma tarihinden itibaren ortaya çıktığı, sorunların kullanıcı kaynaklı olmadığı, üretim kaynaklı olduğu, aracın teknik olarak sorunlu bir şekilde satıldığı, bu nedenle ayıplı ürün niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır. Aracın yenisiyle değişimi ya da yenisinin bedelinin talep edilebileceği dikkate alınarak muadil model ve yenisinin bedeli aşağıdaki gibi tespit ve takdir edilmiştir. Yapılan araştırmada, inceleme talebinin yapıldığı 27.12.2023 tarihinde aracın, satışa sunulmuş olan .... model ile muadil olduğu ve bu modelin fiyatının da vergiler dahil 1.955.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir." denilmiş olduğunu, anılan raporda, davacının araçla ilgili şikayetleri sıralanmış ve şikayetlerin imalatla ilgili olduğu kabulüyle aracın ayıplı olduğu değerlendirilmiş ve muadilinin 1.955.000,00 TL olduğunun belirtilmiş olduğunu, davalı şirketçe düzenlenen Teknik Rapor'da ise 27.12.2023 tarihli Davacı tarafından alınan tek taraflı ekspertiz raporunda belirtilen maddelere göre ; İlk çalıştığında bazen zor çalışıyor” şikayetlerinin yazılı olduğu, 14.456 km’de “Aracın fazla yakıt tükettiği”, 29.587 km’de “Yokuş aşağı inerken araç hızlanıyor”, 31.135 km’de “Yokuş yukarı kalkışta titreme oluşuyor”, 31.919 km’de “Araç soğukken ilk çalıştırmada uğultu sesi yapıyor”, 32.132 km’de “Motor kısmından hızlandıkça uğultu sesi geliyor, hızlanıp gaz kesildiğinde daha fazla duyuluyor, şanzıman güncellemesi yapıldıktan sonra hafif yokuş yukarı dur kalklarda araç titriyor”, 33.934 km’de “Şanzıman ısınınca özellikle yokuş yukarı aşırı titreme yapıyor” 64.126 km’de “Araçta kalkışlarda aşırı titreme oluşuyor”, 70.860 km’de “araçta uğultu var”, 91.097 km’de “Kalkışta yoğun titreme var” şikayetleriyle servise gidilmiş ve aracın serviste toplam 132 gün kalmış olduğu görülmüştür Yukarıda belirtilen konularla ilgili - Aracın fazla yakıt tükettiği göreceli bir durum ve herhangi bir ölçümle tespiti bulunmayan bir iddiadır. (14456km) - “Yokuş aşağı inerken hızlanma” ile ilgili araç sürücüsü iddia etmiş olduğu bu durumu servisteki teknik personele gösterememiştir. Varlığı şüpheli bir iddiadır. (29587km) araçta DCT şanzımanı olduğundan, DCT kavramanın klasik otomatik şanzımanlar gibi sürekli kavraşmaya maruz bırakılması durumunda , tipkı diğer marka araçların tüm çifti kavrama sistemlerinde olduğu gibi ısınmaya ve sonrasında titreşimli ka Cşmaya sebebiyet vermesi normal bir durumdur. Bu araçta arıza olduğu anlamını taşımaz , yanlış kullanım kaynaklı oluşan bir durumdur. Tek kavramalı , manuel vites araçlarda da benzer kullanımlarda aracın kavraması ısıya maruz kalır ve titreşimli vites geçişleri meydana gelir. Aslında yukarıda belirtilen titreşimle ilgili olan tüm şikayetler, DCT sisteminin doğası gereği ısınmaya maruz bırakıldığında olabilecek bir durumdur. Konuyla ilgili kullanıcı kılavuzunda 6-33 , 34,35,36,37,38,39 nolu sayfalarda bilgiler ve uyarılar görülebilir. - Aracın 70860 km’de düşük basınç pompasının sesli çalışması nedeniyle değişimi yapılmıştır. Yakıt basıncı ile ilgili herhangi bir problem olmayıp çıkardığı sesin fazla olması neticesinde değişimine onay verilmiş ve garantiden değişimi gerçekleşmiştir. - 31919 km’de yine üretici tarafindan yayımlanan bültene göre MHEV gergisinin garanti kapsamında geliştirilmiş olanı ile değiştirilmesi gerekmiştir ve bu bülten de, aracın uzun ömürlü kullanımı hedef alınarak garanti kapsamında ücretsiz olarak değiştirilmiştir. 91097 kmdeki motorda oluşan hasar neticesinde gerekli tüm işlemler onarım kataloglarındaki verilere göre , eğitimli teknisyenler taratindan gerçekleştirilmiştir. Söz konusu onarım standartlar dahilinde gerçekleştirildiğinden motorun onarımı , bu konuda eğitim almamış ve yan sanayi parça kullanan tamircilerin yapmış oldukları onarıma kıyasla , aracın ikinci el değerini düşürebilecek bir onarım değildir. Dava dosyasında belirtilen, yapılan işin standartlar dahilinde olmadığı tespit edilmeksizin aracın 2. El değerinin düşebileceğinin belirtilmesi yanlış bir iddiadır. Aracın onarımları ile ilgili, onarım katalogları ve teknik servis bültenleri dışı herhangi bir standart dışı onarımı bulunmamaktadır. Bu nedenle aracın değer kaybına uğraması gibi bir durum kabul edilebilir değildir." denilmiş olduğunu, dosyada bulunan tüm belgelerin, davacı ve davalı dilekçelerinin incelenmesinden, aracın yolda kalma şeklinde bir bozukluk göstermediği, motor titremesi, vites geçişinde ses, uğultudan oluşan şikayetlerin giderilmesi için servis işlemleri uygulandığı, şikayetlerin aracın güvenliğiyle ilgili olmayıp konforuyla ilgili olduğu görülmekte olup, bu rahatsızlıkların çoğunun aracın kullanımına engel olmadığının anlaşılmakta olduğunu, aracın 2020 yılında satın alındığı ve 3 yılda 91.000 Km seviyesinde, özel binek araçlar için ortalamanın yaklaşık 2 katı seviyede yol katettiği, aracın serviste 132 gün kaldığı belirtilmiş olup, bu sürede aynı zamanda 15.000, 30.000, 45.000, 60.000 75.000, 90.000 Km rutin bakım işlemleri yapıldığı, ayrıca aynı marka model tüm araçlara uygulanan iyileştirme yenileme çalışmaları da yapıldığı, ayrıca yine aracın 07.12.2022 tarihinde 73.923 TL'lik hasara neden olan bir trafik kazası geçirmesi nedeniyle 14 gün süren tamir işlemleri yapıldığı dikkate alındığında, araçtan faydalanamama halinin süreklilik kazandığının söylenemeyeceğini, araçta yapılan en ciddi işlemin, 91.097 Km'deyken 14.08.2023 günü motor bloğunun değiştirilmesi işlemi olup, bu işlemin 21.11.2023 tarihine kadar toplam 99 sürmüş olduğunu, bu sürenin, aracın marka ve modeliyle uyumlu olduğunu, bu işlemin garanti kapsamında yapıldığının görülmekte olduğunu, aracın motorundaki arıza halinin tamir yoluyla giderilmiş olduğunu, İstanbul Makina Mühendisleri Odası üyesi iki kişi tarafından yazılan raporda, aracın servise girme nedenleri irdelenmeden genel ifadelerle aracın ayıplı olduğu söylendiğinden, teknik analiz içermeyen bu rapora itibar edilememiş olduğunu, dosya içeriğine göre araçta motor değişimi dışında bir arıza hali söz konusu olmayıp, bu durumda aracın motor numarası değiştiğinden, ayıpsız güncel rayiç değerine göre bir miktar değer kaybetmesinin piyasa davranışlarına uygun olduğunu, yapılan piyasa araştırmasına göre aracın 21.11.2023 tarihi itibariyle 73.923 TL'lik bir kaza geçirmiş haliyle 2. el rayiç satış değeri 875.000,00 TL olduğunu, piyasa araştırmasına göre motoru değiştirilmiş aracın 2.el değeri ortalama 850.000,00 TL olduğunu, aracın motorunun değiştirilmesi nedeniyle araçta bu işlem tarihi itibariyle 25.000,00 TL değer kaybı oluştuğunu, araç davacı tarafından 3. şahsa satış aşamasında ayıpsız olduğundan, aracın emsallerinden daha ucuza satılmasının uygun olmadığı kanaatine varılmış olduğunu, dolayısıyla davacının bu nedenle davalı şirketten talep edebileceği bir maddi zararı mevcut olmadığını, aracın tamir süresinin yasal olarak 45 günle sınırlı olduğu dikkate alındığında 99 gün süren tamirin 28.09.2023-21.11.2023 arasını içeren son 54 günü için davalı şirketin davacıya ikame araç tahsis etmesi gerektiğini, yapılan piyasa araştırmasına göre belirtilen 28.09.2023 günü itibariyle aynı marka ve model bir aracın günlük kiralık bedeli 1.900,00 TL olduğunu, dolayısıyla 54 günlük araç kiralama bedeli 102.600,00 TL olduğunu, aynı süre boyunca davacının kendi aracını kullanmaması nedeniyle sağlayacağı amortisman, yakıt, vergi vb. tasarruflarının bu kiralama bedelinden düşülmesi gerektiğini, 54 gün (yak.8 hafta) için 8 depo yakıt tüketeceği dikkate alındığında toplam 20.000,00 TL'nin düşülmesinden sonra davacının net araç mahrumiyet zararının 82.600,00 TL olduğunu SONUÇ OLARAK: aracın davacı şirketçe 3. şahsa satılma aşamasında ayıpsız olduğunu, aracın motorunun değiştirilmesi nedeniyle 25.000,00 TL değer kaybı oluştuğunu, davacının davalıdan talep edebileceği araç mahrumiyet zararının 82.600,00 TL olduğunu bildirmişlerdir. Dosyanın daha önce rapor veren bilirkişi heyetine tevdi tevdi edilerek tarafların hukuki nitelikte olmayan itirazlarının irdelenerek ek rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verilmiş olup, kök rapor sunan bilirkişi heyeti █████/2025 tarihli ek raporlarında özetle; tarafların itirazları yönünden yeniden yapılan incelemede, kök raporda belirtilen tüm hususların isabetli ve piyasa rayiçlerine uygun olduğunun tekrar tespit edilmiş olduğunu,..... 'un, 2. el alınıp satılan ayıplı araçlara uygulanan bir yöntem olduğunu, dava konusu araç 0 Km hiç kullanılmamış yeni bir araç olarak satın alındığından, satış fiyatının NİSPİ bir hesaplama yapılacak farklı örnekleri olmayıp herkes için sabit bir rakam olduğunu; oysa ki NİSPİ metotta, adından da anlaşılacağı üzere farklı kişilerin farklı rakamlara aldığı araçlar arasındaki orandan yararlanılmakta olduğunu, bu nedenle tarafların bu yöndeki afaki itirazlarına itibar edilememiş olduğunu, aracın motorunun değiştirilmesi, araçta uzun süre ve yoğun kullanılan motorun yerine 0 Km orijinal yeni bir motor takılması işlemi olduğunu, bu durumda araçtaki değer kaybının, raporda belirtilen Yargıtay kararında da açıklandığı üzere kısmi bir miktarda olmasının kaçınılmaz olduğunu, yapılan değer kaybı tespitinin, aracın 2. el değeri ile de uyumlu olduğunu, bu nedenle bu yönden yapılan itirazlara da itibar edilememiş olduğunu SONUÇ OLARAK: kök rapordaki tüm değerlendirmelerin doğru ve isabetli olduğunu, bir maddi hataya rastlanmadığını, aracın davacı şirketçe 3. şahsa satılma aşamasında ayıpsız olduğunu, aracın motorunun değiştirilmesi nedeniyle 25.000,00 TL değer kaybı oluştuğunu, davacının davalıdan talep edebileceği araç mahrumiyet zararının 82.600,00 TL olduğunu bildirmişlerdir. Davacı vekili █████/2025 tarihli talep artırım dilekçesi ile, dava dilekçesi ile müvekkilinin uğradığı toplam maddi zarara karşılık olarak şimdilik 1.000-TL maddi zararlarını 27.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tazminine karar verilmesinin talep edilmiş olup, sonradan sunulan beyan dilekçesi ile bu taleplerini; 100,00 TL tutarı aracın satış bedelinden indirim yapılmasına ilişkin taleplerini, 100,00 TL tutarı aracın uğradığı değer kaybına ilişkin zarar taleplerini, 800,00-TL tutarı da serviste kaldığı süre boyunca ikame araç verilmemesi nedeniyle uğranılan zarara ilişkin talepleri olduğunun belirtilmiş olduğunu, bilirkişi tarafından düzenlenen gerek kök rapor gerekse de ek rapor ile; araçta meydana gelen değer kaybının 25.000-TL olduğu, araç mahrumiyetinden kaynaklı zararın ise 82.600-TL olduğu şeklinde değerlendirmeye yer verilmiş olduğunu, bu kapsamda; dava dilekçesi ile 100,00-TL olarak talep etmiş oldukları değer kaybına ilişkin zararlarını 24.900-TL artırarak toplamda 25.000-TL'ye çıkardıklarını, aynı şekilde dava dilekçesi ile 800,00-TL olarak talep ettikleri araç mahrumiyetinden kaynaklı zararlarını 81.800-TL artırarak toplamda 82.600-TL'ye çıkarıyor olduklarını bu kapsamda ise; toplamda taleplerini 106.700-TL arttırarak 107.600-TL'ye çıkardıklarını beyanla; her türlü ek dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla talep artırım dilekçesini sunuyor olduklarını, toplamda 107.600-TL hesap edilen zararlarının 27.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Dosyanın bilirkişi heyetine tevdii ile tarafların beyan ve itirazları ayrı ayrı irdelenmek, araçta üretim ve imalattan kaynaklı hata bulunup bulunmadığı ve arızaların kaynağının kullanıcı hatası olup olmadığı hususlarının ayrı ayrı irdelenerek ek rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş olup, kök ve ek rapor sunan bilirkişi heyeti █████/2026 tarihli ek raporlarında özetle; Davalı ...... şirketi vekilinin itirazları yönünden yeniden yapılan inceleme: motor titremesinin nedeni, genellikle motorun düzgün çalışmasını engelleyen mekanik veya elektronik bir problemden kaynaklandığını, bu problemlerin, yakıt enjeksiyon sistemindeki hatalardan buji arızalarına, motor bağlantılarındaki gevşeklikten motor içi parçaların aşınmasına kadar geniş bir yelpazeye yayılabildiğini, motor titremesinin, hem sürüş konforunu olumsuz etkilediğini, hem de aracın diğer mekanik aksamlarına zarar verebildiğini, uzun süre ihmal edildiğinde, motorun performansını ciddi şekilde düşüren daha büyük problemlere yol açabileceğini, motor titremesinin neden olduğu problemlerin; buji veya ateşleme bobini arızaları, yakıt enjeksiyon sisteminde sorun, motor bağlantı takozlarının aşınması veya kopması, egzoz sistemi arızaları, motor içi balanssızlık veya krank mili sorunları, hava filtresi veya emme manifoldunda tıkanıklık, elektrik sistemindeki arızalar, lastik basıncında dengesizlik şeklinde olduğunu, yukarıda listelenen belirtilerin her birinin, farklı şiddetlerde ve türlerde motor titremelerine neden olabileceğini, Motor İçi Balanssızlık veya Krank Mili Sorunları: Motor içinde yer alan parçalar arasındaki balanssızlık (çalışma sırasında parçaların salgılı-eksantrik dönüş şeklinden kaynaklanan dengesizlik), motorun dengesiz çalışmasına yol açacağını, krank mili arızaları veya yataklarda oluşan sorunların, motorun titreşim yapmasına neden olabileceğini, bu tür bir sorunun, genellikle motorun mekanik parçalarında uzun vadeli aşınmalara yol açacağını, erken teşhisin, daha büyük sorunların önüne geçmek için kritik öneme sahip olduğunu, Dizel Motor Titremesinin Nedenlerinin: Dizel motorun titremesinin nedeni, genellikle dizel yakıt sistemindeki sorunlardan veya motorun çalışma prensibine özgü mekanik problemlerden kaynaklandığını, dizel motorlar, yüksek sıkıştırma oranıyla çalıştığından, titreşime daha yatkın olduğunu, dizel motor titremesinin başlıca nedenlerinin; enjektör memelerinin tıkanması, yanlış hava-yakıt karışımı, turbo arızası, motor takozlarının zayıflaması, yakıt pompasında sorun, enjektör memelerinin tıkanması, dizel motorlarda enjektörler, yakıtı yüksek basınç altında silindirlere püskürttüğünü, ancak enjektör memeleri tıkandığında, motor titremesi ve düzensiz çalışma meydana geldiğini, bu sorunun, genellikle motor performansında düşüş ve yakıt tüketiminde artış ile kendini belli edeceğini, temizleme veya enjektör değişimi gerekebileceğini, Yanlış Hava-Yakıt Karışımı dizel motorun düzgün çalışması için doğru oranda hava ve yakıt karışımı gerekli olduğunu, yanlış bir karışımın, yanma odasında dengesizliğe neden olarak motorun titremesine yol açacağını, bu durumun genellikle hava filtresinde tıkanıklık veya yakıt pompasında sorunla ilişkili olduğunu, hava filtresinin düzenli olarak değiştirilmesinin önerildiğini, dava konusu aracın motorunun komple orijinal yenisiyle değiştirilmesi, araçtaki titreşim sorununun yapısal olduğunu, basitçe parça ayarıyla giderilemediğini göstermekte olduğunu, yukarıda verilen motor titreşim nedenleri dikkate alındığında, dava konusu motorda motor parçalarının balans sorunu olduğunun, dengesiz dönüş yaptıkları, bu nedenle bu dengesizliğin tamir yoluyla giderilemediğinin ve komple motor değişiminin zorunlu hale geldiğinin, bu durumda aracın motorunun kullanıcı hatası nedeniyle bozulmasının söz konusu olmadığının, aracın ilk imalatından kaynaklanan gizli ayıp niteliğinde arıza halinin olduğunun tespit edilmiş olduğunu, bu nedenle aracın motorunun değiştirilme nedeni kullanım hatası olmayıp imalat hatası olduğunu ve bu arızanın giderilmesi için aracın motorunun değişiminin zorunlu olduğunu, bir araçta kullanılmış arızalı motorun yerine ayıpsız 0 Km orijinal yeni motorun monte edilmesi, aracın servis kayıtlarında sürekli olarak görüneceğinden ve aracın muhtemel alıcıları tarafından servis kayıtlarının incelenmesiyle her zaman öğrenilebileceğinden, bu arıza nedeniyle araçta bir miktar değer kaybı oluşmasının kaçınılmaz olduğunu, dolayısıyla araçta az da olsa bir değer kaybı oluştuğunu, kök raporda bu hususta gerekli hesaplama yapılmış ve kanaat belirtilmiş olduğunu, araçtaki titreşimli çalışma sorunu davalı şirketlerce çözülememiş olup sonunda aracın motorunun komple ayıpsız yenisiyle değiştirilmiş olduğunu, araca monte edilen yeni motorla titreşim sorunu çözüldüğüne göre aracın ilk motorunun ayıplı olduğunun kabulü gerektiğini, davalı ..... Motor şirketi vekili itiraz dilekçesinde, araçtaki arızanın ayıp olarak nitelendirilemeyeceğini ileri sürmüşse de, araçta motorun değiştirilmesini gerektirecek ciddiyette bir arıza hali olması, o aracın ayıplı olduğunun göstergesi olduğunu, zira motor değerinin aracın değerinin yarısına yakın bir meblağ olduğunu, bu nedenle motoru arızadan dolayı değiştirilmiş bir aracın ayıpsız olduğu iddiasının geçersiz olduğunu, aracın motorunun değiştirilmesinin, araçta uzun süre ve yoğun kullanılan motorun yerine 0 Km orijinal yeni bir motor takılması işlemi olduğunu, bu durumda araçtaki değer kaybının, kısmi bir miktarda olmasının kaçınılmaz olduğunu, yapılan değer kaybı tespitinin, aracın 2. el değeri ile de uyumlu olduğunu, bu nedenle bu yönden yapılan itirazlara da itibar edilememiş olduğunu SONUÇ OLARAK: kök rapordaki tüm değerlendirmelerin doğru ve isabetli olduğunu, bir maddi hataya rastlanmadığını, aracın davacı şirketçe 3. şahsa satılma aşamasında ayıpsız olduğunu, aracın motorunun değiştirilmesi nedeniyle 25.000,00 TL değer kaybı oluştuğunu, davacının davalıdan talep edebileceği araç mahrumiyet zararının 82.600,00 TL olduğunu bildirmişlerdir. Davacının talebi, davalı ......'tan satın almış olduğu aracın ayıplı olması nedeni ile satış bedelinden indirim yapılması, aracın uğradığı değer kaybı ve serviste kaldığı süreye ilişkin ikame araç bedeli taleplerine ilişkindir. Tarafların tacir olduğu nazara alındığında uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya sayılı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTK. 23/1 maddesinde; özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde TBK. satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda, TBK. 223. maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir.Türk Borçlar Kanunu'nunda ayıp durumunda alıcının seçimlik hakları 227. maddesinde düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre ''Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.''Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti olay tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 23/1-c maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre; Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur.TTK 23/1-c. maddesinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Türk Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Türk Borçlar Kanunun 223. Maddesine göre; alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. 6098 Sayılı TBK'nun 231. maddesinde "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." hükümleri yer almaktadırTaşınır araç satışlarında satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. (6098/TBK.m.219 ve 818/BK.m.194) Satıcı ile alıcı, ayıptan sorumluluğu kaldıran veya sınırlayan anlaşma yapabilirler ise de, “Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür (BK.196, TBK.221)Yine satıcının hilesi varsa, ayıbın kendisine zamanında ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek ayıba karşı güvence borcundan ve sorumluluktan kurtulamaz (818 sayılı BK.m.220). Yapılan bu açıklamalar ve dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporları uyarınca araçta yer alan ayıbın kullanım hatası olmadığı, üretimden kaynaklı olduğu anlaşılmakla aracın ithalatçısı konumunda olan davalı ...... Motor'un husumet itirazın yerinde olmadığı, satılanda bulunan ayıptan sorumlu olduğu, davacının satış bedelinden indirimin yapılması talebinin aracın dava dışı üçüncü kişiye satılmış olması ve satılması aşamasında araçta ayıp bulunmaması hususu nazara alındığından şartları oluşmadığından reddi gerektiği, aracın 21.11.2023 tarihi itibariyle 73.923 TL'lik bir kaza geçirmiş haliyle 2. el rayiç satış değeri 875.000,00 TL olduğu, piyasa araştırmasına göre motoru değiştirilmiş aracın 2.el değeri ortalama 850.000,00 TL olduğu, aracın motorunun değiştirilmesi nedeniyle araçta bu işlem tarihi itibariyle 25.000,00 TL değer kaybı oluştuğu, aracın tamir süresinin yasal olarak 45 günle sınırlı olduğu dikkate alındığında 99 gün süren tamirin 28.09.2023-21.11.2023 arasını içeren son 54 günü için davalı şirketin davacıya ikame araç tahsis etmesi gerektiğini, yapılan piyasa araştırmasına göre belirtilen 28.09.2023 günü itibariyle aynı marka ve model bir aracın günlük kiralık bedeli 1.900,00 TL olduğunu, dolayısıyla 54 günlük araç kiralama bedeli 102.600,00 TL olduğunu, aynı süre boyunca davacının kendi aracını kullanmaması nedeniyle sağlayacağı amortisman, yakıt, vergi vb. tasarruflarının bu kiralama bedelinden düşülmesi gerektiğini, 54 gün (yak.8 hafta) için 8 depo yakıt tüketeceği dikkate alındığında toplam 20.000,00 TL'nin düşülmesinden sonra davacının net araç mahrumiyet zararının 82.600,00 TL, davacının bu yöndeki ıslah talebi, dava dilekçesi ekinde yer alan ihtarnamenin tebliğine ilişkin delil sunulmamış olduğundan davalıların dava tarihi itibari ile mütemerrit sayılması gerektiği sonucuna varılmış ve açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; satış bedelinden indirim yapılması talebinin reddine, aracın uğradığı değer kaybı talebinin kabulü ile 25.000,00 tl değer kaybı tazminatının dava tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, araç mahrumiyet bedeli talebinin kabulü ile 82.600,00 tl araç mahrumiyet bedeli tazminatının dava tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacı tarafa verilmesine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:AÇILAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;- Satış bedelinden indirim yapılması talebinin REDDİNE, -Aracın uğradığı değer kaybı talebinin kabulü ile 25.000,00 TL değer kaybı tazminatının dava tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacı tarafa VERİLMESİNE, -Araç mahrumiyet bedeli talebinin kabulü ile 82.600,00 TL araç mahrumiyet bedeli tazminatının dava tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacı tarafa VERİLMESİNE,1-Alınması gereken 7.350,16 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL peşin harç ile 1.822,17 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.249,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.100,39 TL eksik harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir KAYDINA, 2-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinden kabul oranı ret oranı dikkate alınarak hesaplanan 3.796,58 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen, 3,42 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 3-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 855,20 TL ile ıslah harcı 1.822,17 TL olmak üzere toplam 2.677,37 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafça sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 33.725,00 TL yargılama giderinden kabul oranı (%99,91) ret oranı (%0,09) dikkate alınarak hesaplanan 33.694,65 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı ..... Motor tarafından sarf edilen 25,00 TL yargılama giderlerinden ret oranı dikkate alınarak hesaplanan 0,02 TL'nin davacıdan alınarak bu davalıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden davalılar yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 100,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (davalı ..... vekiline e-duruşma ortamında) kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026Katip ......Hakim ....