Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, şirket borçları teminatı olarak devredilen taşınmazın muvazaalı icra takibiyle satışına yönelik menfi tespit davasının istinaf incelemesini gerçekleştirdi.
Özet: Bu menfi tespit davasında, davacı şirket, sermaye temini amacıyla borç karşılığı teminat olarak devrettiği taşınmazın, davalı tarafından muvazaalı bir bonoya dayalı icra takibiyle haksız şekilde edinildiğini iddia etmektedir; nitekim, daha önce açılan sıra cetveline itiraz davasında, davalının alacağının gerçek dışı olduğu ve bononun muvazaalı düzenlendiği kesinleşmiş mahkeme kararıyla tespit edilmiştir, bu nedenle davacı, muvazaalı işlem ve takibe istinaden davalı adına gerçekleşen taşınmaz ediniminin geçersizliğinin tespitiyle kendi haklarının korunmasını talep etmektedir.

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2024
NUMARASI : ... Esas- ... Karar
DAVACI : 1-...
VEKİLLERİ : Av... Av...
: 2-......
VEKİLLERİ : Av... Av...
İSTİNAF EDEN DAVALI: ...
VEKİLLERİ : Av... Av...
DAVA : Menfi Tespit
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : █████/2026
YAZIM TARİHİ : █████/2026
Taraflar arasında görülen davada Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas -... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA: Davacı vekili, müvekkili şirketin sermaye temini amacı ile şirket ortakları olan ...... ve ......’den borç para aldığını, alınan borç paranın teminatı olarak da mülkiyeti ve tapu kaydı davacı şirkete ait olan Konya İli, Meram İlçesi, ...... Mah., ... ada ... parsel (eski ... parsel) sayılı taşınmazı ...... ve ......'e devretmeyi taahhüt ettiklerini, taraflar arasında 18.07.2000 tarihli protokol imzalandığını, borç veren ortakların önce tapu devrinin yapılmasını istemeleri üzerine taşınmazın tapu kaydını dava dışı şirket ortakları ...... ve ......’e teminat amaçlı devretmek için tapu sicil müdürlüğüne gidildiğini, ancak borç verenler, tapu kaydını ......’in babası ...... üzerine almak istediklerini beyan ettiklerini ve 20.07.2000 tarihinde tapunun ......'e devredildiğini, müvekkili şirket tarafından alınan borçlar ödendiği halde teminat olarak alınan çiftliğin tapusunun iade edilmemesi üzerine yapılan araştırmada teminat olarak verilen şirkete ait çiftlik tapusunun, muvazaalı olarak ......’a 24.10.2000 tarihinde aktarıldığının öğrenildiğini, bunun üzerine Konya .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas (yeni esası ... Esas) sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescil davası açıldığını, yargılama devam ederken şirket ortaklarından ve şirkete borç verenlerden ...... tarafından alacağının tahsili amacıyla ...... hakkında Konya .... İcra Müd.nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, bu takip sonucu dava konusu olan ve tapu kaydı halen ......’ın üzerinde bulunan taşınmazın tapu kaydına haciz konulduğunu, bu takibin daha sonra alacaklı ...... tarafından müvekkili şirkete temlik edildiğini, 2010 yılında alacaklısı davalı ..., borçlusu ...... olan, 15.04.2010 tanzim tarihli, 30.04.2010 vade tarihli ve 900.000.00 TL bedelli bonoya dayalı olarak, davalı ... tarafından Konya .... İcra Müd. ... Esas sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, bu icra takibi ödeme emri borçlu ...... tarafından icra dairesinde tebellüğ edilerek yasal sürelerden feragat edilip takibin kesinleştirildiğini, işbu takip sonucu davalı ve borçlu ...... adına kayıtlı bulunan ve bu sırada tapu iptali davası devam etmekte olan taşınmazın tapu kaydına haciz konulduğunu, haciz sonrasında Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından satışa çıkarılan söz konusu taşınmazın 26.04.2012 tarihli açık arttırmada davalı ... tarafından tek alıcı olarak ihaleden alacağa mahsuben alındığını, davalı ... tarafından taşınmazın satın alınması sonrasında Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından düzenlenen sıra cetveline karşı, Konya .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davası açıldığını, Konya .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından Konya .... İcra Hukuk Mahkemesine ...-... K sayılı kararı ile telafisi imkansız zararlarının önlenmesi için, sıra cetveline itiraz davası sonuçlanıncaya kadar alacağa mahsuben yapılan satış sonrası bedel ödenmeksizin tescil işleminin sıra cetveline itiraz davasının kesinleşmesine kadar tedbiren durdurulmasına karar verildiğini, Konya .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 04.02.2013 tarih, ... Esas- ... Karar sayılı ilamı ile mahkeme tarafından, davalı ... tarafından diğer davalı ...... aleyhine başlatılan takibinin dayanağı olan senet nedeni ile gerçek alacaklı olduğunu ispatlayamaması ve muvazaalı olması nedeni ile sıra cetveline itiraz davasının kabulüne ve ... Esas sayılı dosyasından dosyaya ödenen paranın davacıya ödenmesine şeklinde karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, bu mahkeme kararı ile davalı ...'in Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibinin dayanağı olan 30.04.2010 vade tarihli ve 900.000,00 TL bedelli bono nedeni ile gerçek alacaklı olmadığı, bononun muvazaalı olarak düzenlendiğinin kesinleştiğini, davacı şirket tarafından ...... aleyhine 21.06.2002 tarihinde açılan ve devam etmekte olan tapu iptali ve tescil davasının sonuçlandığını, Konya .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.01.2016 tarih, ... Esas (yeni esası ... Esas) ve ... Karar sayılı ilamı ile Konya ili, Meram ilçesi, ...... köyü, ... ada ve 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkil ...... adına tesciline karar verildiğini, bu tapu iptali ve tescil kararının 28.03.2016 tarihi itibarı ile kesinleştiğini ve mahkeme kararı gereğince taşınmazın tapu kaydı müvekkili şirket adına tescil edildiğini, müvekkili şirket taşınmazı üzerine tescil ettirmiş olmasına rağmen taşınmaz üzerinde tasarruf hakkını kullanamadığını, çünkü muvazaalı takip sonucu yapılan satışın kesinleştiğini ve tescil aşamasına geldiğini, taşınmazın tapu kaydında halen muvazaalı ... Esas sayılı dosyasından konulan haciz kaydı bulunduğunu ve bu haczin kaldırılamadığını, bononun keşide tarihi olan 15.04.2010 tarihinde borçlu ......’ın Türkiye’de olmadığını, ancak takip dayanağı bononun keşide yeri olarak İstanbul yazdığını, bono da bulunan imzanın sahte olma ihtimalinin bulunduğunu, davalı ...'in sahte bir adres göstererek sanki normal bir tebligat yapılmış gibi göstermek amacı ile soyisim benzerliğinden dolayı sahte adrese tebligat yaptırdığını, ...... ve davalı ...'in sürekli iş birliği halinde hareket ederek takibi kesinleştirip taşınmaza haciz koyma peşinde olduklarını, davalı ...... haksız olarak elinde bulunan ve muvazaa yolu ile elde ettiği taşınmazı gerçek sahibi olan müvekkili şirkete vermemek ve bu yönde açılan davayı boşa çıkarmak için sahte belge düzenleyerek, muvazaalı takip yaparak ve benzeri haksız yolları kullanmaktan çekinmediğini ileri sürerek, davalı tarafından Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinin iptali ya da müvekkili şirket yönünden hükümsüzlüğüne, bu dosyadan dava konusu taşınmaz üzerine konulan haczin kaldırılmasına, dava konusu taşınmazın gerçek hak sahibinin müvekkil şirket olduğunun tespitine ve taşınmazın tapu kaydına konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili, davada taraf olarak gösterilen davacının adı geçen bonoda alacaklı veya borçlu sıfatı bulunmadığından dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsa bile, bu davada gerçekten davacı sıfatı bulunmadığından davanın husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davacının Konya .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takibinin iptalini talep ettiğini, belirtilen taleple ilgili olarak görevli mahkemenin de icra hakimliği olması gerektiğini, davacı vekili tarafından belirtilen gayrimenkulün tapu kaydı zaten davacı adına tescil edildiğini, davacının tapu kaydı kendinde olan bir gayrimenkul için hak sahipliğinin tespitini talep etmesinin hukuki mesnetten yoksun olup, reddi gerektiğini, reddi gereken asıl taleplerin doğal sonucu olarak talep edilen haczin kaldırılması isteminin de reddi gerektiğini, davacının muvazaa iddialarının da yerinde olmadığını aksine, dava dışı ...... ile davacı şirket ve bu şirketin yöneticileri arasında bu tür ilişkiler bulunduğunu, ortada müvekkilin alacaklı olduğu TTK hükümlerine göre geçerli bono ve İİK hükümlerine göre geçerli ve kesinleşen taşınmaz ihalesi bulunduğunu, bonodaki imzanın ......'a ait olduğunu, gerekirse imza incelemesi yaptırılabileceğini, davacının, ...... ve ...... ile irtibatlı olup, asılsız iddialar ileri sürdüklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Dava, "Bononun Hükümsüzlüğünün Tespiti ve Haczin Kaldırılması" davasıdır.
Somut olayda ; davacı şirket tarafından yığılan 2 talep ileri sürülmüş, 1. yığılan talebin, kendi içinde terditli talep olduğu, öncelikle Konya .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takibine konu bononun iptali, bu talep kabul edilmez ise aynı bononun davacı yönünden hükümsüzlüğünün tespiti, bu da kabul edilmez ise dava konusu taşınmazın gerçek hak sahibinin davacı olduğu tespiti talepleri olduğu, yığılan 2. talebin ise dava konusu taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılması talebi olduğu, dava konusu taşınmazın yargılama içerisinde █████/2022 tarihinde el değiştirmesi nedeniyle ve 6100 s. HMK'nin 125/2. maddesi gereğince taşınmazı devralan ...'nın davacı sıfatıyla davayı kaldığı yerden takip ettiği ve önceki davacı ile aynı taleplerde bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacının 1. yığılan talebi içerisindeki terditli ilk talebi olan Konya .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takibine dayanak 900.000 TL. bedelli bononun muvazaalı olarak düzenlendiği iddiası ile iptali talebi yönünden, davacının Konya .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takibinde taraf olmamasıyla nedeniyle, aktif husumet (sıfat) yokluğu nedeniyle talebin reddine karar verilmiş, terditli 2. talep olan bu bononun davacı yönünden hükümsüzlüğünün tespiti talebinin incelenmesine geçilmiştir.
Davalı tarafın 1. yığılan talep içerisindeki terditli ilk talep yönünden aktif husumet yokluğu itirazı bu şekilde kabul edilmiş, davacının bütün talepleri yönünden hukuki yarar yokluğu itirazı ise, incelenmesine geçilen 1. yığılan talep içerisindeki terditli 2. talep ile 2. yığılan talep yönünden (hukuki yarar mevcut olduğundan) reddedilmiştir. Ayrıca davalının İcra Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle yaptığı görev itirazı yerinde görülmemiş ve reddedilmiştir.
Konya .... Asliye Hukuk Mahkemesinin █████/2016 tarihi ile kesinleşen
█████/2016 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamının incelenmesinde, dava konusu taşınmazın ...... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı şirket adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği belirlenmiştir.
Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2016 tarihinde kesinleşen ... E. ... K. sayılı ilamının incelenmesinde de, ...... tarafından davacı şirket ve dava dışı aleyhine karşı açılan menfi tespit davası olduğu ve davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür.
Konya .... Asliye Hukuk Mahkemesinin █████/2020 tarihinde kesinleşen █████/2016 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamının incelenmesinde ise, davacı şirket tarafından, davalı ... aleyhine, Konya .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından düzenlenen sıra cetveli nedeniyle açılan kayıt terkin (sıra cetveline itiraz) davası olduğu, davanın kabülüne karar verildiği, kararın gerekçesinde davalı ... tarafından Konya .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası üzerinden bonoya istinaden başlatılan takibin muvazaalı olduğunun kabul edildiği görülmüştür.
Konya .... Asliye Hukuk Mahkemesinin █████/2020 tarihinde kesinleşen █████/2016 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamı ve bu ilamın hüküm fıkrası ile sıkı sıkıya bağlı gerekçesi, davacı lehine kuvvetli delil teşkil ettiğinden, Konya .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası üzerinden davalı ... tarafından dava dışı ...... aleyhine 900.000 TL. bedelli bonoya istinaden yapılan icra takibinin davacı yönünden muvazaalı olduğu, bu takipte davacının alacaklı veya borçlu olarak yer almamasına rağmen, dava konusu taşınmazın ...... adına kayıtlı olduğu dönemde davalı tarafından haciz konulmuş olması ve bu takibin davacı yönünden muvazaalı olduğunun anlaşılması nedeniyle, takibe dayanak 900.000 TL. bedelli bononun davacı yönünden hükümsüz olduğu, yine aynı sebeplerle dava konusu taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Her ne kadar, Mahkememizde görülen bu dava görevsizlik kararı sonucu Mahkememize gönderilmiş ise de, Yargıtay HGK'nun 28.02.2019 gün ve 2017/2-3004 E. ████████ K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere davanın esastan kabulüne karar verilmesi karşısında, görevsizlik kararından dolayı davalı lehine vekalet ücreti tayini gerekmediği sonucuna varılmış ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile, davacının 1. yığılan davası (talebi) içerisindeki 2. terditli talep gereğince, Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takibine dayanak teşkil eden, keşidecisi ......, lehtarı ..., düzenleme tarihi █████/2010, ödeme tarihi █████/2010 olan, 900.000,00 TL bedelli bononun davacı ... yönünden hükümsüz olduğunun tespitine, davacının 2. yığılan talebi gereğince, davacı ...'ya ait olan Konya İli, Meram İlçesi, ...... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın kaydındaki Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyasından dolayı konulan haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, mahkemece tesis edilen gerekçeli kararda davacı tarafın yığılan iki talebi olduğu haczin kaldırılması dışındaki diğer taleplerinin ise terditli olduğu belirtilmek suretiyle yanılgı içerisine girildiğini, davacının hiçbir beyanı olmaksızın ve hukuken terditli olması mümkün olmayan birçok talebin mahkemece terditli dava olarak kabul edildiğini, mahkemenin davacının 2 adet yığılan talebi olup, 1. yığılan talebi içerisinde Konya .... icra Müdürlüğünün ... sayılı icra takibinin iptali, bononun davacı yönünden hükümsüzlüğünün tespiti, taşınmazın gerçek hak sahibin davacı olduğunun tespiti olduğu belirtilmiş hemen akabinde 2. yığılan talep olarak haczin kaldırılması olarak belirlenmiş, incelenen dosya kapsamında davanın " bononun hükümsüzlüğünün tespiti ve haczin kaldırılması " davası olduğu şeklinde değerlendirilme yapıldığını ancak, mahkemece belirtilenin aksine davacının tüm dosya safahatı içerisinde; bononun muvazaa nedeniyle iptali ( 09.12.2020 tarihli dava dilekçesi ), bononun hükümsüzlüğünün tespiti ( 09.12.2020 tarihli dava dilekçesi), hak sahipliğinin tespiti ( 09.12.2020 tarihli dava dilekçesi ), satışın iptali ( dava safahatı sırasında ),Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibinin iptali (dava safahatı sırasında ), davalarının sıra cetveline itiraz mahiyetinde olduğunu ( 08.05.2024 tarihli dilekçesinin 1. paragrafı ), satış sonrası oluşan tapu kaydının dayanaksız kaldığı için oluşan mülkiyet kaydının iptalinin gerektiği ( 08.05.2024 tarihli dilekçesinin 2. paragrafı ), mülkiyetin müvekkiline ait olduğunun tespiti ( 08.05.2024 tarihli dilekçesinin 4. paragrafı ), haczin kaldırılması şeklinde taleplerde bulunulduğunu, belirtilen bu taleplerin birbiri ile alakası olmadığı gibi, hukuk mantığı dâhilinde dava konusu olay açısından birbiri ile de bağdaşması da mümkün olmayan talepler olduğunu, bu tür talepleri içeren davanın terditli bir dava olduğunun iddia edilmesinin hukuk ve yasaya açıkça aykırılık teşkil ettiğini, mahkemece gerekçeli kararının 2. sayfa son paragrafında davacı tarafın 1. yığılan talebi içerisindeki ilk talebi olan " ...Konya .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takibine dayanak 900.000 T.L. bedelli bononun muvazaalı olarak düzenlendiği iddiası ile iptali talebi yönünden, davacının Konya .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takipte taraf olmaması nedeniyle aktif husumet ( sıfat ) yokluğu nedeniyle talebin reddine karar verilmiş,..." ancak, bu talep dışındaki davacının diğer bütün ( menfi tespit ve haczin kaldırılması dışındaki ) talepleri hakkında her hangi bir karar verilmemiş olmasının mahkeme kararının hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini ortaya koyduğunu, Konya .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takibine dayanak teşkil eden keşidecisi ......, lehdarı ... olan 900.000 TL bedelli bononun davacı ... yönünden hükümsüz olduğunun tespitine ilişkin mahkeme kararının da hukuk mantığına aykırı bir karar olduğunu, menfi tespit davasının, gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukukî ilişki nedeniyle hakkında icra takibi yapılmış veyahut icra takibi yapılma tehdidine maruz kalan bir kimsenin gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açabileceği dava olduğunu, menfi tespit davası ve ve ödeme halinde istirdat davalarında davacının borçlu olduğunu, somut uyuşmazlıkta, davacının taraf olmadığı senet ve icra takibine ilişkin aktif dava ehliyetinin olmadığının açık olduğunu, işbu davada da davacının davacı sıfatı yok olduğundan davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerektiğini, davacı tarafın davasının, bononun muvazaa nedeniyle iptali, menfi tespit ( bononun hükümsüzlüğünün tespiti ), satışın iptali ve hak sahipliğinin tespiti, Konya .... icra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibinin iptali, sıra cetveline itiraz, mülkiyet kaydının iptalinin gerekliliği, mülkiyetin müvekkiline ait olduğunun tespiti şeklinde olduğundan her 8 sebepten ayrı ayrı davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin davacının dava açmakta hukuki yararının olduğu ve dolayısı ile dava açma sıfatının bulunduğuna yönelik gerekçesinin de yerinde olmadığını, davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde dahi taraf sıfatının bulunmadığını kabul ettiğini, davacının taraf olmadığı senete ilişkin menfi tespit davası açmasında hem hukuki yararı hem de aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, ayrıca davacı vekili tarafından ibraz edilen katılma talepli dilekçenin hukuki anlamda herhangi bir karşılığının da bulunmadığını, işbu dilekçenin müdahale dilekçesi olarak da kabulünün söz konusu olamayacağını, bununla birlikte dava konusu hukuki ilişkinin tabi olduğu zamanaşımı süresi ne ise, menfi tespit davasının zamanaşımı süresinin de o olduğunu, davanın, genel zamanaşımı süresine tabi olup, senetlere ilişkin zaman aşımı geçerli olup, işbu davanın aynı zamanda zamanaşımına da uğradığını, belirtilen zaman aşımı hak düşürücü süre olduğundan dolayı da davanın reddi gerektiğini, ayrıca, dava konusu icra dosyası incelendiğinde 2015-2016 yıllarından beri icra dosyası üzerinde her hangi bir işlem yapılmadığının ortada olduğunu, İcra ve İflas Kanununun haczin kalkmasını düzenleyen 110. maddesinde ''bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Alacaklı haczedilen mal taşınır ise hacizden itibaren 1 yıl, taşınmaz ise hacizden itibaren 2 yıl içinde satış talebinde bulunması gerekmektedir. Haczedilen mal hakkında yasal süresi içerisinde satış talebinde bulunulmaz veya satış talebinde bulunup geri alındığında yeniden süresi içerisinde satış talebi yenilenmezse, o mal üzerindeki haciz kalkar. '' hükmünün düzenlendiğini, davacı tarafça mülkiyet hakkına yönelik bir tehdit olduğu ileri sürülen Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasındaki haciz hususunda ise, yine davacı tarafın dava açmasında herhangi bir hukuki yararının bulunmadığını, çünkü söz konusu takip dosyasında taşınmaza davacının da beyan ettiği üzere █████/2011 tarihinde haciz konulduğunu, taşınmazın satışının yapılamaması sebebi ile taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılmasını davacının ilgili icra müdürlüğünden talepte bulunarak isteyebileceğini, İİK'nın 106. maddesinde "Alacaklı veya borçlu, hacizden itibaren bir yıl içinde haczolunan malın satışını isteyebilir. Borçlunun üçüncü şahıslardaki alacağı da bu hükme tabidir. Bir yıllık süre içinde satışı istenip de artırma sonucu satışı gerçekleştirilemeyen mahcuz hakkındaki satış isteme süresi, satış isteyen alacaklı bakımından birinci fıkrada belirtilen sürenin sona ermesinden itibaren bir yıl daha uzar." şeklinde kanun koyucunun taşınmazın satışını isteme hususunda bir süre tayin ettiğini, bu süre içerisinde söz konusu işlemlerin gerçekleşmemesi durumunda İİK'nın madde 110. maddesi uyarınca "Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya (…)44 talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. " şeklindeki düzenlemeden de açıkça anlaşılacağı üzere haczin kalkacağını, işbu sebeple söz konusu haciz süre yönünden zaten kalkacağı için davacı tarafça buna ilişkin dava yolu ile herhangi bir talepte bulunmasının herhangi bir hukuki faydasının da bulunmadığını, mahkemece tesis edilen kararın davacı lehine takdir edilen vekâlet ücretlerine ilişkin kısmının da hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bononun hükümsüzlüğünün tespiti yönünden verilen karar hukuka aykırı olduğundan buna ilişkin tayin edilen vekâlet ücretinin de hukuka aykırı olduğunu, bununla beraber haczin kaldırılması yönünde tesis edilen karar doğru olsa dahi tayin edilen vekâlet ücretinin nispi değil maktu olması gerekmekte olup, bu hususa ilişkin mahkeme kararının da hukuka aykırı olduğunu, kararın müvekkili lehine takdir edilen vekâlet ücretlerine ilişkin kısmının da hukuka aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, takibe konu bononun muvazaalı olarak düzenlenmesi nedeniyle iptali ya da davacı yönünden hükümsüzlüğünün tespiti, kabul edilmemesi halinde taşınmazın gerçek hak sahibinin davacı olduğunun tespiti, taşınmaz tapu kaydına konulan haczin kaldırılması istemlerine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Mahkemece daha önce verilen kararın Dairemizin ... E-... K. sayılı ilamı ile ''...mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davada takibe konu bononun muvazaa nedeniyle iptali ya da davacı yönünden hükümsüzlüğü istemleri de bulunduğundan davanın mutlak ticari dava niteliğinde olmasından dolayı, uyuşmazlığın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerekirken, göreve ilişkin ve re'sen nazara alınması gereken işbu husus göz önünde bulundurulmaksızın işin esasının incelenmesi yerinde görülmediği gibi, husumet; dava konusu subjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişki olup, dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişilerin, şeklen o davanın tarafları olmakla birlikte mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerektiği aksi halde dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemeyeceğinden davanın sıfat yokluğundan (husumetten) reddedileceği, bir subjektif hakkı dava etme yetkisinin kural olarak o hakkın sahibine ait olduğu, bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatının da o hakkın sahibine ait olduğu (aktif husumet), bir subjektif hakkın kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişinin, o hakka uymakla yükümlü olan kişi olduğu (davalı sıfatı, pasif husumet), bir subjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğunun tamamen maddi hukuka göre belirleneceği ve nitelik itibariyle husumetin, davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vâkıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli bir itiraz olup, husumetten red kararı davanın esasına yönelik bir red kararı olduğundan davcının menfi tespit talebinin aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi de yerinde görülmediğinden, görev hususu dava şartı olup, öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf isteminin re'sen kabulü ile HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin istinaf istemlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına....'' gerekçesiyle, kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dairemiz kaldırma kararı sonrası mahkemece yapılan yargılama sonucunda yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir.
Ancak, öncelikle mahkemece, yargılama sırasında 04.04.2022 tarihinde dava konusu taşınmazın davacı şirket tarafından ...ya devredildiği, davacı şirket yerine ...'nın davacı sıfatıyla davaya katılarak aynı taleplerde bulunduklarını bildirdiği, taşınmazın el değiştirmesi üzerine davacı olarak ...'nın dava ve duruşmalara kabul edildiği, önceki davacının karar başlığında gösterildiği belirtilmiş ise de, sadece dava konusu taşınmaza bağlı talepler yönünden davacı sıfatının değişebileceği, diğer talepler yönünden ise, davacı sıfatının değişmesinin söz konusu olmayacağının nazara alınmaması yerinde görülmemiştir.
Ayrıca, Dairemiz kaldırma kararı öncesi ilk derece mahkemesince ''....Dava; bononun muvazaa nedeniyle iptali, menfi tespit terditli olarak taşınmazda hak sahipliğinin tespiti ile satışın iptali ile taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılması talebine ilişkindir.
Menfi tespit talebi yönünden yapılan değerlendirmede; davacı tarafça Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyasında dayanak bononun muvazaalı olarak düzenlenmiş olması nedeniyle iptali ve davacı şirket yönünden hükümsüzlüğünün tespiti talebinde bulunmuştur. Bu talebin tasarrufun iptali olarak değerlendirilmesi durumunda, aynı icra dosyası yönünden davacı tarafından davalıya karşı Konya .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E.-... K. Sayılı dosyasından yapılan yargılamada, Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyasında takibe konu bononun ve alacağın muvazaalı olduğu tespit edilerek davanın kabulüne karar verildiği, bononun davacı şirket yönünden hükümsüzlüğünün tespiti talebi yönünden ise davacı şirketin Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyasında ve takip alacağına konu bonoda borçlu olarak yer almadığı, bu bono ve icra dosyası borcu ile borçlu olmadığının tespitini talep hakkı olmayacağı kanaatine varılmakla, icra takibine konu 900.000,00 TL bedelli bononun davacı şirket yönünden hükümsüzlüğünün tespiti talebi yönünden aktif husumet yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının, terditli Konya ili Meram İlçesi, ...... Köyü ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın gerçek hak sahibinin davacı şirket olduğunun tespiti talebi yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu taşınmaz hakkında Konya .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas-... Karar sayılı dosyası ile davacı ...... Tarafından tapu maliki ...... ve diğer davalılara açılan dava sonunda davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın davacı şirket adına tesciline karar verildiği, kararın █████/2016 tarihinde kesinleştiği ve celp edilen tapu kayıtlarına göre davacı şirket adına tescil edilmiş olduğu görülmüştür. Hal böyle iken davacının eda davası ile elde ettiği hak karşında, taşınmazda hak sahipliğinin tespit talebinde hukuki yararı bulunmamaktadır.
Davacının Konya ili Meram İlçesi, ...... Köyü ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde dava dışı ......'ın borcu nedeniyle Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyasından konulan haczin kaldırılması talebi yönünden yapılan değerlendirmede;
Dava konusu taşınmazın dava dışı ...... adına olan kaydının Konya .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas-... Karar sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonucunda taşınmazın davacı adına tesciline karar verildiği, davanın █████/2002 tarihinde açıldığı yargılama devam ederken, davalı ...'in taşınmaz maliki dava dışı ......'dan olan alacağı nedeniyle yaptığı Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı takip dosyasından █████/2011 tarihinde taşınmaz kaydına haciz konulduğu, dava konusu taşınmaz kaydına konulan haczin davacının borcundan ve kusurundan kaynaklanmadığı, haciz konulduğu tarihte taşınmazın henüz davacı adına tapuda tescil edilmediği için konulan haciz takip hukuku açısından şeklen doğru olsa da, işin esası ve mülkiyet açısından başkasının borcu nedeniyle davacının taşınmazına haciz konulamayacağından, dava konusu taşınmazdaki haczin kaldırılması talebi yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiş....'' gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının menfi tespit talebinin aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacının dava konusu taşınmazın gerçek hak sahibinin davacı olduğunun tespiti talebinin, hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacının taşınmaz üzerinde bulunan haczin kaldırılması talebinin kabulü ile; Konya ili, Meram ilçesi, ...... Köyü ... ada ... parsel ( eski ... parsel ) sayılı, davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerine Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından konulan haczin kaldırılmasına karar verildiği ve işbu kararın sadece davalı tarafça istinaf edildiği anlaşılmakla, mahkemece anılan husus ve usuli kazanılmış hak ilkesi nazara alınarak hem esas hem de yargılama giderleri ve bu giderlerden olan vekalet ücreti yönünden değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, anılan husus göz önünde bulundurulmaksızın yazılı gerekçe ile hüküm tesisi de yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve kararın kaldırılma sebebine göre, davalı vekilinin sair istinaf istemlerinin incelenmesine yer olmadığına dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 31.495,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
5-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!