Yargıtay 5. Ceza Dairesi, rüşvet alma ve verme suçlamalarında sanıkların ölümü, zamanaşımı ve lehe yasa değişiklikleri nedeniyle kamu davalarının düşmesi kararlarını inceleyerek kısmen onadı, kısmen bozarak zamanaşımından düşmeye hükmetti.
Özet: Yüksek Mahkeme, rüşvet suçlamalarıyla açılan davada, bazı sanıklar hakkındaki ölüm ve zamanaşımı nedeniyle düşme kararlarını yerinde bularak onarken, rüşvet verme suçundan beraat eden bir sanık hakkında verilen hükmü, suç tarihi itibarıyla yürürlükte olan kanun maddeleri ışığında eylemin "görevin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama" suçuna yardım etme niteliğinde olması ve bu suç için öngörülen dava zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle bozarak, kamu davasının zamanaşımından düşmesine hükmetmiştir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : ███████ Esas, ████████ KararSUÇLAR : Rüşvet alma (sanık ... hakkında), rüşvet verme (diğer sanıklar hakkında)HÜKÜMLER :Kamu davalarının düşmesine (sanıklardan ... ve ... hakkında ölüm, ... hakkında zamanaşımı nedeniyle), beraat (sanık ... hakkında)TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozmaMahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:1) Sanıklardan ... ve ... hakkındaki kamu davalarının ölüm, ... hakkındaki kamu davalarının ise zamanaşımı nedeniyle düşmesine dair hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;Gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen kamu davalarının düşmesine dair hükümler usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,2) Sanık ... hakkında rüşvet verme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;Sanık hakkında rüşvet verme suçundan açılan kamu davasında; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır" denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, eylemin, görevin gereklerine aykırı olarak bir işin yapılması veya yapılmaması için menfaat temin edilmesi durumunda rüşvet, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanması durumunda ise 6352 sayılı Kanun'dan önceki haliyle 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu oluşturacağı, kamu görevlisi olmayan diğer kişilerin ise özgü suç niteliğindeki bu suça aynı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca azmettiren veya yardım eden sıfatıyla iştirak edecekleri nazara alındığında; sanığın suç tarihinde hayvan otlattığı yerin orman arazisi olup olmadığının belirlenemediği, bu durumun sanık lehine yorumlanacağı ve meşru zeminde bulunduğunun kabulü gerekeceği, buna bağlı olarak kamu görevlisi olan, hakkındaki kamu davasının düşmesine dair karar onanan sanık ...'e yüklenen rüşvet alma isnadının suç tarihlerinde yürürlükte olan ve sanık lehine bulunan 5237 sayılı Kanun'un mülga 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama, kamu görevlisi olmayan sanığa yüklenen rüşvet verme eyleminin ise azmettirmeye dair delil bulunmaması nedeniyle, aynı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki bu suça yardım etme olacağı, bu suçun anılan maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirlenen 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, 07.05.2006 olan suç tarihi ile hüküm tarihi arasında bu sürenin gerçekleştiği gözetilerek, sanık hakkındaki kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE 11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.