Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi tarafından, özel güvenlik hizmeti sözleşmesinden doğan alacak davasında itirazın iptali talebiyle yapılan istinaf incelemesi kararı.
Özet: Özel güvenlik hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, davacı vekilinin davalıdan tahsil edilemeyen hizmet bedeli alacağı için takibin devamı ve icra inkar tazminatı talebine karşılık, davalı vekilinin zamanaşımı, eksik hizmet ve hukuki yarar yokluğu savunmaları ile dava sırasında taraflar arasında akdedilen bir sulh protokolünü ileri sürmesi üzerine, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesine ilişkin bu belgede, dava konusu ihtilaf ve yargılama süreci detaylandırılarak istinaf başvurusunun incelenmesi aşaması aktarılmaktadır.

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2025
NUMARASI : ... Esas-... Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI: ......
VEKİLİ : Av...
DAVALI : ......
VEKİLİ : Av...
DAVA : İtirazın İptali
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : █████/2026
YAZIM TARİHİ : █████/2026
Taraflar arasında görülen davada Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas-... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA: Davacı vekili, taraflar arasında özel güvenlik hizmeti sözleşmesi imzalandığını, davalının bu sözleşmelere istinaden düzenlenen hizmet bedelini ödemediğini, davalının gerek sözleşme hükümleri gerekse de tarafına gönderilen ihtarname ile temerrüde düştüğünü ve müvekkilinin alacağının muaccel hale geldiğini, müvekkilinin alacağın tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlattığını ancak, davalının haksız itirazı ile takibi durdurduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, taraflar arasında kesilen ve kesinleşen bir cari hesap bulunmadığından dava tarihi itibariyle alacak talebinde bulunulamayacağını, müvekkilinin takipten önce temerrüde düşürülmediğini, davacı tarafından eksik ve ayıplı hizmet ifa edildiğini, işçi alacaklarının ödenmediğini, davacının eldeki davayı açmakta ve bu davaya konu edilen icra takibini başlatmakta hukuki yararının bulunmadığını savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından yargılama sırasında taraflar arasında 16.03.2020 tarihli sulh protokolü akdedildiği ileri sürülerek anılan protokol ibraz edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı vekili davalı aleyhine itirazın iptali davası açtığı, Öncelikle teminatsız, mahkeme aksi kanaatte ise Mahkemenizce uygun görülecek teminat karşılığında dava konusu alacağı karşılayacak kadar borçlunun taşınır, taşınmaz mallarına ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz kararı verilmesini, davalı-borçlunun Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, Davalı- borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmili yönünde karar verilmesini talep ve dava ettiği,
Davanın yasal dayanağını oluşturan İİK.67. maddesinde; "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." şeklinde düzenlendiği,
6100 Sayılı HMK'nın 331. Maddesi gereği; "(1) Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. (2) Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder. (3) Davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hâllerde yargılama giderleri davacıya yükletilir.
" şeklinde yapılan düzenlemeler ile,
6100 Sayılı HMK'nın 313. Maddesi gereği; "(1) Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. (2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. (3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. (4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir. Aynı kanunun 314. Maddesinde; " (1) Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (2) (Ek:22/7/2020-███████ md.) Sulh, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince sulh doğrultusunda ek karar verilir. (3) (Ek:22/7/2020-███████ md.) Sulh, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı sulh hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir. Aynı kanunun 315. Maddesinde; (1) Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. (2) İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir." şeklinde yapılan düzenlemeler ışığında,
Davalı vekilinin █████/2022 tarihli beyan dilekçesi ile; davacı ile müvekkili olan şirket █████/2020 tarihli sulh protokolünü akdettiğini, Sulh Protokolüne göre; ...... ile ...... arasında akdedilen, 07.06.2019 ve 01.08.2019 başlangıç tarihli 2 adet güvenlik sözleşmesinin bulunduğu, ......' nın, sözü edilen 2 adet güvenlik hizmet sözleşmesinden kaynaklı olmak üzere, ......' den 128.699,33TL.alacağı olduğu ancak ......' nin, işyerlerinde meydana gelen hırsızlık nedeniyle ve ......' nın işçilerinin açmış oldukları işçi alacağı davaları nedeniyle, ......' dan, şimdilik 60.000,00TL.alacağının bulunduğu, ......' nin, şimdilik 60.000,00TL.olan alacağını, ......' ya olan borcundan mahsup edeceğini, ......' nin, mahsup edilen 60.000,00TL.' nin 30.000,00TL.' si için, ......' ya hırsızlık yansıtma faturası düzenleyeceği, Kalan 30.000,00TL.' nin işçiler tarafından açılan, işçilik alacağı davalarına mahsup edileceği kararlaştırılmıştır. ......' nin, ......' ya borcu olan 128.699,33TL.' den, 60.000,00TL.mahsup edilince kalan tutar olan 68.699,33TL.' nin, ...... tarafından ......' ya ödenmesi kararlaştırıldığını, 68.699,33TL. İçin Müvekkil ......, ......' ya çek keşide etmiştir, ......' ya çekin karşılığı olan 68.699,33TL ödendiğini beyan ettiği,
Ayrıca aynı tarihli dilekçe ile sulh protokolünü, davacı ...... adına ... imzaladığını, dilekçe ekinde, ...'ın davacı şirket tarafından yetkili kılındığı, vekaletnameyi sunduklarını, sulh sözleşmesini, davacı şirket adına imzalayan ..., vekaletname ile yetkili kılındığını, ..., 11.08.2020 tarihli şüpheli ifade tutanağında yazılı olan ifadesinde; özetle; 2015 yılından beri ...... hizmetleri şirketinde çalıştığını, ...... ile ......' nın 2019 yılında anşalmazlık yaşadığını, ......'nın yetkilisi olan .....' in kendisine verdiği vekaletnameye binaen, ...... ile muvafakatnameyi kendisinin imzaladığını beyan ve ikrar ettiğini beyan etmiştir.
Aynı tarihli dilekçe ekinde sunulan █████/2019 tarih ve 29053 yevmine numaralı vekaletname de davacının ...'a vekalet vermiş olduğu görülmüştür.
Mahkememizin █████/2025 tarihli duruşmasında davalı vekili: "aşamalardaki yazılı ve sözlü beyanlarımızı tekrar ederiz vekaletname usule uygundur, bu nedenle sulh sözleşmesi de geçerli bir sözleşmedir davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep ediyoruz " şeklindeki beyanları da dikkate alınarak,
█████/2020 tarihli şüpheli ifade tutanağında ifadesi alınan ...: " Konya C.Başsavcılığının Soruşturma No: ... sayılı evrakı ve ekleri tarafıma okundu. Konu hakkında bilgi sahibi oldum. ...... Hizmetler imited Şirketinde görev proje yönetim uzmanı olarak 2015 yılından beridir çalışmaktayım. ...... Şirketi ile 2019 yılı içerisinde bir anlaşmazlık sonucunda müşteki şirket tarafından sözleşme fesih edildi. Hak edişlerimizi alamamamızdan dolayı kendilerine mail gönderilmişti. Bundan dolayı tek taraflı fesih ettiler. Kendileri Uzunca bir zaman ödemede bulunmadılar. Buna istinaden de kendileri, bizimle anlaşmak istediler. Bende şirket yetkilisi ... in vermiş olduğu vekâletnameye binaen, vekâletnamede geçen yapılabilir ve imzalayabilir neticesinde ...... nın yetkilisi ........ nezaretinde muvafakat name imzalanmıştır. Benim kesinlikle hileli bir davranışım olmamıştır. Bana verilen vekâletname ile kendilerine muvafakat nameyi imzaladım. Sonuç olarak şahsım adına dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık suçlamasını kesinlikle kabul etmiyorum dedi." şeklinde ifade vermiş olduğu anlaşılmakla,
█████/2020 tarihli SÖZLEŞME FESİH PROTOKOLÜ incelemesinde;1-Yüklenicinin ...... ...'dan yukarıda izah edilen sözleşmeden kaynaklanan 128.699,33 TL, alacağı mevcuttur. Ancak, ...... ...'nın / sözleşmeden kaynaklı verilen hizmet nedeniyle Yüklenici'den işyeri/işyerlerinde meydana gelen hırsızlık ve Yüklenicinin çalıştırmış olduğu personellerinin açmış olduğu davalar(........, ........, Konya ....İş Mahkemesi ... E, ........ Konya ....İş Mâhkemesi ... E., ........ Konya ....İş Mahkemesi ... E.) sebebiyle şimdilik 60.000,00 TL.'yi Yüklenicinin alacağından mahsup edecek olup, Yüklenici bu duruma şartsız muvafakat etmektedir. (...... 60.000,00 TL. Mahsup edilen tutarın 30.000,00 TL.'sı için Yükleniciye iade faturası düzenleyecektir. Kalan 30.000,00 TL.'sı ise açılan davalara mahsup edilecektir.) 2- İş bu Devam eden iş davaları sebebiyle ...... ...'nın yukarıda mahsup edilen bedelden daha fazla ödeme yapmak durumunda kalması halinde; yüklenici fazla ödenen bu tutarı ödeyeceğini gayri kabili rucü kabul ve taahhüt etmektedir. ...... ...'nın Yükleniciye geri ödeyeceği toplam borç: 68.699,33 TL'dir. Bu borç, İşbu bu protokolün imzalanmasını müteakip başkaca bir işleme gerek kalmaksızın ...... ... tarafından 2 (iki) ay İçerisinde Yüklenicinin sözleşmede belirtilmiş olan Banka hesabına EFT suretiyle ödenecektir. Buna karşılık Yüklenici ...... ... aleyhine başlatmış olduğu icra takibi ve/veya davalardan feragat edeceğini kabul beyan taahhüt eder. 3- Taraflar, yukarıda izah edilen hususlar dışında vekalet ücreti, masraf, tazminat vs. herhangi bir alacaklarının veya taleplerinin bulunmadığını, bu şartlarla birbirlerini ibra eylediklerini kabul, beyan ve taahhüt ederler şeklinde imza altına alındığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar davalı ticari defterlerinin incelenmesinde, borçlu olduğu rapor edilmişse de (davacı ticari defter ibrazından imtina etmiştir.) sulh protokolünün 2020 yılında yapılmış olduğu, davanın 2019 yılında açıldığı düşünüldüğünden tarafların sulh olduğu sonuç ve kanaatine varılarak (zira vekaletnamedeki yetki ihalelerle ilgili olduğu, sözleşme yapma yetkisi olduğu, huzurdaki davanın kaynağını da davacının davaya konu alacağı da ihale işinden kaynaklandığı dosya kapsamı ile sabit olduğu anlaşılmakla),
A- Ticari Temsilci
Ticari temsilciye ilişkin düzenlemeler genel olarak Türk Borçlar Kanununun 547-550. Maddeleriarasında yer almıştır. Ayrıca, Türk Borçlar Kanununun 553. Ve 554. Maddeleri de ticari vekil ve diğer tacir yardımcılarının yanı sıra ticari temsilciye de uygulanır.
Aa- Tanımı
Ticari temsilci Türk Borçlar Kanununun 547/1. Fıkrasında şu şekilde tanımlanmıştır: "Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetke verdiği kişidir".
Bu fıkrada, ticari işletmenin sahibinin, ticari işletmesinin yönetmek ve işletmesine ilişkin işlemlerde ticaret unvanını kullanarak kendisini temsil etmek üzere ticari temsilci atayabileceği öngörülmüştür. Dolayısıyla, ticari temsilci ticari işletmeyi değil, ticari işletme sahibini temsil eder.
Ticari temsilci, ticari işletme adına yaptığı işlemlerde, tacirin ticaret unvanını kullanır ve imzasını tacirin ticaret unvanını altına veya yanına atar. Ticari temsilcinin hukuki bir işlemi tacirin ticaret unvanını kullanarak yapmadığı durumlarda işlemin sonuçları işletme sahibini bağlamaz.
Genel müdür, genel müdür yardımcısı, hatta şube müdürleri çoğu zaman ticari temsilci durumundadırlar. Yalnız, şube müdürleri, bu yetkilerini sadece o şubenin işleri için kullanırlar; genel müdürlüğün işleri için imza atamazlar.
Öte yandan, merkezi yabancı ülkelerde bulunan bir işletmenin Türkiye'deki şubesinin başında da yerleşim yeri Türkiye'de bulunan tam yetkili bir "ticari mümessilin" bulunmasının zorunlu olduğu unutulmamalıdır (TTK.md.40/4).
Cc- Yetkilerinin Kapsamı ve Sınırlandırılması
Aaa- Yapabileceği İşler
Ticari temsilci en geniş yetkili tacir yardımcısıdır. Ticari temsilci, ticari işletmenin en iyi şekilde yönetilmesi için ticari işletme sahibi adına ticari işletmenin amacına giren her türlü işlemi iyiniyetli üçüncü kişilerle yapmaya yetkilidir (TBK.md.548/1). Türk Borçlar Kanununun 553/1. Fıkrası uyarınca da ticari temsilciler ticari işletme sahibinin hizmetindedir; onun direktifleri yönünde hareket ederler.
Bu düzenlemeler uyarınca, ticari temsilciler, ticari işletmelerde çalışacak işçiler ile hizmet sözleşmesi yapabilir; sadece ticari işletmenin taşınırlarını satabilmekle beraber ticari işletme için taşınır ve taşınmazlar satın alabilir; ticari işletmenin faaliyeti için gerekli olan taşınır ve taşınmazları kiralayabilir ya da mevcutları kiraya verebilir; yine ticari işletme için hammadde satın alabilir; ticari işletme için şube açabilir; gerekli ise ticari işletmenin merkezinin yerini değiştirebilir; ticari işletme için kredi alabilir; başka bir kişinin borcu için tacir adına kefalet verebilir; avukat olmasa dahi mahkemelerde taciri temsil edebilir; tacir adına dava açabilir; bu davalarda sulh ve feragat hakkını kullanabilir; hatta kambiyo taahhüdünde bulunubilir.
Bbb- Yapamayacağı İşler
Ticari temsilci, ticari işletmenin en iyi şekilde yönetilmesi için ticari işletme sahibi tarafından atandığında, açıkça yetkili kılınmadıkça; ticari işletmenin taşınmazlarını devredemez veya ayni bir hak ile sınırlandıramaz (TBK.md.548/2). İşletme sahibinin onayı olmadığı sürece ticari işletmeyi devredemez; tasfiyesini isteyemez; kendisini istihdam eden tacirin iflasını isteyemez; konkordato teklifinde bulunamaz. Genel kurulun onayı olmaksızın halka açık şirketlerin önemli nitelikteki işlemlerini de gerçekleştiremez (SerPK.md.23/1).
Unutulmamalıdır ki, ticari temsilcinin temsil yetkisini kötüye kullandığı durumlarda kendisiyle işlem yapan üçüncü kişi iyiniyetli ise yapılan işlem taciri bağlar; buna karşılık, üçüncü kişinin ticari temsilci tarafından temsil yetkisinin kötüye kullanıldığını bildiği ya da bilmesinin gerekli olduğu durumlarda yapılan işlem taciri bağlamaz (TBK.md.548/1).
Benzer bir şekilde, Türk Borçlar Kanununun 553/1. Fıkrasında düzenlenen rekabet etme yasağının bir sonucu olarak da ticari temsilci tacir tarafından açık yetki verilmediği sürece tacir adına kendisiyle işlem de yapamaz. Buna rağmen yapacak olursa, ticari temsilci tarafından yapılan işlem sakat bir işlem olarak taciri bağlamayacaktır.
Ccc- Yetkilerin Sınırlandırılması
Ticari temsilcini yetkileri ancak iki durumda sınırlandırılabilir:
Bunlardan birincisi, temsil yetkisinin ticari işletmenin bir şubesinin işleriyle sınırlandırılmasıdır (TBK.md.549/1). Söz konusu yetkinin şube sayılmayan satış mahalli, irtibat bürosu gibi işyerlerinin işleri için sınırlandırılması söz konusu olamaz.
İkincisi ise, temsil yetkisinin birden çok kişinin birlikte imza atmaları koşuluyla sınırlandırılmasıdır. Bu durumda, ticari işletme sahibi tarafından atanan ticari temsilci sayısı birden fazladır ve hepsinin katılımı olmaksızın sadece ticari temsilcilerden birinin imza atmış olması ile yapılan işlemin işletme sahibini bağlamayacağı kararlaştırılmaktadır (TBK mad. 549/2). (Ticari İşletme Hukuku, Prof. Dr. Ali Bozer, Prof. Dr. Celal Göle, Güncellenmiş genişletilmiş 6. Baskı)
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin █████/2014 Tarih ve ██████████ Esas - 201414111 Karar sayılı ilamı ile; " Dosyaya... ........'nın vekili olarak atandıkları anlaşılmaktadır... Ankara ... Noterliği'nce düzenlenen 15.01.2008 tarihli vekaletnameye istinaden ........'ya vekil tayin ettiği görülmektedir. Sözü edilen vekaletnamede bonodan söz edilmemekle ebirlikte vekaletname içeriğinden çok geniş yetkilerin verilmiş olduğu ve bu nedenle senetleri ciro eden adı geçen kişilerin ticari mümessil olarak kabulü gerektiği anlaşılmaktadır. " şeklinde karar verildiği görülmekle,
Somut olayda; davacı şirket yetkilisi, dava dışı ...'a geniş yetkili vekaletname verdiği tartışmasızdır. Zira vekaletten azilde yoktur. Vekaletin geçersiz olduğu iddiası da yoktur. Bu durumda yukarıdaki açıklamalarda dikkate alındığında (özellikle mezkur kitaptan alıntı ve Yargıtay kararı) ... TİCARİ MÜMESSİL olduğu ve yetkileri arasında sözleşme yapma yetkisi, sulh yapma yetkisi vardır. Mecut sulh protokolü geçersiz olduğu yönde bilgi belge delilde olmadığından ortada geçerli bir sözleşme vardır. Sözleşme şartlarında; dava konusu alacakla ilgili bilgiler verildiği, meblağın aynı olduğu (128.699,33TL) ve bu alacağın nasıl hesap - mahsup edileceği şartlarının olduğu, davadan feragat edileceği şartı mevcuttur. Davacı yanı feragata zorlanamayacağından (başka deyişle sulhnameye göre karar vermenin mümkün olmadığı) davalı yanın beyanı da dikkate alındığında konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair..." gerekçesiyle, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalının borcunun kendi ticari defterleri le sabit olduğunu, mahkemece her ne kadar, sulh protokolüne dayanarak ve protokolde imzası bulunan ...'ın beyanı doğrultusunda karar verilmiş ise de, ...'ın sulh protokolü imzalama yetkisinin olmadığını, vekaletnameden de anlaşılacağı üzere sulh, mahsup, ibra, davadan feragat yetkisinin bulunmadığını, TBK'nın 551. maddesinde ticari vekilin düzenlendiğini, TBK'nın 504/3 maddesinde de özel yetki gereken hallerin hükme bağlandığını, vekaletnamede yetkisi bulunmayan dava dışı üçüncü kişi ile yapılan sulh protokolünün müvekkili yönünden bağlayıcılığının bulunmadığını, mahkemece her ne kadar dava dışı üçüncü kişi ticari temsilci olarak nitelendirilmiş ise de, ticari vekil olduğunu, vekaletname içeriğinden ticari vekil olduğunun anlaşıldığını, ticari vekilin yetkisinin sadece vekaletname kapsamı ile sınırlı olduğunu, ...'ın yetkisi olmadığı halde █████/2020 tarihli Sözleşme Fesih Protokolü'nde ......'nin ...... aleyhine başlattığı icra takibi ve davalardan feragat edeceğine yönelik bir hükme imza atmış olup, bu hususun olağanüstü iş ve işlemlerden kabul edildiğini ve yalnızca özel yetkinin bulunduğu hallerde icra takibi ve davalardan feragat edilebildiğini, aynı yönde TBK m. 551 hükmünde"ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez."hükmünün düzenlendiğini, ...'ın █████/2019 tarihli, 29053 yevmiyeli vekaletnamede icra takibi ve davalardan feragat etme yetkisi bulunmadığı için █████/2020 tarihli Sözleşme Fesih Protokolü'nde ......'nin icra takibi ve davalardan feragat edeceğine yönelik hususun da geçerliliğini yitireceğini, mahkemenin yargılama aşamasındaki beyanlarını değerlendirmeden karar verdiğini, davalı tarafça sunulan protokolde ne icra dosyası ne de dava dosya numarasının bildirildiğini, bunun da protokolün dava ve icra dosyasını kapsamadığının kanıtı olduğunu, mahkemenin sulh protokolü doğrultusunda vekalet ücreti ve yargılama giderlerine de yer vermediğini, alınan bilirkişi raporunda, takip tarihi itibariyle davalının borçlu olduğunun tespit edildiğini, bu hususun davalı tarafça da ikrar edildiğini, takip ve dava tarihi itibariyle davalının borçlu olduğunun sabit olduğunu, Avukatlık Kanunu'nun 165. maddesi de nazara alındığında, protokolde vekil sıfatı ile imzalarının dahi bulunmadığını, alacak likit olup, itiraz da haksız olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken mahkemece bu hususla ilgili karar dahi verilmemesinin yerinde olmadığını ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Mahkemece daha önce verilen kararın Dairemizin ... E-... K. sayılı ilamı ile ''... Davacı tarafça itirazın iptali istemi ile açılan işbu davada, davalı tarafça yargılama sırasında taraflar arasında 16.03.2020 tarihli sulh protokolü akdedildiği ileri sürülerek protokolün ibraz edildiği, davacı tarafça anılan protokolün kabul edilmediği, protokolü imzalayan kişinin sulh protokolü imzalama yetkisi bulunmadığı gibi, protokolün dava ve dava konusu takip dosyasını kapsamadığının beyan edildiğinin anlaşılması karşısında, öncelikle mahkemece sulh sözleşmesinin geçerli olup olmadığının tespit edilmesi, sulh sözleşmesinin geçerli olduğu kanaatine varılması halinde de, HMK'nın 315. maddesi uyarınca taraflarca sulh kapsamında karar verilmesinin talep edilmesi durumunda sulhe göre, sulhe göre karar verilmesini istemezlerse karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken anılan hususlar nazara alınmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına....'' gerekçesiyle, kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dairemiz kaldırma kararı sonrası mahkemece yapılan yargılama sonucunda yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 547. maddesinin birinci fıkrasında, ticari mümessil; “Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.” şeklinde tanımlanmıştır.
Ticari mümessillik; bir sözleşme olmayıp, tek taraflı bir hukuki işlemle verilen temsil yetkisini içerir. Buna bağlı olarak, ticari mümessillik işletme sahibinin iradesine dayanır. Dolayısıyla burada söz konusu olan temsil yetkisi kanuni değil, iradi temsil yetkisidir.
Ticari mümessilin temsil yetkisinin kapsamı kanunda tam olarak belirlenmiştir. Bu hâliyle ticari mümessillik, sınırı kanunla çizilmiş iradi bir temsil yetkisidir. Ticari mümessil, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili olup açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz .(BK m.450, TBK m.548)
Ticari mümessillik ticaret siciline tescil olunur. Ancak işletme sahibi tescilden önce de temsilcinin yaptığı işlemden sorumludur. (BK. m. 449/2; TBK. m. 542/2)
Ticari mümessil, işletme sahibini temsile yetkili bir kişi olmanın yanı sıra, aynı zamanda ticari işletmenin belirli yetkilere sahip idarecisi niteliğini de taşır. Örneğin bir bankanın genel müdürü, hukuki bakımdan bankanın ticari mümessilidir; ancak idari bakımdan da, yürütme organının bir parçasıdır.
Nitekim ticari mümessilliğin bu yönü, ticari mümessili tarif eden BK'nın m. 449/l'de "...işlerini idare ..." ibaresiyle vurgulanmıştır.
Ticaret şirketleri organları aracılığıyla idare ve temsil edildiğinden, ticari mümessil tayin etme yetkisi de organlarına aittir. Ticaret şirketlerinde idare ve temsil yetkisine sahip organlar, her ticaret şirketinin türüne göre değişiklik gösterir. Ancak şu hususu belirtmek gerekir ki, ticaret şirketlerinin tümünde ticari mümessil şirket ana sözleşmesiyle de tayin edilebilir.
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 539/II. (6102 sayılı TTK'nın 616/1-b) ve 545. (6102 sayılı TTK 631/1) maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir. Buradan anlaşılacağı üzere, ticari mümessil doğrudan şirket sözleşmesiyle tayin edilebileceği gibi, şirket sözleşmesinde kararlaştırılması şartıyla bu yetkinin şirketi idare ve temsile yetkili müdürlere bırakılması da mümkündür.
İşletme sahibinin ticari mümessil dışında, duruma göre başka yardımcılardan da yararlanması mümkündür. Bu yardımcılardan, konumu ve yetkileri bakımından, ticari mümessile en çok benzeyeni ticari vekildir.
Ticari mümessillik gibi ticari vekâlet de, BK’nun 32 vd. (TBK 40 vd.) maddelerinde düzenlenmiş temsilin ticari hayatın ihtiyaçlarına uydurulmuş bir türüdür. Dolayısıyla ticari vekâlet, ticari mümessillik gibi tek taraflı hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerir.
Borçlar Kanunu madde 453/ I ve II'ye göre, “Ticari vekil, ticari mümessil sıfatını haiz olmaksızın bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından müessesenin bütün işleri veya muayyen bazı muameleleri için temsile memur edilen kimsedir.
Bu salahiyet, müessesenin mutad olan muamelelerinin cümlesine şamildir. Şu kadar ki ticari vekil kendisine sarih mezuniyet verilmedikçe istikraz edemez ve kambiyo taahhütlerinde ve muhakeme ve murafaada bulunamaz.” hükmünü içermektedir.
Aynı husus TBK'nın 551. maddesinde ise “Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir.
Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.” şeklinde düzenlenmiştir.
Bu hükümden hareketle ticari mümessillik ile ticari vekâlet arasındaki farkları ana hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz: Ticari mümessil, hem ticari işletme hem esnaf işletmesi için; ticari vekil ise, sadece ticari işletme için tayin edilebilir.
Ticari mümessil, bir işletmenin tüm işlerini idare etmekle görevlendirildiğinden, onun, işletmenin hem olağan hem olağanüstü nitelikteki bütün işleri yapmaya yetkisi vardır. Buna karşılık genel yetkili ticari vekil, işletmenin sadece olağan (mutad) işleriyle sınırlı temsil yetkisine sahiptir. Olağanüstü işlemleri yapabilmesi için, işletme sahibinin özel yetkisine ihtiyaç vardır. Belli bir işin ya da işlemin ifasıyla görevlendirilen sınırlı (özel) yetkili vekillerin sahip oldukları temsil yetkilerinin kapsamı ise, kendilerine bırakılan iş ya da işlemin niteliğine göre belirlenir.
Ticari vekil, özel yetki verilmedikçe tacir adına ödünç alamaz, kambiyo taahhütlerinde bulunamaz ve davacı veya davalı olarak mahkemelerde taciri temsil edemez (BK. m. 453/2; TBK m. 551/2). Oysa ticari mümessil, bu tür işlemleri dahi yapma yetkisine sahiptir. Nihayet, ticari mümessilin temsil yetkisinin ticaret siciline tescili gerekirken (BK m. 449/II-III); ticari vekilin temsil yetkisi sicile tescil edilemez..." hususunun belirtildiği anlaşılmıştır. (Benzer mahiyette Yargıtay HGK'nun 19.10.2011 tarih, ███████-549 Esas- ████████ Karar sayılı ilamı)
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; Dairemiz kaldırma ilamı, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ile ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, davacı tarafça her ne kadar protokolün geçersiz olduğu iddia edilmiş ise de, protokol kapsamında ödeme alındığı, bu nedenle protokolün geçersiz olduğunun ileri sürülmesinin TMK uyarınca iyiniyet kurallarına da aykırılık teşkil ettiği, ilk derece mahkemesince protokol geçerli sayılarak konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve taraflar yararına yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik olmadığı, her ne kadar davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden bir karar verilmemesi yerinde değil ise de, geçerli kabul edilen protokol uyarınca davacı lehine tazminata da hükmedilemeyeceğinden anılan hususun sonuca bir etkisinin bulunmadığı ve bu itibarla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
6-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine █████/2026 oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!