Kripto varlık platformu müşteri temsilcilerinin yanıltıcı yönlendirmesiyle aktarılan varlıklara erişim engeli kaynaklı vekalet sözleşmesinden doğan alacak davası.
Özet: Davacı, kullandığı kripto para platformu (...) müşteri temsilcileri tarafından, platformun kurucusunun tutuklanması, kayyum atanması ve mal varlığına el konulması gibi yasal sorunlar yaşanmadan hemen önce, küresel genişleme adı altında tanıtılan ancak hukuken ayrı bir tüzel kişilik olan ABD merkezli (...) adlı kardeş şirkete 35.863,71 USDT değerindeki kripto varlıklarını aktarmaya ikna edildiğini; temsilcilerin platform içi faaliyetlerin durdurulacağı ve olası kayıpların önleneceği vaadiyle korkutucu ve manipülatif bir dil kullandığını; bu aktarım sonucunda paralarına erişemez hale geldiğini ve hiçbir işlem yapamadığını belirterek, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin atipik bir iş görme sözleşmesi olduğunu ileri sürmek suretiyle söz konusu varlıkların iadesini talep etmektedir.

T.C.
İSTANBUL2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;"Müvekkilinin ... konumunda olan ... Şirketi'nin faaliyetini üstlendiği "..." isimli uygulamanın kullanıcısı olduğunu, müvekkilinin ismi geçen uygulamada kripto varlıklar ve borsası ile ilgilendiğini, müvekkilinin 35.863,71 USDT malvarlığına erişiminin engellendiğini ve kavuşamadığını, kripto varlıkların tahsiline ilişkin uyuşmazlıklar bakımından, kripto para borsalarından kaynaklanan uyuşmazlıkların mutlak ticari dava niteliği olduğunun açık olduğunu, TTK m. 4, 1-e bendi uyarınca düzenlenen hususlardan doğan uyuşmazlıklar mutlak ticari dava olduğunu, 7518 sayılı “Sermaye Piyasası Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ... tarihli ve ... sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, ...'ye karşı açılan bir davanın, konusunun bir sermaye piyasası faaliyeti olması nedeniyle TTK m. 4 kapsamında mutlak ticari dava olarak nitelendirileceğini, ... Anonim Şirketi, ... tarafından 2018'de Türkiye'de kurulduğunu, dünyada ilk kez Türkiye Patent kurumundan marka tescili yapıldığını, Türkiye'de faaliyete geçtikten sonra yurt dışında da aynı isimle büyümeye başladığını ve faaliyetlerine çeşitli ülkelerde devam ettirdiğini, "...." olarak adlandırdıkları şirket aslen "... Şirketi"nin kendisi olduğunu, son dönemde yönetim kurulu başkanı ve kurucusu olan ...'in tutuklanmasıyla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şirkete ... kayyum olarak arandığını, Somut olayın da burada başladığını, ...'nin kayyum olarak atanmasından hemen önceki dönemde "..." şirketi müşteri temsilcileri, bünyesinde likidite bulunduran, yani bakiyesi bulunan kullanıcıları aramaya başladığını, müşteri temsilcilerinin hesaplarında para olan müşterilerine platform içi ve dışı faaliyetlerin durdurulacağını, bunun ne kadar süreceğini bilmediklerini, olası bir kayıp yaşamamak adına "..." yani "...Anonim Şirketi" bünyesinde olan paralarını "..."e geçirmelerini manipülatif, korkutucu bir dil ile aktardıklarını, müşterilerin bazıları oldukça bilnen platformlarda yazdığı şikayet mektuplarının da bunu doğrulayacağını, şikayetlerden de görüleceği üzere hemen hemen herkesin bir müşteri temsilcisi tarafından arandığı ve "kurumsal bütünlük" varmış gibi gösterilerek transfer işlemleri yaptırdıklarını, bunun üzerine müvekkilinin "..." adında bir temsilci tarafından arandığını, müşteriye varlıklarının dondurulacağı ve erişimine kapanacağı söylendiğini ve daha birçok kişiyle birlikte o dönem "..." platformunda bulunan paralarını kaydırarak, kardeş şirket olan ...merkezli ...'e aktardığını, bu süreç içinde...'in farklı bir şirket olduğunu, ... merkezli olduğu, iki tüzel kişilik arasında hukuki anlamda bir bağ olmadığını, söylemeyip ... şirketini sanki küreselleştiriyorlarmış gibi gösterdiklerini, .. ve sahibi ...'in mal varlıklarına, 31 Temmuz tarihinde "suçtan elde edilen gelirleri aklama" suçuna ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında el konulduğunu, 8 Ağustos'ta da ..., şirkete kayyum olarak görevlendirildiğini, yeni yönetim kurulu ... bünyesinde ve borsasında mevcut varlıkların platform dışına çıkışı işlemlerinin farkına varmış olmalı ki platform dışına çıkış talepleri geçici olarak durdurulduğunu, müvekkili ile birlikte ... yazılan şikayetlerden de görüleceği gibi yüzlerce kişi de ...'e aktarılan paralarında hiçbir işlem, emir, transfer veremez duruma geldiğini, müvekkilinin müşteri temsilcisi ile görüşüp sorunu çözmeye çalışsa da "geçici olarak bazı operasyonların askıya alındığını" "... merkezli olmadıklarını" söyleyip mağdurları oyaladıklarını, bu söylemlerin sadece müvekkiline yapılmadığını, birçok kişiye transferleri yaptırıp daha sonra bu söylemlere dayandıkları kullanıcıların şikayetlerinden anlaşıldığını, müvekkilinin yatırmış olduğu 35.863,71 USDT malvarlığına erişemediğini ve hiçbir işlem yapamadığını, paranın aidesinin gerekli olduğunu, Kripto para borsaları ve kullanıcıların arasındaki hukuki ilişki, yapılan çerçeve sözleşmeyle oluştuğunu, kullanıcının yaptığı işlemlerden belli bir oranda komisyon ödemesi sebebiyle sözleşmenin mahiyeti kanımızca, "iş görme" ilişkisine dayandığını, bu bağlamda doktrinde tartışmalara sebep olsa da ...(...) ya da Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıları (...) kullanıcılarına kendilerine teslim edilen bakiye malvarlığını; saklama, alım-satımını yapma, transfer, dönüştürme gibi imkanlar sağladığını, TBK'nın şimdiki haliyle böyle bir sözleşme türü düzenlenmediğinden atipik sözleşme olarak nitelendirilmesi gerektiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin, TBK'da öngörülmüş vekalet, simsarlık veyahut komisyon sözleşmelerinin parçalarını içerip hiçbirine bütünüyle uymaması nedeniyle "..." bir yapısı olduğu kabul edilmesi gerektiğini, uyuşmazlığın olduğu kısımın niteliğine göre en uygun kanun hükümleri kıyasen uygulanması gerektiğini, 2024 yılında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu değişiklikleriyle Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yayınlanan tebliğler ile bu hukuki boşluk giderildiği ve durum sözleşme serbestisi prensibi ile kurulan atipik sözleşmenin artık kamu otoritesinin belirlediği usul ve esaslara dayanarak, kamusal denetime ve emredici kurallara tabi bir hale getirdiğini, daha öncesinde ...'ler tarafından bahsedilen çerçeve sözleşmeler TBK'nın genel hükümleri ve sözleşme serbestisine göre, tek taraflı hazırlandığını, mahkemece yapılan denetimin ise husus ise "genel işlem koşulları" denetimi olduğunu, ... ya da ... olarak adlandırılan yapıların, hem TBK'da düzenlenen iş görme sözleşmelerinden (özellikle komisyon, vekalet ve vedia) doğan prensiplerden hem de SPK mevzuatının getirdiği özel ve emredici kurallardan kaynaklanan borç ve yükümlülükleri olduğunu, şirketin biilnen hissedarlarından biri "...Şirketi" olduğunu, Bulgaristan'da: "... LTD." ismiyle, ... ve Simeon ... isimli biri tarafından kurulduğunu, ...'da: "..." ismiyle kayıtlı ve ...'in yönetici olduğu şirket gözüktüğünü, ...'da: "... " ismiyle, ...'in kurduğu ve kendisinin yalnız yönetim kurulunda bulunduğu şirketinin mevcut olduğunu, görüldüğü gibi dünyanın birçok yerinde kurulmuş ... şirketlerinin kurucuları yöneticileri, Türkiyedeki gibi aynı kişiler olduğunu, sonuç olarak, gerek sermaye ve yönetim yapısı, gerekse farklı ülkelerdeki ticaret sicillerinde ortaya konulan kayıtlar dikkate alındığında, “...” ile “...” arasında güçlü bir organik bağın bulunduğu tartışmasız olduğunu, kurucular yöneticiler ve hissedarlar düzeyindeki kesişimler; şirketlerin farklı ülkelerde kurulmuş olmasına rağmen aynı marka, aynı internet sitesi ve aynı iş modeli üzerinden faaliyet göstermeleri; ... özelinde ise yalnızca “... Sağlayıcısı” olarak kayıtlı olmalarına rağmen kamu otoriteleri tarafından “çalışmayan, aktif olmayan” statüsünde olduklarının resmi olarak bildirilmesi, tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını gerekli kıldığını, bu hususlar, şirket merkezinin muvazaalı şekilde ...olarak gösterildiğini, ...da çalışmıyor/pasif statüde olduğunu gerçekte faaliyetlerin Türkiye’den yönetildiğini ve böylelikle hukuki sorumluluktan kaçınma amacı güdüldüğünü açıkça ortaya koyduğunu, mevcut deliller ışığında organik bağın varlığı ve tüzel kişilik perdesinin aralanması şartlarının gerçekleştiği sonucuna ulaşıldığını, ... ve ...’nin sunduğu hizmet, doğrudan kripto varlıklar üzerinden, yani bir malvarlığı üzerinde yürütüldüğünü, bağımsız oldukları iddia edilen bu iki şirketin, müşterilere ait fon ve varlıkları mutlak surette ayrıştırmaları gerektiğini, gerek fiili işleyişte fon ve hesap hareketlerinin iç içe geçmiş olması, gerekse şirketin kendi resmî açıklamalarında (...’in ... gönderileri) bu karışıklığı kabul ederek "ayrıştırma talebinde bulunduklarını" beyan etmeleri, malvarlıklarının gerçekte ortak ve geçirgen biçimde yönetildiğini açıkça ortaya koyduğunu, malvarlığı karışıklığının bizzat şirketin kendi ikrarıyla sabit olduğunu göstermekte ve şirketlerin bağımsızlık iddialarını tamamen geçersiz kıldığını, “...” alan adına giriş yapıldığında, ziyaretçinin IP adresi üzerinden Türkiye lokasyonundan bağlandığı tespit edilmekte ve bu durumda ekrana doğrudan “Web sitemizi Türkiye lokasyonundan ziyaret ettiğinizi tespit ettik.” uyarısı ile birlikte “...” butonu çıkartıldığını, bu yönlendirme uygulaması, yalnızca teknik bir tercih olmadığını, küresel ölçekte faaliyet gösteren “...” ile Türkiye’de faaliyet gösteren “...” arasındaki organik ve kurumsal bağı açık, somut ve tartışmasız biçimde ortaya koyduğunu, farklı ve bağımsız şirketlerin böylesine entegre bir yönlendirme altyapısını ortak kullanmaları hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dolayısıyla bu tespitin, iki domainin tek bir kurumsal yapılanmanın farklı lokasyonlara uyarlanmış uzantıları olduğunu güçlü şekilde kanıtladığını, sunulan ekran görüntüsünde yer alan ‘... Kullanım Sözleşmesi Ön Bilgilendirme Metni’nde, açıkça ‘... A.Ş.’ye ait ... internet sitesi’ ibaresi kullandığını, bu ifade alan adının doğrudan Türkiye’de kurulu olan ... Şirketi’ne ait olduğunu şirketin kendi beyanıyla teyit ettiğini, "..." arşivinde kayıtlı ... ekran görüntüsünde ‘...: ...’ uygulamasının geliştiricisi ve sahibi olarak doğrudan ‘... Anonim Şirketi’ olarak gösterildiğini, ...’in resmî sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı kamuoyu duyurularında, “... ve bazı diğer dijital platformların ... ile aynı bulut altyapısını paylaştığı” açıkça belirtildiğini, bu ifade, her iki platformun gerçekte tek ve ortak bir teknik sistem üzerinden işletildiğini ortaya koyduğunu, sunulan hizmetin doğrudan dijital varlıklar üzerinden yürütülmesi nedeniyle bu bütünlük yalnızca teknik değil, aynı zamanda finansal bir bütünlük anlamı da taşıdığını, her ne kadar ...’in kayıtlı merkezi ...’da gösterilmiş olsa da, şirketin fiili faaliyet merkezi Türkiye’de olduğunu, nitekim tüm idari kadro, teknik altyapı, müşteri hizmetleri ve yönetim faaliyetleri İstanbul Maslak’ta bulunan ofisten yürütülmekte olduğunu; bu adresin aynı zamanda ...’nin de merkezi olduğunu, şirketin gerçek işlerinin, karar alma süreçlerinin ve operasyonlarının tek bir noktada toplanmış olması, hukuken “iş merkezi” veya “faaliyet merkezi” kavramının karşılığı olduğunu, bu bağlamda, ...’daki kaydın yalnızca şekli bir adres olduğu, fiili merkezin ise Türkiye’de bulunduğunun açık olduğunu, bu durum, "..." ile "..."’nin ayrı tüzel kişiler gibi görünmesine rağmen, aynı çatı altında ve tek bir organizasyon halinde faaliyet gösterdiklerini kesin ve tartışmasız biçimde ortaya koyduğunu, "..." isimli profesyonel kariyer ağında, ... şirketi de bulunduğunu, üstelik bu platformda da TR ve ... olarak ayrıldığını, ancak merkezi ... olduğu iddia edilen şirketin bazı çalışanlarının, herkese açık "..." gönderileri ve profillerinde "Tam zamanlı olarak" "İstanbul'da, Ofisten" çalıştıkları bilgileri kamuya açık erişilebilir şekilde paylaşıldığını, ...’daki resmi yazışmalar neticesinde, “...” unvanlı şirketin yalnızca ... hizmet sağlayıcısı olarak kayıtlı olduğu, ancak ... tarafından 16.09.2025 tarihinde verilen imzalı cevaba göre halen “çalışmıyor” (...) statüsünde bulunduğu, bu nedenle iki ticari şirket arasındaki ilişki sabit olup müteselsilen sorumlulukları bulunduğunu, bununla birlikte sayın mahkemece sebeplerimizin yeterli görüldüğü takdirde tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasıyla gerçek kişilerin de sorumlu olduğunun kabulü gerektiğini, açıklanan tüm maddi vakıalar, resmi yazışmalar ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; ... ile ...’in arasındaki ilişkinin organik bağın ve tüzel kişilik perdesinin aralanmasının koşullarının oluştuğu sebebiyle; iki şirketin müteselsilen sorumlu olduğuna, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin bakiye alacağının türk lirası cinsinden güncel rayiç bedeli üzerinden hesaplanıp ; şimdilik 100,00 TL'sinin müvekkiline verilmesine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin alacağına kavuşamaması sebebiyle oluşmuş tüm zararlar için; şimdilik 100,00 TL'nin müvekkiline verilmesine, tüm alacaklar bakımından hak kazanma tarihinden itibaren işleyecek olan en yüksek mevduat avans faiziyle birlikte tahsiline ve müvekkiline verilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini," talep ve dava etmiştir.Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davacının davalı Şirket nezdinde herhangi bir bakiyesi ve dolayısıyla alacağı olmadığından huzurdaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davalı Şirket, çeşitli kripto varlık birimlerinin alım-satım işlemleri için platform sağlayan, https://.../tr internet sitesi ve mobil uygulamalar üzerinden hizmet veren ... olduğunu, davalı Şirket’in hissedarları ... ve ... olduğunu, davalı Yönetim Kurulu Üyeleri ise ...,... ve ...olduğunu, Davacı tarafın dilekçesinde belirttiği ... de ... adlı şirketin ise kurucuları ... ve ... olduğunu, Söz konusu iki şirketin hissedarları görüldüğü üzere aynı şahıslar olmadığını, Söz konusu iki şirket birbirinden bağımsız yönetilen iki farklı tüzel kişilik olduğunu, davalı Şirket’in kurucusu ve aynı zamanda Yönetim Kurulu Başkanı olan ..., 28.07.2025 tarihinde tutuklanmış olup halen tutuklu bulunduğunu, Şirket yönetim kurulu üyeleri hakkında başlatılan soruşturma neticesinde, ... 6. Sulh Ceza Hakimliği’nin ... tarihli ve ... D. İş sayılı kararı ile, Şirketin yönetim organı yetkileri ile ortaklık payları ve menkul kıymetlerin idaresine ilişkin tüm yetkilerin ...’na (...) verilmesine ve ...’nin kayyım olarak atanmasına karar verildiğini, şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektiğini, Şirketler arasında ortakların akraba olması tek başına organik bağ veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli olmadığını, şirketlerin aynı faaliyeti yürütüyor olması organik bağ için yeterli olmadığını, davacının davalı Şirkette herhangi bir çalışmasının bulunmadığı, davacı, ... unvanlı yabancı şirketin ... nezdindeki statüsüne, “... hizmet sağlayıcısı” lisansına ve bu şirketin oradaki kayıtlarına ilişkin çeşitli yazışmaları dilekçesine ekleyerek, sanki davalı Şirket ile ...’in tek bir iktisadi işletmeymiş gibi kabul edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmasını talep etmekte olduğunu, Oysa bu kayıtlar, tam aksine, ...’in ...hukukuna tabi ayrı bir tüzel kişilik olduğunu teyit etmektedir. Müvekkil Şirket, Türkiye’de kurulmuş ve Türk hukukuna tabi, ... kayyımlığında faaliyet gösteren bağımsız bir anonim şirket olduğunu,, ... hukukuna tabi ...’in borçlarından sorumluluğunu düzenleyen herhangi bir sözleşme, kefalet, garanti veya benzeri hukuki taahhüt bulunmadığını, Davacı taraf, iki şirket arasında borçlardan müteselsil sorumluluk öngören yazılı ya da örtülü hiçbir hukuki ilişkiyi ortaya koyamamış, yalnızca marka ve pazarlama bütünlüğünden hareketle sorumluluğu genişletmeye çalıştığını, Davacının “malvarlığı karışıklığı”, “ticari ve teknik bütünlük” ve “kurumsal aidiyet” başlıkları altında ileri sürdüğü iddialar da aynı şekilde soyut nitelikte olduğunu, İnternet sitelerine IP bazlı yönlendirme yapılması, benzer tasarım ve fontların kullanılması, ortak sosyal medya hesaplarına atıf yapılması veya belirli bulut altyapılarından yararlanılması, günümüz dijital ekonomisinde aynı markayı taşıyan, aynı grup içinde yer alan yahut sadece lisans ilişkisi bulunan şirketler bakımından son derece olağan unsurlar olduğunu, işbu davada davacı taraf, kripto varlıkları üzerindeki tasarrufları bizzat kendisi gerçekleştirmiş olup işbu davayı açması haksız ve kötü niyetli olduğunu, kripto varlık piyasası, niteliği gereği yüksek risk içeren ve teknik bilgi gerektiren bir alan olup, bu piyasada işlem yapan kullanıcılar kendi risk algıları, tercihleri ve yatırım stratejileri doğrultusunda hareket eden bilinçli kullanıcılar olduğunu, Kripto varlık alım-satım ve transfer işlemleri tamamen kullanıcı tarafından kendi iradesiyle gerçekleştirilen, kullanıcı tarafından verilen dijital emirlerle otomatik işleyen teknik süreçler olduğunu, Bu işlem türlerinde sağlayıcı tarafından müşteri adına re’sen işlem yapılması, müşteri yerine emir gönderilmesi veya müşteri dışında bir irade ile varlık devri yapılması sistemsel olarak mümkün olmadığını, uyuşmazlığa konu edildiği açıkça belirtilen 35.863,71 USDT tutarındaki kripto varlığın, ...de ...nezdinde bulunan hesapta yer aldığını, Davacı, dava konusu varlığın ...platformuna aktarıldığını ve söz konusu bakiyeye bu platform üzerinden erişemediğini iddia ettiğini, uyuşmazlığın esasına konu edilen işlem ve tasarrufların tamamı, yabancı hukukuna tabi bağımsız bir tüzel kişilik olan ... nezdinde gerçekleştiğini, Davacı’nın hukuki dayanaktan yoksun, mesnetsiz iddialarla ikame ettiği işbu davanın husumet ve hukuki yarar yokluğundan reddine,... Şirketinin davaya dahil edilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;Davacı tarafça dosyaya sunulan delilleri incelenmiş, dosyamız arasında alınmıştır.Dava, kripto varlık ve borsa faaliyetinden doğan alacağın tahsili ile uğranılan zararın tazminini istemeye ilişkindir.6100 sayılı HMK'nın 1.maddesi gereğince görev hususu kamu düzenine ilişkin olup taraflarca yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de res'en dikkate alınmak zorundadır.Yargıda ihtisaslaşmaya ilişkin olmak üzere Yargıda Reform Stratejisi belgesinde yer alan "ihtisas mahkemelerine ve uzmanlaşmaya yönelik uygulamalar arttırılacaktır" ve yine İnsan Hakları Eylem Planı belgesinde yer alan "İhtisas Mahkemelerinin Güçlendirilmesi" başlıklı hedefler kapsamında HSK'nın █████/2021 tarihli kararına istinaden finansal uyuşmazlıklarla ilgili finans davalarına bakmak üzere ticaret mahkemelerinin HSK tarafından belirlenmesi öngörülmüştür. Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin, İhtisas Mahkemelerinin belirlenmesine ilişkin ... tarihli ... sayılı kararı ile;"Finans ile ilgili açılacak davalara bakacak mahkemeler nezdinde ihtisas mahkemelerinin belirlenmesi hususu görüşülerek;26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasında, özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımının Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebileceği düzenlenmiştir.Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağı değerlendirilmiştir.Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davalarına olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir.Bu itibarla;1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden, 2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden,3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. Maddesinde düzenlenenler hariç),4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan,5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan, 6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan,7) 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dan, kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere;a) İki veya üç asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 2 numaralı,b) Dört veya beş asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 4 numaralı,c) Altı veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 numaralı,d) On veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 ve 7 numaralı,e) On dört veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7 ve 8 numaralı,f) Yirmi veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına, (Örneğin asliye ticaret mahkemelerine bu kapsamda gelecek dava ve işlere;f) İstanbul’da yirmi bir asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına)Bu kapsamda görülmekte olan dava ve işlerin iş bölümüne dayanılarak mezkûr mahkemelere gönderilmemesine, 15.12.2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin ise anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine ve dosya sayısına göre genel tevziden de iş verilmeye devam edilmesine, 25.11.2021 tarihinde karar verildi" dair karar verilmiştir. Eldeki dava, █████/2025 tarihinde açılmıştır.█████/2024 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7518 sayılı Kanun ile Sermaye Piyasası Kanununda değişiklik yapılarak kripto varlıklar sermaye piyasası aracı kabul edilmiştir.Sermaye Piyasası Kanununun m.1.de, Kanunun amacının; sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanması, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesi olarak açıklandığı; aynı yasanın 3/ş bendinde, sermaye piyasası araçlarının, menkul kıymetler ve türev araçlar ile yatırım sözleşmeleri de dâhil olmak üzere Kurulca bu kapsamda olduğu belirlenen diğer sermaye piyasası araçlarını, 3/bb bendinde, kripto varlığın: dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak elektronik olarak oluşturulup saklanabilen, dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan ve değer veya hak ifade edebilen gayri maddi varlıkları, 3/dd bendinde de, platformun: kripto varlık alım satım, ilk satış ya da dağıtım, takas, transfer, bunların gerektirdiği saklama ve belirlenebilecek diğer işlemlerin bir veya daha fazlasının gerçekleştirildiği kuruluşları ifade ettiği açıklanmıştır. Yine, aynı yasanın 35/c maddesinde, kripto varlıklara yönelik yatırım danışmanlığı ve portföy yöneticiliği yapılmasına ilişkin usul ve esasların Kurulca belirleneceği açıklanmıştır.Somut olayda; davacı ile davalı arasında düzenlenen finansal yatırım sözleşmesi kapsamında kripto varlık alım- satımına ilişkin süreçte davalı tarafça davacının hesabındaki mal varlığına erişimin engellenmesi sebebiyle zarara uğratıldığı iddiasıyla tazminat talep edildiği anlaşılmış olup, kripto varlıklar, finansal yatırım aracı olarak ...tarih ... sayılı yasa ile Sermaye Piyasası Kanununa dahil edilerek yasal düzenlemeye bağlanmış olup, uyuşmazlık ... tarihli ve... sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan kaynaklandığından Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığı'nın ...tarihli ve ...sayılı İhtisas Mahkemelerinin belirlenmesine yönelik kararı uyarınca davaya İstanbul 6, 7, 8. ve 9. Asliye Ticaret Mahkemelerince bakılması gerekmektedir.Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı kararı gereğince 15.12.2021 tarihinden sonra açılan eldeki davada, finans ihtisas mahkemeleri görevli olduğundan, HSK kararında anılan "iş dağılımı" gereği ihtisas sıfatı buluan İstanbul 6., 7., 8., 9. numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi edilmesi için dava dosyasının İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna iadesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere );1-HSK Birinci Dairesinin ... tarih ... kararı gereği 15.12.2021 tarihinden sonra açılan davanın, HSK kararında anılan "iş dağılımı" gereği İstanbul 6., 7., 8., 9. numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi edilmesi için dava dosyasının İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna iadesine, 2-Esasın bu şekilde kapatılmasına,Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, kararın niteliği gereği kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. █████/2026Katip Hakim