Taraflar arasındaki konut inşaatı eser sözleşmesinden kaynaklanan hakediş alacaklarının tahsili ile fazla ödeme iddialarının itirazın iptali davası kapsamında değerlendirilmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir inşaat şirketinin, konut yapım sözleşmesi kapsamında hazırlanan 5. ve 6. hakediş raporlarına dayanarak kooperatif aleyhine başlattığı icra takibine yapılan itirazların iptali amacıyla açtığı asıl ve birleşen davaları ele almaktadır; davacı şirket, davalı kooperatifin hakedişleri kısmen ödeyerek veya ihtarlara rağmen itiraz etmeyerek kabul ettiğini iddia ederken, davalı kooperatif ise sözleşmenin götürü bedelli olduğunu, fazla ödeme yaptığını, ek sözleşmelerin geçerliliğini ve hakedişlerin kabul edildiğini reddederek karşı dava ile fazla ödemenin iadesini talep etmektedir.

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararı asıl ve birleşen davada davalı-karşı davada davacı kooperatif vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların davalıya ait olan .... ilçesi, ... Köyü, 44772/1 parselde 208 konutun yapımı için 30.05.2005 tarihinde sözleşme imzaladıklarını, bu sözleşmeye ilaveten 10.09.20 07... .05.2008 tarihli sözleşmelerin imzalandığını, müvekkili şirketin düzenlediği 5. hakedişin davalı yanca kabul ve onayı üzerine takibe konu 31.12.2007 tarih ve ... no.lu 3.907.850,33 TL bedelli faturayı düzenlediğini, davalının bu faturanın bir kısmını ödediğini, ödenmeyen bakiye 1.486.150,00 TL alacak için Sincan 2. İcra Müdürlüğü'nün ████████ Esas sayılı dosyası ile icra takibi yaptıklarını, davalının müvekkili şirket ile aralarındaki eser sözleşmesine göre alacak ve borç ilişkisinin bulunup bulunmadığını bilmediğini, sözleşmenin sona erdirildiğini ama kesin hakediş yapılmadığını iddia ederek takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının iddia ettiği gibi sözleşmenin sona ermediğini, hakedişin bir kısmının ödenmesinin hakedişin kesinleştiğinin kabulü anlamına geldiğini beyan ederek davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve alacağın % 40'ından aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; Sincan 4. İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyası ile 6 no.lu hakediş alacağının tahsili amacıyla davalı kooperatif aleyhine 1.119.587,02 TL asıl alacak yönünden ilâmsız icra takibi yaptıklarını, icra takip tarihinden itibaren reeskont faizi talebinde bulunulduğunu, borçlunun süresinde itirazı nedeniyle takibin durdurulduğunu, taraflar arasında 15.07.2004 tarihinde konut inşaatı sözleşmesi ve 30.05.2005, 10.09.2007, 01.05.2008 tarihli ek sözleşmeler ile .... Bölge ... Köyü Mevkii, 44772 ada, 1 parselde kain taşınmaz üzerinde 208 daire konut inşaatının yapımı için anlaştıklarını, 5 no.lu hakediş için yapılan icra takibi nedeniyle Sincan Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ███████ Esas sayılı dava dosya ile itirazın iptali davasının devam ettiğini, bu dosya incelendiğinde mükerrer takip yapılmadığının ortaya çıkacağını, 6 no.lu hakediş raporunun .... Noterliği'nin 13.05.20 09... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile davalıya ihtar edildiğini, tebliğe rağmen davalı borçlunun hakedişe itiraz etmediğini, bunun üzerine aynı noterlikçe 28.08.20 09... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile 6 no.lu hakediş bedelinin 30 gün içinde ödenmesi, gecikme halinde aylık %10 gecikme bedeli talep edileceğinin ihtar edildiğini, davalı tarafından her hangi bir ödeme yapılmadığını, sözleşmenin 20. maddesinde hakediş raporlarının en geç 30 gün içinde incelenerek ödemelerin yapılacağının ve faiz hususunun açıkça kararlaştırıldığını, davalı borçlunun itirazının hukuki dayanaktan yoksun ve kötüniyetli olduğunu bildirerek itirazın iptali ile takibin devamına %40'dan aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP VE KARŞI DAVA1.Asıl davada davalı cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 30.05.2005 tarihli Konut İnşaatı Sözleşmesinin 3. maddesinde sözleşme bedelinin 1.046.500,00 TL olarak kararlaştırıldığını, bu bedelin götürü ücret olduğunu, götürü bedel ile üstlenilen eser sözleşmesinde yüklenicinin bu bedel dışında ücret talep edemeyeceğini, buna göre müvekkilinin davacıya fazladan ödemesi bulunduğunu beyan ederek ana davanın reddine ve fazla ödeme nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin davacı-karşı davalıdan alınarak kendilerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiş.2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkili mahkemede açılmadığını; davacının iki defa icra takibi yaptığını ve aynı konu ile ilgili olarak 2 kez dava açtığını, davacının iddia ettiği 01.05.2008 tarihli bir sözleşmeye müvekkilinin imza atmadığını, davacının 2008 yılı içerisinde müvekkili kooperatifin inşaatında hiçbir imalât yapmadığını, bu durumun müvekkilinin defter ve kayıtları ile sabit olduğunu, hakediş raporunu kabul etmediklerini, karşı tarafın tek taraflı olarak hazırladığı belgenin hiçbir hukuki bağlayıcılığının bulunmadığını, davacının kötüniyetle hareket ederek yapmadığı imalâtlar ile ilgili rapor hazırlayıp müvekkili kooperatiften alacak talebinde bulunduğunu, müvekkilinin onayladığı bir raporun bulunmadığını, davacı tarafın likit olmayan bir alacakla ilgili tazminat talebinin hukuka aykırı olduğunu, davacının yaptığını iddia ettiği tüm imalâtların tespitinin gerektiğini belirterek açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 11.02.2014 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın ana davada davacının beşinci hakedişten dolayı ödenmeyen alacağının bulunup bulunmadığı, karşılık davada ise iş sahibinin fazla ödemesinin olup olmadığının tespiti ile ilgili olduğu, deliller toplandıktan sonra üç ayrı uzman bilirkişi kurulu ile mahallinde keşif icra edilip rapor alındığı, bu rapordaki değerlendirmelerin yeterli olmaması bir yana, birbirlerinden çelişik değerlendirme ve sonuçlar ortaya çıkarmaları karşısında dördüncü bilirkişi heyetinden rapor alındığı, raporların dosya kapsamına, toplanan delillere uygun olması, önceki raporlar arasındaki çelişkiyi gidermesi karşısında hükme esas alınması gerektiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler ile mülkiyeti davalı kooperatife ait taşınmaz üzerine 208 adet dairenin yapılması işinin (yüklenici sıfatı ile) davacı şirkete verildiği, muhammen keşif bedellerinin sözleşmede belirlendiği, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine dayanılarak yükleniciye avans babından ödemeler yapmak üzere 5 adet geçici hakediş düzenlendiği, bunlardan 4 adedinin itiraza uğramadığı, 5 no.lu hakedişin ise itiraza uğradığı, yukarıda da bildirildi üzere, işlerin ihale edilerek sözleşmeye bağlandığı, davalı kooperatifin iddia ettiği gibi ücretin götürü bedelle belirlenmediği, düzenlenen hakedişler karşılığı ödemelerin yapıldığı, beşinci hakedişe kadar taraflar arasında niza çıkmadığı, beşinci hakedişin düzenlenmesi neticesinde davacıya kısmi ödemenin yapıldığı, davacının bakiye 1.486.150,00 TL alacağının varlığını ileri sürdüğü, son bilirkişi kurulunun yaptığı inceleme neticesinde, tarafların dosyaya sunduğu 5 no.lu geçici hakediş raporlarına esas imalat metraj miktarlarının, yapılan imalatların miktarlarına uygun düşmediğinin belirlendiği, mahallinde yapılan tetkik ile davacı tarafından yapılan imalâtlara ait kesin metraj miktarlarının belirlendiği, bunun sonucuna göre değerlendirme ve hesaplama yapıldığı, buna göre davacı tarafından yapılan toplam imalât bedelinin (KDV dahil) 6.582.017,00 TL olarak belirlendiği, tarafların muhasebe kayıtlarının da tetkiki neticesinde, davalı kooperatifin yaptığı toplam ödeme olan 5.791.339,02 TL'nin düşümünden sonra davacının (6.582.017-5.791.339,02) 790.618,92 TL alacağının kaldığı, dava konusu alacağın varlığını ve miktarını belirlemenin yargılamayı gerektirdiği belirtilerek ana davanın kısmen kabulüne, Sincan 2. İcra Müdürlüğü'nün ████████ Esas sayılı dosyası ile yapılan takibin 790.618,92 TL'lik kesimine davalının itirazının iptaline, takibin bu miktar ile bu miktara takip tarihinden itibaren uygulanacak değişken oranlı avans faizi üzerinden devamına, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine, karşılık davanın reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 11.02.2014 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı iş sahibi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 14.09.2015 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla davalı-karşı davacı iş sahibinin diğer temyiz itirazları reddedilerek ödeme yönünden son üç raporda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın yapılan iş tutarı ile ilgili olduğu, iş tutarı hesaplaması olarak birbirine yakın olan ikinci ve üçüncü raporda yapılan iş bedelinin sırası ile 6.256.437,31 TL ve 6.294.691,67 TL olarak hesaplandığı, hükme esas alınan raporda ise 6.582.017,00 TL'nin iş bedeli olarak kabul edildiği, hükme esas alınan dördüncü bilirkişi ek raporunda ise açıkça; hakediş bedeli olarak hesaplanan tutarın kesin hakediş tutarı olmayıp 5 no.lu hakediş için tespit edilen imalât tutarı olduğunun belirtildiği, oysa ki yanlar arasındaki uyuşmazlığın çözümü ve davacıya bakiye iş bedeli ödenip ödenmeyeceği veya davalının fazla ödeme yapıp yapmadığının tespiti için işin kesin hesabının çıkarılmasının zorunlu olduğu, ayrıca ikinci ve üçüncü raporda saptanan iş bedeli ile dördüncü rapordaki iş bedeli arasındaki farkın nereden kaynaklandığının da Yargıtay denetimine elverişli şekilde hükme esas alınan raporda belirtilmediği, mahkemece ikinci ve üçüncü raporda saptanan iş bedeli ile dördüncü rapordaki iş bedeli arasındaki farkın nereden kaynaklandığı da Yargıtay denetimine elverişli şekilde açıklanmak ve işin kesin hesabı usulüne uygun olarak uzman bilirkişi kuruluna çıkarttırılmak sureti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.2.Mahkemenin 30.05.2018 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile işin kesin hesabının yeniden çıkartıldığı, yapılan iş bedelinin 6.365.159,05 TL olduğu, yapılan işin toplam tutarının 6.428.810,64 TL ettiği, avans olarak yapılan toplam ödemenin 5.791.339,02 TL olduğu, buna göre davacı yüklenicinin 5 no.lu hakedişten ödenmeyen (6.428.810,64 - 5.791.339,02 TL) 637.471,62 TL alacaklarının kaldığı, 4. bilirkişi kurulu raporu ile 2. ve 3. bilirkişi kurullarının raporlarında metraj miktarları, birim fiyat pozları ve değerleri ile diğer raporla arasındaki değerler arasında farklılık olsada esas farklılığın hakediş hesaplama prosedüründen kaynaklandığının tespit edildiği, niza konusu inşaattan dolayı SGK'ya ödenmesi gereken 136.881,00 TL borç bulunduğu, ayrıca 230.538,46 TL Gelir Stopaj Vergisi borcu olduğu belirlendiği, bu miktarların mal sahibi kooperatifce ödendiği, sorumluluğun yüklenicide olması gerektiği belirtilerek (637.471,62 - 136.881,04 - 230.538,46) 270.052,12 TL alacaklı olduğu, arsa maliki (iş sahibi) kooperatif tarafından ödendiği tespit edilen 136.881,04 TL SGK ödemesi ile 266.795,34 TL stopaj vergisi sorumlusunun yüklenici olması gerektiği, buna göre yüklenicinin 5 no.lu hakedişten kaynaklı alacağı olan 637.471,62 TL'den düşüm sonucu (637.471,62 - 136.881,04 - 266.795,34) 233.795,25 TL alacağının kaldığı, yüklenicinin davada bu miktarı talep edebileceğinin bildirildiği, raporda davacının yaptığı iş bedelinin 6.428.810,064 TL olduğu, yükleniciye yapılan avans ödemeler toplamının 5.791.339,02 TL olarak belirlendiği görülmüşsede, tarafların hesap hareketlerini gösterir muavin hesaplar tekraren incelendiğinde, her iki tarafın kayıtlarında da 4. ve 5. hakediş faturaları gelir vergisi stopajı düşülmeden önceki tutarların kayıtlara alındığı, söz konusu hakedişlerden düşülmesi gereken (48.208,09 TL ve 119.628,07 TL) toplam 167.836,16 TL gelir vergisi kesintisinin sanki davalı kooperatif tarafından yükleniciye ödenmiş gibi kaydedildiği, bu tutarların avans ödemeleri toplamı içerisinde yer almaması gerektiği, bu bağlamda toplam avans ödemesi tutarının 5.623.502,86 TL olması gerektiğinin tespit edildiği, bu durumda maddi hata yapılarak 167.836,16 TL fazla düşüm yapılarak hesaplama yapıldığı, bu durumun stopaj vergi kesintileri açısından 167.836,16 TL kadar mükerrerlik oluşturduğu, buna göre yapılan iş tutarı hükme esas alınan değerlendirmeler içeren 11.10.2016 tarihli raporda da belirlendiği gibi 6.428.810,64 TL olduğu, avans olarak yapılan ödemelerin ise 05.04.2018 tarihli raporda yapılan tespit ve düzeltmeler neticesinde 5.623.502,86 TL olarak belirlendiği, davacının buna göre ödenmeyen (6.428.810,64 - 5.623.502,86) 805.307,78 TL alacağının bulunduğu, bu miktardan SGK'ya işveren tarafından ödenen prim olan 136.881,04 TL ile gelir stopaj vergisi miktarı olan 266.795,34 TL'nin düşümünden sonra (805.307,78 - 136.881,04 - 266.795,34) bakiye 401.631,40 TL alacağın kaldığı, davacı kooperatifin fazla ödemesinin söz konusu olmadığı belirtilerek ana davanın kısman kabulüne, Ankara Batı 2. İcra Müdürlüğü'nün ████████ Esas sayılı dosyasıyla yapılan takibin 401.631,40 TL'lik kesimine davalının itirazının iptaline, takibin bu miktar ile bu miktara takip tarihinden itibaren uygulanacak değişken oranlı avans faizi üzerinden devamına, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, davacının icra inkâr tazminatı isteminin reddine, karşılık davanın reddine karar verilmiştir.Mahkemenin 30.05.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı- karşı davacı iş sahibi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 09.05.2019 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla dairenin bozma ilâmında yanlar arasındaki uyuşmazlığın çözümü ve davacıya bakiye iş bedeli ödenip ödenmeyeceği veya davalının fazla ödeme yapıp yapmadığının tespiti için işin kesin hesabının çıkarılmasının zorunlu olduğu, ikinci ve üçüncü raporda saptanan iş bedeli ile dördüncü rapordaki iş bedeli arasındaki farkın nereden kaynaklandığının Yargıtay denetimine elverişli şekilde hükme esas alınan raporda belirtilmediği açıklanarak, mahkemece ikinci ve üçüncü raporda saptanan iş bedeli ile dördüncü rapordaki iş bedeli arasındaki farkın nereden kaynaklandığının Yargıtay denetimine elverişli şekilde açıklanmak ve işin kesin hesabı usulüne uygun olarak uzman bilirkişi kuruluna çıkarttırılmak sureti ile sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin belirtildiği, bozmaya uyulduğuna göre 09.05.19 60... /9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı gereğince bozmada belirtilen şekilde inceleme yapılması zorunlu olduğundan mahkemece yeniden oluşturulacak uzman bilirkişi kurulundan bozma ilâmında belirtilen yönteme göre önceki raporlardaki farklılığı giderecek nitelikte gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak kesin hesap yaptırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bozma ilamında belirtilen şekilde inceleme yapılmaksızın davanın kısmen kabulüne karar verilmesi nedeni ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.3.Mahkemenin 06.09.2023 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile bozma kararı doğrultusunda mahkemece bilirkişi raporu alındığı, bu rapora itiraz edilmesi üzerine bilirkişilerce ek rapor düzenlendiği, düzenlenen her iki raporun denetime uygun, tarafların itirazlarını karşılayan, hüküm kurmaya elverişli raporlar olduğu, söz konusu raporlarda da belirtildiği gibi; asıl dosyada davacı tarafın 5 no.lu hakedişten dolayı alacağının 401.631,40 TL olduğu, birleşen dosyada 6 no.lu hakedişten dolayı alacağının 1.787.978,00 TL olduğu, söz konusu raporda bozma kararında belirtilen hususlara değinildiği, önceki raporların karşılaştırıldığı, ödemelerin düşüldüğünün anlaşıldığı, dolayısıyla davacı tarafın alacağının yukarıdaki gibi belirlenmesi gerektiği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, fakat kısa kararda sehven birleşen davadaki icra takibi ile talep edilen miktar olan 1.119.587,02 TL yerine bilirkişi raporuyla belirlenen 1.787.978,00 TL yazıldığı, gerekçeli kararda bu duruma değinilmekle yetinildiği, ancak davacı tarafın alacağının bilinebilir/belirlenebilir yani likit nitelikte olmadığı, zira keşif ve hesaplamayı gerektirdiği belirtilerek asıl davada davacının davasının kısmen kabulü ile Sincan İcra Müdürlüğünün ████████ Esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 401.631,40TL üzerinden devamına, alacak likit olmadığından icra inkâr tazminatı talebi ile davalı lehine tazminat talebinin reddine, karşı davanın reddine, birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında, davanın kısmen kabulü ile davalı tarafın Sincan 4. İcra Müdürlüğü'nün █████████ dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 1.787.978,00 TL üzerinden devamına, alacak likit olmadığından icra inkâr tazminatı talebi ile davalı lehine tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.Mahkemenin 06.09.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davada davacı ve birleşen davada davalı iş sahibi vekili tarafından temyiz itirazında bulunulması üzerine Dairece 31.01.2024 tarih, █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilamı ile bozmaya uyulmasına rağmen bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediği, hükme esas alınan rapordaki bilirkişilerin sıhhi tesisat ve elektrik tesisatı konusunda uzman olmadıklarını belirtmelerine rağmen yine de raporun dikkate alınmasının doğru olmadığı, birleşen davada hüküm ile gerekçe çelişkisi yaratıldığı ayrıca yapılan ödemeler miktarı konusunda ihtilaf bulunmamasına rağmen bu hususa da dikkat edilmediği, alanında uzman bilirkişilerden rapor alınarak iş bedeli konusunda raporlar arası çelişkinin giderilerek ödemeler konusunda da usuli kazanılmış hak dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.4. Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yeni bir heyetten rapor alınarak, bu rapor doğrultusunda asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davalı-karşı davada davacı ve birleşen davada davalı iş sahibi vekili temyiz dilekçesinde: a. Asıl davada kurulun hükmün usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı olduğunu,b.Bilirkişi raporlarındaki hesabın doğru olmadığını,c.Dava açıldıktan sonra 146.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığına ve yüklenici tarafından ödemenin alındığına dair düzenlenen makbuzun dosyaya sunulmasına rağmen hesaplamada dikkate alınmadığını beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, asıl ve birleşen davada eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ile ilgili yapılan icra takibine itirazın iptâli, karşı davada ise fazla ödemenin tahsili istemine ilişkindir.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-karşı davada davacı ve birleşen davada davalı vekilinin aşağıdaki bentlerinin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2.Bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan birinin lehine (diğeri aleyhine) doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka, usule ilişkin kazanılmış hak denir. Usuli kazanılmış hak kavramı, usul hukukunun temel prensiplerinden olup, HUMK ve HMK'da bu yönde bir düzenleme bulunmamakla birlikte gerek doktrinde gerek uygulamada kabul edilmiş ve uygulana gelmiştir. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı kararında vurgulandığı üzere, "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de, Yargıtay'ın bozma kararında hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadı ile kabul edilmiş olması yanında, hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi, usul kanununun dayandığı ana esaslardandır ve kamu düzeni ile de ilgilidir. Kamu düzeni ile ilgili olması nedeniyle Yargıtayca da re'sen dikkate alınır. Esasen, hukukun kaynağı sadece kanun olmayıp, mahkeme içtihatları dahi hukukun kaynaklarından oldukları cihetle, söz konusu usuli müktesep hak için kanunda açık hüküm bulunmaması, onun kabul edilmemesini gerektirmez." denilmiştir. Yargıtay'ın bozma kararı nedeniyle ... hak iki çeşit olup, (1) mahkemenin Yargıtay'ın bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına kazanılmış hak, (2) bazı konuların bozma kararının kapsamı dışında kalması ile ... usuli kazanılmış haklardır. Mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymuş olması halinde bu uyma kararı ile bağlı olup, usuli kazanılmış hak ilkesi uyarınca lehine bozulan taraf yararına araştırma ve inceleme yapması zorunludur. Yargıtay'ın ve Dairemizin istikrarlı uygulamaları da bu yöndedir. Usuli kazanılmış hak açık bir kanun hükmüyle düzenlenmiş olmasa da önemli ve temel bir hukuk ilkesidir. Ancak usuli kazanılmış hak ilkesinin de istisnaları bulunmaktadır. Geriye etkili kanun değişikliği, görev kuralına aykırılık, sonradan ortaya çıkan içtihadı birleştirme kararı, hak düşürücü süre, kamu düzeni gibi hususlar kazanılmış hak kuralının istisnalarındandır. Diğer bir istisna da açık maddi hataya düşülmesi halinde de usuli kazanılmış haktan söz edilemez.Bu anlatımlar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; asıl davada mahkemece verilen 06.09.2023 tarihli, davanın 401.631,40 TL üzerinden kısmen kabulüne dair kararının sadece davalı iş sahibi vekilince temyize konu edildiği, davacı yüklenici tarafından bu kararın kanun yoluna getirilmediği anlaşıldığından davalı lehine usuli kazanılmış hak doğmuş olup, bozmadan sonra bu rakam aşılarak 1.486.150,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.Ne var ki, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2. maddesinin atfı ile uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.3.Birleşen dava yönünden yapılan incelemede; dava tarihinden sonra davalı tarafından 12.12.2018 tarihinde yapılan toplam 146.000.00 TL ödeme bakımından; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 100. maddesi gereğince dava ya da takipten sonra alacağın bir kısmının ödenmesi halinde, ödenen miktar ve tarih belirtilerek yapılan ödemenin belirtilen yasa maddesi hükümleri gözetilerek icra müdürlüğünde infaz aşamasında dikkate alınmasına şeklinde hüküm kurulması gerekirken 6098 sayılı TBK'nın 100. maddesinin uygulanması bakımından olumlu ya da olumsuz herhangi bir karar verilmemiş olması bozmayı gerektirir.Ne var ki, yapılan yanlışlığın giderilmesi de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2. maddesinin atfı ile uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.VI. KARAR1.Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; asıl ve birleşen davada davalı-karşı davada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,2.Yukarıda 2. ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerle; asıl ve birleşen davada davalı-karşı davada davacı vekilinin mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının, hüküm fıkrasının 1)A, 3)A-(a),(c) ve 5 numaralı bentlerinin çıkarılarak, yerine “1)A-Asıl davada davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, Sincan İcra Müdürlüğü'nün ████████ Esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 401.631,40 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine alacak likit olmadığından icra inkâr tazminatı talebi ile davalı lehine tazminat talebinin reddine,” "3)A-Asıl dava yönünden; a) Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 27.435,44TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 12.632,40TL harcın mahsubu ile bakiye 14.803,04TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, c)Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davanın kabul oranına göre hesap ve takdir olunan 64.244,7 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, d) Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davanın ret oranına göre takdir ve hesap edilen 163.832,60 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine," "5-Asıl ve birleşen davada; davacı tarafından sarf edilen 43.396,16 TL ile davalı tarafından sarf edilen 18.786,30 TL olmak üzere toplam 62.182,46 TL yargılama giderinden tarafların haklılık oranına göre davalı tarafın sorumlu olacağı tutarın 16.801,70 TL, davacının sorumlu olacağı tutarın 45.380,76 TL olduğu dikkate alındığında, davalı taraftan fazla alındığı belirlenen 1.984,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana/vekiline iadesine" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,3- Mahkeme kararının hüküm fıkrasının "2" maddesinin sonuna "Sincan 4.İcra Müdürlüğü'nün █████████ sayılı dosyasına 12.12.2018 tarihinde yapılan 146.000,00 TL ödemenin, ödeme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi hükmünce icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.