Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin, ticari alacak kaynaklı itirazın iptali davasında arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle verilen usulden ret kararının davalı tacir sıfatına ilişkin itirazı değerlendiren istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf kararında, davacının, davalıdan e-arşiv faturalarına dayalı akü satışından kaynaklanan 175.030,00 TL tutarındaki alacağın tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle açtığı davanın, ilk derece mahkemesi tarafından ticari nitelikteki bir alacak davası olmasına rağmen kanunen zorunlu olan arabuluculuk başvurusunun yapılmaması nedeniyle usulden reddedilmesi üzerine, davacının bu ret kararına karşı yaptığı istinaf başvurusu incelenmiştir; davacı, davalının esnaf sıfatı nedeniyle arabuluculuk şartının farklı değerlendirilmesi gerektiğini savunurken, ilk derece mahkemesi ticari dava şartı olan arabuluculuk eksikliğini temel almıştır.

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2026
NUMARASI : ... Esas- ... Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI: ......
VEKİLİ : Av. ...
İSTİNAF EDEN DAVALI: ...
VEKİLLERİ : Av... Av...
DAVA : İtirazın İptali
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : █████/2026
YAZIM TARİHİ : █████/2026
Taraflar arasında görülen davada Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA: Davacı vekili, davalı borçlunun, müvekkiline 14.10.2024 tarih, 79.870,00 TL, 01.11.2024 tarih, 44.940,00 TL, 01.11.2024 tarih, 18.025,00 TL, 07.01.2025 tarih, 48.790,00 TL bedelli e-arşiv faturalardan bakiye 175.030,00 TL borcunun bulunduğunu, icra takibine konu borcun müvekkil ile borçlu arasındaki ticari ilişki gereği mal satımı sonucunda meydana geldiğini ve aynı zamanda bu borçların müvekkilinin ve karşı tarafın ticari defter kayıtlarında da görüldüğünü, müvekkilinin tanzim etmiş olduğu malların teslim imzalarının da bulunduğu faturalardan da anlaşılacağı üzere müvekkilinin, davalı tarafa icra takibine konu her bir faturada belirtildiği üzere “.........” marka akü sattığını ve malları teslim ettiğini ancak, davalı tarafça borcun ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine takip başlatıldığını ancak, davalının haksız itirazı ile takibi durdurduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını ve davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davacının davasının haksız ve yersiz olduğunu, dava dilekçesinde iddia edilen hususların gerçek dışı olduğunu, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, kanun gereğince dava dilekçesinde bulunması zorunlu unsurların bulunmadığını, bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, müvekkilinin borcu olmayıp, davacının kötü niyetli olarak dava açtığını, arabuluculuk zorunlu dava şartı olmasına rağmen arabuluculuk son tutanağının dava açılırken sunulmadığını, bu nedenle arabuluculuk başvurusu yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, görevli ve yetkili mahkemenin Konya Ticaret Mahkemesi olduğunu savunarak, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIN ÖZETİ: Mahkemece, "...Dava, İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasıdır.
6102 sayılı kanunun 5/A maddesine göre; Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun Dava Şartı Olarak Arabuluculuk başlıklı 18/A-2.maddesi " Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
Eldeki dava isteminin; İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) isteminden ibaret olması karşısında 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi uyarınca davadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu, davacı tarafça arabulucuya başvurulmadan eldeki davanın açıldığı anlaşılmakla davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine...." gerekçesiyle, davanın arabulucuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece her ne kadar bilirkişi raporu uyarınca davalının davanın açıldığı tarih itibariyle tacir sayılmadığından bahisle karar verilmiş ise de, müvekkilinin Ticaret Sicilini ve davalının Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kolları listesinde esnaf sınıfında yer aldığını araştırarak ve teyit ettikten sonra işbu davayı Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığını, müvekkilinin davalının bilançolarını bilmesi mümkün olmadığından davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmasında müvekkiline atfedilecek hiçbir kusur bulunmadığından arabuluculuk dava şartını görevli mahkemenin esasına kaydedilmeden öğrenir öğrenmez tamamladığını, bu sebeple ilk derece mahkemesi gerekçesi yerinde olmayıp, mahkemece dahi, uzman bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkarılabilen bir husustan kaynaklı davanın usulden reddedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, mahkemece davanın esastan da reddine karar verilmesini talep ettiklerini, lehlerine takdir edilen vekalet ücretinin çok düşük olup, yeterli olmadığını, delillerin toplanmadığını, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, kararların gerekçeli olmasına ilişkin anayasa ve yasal kurallara uyulmadığını, yemin delili ve bilirkişi incelemesinin mahkeme tarafından yerine getirilmediğini, tanıkların dinlenmediğini ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında yazılı gerekçe ile davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Ancak, 07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir.
Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir.
7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'na eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi bulunmaktadır.
Ticarî davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren TTK'nın m. 5/A (1) hükmü █████/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir.
█████/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un 31. madde hükmü ile değişik 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünün son hâlinin "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olduğu anlaşılmıştır.
Ayrıca, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise, dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması da davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; Davanın █████/2025 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, mahkemece ticaret mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek █████/2026 tarihinde görevsizlik kararı verildiği, davacı tarafça █████/2025 tarihinde arabulucuya başvurulduğu ve anlaşamamaya dair █████/2026 tarihinde tutanak düzenlendiği ve görevli mahkeme olan Konya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasına █████/2026 tarihinde tevzi edildiği anlaşılmıştır.
Bu durum karşısında, yukarıda da açıklandığı ve Yargıtay 11. HD'nin █████████ E-█████████ K, 17. HD'nin █████████ E-████████ K. sayılı ilamları ile Yargıtay HGK'nın 2025/9-294 E-███████ K., 2025/9-255 E- ███████ K. sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, anılan kanuni düzenlemeler doğrultusunda, davacı tarafından görevsiz mahkeme aşamasında bu eksikliğin giderildiği ve görevli mahkeme olan ticaret mahkemesinde davanın esasına girilmeden arabuluculuk işleminin tamamlandığı ve son tutanağın bir örneğinin dosyaya sunulduğu anlaşıldığından, mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve kararın kaldırılma sebebine göre, davalı vekilinin istinaf istemlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvuru taleplerinin KABULÜ ile; Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2026 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
4-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-İstinaf başvurusunda bulunan taraflar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
7-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!