İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, havayolu yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan kayıp bagaj nedeniyle istenen maddi ve manevi tazminat davasında Montreal Sözleşmesi hükümlerinin uygulandığı istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf kararı, davacıların Paris-Antalya uçuşunda kaybolan bagajları nedeniyle havayolu şirketine karşı açtığı, yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasıyla ilgilidir. Davacılar, kayıp bagaj ve içindeki eşyalar için tazminat talep ederken, davalı şirket ise uluslararası uçuşlarda uygulanan Montreal Sözleşmesi gereği sorumluluğunun sınırlı olduğunu, yetki itirazını ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi davacıların taleplerini kabul etmiş, bu karar üzerine davalı istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2022
NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Yolcu aşıma sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davacının maddi ve manevi tazminat talebinin kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların, 10.10.2017 tarihinde davalıya ait uçakla Paris'ten...'ya seyahat ettiklerini ve bu seyahat sırasında davacılara ait bagaj kaybolduğunu, davacıların bu konuda Kayıp/Eksik Bagaj Formuyla, bagaj ve bagajda bulunan eşyaların bedellerinin tazmini için davalı şirkete bildirimde bulunduğunu, yine davacılar tarafından davalı tarafa mail yolu ile kaybolan valiz ile ilgili uğramış oldukları zararların talep edildiğini, mailde davacıların bagajın kaybolmasından dolayı 797,50 EURO, 7543,00 TL ve 100,00 USD zararları bulunduğunun davalı tarafa bildirildiğini, davalı tarafın ... // ... dosya numaralı belgede zararın yalnızca 700,00 TL'lik kısmının karşılanacağı belirtildiğini, bu rakamının kabul edilmediğini bildirmek için... .... Noterliği'nin 08.12.2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi düzenlenerek davalıya gönderildiğini davalı tarafın ... // ... dosya numaralı belgede belirttiği son rakamın ise 1.500,00 TL olduğunu, söz konusu rakamın zararı karşılamadığını iddia ederek, yolculuk esnasında kaybolan bagajın içerisinde bulunan eşya bedelleri ile manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; HMK m.6 gereğince davanın, davalı tarafın davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olan Bakırköy Tüketici Mahkemeleri’nde görülmesi gerektiğini, bu itibarla mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, davanın yetki yönünden reddi ve yetkili Bakırköy Tüketici Mahkemesine gönderilmesinin karar verilmesini talep ettiği, davacıların,10.10.2017 tarihli ve Paris-Antalya seferi sonrasında bagajının teslim edilmediğini ifade ettiklerini, 7543TL’lik maddi ve 5.000,00 TL’lik manevi tazminatın tahsilini talep ettiklerini, ihtilafa konu taşımanın Paris ile Türkiye arasında olduğundan, taşımanın uluslararası bir taşıma olduğunu, bu nedenle dava konusu olaya 28 Mayıs 1999 tarihli olan ve ülkemiz açısından 26.03.2011 tarihi itibariyle yürürlüğe giren, “Hava Yoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşme” (Montreal Sözleşmesi) hükümlerinin uygulanması gerektiğini,taşıma işi sonrasında verilen bagaj dağıtım hizmetinin de, işin doğası gereği dış müdahaleye açık bir işlem olduğunu, bu nedenlerle, davacının iddiasının aksine, davalı müvekkili Ortaklığın veya adamlarının kasdi veya kasda yakın pervasız bir davaranışları da olmadığından sınırsız sorumlu tutulamayacağını, emsal kararlardan da görüleceği üzere, davalı müvekkilinin bagaj kaybı/geç teslimi halinde sınırlı sorumlu tutulduğunu, davacılarınr bu sınırlı sorumluluk limitleri içinde kalmak kaydıyla ancak ispat ettiği ölçüdeki gerçek zararını talep edebileceğini, davacıların gerçek zararı sınırın altında ise gerçek zarara, sınırın üstünde ise sınıra hükmolunması gerektiğini ve Yargıtayın mustakar hale gelmiş içtihatlarının da bu yönde olduğunu, Protokol hükümleri tahtında, davacı zararın oluştuğu tarihinden itibaren değil, ancak karar tarihinden itibaren faiz talep edebileceğini, bu konuda Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin aynı mahiyetteki bir dava ile ilgili olarak karar düzeltme talepleri doğrultusunda ████████ E. ve █████████ K. sayılı 09.02.2001 tarihli kararın olduğunu, davacı tarafından istenecek faizin toplam miktarının ise konvansiyonda öngörülen sınırı aşamayacağını ,manevi tazminata hükmedebilmek için özel kanunlarda buna olanak veren açık hüküm bulunması veya BK. 58. maddesindeki koşulların mevcut olması gerektiğini ancak olayda manevi tazminat isteminin şartlarının oluşmadığını, manevi tazminata hükmedilebilmesi için, yasada “kişilik hakkına hukuka aykırı bir saldırı” yapılmış olmasını aradığını, ayrıca talep edilen 5.000.00-TL’lik manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, Türk toplumunun sosyal ekonomik yapısına ve davacı yan ile müvekkili Ortaklığın içinde bulundukları hukuki ilişkinin şartlarına uymadığını, manevi tazminata hükmedilirken meydana getirilen eylem ile hükmedilen tazminat arasında makul ve haklı, inandırıcı bir orantı kurulması ve en önemlisi tazminatın davacı için bir zenginleşme aracı olacak tutarda bulunmaması gerektiğini, bu şartların hiçbiri oluşmadığını savunarak, manevi tazminat isteminin ve tüm davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Somut olayda davacı, bagajın kaybolduğunun ihtilaf dışı olduğu, davalının bu kayıp nedeniyle sorumluluğunun, davacı gerçek zararını kanıtlamak kaydıyla, bu düzenlemedeki üst sınıra tabi olacağı, dosya kapsamında davacı vekilinin davacının bagaj içinde olduğunu iddia ettiği eşyalara ilişkin liste ve ekstre ibraz ettiği, listenin incelenmesinde aidiyeti ve değeri bakımından eşyaların pek çoğunun giysi vs.benzeri, günlük kullanım eşyaları olduğu, ekstre ile listenin uyumlu olduğu, bilirkişi raporunda, rapor tarihi itibariyle SDR sorumluluğunun hesaplandığı, yine davacı tarafın zararınında ihtar tarihi itibariyle hesaplandığı, davacının alacak kalemlerinin bir kısmının yabancı para bir kısmının ise TL cinsinden olduğu, Mahkememizce rapordaki hesaplama da dikkate alınarak davacının dava dilekçesinde belirtilen maddi tazminat kalemlerini davalıdan talep edebileceğinin değerlendirildiği, faizin ihtarnamede belirtilen sürede dikkate alınarak tespit edildiği,Manevi tazminata ilişkin olarak; manevi zararın malvarlığında bir azalmayı değil, kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani, manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade ettiği, TBK'nın 58. maddesine göre, kişilik hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişinin, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar paranın ödenmesini dava edebileceği, Aynı Kanunu'nun 114. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemeye göre, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanabileceği, bu yollamanın kapsamına manevi tazminatın da girdiği, manevi tazminata hükmedilebilmesi için, borca aykırı davranışın (alacaklının) kişilik haklarını ihlal ederek bu tarz bir zarara yol açmış olmasının gerektiği, ancak her borca aykırı davanışın kişilik haklarını zedelemeyeceği, bu durumda, davacının iddia ettiği olayların kişilik hakkını (örneğin hayatını, sağlığını, vücut bütünlüğünü, şeref ve haysiyetini) nasıl ihlal ettiği hususu açıklamasının gerektiği, (Bkz. Emsal nitelikte, Yargıtay 11 HD, █████/2014 tarih, █████████ – ██████████ E.K sayılı ilamı), dosya kapsamında davacı tarafın çocuklarına aldığı hediyeleri bagaj kaybı nedeniyle veremediğinden kaynaklı manevi üzüntüsünün olduğu, sunulan liste ve ekstrenin de incelendiğinde hediye niteliğindeki eşyaların satın alındığının anlaşıldığı, bu nedenle manevi tazminat şartlarının oluştuğu, olay tarihi, hediyelerin fiyatı, paranın satın alma gücü, tarafların ekonomik durumu dikkate alınarak..." gerekçesiyle, davacıların maddi tazminat taleplerinin kabulü ile (davacı ... için 342 Euro, 1921 TL olmak üzere, davacı ... için ise 455,50 Euro, 100 USD, 5.622 TL olmak üzere) 7.543 TL alacak miktarının 22.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 797.50 Euro ve 100 USD alacak miktarının 22.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranını aşmamak kaydıyla 3095 sayılı kanun 4/A maddesi uyarınca Devlet bankalarının 1 yıllık Euro ve Dolar hesaplarına uyguladıkları faiz oranı uygulanarak faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü ile davacı ... için 2500 TL, davacı... için 2500 TL manevi tazminat miktarlarının olay tarihi olan 10.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, dosyada yer alan bilirkişi raporuna karşı 1131 SDR'lik üst limitin her halükarda ödenmesi gerekli bir meblağ olmadığı, davacı tarafın bu sınırlı sorumluluk limitleri içinde kalmak kaydıyla ancak ispat ettiği ölçüde gerçek zararının ödenebileceği yönünde itirazları neticesinde ek rapora gönderilmesine karar verilmesine rağmen ara karardan rücu edilerek gerçek zarar tespit edilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, dosyadaki mevcut hesap özeti ve davacının kayıp bagajlarında olduğu iddia ettiği liste incelendiğinde listede olan ama hesap özetinde yer almayan birçok kalemin olduğunu, hesap özetinde ... harcamasının 1050 EURO olduğu, ancak kayıp eşya listesinde... markanın 650,00 TL değerinde bir adet pantolon olduğunu, hesap özetinde yer alan 873.20 EURO karşılığı ... harcamasının ise internette yapılan araştırmada otel harcamasına ilişkin olduğunun görüldüğünü, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararında yer aldığı üzere bagajın içinde olduğu iddia edilen eşyalara ilişkin fatura ibraz edilmemesi halinde ispat külfeti yerine getirilmediğinden söz konusu tutarlara ilişkin talebin reddi gerektiğini, dava konusu olayda fatura ibraz edilmeyen mallara ilişkin talebin kabulünün hatalı olduğunu, ayrıca davacının kayıp olduğunu beyan ettiği bir takım eşyaları yabancı para cinsinden talep ettiğini, hesap özetini ibraz ettiğini, ancak yabancı para ile yapılan işlemlerin TL'ye çevrildiği ve hesap özetinin TL olarak ödendiğinin görüldüğünü, yabancı para üzerinden hüküm kurulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, manevi tazminatın ise emsal Yargıtay ilamında bagaj kaybı nedeniyle hediye verememenin kişilik haklarının ihlali anlamına gelmediği gerekçesiyle kararın bozduğunu, manevi tazminata hükmedilebilmesi için kişilik hakkının hukuka aykırı bir saldırıya uğraması gerektiğini, TBK 114/2.maddesinde; haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin kıyasen sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanacağının belirtildiğini ancak her borca aykırı davranışında kişilik haklarını zedeleyecek nitelikte olduğundan söz edilemeyeceğini, sınırı aşmamak kaydıyla karar tarihinden itibaren faiz talep olunabileceğini, manevi tazminat talebininde sınırlı sorumluluk limitini aşmaması gerektiğini, zira benzer mahiyetteki bir davada bilirkişi raporunda belirtildiği üzere Varşova/Lahey Konvansiyonu hükümlerine göre taşıyanın gecikmeden ötürü sorumluluğunun sınırlı sorumluluk olduğunu, taşıyanın saptanmış olan sınırın içinde kalmak koşuluyla gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, hava yolu taşımasında bagaj kaybı nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacıların 10.10.2017 tarihinde ... Limanından ... Limanına, ... Limanından aynı tarihle... Limanına seyahat ettiği bu seyahat sırasında davacılara ait bagajın kaybolmuş olduğu hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacıların maddi zararına dair ispatın gerçekleşip gerçekleşmediği, davalı tarafın bilirkişi raporuna karşı itirazı üzerine ek rapor alınması amacıyla kurulan ara karardan dönülerek rapora göre karar verilmesinin ve manevi tazminat isteminin kabulünün usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacıların 10.10.2017 tarihinde uçuş gerçekleştirdikleri, uçuş sonucunda iki adet bagajın kaybolması neticesinde bagaj hizmetlerine başvuruda bulundukları, davalı tarafça 17.10.2017 tarihli cevabı mailde; aksaklık için özür dilendiği, gönderilen evrakların alındığı, bagaj ile ilgili araştırmaların yürütüldüğünün belirtildiği, devam eden çok sayıda yazışmalarda; aramaların devam ettiğine dair değerlendirilmelerin olduğu, davacılar tarafından el yazılı olarak bagajda olduğu belirtilen 41 paragraftan oluşan kayıp eşyalara dair noterde onaylanan listenin davalı şirkete gönderilen 08.12.2017 tarihli... 15. Noterliğinde düzenlenen ihtarnameye eklendiği, ihtarnamede; yolculuk esnasında bagajın içerisinde bulunan eşyaların bedelinin 797,50 EURO, 7.543,00 TL ve 100.00 USD'nin ödenmesinin talep edildiği, ihtarname içerisinde müvekkilinin 10.10.2017 tarihinde uçakla Paris'ten...'ya seyahat ettiği, bu seyahat sırasında teslim edilen bagajın kaybolduğu, şirkete personellerin yönlendirilmesi ile doldurulan kayıp-eksik bagaj formu ile bagajın ve bagajda bulunan eşyaların bedellerinin tazmini için bildirimde bulunulduğu ayrıca eşyaların özellikle seyahat hatıralarının ve yakınlarına aldığı hediyeliklerin kaybolması nedeniyle büyük sıkıntı çekerek moral bozukluğu yaşadığı, personel tarafından valizin bulunup getirileceğinden bahisle bilgi verilmesine rağmen yaklaşık bir ay süre geçmesine rağmen dönüş yapılmadığı, 5.000,00 TL manevi tazminatında talep edildiği, talebin gerçekleştirilmemesi üzerine , İstanbul 13. Tüketici Mahkemesine 24.12.2018 tarihinde dava açıldığı, İstanbul 13. Tüketici Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar ve 02.04.2019 tarihli kararı ile Bakırköy Tüketici Mahkemesinin yetkili olması gerekçesiyle davanın yetki yönünden usulden reddine karar verildiği, istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kararın kesinleştiği, Bakırköy 2. Tüketici Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar ve 25.06.2019 tarihli kararı ile görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle davanın mahkemenin görevsizliğinden dolayı usulden reddedildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Bakırköy 6. Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar ve 05.10.2020 tarihli kararı ile görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu gerekçesiyle davanın mahkemenin görevsiz olmasından dolayı usulden reddedildiği ve görevli mahkemenin belirlenmesi için dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği, İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, ████████ Karar ve 24.05.2021 tarihli kararı ile görevli mahkemenin İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi olarak belirlenmiş olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. Davacılar tarafından, son ödeme tarihi 20.11.2017 olan kredi kartı ekstre örneği dosyaya delil olarak ibraz edilmiştir. Ekstre örneğinde, yurt dışı harcamaları ayrı bir kalem başlığı altında gösterilmiştir. Buna ilişkin ödemeler EURO cinsindendir. Ayrıca davacılardan ...'a hitaben; davalı kurum tarafından verilen cevabı yazıda; bagaj aksaklığı ile ilgili dosyanın yeniden incelendiği, yolcu memnuniyeti çerçevesinde azami 1.500,00 TL ödenmesinin uygun bulunduğunun belirtildiği, teklifin kabul edilmesi durumunda onayla butonunun tıklanması gerektiğine dair hususlara yer verildiği anlaşılmıştır. 11.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda; 1 ve 2 numaralı davacı ... ve ...'ın THY'nin 10 Ekim 2017 tarihli TK 1824 seferi ile Paris/... Havalimanı'ndan İstanbul/...' ye aynı tarihte ... seferi ile de İstanbul/...' den... Havalimanına seyahat ettikleri, seyahatlerinin nihai varış yeri olan... Havalimanı'na vardıklarında, ... bagaj etiketi nolu 1 adet 18 kg. ve ... bagaj etiketi no.lu 1 adet 18 kg. tutarlarındaki valiz/bagajlarının uçaktan çıkmaması üzerine, davalı ....'nın yer hizmetleri kuruluşu... Services kayıp eşya bürosuna müracaat ile ... // ... no.lu ...) Aksaklık/Kayıp Formu (PIR) ile valiz/bagajlarının kaybolduğuna ilişkin ihbarda bulundukları, daha sonra 1 no.lu davacı ...'a ait valiz/bagajın bulunduğu (geldiği), ancak 2 no.lu davacı ... /... ait valiz/bagajın bulunamadığı kayıp olduğu, gerek davacılardan ..., gerekse .... Bagaj Hizmetleri Yönetimi yazışmalarından 2 no.lu davacı ...'a alt 1 adet 18 kg. valiz/bagajın zayi olduğunun anlaşıldığı, .... tarafından ... // ... no.lu dosya ile takibe alınan 1 adet 18 kg. valiz/bagajın zayi olması nedeniyle, davacı yana azami 1.500,00 Türk Lirası ödeme teklif edildiği, ancak davacı yolcu tarafından yapılan tazminat ödeme teklifinin kabul edilmemesi sonucu huzurdaki davanın açıldığı, davacı yolcu Paris-... havalimanında uçağa binmeden önce bagaj taşıyıcıya teslim ederken tazminat talebine esas bagaj içerisinde bulunduğunu iddia ettiği eşyalarına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığı gibi, taşıyıcıdan bagajın sigorta örtüsü altına alınmasını talep etmemiş olduğu, herhangi bir sigorta pirimi ödemeyerek normal bagaj olarak teslim ettiği, dosya içeriğinde aksine bir bilgi ve somut belge bulunmadığı, davacıların, davalı taşıyıcı.... dan yolcu bileti almak suretiyle Paris/İstanbul/Antalya arası uçuşlarını gerçekleştirdikleri, dolayısıyla taraflar arasında taşıma sözleşmesinin kurulduğunun sabit olduğu, uyuşmazlığa konu davada,1999 Montreal Konvansiyonu Varşova Konvansiyonu ve değiştiren metinlerle bir bütün olan uygulama sisteminden ayrı-bağımsız bir Konvansiyon olduğu, düzenlediği birleştirilmesini sağladığı kurallar bakımından nispi emredici olduğu gözetildiğinde Montreal Konvansiyonu'nun uygulama alanı bulacağı, MK m.17/2 uyarınca kontrol edilmiş bagaj bakımından davalı taşıyıcı ....” nin sorumluluğu altında bulunduğu esnada zayi olduğu, dolayısıyla meydana gelen eyleminde davalının hata ve kusurlu olduğu, davalının sorumluluğundaki bagajın kaybolduğunu kabul ettiği, bagajın ulaşması gereken tarihten sonraki 21 günün bitiminde ulaşmadığı tespitleri kapsamında davacı yolcunun; taşıma anlaşmasından doğan haklarını taşıyıcıya karşı kullanabileceğinin değerlendirildiği, MK m.22/2 hükmü uyarınca davalı taşıyıcının bagaj ztyaında üst sınır sorumluğu olan 1131 Özel Çekme Hakkı (SDR), şayet hüküm bilirkişi raporunun yazıldığı 11.03.2022 tarihinde kurulsa idi 23.324,39 TL otarak hesaplandığı, bu meblağ ile davacı yanın talebi olan 11.545,50 TL mukayese edildiğinde davacı talebinin sınırlı sorumlu olduğu üst sınırını altında kaldığının tespitleri kapsamında, davacıların davalı taşıyıcıdan bu meblağı talep edebileceği değerlendirildiği, davacı talebi olan ihtarname tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz talebinin mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Davacılar vekili 12.04.2022 tarihli dilekçeleri ile ara karar gereğince; her bir müvekkili yönünden talep edilen maddi ve manevi tazminat taleplerine yönelik açıklamada bulunmuşlardır. Dilekçede; kayıp eşyaların ve ürünlerin ayrı ayrı ve fiyatları ile birlikte listelenerek davacı... yönünden eşya bedelinin 342,00 EURO, 1.921,00 TL, davacı ...'ın ise 455,50 EURO 100,00 USD ve 5.622,00 TL'lik kayıp eşya bedeli olduğu ve her bir müvekkili için seyahatten kalan hatıralarına, çocuklarına almış oldukları hediyeleri çocuklarına teslim edememelerinden kaynaklı üzüntü ve kederleri sebebiyle her bir müvekkili için 2.500,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsiline dair açıklamada bulunmuşlardır. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; talep edilebilecek üst miktara kadar rapor düzenlendiğini ancak 1131 SDR'lik üst limitin her halükarda ödenmesi gerekli bir meblağı olmadığını, davacıların sınırlı sorumluluk limitleri içinde ancak ispat ettiği ölçüde gerçek zararını talep edebileceklerini belirterek, raporun eksik incelemeye dayandığını ifade etmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir.Davacıların uluslararası hava yolu taşıması esnasında bagajlarının kaybolduğu, bagajların kaybolmasında herhangi bir kusur ve ihmallerinin olmadığı tartışmasızdır. Delil olarak ibraz edilen kredi kartı ekstresinde açıkça yurt dışı harcamalar başlığı altında yurt dışında gerçekleştirilen harcamalar gösterilmiştir. Harcamalar EURO para birimi cinsinden belirtilmiştir. Davacıların açıklayıcı dilekçesinde; ayrıntılı şekilde yer verdikleri ve eşya listesinde belirttikleri üzere, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde iddia ettiği kredi kartı ekstresinde yer alan otel ücretine ilişkin herhangi bir gidere taleplerinde yer verilmemiştir. Eşya listesindeki belirtilen eşyalar, kişilerin şahsi eşyaları ve hediyelik, tüketime yönelik eşyalardır. Bilirkişi incelemesi kapsamında, davacıların talebine konu etmiş olduğu bedelin Monteral Konvansiyonu 22/2 hükmü uyarınca davalı taşıyıcının bagaj ziyaından üst sınır sorumluluğu olan 1131 Özel Çekme Hakkı (SDR)'nin 23.324,39 TL olarak hesaplandığı, hesabın bilirkişi raporunun düzenlendiği tarih itibariyle gerçekleştirildiği, davacı yanın talep etmiş olduğu, toplam 11.545,50 TL talebi ile mukayese edildiğinde talebin sınırlı sorumlu olduğu üst sınırın altında kaldığının tespit edildiği ve davacıların davalı taşıyıcıdan bu meblağı talep edebileceği değerlendirilmiştir. Dava dilekçesinde; zayi olan eşyalarla ilgili olarak , eşyaların karşılığı döviz cinsi ve Türk Lirası cinsi olarak ayırmak suretiyle talepte bulunulmuştur. Zarar görenin zararının, karşılanması için yabancı para birimi cinsinden bir eşyanın kaybından ötürü o para birimi üzerinden tazminat talebi ve hüküm tesisinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenlerle davalı vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan, davacılar yurt dışından satın almış oldukları ve çoğu hediyelik olan eşyaların kaybı nedeniyle çocuklarına ve yakınları için alınan hediyelerin ulaştırılamaması nedeni ile manen yıprandıklarını belirterek, manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, davacıların bagajın iade edilebileceği beklentisi ile yaklaşık bir aya yakın bir süre uğraş verdikleri ancak bagajların her iki davacı tarafından tam olarak teslim alınamadığı, eşyaların bir çoğunun kaybolduğu tartışmasızdır. Davalı Türk Hava Yolları uzun yıllardan beri gerek ulusal gerekse uluslararası havayolu yolcu ve eşya taşımacılığı yapmaktadır. Taşıma işini profesyonel olarak yapan davalı havayolu şirketinin çalıştırdığı personelin de belli bir tecrübede olması ve işini yaparken belli bir özen sarf etmesi gerekir.Davalı taşıma şirketi kendi personelinin hatalı ve kusurlu davranışları nedeniyle oluşan zararlardan sorumludur. Davalı, taşıma sözleşmesi kapsamında hizmetini ayıplı bir şekilde ifa etmiştir. TBK'nın 114/2. maddesi uyarınca, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır. Olayın oluş şekli itibariyle, davacıların bu süreçte yaşadığı sıkıntılar ve üzüntü nedeniyle kişilik haklarının zarar gördüğü, TBK'nın 58. maddesinde ifade edilen şekilde, davacıların kişilik haklarında meydana gelen zararın tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, davacılar yararına manevi tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Hâkim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken aynı Kanun'un 56. maddesi uyarınca durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önünde tutmalıdır. Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi hükmüdür. Bu kapsamda manevi tazminatın miktarı belirlenirken tarafların kusur oranı, sıfatı, statüsü, sosyal ve ekonomik durumları ile eylemin işleniş biçimi ve yöntemi dikkate alınmalıdır. Manevi tazminat adı altında hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek nitelikte olmalı fakat bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği göz önünde tutularak miktar belirlenmelidir. Yani, bu tazminatın miktarı, onun amacına göre belirlenmelidir. Somut olayda, davacıların sosyal ve ekonomik durumu, olayın oluş şekli, tarafların kusur durumu, davalı personelinin özensiz davranışı neticesi davacıların bagajlarının kaybı, hediye olarak satın alınan eşyaların kaybedilmiş olması nedenleri ile takdir edilen manevi tazminat miktarı dosya içerisine uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına;bakiye 834,88 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.30.04.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!