Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinde veteriner klinikleri arasında, kötü niyetle marka tescili iddiasına dayalı marka hükümsüzlüğü davasının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı bir veteriner kliniği sahibinin, kliniğinin kuruluşu ve logosunun tanınmasının hemen ardından davalının benzer bir markayı kötü niyetle tescil ettirerek kendisini piyasadan çekilmeye zorladığı iddiasıyla açtığı marka hükümsüzlüğü davasına ilişkin istinaf incelemesini konu almaktadır; davacı, kendi markasının gerçek hak sahibi olduğunu ve davalının rekabeti engelleme amaçlı davrandığını öne sürerken, davalı ise iddiaları reddederek kendi uzun soluklu iş geçmişine, markanın ticari genişleme amacıyla tescil edildiğine ve davacının haksız ithamlarına işaret etmektedir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2024
NUMARASI : ████████ E. - ███████ K.
DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2024 tarih ve ████████ Esas - ███████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, veteriner hekimlik mesleğini icra eden müvekkilinin Haziran 2022 tarihinde dava dışı bir şahıstan "..." isimli veteriner kliniğini devraldığını, "..." ismini verdiği işletmesinin vergi kaydını 04.07.2022 tarihinde açtırdığını, davalının müvekkiline keşide ettiği 04.03.2023 tarihli ihtarname ile müvekkilinin, davalının huzurda dava konusu edilen davalı markasından haberdar olduğunu, davalının söz konusu markasının kötü niyetle tescil edildiğini ve "..." markasının gerçek hak sahibinin müvekkili bulunduğunu, dava konusu edilen markada geçen kum saati kompozisyonu ve “...” markasını içeren bir logonun tasarlanması için dava dışı ... isimli şahıs ile müvekkili arasında ... yazışmalarının mevcut olduğunu, söz konusu şahsın bu tasarımı davacının ve davacının babasının talimatları üzerine hazırladığını, ayrıca davacının bu tasarımı kliniğinde kullanmak üzere yine dava dışı ... ile 06.07.2022 tarihinde görüşmelere başladığını, 29.07.2022 tarihinde davacının kliniğine cam giydirmelerinin ve reklam tabelasının takıldığını, davalının da bunun üzerine davacının markasını gördüğünü ve aynı tarihte bu markayı kendi adına tescil ettirmek üzere ...’e başvurduğunu, davalının tek amacının kendisine rakip olarak gördüğü davacının kliniğinin markasını tescil ettirmekle davacının piyasadan çekilmesini sağlamak ve bu markayı yedekleyerek davacıyı zora düşürmek olduğunu, davacının kliniğini işletmeye 04.09.2022 tarihinde başladığını, bundan önceki aşamalarda 20.07.2022 tarihinde "Veteriner Tıbbi Ürün Perakende Satış İzni"ni, aynı tarihte "Sorumlu Veteriner Hekim Belgesi", "Sorumlu Veteriner Hekim Çalışma İzin Belgesi" ve "Sorumlu Veteriner Hekim Muayene Ruhsatı"nı aldığını, davacının tasarımı tamamen kendisine ait olan logo ile piyasada ismini tanınır hale getirdiğini ve kısa süre içerisinde çalıştığı bölgede bilinen bir veteriner kliniği haline geldiğini, mesleki faaliyetlerini sürdürürken markasını kartvizitlerinde, faturalarında ve sosyal medya hesaplarında kullanarak yaydığını ve tanıttığını, davalının davacıya gönderdiği ihtarname üzerine davacının babasının davalı şahsa cep telefonundan ulaştığını, davalı şahsın bu telefon görüşmesinde davacının bir çalışanının davalı şahıs hakkındaki davada şahitlik yapması, davacının kendi kliniğini üç defa arayarak fiyat bilgisi alması ve ucuz işlem yaptığı konusunda veteriner hekimler grubunda aleyhine paylaşımlarda bulunması üzerine böyle davrandığını beyan ettiğini, dolayısıyla davalının davacının markasını kendi adına tescil ettirmesinin kötü niyetli bulunduğunu, davalı şahsın işyerinin adının "..." olduğunu, davalının piyasada bu işletme adı ile tanınır hale gelmişken davacının işletme adını ve markasını tescil ettirmesinin de davalının kötü niyetini gösterdiğini, davalının ... civarında yeni bir klinik açıldığını fark ettiği zaman bu klinikleri kendisine rakip görerek onların markalarını da kendisinin veya eşinin adına tescil ettirdiğini, davalının bu şekilde markalar tescil ettirerek veteriner kliniklerini iş yapamaz duruma düşürmeyi adeta bir meslek haline getirdiğini ileri sürerek, davalının ███████████ sayılı markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 2006 yılından beri ...’da yerleşik ...nin kurucu sahibi bulunduğunu, davacının dava dilekçesinde yer alan ithamlarının ve iddialarının kabul edilemeyeceği gibi meslek etik ve kurallarına da aykırı olduğunu, davacının iddialarının aksine asıl davacının bazı hasta sahiplerine ve diğer veteriner hekimlerinin olduğu ... gruplarında müvekkili aleyhinde birçok asılsız beyanlarda bulunduğunu, ayrıca davacının, davalının kliniğini hasta sahibi gibi arayarak bazı bilgiler edinmeye çalıştığını, dolayısıyla davalının bilinen mesleki itibarından çekinen ve davacının kendi tabiriyle, davalıyı rakip olarak görenin davacının kendisi olduğunu, davalının yeni şubeler açarak işlerini başka bölgelerde de yürütmek amacıyla yeni marka isimleri bulduğunu ve tescil ettirdiğini, dava dilekçesinde adı geçen şahısların davalının eski çalışanları olduğunu ve davalının işyerinden husumetli olarak ayrıldıklarını, hatta bu şahıslardan birinin davalının katılan olduğu bir dosyada, özel belgede sahtecilik suçundan halen yargılandığını, bu şahısların davalı ile olan iş sözleşmelerindeki rekabet yasağına da aykırı hareket ettiklerini ve Yenimahalle'de yeni bir klinik açtıklarını, uyuşmazlık konusu olan "..." markasının davalı tarafından özgün bir biçimde geliştirildiğini, davalının geliştirdiği bu isimden dava dilekçesinde adları geçen eski davalı çalışanlarının haberdar olduğunu ve davacı ile bu ismi/fikri izinsiz ve onaysız şekilde paylaştıklarının anlaşıldığını, bunun üzerine davalının davacıya ihtarname gönderdiğini, davacının tasarımcı ve tabelacı ile yaptığı görüşmelerin logo fikrinin temelde ve gerçekte davalıya ait olduğu gerçeğini değiştirmediğini, davacının, davalının fikrini kendi fikri gibi yansıtarak, logonun ve tabelanın yapılmasını istemiş olmasının ihtimal dahilinde olduğunu, davalı ile davacının babası arasında geçen telefon görüşmesinde konuşulduğu söylenen hususların da davacının aktardığı gibi olmadığını, asıl davacının babasının davalıyı bu görüşme esnasında tehdit ettiğini, yine davacının iddialarının aksine davalının başka kişilere de ihtarname göndermediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının dava konusu markası ile davacının tescilsiz olarak kullandığı markasının/tanıtma vasıtasının aynı olduğu, emtia ayniyeti/benzerliği şartının da kısmen gerçekleştiği, ancak davacının "..." kelime öbeğini ve işaretini/logosunu, uzun süreden beri tescilsiz olarak yoğun ve yaygın bir biçimde ticaret alanında kullandığını kanıtlayan yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delilin dava dosyasında mevcut olmadığı, tescilsiz markaya hukuken korunması gereken ekonomik bir değer kazandırıldığının mevcut delillerden anlaşılamadığı, mevcut delillerin ancak ve sadece markanın mutad kullanımını tevsik edebilen deliller olduğu, davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının davalının markasının hükmüne bir etkisinin olamayacağı, davalının marka seçiminin, bilhassa kronolojik açıdan bakıldığında hayatın olağan akışına uygun düşmediği, davacının kötü niyet iddialarının yerinde olduğu, bu sebeple davaya konu ███████████ sayılı markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu ███████████ sayılı markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, gerekçeli kararda "marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakla, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir." şeklinde açıklama yapıldığını ancak işbu dosyada kötü niyet hususunda maddi gerçeklere ulaşılmadan hüküm kurulduğunu, kararın bu yönden kabul edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin yeni şubeler açarak işlerini başka bölgelerde de yürütmek amacına sahipken son yıllarda yaşanan pandemi ve olumsuz ekonomik şartların bu düşüncesinin gerçekleşmesine engel olduğunu, müvekkili bu düşünce içerisindeyken doğal olarak yeni marka isimleri düşündüğünü, bu düşüncelerini de kimi zaman çalışanları ile paylaştığını, "..." ismi ve logosunun yine müvekkilinin pandemi sürecinde geliştirdiği ve kararını verdiği bir fikir olduğunu, bu fikrin müvekkili ile husumetli olarak işten ayrılan eski çalışan ... ve ... tarafından bilindiğini, adı geçen kişilerin daha sonra bir dönem davacı ile birlikte çalıştıklarını, ardından söz konusu markanın, davacı tarafından kullanılmaya başlandığını, davacının SMK m.6/3 kapsamında eskiye dayalı kullanım / gerçek hak sahipliği iddiasını ispatlayamadığı gibi müvekkilinin kötü niyetli olduğunu ispata yeter delil de sunamadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ilk derece mahkemesince benimsenerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davacının "..." kelime öbeğini ve logosunu, davalının markasının başvuru tarihinden önce kullanmaya başladığı, bu markasal kullanımların davalının dava konusu markasıyla birebir aynı olduğu, tarafların aynı mahallede birebir aynı alanda faaliyet gösterdikleri, özellikle davacı yanın kullandığı şekil unsurunun aynısının davalı tarafça tescil ettirilmesinin tesadüf olarak değerlendirilemeyeceği, bu nedenle davalının, davacı kullanımlarındaki şeklin aynısını tescil ettirmesinin kötü niyetli olduğu, ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulünde bir isabetsizlik olmadığı, her ne kadar davalı tarafça söz konusu markanın ve şeklin ilk olarak kendisi tarafından düşünüldüğü savunulmuş ise de bu savunmanın ispatına yönelik hiçbir delil sunulmadığından davalı savunmasının yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!