Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinde, davacının tescilli ... markasına tecavüzün tespiti ve durdurulması kararının davalı tarafça istinaf talebinin incelenmesi.
Özet: Tescilli "..." ibareli markalarına davalı tarafından yapılan ticari kullanımların, marka hakkına tecavüz teşkil ettiği iddiasıyla açılan davada, ilk derece mahkemesi, davacının özellikle yeni tarihli markalarının kullanım ispatı gerektirmemesi ve davalı kullanımı ile markalar arasında iltibas tehlikesi bulunması nedeniyle tecavüzü tespit ederek durdurulması ve menine karar vermesi üzerine, davalının markanın kullanılmadığı, davacının kötü niyetli olduğu ve kendi kullandığı markanın üçüncü kişi adına tescilli olup rızayla kullanıldığı gerekçeleriyle bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmaktadır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2023
NUMARASI : ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüzün Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2023 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin Türkiye’de 186181, 196771, ██████████, ███████████ ve ███████████ sayılı "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, ulusal ve uluslararası alanda tanınmış olan, şirket unvanının da çekirdek unsurunu oluşturan ve aynı zamanda şirket sahiplerinin soy isimleri kullanılarak oluşturulan "..." ibaresinin markasal biçimde kullanıldığını, bu ibarenin müvekkiline ait alan adında da yer aldığını, davalı Şirketin ... gibi ünlü internet sitelerinde "..." ibareli ürünlerin satışını gerçekleştirdiğini, davalının bu kullanımlarının müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğini, davalı ile dava dışı ... ... ... .San.Ltd.Şti arasında organik ve idari bağ olduğunu, davalının markasal kullanımın, müvekkili markalarının tescilli olduğu çay emtiasında gerçekleştirildiğini, davalının ... ibaresini işletme adı olarak da kullandığını, davacının "..." ibareli logosunun dahi taklit olduğunu, sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin SMK'nın 25/6 hükmünün somut duruma uygulanamayacağını, zira davalının kötü niyetinin bu hükmün uygulanmasına engel olduğunu, müvekkilinin, davalının herhangi bir kullanımına göz yummadığını ve sessiz kalmadığını, "..." ibaresinin Türkçe karşılığı dahi olmayan özgün bir kelime olduğunu ve davalı tarafça bu ibarenin tesadüfen seçilmesinin mümkün olmadığını, bu durumun da davalının kötü niyetini ortaya koyduğunu ileri sürerek, markaya tecavüzün tespitine, durdurulmasına ve menine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile davacı tarafın "..." ibareli markaları kullanmadığının tespit edildiğini ve açılan davanın reddedildiğini, davacının "..." ibareli markalarının, dava tarihinden geriye doğru son beş yıllık süreçte Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmadığını, kullanılmayan markanın, sahibine yeni marka bakımından müktesep hak bahşetmeyeceğini, davacının ██████████, ███████████ ve █████/2021 tarihinde tescil edilen ███████████ tescil sayılı markalarının birer seri marka olduğunu ve sonraki tarihte tescil edilen markaların, seri markaya dayanak markanın akıbetine tabi bulunduğunu, davacının marka ticareti yaptığını ve kötü niyetli olduğunu, sonraki tarihli "..." ibareli tescillere davacı taraf yıllarca sessiz kaldığından hakkını kaybettiğini ve artık dava hakkını kötüye kullandığını, davalının ticaretini yaptığı "..." ibareli markanın, marka sahibi 3. kişi yararına █████/2014'den beri tescilli bulunduğunu ve müvekkilinin, marka hakkı sahibinin muvafakati dahilinde söz konusu markayı kullandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacıya ait kullanım ispatına tabi "..." ibareli 186181 ve 196771 sayılı markalar ile kullanım ispatına tabi olmayan ██████████, ███████████, ███████████ sayılı markaların dava ve tespit tarihinde tescilli ve koruma altında olduğu, davalı tarafından gerek iş yerinde ve gerekse de değişik internet sitelerinde "..." ibareli çay ürünlerinin satışa sunulduğu, davacıya ait olan ve kullanım ispatı yükümlülüğü bulunmayan ██████████, ███████████, ███████████ sayılı markaların kapsamında çay emtiasının bulunduğu, davalı kullanımı ile söz konusu markalar arasında iltibas tehlikesinin de olduğu, davalının söz konusu eylemlerinin, davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu, davalı taraf kullanmama def'inde bulunmuş ise de davacının ██████████, ███████████, ███████████ sayılı markalarının kullanım ispatına tabi olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı taraf eyleminin davacıya ait tescilli "..." ibareli marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespiti ile e-ticaret gibi tüm internet ortamı dahil davalı taraf eylemlerinin durdurulmasına, men'ine, davalı tarafça kullanıldığı tespit edilen "..." ibareli her türlü reklam, tanıtım malzemesi ve iş yeri tabelasının bulunduğu yerlerden kaldırılmasına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, davacının Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde, müvekkili tarafından kullanılan markaların hükümsüzlüğü için dava açtığını, anılan mahkemenin 07.12.2021 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, davacının Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davadan sonra tescil edilen
markalara dayalı olarak eldeki davayı açtığını, ilk derece mahkemesince verilen kararın öncelikle tescilde öncelik prensibine aykırı olduğunu, müvekkili tarafından pazarlanan davaya konu markaların tamamının tescil tarihlerinin, davacı adına tescilli markaların tescil tarihlerinden önce bulunduğunu, kullanılmayan markanın sahibine yeni marka bakımından müktesep hak bahşetmeyeceğini, bu nedenle 186181 ve 196771 sayılı davacı markalarının, mahkemece tecavüz edildiği kabul edilen davacı markalarına müktesep hak sağlamayacağını, ilk derece mahkemesince verilen kararla, Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile korunan markaları kullanan müvekkilini cezalandırıldığını, oysa bir hakkın ya meşru olduğunu ve bu nedenle her mercide korunacağını ya da meşru olmadığını ve korunmayacağını, hukuki güvenlik ilkesinin ihlal edildiğini, zira Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile davacı tarafından açılan davanın reddedildiğini, müvekkilinin de o davaya konu markaları, marka sahibinin muvafakati ile kullandığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, markaya tecavüzün tespiti, durdurulması ve önlenmesi istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı vekili, müvekkili adına tescilli 186181, 196771, ██████████, ███████████ ve ███████████ sayılı "..." ibareli markaların bulunduğunu, davalı tarafça "..." markalı çay ürünlerinin satışa sunulduğunu, bu durumun davacı adına tescilli markalara tecavüz oluşturduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise davacı markalarının kullanılmadığını, Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile de bu durumun tespit edildiğini, kullanılmadığı tespit edilen önceki tarihli markaların, davacının sonraki markaları yönünden müktesep hak oluşturmayacağını, sonraki tarihli "..." ibareli tescillere davacının yıllarca sessiz kaldığını ve bu nedenle hak kaybına uğradığını, kullandıkları "..." ibareli markaların, marka sahibi 3. kişi yararına 04.06.2014 tarihinden beri tescilli bulunduğunu ve marka hakkı sahibinin muvafakati dahilinde söz konusu markayı kullandıklarını savunmuş, ilk derece mahkemesince de davalının iş yerinde ve çeşitli internet sitelerinde "..." ibareli çay ürünlerini satışa sunduğu, kullanım ispatı yükümlülüğü bulunmayan ██████████, ███████████, ███████████ sayılı davacı markalarının kapsamlarında çay emtiasının bulunduğu, davalının tespit edilen kullanımlarının, davacının belirtilen markalarına tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yukarıda özetlenen tarafların iddia ve savunmaları ile ilk derece mahkemesi kararından anlaşılacağı üzere davalının, hakkında davacı yanca hükümsüzlük davası açılan ve Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilen markaları, marka sahibinin muvafakati ile kullandığı savunması üzerinde durulmamış, anılan mahkeme kararının işbu davaya etkisi yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır. Yine davacının önceki tarihli 186181 ve 196771 sayılı markalarının kullanılmaması nedeniyle sonraki ██████████, ███████████ ve ███████████ sayılı markaları yönünden müktesep hakka dayanak oluşturmayacağı, davalı kullanımlarına konu markaların ise davacının sonraki tarihli bu markalarından önce tescil edildikleri yönündeki davalı savunmaları da değerlendirilmemiştir.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı yalnızca davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğundan istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, davalının tespit edilen kullanımlarının, davacı adına tescilli ██████████, ███████████ ve ███████████ sayılı markalara tecavüz oluşturup oluşturmadığı, davacı tarafından açılan ve Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından reddedilen hükümsüzlük davasının, işbu davaya bir etkisinin olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.
Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde, müvekkili Şirketin "..." ibareli markaları, marka hakkı sahibinin muvafakati dahilinde kullandığını, müvekkilinin ticaretini yaptığı "..." ibareli markanın, marka sahibi 3. kişi yararına 04.06.2014'den beri tescilli olduğunu savunmuş, yargılama sırasında da müvekkili Şirketin tek ortaklı bulunduğunu, şirketin tek ortağı olan ...'un, söz konusu markaların sahibi ...’un kardeşinin oğlu olduğunu, müvekkili ile ...'un Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davadaki vekilinin de aynı bulunduğunu, müvekkilinin ...’a ait markaları taşıyan emtiayı pazarladığını bildirmiştir. Davacı taraf, davalının bu savunmasına karşı çıkmadığı gibi aksine cevaba cevap dilekçesinde, davalının aralarında organik ve idari bağ olduğu açık olan şirket ürünlerini satışa sunduğu, ... ... ... ve ... ... ... arasında organik bağ olduğunun Ticaret Sicil Gazeteleri ile ortaya konduğunu, zira şirket adreslerinin dahi aynı olduğunu ileri sürmüştür. Bu durumda davalının, dava dışı ...'a ait markaları, onun muvafakati kapsamında kullandığı kabul edilmiş, tarafların iddia ve savunmaları bu kabul çerçevesinde değerlendirilmiştir.
Davalı Şirketin, dava dışı ...'a ait markaları, marka sahibinin muvafakati kapsamında kullanma hakkı olduğu belirlendikten sonra bu markalara açılan ve reddedilen davanın değerlendirilmesine geçilmiştir. Davacı tarafça, dava dışı ... adına tescilli ve "..." ibareli ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████ sayılı markaların hükümsüzlüğü için dava açılmıştır. Yapılan yargılama neticesinde Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla, "Sessiz kalma hususunda 5 yıllık süre geçmiş olup, davalının 2017 den itibaren davacının ... markasını içeren markalarından haberdar olduğu 2017 tarihinde davalının markasına yaptığı itirazla sabit olması itibariyle davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı kanaatine varılmış olup, davacı tarafın sessiz kalmakla birlikte haksız kullanımı katlanmaya devam etmiş olması da dava açma hakkının kalmadığının kabulünü gerektirmiştir. Davalının kötü niyet hususunda dosyaya sunulmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesine yer verilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar istinaf ve temyiz incelemelerinden geçerek kesinleşmiştir.
Dava dışı ...'a karşı açılan hükümsüzlük davasının reddedildiği, bu kararın kesinleştiği, eldeki davada davalı tarafın, ...'a ait markaları kullandığını savunduğu, esasen bu hususun çekişme konusu da olmadığı, dolayısıyla bu hususun Dairemizce de kabul edildiği, buna göre kesinleşen Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararındaki tespitlerin, işbu dava yönünden kesin delil niteliği taşıdığı, diğer bir deyişle anılan davada tespit edilen hususların eldeki davada yeniden değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, bu kapsamda davacının artık ...'a ait ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████ sayılı markaların kullanımına karşı çıkamayacağı, zira bu markaların hükümsüzlüğü için açılan davada, davacının söz konusu markalara karşı sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığının tespit edildiği, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığından hükümsüzlüğünü sağlayamadığı markaların kullanımını da engelleyemeyeceği, aksinin kabulü halinde adı geçene ait markalar hükümsüz kılınamamasına rağmen bu markaların kullanımlarının önlenebileceği gibi çelişkili bir hukuki durumun ortaya çıkacağı, bu itibarla yukarıda sayılan markaların kapsamında kalan kullanımların, davacı markalarına tecavüz teşkil etmeyeceği kanaatine varılmıştır.
Bu noktada dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan SMK'nın 155. maddesinin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Önceki tarihli hakların etkisi başlıklı anılan maddede, "Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez." düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre. sonraki tarihli markanın sahibi, kendi markasından daha önceki tarihli bir marka sahibinin açtığı tecavüz davasında, savunma gerekçesi olarak sahip olduğu markaya dayanamayacaktır. Ancak somut olayda, sonraki tarihli marka sahibine karşı davacı tarafından açılan hükümsüzlük davasında, önceki marka sahibinin sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı tespit edilmiş ve bu tespit, kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir. O halde, hükümsüzlük davası yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrayan önceki tarihli marka sahibi davacının, bu markaların kullanılması kapsamında kalan kullanımlar yönünden de sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığının ve artık bu kullanımların tecavüz oluşturduğunu ileri sürmesinin mümkün olmadığının kabulü gerekir. Kaldı ki işbu davada ilk derece mahkemesince, davacının yalnızca ██████████, ███████████, ███████████ sayılı markalarına tecavüzde bulunulduğu kabul edildiğinden ve bu markaların başvuru tarihleri, davalının kullandığını savunduğu markalardan sonraki tarihli olduğundan, SMK'nın 155. maddesinin somut uyuşmazlığa uygulanması kabiliyeti bulunmamaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde davalı kullanımlarının niteliğinin belirlenmesi, eş söyleyişle davalı kullanımlarının dava dışı ...'a ait tescilli markalar kapsamında olup olmadığının ve buna bağlı olarak hukuka uygun bulunup bulunmadıklarının tespiti, şayet tescilli markalar kapsamında kalan kullanımlar değilse davacı markalarına tecavüz oluşturup oluşturmadıklarının değerlendirilmesi gerekmiştir.
Davacıya ait olup tescil tarihi ile dava tarihi arasında beş yıllık süre geçmediğinden kullanım ispatına tabi bulunmayan ██████████, ███████████ ve ███████████ sayılı markalar, "..." asıl unsurlu olup bu ibarenin yanında yuvarlak içinde "..." ve "..." harflerinin özel bir biçimde yazıldığı ve bunların üzerinde de çay yaprağını andıran bir şekilden ibaret logo da markalarda bulunmaktadır. Söz konusu markaların tamamının kapsamında da uyuşmazlık konusu çay malları bulunmaktadır. Dava dışı ...'a ait ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████ sayılı markaların asli unsurları "..." ibaresinden oluşmaktadır. ██████████ ve ██████████ sayılı markalarda "..." ibaresinin yanında tuğrayı andıran bir şekil ve bunun üzerinde "..." ile "..." harflerine de yer verilmiştir. Ancak, davacı markalarında yer alan logoyu andıran bir şekil, bu markalar kapsamında bulunmamaktadır. Davalının dosya kapsamında çay emtiası üzerinde tespit edilen kullanımlarında ise "..." ibaresinin yanında davacının yukarıda anılan markalarında yer alan logonun aynısına ya da çok benzerine de yer verilmiştir. Bu durumda davalı kullanımlarının, dava dışı ...'a ait ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████ sayılı markaların kapsamında kalan bir kullanım olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Zira, davalı tarafça bu markaların asli unsurları değiştirilmiş, davacı markalarında yer alan logonun aynısı kullanılmak suretiyle davacı markalarına yanaşılmıştır. Diğer bir deyişle davalının, marka sahibinin izni ile kullanım hakkına sahip olduğu markaları, tescil edilmiş biçimiyle kullanmadığı, davacı markalarında yer alan logonun aynısını ya da çok benzerini de markasal biçimde kullandığı, bu kullanımın davacı markalarının tescil kapsamlarında yer alan çay malları üzerinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Nitekim dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da, davalı kullanımlarının, dava dışı ... adına tescilli markalar kapsamında kalmadığı açıklanmıştır. Bu itibarla, davalının kullanım hakkına sahip olduğu markaları tescilli olduğu biçimden farklı olarak kullanması ve bu kullanımın davacının yukarıdaki markaları ile iltibasa yol açacak nitelikte olması nedeniyle söz konusu kullanımların, davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu, buna göre davalının müktesep hak ya da kullanmama define yönelik savunmalarının, somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde davalının, dava dışı ... adına tescilli ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████ sayılı markaları kullanma hakkına sahip bulunduğu, davacının bu markalar kapsamındaki kullanımları engelleyemeyeceği, ancak davalının dosya kapsamında tespit edilen kullanımlarının bu markalar kapsamında kalmadığı, eş söyleyişle davalının söz konusu markaları tescilli oldukları biçimde kullanmayıp davacı markalarına yanaştığı, dolayısıyla davalının bu kullanımlarının davacının ██████████, ███████████ ve ███████████ sayılı markalarına tecavüz teşkil ettiği kabul edilerek bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı savunmaları değerlendirilmeden hüküm kurulması doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle gerekçe yönünden kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2023 gün ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın KABULÜ ile davalı taraf eylemlerinin, davacıya ait "..." ibareli markalara tecavüz oluşturduğunun TESPİTİ ile bu eylemlerin DURDURULMASINA ve MEN'İNE,
3-Davalı tarafça kullanıldığı tespit edilen "...+şekil" ibareli her türlü reklam, tanıtım malzemesi ve iş yeri tabelasının bulunduğu yerlerden KALDIRILMASINA,
4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve istinaf kanun yoluna başvuran taraf aleyhine karar verilemeyeceğinden ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 4.400,00-TL bilirkişi ücreti, 278,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 60,00-TL tebligat masrafından oluşan toplam 4.738,50-TL yargılama giderine, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 4.899,90-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
9-Davalıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!