İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, davacının icra takibindeki kısmi borçsuzluğunu iddia ettiği menfi tespit davasına ilişkin ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı borçlunun icra takibi kapsamında davalı alacaklıya borçlu olmadığı iddiasıyla açtığı menfi tespit davasına ilişkin istinaf başvurusunun incelemesini içermektedir; davacı, 98.485,32 TLlik takibin 84.341,83 TLlik kısmı için borcu olmadığını, tebligat usulsüzlüğü sonrası takipten haberdar olduğunu ve kabul ettiği 14.143,49 TLlik borcunu ferileriyle birlikte ödediğini savunurken, davalı ise ticari kayıtlar ve faturalarla alacağının tamamının sabit olduğunu, davanın haksız açıldığını ve inkar tazminatı talep ettiğini belirtmiş, ilk derece mahkemesinin bu konudaki değerlendirmeleri ve menfi tespit davalarına ilişkin yasal dayanaklar detaylandırılmıştır.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2022NUMARASI : █████████ Esas ████████ KararDAVA : MENFİ TESPİT BAM KARAR TARİHİ : █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026 Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkili aleyhine gönderilen ödeme emrinin Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edildiğini, müvekkili şirketin takibin kesinleşmesi sonrasında yapılmış bulunan haciz işlemi neticesinde takibin varlığından haberdar olduğunu, müvekkilinin ticari kayıtlarının incelendiğinde; takip tarihi itibariyle cari hesaptan kaynaklı olarak 14.143,49 TL borcunun bulunduğunu, bakiye talep edilen 84.341,83 TL yönünden borcunun bulunmadığını, borçlu müvekkili şirketin mevcut 14.143,49 TL yönünden kabul edilen borcuna yönelik olarak İcra Müdürlüğünce takip masrafı, işlemiş faiz, vekalet ücreti dahil olmak üzere tüm ferileri kapsar nitelikte hesaplama çıkarılmasının talep edildiğini, çıkarılan hesaplama doğrultusunda asıl alacak ve ferileri ile birlikte borcun tamamının ödendiğini beyan ederek, davanın kabulü ile İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı dosyasından kısmi olarak 84.341,83 TL yönünden borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline, haksız ve kötü niyetli takip nedeni ile karşı yan aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; █████/2019 tarihinde İzmir 17. İcra Müdürlüğünde 98.485,32 TL tutarındaki alacağın tahsili için ██████████ Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacı borçlunun ise, anılan dava ile toplam 98.485,22 TL tutarındaki alacağın 84.341,83 TL'lik kısmı için borçlu olmadığını iddia ettiğini, davacı yanın iki şirketin bu zamana kadar hiç iş ilişkilerinin olmadığını, anılan davaya konu icra takibinin dayanaksız olduğunu, belirtilen borçtan hiç haberdar olmadığını ve hiçbir dayanağının olmadığı şeklindeki ifadelerle borçlu olmadığını ifade ettiğini, bu iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili tarafından davacının aldığı mal karşılığında 60 adet fatura keşide edildiğini, bu faturaların toplamının 75.162,32 TL olduğunu, 2 adet çek toplamının ise, 50.000,00 TL olduğunu, bunun sonucunda davacı tarafın müvekkiline toplam 125.162,32 TL tutarında ödeme yapması gerekirken davacı yana icra takibi öncesi yalnızca 26.677,00 TL tutarında (4 adet havale, 2 adet senet ile) ödeme yaptığını, davacı yanın müvekkiline 98.485,32 TL bakiye borcunun bulunduğunu beyan ederek, müvekkilinin banka ve ticari kayıtlarla alacağının sabit olması hasebiyle usul ve yasaya aykırı olarak açılmış olan haksız davanın reddine, kötü niyetle davanın açılmış olması ve alacağın belirlenebilir olması nedeniyle davacı yan aleyhine %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmolunmasına, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince ".... Açılan dava, davacının, İzmir 17. İcra Müdürlüğü ██████████ Esas Sayılı dosyasına konu olan, davalı şirket tarafından alacağın tahsili amacıyla İzmir 17. İcra Müdürlüğü ██████████ Esas Sayılı dosyasında davacı aleyhine başlatılan icra takibinden dolayı 84.341,83 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi taleplerine ilişkindir.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit ve istirdat davalarına ilişkin hususlar 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde; ''Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik fıkra: █████/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:█████/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik fıkra: █████/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:█████/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.'' şeklinde düzenlenmiştir.Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki yararın bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır.Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu hâlde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ Sungurtekin Özkan, M./ Özekes, M.: İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164). Davaya konu İzmir 17. İcra Müdürlüğü ██████████ Esas Sayılı dosyası incelendiğinde davalı alacaklı tarafından davacı şirket aleyhine 98.485,32 TL alacağın tahsili amacıyla █████/2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, davacı borçlu şirkete ödeme emrinin █████/2019 tarihinde Tebligat Kanununun 35. Maddesine göre tebliğ edildiği, davacı borçlu vekilinin █████/2019 tarihinde icra dosyasına sunmuş olduğu dilekçesinde, icra takibinden müvekkili şirketinin 14.10.2019 tarihinde haberdar olduğunu, müvekkili şirketin ticari kayıtları incelendiğinde takip tarihi itibari ile cari hesaptan kaynaklı olarak 14.143,49-TL borcu bulunduğunu, bakiye talep edilen 84.341,83-TL yönünden ise borcu bulunmadığını, borçlu müvekkil şirkettin mevcut 14.143,49-TL yönünden kabul edilen borcuna yönelik olarak İcra Müdürlüğünce takip masrafı, işlemiş faiz, vekalet ücreti dahil olmak üzere tüm ferilerini kapsar nitelikte hesaplama çıkarılmasını, çıkacak hesaplama uyarınca ödeme işleminin derhal yapılacağını bakiye talep edilen haksız ve mesnetsiz 84.341,83-TL yönünden ise menfi tespit davasının ikame edileceğini bildirdiği anlaşıldı.Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları celp edilerek dosya arasına alınmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline ve davalı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere taraflara ait ticari defter kayıt ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, taraf vekilleri taraflara ait ticari defter ve belgelerin bulundukları yerleri verilen kesin süreler içerisinde mahkememize bildirmişlerdir.Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, taraflara ait ticari defter ve belgeler, icra dosyası, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, taraflara ait vergi sicil kayıtları ile sair deliller birlikte değerlendirilerek; taraflara ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı, taraflara ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, bu kapsamda sahipleri lehine delil vasfı taşıyıp taşımadıkları, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, davalı şirketin davacı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, alacağı var ise miktarı, icra takibinde işletilen faiz miktar ve oranının usulüne uygun şekilde işletilip işletilmediği, icra dosyası kapsamında davacı şirket tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hangi miktarda ödeme yapıldığı hususlarının belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş,Mahkememizce görevlendirilen Mali Müşavir Bilirkişinin █████/2020 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı şirkete ve davalı şirlete ait ticari defterlerin 6102 sayılı TTK'nun 64/3. maddesi ve V.U.K. 182, 220, 221 Maddesi uyarınca yapılması gereken noter açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, 2019 yılı ticari defterlerinin kapanış tasdik yapılması zamanının henüz gelmediği için yapılmadığı, usulüne uygun tutulan ticari defterlerin sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacı şirket ticari defterlerine göre icra takip tarihi ve dava tarihi itibariyle davalı şirketin 14.143,49 TL alacaklı olduğu, davalı şirket ticari defterlerine göre icra takip ve dava tarihi itibariyle 98.485,32 TL borçlu olduğu, taraf defterlerindeki uyumsuzluğun nedenlerinin; davacı şirket ticari defterlerinde kayıt altına alınmayan toplam bedeli 4.341,83 TL olan 3 adet fatura, davacı şirket ticari defterlerinde █████/2018 tarih 15 yevmiye no ile verilen çek olarak kayıt edilen toplam bedeli 50.000,00 TL olan 2 adet çekin davalı şirket tarafından davacı şirkete keşide edildiği, davacı şirket ticari defterlerinde 2 adet çekin yanlış kayıt yapıldığı, davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davacı şirket ticari defterlerinde kayıt altına alınmamış olan █████/2018 tarihli 20.000,00 TL bedelli çekten kaynaklandığı, davacı şirket ticari defterlerinde kayıt altına alınmamış olan yukarıda listelenen 3 adet faturaya ait █████/2018 tarih 1292 nolu, █████/2018 tarih 1697 nolu ve █████/2018 tarih 1873 nolu sevk irsaliyelerinde teslim eden ve teslim alan imzası bulunmadığı görülmüş olup, faturada belirtilen ürünlerin davalı şirket tarafından davacı şirkete teslim edildiğinin ispatlanamadığı, takdiri Mahkemeye ait olmak üzere davacı şirket ticari defterlerinde kayıt altına alınmamış olan faturalarda belirtilen ürünlerin sevk irsaliyeleri ile davacı firmaya teslim edildiği ispatlanamamış olduğundan dolayı ve yapılan yanlış ve eksik kayıtların ilave/mahsup edilerek yapılan hesaplamaya göre davacı şirketin davalı şirkete 94.143,49 TL borçlu olacağını mütalaa etmiştir.Bilirkişi raporuna karşı davacı vekilinin itirazları dikkate alınarak yeniden farklı bilirkişiye dosya tevdi edilmekle Mahkememizce görevlendirilen Mali Müşavir Bilirkişinin █████/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle;"Yukarıda yer alan davalı defter ve dayanağı belgelerin kapsamında davalı şirket ile gerçekleşen işlemlerin sonucunda davacının davalıya 30.06.2019 tarihi itibari ile 98,485,32 TI borçlu olduğu tespit edilmiştir. Gerek davacı ....Şti. defter kayıt ve dayanağı belgelerinin ve gerekse davalı ...Şti nin defter kayıt ve dayanağı belgelerinin incelenmesi sonucunda sırası ile aşağıda belirtilen hususlar tespit edilmiştir. Öncelikle gerek davacı ve gerekse davalı şirketlerin yevmiye defterlerinde yer alan muhasebeleştirme işlemleri kapsamında hesapların borç ve alacak kayıtlarında yer alan tutarların incelenmesi sonucunda aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir.a ) Davacı şirketin yasal defterleri kayıtlarının incelenmesinde █████/2018 tarihli 25.000.- TI. ve █████/2018 tarihli 25.000.- TI. çekler davalı şirkete verildiğinden davalı şirketin cari hesabına borç kaydedilmiş ise de davacı tarafından davalıya verilen ....'a ait █████/2018 tarihli 25.000,00 TI ve █████/2018 tarihli 25.000,00 TI lik çeklerin tamamının davalı şirketin defter kayıtlarında davacı şirketin alacağına kaydedilmesi gerekirken davacı şirketin borcuna █████/2018 tarih 584 fiş nolu 736 yevmiye nolu işlemi kaydedildiği, Davacı tarafından davalıya verilen çeklerden █████/2018 tarih ve 9096919 nolu çekin ... Şb.ne verildiği Bu kayıt işlemi nedeni ile davalı şirket yevmiye defterinde █████/2018 tarih 2235 fiş nolu 2233 yevmiye maddesinde kayıt yapıldığı, Davalı şirket yevmiye defterinde █████/2018 tarih 2244 fiş nolu 2408 yevmiye maddesinde; verilen çekler ve ödeme emirleri 16//███████ vadeli 279096920 nolu çek 25.000,00 TL ... A.Ş. █████/2018 vadeli Z9096920 25.000,00 TL muhasebe kaydının yapıldığı ve böylece davalı şirket kayıtlarında █████/2018 tarihli fiş ile davacı şirketin borcuna kaydedildiği tespit edilmiştir. Davacı şirket kayıtlarının incelenmesinde ise davalı şirkete verilmiş olan ....'a ait █████/2018 tarihli 25.000,00 ve █████/2018 tarihli 25.000,00 TI lik çeklerin █████/2018 tarih 15 yevmiye nolu işlem kaydında aşağıdaki kayıtta görüldüğü üzere davalı şirketin cari hesabına borç kaydedildiği tespit edilmiştir. Davacı şirket kayıtlarında yer alan her biri 25.000.- TI olup 2 adet çekin yukarıda da ifade edildiği üzere davalı şirketin cari hesabına 50.000.TI lik tutar borç olarak kaydedilmiştir. Dolayısı ile davacı şirket defterine yapılmış olan kayıt işlemi yerindedir. Tarafların defter kayıtları dikkate alındığında davacı tarafından davalıya her biri 25.000.- TI olan 2 adet çekin verilmesi sonucunda davacı defter kayıtlarında muhasebe teknik ve prensiplerine uygun işlem yapıldığından davalı şirket kayıtlarında yer alan █████/2018 tarih ve 736 nolu yevmiye kaydının 50.000.- TI. davalı şirketin borçlandırılmasının yerinde olmadığı dolayısı ile davacı defterinde 50.000.- TI. nin davacı cari hesabına alacak kaydının yapılması gerektiği böylece davalı defter kayıtlarında davacının cari hesabına borç kaydedilmiş olan 50.000.- TI nin 143,662,32 lik toplamdan düşülmesi gerekir ve böylece davacının davalıya olması gereken borcu ( 143.662,32 - 50.000.) 93.662,32 TI den ibaret olacaktır. b ) Davalı defterlerinde █████/2018 tarih ve 1944 nolu belgeye istinaden 864,89 TlI.nin davacının borcuna kayıtlı olduğu, ancak davacı defter kayıtlarında bu konuda kayıt işleminin bulunmadığı,bu nedenle davacının borcundan 864,89 TI. nin de düşülmesi gerekir ve böylece davacının toplam borcu (93.662,32 — 864,89 ) 92.797,43 TL den ibaret olacaktır. c ) davalı defterinde █████/2018 tarihli kayda istinaden davacıdan 8711 nolu █████/2019 vadeli .... 20.000,00 TL.lik ve 75855 nolu ve de █████/2019 - vadeli 18.500,00 TL çeklerin davacı hesabına alacak kaydedildiği , 18.500,00 Ti.lik çekin karşılıksız çıkmasından dolayı davacı şirketin cari hesabına borç kaydının yapıldığı bilahare █████/2019 tarihinde davacı alacağına borç kaydedilmiş ve aynı tarihte 18.500,00 TI EFT gönderilmesi nedeni davacı şirket hesabına alacak kaydedilmiş ise de kayda alınmayan 8711 nolu █████/2019 tarihli 20.000,00 TlLlik çekin davacı şirketlerinde kayıtlı olmadığından davacının davalıya olması gereken borcu (92.797,43 — 20.000.00 ) 72.797,43TI den ibaret olacaktır. d ) Davalı defterlerinde █████/2018 tarih madde kaydında 2538 nolu faturaya istinaden 866,31 TI. nin kayıtlı olduğu ancak davacı defter kayıtlarında bu konuda kayıt işleminin bulunmadığı ,bu nedenle davacının borcundan 866,31 TI nin de düşülmesi gerekir ve böylece davacının toplam borcu (72.797,43 — 866,31 ) 71.931,12 TI den ibaret olacaktır." şeklinde tespitte bulunmuştur.Dosyada mevcut █████/2020 tarihli bilirkişi raporu ve █████/2021 tarihli bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmek suretiyle taraf itirazları incelenmek suretiyle dosyanın rapor aldırılmak üzere resen belirlenecek Mali Bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup Mahkememizce görevlendirilen Mali Müşavir Bilirkişinin █████/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle "İki tarafın defterleri incelendiğinde ticari defterlerdeki farklılığın, davacı şirketin ticari defterlerinde toplam değeri 4.341,83TL olan üç adet faturanın kayıt edilmemesi, davacı şirketin ticari defterlerinde davalı şirket tarafından davacı şirkete keşide edilen toplam değeri 50.000TL olan iki adet çekin yanlış kayıt edilmesi ve davalı şirketin ticari kayıtlarında olmasına rağmen davacı şirketin kayıtlarında olmayan 20.0001L bedelli çek ödemesinin kayıt edilmemesinden kaynaklı olduğu tespit edilmiştir. Bu farklılıklar iki tarafında cari hesabında düzeltildiğinde davacı şirketin davalı şirkete 94.143,49 TL borçlu olduğu.." tespitinde bulunulmuştur.Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın davacı şirketin, İzmir 17. İcra Müdürlüğü ██████████ Esas sayılı dosyasında davacı şirket aleyhine başlatılan icra takibinden dolayı davalıya takip dosyasından tahsili talep edilen 84.341,83 TL yönünden borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin olduğu, İzmir 17. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı dosyasında davalı alacaklı vekilinin davacı borçlu aleyhine 98.485,32-TL üzerinden icra takibi başlattığı, bilirkişi raporlarında davalı tarafın ticari defterleri incelendiğinde icra takip tarihi itibari ile davacı şirketin davalı şirkete 94.143,49 TL borçlu olacağının, davacı şirket ticari defterlerine göre icra takip tarihi ve dava tarihi itibariyle davalı şirketin 14.143,49 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, ticari defterlerdeki farklılığın, davacı şirketin ticari defterlerinde toplam değeri 4.341,83TL olan üç adet faturanın kayıt edilmemesi, davacı şirketin ticari defterlerinde davalı şirket tarafından davacı şirkete keşide edilen toplam değeri 50.000 TL olan iki adet çekin yanlış kayıt edilmesi ve davalı şirketin ticari kayıtlarında olmasına rağmen davacı şirketin kayıtlarında olmayan 20.000TL bedelli çek ödemesinin kayıt edilmemesinden kaynaklı olduğunun tespit edildiği, bu farklılıklar iki tarafında cari hesabında düzeltildiğinde davacı şirketin davalı şirkete 94.143,49 TL borçlu olduğunun bilirkişi raporlarında tespit edildiği fakat bilirkişilerce davalıya ait ticari defterlerde kayıtlı olan █████/2018 tarih 1292 nolu, █████/2018 tarih 1697 nolu ve █████/2018 tarih 1873 nolu sevk irsaliyelerinde teslim eden ve teslim alan imzası bulunmadığından faturada belirtilen ürünlerin davalı şirket tarafından davacı şirkete teslim edildiği ispatlanmadığından söz konusu fatura bedellerinin hesaplamaya dahil edilmemiş ise de davacının dava dilekçesinde taraflar arasındaki ticari ilişkiye dair itirazının olmadığı bu kapsamda başlatılan icra takibinde tahsili talep edilen borç miktarına itiraz ettiği yine yapılan ticari defter incelemesinde düzenlenen raporda tespit edilen fatura içeriklerindeki malların teslim edilmediğine dair itirazı bulunmadığı, davacı tarafça borçlu olunmadığı iddiasının taraf defterleri üzerinde yapılan incelemede ispat edilemediği, davacı tarafça iddiasının başkaca usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlanamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile " Davanın REDDİNE'' karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin gerekçesinde; hiçbir itirazlarına değerlendirme ve gerekçe göstermeksizin aleyhlerine karar verildiğini, karar gerekçesinin ise; sadece bilirkişi raporlarına dayandırıldığını, ancak dosyanın defalarca bilirkişiye gitmesine, taraflarının dilekçe ile istinaf gerekçesi yapmış olduğu itirazlara yönelik itirazda bulunulmasına karşın, hiçbir gerekçe olmaksızın rapor hazırlandığını, söz konusu raporlara itirazlarına rağmen, ilk derece mahkemesi hakimi tarafından gerekçe ile değerlendirilmesinin istenilmesine rağmen anılan husustan kaçınıldığını, son derece aleyhlerine ağır bir karar verildiğini, davanın temelinde söz konusu çeklerin değerlendirilmesi olduğu halde davanın temeline ilişkin gerekçenin açıklanmadan hüküm kurulması yoluna gidildiğini, öncelikle söz konusu çeklerin karşı yanın dönem itibari ile müvekkili şirkete borçlu olması nedeni ile taraflarına ödeme olarak verilmiş çekler olduğunu, söz konusu çeklerin hem müvekkilinin ticari defterinden hem de karşı yan defterinde birbirine ters kayıt olarak işlendiğini, karşı yanın ticari defterlerinin müvekkili şirket kayıtlarına göre neden üstün tutulduğunun ne ilk derece mahkemesinin kararında ne de mahkeme kararının gerekçe yapıldığı bilirkişi raporunda tartışılmadığını, çekin kambiyo evrakı olduğunu, hukuken borç ödeme aracı olduğunu, bu hususun aksinin yine yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini, ancak böyle bir belgenin sunulmamasına rağmen bu konuda aleyhlerine karar verildiğini, davalı yanın, 25.06.2020 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde "... Oysa ki davacı yan bu çekleri müvekkilimizden borç olarak almış ve kullanmıştır..." beyanında bulunulduğunu, bu beyan ile iddia olunan alacak nedeninin tadil edildiğini, ispat yükünün karşı yana geçtiğini, davalı yanın beyanının karşılığında, söz konusu çekleri hatır çeki olarak verdiğini iddia eder hale geldiğini, ancak ilk derece mahkemesinin bu husustaki beyanını görmezden gelerek gerekçesinde tartışmadığını, aynı şekilde hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda da anılan beyanın hak ve alacağı belirlemede etkisi üzerine yine hiçbir değerlendirme yapılmadığını, davalı yanın cevap dilekçesinde ve taraflarınca verilen tüm beyan dilekçelerinde, dosya kapsamında alınmış bulunan bilirkişi raporları ile sabit olduğu üzere müvekkili şirketin karşı yandan mal satın alan bunun karşılığı ödeme yapan taraf olduğunu, karşı yanın ise, mal satan bunun karşılığı olarak ödeme alan taraf olduğunu, tarafların karşılıklı ticari ilişkisinde doğal olarak tek yanlı hareketlerin mevcut olduğunu, karşı yanın satmış olduğu mallara karşılık fatura kestiğini, müvekkili şirketin de ödeme yaptığını, taraflarının, karşı yana bir tek gram dahi mal ve hizmet satmadığını, bunun karşılığı fatura kesmediği halde, neden karşı yan tarafının ödeme yaptığı hususunun mahkeme gerekçesinde değerlendirilmediğini, kasıtlı olarak kaçınıldığını, taraf ticari ilişkisinin doğal akışına aykırı olarak mahkemenin hüküm kurduğunu, bu hükme yönelik olarak da en küçük bir değerlendirmede bulunulmadığını, davalı yanın 25.06.2020 tarihli beyanının, belgenin kambiyo rejimine tabi olmasına rağmen aksi yönde karar verilmesi, karşı yanın iddiasına yönelik en küçük yazıl delil ortaya koymaması, müvekkilinin ticari defterlerinin de karşı ile aynı nitelikte olmasına rağmen neden karşı yan defterinin üstünlük tanındığına ilişkin değerlendirme ve gerekçenin ortaya konulmaması nedeni ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ve bozulması gerektiğini, davalı yanın cevap ve beyan dilekçelerinde dahi yer almayan tespit ve gerekçe ile ret gerekçesi oluşturulduğunun açık olduğunu, ancak 50.000,00 TL bedele ilişkin çeklere yönelik herhangi bir gerekçe açıklamayan mahkemenin bu hususta gerekçe ile karar alması nedeni ile öncelikle samimi olarak teşekkür ettiklerini beyan ettiklerini, mahkemenin gerekçesinin "...taraflar arasındaki ticari ilişkiye dair itirazının olmadığı..."na dayandığını, taraflar arası mal satımı ve ödemelerinin söz konusu bulunduğu halde ticari ilişkiye itiraz edilme nedeninin, neden aradığına ilişkin en küçük bir fikirlerinin ve çıkarımlarının oluşmadığının taraflarınca anlaşılamadığını, taraflar arasında mal satımı ve ödeme olduğunu, taraflar arası ticari bir ilişkinin de bulunduğunu, taraflar arası ihtilafın ancak dava dosyasının bilirkişiye gönderilmesi ve sonrasında yapılan inceleme neticesinde ortaya çıktığını, mahkemece taraflarının bilmediği, taraflarına teslim dahi edilmemiş faturalara yönelik olarak itiraz kaydının aranmakta olup, bu hususun kabul edilebilir bir yanının bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin, karşı yanın savlarını basit gerekçe ve değerlendirme yapmadan dahi kabul etmekte iken, alınmış bulunan tüm bilirkişi raporlarında ittifak halinde kabul edilmiş bir durumda iken tarafları aleyhine olumsuz yorum ve değerlendirme bulunduğunu, usul ve yasaya aykırı olarak taraflarından ispat istediğini, ilk derece mahkemesi kararının bu yönüyle de usul ve yasaya aykırı olması nedeni ile kaldırılmasını talep ettiklerini, 25.000,00 TL'lik 2 adet çek toplamı 50.000,00 TL’lik çeklere ilişkin olarak verilmiş kararın özellikle davalı yanın 25.06.2020 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde "... Oysa ki davacı yan bu çekleri müvekkilimizden borç olarak almış ve kullanmıştır..." beyanı ile birlikte değerlendirilmesini, taraflar arası ticari ilişkinin doğası gereği tek yönlü mal satımı ve bedel ödemenin mevcut olması karşısında usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkeme kararının bozulmasını, ilk derece mahkeme kararının 1994-2357-2538 nolu ve 4.341,83 TL 3 adet faturaya ilişkin kısmının usul ve yasaya aykırı olması nedeni ile kararın bozularak kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 72. maddesi gereğince açılmış olan menfi tespit davasıdır.6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " davacının dava dilekçesinde; taraflar arasındaki ticari ilişkiye dair itirazının olmadığını, başlatılan icra takibinde tahsili talep edilen borç miktarına itiraz ettiğini, yapılan ticari defter incelemesinde düzenlenen raporda tespit edilen fatura içeriklerindeki malların teslim edilmediğine dair itirazının bulunmadığını, davacı tarafça borçlu olunmadığı iddiasının taraf defterleri üzerinde yapılan incelemede ispat edilemediğini, davacı tarafça iddiasının başkaca usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlanamadığının anlaşıldığından davanın reddine " karar verilmiştir.İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dava konusu İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine 98.485,32-TL üzerinden ilamsız icra icra takibi başlatıldığı, davacı borçlu vekili tarafından icra takip dosyasına sunulan 14.10.2019 tarihli dilekçe ile borcun 14.143,49 TL'lik kısmının kabul edildiği, bakiyesi olan 84.341,49 TL'si için de menfi tespit davası açılacağının belirtildiği ve 84.341,49 TL için eldeki menfi tespit davasının açılmış olduğu görülmüştür.Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan 11.05.2020 tarihli kök ve aynı bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda sonuç olarak; davacı şirket ticari defterlerine göre icra takip tarihi itibariyle davalı şirketin 14.143,49 TL alacaklı olduğu, davalı şirket ticari defterlerine göre icra takip tarihi itibariyle davacının 98.485,32 TL borçlu olduğu, bu şekilde her iki şirket ticari defterleri arasında ( 98.485,32 TL - 14.143,49 TL=) 84.341,49 TL fark bulunduğu, taraf ticari defterleri arasındaki iş bu farkın; davalı tarafça davacı adına düzenlenen ve davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davacı şirket ticari defterlerinde kayıt altına alınmayan toplam 4.341,83 TL bedelli 3 adet faturadan, davalı şirket tarafından davacı şirkete keşide edilen toplam 50.000,00 TL bedelli 2 adet çekin davacı şirket ticari defterlerinde █████/2018 tarih ve 15 yevmiye no ile verilen çek olarak yanlış kayıt yapılmasından ve davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davacı şirket ticari defterlerinde kayıt altına alınmamış olan █████/2018 tarihli 20.000,00 TL bedelli 1 adet çekten kaynaklandığı, davacı şirket ticari defterlerinde kayıt altına alınmamış olan 3 adet faturaya ait █████/2018 tarih 1292 nolu, █████/2018 tarih 1697 nolu ve █████/2018 tarih 1873 nolu sevk irsaliyelerinde teslim eden ve teslim alan imzası bulunmadığı, faturada belirtilen ürünlerin davalı şirket tarafından davacı şirkete teslim edildiğinin ispatlanamadığı, bu şekilde yapılan yanlış ve eksik kayıtlar ilave/mahsup yapılmak suretiyle yapılan hesaplamaya göre davacı şirket ticari defterlerindeki takip tarihi itibarıyla davalıya borç kaydı olan 14.143,49 TL'ye davalı şirket tarafından davacıya keşide edilen ve her biri 25.000,00 TL'den iki adet çek bedeli olan 50.000,00TL çekin davacı şirket ticari defterlerinde davalıya alacak kaydedilmesi gerekirken yanlışlıkla borç kaydedilmesi neticesinde ters kayıt yapıldığında oluşacak bakiyenin (14.143,49 TL+50.000,00TL=) 64.143,49 TL olacağı, bu şekilde hiç çek verilmemiş gibi bakiyenin tespit edildiği, davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davacı şirket ticari defterlerinde kayıt altına alınmamış olan █████/2018 tarihli 20.000,00 TL bedelli 1 adet çek bedeli mahsup edildiğinde (64.143,49 TL - 20.000,00 TL=) 44.143,49 TL kalacağı, bu tutara da davalı tarafça davacıya keşide edilen iki adet toplam 50.000,00 TL çek bedeli ilave edildiğinde davacı şirketin takip tarihi itibarıyla davalı şirkete (44.143,49 TL + 50.000,00 TL=) 94.143,49 TL borçlu olacağı, ayrıca davalı tarafça kanıtlanamayan toplam 4.341,83 TL bedelli 3 adet davalı faturasının ise hesaplamaya dahil edilmediği bildirilmiştir.Dosyada mevcut olan ve en son düzenlenen 10.10.2022 tarihli raporda aynı yöndedir. Dosyada bulunan ve taraf ticari defterleri arasındaki farkı oluşturan her biri 25.000,00 TL'den iki adet çekin incelenmesinden .... şubesine ait olup her biri davalı şirket tarafından davacı şirket lehine keşide edilmiş, yine her bir 25.000,00 TL bedelli ve 30.06.2018 ve14.07.2018 keşide tarihli çekler olduğu görülmüştür. Mali müşavir bilirkişi .... tarafından düzenlenen 13.10.2020 tarihli ek raporda ve yine Doç.Dr .... tarafından düzenlenen 10.10.2022 tarihli raporlarda muhasebe tekniği açısından davalı tarafça davacıya keşide edildiği anlaşılan iş bu iki adet çekin, davacı ticari defterlerinde davalı cari hesabına alacak kaydedilmesi gerekirken yanlış kayıtla borç olarak kaydedildiğinin tespit edildiği bildirilmiştir. Bu nedenle davacı vekilinin bu hususa değinen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Ancak davalı tarafça davacı adına düzenlenen ve davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davacı şirket ticari defterlerinde kayıt altına alınmayan toplam 4.341,83 TL bedelli 3 adet fatura muhteviyatı mal ve hizmetin davacıya verildiğinin davalı alacaklı tarafından ıspatlanması gerekmektedir. Bu faturalara ilişkin olarak sunulan sevk irsaliyelerinde teslime ilişkin imza bulunmamakla birlikte davalı cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmıştır. Bu nedenle iş bu faturalar yönünden davalı tarafa yemin delili hatırlatılmak ve yukarıda belirtilen ve davalı şirket tarafından davacıya keşide edilen ve bu nedenle davalı şirket ticari defterlerinde davacıya "borç" kaydedildiği anlaşılan her biri 25.000,00 TL bedelli iki adet çekin davacı tarafça tahsil edilip edilmediği ve yine davalı şirket ticari defterlerinde █████/2018 tarihinde kayıt altına alınmasına rağmen davacı şirket ticari defterlerinde kayıt altına alınmadığı mali müşavir bilirkişi tarafından tespit edilen 11.05.2020 havale tarihli raporun 7. sayfasındaki tabloda gösterilen "8711 nolu 21.03.2019 vade tarihli" ve 20.000,00 TL bedelli 1 adet .... çekinin davacı tarafça tahsil edilip edilmediği usulünce araştırılmak suretiyle oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır.Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen █████/2022 tarih ve █████████ Esas ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 179,90 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde iadesine,5-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,7-Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. █████/2026