Türk Asliye Ticaret Mahkemesinde İsviçre Mahkemesince verilen, köprü genleşme derzi imalatı sözleşmesinden kaynaklanan Euro alacağın tanınması ve tenfizi davasına ilişkin gerekçeli karar.
Özet: Almanya merkezli davacı bir şirketin, Sudandaki köprü genleşme derzleri tedariki sözleşmesinden kaynaklanan alacağı nedeniyle Türkiye merkezli davalı şirkete karşı açtığı davada, İsviçre Bern Kanton Yüksek Mahkemesi Ticaret Mahkemesinin 30.06.2017 tarihli, davalıdan 42.983,65 Euro anapara, 29.10.2012den itibaren %5 faiz ve yargılama giderlerinin tahsiline hükmeden kararının Türkiyede tanınarak tenfiz edilerek icra edilmesi talep edilmiş olup, davalının süresinde cevap dilekçesi sunmaması üzerine mahkeme, yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfiz şartlarını değerlendirmektedir.

T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINAYARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████BAŞKAN : ... ...ÜYE : Dr. ... ...ÜYE : ... ...KATİP : ... ...DAVACI : ... - AVEKİLİ : Av. ...DAVALI : ... - ... ...DAVA : Tanıma Ve TenfizDAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin merkezinin Almanya’da davalının merkezinin ise ...'da bulunduğunu, taraflar arasında 11 Mayıs 2005 tarihinde Sudan’da iki adet köprünün, yani “E......ab” ve “......i” adındaki köprülerinin genleşme derzinin imalatı ve tedariki hakkında bir sözleşme yapıldığını, davalının sözleşmeye aykırı olarak haksız yere onay vermekten kaçınmasına istinaden genleşme derzlerini etkili bir şekilde imal ve tedarik edilemediğinden müvekkilinin, sadece genleşme derz planlarını hazırlayarak sözleşmenin ilk kısmını ifa ettiğini, genleşme derz planlarının hazırlanıp davalıya gönderilmesinin ardından davalı tarafından müvekkiline herhangi bir cevap verilmediğini, davalı tarafından iki yıl süreyle onay beyanı verilmemesi ve işin diğer vade süreçleriyle ilgili bilgi verilmemesinin ardından müvekkilinin davalıya 30 Temmuz 2008 tarihinde ilk kez fatura düzenlediğini, müvekkilinin bu faturayla tenfizi istenilen yabancı mahkeme kararının konusu olan 42.983,65 EURO tutarındaki meblağı talep ettiğini, faturanın ödenmemesi üzerine İsviçre Bern Kantonu Yüksek Mahkemesi (İstinaf Mahkemesi) Ticaret Mahkemesi nezdinde bir alacak davası açıldığını, yabancı mahkeme tarafından usulüne uygun bir şekilde yapılan yargılama neticesinde; 30.06.2017 tarihinde verilen ekli karara göre 42.983,65 EURO alacağın 29.10.2012 tarihinden işleyecek %5 faizi ile birlikte tahsiline, 8.000 CHF yargılama giderinin tahsiline, 11.500 CHF taraf masrafının (vekalet ücreti) tahsiline karar verildiğini, dosya numarasının HG 13 161 olup, apostilli aslı ve yeminli tercümesinin ekte sunulduğunu, İsviçre Bern Kantonu Yüksek Mahkemesi (İstinaf Mahkemesi) Ticaret Mahkemesi tarafından verilen karar ile müvekkilinin davalılardan alacaklı olduğuna 30.06.2017 tarihinde karar verilmiş olup, karara 29.09.2017 tarihinde kesinleşme şerhi verildiğini, karara göre alacağa 29.10.2012 tarihinden itibaren %5 faiz işletileceğini, davalıların müvekkiline olan ilama bağlı borcunu ödemediği gibi ödeme yönündeki tüm istekleri de cevapsız bıraktığını, bu nedenle İsviçre Bern Kantonu Yüksek Mahkemesi (İstinaf Mahkemesi) Ticaret Mahkemesi 30.06.2017 Tarih ve HG 13 161 Sayılı Kararının tanınarak; 42.983,65 EURO alacağın, mahkeme kararında yazılı olduğu şekilde 29.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek %5 faiziyle birlikte; davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmek suretiyle tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP:Davalı tarafa usulüne uygun şekilde tebligat yapılmış olmasına rağmen cevap dilekçesi sunulmamıştır.GEREKÇE:Dava, yabancı mahkeme tarafından verilen kararın tanınması ve tenfizine ilişkindir.Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 50 ilâ 59. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Kararın tenfiz edilmesinde hukukî yararı bulunan herkes tenfiz isteminde bulunabilir. Tenfiz kararı, Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması, ilâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması, şartlarının sağlanması halinde verilebilir. Bilindiği üzere, kural olarak, Türk usul hukukunda dava açmak, davaya katılmak veya icra takibinde bulunmak için teminat yatırmak gerekmemektedir. Ancak bunun iki istisnası bulunmaktadır. Bunlardan ilki 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 84. maddesinde yer almaktadır. Bahsi geçen maddeye göre, Türkiye’de mutad meskeni olmayan Türk vatandaşının dava açması, davacı yanında davaya müdahil olarak katılması veya takip yapması halinde uygun bir teminat yatırmasının talep edileceği ifade edilmiştir. Eldeki davada davacı Alman merkezli tüzel kişi olduğundan ve HMK'nın 84. maddesindeki teminatın yükümlüsü genel itibariyle Türk vatandaşları olduğundan, ilgili maddenin somut uyuşmazlıkta uygulanabilirliği bulunmamaktadır. Teminata ilişkin olarak ikinci istisnai düzenleme ise, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)’un 48. maddesinde yer almaktadır. MÖHUK'un 48/1. maddesi uyarınca, Türkiye’de dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. MÖHUK'un 48/2. maddesinde ise yabancının teminattan muaf tutulabilmesi için karşılıklılığın bulunması gerektiği belirtilmiştir. Bahsi geçen maddelerden çıkan sonuç şudur: 1) Davayı açanın, davaya katılanın veya icra takibi yapanın yabancı olması, 2) Yabancının vatandaşı olduğu devlet ile Türkiye arasında karşılıklılığın bulunmaması durumunda yabancı teminat göstermekle yükümlüdür. Karşılıklılık; akdi veya fiili karşılıklılık şeklinde ortaya çıkabilir. Yabancının vatandaşı olduğu devlet ile Türkiye arasında teminattan muafiyete ilişkin ikili veya çok taraflı anlaşma mevcut ise akdi mütekabiliyetten söz edilmektedir. Bu bağlamda, Türkiye ve İsviçre'nin de taraf oldukları çok taraflar Lahey Sözleşmesi uyarınca davacı teminattan muaf olduğundan davacıdan teminat alınmamıştır.Yabancı mahkeme tarından verilen karar, onanmış tercümesi ve asıllarıyla birlikte dosyaya ibraz edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti ile İsviçre Devleti arasında 1 Haziran 1933 tarihinde ...'da imza edilmiş olan Medenî ve Ticarî Mevatta Adli Münasebetleri Tanzim Eden Mukavelename'nin imzalandığı ve sözleşmenin usulüne uygun şekilde yürürlüğe konulduğu, bu sözleşmede karşılıklı tanıma ve tenfiz hususunun düzenlendiği dolayısıyla kararı veren devlet ile ülkemiz arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşmanın bulunduğu anlaşılmıştır.İsviçre Bern Kantonu Yüksek Mahkemesi (istinaf mahkemesi) Ticaret Mahkemesinin █████/2017 tarih ve HG 13 161 sayılı kararı ve kararın Türkçe tercüme edilmiş halinin incelenmesinde; davacının ..., Frankfurter Ring 193, DE-80807 Münih, davalının ... Mimarlık Mühendislik İnşaat ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, davanın taraflar arasında Sudan'daki iki köprü için genleşme derzinin imalatı ve tedarikine ilişkin olarak imzalanan █████/2005 tarihli asıl sözleşmesi ile █████/2006 tarihli ek sözleşme nedeniyle davacının ödenmeyen alacağının tahsili amacıyla açmış olduğu dava olup, adı geçen yabancı mahkemenin yapmış olduğu yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile; "...1-) Davalının davacıya 42.983,65 EURO ile 29.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek %5 faizini ödemesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-) Mahkeme masraflarının 11.810,20 CHF (ilam harcı 8.000,00 CHF, çeviri ücreti 3.810,20 CHF) olarak tespitine ve davalıya yüklenmesine, bu masrafın davacı tarafından ödenen gider avansından karşılanmasına; davalının davacıya 8.000,00 CHF, mahkeme veznesine de 3.810,20 CHF ödemesine,3-Davalının davalıya 11.500,00 CHF tutarında taraf masrafı (vekalet ücreti) ödemesine,..." şeklinde karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.Tenfizi istenilen yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine aykırı olmadığı, Türkiye Cumhuriyeti ile İsviçre devleti arasında mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin olarak karşılıklık ilkesinin uygulandığı, bu yöndeki dava şartının da gerçekleştiği tespit edilmiştir. Toplanan delillerden, davacının Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku hakkında kanunun ilgili maddelerinde belirtilen şartları taşıyan dava konusu yabancı mahkeme kararının Türkçe onaylı tercümesi ile aslının sunulduğu, tanıma ve tenfize konu uyuşmazlığa ilişkin kararın taraflar arasındaki ticarî ilişkiden kaynaklanan alacak iddiasına ilişkin olduğu, karar içeriği yönünden de Türk kamu düzenine aykırı bir hususun bulunmadığı, diğer şartlarında gerçekleştiği tespit edilmekle, 5718 sayılı Kanunda kabul edilen sisteme göre, tenfiz hâkimince, yabancı mahkeme kararının esastan incelenemeyeceği ve hukuka uygunluğunun denetlenemeyeceği, tenfiz hâkiminin tenfiz şartları dışında ilamın içeriği üzerinde incelemede bulunma hak ve yetkisinin olmadığı da dikkate alınarak davacının açmış olduğu davasının kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm krulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçe uyarınca;1-Davanın KABULÜ ile İsviçre Bern Kantonu Yüksek Mahkemesi (İstinaf Mahkemesi) Ticaret Mahkemesi'nin █████/2017 tarih ve HG 13 161 sayılı kararının TANINMASINA ve TENFİZİNE,2-Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,4-Davacı tarafından yapılan 225,00 TL ( ilk yargılama gideri, posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde davacıya İADESİNE,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025Başkan ... ✎E-imzalıdırÜye ... ✎E-imzalıdırÜye ... ✎E-imzalıdırKatip ... ✎E-imzalıdır