İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin ticari alım satım ilişkisinden kaynaklanan cari hesap alacağına dair ilamsız icra takibine itirazın iptali kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı şirketin, taraflar arasındaki ticari ilişkiden doğan 35.879,80 TL tutarındaki cari hesap alacağını tahsil etmek amacıyla davalı şirket aleyhine başlattığı ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle açtığı davayı ele almaktadır; davacı, davalının haksız itirazının iptali ile icra inkar tazminatı ödenmesini talep ederken, davalı ise borcun mevcut olmadığını, tüm ödemelerin yapıldığını savunarak davanın reddi ve kötü niyet tazminatı hükmedilmesini istemiş, ilk derece mahkemesi ise, icra takibine itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına ilişkin yasal düzenlemeler çerçevesinde tarafların iddia ve savunmalarını değerlendirmiştir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2022NUMARASI : ████████ Esas ████████ KararDAVA : İTİRAZIN İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026 Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında mal alışverişinden kaynaklı ticari ilişkileri bulunduğundan aralarında cari hesap ilişkisinin mevcut olduğunu, müvekkilinin borçlu şirketten 35.879,80 TL bakiye alacağının bulunduğunu, davalı borçlu şirketin 35.879,80 TL tutarındaki borcunu müvekkiline ödememiş olması nedeni ile taraflarınca davalı borçlu şirket aleyhine İzmir 8 İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibinin başlatıldığını, icra dosyasından gönderilen ödeme emrinin davalı borçlu şirkete 01.11.2021 tarihinde tebliğ edildiğini ve borçlu şirketin 04.11.2021 tarihli itiraz dilekçesi ile müvekkilinden hiçbir şekilde borçlu olmadığına dair haksız ve dayanaksız şekilde itiraz edildiğininden bahisle haksız ve kötü niyetli olarak yapılan itirazın iptaline ve davalının müvekkiline borcunun %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın İzmir 8.İcra Müdürlüğü nezdinde bulunan ██████████ Esas sayılı dosya üzerinden müvekkili şirket ile aralarında mal alışverişinden kaynaklanan ticari ilişki nedeni ile cari hesap alacağının bulunduğundan bahisle 7 örnek ilamsız takip başlatıldığını, taraflarınca hukuki dayanağı bulunmayan icra takibine itiraz edildiğini, davacı tarafın anılan dava ile itirazlarının iptalini talep ederek delil olarak faturaların bulunduğu 02.01.2020 ile 18.07.2020 tarihleri arasında olan cari hesap kayıtları tetkik edildiğinde, müvekkilinin borçlu olduğunun ortaya çıkacağının iddia edildiğini, ancak başlatılan icra takibinin ticari ilişkileri nedeni ile cari hesap alacağının bulunduğuna yönelik olduğunu, takiple bağlılık gereği tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenerek, cari hesap alacağının olup olmadığının tespit edilebileceğini, müvekkilinin davacı tarafta olan ticaretlerinde tüm alışverişlerin faturaların sisteme işlendiğini ve karşılığı olan bedellerin de ödendiğinin belirtildiğini, sistemde kayıtlı olanlar dışında faturaların olması halinde davacı tarafça iddia edildiği gibi bir imza bulunmakta ise, faturaları ve imzaları kabul etmediklerini, açıkça izaha çalıştıkları bu çerçevede davacı tarafça müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibine konu edildiği gibi bir borcun bulunmaması nedeni ile açılan eldeki itirazın iptali davasının reddine, haksız ve kötü niyetli olarak başlatılan icra takibi ve ikame edilen eldeki dava nedeni ile davacı taraf aleyhine davanın esas değerinin %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "....Açılan dava, taraflar arasındaki ticari alım satım ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkindir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:█████/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır. Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., ███████ K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.İzmir 8. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının davacı ... olduğu, borçlunun davalı ... olduğu, davacı alacaklı vekilinin borçlu aleyhine 35.879,80-TL asıl alacak ve 7.935,17-TL işlemsiz faiz olmak üzere toplam 43.814,97-TL üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.█████/2022 tarihli duruşma tutanağının 6 numaralı ara kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ticari defter kayıt ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davacı vekili davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.█████/2022 tarihli duruşma tutanağının 7 numaralı ara kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davalı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davalı şirkete ticari defter kayıt ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davalı vekili davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler, İzmir 8. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı dosyası, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar, cari hesap kayıtları ve sair deliller birlikte değerlendirilerek; taraflara ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı, taraflara ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, taraflara ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki ticari alım satım ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve cari hesap kayıtlarından kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, alacağı var ise miktarı, icra takibinde işletilen faiz miktar ve oranının usulüne uygun şekilde işletilip işletilmediği hususlarının belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi █████/2022 havale tarihli raporunda sonuç olarak, davacı tarafın 2019 ve 2020 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tastiklerinin süresinde yapıldığı, yasal defterlerini muhasebe usul ve esaslarına uygun kayıt ettiği tespit edilmiş olup takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere lebine delil teşkil edebileceğini, davalı tarafın muhasebe bürosunda yapılan tespitte ticari defterlerinin tastikli yasal defterlere henüz yazdırılmadığının ve kapanış noter tastikinin yapılmadığının beuyan edildiği,yasal süresinde yazdırılıp noter kapanış onayı yapılamayan defterlerin HMK hükümleri gereğince sahibi lehine delil teşkil edemeyeceğini, taraflar arasında 2019 ve 2020 yıllarında gerçekleşen cari hesaba ilişkin çalışmada davacı tarafından düzenlenen e-arşiv faturaların üzerinde "irsaliye yerine geçer" ibaresi yazdığı, faturaların açık fatura şeklinde düzenlendiği, gelirler idaresine usulüne göre beyan edildiği,e-arşiv faturaların bazılarının üzerinde faturayı ve malı teslim alanların isimleri veya imzalarının bulunduğu, davalı tarafça sunulan SGK hizmet dökümü kayıtlarında, fatura ve malı teslim alan kişilerin isimlerinin ve imzalarının bulunduğu, davacı tarafın düzenlediği faturalara ilişkin davalı tarafça 8 gün içinde itirazda bulunulmadığını, davacı taraf defterlerinde davalı tarafın kredi kartı ile yaptığı ödemelerin yer aldığı, davalı tarafça davacının düzenlediği faturaların hiç birinin gelirler idaresine bildirilen BA formlarında kayıtlı olmadığı, bu durumda taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğundan söz etmenin mümkün olduğu, davacı şirketin ticari defter ve belgelerine göre davalı şirketten 34.440,29-TL asıl alacak ve 271,75-TL temerrüt faizi alacağı bulunduğunu mütalaa etmiştir. Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinin netice-i talep kısmında davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsilinin talep edildiği, İzmir 8. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı aleyhinde 35.879,80-TL asıl alacak ve 7.935,17-TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 43.814,97-TL'nin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu vekilinin itiraz dilekçesinde ödeme emrinde yer alan asıl alacak ve ferilerin tamamına itiraz ettiğini belirttiği, ancak davacı vekilince açılan iş bu dava açısından dava değerinin 35.879,80-TL olarak gösterildiği, ancak netice-i talep açısından davalının itirazının tamamının reddinin talep edildiği dikkate alındığında itirazın iptali talebinin 43.814,97-TL'ye yönelik olduğu, dava değerinin ise 35.879,80-TL olarak gösterildiği, bu kapsamda dava değeri ile netice-i talep açısından çelişki durumunun söz konusu olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinden davalı borçlu vekilinin İzmir 8. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı dosyasındaki icra takibine yapmış olduğu itirazın hangi alacak kalemleri ve bedeller yönünden iptaline karar verilmesinin talep edildiği hususunda sorulmakla, davacı vekilinin davayı asıl alacak üzerinden ikame ettiklerini, faize yönelik bir talepleri olmadığını beyan ettiği görülmüştür.Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun █████████ Dosya ███████████ Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir 8. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Bilirkişinin █████/2022 havale tarihli raporu ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki ticari alım satım ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkin olduğu, İzmir 8. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin borçlu aleyhine 35.879,80-TL asıl alacak ve 7.935,17-TL işlemsiz faiz olmak üzere toplam 43.814,97-TL üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin taraflara ait ticari defter ve belgeler üzerinde yapmış olduğu incelemeler neticesinde tanzim ederek mahkememize sunmuş olduğu █████/2022 havale tarihli raporunda davacı şirketin ticari defter ve belgelerine göre davalı şirketten 34.440,29-TL asıl alacak ve 271,75-TL temerrüt faizi alacağı bulunduğunu mütalaa ettiği, her ne kadar Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi tarafından tanzim olunan █████/2022 havale tarihli raporda davacı şirketin ticari defter ve belgelerine göre davalı şirketten 34.440,29-TL asıl alacak ve 271,75-TL temerrüt faizi alacağı bulunduğu belirtilmiş ise de, davaya konu itirazın yöneltildiği ödeme emrine dayanak faturaların irsaliyeli fatura olmadıkları, faturalarda yer alan ürünlerin davalı şirkete teslimine dair düzenlenmiş bulunan herhangi bir irsaliye belgesinin de dosya muhteviyatında yer almadığı, faturalardan █████/2020 tarihli ve GEA202000000153 numaralı 1.349,44-TL bedelli fatura, █████/2020 tarihli ve GEA202000000163 numaralı 2.916,64-TL bedelli fatura, █████/2020 tarihli ve GEA202000000180 numaralı 716,26-TL bedelli fatura, █████/2020 tarihli ve GEA202000000183 numaralı 909,40-TL bedelli fatura, █████/2020 tarihli ve GEA202000000214 numaralı 972,32-TL bedelli fatura ve █████/2020 tarihli ve GEA202000000222 numaralı 1.080,00-TL bedelli faturanın davalı şirket yetkilileri veya temsilcileri tarafından imzalanmış olduğu, bu hususun davalı tarafın da kabulünde olduğu, █████/2020 tarihli ve GEA202000000257 numaralı 1.859,80-TL bedelli fatura ile █████/2020 tarihli ve GEA202000000261 numaralı 27.031,44-TL bedelli fatura üzerinde ise davalı şirket yetkilileri veya temsilcileri tarafından atılmış bulunan herhangi bir imzanın bulunmadığı, bahsi geçen bu iki faturaya yönelik olarak düzenlemiş bulunan bir irsaliye belgesinin de bulunmadığı dikkate alındığında █████/2020 tarihli ve GEA202000000257 numaralı 1.859,80-TL bedelli fatura ile █████/2020 tarihli ve GEA202000000261 numaralı 27.031,44-TL bedelli faturada yer alan ürünlerin davalı şirkete teslim edildiğinin davacı tarafça ispatlanamadığı, davalı vekilinin de bu faturalarda yer alan ürünlere ve faturalara itiraz etmiş olduğu, dava konusu icra takibine konu alacak bedelinin faturaya dayalı olduğu, mahkememizce kabul gören alacak bedeli yönünden düzenlenen faturaların davalı tarafın da kabulünde olduğu gibi davalı şirket yetkilileri tarafından imza altına alınmış oldukları bu kapsamda kabul gören alacak bedelinin faturalardan kaynaklanması sebebiyle likit mahiyette bulunduğu, bu nedenle kabul edilen bedel yönünden icra inkar tazminatı talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla, açılan davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile " Açılan davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, Davalı ... Şirketinin İzmir 8. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin İTİRAZININ 7.944,06-TL asıl alacak bedeli yönünden İPTALİNE, İzmir 8. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin 7.944,06-TL asıl alacak bedeli üzerinden, asıl alacağa 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uyarınca yıllık %18,25 oranında ve değişen oranlarda ticari temerrüt faizi uygulanmak suretiyle devamına, 27.935,74-TL asıl alacağa yönelik fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, Alacak miktarı likit olduğundan takip konusu kabul edilen asıl alacak miktarı olan 7.944,06-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı .... Şirketinden alınarak davacı ...ne verilmesine'' karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı borçlu arasında mal alışverişinden kaynaklı ticari ilişkileri bulunduğundan aralarında cari hesap ilişkisinin bulunduğunu, elektronik sistem üzerinden düzenlenen aynı zamanda davalı şirket tarafından teslim alındığına yönelik imzalanmış faturalar ile T003 cari kod numarasıyla kaydedilen ve 02.01.2020 tarihinden 18.07.2020 tarihine kadar olan cari hesap kayıtlarının tetkik edildiğinde; müvekkilinin borçlu şirketten 35.879,80 TL bakiye alacağının olduğunun görüleceğini, █████/2022 tarihli bilirkişi raporunda "... davacı taraf, defter kayıtlarına göre davalı taraftan 34.440,29 TL asıl alacak, 271,75 TL temerrüt faizi alacağı bulunduğu" ifadesinin yer aldığını, müvekkili şirketin davalı taraftan cari hesap dökümünden kaynaklı 35.879,80 TL alacağının bulunduğunu, █████/2022 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinin yer aldığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67.maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davası olup davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " Açılan davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, davalı .... Şirketinin İzmir 8. İcra Dairesi'nin ██████████ Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin itirazının 7.944,06 TL asıl alacak bedeli yönünden iptaline, İzmir 8. İcra Dairesi'nin ██████████ Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin 7.944,06 TL asıl alacak bedeli üzerinden, asıl alacağa 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uyarınca yıllık %18,25 oranında ve değişen oranlarda ticari temerrüt faizi uygulanmak suretiyle devamına, 27.935,74 TL asıl alacağa yönelik fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak miktarı likit olduğundan takip konusu kabul edilen asıl alacak miktarı olan 7.944,06 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı ... Şirketinden alınarak davacı ...ne verilmesine " karar verilmiştir.İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davaya konu İzmir 8. İcra Dairesi'nin ██████████ Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, alacaklının davacı alacaklı şirket tarafından, davalı borçlu aleyhine 35.879,80-TL asıl alacak ve 7.935,17-TL işlemsiz faiz olmak üzere toplam 43.814,97-TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının icra takibine vaki itirazının iptali amacıyla eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Takip dayanağının cari hesap alacağı olarak gösterildiği görülmüştür.Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda sonuç olarak; Davacı tarafın 2019 ve 2020 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tastiklerinin süresinde yapıldığı, yasal defterlerini muhasebe usul ve esaslarına uygun kayıt ettiği, lehine delil teşkil edebileceği, davacı tarafa ait 2019 ve 2020 yıllarına ait ticari defterler üzerinde yapılan incelemeye göre, aralarında cari hesap ilişkisinin 2019 yılı ve öncesi dönemlere dayandığı anlaşılmakta olduğu, davacı tarafa ait 2019 yılına ait icari defterlerinin açılış kayıtlarında, davalı tarafa ait 120.01.0222 muhasebe hesap kodlu müşteriler cari hesabının 2018 yılından 204,45 TL borç bakiyesi verir şekilde açıldığı, yıl içerisinde davalı tarafa toplamda 18 adet, 20.798,11 TL açık fatura fatura düzenlenerek müşteriler cari hesabına borç kaydedildiği, karşılığında davalı tarafça, toplamda 2 adet 17.415,26 TL kredi kartı yoluyla yapılan ödemenin, müşteriler cari hesabına alacak kaydedildiği, müşteriler hesabının yıl sonu itibariyle alacak borç mahsubu neticesinde 2020 yılına 3,587,30 TL borç bakiyesi verir şekilde devrettiği, 2020 yılına ait ticari defterlerinde açılış kayıtlarında davalı tarafa ait 120.01.0222 muhasebe kodlu müşteriler hesabının 3.587,30 TL borç bakiyesi verir şekilde açıldığı, yıl içerisinde davacı tarafından karşı tarafa toplamda 19 adet olmak üzere Kdv dahil 63.214,60 TL tutarlarda fatura kesilerek davalı tarafa ait cari hesaba borç kaydı yapıldığı, karşılığında davalı firma tarafından kredi kartı ile 2 adet şeklinde toplamda 17.415,26 TL yapılan ödemeyi cari hesaba alacak kaydedildiği, davalı şirket tarafından yıl içerisinde cari hesap çalışmasına ilişkin başkaca herhangi bir tutarda ödemenin yapılmadığı, alacak borç mahsubu neticesinde takip tarihi ve yıl sonu itibariyle davalı firmaya ait müşteriler cari hesabının 34.440,29 TL borç bakiyesi verdiği, fakat davacı firma tarafından 35.879,80 TL tutarın takip konusu yapıldığı bildirilmiştir.Aynı raporda ; Davalı tarafın muhasebe bürosunda yapılan tespitte ticari defterlerinin tastikli yasal defterlere henüz yazdırılmadığının ve kapanış noter tastikinin yapılmadığının beyan edildiği, ayrıca davalı tarafça davacının düzenlediği faturaların hiç birinin gelirler idaresine bildirilen BA formlarında kayıtlı olmadığı bildirilmiş olup rapor ekine davalıya ait BA formlarının ekli olmadığı, davacıya ait BS formlarının ekli olduğu görülmüştür. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu içeriğinde incelendiği belirtilen davalıya ait BA formlarının dosya içerisinde bulunmaması nedini ile denetim açısından Dairemizce davalıya ait 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin Ba formları ilgili vergi dairesinden getirtiltilerek dosyaya eklenmiştir. Vergi dairesi tarafından gönderilen BA formlarının incelenmesinden "mal ve hizmet satın alınan kişilere ilişkin bilgiler " bölümünde davalı tarafça davacıdan satın alınan mal ve hizmete ilişkin bir bildirimde bulunulmadığı görülmüştür. Bu durumda davacı tarafça davalı adına düzenlenen takibe konu faturalar içeriği mal ve hizmetin davacı tarafça davalıya verildiğinin davacı tarafça HMK 200 ve devamı maddeleri gereğince yazılı deliler ile kanıtlanması gerekmektedir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; Her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı şirketin ticari defter ve belgelerine göre davalı şirketten takip tarihi itibarıyla kayden 34.440,29-TL bakiye asıl alacağı bulunduğu tespit edilmiş ise de, davaya konu itirazın yöneltildiği ödeme emrine dayanak faturaların irsaliyeli fatura olmadıkları, faturalarda yer alan ürünlerin davalı şirkete teslimine dair düzenlenmiş bulunan herhangi bir irsaliye belgesinin de dosya muhteviyatında yer almadığı, faturalardan █████/2020 tarih 1.349,44-TL, █████/2020 tarih 2.916,64-TL, █████/2020 tarih 716,26-TL, █████/2020 tarih 909,40-TL, █████/2020 tarih 972,32-TL ve █████/2020 tarih 1.080,00-TL bedelli faturaların davalı şirket yetkilileri veya temsilcileri tarafından imzalanmış olduğu, bu hususun davalı tarafın da kabulünde olduğu, █████/2020 tarih 1.859,80-TL ve █████/2020 tarih 27.031,44-TL bedelli fatura üzerinde ise davalı şirket yetkilileri veya temsilcileri tarafından atılmış bulunan herhangi bir imzanın bulunmadığı, bahsi geçen bu iki faturaya yönelik olarak düzenlemiş bulunan bir irsaliye belgesinin de bulunmadığı dikkate alındığında █████/2020 tarih 1.859,80-TL ve █████/2020 tarih 27.031,44-TL bedelli faturada yer alan ürünlerin davalı şirkete teslim edildiğinin davacı tarafça ispatlanamadığı, davalı vekilinin de bu faturalarda yer alan ürünlere ve faturalara itiraz etmiş olduğu, kabul gören alacak bedelinin faturalardan kaynaklanması sebebiyle likit mahiyette bulunduğu, bu nedenle kabul edilen bedel yönünden icra inkar tazminatı talebinin yerinde olduğu gerekçesi ile yazılı olduğu şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmakla ; Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre; davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.HÜKÜM:1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen █████/2022 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. █████/2026