Destekten yoksun kalma tazminatı ödeyen kasko şirketinin, alkollü sürücünün kiralanan araçla yaptığı kaza sonrası işleteninden rücu talebi.
Özet: Bu olay, alkollü sürücü tarafından kiralanmış bir aracın karıştığı ölümlü trafik kazası sonucu mağdur yakınlarına tazminat ödeyen kasko sigorta şirketinin, aracın işleteni olan araç kiralama şirketinden rücu hakkını talep etmesi üzerine açılan davadır; ilk derece mahkemesi, kazanın salt alkol etkisiyle meydana geldiğini, davacının ödediği tazminatın makul olduğunu ve sigorta genel şartları ile Karayolları Trafik Kanununun işletenin sorumluluğuna ilişkin maddeleri uyarınca rücu hakkı bulunduğunu tespit ederek davayı kabul etmiştir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:█████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:█████/2023
DAVANIN KONUSU:Tazminat
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:█████/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... plakalı araca müvekkil şirket tarafından kasko sigortası ile sigortalandığını, araç alkollü sürücü ...'ın sevk ve idaresinde iken █████/2012 tarihinde kaza yapmış ve araçta yolcu olarak bulunan ...'in vefat ettiğini, her ne kadar trafik kazası tutanağında sürücünün kim olduğu tam belirtilmemiş ise de Denizli 8. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dava dosyası ile yapılan yargılamada araç sürücüsünün ... olduğuna 177 promil alkollü olarak aracı kullandığı ve kusurlu olduğuna ve cezalandırılmasına karar verildiğini, müvekkil şirketin sigorta kapsamında ölen ...'in mirasçılarına 27.117,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödediğini, kazaya karışan aracın 3.kişilere devredilmesi halinde dava sonunda verilen kararın semeresiz kalması ve tazminatın tahsil edilemem olasılığı bulunduğundan kazaya neden olan ... plakalı aracı trafik kaydı üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilerek davanın kabulünü, yargılama gideri ve avukatlık ücreti ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin araç kiralama işi yaptığını müvekkili söz konusu aracı dava dışı olan ... ve ... isimli kişilere kiraladığını, bu aracı kiralayan ... ve ...'in müvekkilinden kiralamış oldukları ... plaka sayılı aracı ... isimli kişiye verdikleri sırada söz konusu kaza meydana geldiğini, söz konusu kazadan dolayı hukuken bir sorumluluğu bulunmadığını, davanın müvekkil açısından husumet yönünden reddini talep ettiklerini, müvekkilinin söz konusu kaza ve işbu dava sonucu tazminat ödemek zorunda kalırsa adı geçen şahıslara rücu edecek olup bu bağlamda davanın adı geçen ..., ... ve ... isimli kişilere ihbar edilmesini talep ettiğini, öncelikle davanın husumetten reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... Tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde; █████/2012 tarihinde meydana gelen kazada davacı ... şirketinin sigortaladığı ... plakalı araç sürücüsü ...'ın 1,77 promil alkollü olup kazanın salt alkolün etkisiyle meydana geldiği, dava dışı kişilere ödenen bedelin makul olduğu, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 "Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinin C bendi kapsamında davacının sigortalıya rücu etme hakkı bulunduğu anlaşılmakla, dosya kapsamında aldırılan gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporlarına itibar edilerek davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
ZMMS poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan rücu alacaklısı davacı ... şirketinin, üçüncü kişiye ödeme yaptığı tarih itibariyle rücu borçlusu olan davalı temerrüde düşmüş olup faiz başlangıç tarihi ödeme tarihi olarak kabul edilmiştir.
2918 sayılı KTK'nun "işleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu" başlığını taşıyan 85. maddesi uyarınca; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Aynı yasanın 3. maddesi gereğince işleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.
Mahkememizce davalı tarafa araç kiralama sözleşmesine ilişkin tüm bilgi ve belgeleri sunmak, aracın kiralanan kişilere ne zaman teslim edildiği, kira sözleşmesinin süresinin ne kadar olduğu, kira bedelini maliye ya da vergi dairesine bildirilip bildirilmediği, davalının ticari defteri bulunup bulunmadığı ile kira sözleşme bedelinin kiracılardan nasıl tahsil edildiği hususunda beyanda bulunulmasının istenildiği, davalı tarafından iddialarını destekler mahiyette dosya kapsamına herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, her ne kadar ceza yargılaması aşamasında davaya konu aracın kiralandığına ilişkin beyanlar var ise de, kiralamanın uzun süreli olup olmadığı hususunun belirsiz olduğu anlaşılmakla davalı tarafın aracın kiralandığı ve işletenlik sıfatının sona erdiğine ilişkin iddialarına itibar edilmemiştir ..." şeklindeki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; zaman aşımı def-ilerinin dikkate alınmadığını, kaza tarihinden itibaren dava tarihi itibariyle zaman aşımının dolduğunu, müvekkili ...'in Denizli'de uzun ve kısa süreli araç kiralama işi ile ilgili faaliyet gösterdiğini, bu bağlamda müvekkilinin, ... plaka sayılı aracı, ... ve ...’e kiraladığını, bu olaydan sonra aracın üçüncü şahıs ... yönetiminde iken █████/2012 tarihinde söz konusu kazanın yaşandığını, müvekkilinin işleten sıfatında olmayıp davacının söz konusu taleplerinin müvekkilinden talep etme olanağı bulunmadığını, araç sürücüsü ...'ın salt alkol etkisinde değil kuralları ihlal etmesi sebebi ile söz konusu kazanın meydana gelmiş olduğunun sabit olduğunu, kazanın salt alkolün etkisi ile gerçekleşmediğini, araç kira sözleşmesi gereğince de müvekkilinin sorumluluğunun olmadığını, aktüerya bilirkişisinin raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosunu baz alınarak tazminat hesabı yapıldığını, PMF 1931 tablosunun kullanılması gerektiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, tazminat istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
A-Davalı taraf zaman aşımı def-ilerinin dikkate alınmadığını, davanın zaman aşımı nedeniyle reddinin gerektiğini belirtmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde █████/2020 tarih ... esas ... karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın Denizli Tüketici Mahkemesine gönderildiği, Denizli Tüketici Mahkemesinin █████/2020 tarih ... Esas ... Karar sayılı karşı görevsizlik kararı verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Antalya 11. Hukuk Dairesinin █████/2021 tarih ... esas ... karar sayılı kararı ile dosyaya bakmaya Denizli Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
Davanın açılış tarihi █████/2014'tür çünkü süresi içinde görevli mahkemeye başvuru halinde, yeni mahkemede görülmeye başlayan dava, görevsiz mahkemede açılan davanın devamıdır. Dava tarihi, ilk mahkemeye başvuru tarihidir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 73. maddesi uyarınca “Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.”
İstinaf başvuru dilekçesinde bahsedildiği gibi dava tarihinden zaman aşımının hesaplanması talebi, davanın niteliği gereği yerinde değildir. Dava, rücuen tazminata ilişkindir. Ödeme tarihinden itibaren yasal süresi içinde mahkemeye başvurulduğu anlaşılmakla, davalı tarafın zaman aşımı def-i doğru olmamakla, davalı tarafın bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemşitir.
B-Davalı vekili, müvekkili ...'in Denizli'de uzun ve kısa süreli araç kiralama işi ile ilgili faaliyet gösterdiğini, bu bağlamda müvekkilinin, ... plaka sayılı aracı, ... ve ...’e kiraladığını, bu olaydan sonra aracın üçüncü şahıs ... yönetiminde iken █████/2012 tarihinde söz konusu kazanın yaşandığını, müvekkilinin işleten sıfatında olmayıp davacının söz konusu taleplerinin müvekkilinden talep etme olanağı bulunmadığını, araç kiralama nedeniyle müvekkilinin sorumluluğunun olmadığını ileri sürmüştür.
Dosyaya bakıldığında, mahkemece, █████/2021 tarihli tensip tutanağında, davalı vekiline araç kiralama sözleşmesine ilişkin tüm bilgi ve belgeleri mahkememize sunmak, aracın kiralanan kişilere ne zaman teslim edildiği, kira sözleşmesinin süresinin ne kadar olduğu, kira bedelini maliye ya da vergi dairesine bildirilip bildirilmediği, davalının ticari defteri bulunup bulunmadığı ile kira sözleşme bedelinin kiracılardan nasıl tahsil edildiği hususunda beyanda bulunmak üzere süre verildiği, █████/2021 tarihli celsede de verilen sürede bir beyanda bulunulmadığının tutanağa geçtiği, mahkemece bu hususun ispatlanmadığı kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Dosyada, ileri sürülen uzun süreli kiralama hususunun ispatına yönelik bir delil olmadığı da anlaşılmakla beraber, eldeki dava, akitler arası bir dava olup aracın rent a car sözleşmesi ile devrinin dahi sonuca etkisi olmadığından, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, ███████ Esas, █████████ Karar)
C-Davalı vekili, araç sürücüsü ...'ın salt alkol etkisinde değil kuralları ihlal etmesi sebebi ile söz konusu kazanın meydana gelmiş olduğunun sabit olduğunu, kazanın salt alkolün etkisi ile gerçekleşmediğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.
Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı dosyasında, dava konusu olan kaza ile ilgili olarak yargılama yapıldığı, ...'ın sanık olduğu, yargılamada araç sürücüsünün kimliğinin de tartışıldığı, yargılama sonunda, ".... Kaza tespit tutanağı, güvenlik kamerası kayıtları ve tüm dosya kapsamına göre olay tarihinde davamız sanığının 177 promil alkollü olarak aşırı hızla 29 Ekim Bulvarı üzerine seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybederek aracın önce orta refüje sonra orta bulunan palmiye ağacına çarptığı aracın hız seviyesinin 150 km takılı kaldığı göz önüne alındığında tek taraflı ölümlü trafik kazasında aşırı alkollü olarak aşırı hız yapan sanığın kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu aldığı alkol miktarı ve şehir içerisinde aşırı hızı göz önüne alınarak bilinçli taksir nedeniyle cezasının arttırılması gerektiği...." kabulüyle, sanık ...'ın cezalandırılmasına karar verildiği, kararın Yargıtay 12. Ceza Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. ...'ın araç sürücüsü olduğu ve 1.77 promil alkollü olduğu vakıası bir başka deyişle araç sürücüsünün alkollü olduğu vakıası kesinleşmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48 inci maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 1425. maddesine göre sigorta poliçesi genel ve varsa özel şartları içerir. Yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları █████/2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Genel şartlar C.10. maddesi ile 12/8/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları yürürlükten kaldırılmıştır. Yeni genel şartlar C.11 maddesine göre genel şartlar yürürlük tarihi olan █████/2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacaktır.
Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Motolu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinde (01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4.c maddesinde) tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Yukarıda da belirtildiği üzere, ceza mahkemesi kararında da belirtilmekle, araç sürücüsünün alkollü olduğu hususu net ise de hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409. maddesi gereğince sigortacıya düşmektedir (Emsal; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin ██████████ Esas - █████████ Karar sayılı ilamı).
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; tüm deliller toplanarak, mahkemece nöroloji uzmanı ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, █████/2005 gün 2..., █████/2014 gün ve ███████-1098, 2014-644; █████/2015 gün ve ███████-2156). Yine, rücu koşulları oluştuğunda gerçek zararın da bilirkişi incelemesi yolu ile tespiti gerekir.
Somut uyuşmazlıkta da, trafik bilirkişi ve nöroloji uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen █████/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; Davalıya ait aracın sürücüsü %100 (yüzde yüz) oranında asli kusurlu olduğu, davalıya ait ... plakalı araç sürücüsünün ... olduğu kabulü ile, ...'ın █████/2012 tarihinde yaptığı kazada 1,77 promil alkollü olup, alkol etkisiyle güvenli araç sürüş yeteneğini kaybettiği, kazanın münhasıran alkole bağlı olarak meydana geldiği hususları belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun bulunmakla, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
D-Davalı vekili, aktüerya bilirkişisinin raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosunu baz alınarak tazminat hesabı yapıldığını, PMF 1931 tablosunun kullanılması gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da belirtildiği üzere gerçek zarar hesabı özü itibarı ile varsayımlara dayalı bir hesap olması nedeniyle gerçeği en iyi şekilde ortaya koyabilecek veriler esas alınarak belirlenmelidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 21.12.2021, Esas █████████, Karar █████████; Aynı yönde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ████████ Esas, ████████ Karar; ████████ Esas, ████████ Karar). Bu nedenle, bakiye ömür süresinin belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.12.2021 tarihli, 2017/(21)10-1179 E., █████████ K., 21.12.2021 tarihli ███████-1027 E., █████████ K, 2021/3-575 E., █████████ K. sayılı kararları) (Hatta, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında, PMF hayat tablosuna göre alınan hesap raporuna sessiz kalınması (itiraz edilmemesi) karşı taraf yararına usuli müktesep hak oluşturmacağı, Bölge Adliye Mahkemesi göndermesi sonrası TRH 2010 hayat tablosuna göre yapılan hesabın karara esas alınmasının doğru olduğu belirtilmiştir).
Somut olayda, kaza tarihi █████/2012'dir. Mahkemece, aşamalarda, ... tarihli bilirkişi hesap raporunda PMF tablosunun kullanıldığı, ödenen miktarın hesaplanan tazminat miktarının kapsamında kaldığından, rücu edilebileceği belirtilmiş aşamalarda mahkemece TRH 2010 tablosu esas alınarak hesaplama yapılması için bilirkişiden ek rapor alınmış, bu raporda da ödenen miktarın hesaplanan tazminat miktarının kapsamında kaldığından, rücu edilebileceği belirtilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas, ... Karar sayılı ilamında, TRH-2010 tablosunun 2012 yılından sonra Yargıtay içtihatlarında kabul görmeye başlaması nedeniyle 2012 tarihinden önce meydana gelen olaylarda PMF-1931 yaşam tablosunun, 2012 tarihinden sonraki olaylar yönünden ise TRH-2010 yaşam tablosunun uygulanması gerektiği görüşü benimsenmiş ise de somut uyuşmazlıkta bu hususun sonuca etkisi yoktur. Her iki raporda da ödenen miktarın hesaplanan tazminat miktarının kapsamında kaldığı belirtilmiştir. Bilirkişi raporundaki hesaplamalar da hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun görülmüştür (Hesaplamaya yönelik emsaller; Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi, ██████████ Esas ve ████████ Karar █████████ Esas █████████ Karar; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, ██████████ Esas, ████████ Karar; ██████████ Esas, █████████ Karar).
Açıklamalar ışığında, davalı vekilinin, hesap raporuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
E-Davalı cevap dilekçesinde, davanın ..., ... ve ... isimli şahıslara ihbarına karar verilmesini talep etmiş, dilekçede ...'ın adresini bildirmemiş mahkemece ..., ...'e davanın ihbar edildiği, adres olmadığından ...'a davanın ihbar edilmediği anlaşılmış, bu konuda her hangi bir istinaf başvurusu da olmadığından Dairemizce bu konuda bir inceleme yapılmamıştır.
Yukarıdaki tüm açıklamalar ışığında, HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 1.852,36 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.771,66 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aynı Kanun'un 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!