İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, Avrupa Birliği projesi yürütücüsünün doktora öğrencisi tezinde intihal iddiasıyla açtığı, fikir ve sanat eserleri sahipliğinden kaynaklanan tazminat davası.
Özet: Davacı, kendi Avrupa Birliği projesinin 5846 sayılı yasa kapsamında eser niteliğinde olduğunu ve davalı öğrencinin doktora tezinin bu projeden intihal yoluyla oluşturulduğunu iddia ederek, fikri mülkiyet haklarının ihlali nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep etmektedir; davalı intihal iddialarını ve hukuka aykırı olduğunu savunduğu davanın reddini isterken, bilirkişi raporu davacının aynı intihal iddiasıyla açtığı ilgili bir idari davadan daha önce feragat ettiğini ortaya koymaktadır.

T.C.
İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/3 EsasKARAR NO : ███████DAVA : Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2023KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yürütücüsü olduğu ... projesinin 5846 sayılı Kanun anlamında eser niteliğinde olduğu ve eser sahipliğinin davacı üzerinde olduğu, detaylı olarak açıklanan nedenlerle, davalı öğrenciye ait Doktora tezinin, tez ilerleme raporları ile tez önerisinin davacı Avrupa Birliği projesinden intihal yoluyla oluşturulduğu, Bu durumun davacının yürütücüsü olduğu projenin, 5846 sayılı Kanun anlamında İlim ve Edebiyat Eseri olmasından kaynaklanan fikri mülkiyet haklarını ihlal eder nitelikte olduğu, hususlarının tespit edilmesine ve Fazlaya dair tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL maddi tazminat ile davacı davacının uğramış olduğu manevi çöküntü nedeniyle 50.000 TL manevi tazminatın fikri mülkiyet ihlalinin başladığı tarihten itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, Davalılar öğrenci ve danışmanı tarafından yürütülen doktora tez çalışmasının içeriğinin kesin olarak belirlenmesi amacıyla, tez önerisinin ve çalışma sürecinde çeşitli aşamalardaki ilerleme raporlarının ve nihai doktora tezinin ...' den talep edilmesine, Tüm Mahkeme masrafı ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın gerek usul gerek esas bakımından hukuka aykırı olduğunu iddia ettiği davanın reddine karar verilmesini, Davacının İntihal iddiasıyla davalılardan talep ettiği Tazminat isteklerinin yasaya aykırı olması nedeniyle ve intihal iddiasına istinaden talep olunan manevi tazminat isteminin ve hukuka aykırı açılan davanın reddine karar verilmesini, açıklanan sebeplerle tüm deliller birlikte incelendiğinde; davanın haksız ve mesnetsiz olduğu ortaya çıkacağını, Davacı yanın, Tüm Tazminat İddiaları ve Kalemlerine, Miktarlarına ve Faiz İstemine, Faiz Başlangıç Tarihine, itiraz ettiğimizi, her türlü dava ve talep hakları ve davacının cevabına yeni ve mukabil beyan ve delil hakları saklı tuttuklarını mahkeme masrafı vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesini talep etmiştir.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle ; davacının yürütücüsü olduğu Avrupa Birliği proje önerisinin 5846 sayılı Kanun anlamında eser niteliğinde olduğu ve eser sahipliğinin davacı üzerinde olduğu, açıklanan nedenlerle, davalı öğrenciye ait Doktora tezinin, tez ilerleme raporları ile tez önerisinin davacı Avrupa Birliği projesinden intihal yoluyla oluşturulduğu, Bu durumun davacının yürütücüsü olduğu projenin, 5846 sayılı Kanun anlamında İlim ve Edebiyat Eseri olmasından kaynaklanan fikri mülkiyet haklarını ihlal eder nitelikte olduğu, hususlarının tespit edilmesine ve Eğer davalılar tarafından dava dilekçesi eklerinde sunmuş oldukları belgeler yeterli kabul edilmezse, davalı öğrenci tez önerisi ve çalışma sürecinde çeşitli aşamalardaki ilerleme raporlarının ve nihai doktora tezinin İstanbul Teknik Üniversitesin' den talep edilmesine, Tüm Mahkeme masrafı ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle ; davacının dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarının reddine, usul ve esas bakımıdan hukuka aykırı tüm talepleri'nin reddine; Davacının İntihal iddiasıyla Müvekkillerimizden talap ettiği Tazminat isteklerinin yasaya aykırı olması nedeniyle ve intihal iddiasına istinadan talep olunan manevi tazminat isteminin ve Hukuka aykırı açılan davanın reddine katar verilmesini, Davacı yanın, Tüm Tazminat İddiaları ve Kalemlerine, Miktarlarına ve Faiz İstemine, Faiz Başlangıç Tarihine, itiraz etmekte olup, her türlü dava ve talep haklarını saklı tutmakla birlikte mahkeme masrafı vekalet ücretinin karsı vana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi heyeti █████/2024 tarihli raporlarında özetle ; Dosya içeriğinde sözü edilen ... 10.İdare Mahkemesinin ...E, ...K sayılı kararı █████/2023 tarihli olup, davacı iş bu dava davacısı ..., davalı İTÜ Rektörlüğüdür. Dava konusu davalı Maryam’e ait doktora tez çalışmasında davacının AB projesinden intihal yapıldığı, İTÜ tarafından tezde etik ihlal yapılmadığına karar verilmesine ilişkin ...tarih ve .... sayılı yazı ile bildirilen █████/2021 günlü ... Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır. Davacının .... 41. Noterliğince düzenlenen .. tarih ve ... sayılı vekaletname ile davadan feragat etmeye açıkça yetkilendirmiş olduğu vekil tarafından elektronik imza ile imzalanmış █████/2023 tarihli dilekçede, görülmekte olan davadan feragat edildiği kararda feragat nedeniyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı belirtilmiş olup, hukuki yorum ve tespit Mahkemenindir. Davacının İTÜ rektörlüğüne açmış olduğu davadan feragat etmiş olmasının iş bu dava davalıları olan ... ve ... hakkında intihalden kaynaklandığı iddia edilen FSEK Madde 70 gereği açılan tazminat davasına etkisinin takdiri sayın mahkemenindir. Dosyada █████/2013 kabul tarihli proje öneri mevcut olup, █████/2017 bitiş tarihli projenin nihai raporu ve içeriği yer almamaktadır. Dosya içi yazışmalardan anlaşılacağı üzere; a) İş paketi 4 başlıklı “Deniz tabanı-açık deniz türbini ve temellerinin tepki ve duraysızlığı” başlıklı konunun tamamlanamadığı, buna davalılardan ...’ın neden olduğu, bu başlığın projede yer almamasından faydalanarak konuyu (her iki davalının) doktora tezi konusu yaptıklarına yönelik davalı taraf yazısı b) İş paketi 4’ün tamamlanamaması üzerine projede alternatif çalışma ve yönteme yönelindiği konusunda davacı taraf yazısı bulunmaktadır. 5846 sayılı FSEK’nin incelenmesi ile öncelikli olarak ilim ve edebiyat eseri, müzik eseri, güzel sanat eseri ve sinema eseri hakkında düzenlemeler içerdiği, buna göre dava konusu olayda ilim alanında fikir ürününün FSEK gereği eser kabul edilebilmesi için FSEK Md 2, 1.bendinde Herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ve her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları, 3.bendinde Arayüzüne temel oluşturan düşünce ve ilkeleri de içine almak üzere, bir bilgisayar programının herhangi bir ögesine temel oluşturan düşünce ve ilkeler eser sayılmazlar Gereğince; davacı tarafın proje önerisinde bulunduğu hususların (dosya içeriğinde proje nihai raporu bulunmamakla birlikte, dosya içi yazışmalardan İş paketi 4 başlıklı “Deniz tabanı-açık deniz türbini ve temellerinin tepki ve duraysızlığı” başlıklı konunun tamamlanamadığı, buna davalılardan Maryam Massah Fard’ın neden olduğu , İş paketi 4’ün tamamlanamaması üzerine projede alternatif çalışma ve yönteme yönelindiği konusunda davacı taraf yazısı bulunmakla, davaya konu İş paketi 4 başlıklı konunun tamamlanmamış olduğu, belirtilen gerekçelerle FSEK Madde 2, 1 ve 3 bendi gereğince fikir aşamasında kalan proje önerisinin eser olarak kabul edilemeyeceği görüş ve kanaatine varılmıştır. İş bu dava konusu davacı tarafın ... ve ... hakkında intihalden kaynaklandığı iddia edilen FSEK Madde 70 gereği açılan tazminat davasıdır. Gerek proje önerisinin üstte gerekçeleri belirtilen şekilde, nihai eser olarak kabul edilemeyeceği görüşü, gerekse de heyetimiz bilişim uzmanı üyesinin ..., firmasının geliştirmiş olduğu program ile yapmış olduğu tam metin benzerlik oranı tespitindeki %2 oran ile proje ile doktora tezinin kaynakçalarındaki benzemezlik bir arada değerlendirildiğinde sonucun uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Dosya içeriğinde yer alan ... imzalı “mütalaa” da davalılardan ...’in diğer davalıya ait doktora tezinin konusu hakkında yeterli deneyim ve çalışmasının bulunmadığını belirtmiş, aynı şekilde davalı ... vekili beyanında ise ...’in bu konuda çalışmasının bulunmadığı beyan edilmiştir. Dosyaya “kıyı geotekniği” konusunda uzman bilirkişi dahil edilmesi ile ...’e ait mütalaanın değerlendirmeye alınıp alınmamasına karar verilmesinin uygun olacağı görüş ve kanaatine varılmıştır. İntihal tespitinde genel kabul gören tarama/karşılaştırma yöntemleri ile limitin altında benzerlik sebebi ile “intihalden söz edilemeyeceği görüş ve kanaati”ne ve proje önerisinin eser olarak kabul edilemeyeceği görüşüne karşın, mahkemece ve/veya taraf talepleri ile proje ve doktora tezinin “kıyı geotekniği” yönü ile değerlendirilmesinin talep edilmesi halinde, heyetimiz inşaat mühendisi üyenin, yüksek lisans aşamasında “Deprem yükleri altında zemin-yapı etkileşimi” başlıklı tezi sebebi ile zemin dinamiği alt bilim dalında çalışması bulunmasına karşın, “kıyı geotekniği” alt bilim dalında uzmanlığı bulunmadığından, bilirkişi heyetine bu konuda yeterliği bulunan bir bilirkişinin dahil edilmesi gerekeceği görüşüne varılmış olup takdir Mahkemenindir. Dava konusu tazminat hesabı konulu olup, davacı tarafından 1.000TL maddi, 50.000TL manevi tazminat talep edilmiştir. Tazminat hesabına yönelik “nitelikli hesap bilirkişisi” nin dosyaya dahil edilebilmesi için üstte belirtilen konulardan; Proje önerisinin FSEK Madde 2, 1 ve 3 bendi gereği eser kabul edilemeyeceği görüşüne (gerekçeleri rapor içeriğinde detaylı olarak verilmiştir) Mahkemenin takdirinin belirlenmesi, Proje önerisi ile doktora tezi arasında %2 oranında benzerlik tespitine Mahkeme takdirinin belirlenmesi Mahkemenin proje önerisini eser kabul etmesi halinde, dosyaya kıyı geotekniği alanında uzman bir bilirkişinin dahil edilerek, proje önerisi ve doktora tezinin FSEK, Madde 70 gereği tazminata esas hesabın dosyaya eklenecek nitelikli hesap uzmanı bilirkişi tarafından yapılması gerekeceği görüş ve kanaatine varılmıştır. FSEK Yönünden Heyetimzde Ayrık Görüş Bulunmakta Olup, ...’ın Görüşeri Aşağıda Açıklanmıştır; Yukarıda açıklanan gerekçelerle tamamlanmamış eser parçalarının da onu meydana getirenin hususuiyetini taşıması şartıyla hukuken eser niteliğinde olduğu dikkate alındığında, kıyı geotekniği konusunda bir uzman tarafından bu disiplin açısından davacının projesinin, davacının hususiyetini taşıyıp taşımadığı konusunda yapılacak tespitler sonucunda dava konusu projenin, proje kısımlarının ve proje kapsamında hazırlanan raporların FSEK uyarınca ilim ve edebiyat eseri niteliğinde olup olmadığının belirlenebileceği, bu sebeple Heyetimize kıyı geotekniği alanında uzman bir bilirkişinin dahil edilmesi gerektiği hususunun takdirinin Sayın Mahkemenize ait olduğu; 2. Davacının AB projesinin ilim ve edebiyat eseri olduğunun tespit edilmesi halinde;... ile yapılan karşılaştırmada da görüldüğü üzere davalının tezinde, davacının proje öneri dosyasını aynı şekilde kopyalamadığı; 3. Buna karşın dosyaya sunulan bilimsel mütalaaya bakıldığında ise davalının tezini oluştururken, davacının proje öneri dosyasından yararlandığının tespit edildiği; 4. Dosyaya sunulan bilimsel mütalaada varılan sonuç ile yukarıda yapılan teknik inceleme sonucu arasında uyumsuzluk bulunduğu; yapılan teknik inceleme sonucunda davalının, davacının projesinden intihal yaptığına ilişkin bir bulguya ulaşılamadığı; 5. Yukarıda (1)’de belirttiğimiz üzere Sayın Mahkemeniz tarafından Heyetimize kıyı geotekniği konusunda bir uzman atanmasına karar verilmesi halinde davalının tezi ile davacının proje kısımları, raporlarının karşılaştırılması suretiyle de intihal hususun tespitinin gerekli olup olmadığının takdirinin Sayın Mahkemenize ait olduğu, sonuç ve kanaati ile rapor düzenlenmiştir. Bilirkişi heyeti █████/2025 tarihli raporlarında özetle ; Dosya kapsamında yaptığım incelemeler ve kıyı geotekniğinin spesifik ve dar bir alan olması, amacın deniz ve kıyılarda yapılması planlanan mühendislik yapıların stabilitesinin sağlanması olduğu, sonuç olarak uygulama yöntemlerinin, fiziki koşulların benzerliği ve benzer amaçlara ulaşmak olduğu düşünüldüğünde benzerliğin kabul edilebilir olduğu İntihal tespitinde genel kabul gören tarama/karşılaştırma yöntemleri ile limitin altında benzerlik sebebi ile “intihalden söz edilemeyeceği görüş ve kanaati”ne varılarak rapor düzenlenmiştir. Bilirkişi heyeti █████/2026 tarihli raporlarında özetle ; Davalının Davacı ile AB projesi kapsamında yaklaşık bir yıl bilfiil burslu olarak çalışmış olması (2015 yılında), davalı öğrencinin geçmişte de kıyı zeminleri ve sonlu elemanlar üzerine çalıştığı ve araştırmalar yaptığı literatürden bilinmektedir (Tez S.151 Özgeçmiş Mesleki Deneyimler altında “2015, Marie Curie bursu (Avrupa Komisyonu) ile Dalgalar Altında RMB'nin Dinamik Tepkisi ve Kararsızlığı-DRISCS üzerinde çalıştı” denilerek bir nevi yayımlanmamış AB projesine atıfta bulunulduğu). Tüm bunlar birlikte dikkate alındığında Davalının AB projesi kapsamında yapılan çalışmadan esinlendiği, sunulan öneride problemin ele alınışı ve çözümüne ait yöntem adımlarını fikri olarak baz aldığı, hatta sınır şartlarının uygulamasında da AB önerisindeki yaklaşımları benimsediği ve uyguladığı; fakat yapılan tez çalışmasının AB projesinde sunulandan (Türbinin temelinin öncelikle sığ sulara yerleştirilen türbinler için tek direkli olacağı, ikinci olarak ise orta derinlikte ki sularda daha ağır türbinler için üç ayaklı olacağı ) farklı olarak orta derinlikteki/geçiş derinliğindeki (14-40m) sularda tekil temelli ARS için uygulandığı, ARS çapları, bünye denklemlerinin literatürden seçimi, dış kuvvetlere ilave olarak deprem etkisinin de dikkate alınması (AB projesinden farklı olarak), FE analizinde ... ve ... açık kaynak yazılımının kullanılması gibi kendine özgü birçok uygulama da farklılıkların olduğu teknik yönden değerlendirilmiştir. Dosya kapsamındaki teknik bilirkişi incelemesi ve karşılaştırmalı analiz bulgularına göre davalıya ait doktora tezinde kullanılan teorik formülasyonun ve yaklaşımın, davacının yürütücülüğünü yaptığı AB projesinde ortaya konulan bilimsel temele dayandığı anlaşılmaktadır. Tez çalışmasının proje kapsamında ele alınan problem çerçevesinden hareket ettiği ve çözüm sistematiği bakımından proje yaklaşımı ile paralellik gösterdiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte teknik incelemede; AB projesinde teorik çerçeve ve genel yaklaşımın ortaya konulduğu, tez çalışmasında ise bu çerçevenin somut bir matematiksel modele dönüştürülerek parametrik analizlerle sistematik biçimde uygulandığı, farklı derinlik aralıkları ve temel parametreler üzerinden çalışıldığı, deprem etkisinin modele dahil edildiği ve sonlu eleman analizlerinin farklı yazılımlarla gerçekleştirildiği belirlenmiştir. Yapılan karşılaştırmada AB projesine özgü metinsel anlatımın, model kompozisyonunun, tablo veya grafiklerin ya da projede oluşturulmuş somut bir ifade bütünlüğünün tez çalışmasına aynen veya esaslı ölçüde aktarıldığını gösteren herhangi bir teknik bulguya rastlanmamıştır. Mevcut benzerliklerin ortak bilimsel teori ve yöntem altyapısından ve alanın teknik zorunluluklarından kaynaklandığı değerlendirilmiştir. Bu itibarla doktora tezinin proje kapsamında geliştirilen problem yaklaşımından etkilenmiş olduğu tespit edilmekle birlikte, FSEK kapsamında korunan özgün ifade biçiminin aynen veya esaslı ölçüde aktarılmış olduğundan söz edilemeyeceği; benzerliğin serbest esinlenme sınırları içerisinde kaldığı ve somut olayda intihal olmadığı görüş ve kanaati ile rapor düzenlenmiştir. KANAAT VE GEREKÇEFSEK 1/B-a. maddesinde eser, “Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri” şeklinde tanımlanmıştır. Görüldüğü üzere Kanunda, sahibinin hususiyetini taşıyan her türlü fikir ve sanat mahsullerinin, sayılan eser türlerinden birisine dahil olmak koşuluyla eser olabileceği düzenlenmiş ancak, hususiyet kavramında ne anlaşılması gerektiği hususunda bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu hususta, doktrinde ve yargı kararlarında farklı tanımlar yapıldığı görülmüştür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 13.03.2007 tarih,... esas,... sayılı kararında da, hususiyetin, sıradan olmamayı ve belli bir düzeyin bulunmasını gerektirdiği açıklanmıştır. Bir başka kararda ise, “Hususiyet, kendisini anlatım biçiminde (üslup) gösterir ve yaratıcısının fikri çabasını yansıtarak kendisini tanıtma yeteneğini ifade eder.” açıklamasına yer verilmiştir (Yargıtay 11. HD’nin 23.12.2015 tarih, ...E.K. sayılı ilamı). Sonuç olarak hususiyet kavramını, “eser sahibinin duygu ve düşünceleri ile yaşam deneyimleri, gözlem, yetenek, araştırma, algılama, bilgi, yetenek vb. birikimini kullanarak meydana getirdiği üründeki fikri çabasını diğerinden ayıran, asgari seviyede de olsa yaratıcılık içeren, sıradan olmayıp belirli bir düzeye sahip olan ve eser sahibine özgülenebilen anlatım dili (üslup) olarak genellemek mümkündür”(Yavuz, Alıca, Merdivan, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu, 2. baskı, Cilt-1, Sayfa 68).Bir eser üzerindeki korumanın konusunu fikir değil, maddi bir araç üzerinde tespit edilmekle bağımsız bir özellik kazanan ve şekillenen ifade edilişi oluşturur. Bu ifade tarzı sahibinin hususiyeti yani, anlatım biçimi “üslupta” kendini gösterir. Her üslup sahibinin yaratıcılığını içerir. Her eserin türüne göre değişik tarzda ortaya çıkar. Önemli olan husus ortaya çıkan fikri ürün üzerinde yaratıcısının fikri çabasını yansıtacak şekilde hakimiyet ve etkisi bulunmalı ve bu etkinin sahibinin ürüne kattığı hususiyetini günlük hayatımızda karşımıza çıkan sıradan fikri çaba ve ürünlerden farklı kılmalıdır (Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu. Levent Yavuz-Türkay Alıca-Fethi Merdivan. 2.baskı, Cilt-1 Sayfa 65).Diğer yandan, iktibas niteliği taşımamakla birlikte, bir eserden esinlenmek suretiyle yeni bir eser meydana getirilmesi intihal olarak nitelendirilemez. Herkes daha önce meydana getirilen eserlerden yararlanabilir. İktibasta bulunabilir yada esinlenebilir. (Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu. Levent Yavuz-Türkay Alıca-Fethi Merdivan. 2. Baskı, cilt-1 Sayfa 72) Esinlenme, bir eserin oluşturulmasında, kendisinden önceki eserlerde ortaya konulan düşüncelerden yararlanılması, bu düşüncelerden hareketle yeni eserin biçimlendirilmesidir.Yargıtay 11.HD.nin 28.02.2008 tarih ve ...E - ...K sayılı ilamında ; “iktibasın, yeni meydana getirilecek eserin bağımsızlığını ve özelliğini ortadan kaldıracak ve asıl esere olan ihtiyacı giderecek ölçüye varmaması gerektiği, yeni fikir ürününün başka eserlerden alınan parçalara rağmen yaratıcısının bağımsız fikri çalışmasını yansıtması, yani özellik taşıyan ayrı bir eser sayılması ve iktibasların miktar olarak yeni esere galip gelmemesi gerektiği, maksadın haklı göstereceği ölçüyü aşan şekilde başka eserlerden geniş bölümlerin aynen alınmasının caiz görülemeyeceği,…” belirtilerek iktibasın nasıl yapılması gerektiği açıklanmıştır.Davaya konu hususun irdelenebilmesi açısından öncelikle belirlenmesi gereken konulardan biri davacının AB projesinin eser niteliği taşıyıp taşımadığı noktasında toplanmaktadır. FSEK m. 1/B-a uyarınca eser “Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri”dir. Görüldüğü üzere bir fikir ürününün FSEK uyarınca eser sayılabilmesi için öncelikle, FSEK’de sınırlı sayıda (numerus clasus) sayılan dört eser türünden birine (ilim ve edebiyat eseri, müzik eseri, güzel sanat eseri ve sinema eseri) girmesi gerekmektedir. Davaya konu olan AB Projesinin bu dört eser türünden sadece ilim ve edebiyat eseri olarak nitelendirilebilmesi söz konusu olacağından, bir fikir ürünün eser olarak nitelendirilebilmesinin şartları aşağıda sadece ilim ve edebiyat eserleri açısından irdelenecektir. FSEK m. 2’ye göre “1. Herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ve her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları, 2. Her nevi rakıslar, yazılı koreografi eserleri, Pandomimalar ve buna benzer sözsüz sahne eserleri 3. Bedii vasfı bulunmayan her nevi teknik ve ilmi mahiyette fotoğraf eserleriyle, her nevi haritalar, planlar, projeler, krokiler, resimler, coğrafya ve topoğrafyaya ait maket ve benzerleri, her çeşit mimarlık ve şehircilik tasarım ve projeleri, mimari maketler, endüstri, çevre ve sahne tasarım ve projeleri. Arayüzüne temel oluşturan düşünce ve ilkeleri de içine almak üzere, bir bilgisayar programının herhangi bir ögesine temel oluşturan düşünce ve ilkeler eser sayılmazlar”İlim ve edebiyat eserleri dil ve yazı ile ifade olunan eserlerdir. Fikri ürünün ilim ve edebiyat eseri olarak korunabilmesi için mutlaka yazı ile ifade edilmesi gerekmemektedir. Şifahen söylenen bir şiir de örneğin ilim ve edebiyat eseri niteliği kazanabilecektir; zira duygu ve düşünceleri ifade etmek için kullanılan aracın herhangi bir önemi yoktur. Bu bağlamda fikir ürünün içeriği de önem arzetmez. Fikir ürününün içeriği edebî olabileceği gibi bilimsel de olabilir. Bir fikir ürününün ilim ve edebiyat eseri niteliğinde olabilmesi için somutluk kazanması, soyut ve genel düşünce tarzından çıkıp, dış dünyada duyularla algılanabilir hale gelmesi ve bu algılanmanın maddi bir cisim üzerinde şekillenmeye elverişli olması gerekmektedir. Doktrinde bu şart, eser olarak nitelendirmenin “objektif şartı” olarak kabul edilmektedir. Dil ve/veya yazı ile ifade edilen bir fikir ürünün ilim ve edebiyat eseri olarak nitelendirilebilmesinin son şartı ise somuta indirgenen düşünce ve fikirlerin FSEK m. 1/B-a’da belirtilen “sahibinin hususiyetini” taşıması gerekliliğidir (sübjektif şart). Hususiyet, somutlaşmış fikir ve düşüncelerin ortaya konuşul tarzının onun bireyselliğini, ona has olan tarzını yansıtmasıdır. Yansıtılan bu bireysellik ve üslup sıradan olmamalı, herkes tarafından ortaya konulacabilecek bir tarza sahip olmamalı, kendi kategorisinde o kategorinin kendi disipliner alanındaki temellerini ortaya koyup o kategoriye yeni bir bakış açısı, yeni bir söylem veya az da olsa bir ilerleme kazandırmalıdır (Engin ERDİL, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2021, s. 6). Bilimsel eserlerde hususiyet, yazıya dökülen içeriğin tasnif edilmesi, sistematize edilmesi ve ifade şeklindeki üslubun diğerlerinden başka şekilde ortaya konulup konulmadığının tespiti ile anlaşılacaktır (ERDİL, s. 9). İhtilaf halinde bilirkişi, hususiyetin bulunup bulunmadığını, bulunuyorsa eserin hangi öğelerinde bulunduğunu tespit etmelidir (Cahit SULUK/Rauf KARASU/Temel NAL, Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara 2017, s. 63). “ FSEK’e göre bilgisayar programları, bilimsel eserler ve güzel sanat eserlerinin taslakları gibi henüz tamamlanmamış fikri ürünler de korumadan yararlanır (m. 2/1 ve 4/2). Önemli belirtelim ki bu düzenlemelerin tersi yorumundan (argumentum a contrario) diğer eser çeşitlerinin ancak tamamlanmış olmaları halinde korumadan yararlabileceği sonucu çıkarılmamalıdır. Tamamlanmamış eserlerin korunması için, aynen eser parçalarında olduğu gibi algılanabilirlik ve hususiyet şartı aranır” (SULUK/KARASU/NAL,s. 52-53). Bir başka deyişle “Eserin henüz tamamlanmamış ham helleri de, eğer bu ham haller bireysel yaratıcı üslup taşıyorsa korunur” (ERDİL, s. 6). Örneğin bir doktora veya yüksek lisans tezinin bölümleri veya alt bölümleri de, tez henüz tamamlanmamış olsa dahi, tezi yazan kişinin hususiyetini taşıması halinde eser niteliğini haiz olup korumadan yararlanacaktır. Aksi halde, tezi yazan kişinin o ana kadar kaleme aldığı kısımlardan herkesin tezin daha tamamlanmadığı gerekçesiyle serbestçe ve tezi yazan kişiye atıfta bulunmadan yararlanacağı ve bu suretle kendine maledebileceğinin kabulü gerekir ki, bu şekilde emekten haksız yararlanmanın Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku’nun koruma amacıyla bağdaşmadığı şüphesizdir. Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay irdelendiğinde; davacının AB projesi veya bu proje kısımları, davacının hususiyetini taşıması halinde FSEK m. 2’de düzenlenen ilim ve edebiyat eseri niteliğindedir. Yapılan bilirkişi incelemesi ile davalı tarafından tez olarak meydana getirilen eser ile davacı projesi kapsamında bilirkişiler marifetiyle Yapılan karşılaştırmada AB projesine özgü metinsel anlatımın, model kompozisyonunun, tablo veya grafiklerin ya da projede oluşturulmuş somut bir ifade bütünlüğünün tez çalışmasına aynen veya esaslı ölçüde aktarıldığını gösteren herhangi bir teknik bulguya rastlanmamıştır. Mevcut benzerliklerin ortak bilimsel teori ve yöntem altyapısından ve alanın teknik zorunluluklarından kaynaklandığı değerlendirilmiştir. Bu itibarla doktora tezinin proje kapsamında geliştirilen problem yaklaşımından etkilenmiş olduğu tespit edilmekle birlikte, FSEK kapsamında korunan özgün ifade biçiminin aynen veya esaslı ölçüde aktarılmış olduğundan söz edilemeyeceği; benzerliğin serbest esinlenme sınırları içerisinde kaldığı ve somut olayda intihal olmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM :Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,1-Davanın REDDİNE,2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 732,00 TL karar harcından peşin yatırılan 870,96-TL'nin mahsubu ile artan 138,96 TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca fikri mülkiyet hak ihlaline yönelik talepleri yönünden davalılar yararına hesap olunan 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,4-Maddi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.10/4, 13/2 uyarınca davalılar yararına hesap olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,5-Manevi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.10/4, 13/2 uyarınca davalılar yararına hesap olunan 50.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,7-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,8-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Dair davacı vekili/davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026 Katip ... ¸ Hakim ... ¸