İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, tanınmış bir saç boyası markasına ayniyet derecesinde tecavüz ve haksız rekabet iddiasıyla açılan, ihtiyati tedbir ve erişim engelleme talepli dava.
Özet: Davacı şirket, tescilli ve tanınmış markasına birebir benzer bir ibarenin davalı tarafından özellikle saç boyası ürünlerinde kullanılmasının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu iddia ederek, markanın tanınmışlığından haksız fayda sağlanmasının, itibarının zedelenmesinin ve ayırt edici karakterinin zarar görmesinin önüne geçmek amacıyla, davalının bu kullanımlarını durdurmak, ilgili ürün ve materyallere el koymak, web sitesi ve sosyal medya içeriklerine erişimi engellemek için davanın esasına girilmeden tedbir kararı verilmesini ve ihlalin bilirkişi marifetiyle tespitini talep etmektedir.

T.C.
İSTANBUL4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİESAS NO : ████████ ESASKARAR NO : ███████DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Davacı şirket markasının yüksek tanınırlığı dikkate alındığında , davalı tarafından ... markasının birebir aynısının esaslı ve ayırt edici unsur olarak tercih edilmesinin iyi niyetli bir tesadüf olarak kabul edilemeyeceğini, markaların görsel , işitsel ve bıraktıkları genel izlenim itibariyle ayniyet derecesinde benzer olduğu ve davalının kullanımlarının birebir müvekkilin tescil kapsamına düşen saç boyasına ürünleri üzerinde olduğu, müvekkile ait ... markalı ürünlerin Türkiye ve dünya çapında tescillerinin bulunduğu, uzun yıllardır kullanıldığı ve sektörünün lider markalarından biri olduğunu, müvekkil markalarının tanınmışlığı sebebiyle , işbu ihtilafa konu kullanımların engellenmesi durumunda müvekkil markasının tanınmışlığından haksız fayda devşirileceği, markanın itibarının zedeleneceği ve ayırt edici karakterinin zarar göreceği dikkate alınarak her türlü sair dava haklarının , tazminat taleplerinin ve fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla, HMK 390.maddesi uyarınca davanın esasına girilmeden davalıya tebliğ edilmeden evvel, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete ilişkin iddialarının dayanağı oluşturan görsel içerdiğinden davalı tarafından idare edilen ve işletilen ...alan adlı web sitesinde yer alan aşağıdaki linkler;1) ...2)...3) ..., davalıya ait aşağıda sıralanan sosyal medya hesapları,................................:..., -..: ..., .......: ............ “...” ibaresini içerir kullanımların en az bir teknik bilirkişi ve fikri ve sınai haklar hukukunda uzman bir bilirkişi marifetiyle tespitini ve ilgili dökümlerin alınarak mahkeme dosyasına sunulmasını, tespit talepleri gerçekleştirildikten sonra, davalının yukarıda yer alan web sitesi, sosyal medya hesapları ve e-ticaret platformlarında "şekil" şeklindeki ancak bunlarla sınırlı olmayan ... ibaresini içeren tüm kullanımların tespitini, tespit edilen bu kullanımlar ile işbu dosyaya sunulan numune ürünün, müvekkil adına ... sayı ile .... sınıfta tescilli ... marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığının ve bu kullanımların müvekkile ait örnek olarak "şekil" şeklindeki kullanımlar olmak üzere ancak bununla sınırlı olmamak kaydıyla özellikle ticari takdim şekli itibariyle haksız rekabete sebep olup olmadığının bilirkişiler kanalıyla tespitini, HMK 390 (2) madde hükmü uyarınca davanın esasına girilmeden ve dilekçenin davalıya tebliğ edilmeden evvel; dava dilekçemizde yapmış olunan açıklamalar ve sunulan deliller itibariyle davalının, davacının tescilli ve tanınmış ... markasını birebir içerir ihlal teşkil eden kullanmalarının somut olarak tespit edilmesi mümkün olduğundan ve davalının fillerinin devam etmesinin davacılara çok ciddi zararlar vereceği göz önüne alınarak, Davacılardan ...şirkete ait ...numarası ile tescilli ve tanınmış “...” markasını doğrudan ihtiva eden ve karıştırılmaya mahal verecek derecede benzer olan "şekil" şeklindeki ve bunlarla sınırlı olmamak suretiyle ... ibaresinin kullanıldığı başta saç bakım/ saç boyası ve tüm ürünlerin üretim, satış , dağıtım , tanıtım , ithalat ve ihraca olmak üzere her türlü kullanımın dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurulmasını, Ticaret Bakanlığı Gümrükler Müdürlüğüne ithalat ve ihracatın durdurulması yönünde müzekkere yazılmasını, davacı şirketin marka haklarına tecavüz teşkil eden ve haksız rekabete sebebiyet veren “...” ibaresini/logosunu içeren her türlü ürün, işyeri tabelası, araç üzeri reklam, reklam, ambalaj, broşür, fatura, katalog, poster, kartvizit vb. evrak ile bütün iş materyallerine, belgelerine ve bu ürünlerin üretimine yarayan makine, araç, kalıplara, davalıya ait yukarıda belirtilen adresinde tedbiren el konulması, yargı gözetiminde tutulması, kararın icrası için gerekli müzekkerelerin yazılmasını, müvekkile ait tescilli marka haklarına tecavüz teşkil etmesi ve haksız rekabet oluşturması sebebiyle, davalıya ait ... web sitesi içeriğinde yer alan ve sunulan linklerin/içeriklerin kaldırılması ve/veya erişimin engellemesini, bunun mümkün olmaması halinde ... alan adlı web sitesine tümden erişimin engellenmesini ve bu karar uygulatma üzere Erişim Sağlayıcılar Birliği ve/veya yetkili mercilere müzekkere yazılmasını, davacı şirkete ait marka haklarını ihlal ve haksız rekabet teşkil eden kullanımları içerir sosyal medya hesaplarında yer alan ve sunulan tüm linklerin/içeriklerin kaldırılması ve/veya erişimin engellenmesine ve bu kararı uygulatmak üzere Erişim Sağlayıcılar Birliği’ne ve/veya yetkili mercilere müzekkere yazılmasını, davalı tarafından üretilen ve satışa sunulan “...” markasını ihtiva eden ürünlerin e-ticaret siteleri üzerinden satışının/ pazarlanmasının durdurulmasını ve önlenmesini teminen; aşağıda sayılan e-ticaret sitelerine kararın ihbaren bildirilmesini, davalının, davacı müvekkilin tescilli ve tanınmış ... ibaresine ait yine müvekkilin tescil kapsamına düşen ürünler üzerindeki aynen kullanımlarının ihlal teşkil etmesi sebebiyle: davacı şirkete ait marka haklarına tecavüz ve ticari görsel kimliğin kopyalanması suretiyle haksız rekabet oluşturduğunun ve davalının kötü niyetli olduğunun tespitini, durdurulmasını ve önlenmesini, her türlü kullanım, üretim, satış, tanıtım, dağıtım, ithalat ve ihracatının durdurulması ve önlenmesini, davalıya ait ürünlerin ve bu ürünlerin üretimine yarayan makine, araç, kalıp, ambalaj, etiket, işyeri tabelası, kutu, iş evrakı, katalog ve her türlü tanıtım ve promosyon araçlarına el konulması ve imha edilmesi, davalıya ait... web sitesi içeriğinde yer alan ihlale konu linklerin/içeriklerin kaldırılması ve/veya erişimin engellemesine, bunun mümkün olmaması halinde ...alan adlı web sitesine tümden erişim engellenmesini ve bu kararı uygulatmak üzere Erişim Sağlayıcılar Birliği'ne ve yetkili mercilere müzekkere yazılmasını, Mahkeme karar özetinin tüm Türkiye'de yayınlanan ve en yüksek tiraja sahip ilk gazeteden birinde bir kez ilanını, ilan ücretinin peşin olarak davalıdan alınmasını ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yana yükletilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Şirketi'nin kozmetik ve ilaç sektöründe faaliyet gösteren, kendi Ar-Ge çalışmaları ve özgün tasarımları ile piyasada yer edinmiş saygın bir firma olduğunu, müvekkil şirketin "... " adı altında pazarladığı saç boyası ürünlerini, tamamen kendi ticari stratejisi, pazar araştırmaları ve marka oluşturma çabaları sonucunda piyasaya sürdüğünü, davacıların iddialarının aksine, müvekkil şirketin "..." ibaresini seçmesi, İngilizce'de "canlılık", "parlaklık", "enerji" anlamına gelen ve saç boyası ürünlerinin vaat ettiği sonucu tanımlamak için sektörde yaygın olarak kullanılan sıradan bir kelime olduğunu, bu ibarenin herhangi bir firmanın tekelinde olmadığını, sektörün genelinde kullanılan tanımlayıcı/tasvir edici bir nitelik taşıdığını , müvekkilin ürün ambalajı, renk skalası, logo tasarımı ve genel ticari görünümü, davacılara ait ürünlerden açık ve net bir şekilde ayırt edilebilecek özgünlükte olduğunu, tüketicilerin iki ürünü yan yana gördüklerinde herhangi bir karışıklığa düşmeyeceğini, her birinin farklı firmalara ait olduğunu kolaylıkla anlayacağını, marka hakkına tecavüzün varlığından söz edilebilmesi için, dava konusu işaretin markasal kullanım teşkil etmesi ve bu kullanımın ilgili tüketici nezdinde iltibas yaratacak nitelikte olması zorunlu olduğunu , oysa somut olayda müvekkil tarafından kullanılan ibarenin, davacının iddia ettiği şekilde bağımsız ve asli bir marka unsuru olarak değil, müvekkile ait “...” ibaresi altında, ürünün niteliğini tanımlayan tali bir unsur olarak yer aldığını, bu haliyle kullanımın markasal değil, açıklayıcı ve yardımcı nitelikte olduğunu, markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi yapılırken işaretlerin parçalarına ayrılarak değil, bir bütün olarak bıraktığı genel izlenimin esas alındığını, müvekkil ürünlerinde baskın, ayırt edici ve tüketici algısını yönlendiren unsur “...” markası olduğunu, davacıya ait olduğu iddia edilen ibare tali konumda kaldığını, bu nedenle ortalama dikkat düzeyine sahip bir tüketicinin bu ürünleri aynı ticari kaynaktan geldiğini düşünecek şekilde algılaması mümkün olmadığını , diğer yandan davacı tarafın tekel altına almaya çalıştığı “...” ibaresinin niteliği itibariyle güçlü ve özgün bir marka unsurundan ziyade, kozmetik ve saç bakım sektöründe sıklıkla kullanılan, ürünün parlaklık, canlılık ve renk yoğunluğu gibi özelliklerini çağrıştıran betimleyici bir ifade olduğunu, bu tür ibarelerin ayırt edicilik düzeyinin zayıf olduğunu ve dolayısıyla marka korumasının da dar yorumlanması gerektiği öğretide ve yargı kararlarında istikrarlı biçimde kabul edildiğini, nitekim piyasada benzer anlam ve çağrışım taşıyan çok sayıda ibarenin farklı üreticiler tarafından kullanıldığını, davacı tarafın bu ibare üzerinden mutlak ve geniş kapsamlı bir münhasır hak iddia etmesinin marka hukukunun temel ilkeleri ile bağdaşmadığını, somut uyuşmazlıkta iltibas ihtimalinin bulunup bulunmadığı değerlendirilirken, ortalama tüketici algısı esas alınması gerektiğini, bu kapsamda taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal bütünlükleri karşılaştırıldığında, müvekkil markasının davacı markasından açık şekilde ayrıştığını, müvekkilin ana markası olan “...” ibaresinin hem yazım hem de algısal olarak ürünün temel ayırt edici unsurunu oluşturduğunu, tüketici nezdinde ürünün kaynağını belirleyen asli işlevi yerine getirdiğini, davacı tarafın iddia ettiği ambalaj benzerlikleri ise, kozmetik sektöründe yaygın olarak kullanılan genel tasarım eğilimlerinden ibaret olup, tek başına iltibas yaratmaya elverişli olmadığını, siyah renkli kutu, minimal tasarım anlayışı, dikey yazım gibi unsurlar sektörel standartlar arasında yer aldığını, herhangi bir teşebbüs tarafından tekelleştirilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki ancak dış ambalajın açılmasıyla görünebilecek olan siyah kutu tüketici nezdinde benzerlik yaratabilecek bir tasarım olmadığını, Davacıların müvekkil şirketin "..." ibaresini kullanmasını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 7. maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz olarak nitelendirdiğini, bu iddia tamamen hukuka aykırı olduğunu, her şeyden önce, SMK m.5/1-c, "ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler marka olarak tescil edilemez." hükmünün amir olduğunu "..." ibaresi, saç boyası ürününün niteliğini ve vaat ettiği sonucu (canlı, parlak saç rengi) doğrudan tasvir eden, sektörde genel kullanıma açık bir terim olduğunu , bu nedenle davacıların markasının ayırt edicilik gücü zayıf olup, koruma kapsamı dar yorumlanması gerektiğini, ikinci olarak markalar arasında karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde markaların bütünsel olarak algılanmasının esas olduğunu, müvekkilinin "..." şeklindeki bileşik markası ile davacıların sadece "..." ibaresinden oluşan markası, görsel, işitsel ve konsept olarak birbirinden farklı olduğunu, "..." ön eki, markayı tamamen müvekkiline özgü kılmakta ve herhangi bir ilişkilendirmeyi engellediğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun...Esas ve ... Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, iltibas değerlendirmesi markaların bütünsel intibası dikkate alınarak yapılması gerektiğini , müvekkilinin markasında "..." esas unsur iken davacıların markasında sadece "..." bulunduğunu, bu temel farkın karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, davacıların aynı zamanda müvekkilinin eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54 ve devamı maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ettiğini, bu iddianın dayanaksız olduğunu, haksız rekabetin varlığından söz edebilmek için, aldatıcı veya dürüstlük kurallarına aykırı davranışların bulunması ve bu davranışların rekabet ilişkisi içindeki kişiler veya tüketiciler üzerinde yanıltıcı bir etki yaratması gerektiğini, müvekkil şirketin ürünlerini kendi ticaret unvanı ("...") ve kendi markası ("...") altında, açıkça kendi kimliğiyle piyasaya sunduğunu, tüketiciyi davacıların ürünü ile müvekkilin ürünü konusunda yanıltacak hiçbir davranışın söz konusu olmadığını, Müvekkil şirketin aynı sektörde faaliyet gösteren diğer bir firma olarak, pazarda kendine yer açmak için meşru rekabet araçlarını kullandığını, dürüst rekabet kuralları çerçevesinde faaliyet gösteren müvekkil şirketin davacıların haklı bir şöhretinden haksız yarar sağlamak veya onların itibarını zedelemek gibi bir niyeti ve eylemi bulunmadığını, rekabet hukukunun özünün , piyasada çeşitliliği ve seçeneği artırdığını, haksız rekabetten söz edilebilmesi için, dürüstlük kuralına aykırı bir davranışın varlığı, rakibin emeğinden haksız yararlanma veya tüketiciyi yanıltma sonucunun doğması gerektiğini, Müvekkil şirket kendi markası altında, şeffaf ve dürüst ticari faaliyet yürütmekte olup, davacı ile bağlantı bulunduğu izlenimini yaratacak herhangi bir davranışta bulunmadığını, davacı tarafın kötü niyet iddiasının tamamen varsayıma dayalı olduğunu, davacıların davanın esası görülmeden müvekkilinin faaliyetlerinin durdurulmasını, ürünlerine el konulması ve dijital içeriklerin kaldırılması gibi ağır ihtiyati tedbir taleplerinde bulunduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 390. maddesi uyarınca ihtiyati tedbire hükmedilebilmesi için, "hakkın ileride elde edilmesinin önemli ölçüde güçleşmesi veya imkânsız hale gelmesi" veya "gecikme sebebiyle telafisi güç veya imkânsız bir zararın doğması" tehlikesinin somut delillerle ispat edilmesi gerektiğini, davacıların böyle bir acil ve ağır zarar tehlikesini hiçbir somut delille ortaya koyamadığını, ihtiyati tedbirin ancak hakkın varlığı konusunda kuvvetli belirtilerin bulunduğu hallerde söz konusu olabileceğini, somut olayda marka tecavüzü veya haksız rekabetin varlığı dahi ortaya konulamamışken, bu derece ağır ve geniş kapsamlı tedbir taleplerinin kabulünün müvekkil şirket bakımından telafisi imkânsız zararlara yol açtığını, ölçülülük ilkesi de dikkate alındığında, davacı tarafın talebi üzerine mahkemece kurulan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, davacıların marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddiaları hukuken geçersiz olduğunu, dolayısıyla hakkın varlığına dair kuvvetli belirti dahi bulunmadığından, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, davacının davasının reddine, davacının ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememize sunulan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davacının ... ibareli markasının davalı tarafça ... ibaresi ile birlikte kullanılması davalı kullanımı davacı tescilli markasından ayrıştırmaya yetmemekte, ilgili alıcı gurubu nezdinde davacı markası ile ilişkilendirme ihtimali ortadan kaldırmamakta ve davalı kullanımında ... kelime unsurunun ön plana çıkarılması da dikkate alındığında vaki kullanımların iltibasa sebebiyet vereceği, davacı markasının 3 üncü sınıfta saç boyası ürünleri mal ve hizmet sınıfında tescilli olup davalı kullanımlarının da aynı sınıfta olması nedeniyle davalı kullanımlarının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7/1-b hükmünün ihlali sayılacağı, Taraf kullanımları karşılaştırıldığında birçok seçenekle dış görünüş oluşturulması mümkün iken ürünlerin dış görünüş şeklinin benzer formda olduğu, ürün dış renginin siyah olması, her iki tarafın markasının altında Professional ibaresinin yer alması ve her iki ürün dış görünüşünde ... ibaresinin kullanılması nedeniyle ilgili alıcı gurubunda bir ürün yerine diğer ürünü tercih etme ve ayrıca işletmesel köken itibariyle iltibas ihtimali sebebiyle TTK 55/1-a4 anlamında haksız rekabet koşullarının oluştuğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.Mahkememizin █████/2026 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbirin kısmen kabulüne karar verildiği, davalıya ait internet sitelerine erişim engeli ve iltibas yaratıldığı tespit edilen ürünlere el koyulduğu görülmüştür. KANAAT VE GEREKÇE6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 313. maddesi; "(1)Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. (2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. (3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. (4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir." Yine 315. Maddesi de; "Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir..." düzenlemelerini içermektedir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekili tarafından sunulan █████/2026 tarihli ve █████/2026 tarihli dilekçe, davalı vekili tarafından sunulan █████/2026 tarihli dilekçeler ile tarafların sulh olduklarının beyan edildiği, taraf vekillerinin vekaletnamelerinin incelenmesinde sulh yetkilerinin bulunduğu, davacı vekilini ve davalı vekilinin dilekçeleri ile tarafların sulh olduklarının davanın konusuz kaldığının bu nedenle karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesinin, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığının beyan edildiği anlaşıldığından; tarafların sulh oldukları anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK'nın 315/1 maddesi kapsamında davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığı anlaşılmakla esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,1-Tarafların mahkememize sunduğu █████/2026 tarihli sulh protokolü uyarınca dava konusu ihtilaf sona erdiğinden, Sulh Nedeniyle Davanın Esası Hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, ( █████/2026 tarihli ekli sulh protokolünün kararın eki sayılmasına ) 2-Mahkememizin █████/2026 tarihli ara kararı ile davalıya ait internet siteleri ve taklit veya tecavüz olduğu tespit edilen ürünler üzerine konulan İHTİYATİ TEDBİRİN KALDIRILMASINA, karar kesinleştiğinde ilgili yerlere müzekkere yazılmasına, 3-Davacı tarafından ihtiyati tedbir kararı alabilmek için mahkemeye sunduğu 750.000,00 TL tutarındaki Teminat Mektubunun Karar Kesinleştiğinde ve Talep Halinde Davacıya İadesine, 4-Davacıdan peşin alınan 615,40 TL karar ve ilam harcından, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22.maddesi ve aynı Kanunda belirtilen 1 nolu Harçlar Tarifesi uyarınca, sulh yargılamanın ilk celsesinden önce vuku bulduğundan alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcının 1/3'ü olan 244,00-TL'nin mahsubu ile 371,40 TL fazlalık harcın aynı Kanunu'nun 31.maddesine göre istek halinde ve karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine,5-Taraflarca talep edilmediğinden yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, yapılan giderlerin tarafların üzerinde bırakılmasına, 6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dair, tarafların yokluğunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026KATİP ¸e-imzalıdır HAKİM ¸e-imzalıdır