İkinci el dorse satışında şasi numarasının hileli değiştirilmesiyle ortaya çıkan gizli ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme, bedel iadesi ve adli yardım talebiyle açılan ticari alacak davası.
Özet: Davacı, davalıdan 211.000 TL bedelle satın aldığı ikinci el dorsenin, yapılan uzman incelemesi sonucunda şasi numarasının hileli olarak değiştirildiği ve orijinal numarasının tespit edilemediği yönünde gizli ayıp içerdiğinin belirlenmesi üzerine, bu durumun normal bir alıcı tarafından fark edilemeyecek nitelikte olduğunu ve kendisini mağdur ettiğini ileri sürerek, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca sözleşmeden dönerek ödediği bedelin iadesini talep etmiş; ayrıca, ekonomik zorluklar nedeniyle yargılama giderlerini karşılayamadığı için adli yardım başvurusunda bulunmuştur.

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : █████████
KARAR NO : ████████
DAVA : Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin dava konusu olay nedeniyle mağdur olduğunu, bunun yanında eşinin uzun süredir kronik rahatsızlıklar yaşamakta olduğunu, bu durum nedeniyle müvekkilinin sürekli olarak hastane giderleri ve gidiş-geliş masrafları ödemek zorunda kaldığını, bu zorunlu harcamaların müvekkilinin ekonomik açıdan ciddi şekilde zorlanmasına neden olduğunu, müvekkilinin mevcut mali durumu itibarıyla dava harçlarını ve yargılama giderlerini karşılama imkânına sahip olmadığını, bu nedenle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334 ve devamı maddeleri uyarınca adli yardımdan yararlandırılmasını talep ettiklerini, davalı tarafla zorunlu dava şartı olan arabuluculuk işlemlerinin gerçekleştirildiğini ancak herhangi bir netice alınamadığını, müvekkilinin ---- Plaka sayılı ---- Kasa dorseyi 211.000 TL karşılığında █████/2024 tarihinde ikinci el olarak satın aldığını, müvekkilinin davalı ---, ---- Plaka sayılı ----Kasa dorseyi ----- şase numaralı ----- model dorseyi 211.000 TL bedel karşılığında █████/2024 tarihinde ikinci el olarak özel ihale ile satın aldığını, dorsenin müvekkili adına █████/2024 tarihli ----Yevmiye Numaralı ----Noterliğince düzenlenen Araç Satış Sözleşmesi vesilesiyle tescil edildiğini, Dorse satışının gerçekleştirildikten sonra müvekkilinin ---- ilinden çekici göndermiş ancak çekici şöfürü dorse'yi çekmeden önce yerinde kontrollerini yaparken dorse'nin şasesin'den şüphelenerek müvekkkiline bildirdiğini, dorsenin bulunduğu parkta yerinde inceleme yapılması için müvekkilinin ---- Makine Mühendisliği bölümüne █████/2024 tarihinde müracaat etmiş ve üç uzman bilirkişice █████/2024 tarihinde yerinde inceleme yapılarak rapor tanzim edilmiş ve söz konusu raporda söz konusu çekicinin orijinal şasi numarasının belirlenemediği var olan şasesinin doğru olmadığı yönünde rapor tanzim edildiğini, bunun üzerinde satıcıya şifa'en bilgi verildiğini, gerçekleşen satış sonrasında normal bir alıcının anlaması imkanı olmayan uzman kişi olan çekici(TIR) şoförü olan şahıs tarafından fark edilmiş ve uzmanlarca ortaya konulduğunu, Yani söz konusu dorse de gizli ayıp söz konusu olduğunu, çünkü bahsedilen şasi değiştirme işlemi hileli olarak ve araç üzerinde uzmanlarca yapılan inceleme sonrasında ortaya çıktığını, her ne kadar alıcı satım anında, aracı muayene etmekle ve varsa mevcut ayıplarını tespit ile yükümlü olsa da dorsede yer alan ayıplar gizli ayıp niteliğinde olup satım anında tespit edilemeyen bu hususlara dair satıcının bilgilendirme yükümlülüğü bulunmakta olduğunu, İş bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalının satıcı yüzünden müvekkilinin ----- bir çekici boşuna --- iline getirip geri boş göndermesine ve uzman raporu için ayrıca harcama yapmasına neden olduğunu, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 8. maddesinde de belirtildiği üzere; "…ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilânlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren malların ayıplı mal olarak kabul edildiğini, yine aynı kanunun 12/3 Maddesi Zamanaşımı başlığı altında satıcının ayıplı maldan sorumluluk süresi belirlenmiş ve ‘Ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz.’ denildiğini, müvekkilinin dorsenin çekme belgeli ve başka bir sorunu olmadığına inanarak, 211.000,00 TL bedel ödeyerek aracı satın almış ve otoparkta bıraktığını, ancak satıştan sonra yapılan kontrollerde, dorsenin şasi numarasının hileli şekilde değiştirildiği tespit edildiğini, bu durumun ----- Makine Mühendisliği Bölümü’nden üç uzman tarafından 06.09.2024 tarihli bilirkişi raporu ile belgelendiğini, Satış sırasında gizli olan ve ancak uzman incelemesi ile ortaya çıkarılabilen bu ayıbın müvekkilinin hem işlerini aksatmış hem de ciddi maddi zarara uğramasına neden olduğunu, anacıh satış sözleşmesinin kurulduğu tarihte dorsede mevcut olan bu gizli ayıptan dolayı, 6502 sayılı Kanun ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri gereği davalının sorumluluğu bulunduğunu, müvekkilinin Türk Borçlar Kanunu ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’daki haklarını kullanarak, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme hakkını tercih etmiş, bu husustaki taleplerini hem şifahi hem de yazılı şekilde defalarca davalıya ilettiğini, Nitekim 26.12.2024 tarihli ve ---- Noterliği ----- yevmiye numaralı ihtarname ile davalıya durum detaylıca bildirilmiş, arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş, ancak davalı tarafça 20.01.2025 tarihli--- Noterliği ----- yevmiye numaralı ihtarname cevabı ile taleplerimiz tamamen reddedildiğini, tüm başvuru ve uzlaşma girişimlerimizin sonuçsuz kalması üzerine, işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu beyan ederek ayıplı olduğu tespit edilen aracın (tır dorsesinin) satış bedeli olan 211.000,00 TL’nin, ödeme tarihi olan 18.08.2024’ten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, aracın müvekkili adına tescilinin iptaline ve davalı adına tesciline, aracın ayıplı olması nedeniyle müvekkilinin uğradığı fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 211.000,00 TL maddi tazminatın, ayrıca mahkemece belirlenecek ve bilirkişi raporuna göre tespit edilecek miktar kadar maddi zararın davalıdan tahsiline, olayın müvekkilde yarattığı elem ve üzüntü nedeniyle takdir edilecek miktarda manevi tazminatın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini taleple dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın işbu davayı 211.000,00 TL dava değeri üzerinden ve “Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)” talebiyle açmış olmasına rağmen, talep sonucunda bu bedelle sınırlı kalmayarak bilirkişi incelemesiyle tespit edilecek miktarda maddi tazminata ve ayrıca manevi tazminata hükmedilmesini istediğini, oysa 6100 sayılı HMK’nın 119/1-e ve 119/1-f maddeleri uyarınca dava dilekçesinde talep sonucu açık, belirli ve tereddüde yer vermeyecek şekilde gösterilmek zorunda olduğunu, davacının bir yandan bedeli baştan belli olan ve belirli alacak niteliğindeki satış bedelinin iadesini talep ederken, diğer yandan miktarı belirsiz maddi ve manevi tazminat taleplerini aynı dava değeri altında ve herhangi bir parasal sınır göstermeksizin ileri sürerek, dava konusunu ve talep sonucunu hukuken çelişkili ve belirsiz hâle getirdiğini, bu durumun HMK m.107 kapsamında belirsiz alacak davası olarak da nitelendirilemeyeceğini zira davacının talep ettiği satış bedeli baştan itibaren belirli olup, aynı dava içerisinde belirsiz alacak rejimine sığınılması mümkün olmadığını, dava değeri ile talep sonucu arasında açık uyumsuzluk bulunan, infaz kabiliyeti olmayan ve dava şartı noksanlığı içeren bir dava niteliğinde olduğunu, açıklanan nedenlerle, davanın öncelikle usulden reddi gerekmekte olduğunu, müvekkilinin ----Şirketi'ne ait ---- plakalı aracıh █████/2024 tarihli maddi hasarlı trafik kazası neticesinde ağır hasara uğradığını, dava konusu --- plakalı araç kaza tarihinde ---. nezdinde ----- numaralı kasko poliçesi ile sigortalı olup, hasar dosyası kapsamında yapılan teknik inceleme ve ekspertiz değerlendirmeleri sonucunda, aracın onarım bedelinin ekonomik ve teknik açıdan makul olmadığı, onarım giderlerinin araç rayiç değerine yaklaşması/üstüne çıkması sebebiyle onarım yoluna gidilmemesine karar verildiğini, bu doğrultuda aracın sigorta uygulamaları ve yerleşik yargı içtihatları uyarınca “ekonomik tam hasar (tam hasar/pert)” olarak değerlendirilmiş ve onarım onayı verilmeksizin tam hasar kaydı tesis edildiğini, bu aşamadan sonra dava konusu aracın hukuki ve fiili niteliği itibarıyla artık kullanıma elverişli bir taşıt değil, yalnızca sovtaj (enkaz/parça) değeri bulunan hasarlı bir mal niteliğini haiz hâle geldiğini, dava konusu ---- plakalı aracın her ne kadar davacı vekili tarafından dava dilekçesinde özellikle belirtilmekten imtina edilmiş ise de, sovtaj ihalesi kapsamında ve tam hasarlı (ekonomik tam hasar) niteliği bilinen bir araç olarak davacı ----- tarafından satın alındığını, söz konusu ihalenin davalı müvekkili tarafından gerçekleştirilmemiş veyahut başvurulmamış olup sovtaj ihalesine ilişkin bilgi ve detaylar tarafımızda mevcut olmadığını, davacının ileri sürdüğü gizli ayıp iddialarının ne noter satış sözleşmesinde yer alan açık kabul ve taahhütlerle, ne araç üzerinde yapılan incelemelerle, ne de dosyaya sunulan bilirkişi raporlarının içeriğiyle örtüşmediğini, Şasi numarasının değiştirildiği yahut hukuki sonuç doğuracak nitelikte bir tescil engelinin bulunduğu hususu kesin ve somut delillerle ispatlanamamış, aksine araç üzerindeki şasi numarasının ruhsat ve noter kayıtlarıyla uyumlu olduğu sabit olduğunu, bu itibarla davacının soyut varsayımlara ve ihtimale dayalı iddialar üzerine inşa ettiği, satış bedelinin iadesi talepli işbu davanın hukuki mesnetten yoksun olduğu açık olup, davacının gizli ayıp iddialarına dayalı taleplerinin tamamının reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, dorse direklerinde kaynak izi bulunmasının tek başına ayıp teşkil etmeyeceğini, davacı ile müvekkili arasında akdedilen noter onaylı araç satış sözleşmesinde, dava konusu aracın hasarlı, trafikten çekilmiş ve sovtaj niteliğinde olduğu açıkça belirtilmiş; davacı alıcı, aracı halihazır durumu ile görerek, inceleyerek ve bilerek satın aldığını, araçta mevcut ya da sonradan ortaya çıkabilecek ayıp, hasar ve eksiklikler nedeniyle satıcıyı sorumlu tutmayacağını açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde kabul ve taahhüt ettiğini, 06.09.2024 tarihli ----- "şasi numarası tespit raporu" hükme esas alınamayacağını, tüketici Hukuku atıflarının tamamen hatalı olduğunu, davacının düşük bedel karşılığında öngörülebilirlik risk aldığını, davacının “gizli ayıp” iddiası kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için kabul edilse dahi, ayıp ihbarına ilişkin süre şartı açıkça ihlal edildiğini, davacı tarafın bir yandan ayıplı mal iddiasına dayanarak sözleşmeden dönme ve satış bedelinin iadesini talep ederken, diğer yandan miktarı belirsiz maddi tazminat ve ayrıca manevi tazminat isteminde bulunarak, ayıplı mal rejiminde öngörülen seçimlik hakları hukuka aykırı ve çelişkili biçimde birlikte ileri sürdüğünü, Oysa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 227. maddesi uyarınca, alıcının seçimlik haklardan yalnızca birini kullanması mümkün olduğunu, sözleşmeden dönme hakkının tercih edilmesi hâlinde, bu hakkın hukuki sonucu satış bedelinin iadesi ile sınırlı olup, ayrıca ve belirsiz şekilde tazminat taleplerinin aynı dava içerisinde, tek dava değeri altında ve gerekli harçlar yatırılmaksızın ileri sürülmesi usulen mümkün olmadığını, davacının dava değeri ile talep sonucu arasında açık uyumsuzluk yaratmış tüketici hukuku hükümlerine dayanmak suretiyle yanlış hukuki rejim seçmiş, ayıp ihbarı süresini kaçırmış, kesinlik taşımayan bilirkişi kanaatini mahkemeyi yanıltacak biçimde kesin bir tespit gibi sunmuş ve sovtaj ihalesiyle düşük bedel karşılığında bilerek üstlendiği riskleri sonradan satıcıya yüklemeye çalıştığını beyan ederek davacının dava değeri ile talep sonucu arasında açık uyumsuzluk bulunan, belirsiz ve çelişkili talepler içeren, gerekli harçlar yatırılmaksızın ikame edilen, zaman aşımına uğramış ve yanlış hukuki rejime dayanan işbu davasının öncelikle usulden reddine, dava konusu aracın sovtaj (ekonomik tam hasarlı) niteliği, davacının aracı mevcut haliyle, görerek ve bilerek satın almış olması, gizli ayıp iddialarının somut ve kesin delillerle ispatlanamaması ve açıklamış olduğumuz tüm nedenler birlikte değerlendirildiğinde davacının tüm taleplerinin esastan reddine, davacının haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilmiş iş bu davasının reddi kararı ile birlikte %20 den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE: Dava; Hukuki niteliği itibariyle ayıplı olduğu tespit edilen aracın (tır dorsesinin) satış bedeli olan 211.000,00 TL’nin, ödeme tarihi olan 18.08.2024’ten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili isteminden ibarettir.
Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye çıkartılmış, araç tescil bilgileri, Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Vergi Dairesine ve Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine yazılan müzekkere cevapları ile Sed araştırması incelenmek üzere dosyamız arasına alınmıştır.
----- Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacının tacir kaydının bulunup bulunmadığı hususu da sorulmuştur. ---- Ticaret Sicili Müdürlüğü cevabında, davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığını bildirmiştir. ---- Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkere cevabında davacının potansiyel mükellef olduğu bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamından; Ticaret sicilde kaydı olmadığı, Vergi Dairesinde potansiyel mükellef olduğu göz önüne alındığında, taraflar arasında görülen davanın ticari dava niteliği taşımadığı, bu durumda görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun gözetilerek görevsizlik kararı verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.'nın 114(1)/c maddesinin yollamasıyla HMK.'nın 115(2). Maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
2-HMK.'nın 20.maddesi uyarınca, iş bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık süre içerisinde başvuru halinde, dava dosyasının görevli ---- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK.'nın 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE,
4-Karar kesinleştiğinde HMK'nun 20/1. maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süre içinde başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemesine gönderilmesine, belirlenen süre içinde başvurulmadığı takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!