İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen, anonim ve yaygın kullanımdaki marka unsurlarının hükümsüzlüğü talebi ile yetki itirazının incelendiği dava özeti.
Özet: Marka hükümsüzlüğü talebiyle açılan bir davada, davacı, davalı adına tescilli "..." ibareli ve kedi figürlü markanın unsurlarının, tescil başvurusundan çok önce internet ve ticari platformlarda anonimleşmiş ve geniş çapta kullanıldığını, kendisinin de davalıdan önce bu tasarımı ticari olarak kullandığını ve davalının kötü niyetli bir tescil stratejisi izlediğini iddia ederek markanın sicilden terkinini talep etmiştir; davalı taraf ise davanın yetkisiz mahkemede açıldığı gerekçesiyle yetki itirazında bulunmuştur.

T.C.
İSTANBUL4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİESAS NO : ███████ EsasKARAR NO : ███████DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2026KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacının █████/2026 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı, 20.11.2024 başvuru tarihli ve Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde... başvuru ve tescil no İle tescilli bulunan “...” ibareli markanın sahibidir. Söz konusu marka, belirli bir ürün tasarımı ve üzerinde yer alan ibarelerden oluştuğunu, davaya konu söz ve tasarım unsurları marka tescilinden çok önce internet ortamında ve çeşitli ticari ürünlerde yaygın şekilde kullanılmakta olup tek bir kişi veya işletmeye özgülenebilecek nitelikte olmadı sunulan internet çıktıları ve ekran görüntüleri söz konusu kullanımın yıllara dayandığını gösterdiğini, tasarım içerisinde yer alan kedi figürü, internet ortamında farklı satıcılar tarafından uzun süredir kullanılan ve satışa sunulan bir görsel olduğunu, dosyaya sunulan belgelerde söz konusu figürün çeşitli platformlarda uzun yıllardır ticari olarak kullanıldığının ve satıldığının görüldüğünü, ... Tasarımda yer alan “...” ibaresi ise uzun süredir internet ortamında, sosyal medya paylaşımlarında ve çeşitli ürün tasarımlarında yaygın şekilde kullanılan, halk arasında bilinen ve anonimleşmiş bir söz niteliğinde olduğunu, bu nedenle söz konusu ibarenin tek bir kişi veya işletmeye münhasıran özgülenmesinin mümkün olmadığını, Markaya konu tasarımın bütününe bakıldığında; kupa, tişört, anahtarlık ve benzeri hediyelik ürünler üzerinde uzun süredir farklı satıcılar tarafından kullanılan ve ticarete konu edilen bir tasarım olduğunun görüldüğünü, dosyaya sunulan ürün yorumları ve satış sayfaları bu kullanımın geçmiş yıllara dayandığını açıkça ortaya koyduğunu, İlgili ürün yorumlarına ilişkin bağlantıların ... şeklinde olduğunu, davacı olarak kendisinin dava konusu tasarımının davalının marka başvurusundan önce ticari hayatta kullanmaya başladığını, dosyaya sunulan mesafeli satış sözleşmesi ve satış kayıtları, söz konusu ürünün 20.10.2024 tarihinde Trendyol pazaryeri üzerinden satışının yapıldığını, satışta olan ilgili ürünün ... sistemine tarafınca satıcı olarak eklenme tarihinin 17.10.2024 olup bu tarih davalının marka başvuru tarihinden önceye denk geldiğini, bu hususta ... ile yapılan görüşmelerde tarafına bildirilmiş olduğunu söz konusu kayıtların gerektiğinde mahkemenizce ilgili platformdan talep edilmesinin mümkün olduğunu, Tarafına ait pazaryeri bilgilerinin ... mağaza adı (eski): ... - Ürüne ait barkod numarası: ... olduğunu, Davalının yalnızca dava konusu marka ile sınırlı kalmayıp benzer nitelikte ve piyasada yaygın şekilde kullanılan başka tasarımlar üzerinde de marka tescilleri elde ettiğini, bu durumun davalının piyasada uzun süredir kullanılan ve anonim nitelik kazanmış tasarımlar üzerinde de sonradan tekel oluşturmaya yönelik kötü niyetli bir tescil stratejisi izlediğini gösterdiğini, söz konusu marka tescilini aldıktan sonra herhangi bir ihtarda bulunmaksızın tarafından ürün siparişi vererek delil oluşturmaya çalıştığını ve akabinde hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, bu durumun davalının marka hakkını dürüstlük kuralına aykırı şekilde kullanmaya çalıştığını açıkça gösterdiğini, davalı adına tescilli bulunan markanın hükümsüzlüğüne, Marka tescilinin Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinden terkinine, Hükümsüzlük kararının Türk Patent ve Marka Kurumu siciline işlenmesine, Yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.Davalı vekilinin █████/2026 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, müvekkilinin yerleşim yerinin ... olduğunu, yetkili mahkemenin ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu, Marka hükümsüzlüğü davalarında özel bir yetki düzenlemesi bulunmadığını bu nedenle genel yetki kuralının uygulanmasının zorunlu olduğunu, Bu açık düzenlemeye rağmen davanın mahkememizde açıldığını, usul hukukunun emredici hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, Bu nedenle, öncelikle mahkememizce yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili ve görevli ... Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'ne gönderilmesini beyan ve talep ettiği görülmüştür.KANAAT VE GEREKÇEUyuşmazlık, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.Davalı vekilince cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunulmuştur.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 156/3. maddesinde sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesinin, aynı kanunun 156/5. maddesinde de üçüncü kişiler tarafından sınai mülkiyet hakkı sahibi aleyhine açılacak davalarda, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili mahkeme olacağı düzenlenmiştir. Mülga KHK'larda aynı yönde yetki düzenlemeleri bulunup Yargıtay içtihatlarında anılan yetki düzenlemelerinin sınai mülkiyet hakkı sahibinin haklarını korumaya yönelik olmakla birlikte kamu düzenine ilişkin kesin yetki niteliği taşımadığı belirtilmiştir.(Yargıtay 11. H.D'nin ...E- ...K, ...E-...K).Kesin yetki halinin kuralının bulunmadığı ve birden fazla yetkili mahkemenin bulunduğu hallerde yetkili mahkemeyi seçme hakkı davacıya aittir. Davacı, kesin yetki kuralının bulunmadığı bir davayı yetkisiz bir mahkemede açmışsa, seçme hakkı itiraz eden davalıya geçer, davalının bildirdiği yetkili mahkemede davanın görülmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yetki itirazının ileri sürülmesi" başlıklı 19/2. maddesinde; "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz." hükmünü içermektedir. Yine, 116/1-a maddesinde "Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazını "ilk itiraz" olarak düzenlemektedir.6100 sayılı HMK`nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesininin birinci fıkrasına göre; “Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” Yine aynı Kanunun 16. maddesinde ise, “Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.” hükmü yer almaktadır.6100 sayılı HMK’nın haksız fiillerde yetkiyi düzenleyen 16. maddesinde HMK’nın 7/1-2. cümlesindeki düzenleme anlamında kesin yetki sözkonusu değildir. Haksız fiil halinde HMK`nın 16. maddesi gereğince birden fazla mahkemenin yetkili kılınarak davacıya bir seçimlik hak tanınmış olduğu göz önüne alındığında, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasının bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiç birisinde açmaz ve yetkisiz bir mahkeme de açar ise, o zaman seçme hakkı davalılara geçer.Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; tescilli sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından açılsa da, başkaca hiçbir istemin ileri sürülmediği markanın hükümsüzlüğü davalarında yetkili mahkemenin, 6769 sayılı SMK’nun 156/5. maddesi uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğu, somut uyuşmazlıkta da davanın, davalının merkezinin bulunduğu İstanbul ... Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinde görülmesinin gerektiği (Ankara BAM 20.HD ...E,... K.) anlaşılmakla, davalının yetkiye yönelik itirazının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur. HÜKÜM :Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,1-Davalının yetki ilk itirazının kabulü ile HMK 'nın 116/1-a maddesi yollaması ile HMK 114 ve 115 maddeleri hükümleri uyarınca davanın usulden reddine, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,2-HMK 20.Maddesi gereğince yetkisizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın yetkili ... Nöbetçi Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-Harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin yetkili Mahkemece dikkate alınmasına, Dair, tarafların yokluğunda, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere tensiben verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır