Tescilli marka hakkına tecavüz ve maddi tazminat talebiyle açılan davada, bilirkişi raporlarıyla markanın ayırt edici unsurunun şekli olduğu gerekçesiyle ihlal oluşmadığı kanaati.
Özet: Bu marka davasında, davacı, tescilli markasının davalı tarafından izinsiz bir festival duyurusunda görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer bir işaret kullanılarak ihlal edildiğini ve bu durumun maddi zarara yol açtığını iddia ederek ihtiyati tedbir ve maddi tazminat talep etmiştir; davalının cevap vermediği yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporları ise, davacının markasının ayırt edici unsurunun şekli olduğu, davalının kullandığı kelime unsurunun bu şekli unsurdan arındırılmış haliyle davacı markasından ayrıştığı ve dolayısıyla davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz oluşturmadığı yönünde görüş bildirmiştir.

T.C.

İSTANBUL
3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : █████/2023
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: .. █████/2022 tarihinde müvekkili ...adına tescil edildiği, davalı yan ise müvekkilininin Sınai Haklarını ihlal ederek 05 - 08 Ekim 2023 tarihleri arasında ... etkinlik alanında ... Festivalinin yapılacağını marka hakkı sahibi müvekkilinin olmasına rağmen hiçbir izin alınmaksızın açık bir şekilde basın - yayın organları üzerinden kamuoyuna duyurduğunu, davalı yanca yapılana işlem ile müvekkilinin Sınai Hakları ihlal edildiği olmakla davalı tarafın bu eylemleri müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiği, müvekkilinin maddi olarak zarara uğrattığı ve söz konusu eylemler durdurulamadığı sürece uğratmaya devam edeceğini, davalının kamuoyuna duyurduğu festivalin marka hakkı müvekkiline ait olup müvekkili adına tescilli "..." markası görsel, işitsel ve kavramsal açıdan ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu ve bu benzerliğin iltibasa yol açtığını, tüm bu sebeplerle marka hakkı müvekkilinde olan ... davalı yan tarafından açık bir şekilde kamuoyuna duyurulması sebebiyle yapılacak 5 Ekim tarihinde yapılacak etkinliğin ve işlemin engellenmesine yönelik ivedi bir şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin marka hakkının ihlal edildiğinin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL maddi zararını, haksız eylemlerin gerçekleştirildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmiş, ancak cevap verilmemiştir.
TPMK kayıtları istenmiş, HMK'nın 266.maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
█████/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Açıkladıkları nedenlerle mahkeme tazminata karar vermesi durumunda, maddi tazminatın mahkemenin takdirinde olduğunu, davacı markasına ayırt edicilik unsurun katan ibarenin şekli unsur olduğu, davalı kullanımlarında davacının markasının kelime unsuru olan ... ibaresi kullanılsa bu ibarenin da davacı markasının şekli unsurundan arındırılarak kullanılması göz önünde bulundurularak davacı markasından ayrıştırıldığı ve böylece davalı yan kullanımlarının davacının markasından doğan markasından doğan haklarını ihlal eder mahiyette olduğundan bahsedilemeyeceği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
█████/2026 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Açıkladıkları nedenlerle davacı markasına ayırt edicilik unsuru katan ibarenin şekli unsur olduğu, ...ibaresinin tek başına ayırt edici niteliğe sahip olmadığı ve bu sebeple davalı kullanımlarında davacının markasının kelime unsuru olan ... ibaresi kullanılsa da bu ibarenin davacı markasının şekli unsurundan (davacı markasına ayırt edicilik unsuru katan ibareden) arındırılarak kullanılması göz önünde bulundurularak davacı markasından ayrıştırıldığı ve böylece davalı yan kullanımlarının davacının markasından doğan haklarını ihlal eder mahiyette olduğundan bahsedilemeyeceği, kök raporlarında yer alan kanaatlerini, yaptıkları inceleme ve değerlendirmeler sonucunda bir değişiklik olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: Davalının eyleminin, davacının marka tescilinden doğan haklarını ihlal ettiğinin tespiti, meni, refi, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL maddi tazminatın haksız eyleminin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.
Marka hakkına tecavüz sayılan haller SMK'nın 7.maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29.maddede düzenlenmiştir.
Madde 7 (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları):
"(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım
amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması."
Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
6769 sayılı SMK'nın 149.maddesi: "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.
e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.
f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.
g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.
(2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.
(3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.
(4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez."
6769 sayılı SMK'nın 151.maddesine göre: "(1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır:
a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir.
b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç.
c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli.
(3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.
(4) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir. (5) Mahkeme, patent haklarına tecavüz hâlinde, patent sahibinin bu Kanunda öngörülen patenti kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu kanaatine varırsa yoksun kalınan kazanç, ikinci fıkranın (c) bendine göre hesaplanır.
(6) Coğrafi işarete veya geleneksel ürün adına tecavüz hâlinde bu madde hükmü uygulanmaz." hükmü amirdir.
Marka: Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır.
Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur.
SMK, TPMK kayıtları, mevzuat , bilirkişi kurulu kök/ek raporları ve bütün dosya kapsamından:
TPMK nezdinde; ... numaralı "...+şekil" ibareli markanın, davacı ...adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce itibar edilen █████/2025 tarihli bilirkişi raporu ile aynı heyet tarafından düzenlenen ek raporda da belirtildiği üzere; davacı markasına ayırt edicilik unsuru katan ibarenin şekli unsur olduğu, ... ibaresinin tek başına ayırt edici niteliğe sahip olmadığı ve bu sebeple davalı kullanımlarında davacının markasının kelime unsuru olan ...baresi kullanılsa da bu ibarenin davacı markasının şekli unsurundan (davacı markasına ayırt edicilik unsuru katan ibareden) arındırılarak kullanılması göz önünde bulundurularak davacı markasından ayrıştırıldığı ve böylece davalı yan kullanımlarının davacının markasından doğan haklarını ihlal eder mahiyette olduğundan bahsedilemeyeceği kanaatine varılarak davanın tüm talepler yönünden reddine dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın tüm talepler yönünden REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL harcın peşin harçtan mahsubu ile fazla 462,15 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı tarafça fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!