İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, dış cephe ve mantolama işleri alacağı, davalının ayıplı iş iddialarının reddiyle kabul edildi.
Özet: Davacı yüklenicinin, davalı iş sahibinden dış cephe mantolama ve iskele işleri kapsamında eser sözleşmesinden doğan 138.299,68 TL alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle açtığı davada, davalının işçilik kusurları ve ayıplı iş iddialarına karşılık, mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda ayıpların davacıdan kaynaklanmadığı, davalının iddialarını somut delillerle ispatlayamadığı ve davacının işi ayıpsız tamamladığının kabulü gerektiği gerekçesiyle, davacının takip konusu alacağının likit olduğuna hükmedilerek, davalının itirazının 138.299,68 TL üzerinden kısmen iptaline ve takibin devamına karar verilmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2019KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, davalı şirketin---------Caddesinde bulunan ----------- Projesinin 2017- 2018 yıllarına ilişkin dış cephe, mantolama ve iskele işleri için müvekkili şirket ile anlaştığını, projenin devamı süresince müvekkili şirketin yapmış olduğu harcamaların kalem kalem faturalandırılarak davalı şirkete gönderildiğini, davacı şirketin söz konusu faturalara itirazda bulunmadığını ve her iki tarafın söz konusu faturaları şirket defterlerine işlediğini, müvekkili şirketin üstüne düşen tüm edimleri yerine getirdiğini ve söz konusu projeyi bitirdiğini, bir kısım daire satışların gerçekleşmiş olmasına rağmen müvekkiline olan 138.299,68 TL cari hesap alacağının ödemediğini, bu alacağın tahsili için --------- İcra Müdürlüğünün -------- Esas numaralı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı şirketin yaptığı itirazın üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline ile takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevabında, müvekkili firma ile davacı tarafın 2017 yılında ---------- Projesi kapsamında mal alım satımı hususunda (Kum, çimento vs.) anlaştıklarını, malzeme alımları akabinde karşı tarafın teklifi üzerine dış cephe mantolama ve iskele işlerinin yapımında da tarafların anlaştığını, alınan malzemelerin işçiliğinin de davacı tarafından yapılmak üzere müvekkili firmanın kabulü ile eser sözleşmesi şeklinde ticari işin devam ettiğini, davacı tarafın işçilik kusurları ve işi norm ve standartlarına uygun yapmaması, işin tamamlanan kısımlarında kusurların bulunması, uyarılara uymaması sebebiyle müvekkili şirketin ödeme yapmaktan kaçındığını, 5-6 Ekim 2019 günü yağan yağmur sebebiyle dış cephelerin kabardığının ve blok boyunca dış cephenin deforme olduğunun görüldüğünü, işin ayıplı yapılması ve yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunu yerine getirmemesi sebebiyle müvekkilinin maddi zarara uğradığını, davacı tarafın yapmayı taahhüt ettiği işin yapımı aşamasında şantiye şefleri tarafından karşı tarafın defalarca uyarıldığını, işçiliğe özen gösterilmediği ve işçiliğin zayıf olduğu konusunda ikaz edildiğini, yüklenici firmanın çalıştığı sahadan ortaya çıkan kirliliği ve ince işçiliği gidermeden ayrıldığını, ayıplı işleri yüklenici nam ve hesabına yaptıracaklarını, bu nedenle karşı tarafın beyanları asılsız olup müvekkilinin borçlu değil davacı taraftan alacaklı olduğunu belirterek, davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı taraf cevap dilekçesi ile karşı dava açmış, █████/2020 tarihli oturumda karşı davanın tefrikine karar verilerek Mahkemenin ████████ Esasına kaydedilmiş, sonrasında ise o esas üzerinden "arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden dolayı" davanın usulden reddine karar verilmiştir.Mahkememiz, █████/2021 tarihli, -------- Esas, ---------- Karar sayılı kararı ile, davalı tarafından dava açılmadan önce ayıp ihbarında bulunulduğu dosya kapsamından anlaşılamamakta olup davalının cevap dilekçesinde ayıp savunmasında bulunduğu, yapılan keşfe dayalı olarak düzenlenen inşaat bilirkişileri raporunda, davalının iddia ettiği gibi mantolama ve iskele işi yapımında ayıbın bulunmadığının, ayıbın kara sıva imalatından kaynaklandığının ve bundan da davacının sorumlu olmadığının belirtildiği, eser sözleşmelerinde kural olarak, aksi ispat edilmedikçe, sözleşmede belirlenen işin yüklenici tarafından yapıldığının kabul edilmekte olduğu, bu kuralın aksinin iddia eden tarafça ispatlanması gerektiği, davalı iş sahibinin eksik ve ayıba ilişkin iddiasını somut ve yasal delil ve tespitlerle ispatlayamadığı, bu durumda davacının işi ayıpsız ve eksiksiz yapıp teslim ettiğinin kabulü gerektiği, davacı defterlerine göre davalıdan 138.350,66 TL'lik inşaat işine ilişkin olarak düzenlenen hakediş faturalarından kaynaklanan alacağı bulunduğu, davalı tarafın defterlerini inceleme günü sunmadığı, faturalara ilişkin işin yerine getirildiği, yukarıda anlatılanlar ışığında davalı tarafın ayıp iddiasının dinlenmesinin mümkün olmadığı sabit olmakla, davacı tarafından yapılan iş kapsamında düzenlenen faturalara ilişkin alacağının mevcut olduğu, takibe konu asıl alacağın likit olduğu, dosya kapsamında davalıyı temerrüde düşürücü bir ihtar bulunmadığından takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, davacının takip talebinde kötü niyetli olduğu kanaatine varılmadığından davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle, Davacının davasının kısmen kabulü ile; davalının ---------- İcra Müdürlüğü'nün ------------- Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 138.299,68-TL üzerinden İPTALİNE, takibin aynı koşullarla devamına, Davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, Hükmedilen alacak miktarı olan 138.299,68 TL'nin %20'i olan 27.659,93-TL icra inkarın tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.KALDIRMA İLAMI SONRASIİNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ------- İcra Müdürlüğünün --------- E sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, --------- İcra Müdürlüğünün ---------- E sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememiz kararı ---------- sayılı ilamıyla; " mahkemece yapılan keşfe dayalı olarak hazırlanan teknik bilirkişi heyeti raporunda, mantolamadaki dalgalanmanın işin yapıldığı zemindeki "kara sıvadan" kaynaklandığı belirtilmiş ise de, bu kabule davalı tarafça projede kara sıva tekniğinin uygulanmadığı belirtilerek itiraz edildiği halde, teknik incelemeyi gerektiren bu hususla ilgili olarak ek rapor alınmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece, öncelikle bu meselenin dava edildiği ve bu dosyadan tefrik edilerek --------- Esas numarasını alan karşı davanın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, söz konusu ayıp iddiasının o davada sonuçlanıp sonuçlanmadığının sonucuna göre ve yukarıda belirtilen ek rapor alınması hususu göz önünde bulundurularak davanın esası hakkında yeniden bir değerlendirme yapılması gerekmektedir" gerekçesiyle kaldırılmıştır. Kaldırma ilamı sonrası, Mahkememiz -------- Esas sayılı dosyası ile yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizin bozma öncesi --------- Esas sayılı dosyasından da ki bilirkişi heyetine ek rapor hususunda dosya tevdi edilmiş ise de bilirkişilerin █████/2025 tarihli raporlarında; dosya kapsamı değerlendirildiğinde, mahkemece yapılan keşfe dayalı olarak hazırlanan teknik bilirkişi heyeti raporunda, mantolamadaki dalgalanmanın işin yapıldığı zemindeki "kara sıvadan" kaynaklandığı belirtilmiş ise de bu kabule davalı tarafça projede kara sıva tekniğinin uygulanmadığı belirtilerek itiraz edildiği halde, teknik incelemeyi gerektiren bu hususla ilgili olarak ek rapor alınmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece, öncelikle bu meselenin dava edildiği ve bu dosyadan tefrik edilerek ---------- Esas numarasını alan karşı davanın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, söz konusu ayıp iddiasının o davada sonuçlanıp sonuçlanmadığının sonucuna göre ve yukarıda belirtilen ek rapor alınması hususu göz önüne alınabileceği belirtilmiştir.Bilirkişi heyetinin █████/2026 tarihli ek raporunda; mantolama yüzeyinde görülen bu dalgalanmaların, dış cephe yüzeyine daha önceden yapılan kara sıva imalatının düzgün yapılmamış olmasından kaynaklandığı, kara sıva imalatını yapmayan davacı/karşı davalının, binaların dış cephe yüzeyinde kısmen görülen dalgalanmadan sorumlu tutulamayacağı mütala olunmuştur. Somut olay da --------- sayılı ilamıyla; " mahkemece yapılan keşfe dayalı olarak hazırlanan teknik bilirkişi heyeti raporunda, mantolamadaki dalgalanmanın işin yapıldığı zemindeki "kara sıvadan" kaynaklandığı belirtilmiş ise de bu kabule davalı tarafça projede kara sıva tekniğinin uygulanmadığı belirtilerek itiraz edildiği halde, teknik incelemeyi gerektiren bu hususla ilgili olarak ek rapor alınmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece, öncelikle bu meselenin dava edildiği ve bu dosyadan tefrik edilerek --------- Esas numarasını alan karşı davanın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, söz konusu ayıp iddiasının o davada sonuçlanıp sonuçlanmadığının sonucuna göre ve yukarıda belirtilen ek rapor alınması hususu göz önüne alınabileceği belirtilmiştir.'' mahkememizce ek rapor alınmasına karar verildiğimantolama yüzeyinde görülen bu dalgalanmaların, dış cephe yüzeyine daha önceden yapılan kara sıva imalatının düzgün yapılmamış olmasından kaynaklandığı, kara sıva imalatını yapmayan davacının binaların dış cephe yüzeyinde kısmen görülen dalgalanmadan sorumlu tutulamayacağı mütala olunmuştur. Bu dosyadan tefrik edilerek yeni esas alan mahkememizin -------- Esas -------- Karar sayılı dosyanın usulden reddine karar verildiği kararın kesinleştiği görülmüştür.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Herşeyden önce taraflar arasındaki anlaşmaya göre uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK'nın 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. TBK'nın 475. maddesi ayıbı işin kusurlu olması veya sözleşmeye aykırı bulunması olarak tanımlamıştır. Ayıp eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. Açık ayıplarda TBK'nın 474/1. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz (geç sayılmayacak bir süre içinde) eseri gözden geçirip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekir. Sonradan ortaya çıkan ayıpta yani gizli ayıplarda ise TBK 477/3. maddeye göre ayıp ortaya çıktıktan sonra gecikmeksizin ayıp ihbarının yapılması gerekir. Davalı tarafından, dava açılmadan önce ayıp ihbarında bulunulduğu dosya kapsamından anlaşılamamakta olup davalı cevap dilekçesinde ayıp savunmasında bulunmuştur. Davalının cevap dilekçesinde ileri sürdüğü gizli ayıp iddiasına göre mahkememizce mahallinde keşif yapılmasına karar verilmiş ve keşfin akabinde inşaat bilirkişileri tarafından düzenlenen raporda davalının iddia ettiği gibi mantolama ve iskele işi yapımında ayıbın bulunmadığı, ayıbın kara sıva imalatından kaynaklandığı ve bundan da davacının sorumlu olmadığı belirtilmiştir. Eser sözleşmelerinde kural olarak, aksi ispat edilmedikçe, sözleşmede belirlenen işin yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmektedir. Bu kuralın aksi iddia eden tarafça ispatlanmalıdır. Davalı iş sahibinin eksik ve ayıba ilişkin iddiasını somut ve yasal delil ve tespitlerle ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının işi ayıpsız ve eksiksiz yapıp teslim ettiğinin kabulü gerekmektedir. Uyuşmazlığın çözümü içim her iki tarafın defterleri SMMM bilirkişi tarafından incelenmesine karar verilmiş olup davacı defterlerine göre davalıdan 138.350,66 TL'lik inşaat işine ilişkin olarak düzenlenen hakediş faturalarından kaynaklanan alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. Davalı taraf defterlerini inceleme günü sunmamış olup defterlerinin incelenmesine engel olmuştur. Davalı tarafın sunduğu cevap dilekçesinde de açıkça işin ayıplı olduğu iddiasına dayandığı, faturalara ilişkin işin yerine getirildiği, yukarıda anlatılanlar ışığında davalı tarafın ayıp iddiasının dinlenmesinin mümkün olmadığı sabit olmakla, davacı tarafından yapılan iş kapsamında düzenlenen faturalara ilişkin alacağının mevcut olduğu anlaşılmakla davalının icra takibine yaptığı itirazın haksız olduğunun kabulü gerekmiş olup davanın asıl alacak miktarı olan 138.299,68 TL üzerinden davanın kabulüne, asıl alacak likit ve belirlenebilir olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.Öte yandan dosya kapsamında, davalıyı temerrüde düşürücü bir ihtar bulunmamaktadır. Takip öncesi temerrüt faizi talep edilebilmesi için davalının TBK. 117 (eski TBK. 101) maddesi uyarınca temerrüt ihtarnamesi ile temerrüde düşürülmesi ya da borcun ödeneceği günün tarafların anlaşmasıyla kesin olarak belirlenmesi (TBK. m. 117/2) şarttır. Takibe kadar işlemiş faize yönelik davalı itirazının haklı olduğu değerlendirilerek takibe kadar işlemiş faiz tutarı bakımından davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine ve ayrıca davacının takip talebinde kötü niyetli olduğu kanaatine varılmadığından davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile;1- davalının --------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 138.299,68-TL üzerinden İPTALİNE, takibin aynı koşullarla DEVAMINA,2-Davacının fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE,3-Hükmedilen alacak miktarı olan 138.299,68 TL'nin %20'i olan 27.659,93-TL icra inkarın tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,4-Davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE,5-Karar harcı 9.447,25 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 44,40 TL ve 2.029,94 TL peşin harç toplamının mahsubu ile bakiye 7.372,91 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,6-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı, 44,40 TL ve 2.029,94 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.118,74 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı tarafından yapılan 530,10 TL tebligat, müzekkere gideri, 384,90 keşif harcı (keşif harcı yargılama gideri olarak yazıldığından) ve 12.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.530,10 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 10.626,99 TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,8-Davalı tarafından yapılan 48,50 TL yargılama giderinin red kabul oranına göre hesap edildiğinde, 8,59 TL nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan bakiyenin davalı üzerinde bırakılmasına, 9-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,10-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 29.776,11 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,11-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin (e-duruşma) ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026