İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, ayıplı olduğu iddia edilen ikinci el araç satışında misliyle değişim veya bedel iadesi talepli davayı inceledi.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacı vekili tarafından hatasız ve kusursuz olduğu beyan edilerek satın alınan ikinci el aracın satış yapıldığı gün arıza vermesi nedeniyle ayıplı mal niteliği taşıdığı iddia edilerek, öncelikle ayıpsız misli ile değişiminin, bunun mümkün olmaması halinde aracın iadesi ile bedelinin iadesinin talep edildiği; davalı vekilinin ise aracın ticari garanti kapsamında olduğunu, bu kapsamda sadece ücretsiz onarım sorumluluğu bulunduğunu, aracın garanti kapsamında onarıldığını ve son iki yıldır sorunsuz kullanıldığını belirterek, araç değişimi veya bedel iadesi talebinin hukuka aykırı olduğunu savunduğu bir alacak davası incelenmektedir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2022NUMARASI : ████████ Esas ████████ KararDAVA : ALACAK BAM KARAR TARİHİ : █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026 Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin hususi kullanımına otomobil tedarik etmek amacıyla davalılardan ....’in İzmir şubesine gittiğini, firmanın bünyesindeki 2. el araç alım satım departmanından ... şasi numaralı ... model ... marka aracı beğendiğini, firmanın 2.el satış temsilcisinin aracın donanımı, nitelikleri, herhangi bir arızasının olup olmadığı ile ilgili müvekkiline bilgi verdiğini, aracın hatasız ve kusursuz olduğunu beyan ettiğini, ....’in İzmir şubesi ile aracın satın alma konusundaki tüm koşullarında anlaşmaya varıldığını, █████/2018 tarihli araç satış sözleşmesinin Karşıyaka 5. Noterliğinde yapıldığını ve aracın satış işleminin tamamlandığını, müvekkili tarafından satın alınan dava konusu araçta birçok bariz ayıplar olup daha noterde satışının yapıldığı gün arıza verdiğini ve çekici ile davalı şirket ....’in yetkili servis istasyonuna götürüldüğünü, müvekkilinin yasadan kaynaklanan haklarını kullanma imkanı doğduğunu, müvekkilinin bu haklarını yine aynı yasa uyarınca sorumlu kabul edilen üretici ve satıcı sıfatındaki davalılara karşı ileri süreceğini, dava konusu otomobilin ayıplı mal niteliği taşıdığını, davalılardan .... A.Ş'nin üretici, diğer davalının ise satıcı olarak sorumlu bulunduğunu, araç satış sözleşmesinde aracın eski maliki .... adına kayıtlı gözükse de aracın müvekkile pazarlanmasını davalı firma bünyesinde 2. el departmanı gerçekleştirdiğini, araç maliki olarak görünen şahıs ile müvekkilinin hiçbir bağlantısının ve iletişiminin olmadığını, tüm işlemlerin hali hazırda araç satışı konusunda faaliyet gösteren davalı firma ile gerçekleştirildiğini, davalı şirketin satıcı niteliğinde olduğunun anlaşıldığını, davalıların sorumluluklarının zamanaşımına uğramadığını, açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle; davalarının kabulü ile; bilgileri verilen aracın öncelikle ayıpsız misli ile değiştirilmesini, ancak bunun imkansız hale gelmesi durumunda aracın iadesi ve bedelinin, öncelikle teslim tarihinde işleyecek faizi ile bu mümkün görülmez ise, araç bedelinin iade tarihinden işleyecek avans faizi ile taraflarına verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ..... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu aracın ticari garanti şartlarına tabi bulunduğunu, ... Garanti ve Servis Kılavuzu’nda belirtildiği üzere, satın alınan ... aracın ticari veya mesleki amaçlı kullanılması halinde, “Ticari Garanti Şartları” nın geçerli olacağını ve malın garanti süresi içinde, gerek malzeme, gerekse montaj ve tasarım hatalarından dolayı arızalanması halinde, işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep edilmeksizin tamirinin yapılacağını, ticari garanti kapsamında, müvekkili şirketin, sadece aracın ücretsiz onarımından sorumlu olup, ticari bir satım söz konusu olduğu için, anılan davada davacının, aracı satın alırken kabul etmiş olduğunun ticari garanti esasları gereği hiçbir zaman için araç değişimi ya da bedel iadesi talep etme hakkının bulunmadığının gözden kaçırılmaması gerektiğini, bununla birlikte, dava konusu araçta hukuki anlamda bir ayıp bulunmadığı üzere müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilmesinin ise, esasen mümkün olmadığını, dava konusu araçta ayıp olarak nitelendirilebilecek maddi bir hasar ya da eksikliğin de söz konusu olmadığını, ikinci el olan dava konusu araçta 30.07.2018’de turboşarj ve 28.09.2018 tarihinde elektrik tesisatı garanti kapsamında değiştirilmiş olup, sonrasında aracın herhangi bir arıza veya şikayet nedeni ile servis girişinin bulunmadığını, en son onarımından bu yana aracın yaklaşık 2 yıldır davacıda olduğunu ve sorunsuz kullanılmakta olduğunu, bu itibarla, aracın kullanılmaya elverişliliğinin ortadan kalkmış olduğundan söz edilemeyeceğini, somut olayda halihazırda kullanılmakta olan ve varlığı iddia edilen şikâyetlerin garanti kapsamında, ücretsiz onarımla değer kaybı olmaksızın giderilmiş bulunan, 2 yıldır sorunsuz bir biçimde kullanılmakta olan bir araçta, bir an için davacının şikâyetlerinin üretimden kaynaklanan bir ayıp niteliğinde olduğuna kanaat edilmesi halinde de, ücretsiz onarım hakkını kullanmış bulunan davacının bu taleplerinin TMK m.2’ye aykırılık teşkil ettiğini gerçekten, zamanaşımının dolmasına sadece 3 gün kala açılan bu davada davacının taleplerinin iyiniyetli olmadığını, davacının ücretsiz onarım hakkını kullanmış olduğu yönündeki savunmaları saklı kalmak kaydıyla, davacının anılan davada terditli talepte bulunmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, itirazları dikkate alınmaksızın araç değişimine karar verilmesi halinde de, aracın her türlü borçtan ari bir şekilde iadesine karar verilmesi gerektiğini belirterek, anılan davanın esastan reddedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacı ile arasında herhangi bir satım akdinin bulunmadığını, diğer yandan, satıcı ile üretici ya da ithalatçının müteselsil sorumluluğunun sadece 6502 sayılı Kanun’da tüketiciler lehine düzenlendiğini, dava konusu uyuşmazlıkta ise, davacının iddiasının aksine 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun uygulama alanı bulamayacağını, ayrıca, müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir hizmet akdinin de bulunmadığını, bu itibarla, imalatçı olan söz konusu müvekkili firmanın müteselsil sorumluluğuna gidilemeyeceğinden, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, dava konusu aracın ticari garanti şartlarına tâbi bulunduğunu, .... Garanti ve Servis Kılavuzu’nda belirtildiği üzere, satın alınan ... aracın ticari veya mesleki amaçlı kullanılması halinde, “Ticari Garanti Şartları” geçerli olacağını ve malın garanti süresi içinde, gerek malzeme, gerekse montaj ve tasarım hatalarından dolayı arızalanması halinde, işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep edilmeksizin tamirinin yapılacağını, dava konusu araçta ayıp olarak nitelendirilebilecek maddi bir hasar ya da eksikliğin de söz konusu olmadığını, davacının ücretsiz onarım hakkını kullanmış olduğunun savunmaları saklı kalmak kaydıyla, davacının anılan davada terditli talepte bulunmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafça terditli olarak ileri sürülen taleplerin her halükarda reddi gerektiğini, ayıp nedeniyle seçimlik hakları yenilik doğurucu nitelikte olup, bu haklardan birine başvurulması halinde hakkın tükeneceğini ve diğer seçeneklere başvurmanın mümkün olmayacağını, davacının seçimlik hakkını ücretsiz onarım yönünde kullanmış olduğu hususundaki açıklamaları saklı kalmak kaydıyla, davacının terditli talebinin hukuken kabul edilemez olup, hangi seçimlik hakkını kullandığını açıklamasının gerektiğini, tüm itirazlarının reddi ile davacının araç değişimi ya da bedel iadesi talebinin kabulüne karar verilmesi halinde, eğer ki araçta müvekkili şirketin bir kusurlu bir eylemi ya da fiili olmaksızın meydana gelmiş bir değer kaybı var ise, bunun tespit edilerek müvekkili şirkete iadesinin gerekeceğini, aksi durumda davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet vereceğini, itirazlarının dikkate alınmaksızın araç değişimine karar verilmesi halinde, aracın her türlü borçtan ari bir şekilde iadesine karar verilmesinin gerektiğini, mahkemece yapmış oldukları itirazların dikkate alınmaksızın davanın araç değişimi ya da bedel iadesi şeklinde kabulüne karar verilmesi halinde, bu hususun hükümde açıkça ifade edilmesi gerektiğini belirterek, anılan davanın .... A.Ş. bakımından öncelikle husumet nedeniyle reddedilmesine, aksi kanaat halinde esastan reddedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesini karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "..... Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamının incelenmesinde; Dava, ticari satıma konu aracın ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak açılan malın misli ile değiştirilmesine yönelik davadır.Davacı taraf davalı ....'un İzmir şubesinden satın aldığı ikinci el aracın satın aldıktan sonra farklı tarihlerde arıza yaptığını ve arızalar için araca ... yetkili servisine götürdüğünü, ayıpların aracın teslim tarihinden itibaren var olduğunu, ayıpların aracı teslim aldıktan 6 ay içerisinde ortaya çıktığını belirterek aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi ancak bunun imkansız gelmesi durumunda aracın iadesi ile bedelin teslim tarihinden itibaren faizi ile birlikte iadesini talep etmiştir. Yapılan yargılamada davacının talep konusu terkipli taleplerin yenilik doğurucu haklar kapsamında olması nedeni ile hangi seçimlik hakkını kullandığını bildirmesi için davacıya süre verilmiş ve davacı vekili 05.03.2021 havale tarihli dilekçe ile aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 219.maddesi uyarınca, satıcı alıcıya karşı herhangi bir suretle bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması nedeni ile sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen, niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Kanunun 223.maddesine gör alıcının devir aldığı satılanın durumunu, işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı satılan da olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa bu ayıbın satıcaya hemen bildirilmesi gerekir. Bu durumda ayıp bildirilmediği takdirde satılan ayıp ile birlikte kabul edilmiş sayılır. Davacı taraf aracı davalıdan satın aldıktan sonra araçta meydana gelen arıza nedeni ile davalıya müracaat etmiştir. Davacının satın aldığın aracın ayıplı olup olmadığı ayıplı ile ayıbın gizli yada açık ayıp olup olmadığı teknik inceleme gerektirdiğinden dosyaya getirilen servis kayıtları ile birlikte araç üzerinde inceleme yapılarak otomotiv öğretim üyesi bilirkişi tarafından rapor düzenlenmiş, düzenlenen raporda aracın şikayetinin aracın motor arıza lambalarının yanmasına yönelik olduğu, aracın 18.07.2018, 30.07.2018, 29.08.2018, 28.09.2018 ve 21.01.2019 tarihlerinde yetkili servise götürüldüğü, aracın arıza ile ilgili olarak en son 21.01.2019 tarihinde ve araç km sinin 9.873 km de iken servise götürüldüğü, akabinde periyodik bakım için 05.04.2019 tarihinde servise götürüldüğü, bakım için götürüldüğü sırada her hangi bir arıza ve şikayetini bulunmadığı, keşif tarihi olan 18.01.2022 tarihinde aracın 66.341 km de olduğu ve araçta teknik anlamda herhangi bir arıza, problem veya aksaklığın bulunmadığı, aracın 3 yıl boyunca yaklaşık 56.468 km kullanıldığı ve bu kullanım sırasında herhangi bir aksaklık yada arızanın bulunmadığı ve bir arıza olduğunun bildirilmediği tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda ayrıca araçta 6.000,00 TL değer kaybı meydana geldiği tespit yapılması nedeni ile satılanın ayıplı olup olmadığı ve ayıptan kaynaklı aracın değerinde bir eksilme olup olmadığının tespiti için İTÜ Makine Mühendisliği Fakültesinde görevli öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyetinden rapor aldırılmış, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, araçta üretimden kaynaklı olarak bir takım arızaların bulunduğu ancak söz konusu arızaların tamamen tamir edilmiş olduğu, aracın en son arıza nedeni ile servise giriş tarihi 21.01.2019 ile 18.01.2022 tarihleri arasında 3 yıl geçmiş olduğu, 3 yıl boyunca aracın kullanıldığı ve aracın 56.468 km yol yaptığı, bu süre zarfında araçta herhangi bir arıza görülmediği ve araçta keşif tarihi itibari ile teknik bir arızanın bulunmadığı, dava konusu aracın tamamen tamir edilmiş olduğu ve 3 yıl boyunca aracın sorunsuz olarak kullanıldığı, araçtan beklenen faydayı azaltan bir ayıbın mevcut olmadığı, bilirkişi raporunda belirtilen değer kaybının aracın ön çamurluğunun değiştirilmesi, ön tamponunun boyanması, sol arka köşe tampon hasarları nedeni ile meydana gelmiş olduğu, dava konusu motor arızası ile ilişkisinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bilirkişi heyetince düzenlenen rapor ve mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen rapordan da anlaşılacağı üzere her ne kadar davacı tarafça aracın ayıplı olması nedeni ile misli ile değiştirilmesi talep edilmiş ise de davacı tarafça satılanın satıcı yetkili servise müracaat etmek suretiyle satılandaki ayıpların giderilmiş olduğu, dava tarihi itibari ile araçta satış nedeni ile mevcut bir ayıbın bulunmadığı, ayrıca satılanda bulunan ve giderilen ayıbın araçtan beklenen faydayı azaltan bir ayıp niteliğinin bulunmadığı, bu nedenlerle satılanın misli ile değiştirilmesi koşulları bulunmadığı kanaatine varılmış, satılanın satış tarihi itibari ile garanti kapsamında olduğu değerlendirilerek davalı .... A.Ş'nin husumet itirazı yerinde görülmemiş ve davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile " DAVANIN REDDİNE'' karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından yürütülen yargılamada, tahkikat aşaması içerisinde, ilk olarak satış sözleşmesine konu araç üzerinde 18.01.2022 tarihinde keşif icra edildiğini, bu esnada araçtaki kullanıma elverişsizlik durumunu gözlemleme imkanına sahip olabilen tanıkların da dinlenildiğini, tanıklardan ....'ın, müvekkili şirket temsilcisi ile aynı araçta bulunduğu sırada aracın yokuş üzerinde bir anda durduğunu, bu anlamda büyük bir tehlike geçirerek varmak istedikleri hedefe de ulaşmaksızın aracı servise teslim etmek zorunda kaldıklarını beyan ettiğini, keşif sırasında dinlenen bir diğer tanık olan ....'in ise, aracın satın alındığı gün olan 18.07.2018 tarihinde, aracı teslim alan müvekkili şirket yetkilisi .... ile eve gittikleri sırada, aracın birinci vitesten ikinci vitese geçiş yapılamamasıyla devrin bir anda yükseldiğini belirttiğini, bunun üzerine teknik servis ile iletişime geçildiğini ve aracın servise getirilmesinin istendiğini, aracın bir şekilde teknik servise tesliminin da ardından bir aylık bir onarım sürecinin sonrasında turbo değişimi ile teslim alınabildiğinin belirtildiğini, tanığın, onarım faaliyetlerinin icra edilmesinden sonra teslim alınan araç ile aynı gün İzmir-Çeşme otoyoluna çıktıklarını ancak bir kez daha arıza durumuyla karşılaştıklarını ifade ettiğini, otobanda seyir halindeyken müvekkilinin karşı karşıya kaldığı arızanın, müvekkilinin araçtan beklenen faydayı sağlayamayacağını, tekrar güvenerek uzul yolda kullanamayacağını ortaya koymaktayken davanın reddine karar verilmesinin hakkaniyete aykırılık teşkil eden, zaten mağduriyet yaşamış müvekkilini daha da mağdur eden bir karar olduğunu ve kabul edilebilir olmadığını, taraflarınca ilk davanın Tüketici Mahkemesinde açıldığını, verilen görevsizlik kararı gereğince, dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderildiğini, ancak arabuluculuk şartı yokluğundan reddedildiğini akabinde bu eksikliğin yeniden tamamlanıp tekrar Asliye Ticaret Mahkemesinde davanın açıldığını ve burada da belirli bir süre yargılama yapılmışken, yargılama aşamasında geçen sürenin sanki müvekkilinin hatasıymış gibi "aracı bunca zaman kullanmışsın" anlamına gelen bilirkişi değerlendirmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, aracı hem uzun yolda hem de kısa yolda aniden ve birden çok defa arızalanan, defalarca çekici ile servise giden müvekkilin araca güvenerek binmesi, araçtan beklediği faydayı sağlamasının söz konusu bile olmadığını, araç her ne kadar şirket adına alınmış ise de, ruhsatta şahsi kullanım yazmakta olup davada görevli mahkemenin, Tüketici Mahkemesi olduğunu, aracın, müvekkili şirket adına kayıtlıyken anılan dava ikame edilmiş ise de; aracın binek bir araç olup şahsi kullanıma özgülendiğini, araçta bu kadar ayıp söz konusuyken sanki davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermiş gibi yargılama giderleri ile karşı karşıya bırakıldığını, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamasının ve elde edilen delillerin de yeterince değerlendirilmemesinin, nihayetinde davanın reddi kararıyla somutlaşmış olup, yargılama içerisinde bahsedilen hukuka aykırılıkların yeniden inceleme yapılmasını gerekli kıldığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu aracın ticari garanti şartlarına tabi bulunduğunu, dolayısıyla davanın gerekçeli kararda belirtilenin aksine müvekkili.....yönünden husumetten reddinin gerektiğini, dava konusu aracın ayıplı olduğunun kabulü anlamına gelmemek üzere davacının onarım hakkını kullandığını ve araçta hiçbir sorunun bulunmadığını, araçtan faydalanmaya engel bir durumun da bulunmadığını, aracın sorunsuz şekilde üç yılı aşkın süredir kullanıldığının bilirkişi raporu ile de teyit edildiğini, bu durumda istinaf dilekçesinde ileri sürülenin aksine davanın reddi yönündeki kararın hukuka uygun olduğunun açık olduğunu, bilirkişi raporunda; dava konusu araçta onarım sonrasında hiçbir arızanın ve sorunun tespit edilmediğini, halihazırda kullanıma engel hiçbir sorunun bulunmadığının tespit edildiğini, ayrıca dava konusu aracın karıştığı kazalar nedeni ile 13.613,00 TL değer kaybının bulunduğuna ilişkin değerlendirmede bulunulduğunu, davacının, dava konusu şikâyetler nedeni ile seçimlik hakkını, aracın onarımı yönünde kullandığını, seçimlik hakların, yenilik doğurucunitelikte olup, bir kez kullanıldıktan sonra bu haktan dönmenin hukuken mümkün olmadığını, gerçekten doktrinde de, yenilik doğuran hakların sadece bir defa kullanmaya müsait haklar olduğunu, muhatabın da hakkın kullanılması ile birlikte meydana gelen yeni hukuki durumun kesin olduğuna güvenebileceğini, bu hususta korunmaya layık bir menfaatinin olduğunu, bu nedenle bir kez kullanılan yenilik doğuran hakkın, beyanın muhataba varmasından sonra geri alınmasının ve tekrar hakkın kullanılmasından önce mevcut olan hukuki duruma dönülmesinin kural olarak mümkün olmadığının savunulduğunu, █████/2018 tarihinde turboşarj ve █████/2018 tarihinde elektrik tesisatı değişiminin gerçekleştirilerek onarılmış bulunan ve son onarım tarihinden bu yana herhangi bir şikâyetle servis girişi bulunmayan araç bakımından davacı tarafın ücretsiz onarım hakkını kullanmış olduğunu ve bilirkişi raporu ile de teyit edildiği üzere araçta onarım sonrasında hiçbir sorunun bulunmadığının ortada olduğunu, dolayısıyla, davacının artık araç değişimi ya da bedel iadesine ilişkin talep hakkının bulunmadığını, öte yandan; dava konusu aracın ticari garanti şartlarına tabi olup, ticari garanti şartları çerçevesinde de zaten başvurulabilecek tek hak olan onarım hakkı gereğince, onarımın yerine getirilip aracın sorunsuz teslim edilerek yerine getirildiğini, sorunsuz kullanılabilen bir araç için diğer seçimlik haklara başvurulmasının yerleşik Yargıtay içtihadı uyarınca da haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere, alıcılar için tanınan “bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme” şeklindeki seçimlik haklarının, ayıbın ağırlığı ve/veya büyüklüğü dikkate alınarak TMK'nın 2. maddesindeki iyi niyet kuralları çerçevesinde kullanılması gerektiğinin kabul edildiğini, TBK’da tanınan seçimlik hakların da, ayıbın ağırlığına göre belli bir sıralama içerisinde ifade edildiğini, somut olayda halihazırda kullanılmakta olan ve varlığı iddia edilen şikâyetlerin garanti kapsamında, ücretsiz onarımla değer kaybı olmaksızın giderilmiş bulunan bir araçta, bir an için davacının şikâyetlerinin üretimden kaynaklanan bir ayıp niteliğinde olduğuna kanaat edilmesi halinde de, ücretsiz onarım hakkını kullanmış bulunan davacının bu taleplerinin TMK'nın 2. maddesine aykırılık teşkil ettiğinin Yargıtay kararları doğrultusunda dikkate alınması gerektiğini ve hakkaniyet ilkesine göre, karar verilmesi gerektiğini, davacının aracı ile 13.613,00 TLlik değer kaybına neden olacak şekilde kazalar da yapmış olup, aracın iadesini gerektirir misliyle değişim ya da sözleşmeden dönme ile fatura bedeli iadesi seçimlik hakları uyarınca aracı satın aldığı hali ile iade edemeyeceğinin de ortada olduğunu, kullanımdan kaynaklı yıpranmaların araçtan elde edilen menfaatin iadesi gereği telafi edilecek olmakla birlikte, müvekkilinin kaza nedeni ile oluşan değer kayıplarına katlanmasının beklenemeyeceğini, aksi durumda davacının sebepsiz zenginleşmiş olacağını, bu nedenle de davacının taleplerinin kabulünün hukuka aykırılık teşkil edecek olup, davanın reddi kararının hukuka uygun olduğunun açık olduğunu belirterek, davalı yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davalı .... yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davalıların satıcı ve üretici/ ithalatçısı olduğu iddia olunan dava konusu 2. el aracın, davacıya satışı sırasında üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğu iddiası ile misli ile değiştirilmesi istemine yöneliktir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiştir.İş bu karar davacı vekili ve katılma yoluyla davalılardan ...... A.Ş vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı tarafça davaya konu aracın davalı .....A.Ş'den █████/2018 tarihinde 2. el olarak satın alındığı, aracın satın aldıktan sonra farklı tarihlerde arıza yaptığı ve davalı .... yetkili servisine götürdüğü, davaya konu araçtaki ayıpların aracın satın alındığı ve kendilerine teslim edildiği tarihte var olduğunu iddia ederek aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi, ancak bunun mümkün olmaması halinde ise karşı tarafa iadesi ile araç satış bedelinin aracın teslim tarihinden itibaren faizi ile birlikte iadesinine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında hangi seçimlik hakkını kullandığını bildirmesi için davacıya süre verilmiş ve davacı vekili 05.03.2021 havale tarihli dilekçe ile aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davaya konu aracın davacı tarafça davalılardan .....A.Ş'den █████/2018 tarihinde 2. el olarak satın alındığı dosya kapsamı belgelerle sabittir. Dava konusu aracın garanti belgesinde aracın müşteriye tesliminden itibaren garanti süresi 3 yıl olarak belirlinmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan 07.02.2022 kök ve 04.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu 2. el olarak satın alınan araçla ilgili şikayetin aracın motor arıza lambalarının yanmasına yönelik olduğu, servis kayıtları ve iş emirlerine göre dava konusu aracın 18.07.2018, 30.07.2018, 29.08.2018, 28.09.2018 ve 21.01.2019 tarihlerinde yetkili servise götürüldüğü, aracın belirtilen arıza ile ilgili olarak en son 21.01.2019 tarihinde ve araç 9.873 km de iken servise götürüldüğü, akabinde periyodik bakım için 05.04.2019 tarihinde servise götürüldüğü, bakım için götürüldüğü sırada her hangi bir arıza ve şikayetin bulunmadığı, keşif tarihi olan 18.01.2022 tarihinde aracın 66.341 km de olduğu ve araçta teknik anlamda herhangi bir arıza, problem veya aksaklığın bulunmadığı, aracın 3 yıl boyunca yaklaşık 56.468 km kullanıldığı ve bu kullanım sırasında herhangi bir aksaklık yada arızanın bulunmadığı ve bir arıza olduğunun bildirilmediği, dava konusu araçta normal dışı bir durumun söz konusu olmadığı, dava konusu aracın tramer kaydındaki hasar bilgisine göre dava konusu araçta 6000,00 TL değer kaybı olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.Yine mahkemece yapılan yargılama sırasında İTÜ Makine Mühendisliği Fakültesinde görevli öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan rapor da ise ; servis kayıtlarına göre rapor içeriğinde belirtilen arızaların kullanıcı kaynaklı olmayıp üretimden kaynaklı olduğu, ancak söz konusu arızaların tamamen tamir edilmiş olduğu, aracın en son arıza nedeni ile servise giriş tarihi 21.01.2019 ile 18.01.2022 tarihleri arasında 3 yıllık bir sürenin geçmiş olduğu, 3 yıl boyunca aracın kullanıldığı ve aracın 56.468 km yol yaptığı, bu süre zarfında araçta herhangi bir arıza görülmediği ve araçta keşif tarihi itibariyle teknik bir arızanın da bulunmadığı, dava konusu aracın tamamen tamir edilmiş olduğu ve 3 yıl boyunca aracın sorunsuz olarak kullanıldığı, araçtan beklenen faydayı azaltan bir ayıbın mevcut olmadığı, daha önceki bilirkişi raporunda belirtilen değer kaybının aracın ön çamurluğunun değiştirilmesi, ön tamponunun boyanması, sol arka köşe tampon hasarları nedeni ile meydana gelmiş olduğu, dava konusu motor arızası ile ilişkisinin bulunmadığı tespit edilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucundu; Bilirkişi heyetince düzenlenen rapor ve mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen rapordan da anlaşılacağı üzere her ne kadar davacı tarafça aracın ayıplı olması nedeni ile misli ile değiştirilmesi talep edilmiş ise de davacı tarafça satılanın satıcı yetkili servise müracaat etmek suretiyle satılandaki ayıpların giderilmiş olduğu, dava tarihi itibari ile araçta satış nedeni ile mevcut bir ayıbın bulunmadığı, ayrıca satılanda bulunan ve giderilen ayıbın araçtan beklenen faydayı azaltan bir ayıp niteliğinin bulunmadığı, bu nedenlerle satılanın misli ile değiştirilmesi koşulları bulunmadığı, ayrıca dava konusu aracın satış tarihi itibari ile garanti kapsamında olduğu değerlendirilerek davalı .... A.Ş'nin husumet itirazı yerinde görülmediği sonucuna varılarak her iki davalı yönünden davanın esastan reddine karar verilmiş olmakla; Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına göre istinaf eden davacı ve davalı .... A.Ş'nin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararına karşı davacı ve davalı .... A.Ş'nin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 500,00 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 232,00 TL'nin davalı .... A.Ş'den alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı ve Davalı tarafından yapılan istinaf masraflarının üzerlerinde bırakılmasına,5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,6-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. █████/2026