Lojistik hizmet sözleşmesinden kaynaklı ödenmeyen fatura borcu sebebiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında, bilirkişi raporu doğrultusunda alacağın tespiti ve icra inkar tazminatı talebinin incelendiği mahkeme kararı.
Özet: Lojistik hizmetinden kaynaklanan 14.613,91 TLlik faturanın ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının yaptığı haksız itirazın iptali talebiyle açılan davada, davalının dava dilekçesine cevap vermediği ve bilirkişi incelemesi sonucunda davacının alacağının geçerli olduğu, davalının ise ödemeyi ispatlayan herhangi bir belge sunmadığı tespit edilerek, icra inkar tazminatı isteminin de yer aldığı bir hukuki uyuşmazlık özetlenmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili arasında lojistik hizmetine dayalı ticari bir iş ilişkisi bulunduğunu, bu ilişki çerçevesinde düzenlenen 14.613,91 TL bedelli faturaya konu borcun vadesinde ödenmediğini, muavin defter kayıtlarında borç miktarının 14.613,07 TL olarak göründüğünü, ---------İcra Dairesi'nin nezdindeki -------- E. sayılı dosya ile 14.613,06 TL asıl alacak üzerinden genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalının █████/2023 tarihinde borca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının icra takip dosyasına sunulan faturaya karşı herhangi bir ödeme belgesi sunmadığını ve süresinde itiraz etmediğini, tarafların ticari defterlerinin incelenmesiyle söz konusu ticari ilişkinin ortaya çıkacağını, davalının haksız itirazı neticesinde müvekkilinin zarara uğradığını, ---------- sayılı ilam uyarınca alacağın likit nitelikte olduğunu, bu nedenle davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, 04.05.2023 tarihinde yapılan arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, ----------- E. sayılı dosya üzerinden takibin devamına, alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMADavalı yan kendisine usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen davacının dava dilekçesine cevap vermemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, --------- İcra Müdürlüğünün --------- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, --------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Talimat mahkemesince alınan Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; davacı tarafından davalı adına 14.613,91 TL tutarında iade faturası düzenlendiğini, davalının ödemeyi ispatlayan herhangi bir belge sunmadığını, kasa üzerinden yapılan ödeme kaydının mevzuata aykırı olduğunu, davacının alacağının hukuken geçerli bulunduğunu, davalının 14.613,91 TL tutarında borçlu olduğu kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle Davalı Firma tarafından Davacı Şirket adına verilen nakliye hizmetleri kapsamında düzenlenen faturaların Davacı Şirketin ticari defterlerinde davalı firma alacağı olarak kaydedildiği, ancak davacı şirketçe düzenlenen █████/2022 tarihli, --------nolu ve 14.613,91 TL tutarlı iade nitelikli e-faturanın ticari defterlere davalı firma adına borç kaydedildiği, bu kayıt neticesinde davacı şirketin davalı firmadan 14.613,07 TL tutarında asıl alacaklı duruma geçtiği, talimat yoluyla incelenen davalı firma 2022 yılı ticari defterlerinde söz konusu iade faturasının yasal bir itiraza konu edilmeden benimsenerek kaydedildiği, davalı firmanın açık fatura niteliğindeki bu belgeyi cari hesap ilişkisi kurmak yerine kasa hesabı üzerinden kapalı fatura şeklinde hatalı kayıt altına aldığı, davalı vekilinin banka aracılığı zorunluluğuna ilişkin itirazının vergisel sonuçlar doğurabileceği ancak ödemenin yapıldığını ispat yükünün davalı firmada olduğu, her iki tarafın ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun yapıldığı, HMK 222 uyarınca dayanak belgeleriyle uyumlu olan davacı şirket ticari defter kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği ve tüm bu hususlar neticesinde davacı şirketin davalı firmadan 14.613,07 TL tutarında asıl alacağının bulunduğu hususları beyan ve rapor edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmiştir. Yapılan incelemede, davalının dava konusu faturayı kendi ticari defterlerine kaydettiği, ancak davaya konu borcun ödendiğine dayanak olarak herhangi bir belge gösterilmeden yalnızca kasa hesabı üzerinden ödeme kaydı oluşturduğu tespit edilmiştir. Davacının ticari defterlerinde ise █████/2022 tarihli, ---------- numaralı ve 14.613,91 TL bedelli iade mahiyetindeki e-faturanın davalı firma adına borç kaydedildiği anlaşılmıştır. Davalının ödeme kaydı ile borcu kapatması karşısında ispat yükü davalı tarafa geçmiştir. Tüm bu nedenlerle davalının ödeme olgusunu kesin delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Davalı taraf ödeme iddiasını kesin delillerle ile ispat edememiş ayrıca cevap dilekçesi sunmadığından yemin deliline de dayanmamıştır. Yukarı izah edildiği üzere davacının davalıdan alacaklı olduğu kanaatiyle açılan davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötü niyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının -------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına,
2-Alacak likit olduğundan takipteki asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Karar harcı 998,22 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 570,62‬ TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 14.195,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 14.613,06 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------- bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerine (e- duruşma sistemi üzerinden) miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!