İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde Ticari Unvanın Korunması ve Haksız Rekabet Uyuşmazlığına İlişkin İstinaf İncelemesi.
Özet: Birinci derece mahkemesinin, uzun süredir aynı ticari unvanın temel unsurunu ("...") kullanarak piyasada yer edinmiş davacının tescilli markasıyla karıştırılmaya neden olduğunu ve haksız rekabet yarattığını iddia ettiği davalı şirketin unvanındaki benzer ibarenin kaldırılması talebini kabul eden kararına karşı, davalının, unvanında yeterli farklılaştırıcı unsurların bulunduğunu ve iyi niyetle hareket ettiğini ileri sürerek başvurduğu istinaf, taraflar arasındaki ticari unvanın korunması anlaşmazlığını ve iltibas iddialarını incelemektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2025
NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU:Ticari Unvanın Korunması
Taraflar arasındaki ticari unvanın korunması davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ... ... AŞ’nin ticaret unvanında ve faaliyetlerinde uzun süredir kullanılan “...” çekirdek unsurun, davalı ... tarafından unvan değişikliği yoluyla 20.03.2020 tarihli tescil işlemiyle kullanılmaya başlandığını, ... isimli internet sitesinde ... unvanı ile saatler sattığını, davalı şirketin özellikle isim değiştirirken ve internet ortamında geniş kitlelere satış yapmayı amaçlarken şirketin müvekkili ... grubu şirketlerinden olduğu izlenimi vermeye çalıştığını, bunu da büyük oranda gerçekleştirdiğini, müşteri ve tüketicilerden gelen tepkilerden ve paylaşımlardan ayrıca tesbit edildiğini, TTK 52.maddesi uyarınca maddi ve manevi tazminat isteme hakkı saklı kalmak kaydıyla işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, müvekkili şirketin uzun yıllar boyunca sürdürmüş olduğu ticari faaliyetleri ile yapılan başarılı reklam kampanyaları sayesinde pazarda önemli ölçüde bir tüketici portföyüne sahip olduğunu, müvekkili şirket tarafından, tescilli "..." markası ile üretilen ve satışa arz edilen ürünlerin; gerek kalitesi ve güvenilirliği, gerekse özgün tasarımları ve tüketici memnuniyeti sonucunda kazandığı pazar payından haksız menfaat sağlamak amacıyla “...” ismi kullanıldığını ve ... ibarelerinin çeşitli şekillerde piyasaya sürüldüğünü, diğer taraftan Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde, müvekkili şirketin grup şirketi .... Şti. adına tescilli bulunan "..." markasının, marka tescilinden doğan haklar kapsamında, ülke içinde her türlü fikri ve sınai haklarına (marka, patent, endüstriyel tasarım vb.) sahip olduğunu, bahsedilen markaları taşıyan ürünleri Türkiye'de üretme ve satışa sunma hakkının münhasıran ... ... A.Ş.'ye ait olduğunu, ... unvanını kullanma hakkının sadece müvekkili şirkete ait olduğunu iddia ederek, maddi ve manevi tazminat isteme hakkı ve fazlaya ilişkin diğer hakları saklı kalması kaydıyla, davalı şirketin TTK madde 50 ve 52. maddelerine aykırı ticaret unvanındaki “...” sözcüğünün silinmesini, giderleri davalıya ait olmak üzere kararın Türkiye genelinde yayınlanan gazete ile yayınlanmasına, davalının ticari işletme ve ticaret unvanı devrinin ihtiyaten önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, █████/2020 havale tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın cevap dilekçesinde unvanlarındaki “...” sözcüğünün çekirdek sözcük olduğunu ikrar ettiğini ve dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin davacı unvanı ... ibaresinden faydalanma amacının söz konusu olmadığını, müvekkilinin salt ... sektöründe faaliyet göstermesinin davacı sektörüyle ilişkisinin bulunmaması, müvekkili şirketin kurulduğu tarihteki unvanının ... Şti. olması, daha sonra ... unvanının ingilizce anlamı olan ... olarak güncellenmiş olması, yakın zamanda da ... yani Türkçe anlamı ... ibaresinden Ö hafinin çıkarılarak ... ... unvanının bu şekilde ortaya çıkarıldığını, müvekkilinin ... ibaresini kullanmakta kötü niyetli olmadığını, uzun yıllardan beri ... unvanını kullanan müvekkilinin sadece Ö harfini unvanından çıkararak davacıyla bağlantılı olmayan ve iltibas yaratmayacak ... ibaresini kullanmakta hukuki yararının bulunduğunu, uluslararası içtihatların da bu hususa izin verdiğini, davacının işbu davayı mesnetsiz açtığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 11.03.2021 tarihli karar ile; "...Her iki tarafın unvanında ... ibaresi yer almakla birlikte, unvanların sonraki kısımları oldukça farklıdır ve ilk bakışta farklılık göze çarpmaktadır. Davacının unvanındaki ortak ek olan ... kelimesinden sonra ''... Anonim Şirketi'' ibareleri bulunduğu halde, davalının unvanındaki ortak kelime “...” ibaresinden sonra “... Ticaret” ibareleri yer almaktadır. Görüldüğü üzere davalının unvanında, davacının unvanından farklı olarak “... Ticaret” ibareleri yer almaktadır. Her iki tarafın unvanlarda, karışıklığa yer vermeyecek ve tacirlerin birbirinden ayırdedilmesini sağlayacak kadar farklı ilavelerin bulunduğu anlaşılmaktadır.Buna göre davalının unvanında, TTK.45.maddesinin ve TSY'nin 44.maddesi anlamında, davacının unvanıyla karışıklığı önleyecek yeterlilikte ilaveler içerdiği anlaşılmaktadır. Yine, 14.02.2004 tarihli 28913 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olan Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ’in 5/3.maddesine göre, daha önce tescil edilmiş olan unvanın eki ile kendi eki aynı olan, ancak ekten sonra gelen işletme konusunu gösteren ilk ibaresi farklı olan ticaret unvanı tescil edebilir. Olayımızda, ... ibaresinden sonra davacının unvanında, ... grup ibaresi bulunduğu halde, davalının unvanında, ... kelimesinden sonra ... ibareleri gelmektedir. Bu nedenlerle tarafların unvanlarının aynı olduğundan ya da iltibas yarattığından söz edilemez.Davalının ticaret unvanında bulunan grup ibaresi ... kelimesinden sonra gelmeyip ... ibaresinden sonra gelmesi nedeniyle davalı şirketin davacı şirketin grup şirketi şeklinde bir izlenim uyandırmaya elverişli olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.Tüm bu tespitlere göre, davacının unvanı ile davalının unvanının aynı olmadığı, aralarında iltibası önleyecek miktarda ilave ve farklılık bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalının, davacının unvanını dürüstlük kuralına aykırı olarak kullandığından söz edilemeyeceği sonuç ve vicdani kanaatine(Ay. m.138) varılarak davanın davanın reddine karar vermek gerekmiş..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dairemizin █████████ Esas, ████████ Karar ve 05.06.2024 tarihli kararıyla, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Eldeki istinaf incelemesine konu karar, anılan kaldırma kararımızdan sonra verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Yargı yetkisini, Anayasanın 9. Maddesine göre, Türk Milleti adına kullanan Mahkememizce, uyuşmazlık konusu hakkında, yapılan açık duruşmalar ve yargılama sonunda(Ay. m.141), toplanan/sunulan deliller, Türk Patent ve Marka Kurumuna müzekkere yazılarak davacıya ait markaların kayıtları, ticaret sicil müdürlüğüne müzekkere yazılarak tarafların ticari sicil dosyaları, bilirkişi raporu, iddia ve savunmalar ile tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; bilirkişi █████/2025 tarihli raporunda özetle; “Terkini talep edilen davalı şirkete ait ticaret ünvanının ayrıca ek almadığı ve davacı ile aynı şekilde ... kelimesini ticaret ünvanına ek yaptığını, her iki şirketin de ticari ünvanının genel görünüm itibariyle anlamsal, sessel ve görsel benzerliklerinin bulunduğunu, davacının esas sözleşmesinde iştigal sahası olarak “...” ile ilgili bir husus ayrıca yer almamakla birlikte değerli madenler ve taşlardan her türlü takı ve süs eşyalarını üretmek konusunda esas sözleşmesinde hüküm bulunduğunu, tarafların diğer faaliyet konularının aynı olup esas sözleşmelerinde yer aldığı, davacı ve davalı şirketin fiili faaliyetleri incelendiğinde aynı şekilde benzer nitelikte ürünlerin ticaretini yaptıklarının anlaşıldığını, ... ... A.Ş. ve davalı ... ... .... Şti.'nin aynı ve benzer faaliyet alanlarında ticaret sürdürdükleri, ... ... A.Ş.'nin ünvanının davalının ünvanına nazaran daha önce tarihli olduğu; zira davalının ünvanını nispeten yakın bir tarihte değiştirdiği, ortalama tüketicilerin işbu ünvanların kullanımda, ürünlerde ve tanıtımlarda yer almasıyla karışıklığa neden olabileceğini beyan ve rapor etmekle bilirkişi raporu denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilerek..." gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin, TTK'nın 50 ve 52. maddelerine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle ticaret unvanından silinmesine; işbu kararın, giderleri davalı tarafça karşılanmak üzere Türkiye geneline yayın yapan bir gazete ile ilan edilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin unvanı incelendiğinde açıkça ek olarak "... ..." ibaresinin unvanda yer aldığının görüldüğünü, söz konusu unvanın yönetmeliğin 44.maddesi gereğince tescil edildiğini, müvekkili şirketin ... + ... Şirketi, davacı şirketin ise ... ... + AŞ olduğunun açıkça görüldüğünü, davacı markasının tanınmış marka dahi olsa müvekkilinin bu ibareyi unvanda kullanmasında hukuki yararı olduğunu ve kötü niyetli bir eyleminin somut uyuşmazlıkta bulunmadığını, haksız yarar sağlama, davacı markasının itibarına zarar verme veya ayırt edici karakterine zarar verme ihtimalinin bulunmasına bağlı olduğunu bu kriterlerin mevcudiyeti halinde tanınmışlık iddiasının ileri sürülme hakkının bulunacağını, tanınmış marka sahibinin farklı sınıflarda yapılacak tescillere karşı koyabilmesi için toplumda markanın ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumların belirlenmesinin şart olduğundan bahisle KHK'nın 14.maddesindeki hükümsüzlük hükmü ile tanınmış markalara daha geniş koruma sağlayan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek tescilli tanınmış bir markanın kısmen hükümsüz kılınabileceğinin içtihat edildiğini, davacı tarafın ... emtialarında faaliyette bulunur iken müvekkili tarafından ... sektöründe farklı bir emtiada faaliyette bulunduğunu, tarafların ulaşmak istediği tüketici kitlesinin birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin ... ibaresini kullanmadan önce şirketin kurulduğu tarihin incelenmesi gerektiğini, kurulduğu tarih olan 25.06.1996 tarihi dikkate alındığında müvekkili şirket unvanının ... Şirketi olduğunun görüldüğünü, şirketin konu ve amaçlarının sıralandığını, 2011 yılına kadar faal olarak bu unvandan kendini tanıttığını, ...'den ...'ye geçtiğini, 20.03.2020 tarihinde ... ibaresinden gelen unvandan "Ö" harfini kaldırarak "..." ... olarak unvanını tescil ettirdiğini, müvekkilinin emtiası olarak ... sektöründe kendi soy isimleri ile geçmişten bugüne bağlantı yaratarak faaliyet gösterdiğini, şirket yetkililerinin ... olan soy isimlerinden "Ö" harfinin çıkarılarak "... " ismiyle salt ... sektöründe faaliyet göstermeleri hususunda geçmişten gelen kullanımına dayalı olarak hukuki yararların mevcut olduğunu, herhangi bir kötü niyeti ve haksız rekabetinin olmadığını, kötü niyet iddiasının gerçeği yansıtmadığını iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, TTK'nın 50. maddesine göre usulüne uygun tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanının kullanılması nedeniyle aynı Kanun'un 52. maddesi gereğince ticaret unvanındaki "..."sözcüğünün silinmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararı sonrasında delillerin değerlendirilmesi amacı ile bilirkişi incelemesigerçekleştirilmiştir. 06.01.2025 tarihli bilirkişi raporunda; terkini talep edilen davalı şirkete ait ticaret ünvanının ayrıca ek almadığı ve davacı ile aynı şekilde ... kelimesini ticaret ünvanına ek yaptığı, her iki şirketin de ticari ünvanının genel görünüm itibariyle anlamsal, sessel ve görsel benzerliklerinin bulunduğu, davacının esas sözleşmesinde iştigal sahası olarak “...” ile ilgili bir husus ayrıca yer almamakla birlikte değerli madenler ve taşlardan her türlü takı ve süs eşyalarını üretmek konusunda esas sözleşmesinde hüküm bulunduğu, davacı ve davalı esas sözleşmesinde yer alan bu ürünler benzer nitelikte olduğu, tarafların diğer faaliyet konularının aynı olup esas sözleşmelerinde yer aldığı, davacı ve davalı şirketin fiili faaliyetleri incelendiğinde aynı şekilde benzer nitelikte yaptıklarının anlaşıldığı, ”... ... A.Ş. ve davalı ... ... .... Şti.'nin aynı ve benzer faaliyet alanlarında ticaret sürdürdükleri, ... ... A.Ş.'nin ünvanının davalının unvanına nazaran daha önce tarihli olduğu; zira davalının ünvanını nispeten yakın bir tarihte değiştirdiği, ortalama tüketicilerin işbu ünvanların kullanımda, ürünlerde ve tanıtımlarda yer almasıyla karışıklığa neden olabileceği belirtilmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz ederek yeniden rapor alınmasını talep etmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu gereğince davanın kabulüne dair yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden hüküm tesis edilmiştir. TTK'nın 52/1. maddesi uyarınca ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde, bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.Davacı şirketin davalıdan önce tescil edilen ticari unvanı " ...", davalının unvanı ise "..." şeklindedir. Her iki unvandaki şirket türlerini gösteren anonim şirket ve limited şirket ibareleri, yasal düzenleme uyarınca unvanlarda yer alması zorunlu kelimelerdir. Yine, davanın unvanındaki "..." ibaresi, davacının faaliyet konusunu gösteren çekirdek kısım olup, unvanda yer alması zorunludur (TTK m.43). Davalının unvanındaki "... TİCARET" kelimeleri, davalının unvanın çekirdek kısmını oluşturmaktadır. Bu durumda, her iki tarafın ticari unvanlarında yer alan "..." kelimesi, TTK'nın 46.maddesi uyarınca ek niteliğindedir.Görüldüğü üzere davalı, başkaca bir ayırt edici ek yapmadan, davacının unvanındaki eki aynen alıp kullanmıştır. Taraf şirketlerin faaliyet konularının benzer olduğu dikkate alındığında, davalının davacıya ait ticaret unvanındaki eki dürüstlük kuralına aykırı olarak aynen kullandığı kanaatine varılmıştır. Davacı şirketin, üzere davalı şirketten daha önceden ticaret sicil kaydına tescil edildiği unvanın korunmasını talep hakkının bulunduğu açıktır. Ticaret unvanının korunmasına ilişkin düzenleme, TTK'nın 52 ve devamı maddelerinde yer almış, tacirler için büyük önemi haiz, ticari işletme devri ve ticari işletme rehnine konu olan ticaret unvanı, bu hâli ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulmuştur. Bu türden açılan davalarda Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması gereğince, terkini talep edilen şirkete ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususları incelenip değerlendirilmektedir. Somut olayda, davacı şirketin ticaret unvanının davalı şirketten daha önceden sicil kaydına tescil ettirdiği tartışmasızdır. Unvanlar genel görünüm itibariyle benzer nitelikte olup üçüncü kişiler nezdinde karışıklığa neden olabilecek özelliktedir. Her iki şirketin faaliyet konuları da benzerdir. Tüketiciler nezdinde, iş bu unvanların kullanımı, ürünlerde ve tanıtımlarda yer alması karışıklığa neden olabilecektir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmemiş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 16.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!