İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin inşaat projesindeki adi ortaklık iddialarıyla açılan tazminat davasında, davacının alacak tespiti ve hakkaniyetli pay talebinin istinaf incelemesi.
Özet: Davacı, davalı şirketle arsa sahipleri arasında yürütülen inşaat projesinde adi ortaklık kurarak proje hazırlıkları, finansman ve yönetim gibi önemli katkılar sağladığını, ancak davalının ortaklığı inkâr edip taahhütlerini yerine getirmediğini ve kendisine düşen payı ödemediğini ileri sürerek, ortaklığın tasfiyesi, alacaklarının tespiti, kar paylaşımı, vergi iadesi ve uğradığı zararın tazmin edilmesini talep ederken; davalı ise taraflar arasında yazılı veya sözlü herhangi bir adi ortaklık sözleşmesi bulunmadığını ve inşaatı tek başına üstlendiğini savunmaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİESAS NO : █████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2023NUMARASI : ████████ E - ████████ KDAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: █████/2026Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı ile...-... ve ...’in inşaat yapımı ve hisse satımına ilişkin “Adi Ortaklık” yapmak üzere anlaştıklarını, bu anlaşmaya göre “....” arsa malikleri ile sözleşmenin akdedilmesine kadar tüm süreçlerin, hazırlıkların ve işlemlerin davacı ... tarafından yapılmış olduğundan, şirket tarafından bu emeğe ve hakka karşılık 200.000,00 TL ödeme yapılacağını, işbu ödemenin .../... Şubesine ait keşidecisi..., keşide tarihi 31.10.2019, ... seri no.lu çek ile yapıldığını, davacı müvekkilinin, davalı ve hissedarları ile yaptığı adi sözleşme uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, bankalarla ticari problemi olması nedeniyle, sözleşmeye konu ortaklığın yapmakta olduğu inşaatın yapım gider ve masraflarına harcanmak üzere kardeşi ...’nun hesabı olan .... A.Ş.’nin ... ... Şubesi aracılığıyla, davalı şirketin de imza altına aldığı ekstreler ile kabulünde olduğu gibi değişik tarihlerde toplamda 1.125.000,00 TL tutan EFT ile yüklenici firma adına yetkilisi ...’nin ve davalı şirketin hesabına gönderdiğini, davalı şirketin üzerinden inşa edilen binada yapılan işlerin, diğer taşeron firmalar ile yapılan sözleşmeler, taraflar arasındaki e-posta yazışmalarında davalı şirket ile müvekkilinin ortaklığının açıkça belirtilmiş ve sözleşmelerde çoğunlukla müvekkili ile davalı şirketin adına düzenlendiğini, buna karşılık davalı firmanın yükümlülüklerini borçlarını yerine getirmediğini, arsa sahipleri ile davalı arasında imzalanan sözleşme uyarınca yapımına başlanan inşaatın, davacı müvekkilinin banka kanalıyla gönderdiği ödemelerin ve inşaatın temelinden 4 adet dairenin satışından elde edilen gelirlerin neticesinde tamamlandığını, arsa sahibinin sözleşme uyarınca devri gereken daireleri davalı yükleniciye devrettiğini, davalının ise müvekkiline söz konusu daireleri aynen vermediği gibi bu oranda mali değer yönünden karşılığını da vermediğini, adi ortaklığın varlığını inkar ederek mezkur dairelerden 1 adet ... dışında kalan tüm daireleri sattığını, davalı şirketin sözleşmeye aykırı bu davranışı neticesinde müvekkilinin büyük mağduriyete uğramış olduğundan sözleşme doğrultusunda adi ortaklığın tasfiyesi ile müvekkilinin zararlarının giderilmesinin gerektiğini, Söz konusu inşaatın yapılarak arsa maliklerine teslim edilmesinin, sözleşme doğrultusunda davalı şirkete 12 adet bağımsız bölümün verilmesi, bu bağımsız bölümlerin davalı firma tarafından üçüncü kişilere satışlarının yapılması nedeniyle, adi ortaklığın tek taraflı olarak davalı şirket tarafından sonlandırıldığı ve müvekkiline herhangi bir bedel ödemekten kaçınıldığı için, öncelikle adi ortaklığın tarafı davalı şirketin müvekkili davacıya şantiye kurulumu, tüm inşaat işleri yapımları, takibatları, malzeme alım ve işçilerin takibi, dairelerin satış ve pazarlaması işleri karşılığında ödeyeceği 150.000,00 TL bedelin ödenmesi, satış yapılmamış ise bağımsız bölümlerin katkı payı oranında paylaştırılması, satışlar yapılmış ise bağımsız bölümlerin rayiç bedellerinin bilirkişi tarafından tespiti, davalı şirket tarafından satılan dairelerden iade edilen KDV bedellerinin de bu bedele eklenerek toplam bu bedelden tarafların katılım paylarının çıkarılarak kalan bedel üzerinden finansman katkı oranında tespit edilecek bedelin en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte TBK 643. madde gereğince müvekkiline ödenmesi gerektiğini, bu hususta müvekkilinin davalı firmaya ihtarname de keşide ettiğini, ancak bu güne kadar müvekkiline hiçbir ödeme yapılmadığını belirterek adi ortaklığın tasfiyesi ile sözleşme doğrultusunda, müvekkilinin alacağının tespiti ile kazancın paylaşımı, maliyet bedeli üzerinden vergi iadesi ile şimdilik 5.000,00 TL belirsiz alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 15 Pafta, ... parsel sayılı taşınmaz üzerine arsa sahipleri ile yapmış olduğu, Kadıköy 21. Noterliğinin 25.05.2015 tarih ve ... yevmiye düzenlenme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince inşaat yaptığını, sözleşmesinin müvekkili şirket adına olduğu gibi inşaatının da müvekkili şirketin tek başına yaptığını, taraflar arasında yazılı veya sözlü adi ortaklık sözleşmesinin bulunmadığını, davacının adi ortaklık sözleşmesi diye sunduğu belgenin de gerçek olmadığını, kabul etmediklerini, davacının kardeşi ... aracılığıyla gönderdiğini iddia ettiği ödemeleri kabul etmediklerini, müvekkili şirket ve yetkilisi ile ... arasındaki ilişkinin tamamen davacıdan bağımsız olduğunu, davacının müvekkili şirketten daire satın almak için bir kısım peşinat yerine geçmek üzere ödeme yaptığını fakat daire parasını tamamlayamadığı için ödediği paraların toplu olarak müvekkili şirketin yetkilisi tarafından keşide edilen ve dava dilekçesinde belirtilen 31.10.2019 tarih ve 200.000 TL bedelli çek ile iade edildiğini, davacının çektiği ihtarname ile açtığı dava arasında çelişkiye düştüğünü, ihtarnamede şirketin hissesinin devrini talep eden davacının şimdi adi ortaklık iddiasında bulunamayacağını, davacının ekonomik olarak borca batık ve ticari faaliyette bulunma imkanının bulunmadığını, davacının davasını yazılı deliller ile ispat etmek zorunda olduğunu bu nedenle tanık deliline muvafakatlarının olmadığını beyanla ,davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İstinaf Konusu Mahkeme Kararı ;Mahkemece yapılan yargılama sonunda ; " davacının iddia ettiği adi ortaklık ilişkisini kesin deliller ile ispatlayamadığı" gerekçesiyle " DAVANIN REDDİNE " karar verilmiştir.İstinaf Başvurusu ; Mahkemece verilen kararı,davacı vekili istinaf etmiştir.Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde; "Davamızın konusu adi ortaklığın feshi ve tasfiye edilmesi talebidir. Adi ortaklığın feshi ve tasfiye payının belirlenmesi talepli davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Dava görevsiz mahkemede görülmüş olup, kararı veren mahkeme görevli olmadığından, ilk derece mahkemesi kararının usul yönünden kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Davacı müvekkil ile davalı arasında önceye dayalı tanışıklık bulunmaktadır. Her ikisi de inşaat işlerinde faaliyet göstermekte olup, bu nedenle aralarında güven ilişkisi oluşmuştur. Bu güven ilişkisine dayanarak "... ..." isimli inşaatı yapma konusunda adi ortaklık kurmuşlardır. Taraflar arasında adi ortaklığa ilişkin sözleşme düzenlenmiştir. Müvekkil düzenlenen sözleşmenin aslını kaybetmiş olup, sözleşme sureti Mahkemeye sunulmuştur. Bu sözleşme sureti de taraflar arasında adi ortaklık bulunduğunu göstermektedir. Davacı müvekkil üzerine düşen edimlerini yerine getirmiştir. Koyması gereken sermaye karşılığında kardeşi ...'nun ... ...Bankasında bulunan hesabından, davalı şirketin, davalı şirket yetkililerinin ve davalı şirketten alacakları olan kişilerin hesaplarına toplam 491.441,00 TL ödeme yapmıştır. Ayrıca binanı inşası sırasında ödemelerde bulunmuştur. Dosya içinde bulunan "Sermaye Ödemeler (...)" başlıklı tabloda bu durum görülmektedir. Ayrıca arsa malikleri ile görüşmeleri yapmış, görüşmeler sonunda sözleşme yapılmasını temin etmiş, arsanın üzerine bina yapılabilmesi için gerekli yasal işlemlerin yerine getirilebilmesi için fiilen çalışmıştır. Bu şekilde kurulan adi ortaklığa karşı yükümlülüklerinin tamamını yerine getirmiştir. Müvekkilimin yaptığı faaliyetler dikkate alındığında, adi ortak olduğu görülmektedir. Bu faaliyetlerin, davalı tarafından iddia edildiği şekilde emlakçı olan bir kişi tarafından yerine getirilmesi mümkün değildir. İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyasında davalı olan ... (Davaya konu inşaatın yapıldığı arsalardan bir kısmının sahibi) vekili cevap dilekçesinde; " (.... Şirketi ile davalı ... ve eşi ...'ın paydaş olduğu apartman sakinleri arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmıştır... ... proje ortağı ... tarafından davalı eşi ...'a 120.000 TL ödeme taahhüt edilmiştir. ...davalı ...'a ait hesaba proje ortağı ...'nun kardeşi davacı ... tarafından ağabeyinin talimatı ile gönderilmiştir..." demiştir. Bu beyanlar da davacı ile davalı ... Şirketi arasında adi ortaklık sözleşmesi kurulduğunun arsa malikleri tarafından da bilindiğini göstermektedir. İnşaatın başlamasından sonra bir kısım daireler satılmış ve bu dairelerin bedelleri inşaatın maliyetinin karşılanmasında kullanılmıştır. Adi ortaklığa kalan diğer daireler ise inşaatın bitiminden sonra davalı şirket yetkilileri tarafından satılmıştır. Müvekkil davacı, inşaatın bitmesi ve dairelerin satılması nedeniyle kendisi tarafından ödenen sermayenin ve kar payının ödenmesini talep etmiştir. Davalı şirket yetkilileri yapılan adi ortaklık sözleşmesini inkar ederek müvekkilime ödenmesi gereken kar payını ödememişlerdir.Müvekkil tarafından adi ortaklığın tasfiyesi, ödediği sermayenin ve kendisine ödenmesi gereken kar payının ödenmesi talebi ile eldeki davayı açmıştır. Yargılamanın devamı sırasında yapılan inşaatta bulunan bazı dairelerin satışına ilişkin adi yazılı şekilde düzenlenmiş olan ".... Satış Vaadi Sözleşmesi" isimli sözleşmeleri dosyaya delil olarak sunmuştur. Bu sözleşme suretleri incelendiğinde; altında müvekkilin imzası ile birlikte davalı şirket yetkilisi ...isimli kişinin de imzasının bulunduğu görülmektedir. Bu satışların yapılmasından ...'nin babası ... Şirketinin ortağı olan ...'nin de haberi bulunmaktadır. Davalı şirket ortağı olan ... müvekkilim ile görüşmeleri yapmış ve projenin tamamlanması sırasında şirket müdürü olan ...ile birlikte fiilen hazır bulunmuş ve çalışmıştır. Şirketi gayri resmi olarak idare etmektedir. İlk derece mahkemesi tarafından isticvabına karar verilen davalı şirket yetkilisi ...Mahkeme huzurunda beyanında dosyaya sunulan gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri altında bulunan imzaların kendisine ait olmadığını iddia etmiştir. Duruşmadan sonra ... isimli kişi ile yapılan ".... Satış Vaadi Sözleşmesi" isimli sözleşmenin aslının müvekkilde bulunduğu belirtilerek sözleşme üzerinde davalı şirket yetkilisinin imzasına ilişkin imza incelemesi yaptırılması talebinde bulunulmuştur. Ayrıca satış vaadi sözleşmelerinin tarafları olan kişilerin tanık olarak dinlenmelerine karar verilmesini talep edilmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından hukuka aykırı olarak tanıklar dinlenmeden davanın reddine karar verilmiştir. Dosyada bulunan taraflar arasında düzenlenen sözleşme fotokopisi, taraflar arasında yapılan e-mail görüşmeleri, ... Şirketinin eski ismi olan ...Şirketi adına gönderilen e-mail de müvekkil şirketten garantör ortak olarak söz ediliyor olması, adi ortaklık tarafından yapılan bina altında bulunan satış ofisinin üzerinde davalı şirket ile birlikte müvekkilin şirketinin isminin bulunması, müvekkil tarafından arsa maliklerine inşaatın devamı sırasında kira ödemesi yapılmasına ilişkin dekontlar, müvekkil ve davalı şirket yetkilisi ...'nin imzasını taşıyan ".... Satış Vaadi Sözleşmesi" isimli sözleşmeler, İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyasında arsa maliki ... vekilinin müvekkilimin proje ortağı olduğuna ilişkin beyanı birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesine ilişkin DELİL BAŞLANGICI mahiyetinde birden fazla belgenin bulunduğu görülmektedir. HMK 202 maddesi ve yerleşmiş Yargıtay içtihatları birlikte değerlendirildiğinde talebimiz doğrultusunda tanık dinlenmesine karar verilmesi ve tanık beyanlarına göre karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesi tarafından tanık dinlenmeden ve delillerimiz toplanmadan davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Taraflar arasında adi ortaklık bulunduğuna dair delil başlangıcı mahiyetinde bulunan satış vaadi sözleşmesi altındaki imzanın ve fotokopi adi ortaklık sözleşmesi vasfındaki "ortak proje olan ... projesi" diye başlayan belgelerin altındaki imzaların davalı şirket yetkilisine ait olup olmadığı hususunda imza incelemesi yaptırılması gerekmektedir. (Daha önceki dilekçemizde belirtildiği üzere sözleşme aslı müvekkilde bulunmakta olup, Mahkemeniz tarafından talep edilmesi halinde sunulacaktır.) Yine yapılan satış vaadi sözleşmesinin altında imzası bulunan müvekkilimin bu sözleşmeyi hangi sıfatla imzaladığına dair bilgi ve görgüsünün tespiti için sözleşmenin tarafı olan tanıklarımızın beyanlarının alınması gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmiştir. Dava dilekçemizde delillerimiz içinde tapu kayıtlarına yer verilmiştir. Dosya içinde yer alan , isticvap sırasında davalı şirket yetkilisinin sözleşme altındaki imzayı inkar ettiği görülmektedir. Dava dilekçesinde delil olarak dayanılan satış vaadi sözleşmeleri gereğince ..., ... ve ...'e satış yapılıp yapılmadığının tespiti için satış vaadi sözleşmesine konu olan bağımsız bölümlerin devir sözleşmelerinin tapu sicil müdürlüğünden istenmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesi tarafından bu belgeler istenmeden ve inceleme yapılmadan karar verilmiş olup, ilk derece mahkemesi kararı hukuka aykırıdır. İlk derece mahkemesi tarafından dosya içinde bulunan delillerimiz incelenmeden, dosya içindeki delillerimiz adi ortaklığı ispat etmesine rağmen, bu delillerimiz değerlendirilmeden yemin teklif edilmesi ve yemin deliline dayanılarak davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. İlk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan, davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. " şeklindeki istinaf sebepleri ile kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir....nun 355. maddesi uyarınca, kamu düzeni yönünden ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;Dava , adi ortaklık ilişkisi iddiasına dayalı alacak talebine ilişkindir.Uyuşmazlığın çözümü, davacı tarafından dayanılan adi ortaklık sözleşmesinin hukuki tanımı, kurulma aşaması ve ispatında toplanmaktadır. Adi ortaklık; iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir(TBK md 620/1). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzel kişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (katılım paylarını) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur.Buna göre adi ortaklığın unsurları; kişi, müşterek amaç, müşterek amaç uğruna birlikte çaba (...), katılım payı (sermaye) ve sözleşme bağı şeklinde belirtilebilir.Adi ortaklık sözleşmelerinin kuruluşu bakımından, ortakların esaslı noktalarda uyuşması gerekir (TBK md 2/1). Eş söyleyişle, ortakların şahsı, müşterek amaç, müşterek amaç uğruna birlikte çaba, katılım payının türü ve kapsamı, ortaklık açısından esaslı unsurlar olup, bunlarda uyuşulması ortaklık sözleşmesinin kurulması için yeterlidir. Ortaklar, ikinci derecedeki noktalarda uyuşmamış olsalar bile, ortaklık kurulmuş sayılır.Türk Borçlar Kanunu'nun 620 nci maddesinde; "Adi Ortaklık Sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir" denilerek sözleşme unsuru açıkça belirtilmiştir.Ortaklar, ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere bir sözleşme etrafında birleşirler. Sözleşmenin kurulması için tarafların karşılıklı ve birbirlerine uygun irade beyanlarını açıklamaları gerekir. Adi ortaklık, ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulur. Ortak amaçtan bahsedebilmek için, sözleşme ile ulaşılmak istenen hedefin bütün ortaklar için müşterek olması gerekir.TBK'nın 620 nci maddesinde; “ortak bir amaca erişmek üzere” ifadesiyle açıkça belirtilen ortak amaç unsuru, sözleşmenin temel unsurudur. Ortakların, ortak bir amacı gerçekleştirmek için bir araya gelmeleri de yeterli değildir. Bu nedenle, ortakların ayrıca bu amacı gerçekleştirmek üzere çalışmalara katılmayı ve bu amaçla işbirliği yaparak birlikte çaba göstermeyi de taahhüt etmeleri ve bu hususta üzerlerine düşeni yapmaları gerekir. Yani ortaklar, ortak amacın gerçekleşmesi için eşit durumda gayret ve özen gösterme yükümlülüğü altındadırlar. Sözleşmede ortaklar için sermaye payı koyma yükümlülüğünün öngörülmüş olması, birlikte çaba gösterme yükümlülüğüne de yer verildiği anlamına gelmez. Bu unsurun sözleşmenin içeriğinde yer alması gerekir (N.Barlas 38,O.H.Şener 117.sy).Diğer bir deyişle, taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık olarak kabul edilebilmesi için sözleşmede, sözleşmeyi yapacak kişiler, sermaye payı, ortak amaç ve işbirliği unsurları bulunmalıdır. Taraflarca dosyaya yazılı bir adi ortaklık sözleşmesi ibraz edilmemiştir.Davacı tarafça ,yazılı bir sözleşme yapıldığı, ancak sözleşmenin mevcut olmadığı beyan edilmiştir.Davalı taraf ise ,adi ortaklık ilişkisinin sözkonusu olmadığını beyan etmektedir.Yukarıda da açıklandığı üzere ; adi ortaklık sözleşmesi yazılı yapılabileceği gibi sözlü de yapılabilir. İhtilaf halinde, bu ortaklığın var olduğunu ileri süren kişi, iddiasını, HMK'nın 200. md gereğince senetle ispat etmelidir. Somut olayda ,yazılı bir sözleşme ibraz edilmemiştir. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun varlığına delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, makine ile yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış, parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa ...202. maddesi uyarınca sözleşme "tanık" dahil her türlü delil ile ispat edilebilir.İspat için başvurulan araçları ifade eden deliller HMK’da senet, yemin, tanık bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır.Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukuki sonuçlar bakımından "kesin" ve "takdiri" deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapıl- maktadır. Kesin deliller hâkimin bağlı olduğu ve takdir yetkisine sahip olmadığı senet, ikrar,yemin vs , takdiri deliller ise hakimin takdir yetkisinin olduğu bilirkişi ,tanık beyanı vs dir."Delil Başlangıcı" başlıklı 202. Maddesi; (1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispa- tına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir"Mahkemece yargılamada alınan mali müşavir bilirkişi raporunda özetle; davalı .... Ltd. Şti.’nin yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; 2015-2016-2017-2018-2019 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin TTK hükümlerine göre zamanında yapıldığı, davacı ...’nun dava konusu işlemlerin kendi işletmeleri üzerinden yapılmadığı, şahsi olarak yapmış olduğundan ticari defterlerine adi ortaklığa ilişkin kayıtlarının yer almadığı beyan edilerek ibraz edilmediğinden incelenemediği, Adi Ortaklığın Varlığı Yönünden : Davacının dava konusu projenin gerçekleşmesinde arsa sahipleri ile yapılan anlaşmalar, inşaatın yapılmasında gerekli olan malzemenin temininde alınan tekliflerde her iki tarafın da isim ve imzalarının bulunması, davacı ve davacının kardeşi tarafından dava konusu “....” projesine ilişkin arsa sahipleri ve davalı şirket ve yetkilisine gönderilen bir takım ödemelerin davalı şirkete iade edilmesi şeklindeki delillerden sözlü olarak taraflar arasında adi ortaklık kurulmuş olduğu izlenimi doğurduğu, davacının tazminat talebi yönünden; yazılı olarak sözleşme bulunmasa da, davacı tarafından ibraz edilin belgelerde sözlü olarak ortaklığın bulunduğu, ancak adi ortaklıktaki hisse yazılı olarak belirlenmediğinden davacının göndermiş olduğu tutarların inşaatın maliyetine oranlanması suretiyle ortaklık hissesinin belirlenebileceği,davacının ise ödemeleri hem kendi hem de kardeşi ... hesabından yaptığı, davalı şirket her ne kadar ... ile farklı ticari ilişkilerinin bulunduğunu iddia etse de incelenen defterlerinde bu hususta bir kayıt bulunmadığı, takdiri Mahkemeye ait olmak üzere hesaplamanın hem davacının kendi gönderdiği 122.000 TL’nin, hem de dava dışı kardeşi ... üzerinden gönderdiği paraların toplamının inşaat maliyetine oranlanması ile bulunacak hisse nispetine göre iki farklı hesaplama yapıldığı, yönünde görüş bildirilmiştir. Yukarıda da ifade edildiği üzere; uyuşmazlığın çözümü, davacı tarafından dayanılan adi ortaklık sözleşmesinin hukuki tanımı, kurulma aşaması ve ispatında toplanmaktadır. Dosyaya fotokopisi sunulan , █████/2017 tarihli, el yazısı ile yazılı alt kısmında ..., ... isimlerinin yer aldığı, içeriğinde davacının da ortak proje ... Projesi ile ilgili işlemlerin bitirilmesinden sonra şirket hisselerinin ..., ..., ... %33 olacak şekilde anlaşıldığının yazılı olduğu görülen belge ibraz edilmiştir.Dosyaya dava dışı kişiler ile davacı ve davalı bilgilerinin yazılı olduğu ".... Satış Vaadi Sözleşmesi" başlıklı belge örnekleri sunulmuştur. Davacı tarafça dosyaya sunulan ve satış vaadi sözleşmesi başlıklı belgelerde , müvekkilinin de isim ve imzası bulunduğundan , bu sözleşmeyi hangi sıfatla imzaladığına dair bilgi ve görgüsünün tespiti için sözleşmenin tarafı olan tanıkların beyanlarının alınması gerektiği istinaf sebebi olarak ileri sürülmektedir.Mahkemece ,davalı şirket temsilcisinin isticvabına gidilmiştir.Davalı temsilcisinin isticvap beyanı incelendiğinde ; "davalı şirketin yetkilisiyim, bana bu celse itibari ile göstermiş olduğunuz satış vadi sözleşmesi fotokopisi altındaki imza tarafıma ait değildir böyle bir sözleşmeye imza atmadım, göstermiş olduğunuz başlıksız ortak bir proje şeklinde başlayan fotokopi belgenin altındaki imzada tarafıma ait değildir, böyle bir belgeye imza atmadım, yetkilisi olduğum şirket ile davacı arasında inşaat yapımına ilişkin herhangi bir adi ortaklık sözleşmesi bulunmamaktadır, bir takim dairelerin satışı hususunda aracılık hizmeti vermektedir, davacı ile önceden gelen tanışıklığımız vardır, ancak dava konusu inşaatın başlangıcı tarafımızdan yapılmıştır, arsa malikleri ile sözleşme şirket tarafından imzalanmıştır, inşaatta davalı şirket tarafından bitirilmiştir, davacı zaman zaman inşaat sahasına gelmekteydi, geçmişten gelen ilişkilerimiz kapsamında yapıp tamamladığımız inşaattaki dairelerin satışına aracılık hizmeti vermekteydi. Bana bu celse göstermiş olduğunuz dekontlardaki ödemeler daire alışverişine istinaden düzenlenmiştir, bakiyesinin ödenmemesi üzerine bu tutarlar davacıya iade edilmiştir, davacının banka hesaplarında problem olduğu için bir kısım ödeme davacının kardeşine yapılmıştır, davalı şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmamaktadır " şeklinde olduğu görülmüştür. Görüldüğü üzere, davalı şirket temsilcisi tarafından ,belge içerikleri ve kendisine atfen atıldığı iddia edilen imzalar kabul edilmemiştir.Dosyaya sunulan başlıksız "ortak bir proje" şeklinde başlayan fotokopi belgenin altındaki imza davalı şirket temsilcisince kabul edilmemiş olup,belge aslı sunulmadığından mahkemece fotokopi belge üzerinde imza incelemesi yapılamayacağından, bu husustaki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalı temsilcisi diğer belgelerdeki imzalarını da kabul etmediğinden , belgeler üzerinde imza incelemesi yaptırılması gerektiği istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de ; sözkonusu belgeler 3. kişilere daire satışına ilişkin olup,adi ortaklık ile ilgili bilgi içermediğinden,"Delil Başlangıcı" başlıklı 202. Maddesi; (1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispa- tına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir" şeklinde ifade edilen yazılı delil başlangıcı olarak da kabulü mümkün olmadığından,imza incelemesi yaptırılmasının dosyaya katkı sağlamayacağı değerlendirilmiş olup,bu yönlere ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.Mahkemece ,adi ortaklığın ispatı yönünden , davacının dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığı, bu nedenle davacıya yemin delilinin hatırlatıldığı, davacının yemin deliline dayandığı ve sunulan yemin metninin davetiye ile birlikte davalıya tebliğ edildiği, davalı yetkilisince yeminin eda edildiği, davacı ile aralarında adi ortaklık sözleşmesinin bulunmadığının beyan edildiği, davacının iddia ettiği DAVALI ŞİRKET İLE adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu yasal deliller ile ispatlayamadığı şeklindeki gerekçe ve kabulünde isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Diğer yandan ,davacı tarafın adi ortaklığın tarafı davalı şirketin müvekkili davacıya şantiye kurulumu, tüm inşaat işleri yapımları, takibatları, malzeme alım ve işçilerin takibi, dairelerin satış ve pazarlaması işleri karşılığında ödeyeceği 150.000,00 TL bedelin ödenmesi talebi yönünden de ,bu iddiasını ispatlayacak delil mevcut olmadığı ve bu iddianın da yukarıdaki açıklamalar ve yemin kapsamına göre ispatlanamadığı anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle;mahkemece verilen kararda, maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)İstinaf masrafının istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026