İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen, tekstil sektöründe tanınmış markanın tecavüzünün önlenmesi ve iltibas yaratan markaların hükümsüzlüğü davası.
Özet: İki ayrı birleşen davada, 1950lerden beri tekstil sektöründe faaliyet gösteren ve "Mısırlı" ibaresini içeren tanınmış ticari unvan ve markaların gerçek sahibi olduğunu iddia eden davacı, 2021de kurulan davalının benzer markaları tescil ettirerek ve kullanımlarıyla (web sitesi, tabela vb.) kendi marka hakkına tecavüz ettiğini, haksız rekabet oluşturduğunu ve bir bilirkişi raporuyla da tecavüzün sabit olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğüne, alan adının terkinine, tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesine, tüm tecavüz teşkil eden kullanımların durdurulmasına ve maddi-manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmektedir.

T.C.
İSTANBUL1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİESAS NO : ███████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Marka hakkına tecavüzün önlenmesi, markanın hükümsüzlüğüDAVA TARİHİ : █████/2023KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte bulunan asıl ve birleşen davaların davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:MAHKEMEMİZİN ███████ ESAS SAYILI DOSYASINDA; İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacının tekstil sektörünün Türkiye’deki en büyük temsilcilerinden birisi olduğunu, şirketin günümüzde 11 şubesi bulunduğunu, müvekkillerinin bugün Türkiye ve yurtdışında tescilli birçok markası bulunduğunu, davalının müvekkilleri şirket ile iltibas oluşturacak düzeyde bir markayı tescil ettirdiğini, Müvekkilleri şirketin ticari unvanından anlaşılacağı üzere, “...” ibaresi üzerinde müvekkili şirketin ticari unvanındaki asıl ve ayırt edici unsur olduğunu, aynı zamanda da söz konusu ticari unvanın Türkiye’de ilk olarak müvekkil şirket tarafından tescil ettirildiğini, Dolayısıyla, ... ibaresi altında yürütülecek her türlü faaliyet müvekkilleri şirketin ait ticari unvan ile iltibas oluşturacağını, markanın GERÇEK hak sahibinin davacı olduğunu, davacının markasının tanınmış marka olduğunu, tanınmış markasının 2008 yılında tescil ettirildiğini, tanınmışlığını da sürekli olarak markalar için verdiği reklamlar ile korumakta olduğunu, davalı şirketin, 2021 yılında yani davacı şirketten yaklaşık 40 yıl sonra kurulduğunu, aynı zamanda davalı, şirket TPMK nezdinde tescilli olan markaları sonradan devraldığını, dolasıyla, davalının söz konusu markalar üzerinde asıl ve gerçek hak sahipliği bulunmadığını, ... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin...D. İş sayılı dosyası ile bilirkişi incelemesi yapıldığını, davalının faaliyetlerinin müvekkilleri şirketin marka hakkına tecavüz edici nitelikte olduğunun tespit edildiğini, davalı yanın markalarını da tescil ettirdiği şekilde kullanmadığını, aynı zamanda da davalının web sitesi dahi ... olup, bu alan adı da tek başına müvekkilleri şirketin marka hakkına tecavüz edici nitelikte olduğunu, Davalı Adına TPMK Nezdinde Tescilli ... Başvuru Numaralı Markaların hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine Davalı Adına Kayıtlı ... Alan Adının alan adı sicilinden terkinine, hükmün ilanına, Davalının, Kullanımları (Web Sitesi, Tabela, Reklam, Kartvizit, İlan, Broşür vb.) da İhtiyati tedbir kararı verilerek muhafaza altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davacı vekili 2.6.2025 tarihli kısmi ıslah dilekçesinde özetle; Müvekkilinin markalarının ...'in markalarından daha eski tarihlerden bu yana, 1950'li yılların başından beri kesintisiz bir şekilde kullanıldığını, ... ve ... markaları 1950'li yılların başında faaliyete geçen triko atölyesiyle birlikte 75 yıldır fiilen kullanıldığını, gerçek hak sahibinin davacı olduğunu, SMK'nun 6/3 ve 6/9 maddeleri olmak üzere dava dilekçesinde belirtilen diğer maddeler uyarınca da hükümsüz kılınması gerektiğini, yeni sunulun delillerin kısmi islah kapsamında değerlendirilerek davalarının kabulünü talep etmişlerdir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; marka üzerinde gerçek hak sahibinin kendilerini olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. BİRLEŞEN 2 FSHHM’nin ...E. SAYILI DOSYASINDAİDDİA;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının “...” markasının gerçek hak sahibi olduğunu,Marka tescillerinin 1972 yılına dayandığını, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli ... ibareli birçok markanın sahibi olduğunu, bu markalardan bazılarının “...","...”,"...", "...”, "...”, "....", “..." ve “...” olduğunu, davacının tescillerinin 1982 olduğu halde kullanımlarının 1972 yılına dayandığını, buna ilişkin marka tescil belgesinin sunulduğunu, davalının ise “..." kelimesini markalarında müvekkili şirketin marka kullanımı ile birebir aynı kullanıldığını, ilgili kullanımlarda ilk göze çarpan “...” ibaresi olduğunu, bu markaların ortak yanı da yine "...”" olduğunu, davalının kullanımının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının, “misirli” ibaresini markalarında kullandığını, müvekkilinin davalının haksız fiillerinden ötürü ciddi zarara uğradığını, bu nedenle Davalı adına tescilli ... başvuru numaralı markaların hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, Davalı yanın ..., ... adreslerindeki faaliyetlerinin önlenmesi, 50.000,00-TL maddi 50.000,00-tl manevi tazminatın davalıdan tahsili, davalının faaliyet gösterdiği çeşitli internet sitelerinde erişimin engellenmesine, davalının faaliyet gösterdiği şubelerindeki tabelaların kaldırılmasına ve bu tabelaların dava sonuna kadar masrafı davalıya ait olmak kaydıyla mahkemenin uygun göreceği bir yerde muhafaza altına alınmasına, müvekkilinin markasına tecavüz eden davalı markalarının ve ticari unvanın bulunduğu her türlü emtia, basılı ambalaj, kutu, broşür, sair yazılı evrak ve bu ürünlerin üretiminde kullanılan vasıtalara, görüldüğü yerde el konulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı taraf ile ... 1. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...E. Sayılı dava ile gerek tarafları ve gerekse de konusu yönünden bağlantılı olduğundan ilgili dosyanın bu dosya ile birleştirilmesini talep ve dava etmişlerdir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; marka üzerinde gerçek hak sahibinin kendilerini olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.BİRLEŞEN 1 FSHHM’nin ...E. SAYILI DOSYASINDA; İDDİA; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin tekstil sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, faaliyetlerinde 40 yılı geride bırakmış olduğunu, davacı şirket kuruluşundan bu yana geçen zamanda her gün faaliyetlerini büyütmüş olduğunu, tekstil sektörünün Türkiye'deki en büyük temsilcilerinden biri olduğunu, aynı zamanda da davacı şirketin günümüzde 11 şubesi bulunmakta olduğunu, bununla birlikte davacı şirket faaliyetlerini hem Türkiye hem de Dünya'nın çeşitli ülkelerinde yürütmekte olduğunu, bu çerçevede de davacının bugün Türkiye ve yurtdışında tescilli birçok markası bulunmakta olduğunu, davacı şirket, uzun yıllardır hem kendi faaliyetlerinde hem de iştiraklerinde “...” ibaresi ile faaliyet göstermekte olduğunu, ancak 1982 yılında kurulan davalının, davacı şirketin ticari unvanı ile iltibas oluşturacak derecede bir ticaret unvanı altında kurulmuş olması, faaliyetlerinde ... ibaresini kullanması, adına tescilli web sitesinde davacı şirketin markasal haklarına tecavüz eder nitelikte kullanımı nedeniyle, iş bu davanın açılması gerekmiş olduğunu, davacı şirketin ticari unvanından anlaşılacağı üzere, “...” ibaresi davacı şirketin ticari unvanındaki asıl ve ayırt edici unsur olduğunu, aynı zamanda da söz konusu ticari unvan Türkiye'de ilk olarak davacı şirket tarafından tescil ettirilmiş olduğunu, dolayısıyla, ... ibaresi altında yürütülecek her türlü faaliyet davacı şirketin ait ticari unvan ile iltibas oluşturacak olduğunu, davacı şirketin günümüzde toplamda birden farklı şehirde faaliyet göstermekte olup, bu faaliyetlerin tümünde “...” İbaresi kullanılmakta olduğunu, davacı şirketin, TPMK nezdinde tescil ettirilmiş birçok markası bulunmakta olduğunu, bununla birlikte davacı şirket tanınmış marka sahibi olup, davacı şirketin “...” ibaresinin ASIL ve GERÇEK HAK SAHİBİ olduğu sabit olduğunu, ... alan adı davalı adına kayıtlı görülmekte olduğunu, anılan web sitesi incelendiğinde de web sitesinde yer alan kullanımların davacı şirkete ait markalar ile iltibas oluşturacak düzeyde olduğunu, davalının web sitesi incelendiğinde “...” ibaresinin ön planda olacak şekilde kullanıldığının sabit olduğunu, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulmasını, davalı adına kayıtlı ... alan adının alan adının sicilinden terkinine karar verilmesini, davalı adına kayıtlı ... adlı web sayfasında ve ..... kullanıcı adı ile faaliyet gösterdiği ... Hesabı Hakkında ihtiyati tedbir kapsamında erişimin engellenmesi kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; marka üzerinde gerçek hak sahibinin kendilerini olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.BİRLEŞEN ... 4. FSHHM’nin ...E. SAYILI DOSYASINDA:İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile grup şirketinin, ticari faaliyetleri yoğun bir firma olduğunu, müvekkili şirketin bazı markalarının “...”,””,“...”, “...”, “...”, “... ” “...”, “...” VE “...”ibareli tescilli markalar olduğunu, ayrıca ... başvuru “... yılından günümüze...” markasının Türk Patent ve Marka Kurumu haricinde ...nezdinde de olacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğunu, Türk patent ve marka kurumu nezdinde tescilli markaların bir kısmının tescil tarihi olarak her ne kadar 1982 yılı olarak gözükmekteyse de işbu markaların esas tescil tarihlerinin 27.03.1972 yılı olduğunu, davacının hak sahibi olduğu “...” ve “...” markaları kadın ve erkek çorap, ev giyimi ürünleri, iç giyim ve tayt sektöründe tercih edilen markalar haline geldiğini, davacının “...” ibaresi üzerinde asıl ve gerçek hak sahibi olduğunu, TPMK’dan gelen cevap yazılarına göre müvekkili adına kayıtlı markaların daha eski olduğunun tespit edildiğini, 01.04.2022 tarihli marka devir sözleşmesinin imzalanmasıyla birlikte; davacı şirketin, ... adresinin kullanımını ve ..... kullanıcı adlı ınstagram sayfasını da kendi üstüne aldığını, bu hususun da esasen davalı tarafından bilinmekte olduğunu, davalının haksız yere ihtiyati tedbir almaya çalışmakta olduğunu, 1. FSHHM’nin ...e. sayılı dosyasında ihtiyati tedbir taleplerinin reddedildiğini, ve işbu dosya alınan bilirkişi raporunda da davacının “...” markaları üzerinde gerçek hak sahibi olduğu, ... internet sitesinin ve ... kullanıcı adlı ... hesabının kullanımının hukuka uygun olduğunun belirlendiğini, davacı şirketin, ... alan adlı internet sitesinin ve ... hesabının gerçek hak sahibi olduğunu, anılı sitedeki ve sayfadaki bütün markasal kullanımların da hukuka uygun olduğunu, işbu internet sitesine ve ınstagram sayfasına triko ...'nın iddia, beyan ve talepleri doğrultusunda erişiminin engellenmesinin mümkün olmadığını davalının taleplerinin çok ciddi zararlara sebebiyet vereceğini, davacının hak sahibi olduğu “...” ibareli markaların tescili 1972 senesine dayanmakta olduğunu, bu nedenle davalılardan ... A.Ş.'nin marka haklarına tecavüz edilmediğinin tespitine, Yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava konusu uyuşmazlık; Mahkememizin ...esas sayılı dosyasında; marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi, davalı adına ...başvuru numaralı markaların hükümsüzlüğü ile sicilden terkini, davalı adına kayıtlı www.misirli.com.tr alan adının alan adı sicilinden terkini, hükmün ilanı taleplerine ilişkin olup, Birleşen 2 FSHHM.nin ...sayılı dosyasında; Davalı adına tescilli ... başvuru numaralı markaların hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, ihtiyati tedbir, alan adı faaliyetlerinin önlenmesi, 50.000,00-TL maddi , 50.000,00-tl manevi tazminatın davalıdan tahsili, ihtiyati tedbir taleplerine ilişkindir. Birleşen 1 FSHHM.nin ... sayılı davada; delil tespiti ile birlikte, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulmasını, davalı adına kayıtlı ... alan adının alan adı sicilinden terkinine karar verilmesini, davalı adına kayıtlı ... adlı web sayfasında ve ... ile faaliyet gösterdiği Instagram Hesabı Hakkında ihtiyati tedbir kapsamında erişimin engellenmesi kararı verilmesi taleplidir.Birleşen 4. FSHHM.nin...da: davalılardan ... Tic. A.Ş.'nin marka haklarına tecavüz edilmediğinin tespitine karar verilmesi taleplidir.Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, birleştirme talepli açılan davalar açısından birleştirme kararı verilmiş, birleştirme kararı sonrasında birleşen dava dosyaları dosyamız arasına celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, yetki itirazının yerinde olmadığı anlaşılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.Bilirkişiler ... ve ... tarafından düzenlenen █████/2023 tarihli tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dosya içerisinde davacıya ait olduğu belirtilen ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 15.07.2013 tarihinde alındığı/kayıt edildiği, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinde; Name: ... ,Organization: ... A.S ,Street: ... ,çEmail: ...içerisinde bulunan web sitesi kontrol edildiğinde mevcut durumda ... şeklinde kullanımın olduğu, 24 Ekim 2021 ve 3 Aralık 2022 tarihli web archive kayıtlarındaki kullanımlarının da aynı şekilde olduğu, dosya içerisinde davalıya ait olduğu belirtilen misirli.com.tr alan adı kontrol edildiğinde alan adının 01.01.1997 tarihinde alındığı/kayıt edildiği, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinde ... A.Ş. yazdığı, ...içerisinde bulunan web sitesi kontrol edildiğinde mevcut durumda kullanımın ... yılından günümüze şeklinde kullanımın olduğu, 31 Ocak 2023 ve 30 Kasım 2022 tarihli web archive kayıtlarındaki kullanımlarında aynı olduğunu, davadaki taraflardan hangisinin hangi sınıflarda-hangi mallar için ne zamandan bu yana önceliğe sahip olduğunun anlaşılamadığını, Türk Patentten yenileme belgeleri ile birlikte tüm kayıtların celbinin gerektiğini bildirmişlerdir. Bilirkişiler ... , ..., ... ve ... tarafından düzenlenen █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda "Davacıya ait olduğu belirtilen ....com URL adresi üzerinde yapılan incelemede; Davacıya ait olan ....url adresinde söz konusu markanın halihazırda ... 1951 şeklinde kullanıldığını, ... URL adresinin iletişim sayfasında; Firma adının ...A.Ş. olduğunu, E-mail adresinin... olduğunu, Alan adının ... tarafından ...A.Ş. adına kayıt ettirildiğini, ...’in in mail adresinin ...olduğu, Alan adının 15.07.2013 tarihinde kayıt ettirildiği ve 15.07.2032 tarihine kadar kayıtlı olduğu, Davalıya ait olduğu belirtilen ... URL adresi üzerinde yapılan incelemede; Davalıya ait olduğu belirtilen ... URL adresinde halihazırda ... şekil ve altında yılından günümüze ibaresinin yer aldığı şekilde kullanım tespit edildiğini, Davalıya ait olan ... url adresinin hakkımızda sayfasında “ ..., yılında ...’da kurulduktan sonra.. şeklinde başlayan yazının devamında Kalite ve konfor denilince ilk akla gelen marka olma özelliğini bir asıra yaklaşan geçmişi boyunca koruyan ..., 2022 senesinde...A.Ş bünyesine katılarak ... ile birlikte gruba büyük güç kattı.….” Şeklinde açıklamaların yapıldığını, ... URL adresinin iletişim sayfasında; Firma adının ... Şirketi, E-mail adresinin ... olduğunun tespit edildiğini, Alan adının 01.01.1997 tarihinde kayıt ettirildiği ve 31.12.2027 tarihine kadar kayıtlı olduğunu, Web Arşiv Kayıtlarının incelenmesi sonucunda ise; Davacıya ait olduğu belirtilen ....com URL adresinin Web Arşiv Kayıtlarının incelenmesi; ....com alan adına ait 07.08.2018-05.06.2024 tarihlerini içerir 78 adet arşiv kaydı olduğu, 26.11.2020 Tarihli arşiv kaydında ... 1951 ibareli logonun kullanıldığının tespit edildiğini, 24.10.2021 Tarihli arşiv kayıtlarında ... ibareli logonun kullanılma şeklinin tespit edildiğini, Davalıya ait olduğu belirtilen www.misirli.com.tr URL adresinin Web Arşiv Kayıtlarının incelenmesinde; ... alan adına ait 25.01.1999 -19.05.2024 tarihlerini içerir 306 adet arşiv kaydı olduğunun tespit edildiğini, ... alan adına ait 02.11.2004 tarihli arşiv kaydında ... şekil ibareli kullanım olduğunun tespit edildiğini, ... alan adına ait 13.02.2018 tarihli arşiv kaydında ... şekil ibaresi ile birlikte 1945 yılından günümüze ibaresi ile kullanım olduğunun tespit edildiğini,... alan adına ait 30.11.2022 tarihli arşiv kaydında ... 1951 şeklinde kullanım olduğu tespit edildiğini, ... alan adına ait 31.01.2023 tarihli arşiv kaydında ... 1951 şeklinde kullanım olduğunun tespit edildiğini, Asıl dava konusu olan davalı taraf adına tescilli ... numaralı markalar yönünden SMK m.6/1 hükmü gereğince hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı, Söz konusu markalar yönünden tanınmışlık ve gerçek hak sahipliğine dair hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı, .... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ... d. iş. Numaralı dosyasında gerçekleştirilen tespit gereğince dosyada yer alan davalının ... biçiminde gerçekleşen kullanımının, marka genel kompozisyonu açısından davacı yana ait ... numaralı ... ibareli marka ile yakınlaşacak biçimde gerçekleştirilmiş olduğu, markanın kullanıldığı emtiaların benzer olması hususu göz önüne alındığında söz konusu kullanımın marka hakkına tecavüz teşkil edebileceğini, Davalı yanın tespit edilen diğer kullanımı olan ... ibareli e marka kullanımının SMK m.9/2-a hükmünde belirtilen şartları sağladığı, her ne kadar tescile konu edildiği biçimde kullanım gerçekleştirilmese de, markanın ayırt edici karakteri zedelenmeden kullanım gerçekleştirildiği, marka kompozisyonu açısından davacı yana ait markalara yakınlaşma niteliğinde olabilecek kullanım bulunmadığı, Karşı dava yönünden; ... numaralı markanın 10.07.2002 tarihinde geçersiz hale geldiği tespit edilmiş olup söz konusu markanın hükümsüzlük değerlendirilmesine konu edilmediği, Davalı markalarından eski tarihli olan markanın başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümleri açısından Yargıtay içtihatlarında ifade edildiği üzere önceki hak sahibinin sonraki kullanıma bir süre katlanmış olması halinin gerektiği, söz konusu 30 yılı aşkın süreden sonra markanın ve buna bağlı oluşturulan seri ve tanınmış markaların hükümsüzlüğü isteminin marka hakkı kapsamında değerlendirilmesinin uygun olmadığı, Karşı dava davalısının davacı markalarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eder nitelikte herhangi bir fiili tespit edilemediği, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet koşullarının bulunmadığı hususu bildirilmiştir. Bilirkişiler ... , ...,, ...ve ... █████/2025 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; Asıl dava konusu olan davalı taraf adına tescilli ... numaralı markalar yönünden SMK m.6/1 hükmü gereğince hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı, Söz konusu markalar yönünden tanınmışlık ve gerçek hak sahipliğine dair hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı, ... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ... d. iş. Numaralı dosyasında gerçekleştirilen tespit gereğince dosyada yer alan davalının ... biçiminde gerçekleşen kullanımının, marka genel kompozisyonu açısından davacı yana ait ... numaralı ... ibareli marka ile yakınlaşacak biçimde gerçekleştirilmiş olduğu, markanın kullanıldığı emtiaların benzer olması hususu göz önüne alındığında söz konusu kullanımın marka hakkına tecavüz teşkil edeceği, Davalı yanın tespit edilen diğer kullanımı olan hususunda ise marka kullanımının SMK m.9/2-a hükmünde belirtilen şartları sağladığı, her ne kadar tescile konu edildiği biçimde kullanım gerçekleştirilmese de, markanın ayırt edici karakteri zedelenmeden kullanım gerçekleştirildiği, marka kompozisyonu açısından davacı yana ait markalara yakınlaşma niteliğinde olabilecek kullanım bulunmadığı, Karşı dava yönünden; █████████ numaralı markanın 10.07.2002 tarihinde geçersiz hale geldiği tespit edilmiş olup söz konusu markanın hükümsüzlük değerlendirilmesine konu edilmediği , Davalı markalarından eski tarihli olan markanın başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümleri açısından Yargıtay içtihatlarında ifade edildiği üzere önceki hak sahibinin sonraki kullanıma bir süre katlanmış olması halinin gerektiği, söz konusu 30 yılı aşkın süreden sonra markanın ve buna bağlı oluşturulan seri ve tanınmış markaların hükümsüzlüğü isteminin marka hakkı kapsamında değerlendirilmesinin uygun olmadığı, Karşı dava davalısının davacı markalarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eder nitelikte herhangi bir fiili tespit edilemediği, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet koşullarının bulunmadığı, Taraflarca itirazlarda belirtilen SMK m. 6/9 hükmüne dayalı kötüniyetli marka tescili hususunda herhangi bir delil tespit edilememiş olup, bu husustaki hukuki nitelendirmenin mahkememize ait olduğunu bildirmişlerdir.Bilirkişiler ...,...,... ve ... tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; taraflara ait alan adlarının tescil tarihleri, dijital ortamda kullanım sürekliliği, web sitesi içerikleri, görsel ve metinsel marka unsurları, teknik altyapı verileri ile web arşiv kayıtları birlikte ele alınarak, dijital verilerin zaman önceliği, çevrim içi görünürlük düzeyi ve kullanıcı algısı bakımından karşılaştırılması sonucunda, ... alan adının daha erken tarihte tescil edilerek uzun yıllar boyunca kesintisiz biçimde kullanıldığı, ....com alan adının ise daha sonraki bir tarihte dijital varlık olarak ortaya çıkarak aktif kullanım sergilediği, her iki alan adında yer alan marka ibareleri ve görsel sunumların belirli dönemler itibarıyla teknik anlamda benzerlik gösterebildiği, bu durumun dijital ortamda kullanıcı nezdinde karışıklık ihtimali doğurabilecek bir görünüm oluşturabildiği, Davacı/Birleşen Dosyada Davalının, hükümsüzlüğü talep edilen markalarının tescil tarihleri üzerinden 5 yıl geçmesinin ardından huzurdaki davanın ikame edilmiş olması sebebiyle hükümsüzlük istemleri bakımından sessiz kalma nedeniyle hak kaybından bahsedilebileceği, bununla birlikte bahsedildiği üzere uzun sure sessiz kalmak sureti ile hak kaybına uğradığından bahsedilebilmesi başvuruyu yapan firmanın iyiniyetli olması halinde söz konusu olabileceğinden dava konusu marka tescilinin kötüniyetli olduğu yönünde kanaat oluşması durumunda sessiz kalma nedeniyle hak kaybından bahsedilemeyeceği, Davalı/Birleşen Dosyada Davacının, hükümsüzlüğü talep edilen ... başvuru numaralı markalarının tescil tarihlerinin üzerinde 5 yıl geçmesinin ardından huzurdaki davanın ikame edilmiş olması sebebiyle hükümsüzlük istemleri bakımından sessiz kalma nedeniyle hak kaybından bahsedilebileceği, bununla birlikte bahsedildiği üzere uzun sure sessiz kalmak sureti ile hak kaybına uğradığından bahsedilebilmesi başvuruyu yapan firmanın iyiniyetli olması halinde söz konusu olabileceğinden dava konusu marka tescilinin kötüniyetli olduğu yönünde kanaat oluşması durumunda sessiz kalma nedeniyle hak kaybından bahsedilemeyeceği, yine ... başvuru numaralı markalar bakımından tescil tarihleri üzerinde henüz 5 yıl geçmemiş olması nedeniyle sessiz kalma nedeniyle hak kaybından bahsedilemeyeceği, Davalı/Birleşen Dosyada davacının sessiz kalarak hak kaybına uğradığı Davacı/Birleşen Dosyada Davalı markaları ile Davacı/Birleşen Dosyada Davalının hükümsüzlük taleplerine konu diğer markalarının asli unsurunun ... ibaresi olması, markalara eklenen ..., ..., ... ibarelerinin tali unsur niteliğinde olması nedeniyle ilgili markaların, Davalı/Birleşen Dosyada Davacının sessiz kalarak hak kaybına uğradığı Davacı/Birleşen Dosyada Davalı markalarının güncellenmiş versiyonu olduğundan bahsedilebileceği, bu doğrultuda söz konusu markalar bakımından davacı/karşı davalının kazanılmış hak sahibi olduğundan bahsedilebileceği, eski tarihli markaların tescilli olduğu mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüklerinin talep edilemeyeceği, bununla birlikte eski tarihli markaların tescilli olmadığı mal ve hizmetler bakımından ise SMK m. 6/1 bakımından incelemelere devam olunduğu, Davacı/Birleşen Dosyada Davalının söz konusu markalar, eski tarihli markaların tescilli olmadığı ...Sınıftaki emtialar ile ...Sınıfta birtakım hizmetlerde tescilli ise de Davalı/Karşı Davacının hükümsüzlük taleplerin mesnet markaları söz konusu mal ve hizmetlerde olmadığı, hal böyle iken; Davacı/ Birleşen Dosyada Davalı adına tescilli, hükümsüzlüğü talep edilen ... başvuru numaralı markalarının da SMK m. 6/1 bakımından hükümsüzlük koşulunun oluşmadığı, Davacı/ Birleşen Dosyada Davalının... ve... tescil tarihli markaların sahibi olduğu, Davalı/ Birleşen Dosyada Davacının ise ... başvuru tarihli markanın sahibi olduğu görülmüş olup tarafların eskiye dayalı kullanımlarına ilişkin sunmuş olduğu deliller incelendiğinde ilgili delillerin tarafların gerçekleştirdiği kullanımlar ile markalarına hem kendi hem karşı tarafın markalarının başvuru konusu edildiği tarihlerden önce markaların tescilli olduğu hizmetlerde marufiyet kazandırdığını gösterir nitelikte olmadığı, SMK m. 6/3 bakımından hükümsüzlük koşulunun oluşmadığı, Davacı adına tescilli marka bakımından yetkili merciler tarafından da verilen bir tanınmışlık kararı bulunduğu göz önüne alındığında dosyada yer alan bilgi ve belgeler çerçevesinde davacı tarafın markalarının tanınmış marka olarak kabul edileceği, bununla birlikte dosya kapsamından taraf markalarının uzun yıllar boyunca piyasada birlikte kullanıldığı, tarafların birbirlerinin markalarına sessiz kaldığı, bu çerçevede tarafların karşılıklı olarak hükümsüzlüğünü talep ettikleri ve dava tarihleri itibariyle tescil tarihlerinden itibaren beş yılı aşkın süre geçmiş bulunan Davalı/ Birleşen Dosyada Davacı adına tescilli ... başvuru numaralı markalar bakımından sessiz kalma nedeniyle hak kaybının oluştuğu değerlendirildiğinden anılan markalar bakımından sonraki marka tescillerinin hükümsüz kılınmasından bahsedilemeyeceği, söz konusu markaların piyasada birlikte var olmasının mümkün olduğu, hal böyle iken, Davalı/ Birleşen Dosyada Davacı adına tescilli hükümsüzlüğü istenen markaların SMK m. 6/4 ve 6/5 hükmü kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, Asıl olanın iyi niyet olması ilkesi çerçevesinde dosya münderecatında aksi yönde başkaca bir verinin de bulunmaması nedenleri ile SMK 6/9 kapsamında davacı ve davalı markalarının hükümsüzlüğü koşullarının oluşmayacağı, Davalı/ Birleşen Dosyada Davacı markaları ile kullanımlarının esas unsuru ... olup öz konusu kullanımlarda davalının eski tarihli markaları ile asli unsurlar yönünden değişiklik olmadığı, bu nedenle davalı yanın kullanımlarının markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması şeklinde değerlendirilebileceği, hal böyle iken Davalı/Birleşen Dosyada Davacının var olan müktesep hakkı çerçevesinde ilgili Davalı/Birleşen Dosyada Davacı kullanımların Davacı/Birleşen Dosyada Davalı marka hakkına tecavüz teşkil eder nitelikte olmadığı, Davacı/Birleşen Dosyada Davalı markaları ile kullanımlarının esas unsuru ... olup söz konusu kullanımlarda davacının eski tarihli markaları ile asli unsurlar yönünden değişiklik olmadığı, bu nedenle davacı yanın kullanımlarının markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması şeklinde değerlendirilebileceği, hal böyle iken Davacı/Birleşen Dosyada Davalının var olan müktesep hakkı çerçevesinde ilgili Davacı/Birleşen Dosyada Davalı kullanımların Davalı/Birleşen Dosyada Davacı marka hakkına tecavüz teşkil eder nitelikte olmadığı, İçtihat değişikliği göz önüne alınarak Davacı/ Birleşen Dosyada Davalı yanın eylemlerinin, TTK 54. ve 55 Maddeleri kapsamında haksız rekabet teşkil edip etmeyeceğinin takdirinin Mahkemenize ait olduğunu bildirmişlerdir. Birleşen ... 1. FSHHM.nin ...E. Sayılı davasında; Bilirkişiler İsmail Keklik ve Mehmet Taşar tarafından düzenlenen █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı tarafından belirtilen bahsi geçen “@...” isimli İnstagram sosyal medya hesabına ait sayfaların kullanımda ve aktif olduğu ve genel profil sayfası ve paylaşımlar kontrol edildiğinde ”....com.tr” sayfasıyla ilişkili olduğu, bu sebeple ilgili sosyal medya sayfaların sahibi ile internet sitesinin sahibinin aynı kişi/kişiler olduğunun anlaşıldığı ve bahse konu sosyal medya içeriklerinde tespite konu “...” ibarelerinin ve görsellerinin kullanıldığı, davalının kullanımlarının 6769 smk md.7(1) e aykırı şekilde tescilsiz kullanım olduğu ve ilgili kullanımların 6769 smk mb.29’a aykırılık teşkil ettiği , Davalının 6769 smk md.7(1) e aykırı şekilde kullanımlarının, uzun süre sessiz kalma konusunda değerlendirilmesinin mahkememize ait olduğunu bildirdikleri anlaşılmıştır....UZMAN GÖRÜŞÜNDE ÖZETLE: ... ibaresinin davalı şirketin ticaret unvanı değil, 1972 yılından beri tescilli olarak kullanılan markası olduğu, dolayısı ile salt “...” ibaresinin davacı ticaret unvanında bulunması, ona bir başkasının markasal kullanımını yasaklama hakkını vermeyeceği, davalı şirketin ... ibaresini markasal olarak kullanması, ticaret unvanında ... ibaresini bulunduran davacı şirketin ticaret unvanını ihlal etmeyeceği, SMK . 9/2-a hükmüne göre, markanın ayırt edici karakterini değiştirmeden farklı unsurlarla kullanılmasına cevaz verdiğini bu nedenle asıl davada davacı istemlerinin yerinde olmadığını, somut durumda bir ihlalin bulunmadığını , tecavüzün oluşmadığını, 30 yıl sonra yenilenerek kullanılan marka tescillleri de gözetildiğinde hükümsüzlük ve tecevüz davası açılmasının MK 2. Maddesine aykını olduğunu,sessiz kalındığını, ... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ...D. İş dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunun uyuşmazlığın esasına etki edecek belge ve bilgilere ulaşılmadan, tek taraflı olarak oluşturulmuş olduğunu, davalı markasının, davacı markasına iltibas oluşturduğu sonucuna varılabilmesi için, davalı tarafın bir üstün hakka sahip olup olmadığı konusunun hiçbir şekilde incelenmemiş olduğu, dolayısı ile sadece sosyal medya hesaplarındaki kullanımlara bakılarak davalı aleyhine bu rapordan bir sonuç çıkarılmasının mümkün olmadığını, Davalının www.misirli.com.tr alan adının, davalı tarafın tescilli markasının esas unsuru olan ... ibaresi ile aynı olduğu, bu bakımdan, davalı tarafın anılan alan adlarının kullanımına ilişkin olarak meşru bir bağlantısının bulunmakta olduğu, somut olayda ... ibaresinin alan adı olarak da kullanması ve web sitesinde ... markaları ile mallarını satışa sunmuş olması, davacının marka hakkına ve onun ticaret unvanına tecavüz teşkil etmemekte olduğunu bildirmiştir. ENGİN ERDİL UZMAN GÖRÜŞÜNDE ÖZETLE: davalının kullanımlarının SMK m. 9/2-a bendi anlamında ayırt edici karakterin değiştirilmeden kullanımı olmayıp bilakis davacının markasına yaklaşarak ilgili alıcı gurubunda iltibas yaratacak kullanımlar olması nedeniyle SMK m. 29/1-a bendi atfı ile SMK m.7/1-b gereğince marka hakkına tecavüz sayılacağını, Davalının markalarının kapsamında 35.Sınıfta ta hizmet tescili bulunmadığından, davacının ait .... Sınıftaki markalara tecavüz eder nitelikte olduğunu, Davalının hiçbir zorunluluk olmadığı halde aksine taraf markalarının birlikte piyasada var olduğu ve bu nedenle birbirleriyle karıştırılma ihtimalinin daha fazla olduğu açık iken 2022 yılına kadar yalnızca çorap ürünlerinde markasını kullanmışken 2022 yılının sonlarında ürün gamını genişletmesi ve markasını da davacının markalarına ve tekstil giyim ürünlerine yakınlaştırarak davacının ... ibareli tanınmış markasından “haksız yararlanma"sı ilgili alıcı gurubunda iltibas yaratacak kullanımlar olduğunu TTK 55/1-a-4 bendinin ihlali sayılacağını bildirmiştir.... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin... D. İş dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunun ise uyuşmazlığın esasına etki edecek belge ve bilgilere ulaşılmadan, tek taraflı olarak dayanak marka tescil belgeleri gelmeden tedbir talebinin değerlendirilmesi amacıyla oluşturulmuş olduğu, davalı markasının, davacı markasına iltibas oluşturduğu sonucuna varılabilmesi için davalı tarafın gerçek hak sahipliği ve uzun süre kullanım savunmasının değerlendirilmesinin gerektiği dolayısı ile sadece sosyal medya hesaplarındaki kullanımlara bakılarak rapor düzenlenmesi sonuca etkili bulunmamıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 282 inci maddesinde belirtilen "hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle bilirkişi raporundaki tespitlerin ancak dosyadaki deliller ile birlikte tartışılarak açıklığa kavuşturulması gerekli olduğundan, mahkememizce..., ..., ...ve ...tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli bilirkişi raporu HMK 266 madde kapsamında mahkememizce hükme dayanak olarak alınmış ancak son nihai takdir hukuki açıdan Mahkememizce takdir edilmiştir. DELİLLER VE İNCELENMESİ :Türk Patent ve Marka Kurumundan Marka tescil belgesi celp edilmiştir. ... AŞ adına tescilli markalar: ... tescil numaralı “..." şekil görselini ihtiva eden marka nın ... Sınıflarında 8.7.1990 tarihinde ...Aş adına tescil edildiği, # ... tescil numaralı “...." ibareli markanın ... Sınıflarında 26.4.1991 tarihinde...Aş adına tescil edildiği,# ... tescil numaralı “... tic aş" ibareli markanın ... Sınıflarında 26.4.1991 tarihinde ...Aş adına tescil edildiği,# ... tescil numaralı “ ..." ibareli markanın ..., Sınıflarında 28.1.1999 tarihinde ... Aş adına tescil edildiği,# ... tescil numaralı “ ...” ibareli markanın ..., Sınıflarında 28.1.1999 tarihinde ....Aş adına tescil edildiği,# ... tescil numaralı “ ...” ibareli markanın ..., Sınıflarında 28.1.1999 tarihinde ...Ticaret Aş adına tescil edildiği,# ... tescil numaralı “ ...” ibareli markanın ..., Sınıflarında 16.3.1999 tarihinde ...Aş adına tescil edildiği,# ... tescil numaralı “ ....” ibareli markanın ..., Sınıflarında 16.3.1999 tarihinde ...Ticaret Aş adına tescil edildiği,# ... tescil numaralı “ ..." ibareli markanın..., Sınıflarında 16.3..1999 tarihinde ... Ticaret Aş adına tescil edildiği,#... tescil numaralı “ ..” ibareli markanın ...Sınıflarında 24.1.2003 tarihinde ...Ticaret Aş adına tescil edildiği,# ... tescil numaralı “ ...” ibareli markanın... Sınıflarında 1.10.2007 tarihinde ... Aş adına tescil edildiği,# ... tescil numaralı “ ...” ibareli markanın ..., Sınıflarında 1.10.2007 tarihinde ... Aş adına tescil edildiği,# ...tescil numaralı “... ” ibareli markanın ... Sınıflarında 1.10.2007 tarihinde ... Aş adına tescil edildiği, # ... tescil numaralı “... ” ibareli markanın .... Sınıflarda 5.10.2007 tarihinde ... Aş adına tescil edildiği,# ... tescil numaralı “...” ibareli markanın ...Sınıflarda 5.10.2007 tarihinde ...Aş adına tescil edildiği,#... kod numaralı, “...” ibareli, markanın ... tarihinde tanınmış marka statüsünde tescilli olduğu, ...Aş adına tescil edildiği , #... tescil numaralı “...” ibareli markanın .... Sınıflarında 20.8.2009 tarihinde ... Aş adına tescil edildiği,#.... tescil numaralı “...” ibareli markanın .... Sınıfda 6.4.2012 tarihinde ...Aş adına tescil edildiği,# ... tescil numaralı “...” ibareli markanın .... Sınıfda 7.2.2019 tarihinde ...Aş adına tescil edildiği,# ... tescil numaralı “...” ibareli markanın .... Sınıfda 30.12..2019 tarihinde ...Aş adına tescil edildiği,#... tescil numaralı “....” ibareli markanın .... Sınıfda 21.2.2020 tarihinde ...t Aş adına tescil edildiği,# ... tescil numaralı “...” ibareli markanın .... Sınıfda 6.10.2021 tarihinde ...Aş adına tescil edildiği,#...numaralı “...”...şekil ibareli markanın ... Sınıflarında ... Aş adına 11.3.2022 tarihinde tescilli edildi, Davacı yana ait diğer markaların ise ... ibareleri ile farklı sınıflarda da tescil edildiği anlaşılmıştır. Davacının delil listesinde bildirmediği ıslah ile celbini talep ettiği ... nolu marka yenileme belgeleri ile birlikte celp edilmiştir. ... tescil numaralı “.... “şekil görselini ihtiva eden marka nın...Sınıflarında 8.7.1955 tarihinde ... Ticaret Aş adına tescil edildiği,markanın 9.7.1990 tarihinde yenilendiği, ayrıca kurum tarafından gönderilen marka tescil belgesine göre; ... nolu “.... “şekil görselli markanın 8.7.1980 tarihinde ... adına tescil edildiği,... nolu “... ...“şekil görselli markanın 8.7.1970 tarihinde ...adına tescil edildiği belge üzerinde ise ... tarih ve ... sayılı markanın yenilenmesi ibaresinin yer aldığı adres olarak marka tescil belgesinde ...adresinin yer aldığı görülmektedir. ...AŞ adına tescilli markalar: ... tescil numaralı “ ...” ibareli markanın ... Sınıfda 29.3.1982 tarihinde ... Aş adına tescil edildiği,... tescil numaralı “ ...” ibareli markanın .... Sınıfda 27.3.1992 tarihinde ... Aş adına tescil edildiği,... tescil numaralı “ ...” ibareli markanın.... Sınıfda 27.3.1982 tarihinde ... Aş adına tescil edildiği,... tescil numaralı “...” ibareli markanın .... Sınıfda 7.5.1995 tarihinde ... Aş adına tescil edildiği,... tescil numaralı “ ...” ibareli markanın .... Sınıfda 7.5.1995 tarihinde ...Aş adına tescil edildiği,... tescil numaralı “....” ibareli markanın, ....1995 tarihinde ... Aş adına tescil edildiği,#... tescil numaralı “...” ibareli markanın ...2.1.2015 tarihinde ... Aş adına tescil edildiği,... tescil numaralı “...” ibareli markanın .... Sınıfda 8.3.2017 tarihinde ... Aş adına tescil edildiği,.. tescil numaralı “...” ibareli markanın..., Sınıfda 5.8.2016 tarihinde... Aş adına tescil edildiği,... tescil numaralı “....” ibareli markanın ..., Sınıfda 11.11.2016 tarihinde ... Aş adına tescil edildiği anlaşılmıştır.Dosya içerisinde Marka Devredenlerin...ve ..., Marka Devralanın ...Şirketi olduğu, ... Tarihli ... 16. Noterliği ... Yevmiye numaralı Marka Devir Sözleşmesinin bulunduğu anlaşılmaktadır. ... nolu markanın .... markası olarak 7.3.1972 tarihinde ...AŞ adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.... nolu ... markasının yenilenmek suretiyle ... tarihinde ... adına tescil edildiği anlaşılmıştır.... nolu Mam ... Markasının ... Tekstil San ve Tic AŞ adına 27.3.1992 yılında yenilendiği ,keza ... nolu ... ıbareli markanın ....sınıf için 7.5.1985 tarihinde ... Tekstil San ve Tic AŞ adına tescil edildiği, ... nolu kah ... ibareli markanın .... sınıf için 7.5.1985 tarihinde ... Tekstil San ve Tic AŞ adına tescil edildiği,... nolu ... ibareli markanın...,sınf için .75.1985 tarihinde ... Tekstil San ve Tic AŞ adına tescil edildiği,TPE tarafından gönderilen marka tescil belgesinde önceki tescil sahibinin ... Aş olduğu anlaşılmıştır. Türk Patent ve Marka Kurumandan celp edilen marka tescil belgeleri, devir belgeleri, ticari sicil kayıtları, uzman görüşleri ,HMK 266. Madde kapsamında düzenlenen rapor içerikleri bir arada incelendiğinde; SESSİZ KALMA YOLUYLA HAK KAYBI DEĞERLENDİRİLMESİ :Yüksek Yargıtay uygulamasına göre, markanın başkası tarafından kullanımına uzun süre sessiz kalan kimse, zımni olarak bu kullanıma, tescile icazet vermekte, rıza göstermektedir. Kural olarak üstün hak sahibi, sonraki iltibas yaratan marka tescillerinin hükümsüzlüğünü talep etme hakkına sahiptir. Mevzuatımızda, hükümsüzlük davası için (istisnalar hariç) belli bir süre öngörülmemiştir. Ancak bu hakkın ileri sürülmesi süresiz değildir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 25/6’ya göre; “Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.” Maddesinde yer alan düzenlemeye göre ilgili davanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde açılması gerekir. Ancak 5 yıllık süre markanın iyi niyetle tescil edildiği hallerle sınırlıdır, zira yine aynı maddede marka tescilinin kötü niyetli olması halinde, markanın hükümsüzlüğü davasının her zaman açılabileceği düzenlenmiştir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında bu sürenin sadece tanınmış markalara değil, tescil edilmiş tüm markalara uygulanacağına karar verilmiştir. Önceki hak sahibinin MK md. 2 uyarınca belli bir davranışta bulunması gerekirken sessiz kalması sonucu, iyi niyetli bir şekilde markayı daha sonra tescil ettiren kişiye karşı hükümsüzlük davası açma hakkını veya sonraki tarihli markanın kullanımını men etme hakkını kaybetmesine sessiz kalma yoluyla hak kaybı denilmektedir. “Uzun süre sessiz kalma yolu ile hak kaybından” bahsedilebilmesi için 4 koşulun birlikte mevcut olması gereklidir. 1-Haberdar Olma Koşulu: Marka hakkı ihlal edilen ya da markası ile benzer bir marka tescile konu edilmiş olan kişi ya da firma bahse konu eylemden haberdar ise aşağıda yer alan koşulların gerçekleşmesi halinde uzun sure sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğrayabilir. 2-Sessiz Kalma Koşulu: Marka hakkı ihlal edilen ya da markası ile benzer bir marka tescile konu edilmiş olan kişi ya da firma ihlale konu eylemden haberdar olduğu tarihten sonra aşağıda bildirilen süre içerisinde “dava başlatmamış” olmalıdır. “Markanın kullanılmasına karşı çıkılması bakımından, markayı izinsiz olarak kullanan veya tescil ettiren kimseye ihtarname gönderilmesinin yeterli olup olmadığı tartışılabilir. Kanaatimizce ihtarname gönderilmesi yeterli olmayıp, bu kişiye karşı dava açılması icap eder. Zira sadece ihtarname gönderilmesi, niza yaratmak için yeterli değildir.” (Uğur ÇOLAK, Türk Marka Hukuku, 4. Baskı s. 874) 3-İyiniyetli olma koşulu: Marka hakkı ihlal edilen ya da markası ile benzer bir marka tescile konu edilmiş olan kişi ya da firmanın uzun sure sessiz kalmak sureti ile hak kaybına uğradığından bahsedilebilmesi ancak ilgili kullanımı ya da başvuruyu yapan firmanın iyiniyetli olması halinde söz konusu olabilecektir. 4-Süre koşulu: “… Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise bazı kararlarında, tanınmış markalar için öngörülen 5 yıllık süreyi baz alırken, bazı kararlarında ise bu sürenin, somut olayın özelliklerine göre daha uzun ya da daha kısa süre olarak belirleneceğini içtihat etmektedir. Yüksek Mahkeme 2010 yılında verdiği bir başka kararında 4 yıllık süreyi, sessiz kalma yoluyla hak kaybı için yeterli görürken, 2012 tarihli bir başka kararında 5 yıldan az süre ile davalı kullanımının sessiz kalma yoluyla hak kaybına yol açmadığını içtihat etmiş, iki ayrı kararında ise, sessiz kalma yoluyla hak kaybı bakımından gerekli sessiz kalma süresini kötü niyete rağmen 5 yıl + makul bir sure biçiminde belirlemiş, 2015 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararı ile de sessiz kalma süresinin 5 yıldan az olamayacağının bir kez daha altını çizmiştir.” (Uğur ÇOLAK, Türk Marka Hukuku, 4. Baskı s. 878) Yüksek Mahkeme SMK öncesi dönemde, ... yılında verdiği ... kararında bu hususu, “ilke olarak hak sahibi olan davacı, hareket tarzı ile hakkın ihlaline zımnen müsaade ettiği takdirde, davalının senelerden beri kullandığı ve tanıttığı markanın iptalini talep edemez. Hukuka aykırı davranışın önlenmesine veya hukuka aykırı duruma son verilmesine ilişkin talebin kullanılmasını çok geciktiren kimsenin, MK’nun 2. Maddesinde anlamını bulan dürüstlüğe aykırı davranıp davranmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira haklı başka bir gerekçe olmadığı sürece, uzun süre tecavüze sessiz kalarak üçüncü kişiler nezdinde güven yaratan kişilere hükümsüzlük davası açma hakkı tanınmaması gerekmektedir.” Şeklinde uygulamasının yerleştiği de bilinmektedir. Davacı Birleşen Dosya Davalısı ... TİC. A.Ş.’nin hükümsüzlük talepleri bakımından değerlendirme yapıldığında; Somut olayda davalıya ait hükümsüzlüğü talep edilen; ... kod numaralı markanın tescil tarihi 22.05.1992, ... kod numaralı markanın tescil tarihi 30.04.1992, .... kod numaralı markanın tescil tarihi 13.05.1992, ... kod numaralı markanın tescil tarihi 31.12.1995, ... kod numaralı markanın tescil tarihi 31.12.1995, .. kod numaralı markanın tescil tarihi 31.12.1995, .... kod numaralı markanın tescil tarihi 08.11.2016, ... kod numaralı markanın tescil tarihi 08.03.2017, .... kod numaralı markanın tescil tarihi 30.01.2017, ...kod numaralı markanın tescil tarihi 02.06.2017 şeklindedir. Sessiz kalma nedeniyle hak kaybından bahsedebilmek için davacı/karşı davalının hükümsüzlüğünü talep ettiği davalı/karşı davacı markalarını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde beş yıl boyunca sessiz kalması gerekmekte olup huzurdaki dava 24.03.2023 tarihinde davalının hükümsüzlüğü talep edilen; ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 30 yıl 10 ay 2 gün ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 30 yıl 10 ay 22 gün ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 30 yıl 10 ay 11 gün .. kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 30 yıl 2 ay 21 gün ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 30 yıl 2 ay 21 gün ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 30 yıl 2 ay 21 gün .... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 6 yıl 4 ay 16 gün ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 6 yıl 16 gün ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 6 yıl 1 ay 22 gün ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 5 yıl 9 ay 22 gün geçmesinin ardında ikame edilmiş olup tarafların yer aldığı sektör itibarıyla aynı coğrafi bölgede faaliyet göstermiş olmaları ve esas unsuru ... olan markalar ile faaliyetlerini gerçekleştirmekte olmaları, bu şartlarda tarafların birbirinde haberdar olması, basiretli bir tacir olan davacının hükümsüzlüğü talep edilen markaları bilmesi gerektiği izahtan varestedir. Dolayısıyla davacının, hükümsüzlüğü talep edilen markaların tescil tarihleri üzerinde 5 yıl geçmesinin ardından huzurdaki davayı ikame etmiş olması öte yandan davalının tescil anında kötüniyetli olduğu da davacı yanca ispat edilemediğinden hükümsüzlük istemlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı Birleşen Dosya Davacısı ...A.Ş.’nin hükümsüzlük talepleri bakımından değerlendirme; Somut olayda birleşen dosya davalısına ait hükümsüzlüğü talep edilen; ... kod numaralı markanın başvuru tarihi 23.05.2008, ... kod numaralı markanın tescil tarihi 11.03.1982, ... kod numaralı markanın tescil tarihi 17.12.1990, ... kod numaralı markanın tescil tarihi 03.04.1991, ... kod numaralı markanın tescil tarihi 12.06.1991, ... kod numaralı markanın tescil tarihi 12.06.1991, ... kod numaralı markanın tescil tarihi 12.06.1991, .... kod numaralı markanın tescil tarihi 20.10.1999, ... kod numaralı markanın tescil tarihi 26.11.1999, ... kod numaralı markanın tescil tarihi 28.01.2000, ... kod numaralı markanın tescil tarihi 24.12.1999, .... kod numaralı markanın tescil tarihi 08.12.1999, .. kod numaralı markanın tescil tarihi 19.03.2004, .. kod numaralı markanın tescil tarihi 09.01.2009, ... kod numaralı markanın tescil tarihi 03.09.2009, .. kod numaralı markanın tescil tarihi 07.02.2012, ... kod numaralı markanın tescil tarihi 11.10.2012, ... kod numaralı markanın tescil tarihi 10.04.2013, ... kod numaralı markanın tescil tarihi 01.11.2013, ... kod numaralı markanın tescil tarihi 17.07.2019, ... kod numaralı markanın tescil tarihi 22.09.2020, ... kod numaralı markanın tescil tarihi 09.12.2020, .... kod numaralı markanın tescil tarihi 19.02.2021, .. kod numaralı markanın tescil tarihi 09.11.2020, olup, Sessiz kalma nedeniyle hak kaybından bahsedebilmek için davacı/karşı davalının hükümsüzlüğünü talep ettiği davalı/karşı davacı markalarını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde beş yıl boyunca sessiz kalması gerekmekte olup huzurdaki dava 23.11.2023 tarihinde davalının hükümsüzlüğü talep edilen; ...kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 15 yıl 6 ay ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 41 yıl 8 ay 12 gün ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 32 yıl 11 ay 6 gün ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 32 yıl 7 ay 20 gün .. kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 32 yıl 5 ay 11 gün ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 32 yıl 5 ay 11 gün ...kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 32 yıl 5 ay 11 gün ..kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 24 yıl 1 ay 3 gün ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 23 yıl 11 ay 28 gün ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 23 yıl 9 ay 26 gün .. kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 23 yıl 10 ay 30 gün .. kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 23 yıl 11 ay 15 gün ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 19 yıl 8 ay 4 gün ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 14 yıl 10 ay 14 gün ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 14 yıl 2 ay 20 gün ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 11 yıl 9 ay 16 gün ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 11 yıl 1 ay 12 gün ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 10 yıl 7 ay 13 gün ...kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 10 yıl 22 gün ....kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 4 yıl 4 ay 6 gün ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 3 yıl 2 ay 1 gün ...kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 2 yıl 11 ay 14 gün ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 2 yıl 9 ay 4 gün ... kod numaralı markanın tescilinin üzerinden 3 yıl 14 gün geçmesinin ardında ikame edilmiş olup tarafların yer aldığı sektör itibarıyla aynı coğrafi bölgede faaliyet göstermiş olmaları ve esas unsuru ... olan markalar ile faaliyetlerini gerçekleştirmekte olmaları, bu şartlarda tarafların birbirinde haberdar olması, basiretli bir tacir olan davacının hükümsüzlüğü talep edilen markaları bilmesi gerektiği izahtan varestedir. Hal böyle iken; birleşen dosya davacısının, hükümsüzlüğü talep edilen ... başvuru numaralı markaların tescil tarihleri üzerinde 5 yıl geçmesinin ardından huzurdaki davayı ikame etmiş olması sebebiyle sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığı, davalının ise bu tesciller arında kötüniyetli olmadığı dolayısıyla birleşen dosya davacının sessiz kalarak hak kaybına uğradığı SMK 6/9 maddesine dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. ... başvuru numaralı markalar bakımından ise tescil tarihleri üzerinde henüz 5 yıl geçmemiş olmadığından bu durumda dayanılan hükümsüzlük gerekçelerine göre inceleme yapılması gereklidir. SMK 6/1 KAPSAMINDA KARIŞTIRMAYA DAYALI HÜKÜMSÜZLÜK İNCELEMESİ: 6769 s. Kanun’un 6/1. hükmü uyarınca markalar ve tescile konu mallar arasında halk arasında karıştırılma ihtimaline neden olabilecek bir benzerliğin mevcut olup olmadığının tespit edilmesi, ardından da somut olayın şartları dikkate alınarak markaların halk tarafından karıştırılma tehlikesi olup olmadığı hususunun incelenmesi gerekmektedir. 6769 sayılı yasanın 6/1 hükmü kapsamında markalar arasında bir benzerliğin varlığının tespitinde doktrin ve yargı kararlarında esas olarak şu ilkeler ortaya konmaktadır: •Markalar arası görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, •Markaların birbirini çağrıştırması, •Markaların bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, •Markaların tescilli oldukları malların veya hizmetlerin hitap ettiği alıcı gurubunun toplumsal düzeyi ve durumu, •Markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, • Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları. Yukarıda sunulan ilkeler ışığında somut olayı değerlendirmek gerekmektedir. Markalar arasında benzerliğin işitsel, görsel veya anlamsal açıdan olması mümkündür. Ancak bu benzerlik tespit edilirken markanın bıraktığı genel izlenim dikkate alınmalıdır. Markalar ve mal ve hizmetler arasında benzerlik nedeniyle halkın markaları karıştırma olasılığının olup olmadığı hususu yukarıda belirtilen ilkeler ve somut olay bütün şartları dikkate alınarak belirlenmelidir. “İnceleme konusu markaların görseli işitsel veya anlamsal benzerliğinin bütün olarak değerlendirilmesi, markaların baskın ve ayırt edici nitelikte olan unsurları dikkate alınarak oluşturulan genel izlenim esas alınarak yapılmalıdır.” (ATAD-██████ Sabel v. Puma) AVRUPA Birliği Adalet Divanı’nın yerleşik içtihatlarına göre de markalar arasında karıştırılma tehlikesinin olup olmadığının da tespitinde dikkate alınması gereken üç temel unsur bulunmaktadır. Bunlar; markaların ilgili olduğu mal veya hizmetler arasındaki benzerlik, markalar arasındaki benzerlik ve önceki tarihli markaların ilgili olduğu mal veya hizmetler arasındaki benzerlik, markalar arasındaki benzerlik ve önceki tarihli markanın markasal gücüdür. Bu unsurlar birbirleriyle etkileşim içinde olup, somut olayın özelliklerine göre bir unsurun diğerine oranla daha ağır basması veya aksine daha zayıf kalması mümkündür. Dolayısıyla unsurların her olayda eşit düzeyde varlığı aranmayıp, aksine somut olay bazında değerlendirilmeleri söz konusudur. Bu bağlamda, iki markanın ve markaların ilgili olduğu malların birbirine çok benzediği durumlarda önceki tarihli markanın markasal gücü daha geri planda kalabilir. Benzer şekilde, markalar arasındaki benzerlik çok güçlü olmamasına rağmen mallar arasındaki benzerliğin ve önceki tarihli markanın markasal gücünün derecesinin yüksek olması halinde markaların karıştırılma olasılığının ortaya çıkması mümkündür. Bu ilkeler çerçevesinde; karşılaştırılan markaların bıraktığı genel izlenim markaların ayırt edici unsurları ve somut olayın bütün şartları dikkatte alınarak tespit edilmelidir. Davalı/Birleşen davada davacı yana ait olup hükümsüzlüğü talep edilen ve aynı zamanda birleşen davada da hükümsüzlük taleplerine dayanak olarak gösterilen markalar; her ne kadar bir kısmında sol üst köşede üçgen şekil içerisinde yer alan “...”, “...” ibarelerini, bir kısmında ise “...”, “...” gibi ayırt edici niteliği zayıf, tali unsur mahiyetindeki ibareleri ihtiva ediyor olsa da, marka görsellerinde “...” ibaresinin merkezde konumlandırılmış olması ve diğer kelime ve şekil unsurlarına nazaran belirgin şekilde daha büyük puntoyla yazılmış bulunmaları karşısında, söz konusu markalarda asli ve baskın unsurun “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır. Aynı şekilde, Davacı/Birleşen davada davalı yana ait olup hükümsüzlüğü talep edilen ve asıl davada da hükümsüzlük taleplerine dayanak olarak gösterilen markalar; çeşitli kelime ve şekil unsurları ile birlikte “...” ibaresini ihtiva etmekte ise de, özellikle birçok markada “...” ibaresi ile aynı puntolarla yazılan “.....” ibaresinin, markaların tescilli bulunduğu emtialar bakımından doğrudan tanımlayıcı nitelik taşıması ve ayırt edici gücünün zayıf olması karşısında, söz konusu markalarda asli ve baskın unsurun “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır. SMK 25/6 hükmü uyarınca marka hakkı sahibi, sonraki bir markanın tescil edildiğini ya da kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hallerde tescile ya da kullanıma ard arda beş yıl veya daha uzun bir süre sessiz kalırsa sonraki marka tescili kötüniyetli olmadıkça önceki marka hakkına dayanarak sonraki markanın hükümsüzlüğünü talep edemez. Temellerini dürüstlük kuralından alan bu yaklaşıma göre; bir kimse hakkını uzun bir dönem boyunca kullanmamış ve karşı tarafta bu hakkın kullanılmayacağı yönünde bir güven yaratmışsa, karşı tarafa verdiği güvene aykırı olarak hakkını öne süremez. Tescilin ya da kullanımın bilinmesine rağmen hakkın ileri sürülmesi için bu kadar beklenilmesi hakkın kötüye kullanımı olarak değerlendirilir. Bu değerlendirmenin sonucu olarak sonraki marka hükümsüz kılınamaz veya kullanım tecavüz teşkil etmez; böylece aynı ya da benzer hizmetlere yönelmiş aynı veya benzer markalar piyasada birlikte var olur. (Buket GÜN, Marka Hukukunda Birlikte Var Olma, 2019, s.159) Karıştırma ihtimali incelenirken markaların piyasada uzun yıllar birarada kullanılıp kullanılmadığı hususu da marka hukukunda hakkaniyet gereğince Mahkemece res’en dikkate alınmalıdır. Zira eğer karıştırma ihtimali iddiasına konu iki marka uzun yıllar boyunca piyasada iki farklı firma tarafından kullanılmış ve aralarında herhangi bir hukuki çatışma çıkmamış ise, bu iki markanın piyasada birarada kullanımı mümkün hale gelebilmekte ve tüketicilerin, bu markalardan birini diğeri ile karıştırılmadıkları ve her ikisinin de farklı firmalara ait olduğunun farkına varılarak davranıldığı kabul edilebilmektedir. (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku 5.Baskı, s.419) Davalı/birleşen dosyaDavacısı adına tescilli, hükümsüzlüğü talep edilen ... başvuru numaralı markalarının tescil tarihleri üzerinden 5 yıl geçmesinin ardından huzurdaki dava ikame edilmiş olup söz konusu markalar bakımından davacının sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığı anlaşılmıştır. Yine Davacı/birleşen dosya Davalısı adına tescilli, hükümsüzlüğü talep edilen ... başvuru numaralı markalarının tescil tarihleri üzerinden 5 yıl geçmesinin ardından dava ikame edilmiş olup dava konusu markalar bakımından davacının sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamından taraf markalarının uzun yıllar boyunca piyasada birlikte kullanıldığı, tarafların birbirlerinin markalarına sessiz kaldığı, bu çerçevede tarafların karşılıklı olarak hükümsüzlüğünü talep ettikleri ve dava tarihleri itibariyle tescil tarihlerinden itibaren beş yılı aşkın süre geçmiş bulunan Davalı/birleşen dosyada Davacı adına tescilli ... başvuru numaralı markalar ile Davacı/birleşen davada Davalı adına tescilli ... başvuru numaralı markalar bakımından sessiz kalma nedeniyle hak kaybının oluştuğu, anılan markalar bakımından sonraki marka tescillerinin hükümsüz kılınmasından bahsedilemeyeceği, söz konusu markaların piyasada birlikte var olmasının mümkün olduğu, ilgili markaların SMK m. 6/1 bakımından hükümsüzlük koşulunun oluşmadığı anlaşıldığından SMK 6/1 maddesine dayalı hükümsüzlük taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Ancak Davacı/birleşen dosyada Davalı adına tescilli, hükümsüzlüğü talep edilen ... başvuru numaralı markalar bakımından tescil tarihleri üzerinde henüz 5 yıl geçmemiş olması nedeniyle sessiz kalma nedeniyle hak kaybından bahsedilemeyeceğinden bu markalar yönünden ise seri marka değerlendirilmesinin yapılması gereklidir. Zira davacı/birleşen davalının ... başvuru numaralı markaları bakımından tescil tarihleri üzerinde henüz 5 yıl geçmemiş olması nedeniyle sessiz kalma nedeniyle hak kaybından bahsedilemeyeceği ,bununla birlikte davacı/birleşen dosya davalısının müktesep hakkı bakımından sessiz kalınan markalarının güncellenmiş versiyonu olup olmadıklarının da değerlendirilmesi gereklidir. Bazı istisnai hallerde ise, sessiz kalma yoluyla hak kaybında olduğu gibi bir markanın iki sahibi ortaya çıkabilmektedir. Buna göre bir markanın aynısı ya da benzeri, aynı ya da benzer mal veya hizmetler için bir şekilde tescil ettirilmiş ve bu kişi bu sürede markasını nizasız biçimde kullanmış ise önceki marka sahibinin, bu kullanıma sessiz kaldığı ve sessiz kalma yoluyla artık dava hakkını yitirdiği kabul edileceğinden, böyle bir durumda zorunlu olarak mükerrer tescil söz konusu olabilecektir. (Uğur ÇOLAK, Türk Marka Hukuku, 5.Baskı, s.583) Daha önceki tescillere ses çıkarmayan davacının aynı veya benzer markaların varlığına karşılıklı olarak sessiz kalan ve tahammül eden kimselerin, birbirlerinin markalarının güncellenmiş versiyonlarının tescillerine karşı da dava açma hakları bulunmamaktadır. Yargıtay 11. Hukuk dairesi bu gibi hallerde, uzun yıllar sessiz kalan tarafların, markalarının asli unsurları değiştirilmeksizin, zaman içerisinde değişiklik ve gelişmelere uyum sağlamak amacıyla seri marka olarak markalarını yenilemeleri halinde bunların hükümsüz kılınmasının, kazanılmış haklar ilkesine ve menfaatler dengesine uygun düşmeyeceğini içtihat etmektedir. Dolayısıyla bu gibi durumlarda da gene mükerrer tescil durumunun ortaya çıkması ihtimal dâhilindedir. (Uğur ÇOLAK, Türk Marka Hukuku, 5.Baskı, s.585). Tarafların önceki tarihli mükerrer markalarının varlığı ve hükümsüz kılınmadığı müddetçe her ikisinin de birbirlerinin mükerrer markalarını kullanmaktan men edemeyecek olmaları göz önüne alındığında, aynı emtia sınıfında uzun yıllar tescilli olan seri markaların hükümsüz kılınması kazanılmış haklar ilkesine uygun düşmeyeceği gibi taraflar arasındaki menfaatler dengesini de zedeler. Aksi düşünüldüğünde, başlangıçta karşı çıkılmaması sonucunda farklı işletmeler adına tescil edilmiş ve uzun süredir varlığını sürdüren mükerrer markaların varlığı halinde, işaretler arasında benzeştirme, yakınlaştırma (iltibas tehlikesi) amacını taşımayan seri markaların daha sonraki tarihlerde her iki işletme adına da tescili mümkün olamayacaktır. Oysa, bir işletme ile özdeşleşmiş markanın zaman içindeki değişiklik ve gelişmelere uyum sağlaması ve asıl unsuru korunarak seri markalar yoluyla kendini yenilemesi zorunlu ve gerekli olacağından önceki yıllardaki tescillerin asli unsur olarak devamı niteliğindeki markaların karıştırma ihtimaline dayalı hükümsüzlük isteminin de yerinde olmadığı gözetilerek hükümsüzlük isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Birlikte var olma ile ilgili olarak Yargıtay 11.HD’nin ... esas, ...karar ve 25.9.2025 tarihli ilamları. (tarafların uzun yıllar piyasada çatışma yaşamadan birlikte varoldukları kabul edilerek sonucuna göre karar verilmek gerekirken….) Öte yandan Davacı/birleşen dosyada davalı yana ait dava tarihi itibariyle tescil tarihleri üzerinde 5 yıl geçmemiş olan markalar ; ... nolu markalar olup, bu markaların emtia listesi incelendiğinde 03, 04, 05, 14. Sınıftaki emtialar ile 35. sınıfta ve ... Sınıfta birtakım hizmetlerde tescilli olduğu görülmektedir. Karıştırma ihtimaline dayalı olarak bir markanın SMK 6/1 maddesi kapsamında hükümsüzlüğünün talep edilebilmesi için talepde bulananın markalarının daha önce bu emtia sınıfında tescilli olması gereklidir. Dolayısıyla; Davacı/birleşen dosya davalısının ...başvuru numaralı markalarının da SMK m. 6/1 bakımından hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Zira davacı-birleşen davada davalı adına tescilli olup dava tarihi itibarıyla üzerinden 5 yıllık süre geçmeyen markalar yönünden marka tescillerinin önceki markalarının güncellenmiş /devamı niteliğindeki versiyonları olduğundan , bu doğrultuda eski tarihli markaların tescilli olduğu mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüklerinin talep edilemeyeceği, keza hükümsüzlük isteminde bulanan adına da ... Sınıftaki emtialar ile... Sınıfta birtakım hizmetlerde tescilli olmadan bu sınıflar için karıştırma ihtimaline dayalı hükümsüzlük istemi yerinde olamadığından birleşen davadaki hükümsüzlük talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. SMK 6/3 HÜKMÜ KAPSAMINDA HÜKÜMSÜZLÜK İNCELEMESİ. Marka hakkının kazanılması konusunda, iki temel sistem vardır; “ilk kullanım” ve “tescil”. Her iki sistemde de sicile tescil vardır, ancak tescilin sonuçları farklıdır. İlk kullanım sisteminde; marka hakkı, bir işaretin marka olarak seçilmesi ve kullanılması ile doğar, sicile yapılan tescil açıklayıcıdır. Tescil siteminde ise; marka hakkı, marka olarak seçilen işaretin sicile tescil edilmesi ile kazanılır, buradaki tescil kurucudur. (Ali PASLI, Uluslararası Antlaşmaların Türk Marka Hukukunun Esasına İlişkin Etkileri, İstanbul, 2014, s. 37 vd.). Hukukumuzda asıl olarak tescil sistemini benimsenmiş, ancak tescilden önce gerçekleşen kullanıma da değer atfedilmiştir. Kural olarak tescil ile marka hakkı doğar; ancak söz konusu işaret ilk tescilden önce kullanılmak suretiyle piyasada maruf hale getirilmişse, marka hakkı sahibi, işareti tescilden önce kullanarak piyasada maruf hale getirendir. Bu kişiye “gerçek hak sahibi” denilir. Bu bakımdan, SMK’nın 7/1 maddesinde yer alan “Bu kanunla sağlanan marka koruması tescil ile elde edilir” biçimindeki hüküm açıkça tescil ilkesinin kabul edildiğini gösterirken, buna karşılık SMK’nın 6/3 maddesinde tescile rağmen başkasının hak sahibi olabileceği, markayı ilk kez ihdas eden, kullanan kişinin de korunacağı düzenlenmiştir. Eskiye dayalı kullanım yoluyla tescilsiz bir markanın gerçek hak sahibi olan kimse, üzerinde gerçek hak sahibi olduğu markanın tescil edilmesi halinde SMK’nın 25. Maddesinde yapılan atıfla işbu markanın hükümsüz kılınmasını talep edebilmektedir. Hükümsüzlük hallerinin düzenlendiği SMK’nın 25. Maddesinde atıf yapılan SMK’nın 6. Maddesinin 3. Fıkrasında yer alan düzenleme “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” Hükmünü ihtiva etmektedir. “… SMK’nun 7/1 maddesine rağmen, SMK’nun 6/3 maddesi gereğince bir markanın eskiye dayalı, öncelikli kullanıcısı o markanın gerçek hak sahibidir. (…) her ne kadar marka koruması tescil ile elde edilmekte ise de, tescil başvurusundan önce o markayı ihdas eden, kullanan, piyasada maruf hale getiren ve o marka üzerinde hak elde eden kimsenin itirazı üzerine Türk Patent tarafından tescil başvurusunun reddi gerekir. Türk Patent’in tescil belgesi vermesi durumunda ise SMK’nun 25. Maddesine dayalı olarak gerçek hak sahibinin açacağı hükümsüzlük davası üzerine, tescil sahibinin bu markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi mümkündür. Bu durumda sonuçta tescil sahibinin tescili şeklen ve geçici olarak kendisine koruma sağlamakta, hükümsüzlük kararı ile birlikte ise bu koruma ortadan kalkmaktadır.” (Uğur ÇOLAK, Türk Marka Hukuku, İstanbul, 4. Baskı, Sf. 420.) Gerçek hak sahipliği ilkesinin hangi şartlarda uygulanabileceği gerek öğretide gerekse içtihat hukukunda ayrıntılı bir şekilde ortaya konulmuştur: •İlk olarak, gerçek hak sahibinin markasıyla, üçüncü kişiye ait başvuru ya da tescile konu marka arasında ayniyet ya da benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmalıdır. •İkinci olarak, gerçek hak sahibi markayı, üçüncü kişinin başvurusu veya varsa rüçhan tarihinden önce kullanmaya başlamış olmalıdır. •Üçüncü olarak, gerçek hak sahibinin kullanımı "markasal kullanım" olmalıdır. Yine Yargıtay kararlarında, tescilsiz işaretin ticaret sırasında marka hukukuna özgü bir şekilde kullanılması gerektiğini ifade etmektedir. •Dördüncü olarak, Yargıtay kararlarında, "marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı yaratan, kullanan ve piyasada maruf hale getiren kişiye aittir." denilerek marufiyet şartı aramaktadır. Marufiyet, “İlk kullanma suretiyle marka hakkının doğumunu sağlayan ve bu nedenle 8/III de temel alınan bilinirlik, markanın üzerine konulduğu emtianın hitap ettiği alıcı kitlesi tarafından tanınmaya başlanmış olması, belirli bir yer, bölge veya piyasada bilinmesi anlamındadır’’ engelleyebilmektedir Davacı-Birleşen Dosya Davalısı ve Davalı-Birleşen Dosya Davacılarınca sunulan deliller marka tescil belgeleri ile birlikte incelendiğinde; Davacı/birleşen dosyada Davalının En Eski Tarihli Markaları; ... başvuru ve ... tescil numaralı ...” ibaresini ve ... şekil ihtiva eden marka (Davacı/birleşen davada Davalı yan tarafından sunulan Marka Yenileme Belgesinde ... tescil numaralı “...” ibaresini ve ... şekil ihtiva eden marka için “İşbu Marka ilk defa ...tarihinde tescil edilmiş olup” denildiği görülmektedir. ...başvuru ve ... tescil numaralı “...” ibaresini ve ... şekil ihtiva eden marka yönünden . (Davacı/birleşen davada Davalı yan tarafından sunulan Marka Yenileme Belgesinde ... tescil numaralı “...” ibaresini ve ... şekil ihtiva eden marka için “İşbu Marka ilk defa █████/1957 tarihinde tescil edilmiş olup” denildiği görülmektedir.) Davalı-birleşen dosya davacısının En Eski Tarihli Markası;... başvuru numaralı “... ” ibaresi ve ... şekil ihtiva eden markadır. (Türk Patent ve Marka Kurumu Hukuk Müşavirliği’nin ...sayılı yazısı ile;...sayılı markaların yenilenmesinden kaynaklı ... sayılı markanın başvuru tarihinin ... olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir... nolu marka tescil belgesinin üzerinde 44965 nolu markanın yenilenmesidir ibaresinin yer aldığı, marka sahibinin ...olarak yer aldığı görülmektedir.) ... A.Ş’nin ticari sicil kayıtları incelendiğinde; .... Tarih ve ... Sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ...Ticaret A.Ş’nin şirket ana sözleşmesi görülmüştür. ...Tarihli ... Ticaret Odası tarafından tanzim edilen ... Sicil numaralı ... hakkında tescil isteğinde bulunan tacirin unvanı ticareti yukarıda yazılı şekilde ve Ticaret Kanununa uygun olarak ... tarihinde tescil edildiği ilan olunur yazdığı görülmektedir. 24 Eylül 1959, 14 Aralık 1960, 18 Kasım 1961, 01 Temmuz 1971, 06 Aralık 1978, 13 Eylül 1979, 11 Kasım 1983, 11 Şubat 1985 tarihli Ticaret Sicil Gazetelerine göre; ... tarihine kadar ... olan unvanın ... tarihi itibariyle ... olduğu, 13 Eylül 1979 tarihi itibariyle de ... İsmail ... olduğu anlaşılmıştır. Marka Yenileme Belgesinde ... tescil numaralı “...” ibaresini ve ... şekil ihtiva eden marka için “İşbu Marka ilk defa ... tarihinde tescil edilmiş olup” denildiği görülmüştür. Marka Yenileme Belgesinde ... tescil numaralı “...” ibaresini ve ... şekil ihtiva eden marka için “İşbu Marka ilk defa ... tarihinde tescil edilmiş olup” denildiği görülmüştür. Davalı/birleşen dosyada Davacı tarafından sunulan; 11.06.1980, 30.16.1980, 20.08.1979 tarihli ... Şirketi tarafından tanzim edilen ...Şirketi şeklindeki kullanımları ihtiva eden fatura konusu Pres Makinası, Etiket Makinası, Çorap Örgü Makinası, Fueloil Tankı olan 4 adet fatura görülmüştür. Son bilirkişi raporunda da isabet ile işaret edildiği üzere; Taraf markalarının uzun yıllar boyunca piyasada birlikte kullanıldığı, tarafların birbirlerinin markalarına sessiz kaldığı, bu çerçevede tarafların karşılıklı olarak hükümsüzlüğünü talep ettikleri ve dava tarihleri itibariyle tescil tarihlerinden itibaren beş yılı aşkın süre geçmiş bulunan Davalı/Karşı Davacı adına tescilli ... başvuru numaralı markalar bakımından sessiz kalma nedeniyle hak kaybının oluştuğu , dolayısıyla markaların seri marka olarak tescilinin engellenemeyeceği , anılan markalar bakımından sonraki marka tescillerinin hükümsüz kılınmasının ticari hayatın akışına uygun olmadığı, her iki tarafın markalarının piyasada birlikte var olmasının mümkün olduğu dolayısıyla yıllar içinde ... markası üzerinde her iki tarafında gerçek hak sahibi olduğu, ilk tesis edenin uzun yıllar piyasada birlikte var olmaya ses çıkarmaması halinde artık SMK 6/3 maddesine göre hak sahibi olduğundan bahisle hükümsüzlük talebinde bulunamayacağı anlaşılmıştır. Davacı/birleşen dosyada Davalının ... ve ... tescil tarihli markaların sahibi olduğu, Davalı/birleşen dosyada Davacının ise █████/1972 başvuru tarihli markanın devirler yolu ile hak sahibi olduğu görülmüş olup tarafların eskiye dayalı kullanımlarına ilişkin sunmuş olduğu deliller incelendiğinde ilgili delillerin tarafların gerçekleştirdiği kullanımlar ile markalarına hem kendi hem karşı tarafın markalarının başvuru konusu edildiği tarihlerden önce markaların tescilli olduğu hizmetlerde marufiyet kazandırdığını gösterir nitelikte olmadığı, SMK m. 6/3 bakımından hükümsüzlük koşulunun oluşmadığı anlaşılmıştır.SMK 6/4 ve 6/5 BAKIMINDAN HÜKÜMSÜZLÜK İNCELENMESİ: ..A.Ş’tarafından sunulan deliller incelendiğinde; .. kod numaralı “ ...” ibareli markanın davacı yan adına tanınmış marka statüsünde tescilli olduğu, markanın 20.10.2009 tarihinde tanınmış marka statüsünü aldığı TPMK’nın yazıları kapsamından anlaşılmıştır. Aralık 2025 ... markalarına ilişkin tüketici algısı anketi isimli belge , davacıya ait markaların; markanın tescilinin ve kullanımının yayıldığı coğrafi alan ve kapsamını, markanın üzerinde kullanıldığı malın piyasadaki yaygınlığı, pazar payı, yıllık satış miktar, markaya ilişkin promosyon çalışmalarının (özellikle Türkiye’deki) özelliklerini, reklam niteliğinde olmayan ancak markanın tanıtımına faydalı olabilecek nitelikte faaliyetleri, marka sahibinin markasını koruma yolundaki etkin çabalarını, markanın tanınmışlığına ilişkin yapılmış kamuoyu araştırmaları varsa bunların sonuçlarını, markanın sahibi firmaya ilişkin özellikleri (firmanın büyüklüğü, çalışan sayısı vs.), markanın parasal değeri vs. şeklinde sıralanabilecek olan kriterlerini ortaya koymaya elverişli olmamakla birlikte, davacı adına tescilli marka bakımından yetkili merciler tarafından da verilen bir tanınmışlık kararı bulunduğu göz önüne alındığında dosyada yer alan bilgi ve belgeler çerçevesinde davacı ...A.Ş’nin markasının özellikle örme triko alanında ülkemizde tanınmış marka olarak kabul edilebileceği anlaşılmıştır. Ancak tanınmış markanın bir ihlal olduğunda hukuki açıdan basiretli bir tacir olarak daha hızlı harekete geçmesi beklenir. Sunulu delillere göre ise ... A.Ş’nin en eski 1955 yılındaki tescile dayandığı, karşı yanın ise 1972 yılındaki tescile dayandığı ve her iki tarafın ise uzun yıllardır markada asli unsur olan ... ibaresi ile ticari faaliyetini sürdürdüğü ve bu ticari faaliyetin ise aynı bölgede ve benzer ihtiyaçları giderir şekilde olmasından kaynaklı olarak, tarafların birbirlerinin markalarına sessiz kaldığı, bu çerçevede tarafların artık tanınmış marka oldukları iddiası ile hükümsüzlük talep edemeyecekleri , piyasada birlikte var olduklarından dava hakkının kullanılması MK 2. Maddesine aykırılık olarak değerlendirilmesi gereklidir. Hükme dayanak yapılan son Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; Dosya kapsamından taraf markalarının uzun yıllar boyunca piyasada birlikte kullanıldığı, tarafların birbirlerinin markalarına sessiz kaldığı, bu çerçevede tarafların karşılıklı olarak hükümsüzlüğünü talep ettikleri ve dava tarihleri itibariyle tescil tarihlerinden itibaren beş yılı aşkın süre geçmiş bulunan Davalı/birleşen dosyada dava adına tescilli ... başvuru numaralı markalar bakımından sessiz kalma nedeniyle hak kaybının oluştuğu değerlendirildiğinden anılan markalar bakımından sonraki marka tescillerinin hükümsüz kılınmasından bahsedilemeyeceği, söz konusu markaların piyasada birlikte var olmasının mümkün olduğu dolayısıyla SMK 6/4 maddesine dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. SMK 6/9 HÜKMÜ KAPSAMINDA HÜKÜMSÜZLÜK İNCELEMESİ: SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.amir hükmünü düzenlemiştir. Tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Çünkü bu düzenlemeler, esasen, TMK'nın 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir.HGK’nın 29.06.2022 tarih,... E.,... K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, gerek 556 sayılı KHK’da gerekse de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu belirtilmemiştir. Ancak genel olarak kötü niyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötü niyetin varlığında önem kazanmaktadır. Örneğin, gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimse kötü niyetli sayılacaktır. Yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir. Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bu kapsamda marka hükümsüzlüğü davalarında kötü niyet iddiası ileri sürülmüş ise 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi gereğince kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmelidir.TMK 2. Maddesinde düzenlenen "Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmü ile TTK 18/2 maddesinde düzenlenen "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir" hükmü kötü niyetin tespitinde dayanılan yasa maddeleridir.Asıl olan iyi niyet olduğu için tescilin kötü niyetli olduğunu iddia edenin bunu ispatlaması gerekmektedir. Ancak bu olgu spesifik bir tespit olduğundan her somut olayda mahkemece takdir edilmesi gereklidir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri ve hükümsüzlüğü istenen markanın tescil başvurusunun yapıldığı tarihteki hukuki durumu dikkate alınmak suretiyle değerlendirilmelidir. Marka tescilinin önceki markadan haberdar olmanın tescilin kötü niyetli olarak yapıldığının ispatında tek başına yeterli değildir. Asıl olanın iyi niyet olması ilkesi çerçevesinde dosya münderecatında aksi yönde başkaca bir verinin de bulunmaması nedenleri ile SMK 6/9 kapsamında davacı ve davalı markalarının hükümsüzlüğü koşullarının oluşmayacağı anlaşılmıştır. MARKA HAKLARINA TECAVÜZ İDDİALARININ İNCELENMESİ: Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7’nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c)Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.” Atıf yapılan, 6769 sayılı Yasanın 7. maddesi ile marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları düzenlenmiş olup MADDE 7 – (1) Bu Kanuna sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması halinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır. a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması halinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir. a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4)Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması halinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5)Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez. a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim ve sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hallerde kullanılması.” hükmünü içermektedir. İnternetin ticari yaşamdaki belirleyici rolü ve marka ihlallerinin sıkça internet ortamında gerçekleşmeye başlaması karşısında, bu biçimdeki ihlal halleri, önce 5833 sayılı yasa ile 2009 yılında mülga 556 sayılı KHK'nin 9. maddesiyle özel bir düzenlemeye kavuşturulmuş, 6769 sayılı SMK da bu düzenlemeyi aynen benimsemiştir. Markanın internet ortamında kullanılmasının marka hakkına tecavüz oluşturması için ön koşul, "markayı internette kullanan kişinin, markayı içeren işareti kullanma konusunda meşru bir bağlantısı olmaması"dır. Bu ön koşul yerine gelmiş ise, markayı oluşturan işaretin aynısının ya da benzerinin "internet ortamında" ve "ticari etki yaratacak biçimde" alan adı olarak kullanılması, arama motorlarında, adwords reklam ve ilan sisteminde yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimde kullanılması halleri marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmektedir. Zira CJEU'nun ... ve ...kararında da belirtildiği üzere, böyle bir kullanım, markanın "mal ve hizmetlerle ilgili kullanımı" sayılır. Bununla birlikte markanın aynısının ya da benzerinin her kullanımının mutlaka marka hakkına tecavüz oluşturduğunun kabulü de doğru değildir. Bunun için markanın fonksiyonlarından birisinin zarar görmesi koşulu aranması icap eder. Tescilli bir markanın aynısının ya da benzerinin internet alan adında ya da sayfa içeriğinde kullanılmasının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun kabulü için, bu kullanımın, "ticari etki yaratacak biçimde" olması gereklidir. Marka hakkı kapsamında kalabilmesi için kullanımın "markasal" olması koşulu arandığı takdirde, markasal bir kullanım zaten ticari etki yaratacağı göz önüne alındığında, maddede ayrıca ticari etki koşulunun aranması çok da anlamlı değildir. "Ticari etki" kavramından ne anlaşılması gerektiği açık değildir. Ancak alan adı üzerinden ulaşılabilen bir web sayfasının içeriğinde, herhangi bir şekilde alan adı sahibinin ticari faaliyetleri ile ilgili reklam, tanıtım, satış yapılıyor ise, arama motorlarında üst sıralarda ve marka sahibinin görüntülendiği sayfada görüntülenmek amacıyla arka planda yönlendirici kod, anahtar sözcük biçiminde bir kullanım gerçekleştiriliyor ise ticari etkinin söz konusu olduğu kabul edilebilir. Marka hakkının internet ortamında ihlal eylemleri seçimlik olarak düzenlenmiş olup, bunlardan birisi, markanın aynısının ya da benzerinin alan adı olarak kullanılmasıdır. Benzerliğin varlığının tespitinde doktrin ve yargı kararlarında esas olarak şu ilkeler ortaya konmaktadır: ●Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, ●Birbirini çağrıştırması, ●Bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, ●Hitap ettiği alıcı gurubunun toplumsal düzeyi ve durumu, ●Markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman,● Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları. Dosyaya sunulan ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde; Benzerliğin işitsel, görsel veya anlamsal açıdan olması mümkündür. Ancak bu benzerlik tespit edilirken markanın bıraktığı genel izlenim dikkate alınmalıdır. Markalar ve mal ve hizmetler arasında benzerlik nedeniyle halkın markaları karıştırma olasılığının olup olmadığı hususu yukarıda belirtilen ilkeler ve somut olay bütün şartları dikkate alınarak belirlenmelidir. “İnceleme konusu markaların görsel işitsel veya anlamsal benzerliğinin bütün olarak değerlendirilmesi, markaların baskın ve ayırt edici nitelikte olan unsurları dikkate alınarak oluşturulan genel izlenim esas alınarak yapılmalıdır.” (ATAD-██████ Sabel v. Puma) Dosya Kapsamında Tanzim Edilen Bilirkişi Raporları ve ... 4.Fshhm ... D. İş Dosyasında Tanzim Edilen Bilirkişi Raporu ile; Davalıya ait...uzantılı internet sitesinde ve internet sitesinin arşiv kayıtlarında; ... şekil, ... 1945 yılından günümüze şekil ve ... şeklindeki kullanımlar tespit edilmiştir. Davacı/Birleşen davada davalı yana ait olup hükümsüzlüğü talep edilen ve asıl davada da hükümsüzlük taleplerine dayanak olarak gösterilen markalar; çeşitli kelime ve şekil unsurları ile birlikte “...” ibaresini ihtiva etmekte ise de, özellikle birçok markada “...” ibaresi ile aynı puntolarla yazılan “...” ibaresinin, markaların tescilli bulunduğu emtialar bakımından doğrudan tanımlayıcı nitelik taşıması ve ayırt edici gücünün zayıf olması karşısında, söz konusu markalarda asli ve baskın unsurun “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafından gerçekleştirilen kullanımlar şekil ve “...” “.....” kelime unsurları ile birlikte ... ibaresini ihtiva etmekle birlikte “...” ibaresinin merkezde konumlandırılmış olması ve diğer kelime ve şekil unsurlarına nazaran belirgin şekilde daha büyük puntoyla yazılmış bulunması karşısında, söz konusu kullanımlarda asli ve baskın unsurun “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır. 6769 Sayılı Kanunun 9. Maddesi (2) fıkrası ile; Aşağıda belirtilen durumlar da birinci fıkra anlamında markayı kullanma kabul edilir: a) Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması denilerek markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden yapılan kullanım markanın kullanımı olarak kabul edilmiştir. Davalı/birleşen davada Davacı adına tescilli, hükümsüzlüğü talep edilen ... başvuru numaralı markalarının tescil tarihleri üzerinden 5 yıl geçmesinin ardından huzurdaki dava ikame edilmiş olup yukarıda arz edildiği üzere söz konusu markalar bakımından davacının sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığı sabittir. Dosya kapsamından taraf markalarının uzun yıllar boyunca piyasada birlikte kullanıldığı, tarafların birbirlerinin markalarına sessiz kaldığı, bu çerçevede tarafların karşılıklı olarak hükümsüzlüğünü talep ettikleri ve dava tarihleri itibariyle tescil tarihlerinden itibaren beş yılı aşkın süre geçmiş bulunan Davalı/birleşen dava Davacı adına tescilli ... başvuru numaralı markalar bakımından sessiz kalma nedeniyle hak kaybının oluştuğu değerlendirildiğinden anılan markalar bakımından sonraki marka tescillerinin hükümsüz kılınmasından bahsedilemeyeceği, söz konusu markaların piyasada birlikte var olmasının mümkün olduğu, Söz konusu markaların hükümsüz kılınmasından bahsedilemeyeceği gibi ilgili markaların kullanımı ve ilgili markaların ayırt edici karakteri değiştirilmeden kullanımının engellenmesinden ya da diğer tarafın markalarına tecavüz teşkil edeceğinden de bahsedilemeyecektir. Davalı/Birleşen davada davacı yana ait olup hükümsüzlüğü talep edilen ve aynı zamanda birleşen davada da hükümsüzlük taleplerine dayanak olarak gösterilen markalar; her ne kadar bir kısmında sol üst köşede üçgen şekil içerisinde yer alan “..”, “...” ibarelerini, bir kısmında ise “...”, “...” gibi ayırt edici niteliği zayıf, tali unsur mahiyetindeki ibareleri ihtiva ediyor olsa da, marka görsellerinde “...” ibaresinin merkezde konumlandırılmış olması ve diğer kelime ve şekil unsurlarına nazaran belirgin şekilde daha büyük puntoyla yazılmış bulunması karşısında, söz konusu markalarda asli ve baskın unsurun “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır. Davalı/birleşen dosyada Davacı markaları ile kullanımlarının esas unsuru ... olup söz konusu kullanımlarda davalının eski tarihli markaları ile asli unsurlar yönünden değişiklik olmadığı, bu nedenle davalı yanın kullanımlarının markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması şeklinde değerlendirildiği, davalı/birleşen dosya davacısının var olan müktesep hakkı çerçevesinde ilgili kullanımların davacı/birleşen dosya davalısının marka hakkına tecavüz teşkil eder nitelikte olmadığı gözetildiğinde tecavüz ve haksız rekabete dayalı davaların reddine karar verilmesi gerekmiştir. HAKSIZ REKABET İDDİALARININ İNCELENMESİ 6102 sayılı TTK’nun 54/2. Maddesi: “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” Aynı kanunun 55. Maddesi: “(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; (…)” hükmünü ihtiva etmektedir. Yine TTK’nun 56. Maddesi: “(1) Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b)Haksız rekabetin men’ini, c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını(…) isteyebilir.” hükmünü içermektedir. Davacı marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile durdurulmasına, önlenmesi taleplerinde bulunmuş, davalı ise davanın reddini istemiştir. Davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olup SMK ile getirilen özel hükümler haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlenmiştir. Davacı bu özel hükümlere de dayandığından tescilli markanın koruma alanı ile haksız rekabetin koruma alanının kesiştiği olayda, yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacağından, özel hükmün yanında haksız rekabete ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü de olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmadığı gibi somut olayda bir ihlal de tespit edilmediğinden tarafların uzun yıllar birbirlerinin kullanımlarına sessiz kaldıklarından haksız rekabete dayalı taleplerinde reddi gerekmiştir.Uzman görüşünde davalının .... Sınıfde tescili olmadığına işaret edilerek haksız rekabet oluştuğu iddia edilmiş isede, 35. sınıf “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için belirli malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” şeklindedir. Uzun yıllardır piyasada var olan bir işletmenin / üreticinin ürettiği malı satmasının doğal oluşu, o malın üretimi ile satışı işlemlerinin e ticaret dahil satışlarının birbirlerini tamamlaması, ticari faaliyetin devamı niteliğinde olup, tarafların marka tescil belgesindeki tescil alanları ile ilgili olarak yani faaliyet alanları ile uyumlu olarak faaliyette bulundukları gözetildiğinde ...tarafından düzenlenen uzman görüşüne iştirak edilmesi mümkün görülmemiş,somut olayda haksız rekabet ve marka tecavüzünün bulunmadığı anlaşılmıştır. Zira asıl davada davacı ... tarihli tescile, davalı ise ... yılındaki tescile dayalı olarak ... esas unsuru ile ticari faaliyetlerine sürdürmüşlerdir. ... ibareli markalar üzerinde önceye dayalı kullanım ve tescil önceliği kimde olursa olsun “...”ibaresini ... ve ... den beri kullanan tacirlerin her 10 yılda da markalarını yenilemek ve devir ile ... markalarını ticari hayatın içinde tutmak suretiyle ticari hayatta birbirlerinden haberdar olarak var olduklarından tarafların ... markasını, ticaret unvanını alan adı içinde kullanması marka hakkına tecavüz, unvana tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediğinden bu yönde açılan davaların reddine karar verilmesi gerekmiştir. BİRLEŞEN DAVADA TECAVÜZÜN OLMADIĞININ TESPİTİ İSTEMİNİN İNCELENMESİ 6769 sayılı SMK'nın "tecavüzün mevcut olmadığına ilişkin dava ve şartları" başlıklı 154/1. maddesinde, "Menfaati olan herkes, Türkiye’de giriştiği veya girişeceği ticari veya sınai faaliyetin ya da bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiili girişimlerin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususunda, hak sahibinden görüşlerini bildirmesini talep edebilir. Bu talebin tebliğinden itibaren bir ay içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın menfaat sahibi tarafından kabul edilmemesi hâlinde, menfaat sahibi, hak sahibine karşı fiillerinin tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesi talebiyle dava açabilir. Bildirimin yapılmış olması, açılacak davada dava şartı olarak aranmaz. Bu dava, kendisine karşı tecavüz davası açılmış bir kişi tarafından açılamaz." düzenlemesine yer verilmiştir. Bir davada hukuki yarar ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin, yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olacağı her türlü duraksamadan uzaktır.Bu ilkeden hareketle bir davada hukuki menfaatin bulunup bulunmadığı mahkemece, tarafların dava dosyasına sunduğu deliller, olay veya olgular çerçevesinde yargılamanın her aşamasında ve kendiliğinden gözetilmelidir. Böylece kişilerin haksız davalar açmak suretiyle dava hakkını kötüye kullanmasına karşı bir güvence de sağlanmış olmaktadır.Bu açıklamalar kapsamında somut uyuşmazlığa bakıldığında davacının dava dilekçesinin talep kısmından anlaşıldığı üzere talebinin 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 154 kapsamında markaya tecavüzün mevcut olmadığının tespiti olduğu anlaşılmaktadır. Ancak Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında; Davacı ... A.Ş tarafından davalı ...A.Ş aleyhine marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi istemli dava açılmış olup, dava tarihi; 24.3.2023 tarihi olup, Birleşen ... 2. FSHHM.nin ...Sayılı Dosyasında İse Davacı ... Şirketi Tarafından Davalı: ... AŞ aleyhine Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ,önlenmesi istemli dava açılmış olup dava tarihi 23.11.2023 tarihi olup, keza BİRLEŞEN ... 1. FSHHM.nin ...Sayılı Dosyasında Davacı ...Ticaret A,Ş tarafından Davalı ... Tekstil Sanayi Ve Ticaret A.ş Aleyhine Marka Hakkına Tecavüz Ve Haksız Rekabetin Tespiti Davası Açılmış Olup, Dava Tarihi 5.2.2024 Tarihi Olup, bu kez Birleşen İstanbul 4. FSHHM ‘nin ... E. Sayılı Dosyasında ... A.Ş tarafından DAVALILAR ...A.Ş ve .... A.Ş’ne karşı Marka hakkına Tecavüzün Mevcut Olmadığının Tespiti ,asli müdahale talepli dava açıldığı ve dava tarihinin ise 15.11.2024 tarihi olduğu yani açılan tüm tecavüzün tespiti davalarından sonra Marka hakkına tecavüzün mevcut olmadığının tespitinin talep edildiği, aynı zamanda asli müdahale talep edildiği anlaşılmaktadır. Ancak 6769 sayılı 6769 sayılı SMK'nın "tecavüzün mevcut olmadığına ilişkin dava ve şartları" başlıklı 154/1. Maddesi açık olup; “ Bu dava, kendisine karşı tecavüz davası açılmış bir kişi tarafından açılamaz." düzenlemesine açıkça yer verilmiştir.Huzurdaki asıl ve daha önce açılan davalarda zaten marka hakkına tecavüz olgusu tartışma konsu olduğundan aynı konuda farklı bir talep gibi mahkemeye dava açılması, öte yandan şartları olmayan asli müdahale isteminde bulunulması hukuki yarar ilkesi dikkate alındığında dava şartı olarak gözetileceğinden, davacının talebinin usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğu, hukuki yarar yokluğu gözetildiğinde dava hakkının kötüye kullanılması olarak kabul edildiğinden davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.Toplanan deliller, hükme dayanak olarak alınan bilimsel ilkelere göre hazırlanmış , dosyadaki deliller ile uyumlu Bilirkişiler ..., ..., ... ve ...tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli bilirkişi raporu, yüksek yargı uygulamaları, marka tescil ve devir belgeleri, ticari sicil kayıtları birlikte incelendiğinde; Bilindiği üzere marka hakkının kazanılması bakımından hukukumuzda kural olarak tescil ilkesi esastır. Nitekim 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 7. maddesi, korumanın tescil yoluyla elde edileceğini düzenlemiştir. Türk hukukunda marka hakkı, kural olarak Türk Patent ve Marka Kurumu nezdindeki sicile tescil ile doğar. Tescili esas alan sistemde, öncelik ve teklik ilkesi mevcuttur. Öncelik ilkesi marka hakkının korunması bakımından söz konusu olup, bu ilke gereğince önceki bir marka, bir malı veya hizmeti, tescil edildiği esnada, tescil için başvurusu yapılmış veya tescili gerçekleşmiş diğer bir markanın konusuna giren mallardan veya hizmetlerden ayırt etmesi koşuluyla marka tescilinin sağladığı koruma bakımından diğer markaya tercih olunur . Evrensel bir ilke olan öncelik ilkesi, işareti kullanan kişiye; aynı veya olarak kullanılan işaretlerde ve ticaret unvanı, işletme adı gibi unsurlarda kullanılan ibareler üzerinde söz konusu olabilir. Teklik ilkesi, sahibinin izni bulunsa bile bir markanın veya bu marka ile iltibasa mahal verecek derecede benzer işaretin, aynı veya aynı tür mallar veya hizmetler bakımından markanın sahibi dışındaki kişiler adına tescil edilemeyeceğini ifade etmektedir. Türk marka hukukunda tescil ilkesinin istisnasını teşkil eden ve gerçek hak sahipliği esasının kabul edildiği düzenlemelerden biri, SMK'nın 6/3 hükmü düzenlemesidir. Bu düzenlemede, tescilsiz marka veyahut ticarette kullanılan bir işaretin sahibine belirli koşulların varlığı hâlinde diğer marka başvurusuna itiraz ile marka başvurusunun reddini sağlama imkânına yer verilmiştir. Bu düzenlemeye göre başvurudan veyahut rüçhan hakkı varsa rüçhan tarihinden evvel tescilsiz marka veyahut ticarette kullanılan bir işaret üzerinde hak iktisap edilmişse bu hak sahibinin itirazı neticesinde, marka başvurusu reddedilecektir. Bu ilke daha çok markayı kullanmakla maruf hale getirmiş kişinin, bu çabası karşılığında harcadığı emek, zaman ve paranın basit bir tescile kurban edilmemesi olgusudur. Öte yandan hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebini düzenleyen SMK'nın 25/1 hükmü, SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hâllerin varlığını markanın hükümsüzlüğü nedeni olarak düzenlediğinden tescilsiz marka veyahut ticarette kullanılan başka bir işarete sahip kişinin, tescil edilen markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden talep etme hakkı mevcuttur. Bu itibarla, bir markanın tescil başvurusundan veya rüçhan hakkı varsa rüçhan tarihinden evvel marka hakkına konu işaret, başkası tarafından oluşturulmuş ve kullanımla ayırt edicilik sağlanmışsa bu hakka dayanarak işaretin sahibinin marka başvurusuna itiraz etme ve tescili önleme hakkı mevcuttur. Marka üzerinde öncelik hakkı, markayı meydana getirerek kullanan ve ilgili pazarda marufiyet sağlayarak gerçek hak sahibi kabul edilen kişiye ait olup bu hâlde tescilin açıklayıcı etkisinden bahsedilecektir. SMK'nın 6/3 hükmü, markanın gerçek sahibi kişinin önceye dayanan markasal kullanımını tescilin kurucu etkisine yeğleyerek gerçek hak sahibini korumayı amaçlamaktadır.SMK’da tescil sistemi esas alınmakla birlikte, marka hakkının seçme ve kullanma ile oluşacağı esası da tümüyle göz ardı edilmemiş, karma bir sisteme yer verilmiştir. Gerçek ihdas ve istimal(ilk defa kullanma) suretiyle vücut bulan marka hakkının tescil edilmeden korunması imkan ve ihtimali bertaraf edilmemiştir. (Prof.Arslan Kaya. Marka Hukuku. Güncellenmiş 2. baskı. 2024. S.123)Öte yandan Yüksek Yargıtay 11. HD’nin 14.06.2012 tarih ve ... E.- ...K. sayılı ilamında benimsendiği üzere; “….Hukuka aykırı davranışın önlenmesine veya hukuka aykırı duruma son verilmesine ilişkin talebin kullanılmasını çok geciktiren kimsenin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2. maddesinde anlamını bulan dürüstlüğe aykırı davranıp davranmadığının değerlendirilmesi gereklidir. Aradan 23 yıl gibi bir zaman geçtikten sonra davacı-karşı davalının hükümsüzlük davası açmasının TMK'nın 2. maddesi ile bağdaşmadığı... Her ne kadar kötüniyetli tescil halinde hükümsüzlük davası süreye tabi olmasa da bu hakkın kullanılmasının sınırının TMK 2.maddesi olduğu… Davacı-davalı şirketin ayakkabı emtiası yönünden yaptığı marka tescilinden itibaren 23 yıl gibi bir zaman boyunca bu markaya yatırımlar yapmasına sessiz kalarak davalı şirketin markası üzerinde emek sarf edip, masraf ve yatırımlar yaparak ticari çevrelerde tanıtmak suretiyle kendisine ait yeni bir değer oluşturduktan sonra söz konusu değerin yok edilmesi sonucuna yol açacak şekilde hükümsüzlük talep etmesi hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmiş ve TMK'nın 2.maddesi uyarınca korunmasının mümkün olmadığına” karar verilmiştir.” Şeklindeki ilamındaki gerekçe Mahkememizce dikkate alındığında; asıl davada ve birleşen davada hükümsüzlük istemleri açısından tarafların sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı sabittir. Zira davacı ve davalı firma da aynı çevrede tekstil sektöründe faaliyet göstermektedir Davacı şirketin, dava konusu markalardan haberdar olmadığını ileri sürmesi mümkün değildir. Zira aradan 30 yıl geçtikten sonra davacı tarafın tescil önceliğine yani ilk tescili 1955 yılı olan marka tesciline dayanarak davalı markaların tescilli olduğu tüm tescil sınıfları açısından hem de davalı tarafın markalarındaki emtia kapsamının genişletildiği iddiasıyla hükümsüzlük talebinde bulunması MK 2. Maddesine aykırıdır. Öte yandan alan adlarının edinilmesinde öncelik ilkesi geçerlidir. Davalı şirket alan adlarını öncelikle seçmiş ve kendi adına kaydettirerek kullanmaya başlamıştır. Bu alan adları, davalı tarafın tescilli markasının esas unsuru ... ibaresi ile aynı olan ibarelerden oluşmaktadır. Ancak davalı tarafın anılan alan adlarının kullanımına ilişkin olarak meşru bir bağlantısının olduğu da sunulu deliller ve devir alınan marka tescil belgesi kapsamları ile sabittir. Tacirin ticari faaliyetlerinde marka olarak kullandığı ... ibaresini alan adı olarak da kullanması ve web sitesinde ... markaları ile mallarını satışa sunması, marka hakkına tecavüz teşkil etmediği gibi haksız rekabete de neden olmayacaktır. Öte yandan davacı ve davalı markanın esas unsuru olan ... ibaresini farklı şekilde yani tescilden farklı olarak kullanabilir. Burda tarihsel olarak birinin daha önceki bir tarihi markasına yazması direkt marka tecavüzü olarak değerlendirilemez. Kaldiki çekişme markalarda yer alan tali unsurlardan kaynaklı olmayıp, ... esas unsurundan kaynaklanmaktadır. Uzun yıllar taraflarca ... ibaresi de kullanıla geldiğinden kullanımlar SMK 9/2-a maddesine uygun kullanımlardır. ... ibaresinin davalı şirketin sadece ticaret unvanı değil, 1972 yılından beri tescilli olarak kullanılan markası olduğu, dolayısı ile salt “...” ibaresinin davacı ticaret unvanında bulunması, ona bir başkasının markasal kullanımını yasaklama hakkını vermeyeceği, davalı şirketin ... ibaresini markasal olarak kullanması, ticaret unvanında ... ibaresini bulunduran davacı şirketin ticaret unvanını ihlal etmeyeceği, Davalıya ait 44965 nolu markanın, 27.03.1982 tarihindeki on yıllık yenileme belgesinde ... numarasının verilmiş olduğu, yine aynı markanın 27.03.1992 tarihli on yıllık yenilemesiyle birlikte ... numarasını almış olduğu, yine davalı tarafın 27 Mart 1972 tarihinde tescil edilen ... nolu ... ibareli markanın, ... tarihli on yıllık yenilemesiyle birlikte ... numarası aldığı ve...tarihli marka yenileme belgesi ile ... numarasını almış olduğu dolayısıyla 1972 yılından beri kullanılan marka yönünden asıl davada davacının ileri sürdüğü tecavüz istemlerinin keza birleşen davalardaki taleplerin markaların uzun yıllardır piyasada birlikte var olması nedeniyle yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Toplanan deliller kapsamına göre yukarda açıklanan gerekçeye göre aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre; I-ASIL DAVANIN REDDİNE, (Mahkememizin ███████ esas sayılı dosyası) 2-732,00 TL ilam harcının 179,00-TL peşin harç ve 615,40 ıslah harcı olmak üzere 794,40 TL'nin harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, artan 62,40 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Tecavüz isteminin reddi nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4-Hükümsüzlük isteminin reddi nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,6-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,II-BİRLEŞEN DAVALARIN AYRI AYRI REDDİNE, A-BİRLEŞEN ... 2. FSHHM.nin ...SAYILI DOSYASINDA:1-732,00-TL ilam harcının 269,85-TL peşin harçtan mahsubuna, eksik kalan 462,15-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 2-Maddi tazminat talebinin reddi nedeniyle; Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 50.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,3-Manevi tazminat talebinin reddi nedeniyle; Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 50.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4-Tecavüz isteminin reddi nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Hükümsüzlük isteminin reddi nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,7-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine, B-BİRLEŞEN ... 1. FSHHM.nin ... SAYILI DOSYASINDA; 1-732,00-TL ilam harcının 427,60-TL peşin harçtan mahsubuna, eksik kalan 304,40-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 2-Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,3-Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,C-BİRLEŞEN İSTANBUL 4. FSHHM ... E. SAYILI DOSYASINDA;1-732,00-TL ilam harcının 427,60-TL peşin harçtan mahsubuna, eksik kalan 304,40-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 2-Tecavüz edilmediğinin tespiti isteminin reddi nedeniyle Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,3-Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,III-İHTİYATİ TEDBİR İSTEMLERİNİN AYRI AYRI REDDİNE, Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.█████/2026 Katip Hakim ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır