Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi, güven ilişkisiyle verilen boş senede dayalı icra takibine karşı açılan menfi tespit davasında, kesin delil yetersizliğiyle reddedilen ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesini gerçekleştirdi.
Özet: Taraflar arasındaki menfi tespit davasında davacı, güven ilişkisiyle teminat olarak boş senet verdiğini ve bu senet nedeniyle borçlu olmadığını iddia ederken; davalı, senedin davacının üçüncü kişiye olan borcunun kendisine olan alacağına mahsuben düzenlendiğini ve icra takibinin kesinleştiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi, soyut borç ikrarı içeren kambiyo senedine dayalı menfi tespit davalarında borçlu olmadığını ispat yükünün kesin delillerle davacıda olduğunu, davacının bu hususu kanıtlayamadığını ve yemin deliline de dayanmadığını belirterek davanın reddine karar vermiştir.

T.C.

ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2024 (Karar)
NUMARASI : ████████ Esas, ████████ Karar
DAVA : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olup, söz konusu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ile arkadaşı ... aracılığı ile tanıştığını, davalının isteği üzerine boş senedi düzenleyip davalıya verdiğini, davalının senedi icraya verdiğini, dava dışı ...'in kendisine icraya itiraz etmemesi ve 198.000 TL'lik senedi davalıdan alıp vereceğini söylediğini, bu nedenle davalı tarafından başlatılan icra takibine itiraz etmediğini, dava dışı ...'in kendisini oyaladığını, davalı tarafından ... Sulh Hukuk Mahkemesine ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, kendisi ve kardeşleri ile davalının avukatının bürosuna gittiklerini, büroda davalının da bulunduğunu, davalının kendisine para vermediğini, 300 gr altını dava dışı ...'e verdiğini söylediğini, senedi vermeyeceğini ve icrayı da kaldırmayacağını söylediğini belirterek ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/...sayılı dosyanın durdurulmasına, Erzurum ...İcra Müdürlüğü'nün 2019/...Esas sayılı dosyanın durdurulmasına, icra dosyasından yapılan kesintilerin tarafına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı ile ortak arkadaşları olan ... vasıtası ile tanıştığını, davacının ...'e olan borcuna mahsuben müvekkilinin de ...'ten alacaklı olması nedeniyle 198.000 TL tutarında 15.01,2018 tanzim tarihli ... ödeme tarihli senet tanzim ederek verdiğini, davacının kendi özgür iradesi ile dava konusu seneti imzalayıp müvekkiline verdiğini dava dilekçesinde açıkça ikrar ettiğini, davacının yıllardır öğretmenlik yaptığı dikkate alındığında hukuki sonuçlarını bilerek iddiasına göre karşılıksız olarak 198.000 TL lik senet imzalayıp müvekkiline vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının vadesinde senedi ödememesi üzerine Erzurum ...İcra Müdürlüğü'nün 2019/...Esas sayılı dosyası ile aleyhine icra takibi başlattıklarını ve davacının itiraz etmediğini, takibin kesinleştiğini, takibin kesinleşmesinden sonra ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/...Esas sayılı esas dosyası ile iştirak halinde maliki bulunduğu taşınmazların satışı için ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, dosyada keşif yapıldıktan sonra aradan 3 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra davacının kötü niyetli olarak bu davayı açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; "Tüm dosya kapsamı ve delillerin birlikte değerlendirilmesinde; davacı ... keşide tarihli ... vade tarihli 198.000,00 TL tutarlı senedi güven ilişkisi nedeniyle davalıya teminat olarak verdiğini, davalının bu senedi kendisine iade etmediğini, senedin herhangi bir mal ya da para karşılığında düzenlenmediğini bu nedenle bu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığını beyan etmiştir.
Davalı vekili ise, müvekkilinin dava dışı ... isimli kişiden alacaklı olduğunu, davacının da ... isimli kişiye borcunun olduğunu, davacının ...'e olan borcuna mahsuben dava konusu senedi imzalayıp müvekkiline verdiğini, müvekkilinin bu senet ile yaptığı icra takibinin kesinleşmesi üzerine, davacının ortak olduğu taşınmazlar için ortaklığın giderilmesi davası açtığını, bu davada keşif yapıldıktan sonra davacının menfi tespit davası açtığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Menfi tespit davasında, alacağını ispat yükü kural olarak davalı taraftadır. Ancak eldeki davada davalının alacağı soyut borç ikrarı içeren kambiyo senedine dayandığından davacının bu senet nedeniyle borçlu olmadığını ispat etmesi gerekir. HMK'nin 201. maddesi gereğince, senete karşı tanıkla ispat yasağı düzenlenmiştir. Yani davacı taraf bu senet nedeniyle borçlu olmadığını ancak senedin geçerliliğini ortadan kaldıracak kesin deliller ile ispat edebilir. Davacı taraf bu senet nedeniyle borçlu olmadığını ispat edecek hiç bir kesin delil ibraz etmemiştir. Dava dilekçesinde de yemin deliline ayrıca ve açıkça dayanılmamıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde ... isimli kişinin tanık olarak dinlenilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise 31.01.2024 tarihli duruşma beyanında ...'in dinlenilmesini istemiş ve bu tanığın her iki tarafın ortak tanığı olduğunu beyan etmiştir. Bununla beraber davalı taraf davacının, savcılık soruşturma dosyasında verdiği ifade ile cevap dilekçesi arasında çelişki bulunduğunu ileri sürmüştür.
Mahkememizce, HMK'nin 201.maddesindeki düzenlemeye rağmen, her iki tarafın da dinlenilmesini talep ettiği ...'in dinlenilmesine karar verilmiştir. Tanık beyanında davacının kendisine borcu olduğunu, kendisinin de davalıya borcu olduğunu, kendi alacağına mahsuben davacının davalıya bu senedi vermesini söylediğini davacının da bu senedi düzenleyerek davalıya teslim ettiğini beyan etmiştir.
Mahkememizce, yine davacının iddiaları bakımından davalının isticvabına karar verilmiş ve davalı Mahkememizdeki beyanında, savcılık dosyasındaki ifadesinin SEGBİS aracılığı ile verilmiş olması nedeniyle yanlış anlaşılma olduğunu, davacının, ...'e olan borcu ve kendisin de ...'den alacaklı olması nedeniyle bu senedi düzenleyip teslim ettiğini beyan etmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davacının dava konusu senedin geçerliliğini ortadan kaldıracak bir başka senet ya da belge ibraz edemediği (HMK'nin 201.md), dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmadığı, davalının savcılık dosyasında verdiği ifadenin Mahkememizdeki ifadesi ile açıklığa kavuştuğu ve bu senet nedeniyle davacının borcunun bulunmadığına dair ikrar mahiyetinde bir beyanda bulunmadığı anlaşıldığından
" gerekçesiyle davanın reddine, karar vermiştir.
█████/2024 tarihli ek karar ile; Erzurum ...İcra Dairesi'nin 2019/...Esas sayılı dosyasına konulan tedbirin HMK'nın 397/2 maddesi uyarınca karar kesinleşinceye kadar devamına, kararın kesinleşmesi halinde tedbirin kaldırılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada senede karşı senetle ispatla kuralı gereğince kambiyo senedine karşı tanık dinlenilemeyeceğinden bahsedilmiş ve davanın reddine karar verilmiş ise de, kararın hukuka aykırı olduğunu, davacının davasını davalının savcılık aşamasında vermiş olduğu ifadelere dayandırdığını, davacının hiç bir zaman tanık ...'e borcunun olmadığını, davalının ve tanığın beyanının aksine borçlunun tanık olduğunu, tanık kendisi icraya verildiğinden dolayı yalan söylediğini, mahkemenin bu açık ve yalan beyanları kabul etmesinin açık ve net bir şekilde resmi makamlar önünde yapılan ikrarı dikkate almayıp, davanın reddine karar vermesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinden alınan senedin müvekkilinin akıl zayıflığı sebebiyle alınmış bir senet olduğunu, zira davacının vesayet altına alınmasının talep edildiğini, davacının dava konusu senedi verdiği tarih geçirmiş olduğu ruhsal rahatsızlık döneminde davalının iradesini fesada uğratarak iş bu senedi davacıdan karşılıksız olarak aldığını, dilekçe ekinde sağlık raporu sunulduğunu belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili █████/2024 tarihli ek karara yönelik istinaf dilekçesinde özetle; ek kararın yerinde olmadığını, İİK 72/3 maddesi gereğince tedbir kararı verildiğini, İİK 72/4 maddesi uyarınca tedbir kaldırılması gerekirken kesinleşinceye kadar devamına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta; davacı dava dilekçesinde, ... isimli öğretmen arkadaşının kendisini davalı ile tanıştırdığını, bir gün buluştuklarında davalının cebinden boş senedi çıkararak "...sen memur adamsın maaşına haciz gelmemesi için bana 198.000,00-TL'lik senet ver bende dursun ben senedi icraya vermem" dediğini, kendisinin de inanarak boş senet düzenleyip davalıya verdiğini, ancak davalının senet ile icra takibi başlattığını iddia ederek davalıya borçlu olmadığının tespiti ile yapılan kesintilerin iadesine karar verilmesini talep etmiş, davalı cevap dilekçesinde davacının borcu ödememek için davayı kötü niyetli açtığını savunarak davanın reddini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada toplanılan tüm deliller değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiş, esas hükme karşı davacı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Esas hüküm yönünden yapılan değerlendirmede; istinaf talebinde bulunan davacı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, kambiyo senedi olan bonoya dayalı açılan menfi tespit davaları bakımından bono bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olduğundan kural olarak bu menfi tespit davasında ispat yükünün senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa ait olduğu, davacının senetle ispat kuralı gereği iddiasını kesin delillerle ispat etmesi gerektiği ancak kesin delillerle ispat edemediği, yargılama aşamasında ileri sürülmeyen ancak istinaf aşamasında ileri sürülen akıl zayıflığı yönünden, ehliyetsizlik kamu düzenine ilişkin olmakla birlikte, istinaf dilekçesi ekinde sunulan sağlık kurulu raporunun incelenmesinde; "davacının 2008 yılında paranoid bozukluğu olduğu, bir süre etken maddeli ilaç kullandığı, 2013 yılandan itibaren psikiyatrik muayene tanısının tıbbi kayıtlarda görülmediği, kişinin aktif psikiyatrik tanısı ve kendi yakınması olmaması, yakınlarının verdiği beyanlar üzerine akıl noksanlığı hali hazır muayenede temerküs etmediği, bununla birlikte kişinin savurganlığı, kendisini ve yakınlarını sürekli maddi ve manevi sıkıntı içine sokabileceği anlaşıldığından vasi atanmasının uygun olduğu" şeklinde kanaat bildirildiği, senedin 2018 tarihinde düzenlendiği, davacı da akıl hastalığı tespit edilmediği, savurganlık dolayısıyla vasi atanmasının uygun olduğu, bu sebeple yargılama aşamasında ileri sürülmeyen ve istinaf aşamasında da ispatlanamayan iddiaya itibar edilmemiş, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davalı vekilinin █████/2024 tarihli ek kararına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; İİK 72/4 maddesi uyarınca; "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararını gösterilen teminattan alır... " denildiği, menfi tespit davalarında davanın reddi halinde Mahkemece karar ile birlikte ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, dosyadan el çektikten sonra ek karar ile ihtiyati tedbirin devamına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, davalı vekilinin ek karara yönelik istinaf talebinin kabulü ile ek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-...maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin █████/2024 tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun KABULÜ ile; █████/2024 tarihli EK KARARIN KALDIRILMASINA
3-Başvuru sırasında peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davalı tarafından yatırılan peşin harcın iadesine,
5-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan, 1.683,10-TL başvuru harcı, 550,00-TL posta masarfı olmak üzere toplam 2.233,10-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafça bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
8-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
9-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Takibe konu bononun düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nun, "Borçlanma Ehliyeti" kenar başlığını taşıyan 670. maddesine göre; sözleşme ile borçlanmaya ehil olan kişi, kambiyo senetleri ile borçlanmaya da ehildir. Aynı Kanunun ...maddesi gereğince, bu Kanunun ayrılmaz bir parçası olduğu açıklanan TMK'nun 9. maddesine göre, fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir; 10. maddeye göre, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır; 13. maddeye göre, yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir; 14. madde hükmüne göre, ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur; 15. madde hükmüne göre, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz; 16. maddeye göre ise, ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Hukuki işlem ehliyeti, yapılan işlemin geçerlilik koşulu olup, davada da taraflara ilişkin dava koşullarındandır. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir.
Akıl hastalığı yahut akıl zayıflığı gibi sebeplerden biri ile makul surette hareket etmek iktidarından mahrum bulunanlar, başka bir deyimle tam ehliyetsiz olanların yaptıkları hukuki işlemler, kanuni mümessilleri tarafından onaylanmadıkça geçersizdir. █████/1941 gün ve 1941/4-21 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının sonuç bölümünde; "... Mümeyyiz olmayan bir kimse ile hukuki muamelede bulunan diğer âkidin bunu bilmeyerek hüsnüniyetle hareket etmiş olması, zikri geçen 15. maddenin mutlak ve kat'i sarahati karşısında, öyle bir kimsenin tasarrufu üzerine hukuki hükmün terettüp etmesi için kafi değildir. Kanun o gibi temyiz kudretinden mahrum kimselerin esasen hüküm ifade etmeyen tasarrufları hususunda o tasarruftan dolayı hak iddia edenlerin hüsnüniyetlerini himaye etmemektedir... Medeni Kanunumuzun metin ve ruhundan başka türlü bir netice çıkarılmasına imkan yoktur..." hükmü yer almakta olup, anılan hükümle, ayırt etme gücünden yoksun olan kişilerin tasarruflarının geçersiz olduğu açıkça vurgulanmıştır. (Yargıtay 12. HD ████████ E. █████████ K.)
Kambiyo senedi borçlusu TTK.nun 670. maddesi gereğince davaya konu bononun düzenlendiği tarihte kambiyo senedi düzenleme ehliyeti olmadığı durumda Medeni Kanunun 16/...maddesi gereğince de tek taraflı bağlamazlık yaptırımı gereğince ve ehliyetsizlik durumunun mutlak defi olması ve her zaman herkese karşı ileri sürülebilmektedir.
Bu sebeplerle borçlu ...'ün takibe konu bononun düzenleme tarihinde, hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin tespitin yapılması amacıyla, davacı vekiline davacıya ilişkin doktor, hastane v.s sağlık kuruluşları ile ilgili diğer belgeleri sunması veya ilgili yerlerin bildirilmesi için süre verilmesi, dosyanın kül halinde tam teşekküllü bir hastaneye veya Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek, borçlu ...'ün takibe konu bononun düzenlenme tarihi itibariyle hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönünde rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!