İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde Yabancı Mahkeme Kararının Tenfizi Davasında, İlk Derece Mahkemesince İhtiyati Tedbir Kararı Olduğu Gerekçesiyle Reddedilen Davanın İstinaf İncelemesi.
Özet: Davacı, yabancı bir mahkeme tarafından davalının kendisine 834.600 Euro ödemesine hükmedilen kararın Türkiyede tenfizini talep etmiş; ilk derece mahkemesi, sunulan kararın geçici bir hukuki koruma önlemi olan ihtiyati haciz niteliğinde ve nihai/kesin olmadığından Türkiyede tenfizinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; davacı ise, kararın Polonya hukukuna göre kesinleşmiş bir ödeme emri olduğunu, ihtiyati haciz niteliğinde olmadığını ve dosyanın esasına girilmeden ret kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:████████ KARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2024NUMARASI:████████ Esas ████████ Karar DAVANIN KONUSU:Yabancı mahkeme kararının tenfiziTaraflar arasındaki tenfiz davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin, davacı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı 834.000 Euro borçlu olduğunu, taraflar arasında bahsi geçen borçların ödenmesi için öncelikle 27.12.2019 tarihli uzlaşma anlaşması imzalandığını, 27.12.2019 tarihli uzlaşma anlaşmasında davalının 1.000.000 Euro ödemeyi taahhüt ettiğini, ilk üç taksit için her biri 50.000,00 Euro, sonraki altı taksit için her biri 141.666,66 Euro olmak üzere ödemeyi taahhüt ettiğini, bir kısım taksitleri ödediğini, geri kalan borcu ödemediğini, taksitlerden herhangi birinin ödeme yükümlülüğünü Ekim 2020 sonuna kadar yerine getirmediği durumda 834.000 Euro tazminat ödemekle yükümlü olduğunun belirtildiğini, bahsi geçen anlaşma doğrultusunda davacının Varşova Hukuk Davaları Bölge Mahkemesine başvurduğunu ve mahkemenin 18.08.2021 tarihli kararı ile davalının davacıya 834.600 Euro ödemesine karar verildiğini, ilgili kararın icraya konulabilmesi için tenfizine karar verilmesi gerektiğini belirterek, Varşova Hukuk Davaları Bölge Mahkemesinin kesinleşmiş 18.08.2021 tarihli kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacının Varşova Hukuk Davaları Bölge Mahkemesi'nin 18.08.2021 tarihli kesinleşmiş kararının tanınması ve tenfizini talep ettiği, dava dilekçesine ekli apostilli tercümenin incelenmesinde 30.09.2021 tarihli ödeme emrine dair mahkeme kararının tercümesi odluğu, karar içeriğinde de "Varşova Bölge Mahkemesi, III Hukuk Bölümü Hakimi Bölge Hakimi Rafat Schmidt, 18 Ağustos 2021 tarihli dilekçe ile davacı merkezi Varşova'da bulunan ...'nın merkezi İstanbul'da (türkiye) bulunan ... Şirketi (hisse şirketi) aleyhine dava açması sonucu 30 Eylül 2021 günü Varşova'da ihtiyati tedbir işlemleri dahilinde yapılan kapalı duruşmadaki inceleme sonunda...' verilen kararın sunulduğu görülmüştür. Davacı tarafça her ne kadar tenfiz talep edilmiş ise de; yabancı tahkim heyeti tarafından verilen ihtiyati haciz kararlarının Türkiye’de tenfizi mümkün değildir. Zira, geçici bir hukuki koruma önlemi olan bu kararlar, nihai ve kesin olmamaları sebebiyle Türkiye’de tenfiz edilemezler.Davacı taraf yabancı mahkeme kararının, ihtiyati haciz kararı olmadığını iddia etmiş olsa da; kararın ödeme emrine ilişkin olduğu olduğu, karar içeriğinde 'ihtiyati tedbir işlemleri dahilinde' ifadesinin yazılı olduğu anlaşılmakla bu savunmaya itibar edilmemiştir. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Tanımanın, yabancı bir mahkeme tarafından verilmiş kararın Türkiye’de kesin hüküm ve kesin delil etkisi yaratmasını sağlayan hukuki yol olduğunu, bu dava açıldığında yabancı kararın, Türk hukuk düzeni içinde varlığı kabul edilen bir belgeye dönüştüğünü, ancak bu kararın doğrudan icra edilemeyeceğini, tenfizin ise yabancı bir mahkeme kararının hem tanınmasını hem uygulanabilir hâle gelmesini sağladığını, tenfiz kararıyla birlikte yabancı hükmün, Türk mahkemesi tarafından verilmiş gibi icra edilebilir nitelik kazandığını, yabancı mahkeme tarafından verilen tazminat veya borç ödeme kararlarının da tenfiz davası yoluyla Türkiye’de uygulanabilir hâle geldiğini, yabancı mahkemeler tarafından verilen icra kararlarının Türkiye’de doğrudan uygulanmayacağını, icra edilebilir nitelikteki her türlü yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebileceğini, Polonya'da mahkemelerin davaya dayanarak ödeme emri verdiğini, davalı herhangi bir itirazda bulunmazsa, emrin kesinleştiğini, kararın ihtiyati haciz kararı olmadığının kararın içeriğinden de belli olduğunu, dosyanın esasına girilmeden ve Polonya hukuku alanında uzman bir bilirkişiden rapor ve görüş alınmadan davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, 5718 sayılı MÖHUK'un 50 vd. maddeleri uyarınca, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.istinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Tenfiz kararı verilebilmesi için; Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, o yer kanunları uyarınca kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması şarttır.Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği Polonya devleti arasında █████/1988 tarihlinde imzalanan Adli Yardımlaşma Sözleşmesi ile karşılıklılık bulunduğu, ilâmın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verildiği, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmadığı, tenfizi istenen kararın, verildiği ülke usul hukukuna göre verilmiş ve usulünce kesinleştirilmiş bir ilam olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece; dava dilekçesine ekli apostilli tercümenin 30.09.2021 tarihli ödeme emrine dair mahkeme kararının tercümesi olduğu, geçici hukuki koruma önlemi niteliğinde olan ihtiyati haciz kararlarının nihai ve kesin olmaması sebebiyle tenfizinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.02.2012 tarih, 2010/1 E. ve 2012/1 K. sayılı kararı “Yabancı devletin usul hukukuna tabi olarak verilmiş olan bir mahkeme kararının, mahkeme ilamı niteliğinde olup olmadığı ve kesinleşme şartları, hiç şüphesiz ki münhasıran kararın verildiği ülkenin usul hukuka göre tayin ve tesbit olunur. Bu durum, bilindiği üzere milletlerarası alanda gerekse Türk Mahkeme uygulanmasında kabul edilmiş bulunan, usul hukukunda ... prensibinin, diğer bir deyişle mahkemenin kendi usul hukukuna tabi olması prensibinin bir gereğidir. Nasıl ki, Türk Mahkemesinden verilmiş bir 'mahkeme ilamını' yabancı bir devletin kendi usul hukuku kurallarına göre bir icra emri veya emirname olarak nitelemesi düşünülemez ise, aynı şekilde yabancı bir mahkeme kararının mahkeme ilamı niteliğinin Türk usul hukuku hükümlerine göre belirlemesi de söz konusu olamaz. Nitekim, 5718 sayılı Kanunda tenfiz için 54 üncü maddede öngörülen usul hukukuna ilişkin şartlardan, kararı veren mahkemenin tabi olduğu usul hukukuna göre değerlendirilebileceği ilkesinden hareket edildiği açıktır. Bu bakımdan kendi usul hukuku hükümlerine göre 'ilam' niteliğinde kabul edilen bir mahkeme kararını Türk İcra Hukukunda yer alan bir düzenlemeye benzeterek, belirli bir miktar paranın ödenmesi ihtarını içeren emirname veya 'ödeme emri' olarak nitelemek imkânsızdır. Öyleyse, tenfize uygun yabancı bir mahkeme ilamının, 5718 sayılı Kanunda sınırlı olarak sayılan şartları taşıması halinde tenfize karar verilmesi gerekir." şeklindedir. Yargıtay 11 HD.'nin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı, 27.04.2023 tarihli ilamı da benzer niteliktedir.Bu hukuki açıklamalara göre somut olaya gelindiğinde; tenfiz talebine konu mahkeme ilamının 5718 sayılı Kanun uyarınca tenfiz şartlarını taşıdığı görülmüştür. İlk derece mahkemesi kabulünün aksine, tenfiz talebine konu kararın, kesin ve nihai bir mahkeme kararı olduğu anlaşılmaktadır. Kararın kesinleşmiş örneğinin ve tercümesinin apostil şerhli olarak sunulduğu anlaşılmaktadır. Kararın içeriği itibariyle MÖHUK'ta sayılan tenfiz engellerinin bulunmadığı anlaşılmıştır.Tenfiz talebine konu Varşova Hukuk Davaları Bölge Mahkemesi III. Hukuk Bölümü hakimi tarafından, III Nc 222/1 sayılı dava dosya numarası ile verilen, 30 Eylül 2021 tarihli kararda, "...Merkezi İstanbul'da (Türkiye) bulunan ... Şirketi'nin (hisse şirketi) davacı merkezi Varşova'da bulunan ...'ya 834.600 Euro'yu (yalnız sekiz yüz otuz dört bin altı yüz Euro) tutarında 03 Kasım 2020 tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar işlemiş yasal gecikme faizi ile birlikte ödenmesine ve 7.200 PLN (yedibin iki yüz zloty) tutarında yasal temsil masraflarının iadesi dâhil 54.809 PLN (yalnız elli dört bin sekiz yüz dokuz zloty) tutarında masraflarını geri ödemesine" karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda yabancı mahkemenin, kendi usul hukuku kurallarına göre ilam niteliğinde kabul edilen Varşova Bölge Mahkemesinin kararının ve ilam niteliğini, Türk hukukunda yer alan düzenlemeye göre değerlendirerek davanın reddine karar vermesi isabetli olmamış, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353.1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kabulü ile Varşova Hukuk Davaları Bölge Mahkemesi III. Hukuk Bölümü hakimi tarafından, III Nc 222/1 sayılı dava dosya numarası ile verilen, 30 Eylül 2021 tarihli karar TENFİZİNE, 3-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan toplam 85,00 TL yargılama gideri ile 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 624,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Bakiye gider avansı bulunması hâlinde, karar kesinleştikten sonra, yatıran tarafa iadesine,7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf başvuru harcı ile 315,00 TL istinaf posta gideri olmak üzere toplam 2.317,00 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 09.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.