İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, ticari araçtaki arıza ve üretim hatası iddiasıyla istenen tamir bedeli ile kullanım kaybı alacağı istinaf kararı.
Özet: Ticari araç satın alan davacı, aracının beş ay sonra hararet yaparak arızalanması üzerine, üretim hatası iddiasıyla servis onarım bedeli ve araç serviste kaldığı süreye ilişkin uğradığı zararın tazminini talep etmiş; davalılar ise üretim hatası bulunmadığını ve husumet itirazlarını ileri sürmüş, yapılan bilirkişi incelemesinde ise sonradan takılan klima kayışının kopması ile motorun hararet yapması arasında illiyet bağı olmadığı ve dolayısıyla üretim hatasından kaynaklanan bir arıza bulunmadığı tespit edilmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2022
DAVA : ALACAK
BAM KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Davalılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ticari faaliyetlerinde kullanmak üzere, karşı tarafın satıcısı ve bayisi olduğu ... Marka ... Plaka nolu sıfır aracı 23.09.2020 tarihinde satın aldığını, müvekkilinin dava konusu aracı ticari faaliyetlerinde yaklaşık 5 ay kullandıktan sonra 02.02.2021 tarihinde şoför ...'nun araç ile Gaziemir'deki depoya yaklaştığı esnada araçtan ses gelmeye başladığını, araçta bir sıkıntı olduğunu fark eden şoförün aracı kenara çekip hemen yetkili servise telefonla ulaştığını, servisin yönlendirmesi doğrultusunda aracın servise getirildiğini, yapılan inceleme sonrasında kayışın koptuğunu ve araçta 400,00 TL'lik bir masrafın olduğunun söylendiğini, akabinde araçta arızanın giderilip test sürüşüne çıkıldığında aracın hararet yaptığını, müvekkilinin aracı ticari faaliyetlerde kullandığını, işi gereği taşınan malların bozulmaması için ekstra klima yaptırıldığını, müvekkilinin ticari faaliyetlerin aksamaması için dava açma hakkını saklı tutarak aracın tamir edilmesini kabul ettiğini, dava öncesi arabuluculuk müracaatı yapıldığını ancak tarafların anlaşamadığını, müvekkilin, garanti kapsamında olmasına rağmen aracında meydana gelen arıza nedeni ile karşı tarafa ödediği 17.499,55 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, müvekkilinin aracında meydana gelen arıza nedeni ile aracın serviste kaldığı süre boyunca uğradığı zararın karşılığı 4.500,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar.... AŞ ve .... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının ... plakalı aracında meydana gelen arıza nedeni ile ödediğini iddia ettiği 17.499,55 TL'nin ve aracın serviste kaldığı süreçte uğradığı zararın karşılığı 4.500,00 TL'nin ödenmesini talep ettiğini, müvekkili şirketlerden....AŞ.ye husumet yöneltilemeyeceğini, alıcının seçimlik haklarını düzenleyen TBK m.227 hükmünde, söz konusu seçimlik haklarının sadece satıcıya yöneltilebileceğinin belirlendiğini, üretici/ithalatçının sorumluluğundan bahsedilmediğini, dava konusu aracın satıcısının, müvekkili şirketlerden ...... A.Ş olmayıp, müvekkili şirketin dava konusu aracın satış işlemine taraf olmadığını, bu itibarla, müvekkili şirketin taraf olmadığı bir sözleşmenin konusunu teşkil eden maldaki ayıp iddiasından dolayı sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmayıp, davanın her halükârda husumet yönünden müvekkili şirketlerden..... AŞ. lehine reddi gerektiğini, ayıp ihbar süresine riayet edilmediğini, dava konusu araçta üretimden kaynaklanan bir arıza bulunmadığını, dava konusu aracın, üretim bandından sağlam bir şekilde çıkmış olup son kontrollerinin de yapılarak davacıya sorunsuz/ayıpsız bir şekilde teslim edildiğini, araçta herhangi bir ayıp ve arızanın bulunmadığını, davacının faiz talebinin kabul edilemeyeceğini belirterek, haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "..... Davacının davalı .... 'dan satın aldığı ... marka aracın kullanımından yaklaşık 5 ay sonra arızalandığı ve arızanın üretim hatasından kaynaklandığı iddia edilerek aracı satın alan davacı tarafından serviste onarım bedeli olarak ödenen bedelin iadesi davası açılmıştır.
Mahkememizce araçta ayıp olup olmadığı ve varsa üreticiden kaynaklı olup olmadığı hususlarında alanında uzman Ege Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Otomotiv öğretim görevlisinden rapor aldırılmış, bilirkişi raporunda; aracın motorunun hararet yapması nedeni ile servise götürüldüğü, araç satın alındıktan sonra firigofirik özelliğini kazandırmak amacı ile takılan klima kayışının kopması ile motorun hararet yapması arasında bir illiyet bağı bulunmadığı, ek kompresör için takılan klima kayışı koptuğu anda sadece aracın firigofirik özelliğinin devre dışı kaldığı, ancak bu durumun aracın hararet yapmasına sebebiyet vermeyeceği ayrıca aracın gizli hararet yapması hadisesinin teknik olarak bir karşılığının bulunmadığı, çünkü aracın hararetinin yükselmesi şikayeti ile servise doğrudan götürüldüğü, ayrıca servis kayıtlarının incelenmesinde araç arıza nedeni ile servise geldiğinde arızanın kullanım hatasından kaynaklandığına dair bir tespitin bulunmadığı, buna göre arızanın ortaya çıkmasında kullanıcıdan kaynaklı herhangi bir kusur ve hatanın bulunmadığı, aracın satış öncesinde gizli ayıplı olduğu, ayrıca dava konusu araçta meydana gelen arızadan aracın servise getirilmesini talep etmesi nedeni ile servisin sorumlu olduğu, oysaki aracın bu tür bir arızadan sonra çekici marifetiyle servise getirilmesi gerektiği bu nedenle araçtaki bu zararın garanti kapsamında karşılanması gerektiği, araçtaki zararın 17.499,58 TL olduğu, davalı ... . A.Ş ve ... ..'in garanti kapsamında araçtaki bu zarardan sorumlu olduğu, ayrıca aracın mevcut arızası dikkate alındığında makul tamir süresinin düzenli ve sistemli bir çalışma ile 20 iş günü olduğu, aynı donanım ve teknik özelliklere sahip bir aracın kaza tarihinde günlük kiralama bedelinin 200,00 TL olduğu, davacının ayıp nedeni ile 4.000,00 TL araç mahrumiyet zararının bulunduğu, davalı.... A.Ş'nin satıcı olarak ve davalı .... A.Ş'nin de garanti kapsamında bu zararlardan sorumlu olduğu kanaatine varılmış, davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile " DAVANIN KISMEN KABULÜNE; 17.499,55-TL araç onarım bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4.000-TL kazanç kaybının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kazanç kaybı isteminin REDDİNE'' karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketlerden .... AŞ'ye husumet yöneltilemeyeceğini, davacının, tüketici sıfatına haiz olmadığını, bu nedenle, TTK'nın 23. maddesi atfıyla TBK'nın 219. madde ve devamı hükümlerinin uygulama alanı bulacağını, alıcının seçimlik haklarını düzenleyen TBK'nın 227. madde hükmünde, söz konusu seçimlik haklarının sadece satıcıya yöneltilebileceğinin belirlendiğini, üretici/ithalatçının sorumluluğundan bahsedilmediğini, dava konusu aracın satıcısının, müvekkili şirketlerden .... A.Ş olmayıp, müvekkili şirketin dava konusu aracın satış işlemine taraf olmadığını, bu itibarla, müvekkili şirketin taraf olmadığı bir sözleşmenin konusunu teşkil eden maldaki ayıp iddiasından dolayı sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmayıp, davanın her halükârda husumet yönünden müvekkili şirketlerden ..... AŞ lehine reddinin gerektiğini, ayıp ihbar süresine riayet edilmediğini, dava konusu aracın ticari olması sebebiyle, satım işleminin TTK'nın 23. maddesi anlamında "ticari satış" sayıldığını, buna bağlı olarak satımdan kaynaklanan ve hak düşürücü süre niteliğinde olan ayıp ihbar sürelerinin de TTK'nın 23/1-c maddesine tabi bulunduğunu, ilgili hükme göre, alıcının ayıp ihbar sürelerinin açık ayıplarda 2, açıkça belli olmayan ayıplarda ise, 8 gün olup, bu sürelerin teslimden itibaren başladığını, ayrıca açıkça belli olmayan ayıplarda, alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek, incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı
olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak amacıyla durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlü olduğunu, bu ihbarın sekiz günlük süre içinde yapılmaz ise, alıcının malı ayıp ile kabul etmiş sayılacağını, somut olayda, davacının, müvekkillere, teslim tarihinden itibaren başlayan 2 ve 8 günlük süreler içinde herhangi bir bildirimde bulunmadığını, iddia edilen ayıp nedeni ile müvekkili firmalara belirlenen süre içinde bildirim yapılmadığından ve ayıp ihbar sürelerinin de hak düşürücü süreler olduğundan mahkemece davanın reddedilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun aksine, dava konusu araçta üretimden kaynaklanan bir arıza olmamakla birlikte, yetkili servisin de hatalı bir işleminin bulunmadığını, tamamen kullanıcıdan kaynaklı çıkan bir arıza olması nedeni ile, müvekkili şirketlerin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, dava konusu araçta üretimden kaynaklı bir ayıbın bulunmadığını, her şeyden önce, bir malın ayıplı olduğunun kabulü için, iddia edilen eksikliğin, üretimden kaynaklanması, yani ayıbın, yarar ve hasarın alıcıya geçmesinin anında satılanda var olması gerektiğini, doktrinde de, "…hasarın intikalinden sonra ortaya çıkan ayıpların, evvelce mevcut sebeplerden ileri gelmedikçe, satıcıyı sorumlu kılmayacağı" nın kabul edildiğini, ister açık, ister gizli ayıp olsun, satıcının sorumlu tutulabilmesi için, bu ayıbın üretimden satımdan önceki bir nedenden kaynaklanmış olması gerektiğini, dava konusu aracın, üretim bandından sağlam bir şekilde çıkmış olduğunu, son kontrollerinin de yapılarak davacıya sorunsuz/ayıpsız bir şekilde teslim edildiğini, araçta herhangi bir ayıp ve arızanın bulunmadığını, bilirkişinin, aracı, onarılmış mevcut haline göre incelediğini ve araçta sorun olmadığını raporladığını, bir sene önceki arızalı halini görmediği için ek klima ve V kayışı farklı olduğu için hareret yapmayacağı kanaatine varıldığını, █████/2021 tarihinde aracın seyir halinde hararet yükselmesi nedeni ile yetkili servise çekici vasıtasıyla çekildiğini, yetkili serviste yapılan incelemede davacının üretimden sonra taktırmış olduğu klima sistemi kayışının, koptuğunu ve kopan parçaların, aracın V kayışı sistemi arasına girerek, çalışmasına engel olduğunun tespit edildiğini, su pompası tahriki olmadığı için de yetersiz soğutmadan kaynaklı olarak motorun hasarlandığını, aracın hararet yapmasının kök nedeninin, davacının araca sonradan taktırmış olduğu klima sistemi ve kayışına ilişkin olduğunu, her ne kadar bilirkişi incelemesi sırasında aracı onarılmış hali ile gördüğünden, arıza yaşandığı sıradaki araca takılmış olan ek klima ve V kayışı onarılmış halinden farklı olduğu için hatalı olarak, hareret yapmaz olarak raporlamış olsa da bu kanaati kabul etmenin mümkün olmadığını, dava konusu araçta üretimden ya da yetkili servis hizmetinden kaynaklı bir sorun bulunmadığını, arızanın, kullanıcının taktırmış olduğu klima sisteminden kaynaklandığını, bilirkişi raporunda belirtilen kanaatlerin kabulünün mümkün olmayıp, yeni bir bilirkişi heyetinden yeni bir bilirkişi raporu alınması gerektiğini, bu yöndeki itirazlarının dikkate alınmaksızın davanın kısmen kabulü yönünde tesis edilen hükme itiraz ettiklerini, kararın kaldırılması ile davanın tümüyle reddine karar verilmesini, davacının faiz talebinin kabul edilemeyeceğini, kabul edilmesi halinde ki bunun Kanun ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olacağını, bu durumda, davacının da, aracı kullandığı süre boyunca elde ettiği menfaatleri iadesi etmesinin zorunlu olduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun 229. maddesi gereğince, davacının, satım konusu şeyi ve o şeyden elde ettiği semereleri iade ile yükümlü olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davaya konu aracın garanti süresi içerisinde üretimden kaynaklı gizli ayıp nedeni ile arızalandığı iddiası ile ayıbın giderim bedeli olarak ödenen davaya konu tutarın iadesi ve aracın tamiri için serviste kaldığı süre için mahrum kalınan kullanım bedelinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde"Davanın kısmen kabulüne; 17.499,55 TL araç onarım bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4.000,00 TL kazanç kaybının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kazanç kaybı isteminin reddine " karar verilmiştir.
İş bu karar davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda; dava konusu aracın motorunun hararet yapması nedeni ile servise götürüldüğü, satın alındıktan sonra araca firigofirik özelliğini kazandırmak amacı ile takılan klima kayışının kopması ile motorun hararet yapmasının bir ilgisinin bulunmadığı, ek kompresör için takılan klima kayışı koptuğu anda sadece aracın firigofirik özelliğinin devre dışı kaldığı, ancak bu durumun aracın hararet yapmasına sebebiyet vermeyeceği, ayrıca aracın gizli hararet yapması hadisesinin teknik olarak bir karşılığının bulunmadığı, çünkü aracın hararetinin yükselmesi şikayeti ile servise doğrudan götürüldüğü, ayrıca servis kayıtlarının incelenmesinde araç arıza nedeni ile servise geldiğinde arızanın kullanım hatasından kaynaklandığına dair bir tespitin bulunmadığı, buna göre arızanın ortaya çıkmasında kullanıcıdan kaynaklı herhangi bir kusur ve hatanın bulunmadığı, aracın satış öncesinde gizli ayıplı olduğu, ayrıca dava konusu araçta meydana gelen arızadan aracın servise getirilmesini talep etmesi nedeni ile servisin sorumlu olduğu, oysaki aracın bu tür bir arızadan sonra çekici marifetiyle servise getirilmesi gerektiği, bu nedenle araçtaki bu zararın garanti kapsamında karşılanması gerektiği, araçtaki zararın 17.499,58 TL olduğu, ayrıca aracın mevcut arızası dikkate alındığında makul tamir süresinin düzenli ve sistemli bir çalışma ile 20 iş günü olduğu, aynı donanım ve teknik özelliklere sahip bir aracın kaza tarihinde günlük kiralama bedelinin 200,00 TL olduğu, davacının ayıp nedeni ile 4.000,00 TL araç mahrumiyet zararının bulunduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiş olup mahkemece iş bu rapor hükme esas alınarak yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına, davaya konu aracın garanti süresi içerisinde arızalanmış ve tamirinin de yetkili servis tarafından yapılmış bulunmasına göre davalılar vekilinin süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığı ve davalı .... AŞ'ye husumet yöneltilemeyeceğine ilişkin istinaf sebepleri ve diğer tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararına karşı davalıların istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalılar tarafından ayrı ayrı alınması gereken 2 adet 1.468,63 TL istinaf nispi karar harcı olmak üzere toplam 2.937,26 TL harçtan başlangıçta alınan 367,00 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 2.570,26 TL'nin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalılar tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!