İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinde Görülen Ticari Satıştan Kaynaklanan Fatura Borcuna İtirazın İptali Davasında Tarafların İddiaları ve Hukuki Savunmaları.
Özet: Ticari satıştan kaynaklanan 46.303 TLlik fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davasında, davacı, faturaya yasal süresinde itiraz edilmediği için borcun kabul edildiğini ve icra inkar tazminatı talep ederken, davalı, alacağın zamanaşımına uğradığını, aralarında ticari ilişki bulunmadığını, mal tesliminin davacı tarafından kesin delillerle ispatlanamadığını ve davanın kötü niyetli olduğunu iddia ederek reddini ve kötü niyet tazminatı hükmedilmesini talep etmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın uzun yıllardır ticaretle iştigal ettiğini, davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında █████/2023 tarihinde 46.303,00 TL bedelli ve -------- numaralı faturanın düzenlendiğini, söz konusu fatura bedelinin davalı tarafından ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla --------- İcra Müdürlüğü ---------- E. sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, ödeme emrinin █████/2024 tarihinde davalı şirketin UETS hesabına tebliğ edildiğini, davalının █████/2024 tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının borçlu olduğunu bildiği halde kötü niyetle itiraz ettiğini, faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edilmediğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca içeriğin kabul edilmiş sayıldığını, alacağın likit ve muayyen olduğunu, dava şartı olan arabuluculuk sürecinin tamamlandığını ve █████/2025 tarihinde anlaşamama son tutanağının düzenlendiğini belirterek davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının davaya konu taleplerine ilişkin zamanaşımı definde bulunulduğunu, itirazın iptali davalarında zamanaşımı süresi mevcut olduğundan ilgili alacak için zamanaşımı yönünden itirazlarının bulunduğunu, icra takibi ve dava konusu alacak ile ilgili müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden davacının bunu ispatlaması gerektiğini, davacı ticari defterlerini delil olarak sunmuş olsa da müvekkilinin ticari defterleri ile davacının ticari defterlerinin birbirini doğrulamadığını, bu sebeple davacının ticari defterlerini lehine delil olarak kullanamayacağını, davacının alacak iddiasını kesin deliller ile ispat külfeti altında olduğunu, --------- sayılı kararında belirtildiği üzere davacı satıcının mal teslimini kanıtlamak zorunda olduğunu, davacının kendi defterlerindeki kayıtların dayanak belge ile doğrulanmadığı sürece mal teslimi hususunda tek başına delil olarak kabul edilemeyeceğini, mahkemece ispat yükünün davacıda olduğu kabul edilerek teslimine ilişkin kanıtların toplanması gerektiğini, müvekkilinin alacaklı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, faturaya dayandırılan söz konusu borcun ve karşı tarafın fatura alacağı iddiasının kabul edilemeyeceğini, davacı tarafın dosya kapsamında iddialarını kanıtlar nitelikte herhangi bir delil sunamadığını, davacı tarafın müvekkil şirketin kendilerinden ürün satın almış olduğunu ve bu satıma ilişkin --------- numaralı faturanın ödenmediğini iddia ettiğini, ancak davacı taraf ile müvekkil şirket arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davacı tarafın iddialarına dayanak olarak hiçbir somut bilgi ve belge sunamadığını, ürün satış veya teslimine ilişkin hiçbir surette sözleşme, sipariş formu veya irsaliye bulunmadığını, davacının icra dosyasında ve mahkeme dosyası kapsamında ileri sürmüş olduğu tüm iddiaların gerçek dışı olduğunu, müvekkil şirket üzerinden haksız kazanç elde etmeye yönelik kötü niyetli hareket edildiğini, bu nedenlerle müvekkili aleyhine açılmış davanın reddini, müvekkili aleyhine kötü niyetli hareket ederek icra takibi başlatan takip alacaklısı davacı aleyhine takibe konu alacağın yüzde 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle,--------- İcra Müdürlüğünün ----------Esas sayılı dosyası icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ---------- İcra Müdürlüğünün ----------- Esas sayılı dosyası takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; davalı borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından verilen raporda özetle; "Dava konusunun taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya sunulan mal ve hizmetlere istinaden düzenlenen 27.09.2023 tarihli,----------- numaralı, "Plastik Mutfak ve Banyo Aksesuarları" açıklamalı, 46.303,00 TL bedelli faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanunu uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin 2023 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada yalnızca Envanter Defteri'nin Noter onayına tabi olduğu, davacının 2023 ve 2024 yıllarında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklediği ve onayladığı, 2023 ve 2024 yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfının mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davacının ticari defterleri incelendiğinde takibe konu edilen 27.09.2023 tarihli, MCC2023000000338 numaralı ve 46.303,00 TL tutarlı faturanın davacının yasal ticari defterlerinde ---------- altında kaydedildiği, akabinde 30.09.2023 tarihinde 46.000,00 TL tutarında "C/H Ödeme" açıklaması ile tahsilat kaydı yapıldığı, kalan 303,00 TL tutarın ise 31.12.2023 tarihinde "Virman" işlemi ile kapatıldığı, bu işlemler neticesinde davacının takip tarihi olan 12.11.2024 itibarıyla davalıdan herhangi bir borç veya alacak bakiyesinin bulunmadığı, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanunu uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin 2023 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, davalının 2023 ve 2024 yılları envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, davalının 2023 ve 2024 yıllarında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklediği ve onayladığı, 2023 ve 2024 yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfının mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davalının ticari defterleri incelendiğinde takibe konu edilen 27.09.2023 tarihli, --------- numaralı ve 46.303,00 TL tutarlı faturanın davalının yasal ticari defterlerinde --------- altında kaydedildiği, takibe konu faturadan kaynaklı olarak davalının takip tarihi olan 12.11.2024 itibarıyla davacıya 46.303,00 TL tutarında cari hesap bakiye borçlu olduğu, tarafların karşılıklı olarak incelenen ticari defterlerinde takip tarihi olan 12.11.2024 itibarıyla davacının davalıdan herhangi bir borç veya alacak bakiyesinin bulunmadığı, buna karşılık davalı tarafın kendi ticari defter ve kayıtlarında davacı yana 46.303,00 TL tutarında bakiye borçlu olduğu taraflar arasındaki cari hesap farklılığının davacı ticari defterlerinde yer alan 30.09.2023 tarihli 46.000,00 TL tutarındaki tahsilat kaydından kaynaklandığı, davacıdan bu işleme ilişkin ödeme belgesi talep edilmesine rağmen herhangi bir belge sunulmadığı, bu husustaki takdirin mahkemeye ait olduğu, dosya kapsamındaki incelemede davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve plastik mutfak ve banyo aksesuarları içeriğine sahip faturanın her iki tarafın yasal ticari defterlerine kaydedildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı itirazda bulunulmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi gereği ticari defterlerin davacı lehine delil oluşturduğu, davalı tarafın faturaya süresinde itiraz etmediği, iade faturası veya ihtarname gibi herhangi bir çekince beyanının bulunmadığı, faturanın davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlendiği, 25 Ocak 2021 tarihli 523 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği değişikliği ile 01.07.2021 tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv faturaların BA-BS formlarında bildirim zorunluluğunun kaldırıldığı, bu nedenle dava konusu faturaların BA-BS formlarında yer almadığı, davacı ve davalı ticari defterlerine göre 27.09.2023 tarihli,-------- numaralı ve 46.303,00 TL tutarlı faturanın her iki tarafın muhasebe kayıtlarında mevcut olduğu, davacı defterlerindeki 30.09.2023 tarihli 46.000,00 TL tutarındaki tahsilat kaydına ilişkin dosyada bir ödeme belgesi bulunmadığı, mahkemece söz konusu ödemenin kabul edilmesi durumunda taraflar arasında takibe konu faturadan kaynaklı herhangi bir borç veya alacak bakiyesinin kalmadığı, ödeme kaydının kabul edilmemesi halinde ise davacının 12.11.2024 takip tarihi itibarıyla davalıdan 46.303,00 TL tutarında alacaklı olduğu kanaatine varıldığı tespit edilmiştir." şeklinde rapor sunulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiş olup davacı tarafın kendi ticari defterlerine göre davalıdan alacağının bulunmadığı, davalının borcunun virman ile takip tarihinden önce █████/2023 tarihinde kapatıldığı, davalının kendi ticari defterlerine göre ise de davacıya 46.303,00 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Davacı taraf ile davalı tarafın defterleri birbirini doğrulamadığı gibi davacının defter kayıtları aleyhine delil durumundadır. Davacı tarafça yargılama sırasında bu kayıtlara açıklık getirilememiştir.
Kural olarak ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse son çare olarak yemin deliline başvurulması gerekmektedir. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap layihasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür.
Davacı tarafın dava dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı görüldüğünden davacı tarafa yemin delili hatırlatılamamıştır. Hal böyle olunca Tacir olan ve basiretli hareket etmesi gereken davacının defterlerinde yer alan ve ödemeye delalet eden virman ile oluşturulan bu kayıtların davacının alacağının ödendiğine karine teşkil ettiği sonucuna varılmaktadır. Davacı tarafça bu kayıtların aksine bir delil ibraz edilmediği anlaşıldığından bahsi geçen kayıtlar ödeme olarak değerlendirilerek ve ---------- Sayılı ilamı da dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 67 maddesinin 2.fıkrasına göre; “ Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır. Bu nedenle de davalı tarafın kötüniyet tazminatının da reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
3-Karar harcı 732,00-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 790,74-TL harcın mahsubu ile artan 58,74 -TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TLnispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca --------- bütçesinden ödenen 4.600,00 -TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!