İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, şirketin feshi davasında davacıların, şirket müdürünün münferit temsil yetkisinin sınırlandırılmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu inceliyor.
Özet: Davacılar tarafından açılan şirketin feshi davasında, ilk derece mahkemesinin, şirketin tek yetkili müdürünün temsil ve mali tasarruf yetkilerinin tedbiren kısıtlanması veya kaldırılması yönündeki ihtiyati tedbir talebini, yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle reddetmesi üzerine, davacıların bu karara karşı istinaf başvurusunu değerlendiren bu evrak, müdürün sınırsız yetkisinin şirket varlıkları için ciddi risk oluşturduğu, ticari defterlerde fiktif alacaklar oluşturulduğu ve şirketin borca batık duruma sürüklendiği iddialarıyla tedbirin gerekli olduğunu vurgulamaktadır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:31.12.2025 tarihli Ara Karar
NUMARASI:█████████ Esas
DAVANIN KONUSU:Şirketin feshi
Taraflar arasındaki şirketin feshi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıların öncelikli ve asıl talebi doğrultusunda; TTK m. 636/3 uyarınca; davalı ...'nin haklı sebeple feshine ve tasfiyesine, fesih talebinin ölçülülük ilkesi kapsamında uygun görülmemesi halinde, terditli olarak TTK'nın 638. maddesi uyarınca, davacıların davalı şirket ortaklığından çıkarılmalarına, çıkmalarına, ortaklıktan çıkarılmaya karar verilmesi halinde TTK'nın 641. maddesi gereği; davacıların sahip olduğu payların, karar tarihine en yakın tarihteki gerçek (yaşayan şirket) değeri esas alınarak, şirketin fiili ve gerçek mali durumunu yansıtacak şekilde, gerektiğinde geçmiş dönem kayıtları da incelenmek suretiyle, konusunda uzman bilirkişi heyeti marifetiyle tespit edilecek ayrılma akçesinin davalı şirketten tahsiline, HMK'm. 389 vd. hükümleri uyarınca; yargılama süresince telafisi güç veya imkansız zararların önlenmesi amacıyla; davalı şirket müdürü ...'ın münferit temsil ve ilzam yetkisinin, şirket hesapları ve mali tasarruflara ilişkin yetkilerinin tedbiren sınırlandırılmasına veya kaldırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, fazlaya ilişkin tüm dava ve hakları saklı kalmak kaydıyla karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 31.12.2025 tarihli ara kararıyla;"...İhtiyati tedbirde asıl olan, ihtiyati tedbire esas bir hakkın varlığı ve bir ihtiyati tedbir sebebinin bulunmasıdır. HMK.'nun 390/3 maddesine göre tedbir talebi eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Burada sözü edilen ispatın ölçüsü ise, "yaklaşık ispat" kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunun kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle ihtiyati tedbire karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunanadan kural olarak teminat alınır. Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan Mahkemeye geniş bir takdir alanı bırakmış ise de, Mahkeme her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini incelemelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse Kanun'un ön gördüğü ölçüde ispat gerçekleşmemişse (yaklaşık ispat) veya yaklaşık da olsa ispatı yargılamayı gerektiriyorsa ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir.Talep, davalı şirket müdürü ...'ın münferit temsil ve ilzam yetkisinin, şirket hesapları ve mali tasarruflara ilişkin yetkilerinin tedbiren sınırlandırılmasına veya kaldırılmasına ilişkindir. HMK 389 vd maddeleri gereğince ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için davacının yaklaşık olarak haklılığını ispat etmesi gerektiği, sunulu deliller ışığında aşama itibariyle ihtiyati tedbir verilmesini gerektirecek derecede kanunun öngördüğü şekilde yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla..." ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davanın, TTK 636/3 ve 638 vd maddeleri uyarınca öncelikle şirketin haklı sebeple feshi istemine ilişkin olduğunu, terditli olarak davacıların şirket ortaklığından çıkmasına ve ayrılma akçesine hükmedilmesine ilişkin olduğunu, davalı şirketin yönetiminin fiilen yetkili müdür sıfatına haiz ... tarafından yürütüldüğünü, şirket gelir ve giderlerinin banka hesaplarının ve mali tasarruflara ilişkin işlemlerin veya karşı imza mekanizması olmaksızın gerçekleştirilmesi sebebiyle ihtiyati tedbir talep edildiğini, dava dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere davalı ticari defterlerinde bir pay sahibi lehine fiktif olarak alacak oluşturulması, bu işlemlerin ceza ve vergi soruşturmalarına konu edilmesi ve şirketin borca batık duruma sürüklenmesi, mevcut yönetim yapısının şirket mal varlığı bakımından ciddi ve yakın tehlike oluşturduğunu açıkça ortaya koyduğunu, yargılama süresince şirket müdürünün sınırsız temsil ve tasarruf yetkisini sürdürmesi halinde şirket mal varlığının azalacağını, ayrılma akçesinin karşılıksız kalacağını, fesih ve ortaklıktan çıkarma kararının fiilen anlamsız hale gelme riskinin olduğunu, talep edilen ihtiyati tedbirin şirket faaliyetlerini durdurmaya veya şirketi yönetilmez hale getirmeye yönelik olmadığını sadece hakların korunmasına ve mevcut durumun muhafazasına yönelik olduğunu iddia ederek, mahkemenin 31.12.2025 tarihli ara kararının kaldırılmasına ve HMK 389 vd hükümleri uyarınca şirket müdürü ...'ın münferit temsil ve ilzam yetkisinin şirket hesapları ve mali tasarruflara ilişkin tedbiren sınırlandırılmasına veya kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, TTK'nın 636/3 maddesi gereğince limited şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesi, olmadığı takdirde aynı Kanun'un 638. maddesi gereğince davacıların şirket ortaklığından çıkmalarına izin verilmesi ile ayrılma akçesinin tahsili istemlerine ilişkin bir terditli davadır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında 31.12.2025 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacılar vekili dava dilekçesinde; yargılama süresince telafisi güç veya imkansız zararların önlenmesi amacıyla davalı şirket müdürü ...'ın münferit temsil ve ilzam yetkisinin, şirket hesapları ve mali tasarruflara ilişkin yetkilerinin tedbiren sınırlandırılmasına veya kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesinde delil olarak, sicil kayıtları, genel kurul tutanakları, faturalar, sözleşmeler vb. hususlara yer verilmiştir. Dosyada ekli olan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, dava dışı şirket ortaklarından ... tarafından davalı şirket ve dava dışı şirket müdürü ile ortaklarına 25.07.2022 tarihinde ihtarname gönderdiği, söz konusu ihtarnamede; şirket ortak ve müdürlerinin TTK ve diğer vergi ile sosyal güvenlik düzenlemesi gereği tahakkuk eden kamu alacak ve borçları kapsamındaki yükümlülüklere uygun davranmadığı gerekçesiyle TTK 614.maddesi kapsamında bilgi alma ve inceleme hakkına ilişkin talepte bulunduğu, ihtarname içeriğinde; 10.11.2016 tarihinden bu yana şirkette %49 oranında paya haiz olarak ortak olduğunu, moleküler laboratuvar sorumlusu doktor olarak çalıştığını, %1 payının devrinin taahhüt edildiğini ancak devrin gerçekleşmediğini, pay devri karşılığının ödendiğini, pay sahipliğinin eşit olacağına dair mutabakat kurulduğunu ayrıca e-devlet üzerinden öğrenildiği üzere 05.08.2021 tarihinde şirket genel kurul toplantısının yapıldığını, diğer ortak ...'ın yeğeni ve şirket müdürlüğü için gerekli bilgi ve donanıma haiz olmayan ...'ın münferiden temsile yetkili müdür olarak seçildiğini, şirket ortağı olmasına rağmen genel kurul toplantısına çağrının yapılmadığı, görüşünün alınmadığı, bilgi dahi verilmediği iddiasında bulunulduğu, adı geçen ortak tarafından İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında; dava dışı ... ve... aleyhine yöneticilerin azline dair dava açtığı, yargılamas aşamasında alınan 11.01.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda; ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, birbirini teyit ettiği, davacının azil talebi açısından haklı sebeplerin varlığını gösterir somut delillerin sunulmadığı, iddia edilen hususların ayrıca uzman kişilerce değerlendirilmesi gerektiği hususlarının yer aldığı, davalı şirket tarafından davacılara 18.02.2025 tarihinde Üsküdar ... Noterliğinde düzenlenen ihtarnamenin gönderildiği, söz konusu ihtarnamede; şirket ortağı müteveffa İbrahim ...'ın ölümünün ardından şirketteki paylarının mirasçılara geçmesinin onayının reddedilmesini, payların şirketin mevcut ortağı ... tarafından alım hakkı kapsamında satın alındığının bildirildiği, içeriğinde ...'ın 1019 adet hisse karşılığı kurucu ortak olduğu, ...'ın 980 adet hisse karşılığı ortak olduğu, ...bir adet hisse karşılığı ortak olduğunun belirtildiği, davacıların şirketin %49 oranında ortağı olan İbrahim ...'ın 19.12.2024 tarihinde vefatı sonucunda iş bu davayı açmış oldukları ve ölenin mirasçıları olduğu anlaşılmıştır. TTK'nın 636/4. maddesinde, fesih ve tasfiye davası açıldığında mahkemece gerekli önlemlerin alınacağı belirtilmiştir. Davacının terditli talebi ise şirket ortaklığından çıkma olup, TTK'nın 638/2. maddesinde alınacak önlemler konusunda ayrıntılı düzenleme bulunmadığından, tamamlayıcı hüküm olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümleri uygulanacaktır. Bir diğer deyişle, TTK'nın 638/2 ve 636/4 maddelerindeki tedbirlere hükmedebilmek için, ihtiyati tedbirin koşullarının bulunması gerekir. Bu bağlamda davacı, geçici hukuki koruma kararı verilmezse telafisi güç veya imkansız zararların doğacağını ve davadaki haklılığını yaklaşık olarak ispatlamalıdır.HMK'nın 389. maddesi uyarınca; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir ". Aynı Yasa'nın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.Davacılar, davalı şirket müdürünün tedbiren münferit temsil ve ilzam yetkisinin, şirket hesapları ve mali tasarruflara ilişkin yetkilerinin tedbiren sınırlandırılmasına veya kaldırılmasına yönelik tedbir talebinde bulunmuştur. Ancak yukarıda yer verilen iddia ve deliller kapsamında, HMK'nın 390/3. fıkrası gereğince yaklaşık ispatı sağlayan delillerin talep tarihi itibariyle varlığından söz edilemeyeceğinden, mahkemece verilen ret kararında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,
3-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.16.04.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!