Fikir ve Sanat Eseri Lisans Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak İçin Açılan İtirazın İptali Davasında COVID-19 Mücbir Sebep ve Yetki İtirazlarının Değerlendirildiği Mahkeme Kararı.
Özet: Fikir ve sanat eseri lisans sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, davacı, davalının COVID-19 salgınını ileri sürerek ödemediği lisans bedelleri ve sözleşmede kararlaştırılan gecikme faizi ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiş; davalı ise pandemi nedeniyle edimin ifasının imkansız hale geldiğini ve yetkisizlik itirazını savunmuştur; mahkeme, taraflar arasındaki yetki sözleşmesi ve para borçlarının niteliği gereği yetkisizlik itirazını reddederek, bilirkişi raporuyla da davacının alacağının doğrulandığı, davalının ise sözleşmeyi usulüne uygun feshetmediği tespitlerini yapmıştır.

T.C.
İSTANBUL1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████DAVA : İtirazın İptali (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ... ile Davalı arasında 10.03.2020 tarihinde Lisans Sözleşmesi imzalandığı ,davalının sözleşme ile taahhüt ettiği ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği ,Müvekkil meslek birliğinin 48.147,53 Türk Lirası alacaklı olduğu , Davalı tarafın faize yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğu çünkü taraflar arasında imzalanan Lisans Sözleşmesinin “Mali Şartlar" " başlıklı 3. Maddesinin 5. Bendinde ” LİSANS ALAN Türk Lirası için aylık gecikme faizini ...'a ödeyeceğini açıkça kabul, beyan ve taahhüt eder.” İfadesinin yer aldığı, ayrıca davalı, müvekkile ne kadar borcu olduğunu bilmekte olduğu dolayısıyla alacağın likit olduğu hususunda bir kuşku bulunmadığı bu nedenle ayrıca icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etme zorunluluğu doğduğu , davalı ile yapılan arabuluculuk sözleşmelerinin de sonuçsuz. kaldığı bu sebeple iş bu dava açılması zaruriyeti olduğu ... 35. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, Davalı aleyhine %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.SAVUNMA; Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin işyeri mernis adresinin ... ili olduğu bu sebeple söz konusu takipte yetkili Bursa icra daireleri olduğundan açılacak itirazın iptali davasında da ... Mahkemelerinin yetkili olacağı ,hal böyle iken söz konusu davanın esaına girmeden usulden reddi gerektiği ,Davaya konu lisans sözleşmesinin taraflar arasında 10.03.2020 tarihinde imzalandığı ,ancak sözleşmenin imzalanmasından hemen 1 gün sonra Türkiye'de Covid-19 salgını görülmeye başlandığı, Bu süreçte, özellikle kafe, restoran ve eğlence sektöründe faaliyet gösteren işletmeler, bu küresel salgından doğrudan etkilenen ve en fazla zarar gören sektörler olduğu , Müvekkil her ne kadar ... ile 10.03.2020 tarihinde lisans sözleşmesi imzalamışsa da, hemen ertesi gün itibarıyla ülkemizde görülmeye başlayan Covid-19 salgını ve bu kapsamda alınan zorunlu tedbirler nedeniyle, sözleşme kapsamında işletmesinde müzik yayını yapması hem fiilen hem de hukuken imkânsız hâle geldiği , Kusursuz ve objektif imkansızlık hali, TBK md. 136'ya göre borcu sona erdiren sebepler arasında yer alan ifa engellerinden biri olduğu ,sözleşmenin amacın gerçekleşmesi veya ortadan kalkması da hukuken TBK md. 136 kapsamında yer aldığı eğer sözleşmenin amacı, sözleşme süresi boyunca tarafların yararlanacağı bir edime bağlıysa ve bu edimin ifası imkansız hale gelirse, sözleşmeninamacının ortadan kalkmış olacağı için buna bağlı olarak borçlunun borcunun da sona ereceği , Bu nedenle 10.03.2020 tarihli lisans sözleşmesine dayanılarak ... 35. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine itirazın kabulü takibin iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava konusu uyuşmalığın; ... 35. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe davalı tarafça yapılan itirazın iptaline, davalı aleyhine %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Bilirkişi ... 28.03.2026 tarihli raporunda özetle; "Davada uyuşmazlık konusunun, ... 35. İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyası ile başlatılan takibe davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkin olduğu, Sözleşme 5.2 de Fesih iradesi sözleşme hitamı tarihinden en geç bir ay öncesine kadar ulaşacak şekilde noter vasıtası ile yazılı olarak karşı tarafa bildirilmediği takdirde, sözleşmenin yenilerek devam edeceği bilgisinin yer aldığı , Dosya muhteviyatında davalı tarafın yazılı bir fesihnamesinin yer almadığı , Davacının davalı taraftan toplam 48.409,81 — TL alacaklı olduğu hesaplandığı ,Davacı ...'ın ... 35. İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyası üzerinden 48.147,53 TL icra takibi başlattığı , iş bu davanın da aynı talepli açıldı Talebe bağlılık ilkesinden hareketle davacının davalıdan sözleşmeden kaynaklı , 48.147,53-TL alacaklı olduğu, talep edilen İcra inkar Tazminatının Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu " görüş ve kanaatine verilmiştir. Taraflar arasında imzalanan Lisans Sözleşmesi ile mahkememiz yetkili kılınmış olup kanun gereğince yetkinin kamu düzenine ilişkin olmadığı hallerde taraflar yetki sözleşmesi yapabilirler. Kaldı ki işbu davaya sebep faturaların konusu para borcu olduğundan, para borçları da götürülecek borç niteliğinde olduğundan TBK m.89 uyarınca alacaklının ikametgâhında ifa edilir, bu halde de alacaklı meslek birliğinin ikametgâhı çevresinde yetkili olan İstanbul Mahkemeleri ve İstanbul İcra Daireleri yetkili olmaktadır. Dolayısıyla davalının mahkemenin yetkisiz olduğu iddiası dayanaktan yoksun olmakla reddi gerektiği değerlendirilmiştir.FSEK’in 76. maddesi uyarınca, “Bu Kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan dava ve işler ile bu Kanundan kaynaklanan ceza davalarında görevli mahkeme, Sınai Mülkiyet Kanununun 156 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen mahkemelerdir.“ denilmektedir. İşbu hükmün göndermesiyle, SMK m.156 “Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir.” şeklinde düzenlenmiştir. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun kapsamının düzenlendiği FSEK 1/A maddesi uyarınca “Bu Kanun, fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahipleri ile bu eserleri icra eden veya yorumlayan icracı sanatçıların, seslerin ilk tespitini yapan fonogram yapımcıları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıların ve radyo televizyon kuruluşlarının ürünleri üzerindeki manevi ve mali haklarını, bu haklara ilişkin tasarruf esas ve usullerini, yargı yollarını ve yaptırımları ile Kültür Bakanlığının görev, yetki ve sorumluluğunu kapsamaktadır.“ denilmektedir. Belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, fikir ve sanat eserleri üzerindeki eser sahipliğinden kaynaklı her türlü davada görevli mahkeme Fikri ve Sınai Haklar Mahkemeleri’dir.Yapılan açıklamalar doğrultusunda; FSEK’te düzenlenen hukuki ilişkilerden doğan davalarda Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri’nin görevli olduğu açıktır.Zamanaşımı Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” şeklinde düzenlenmiş olup, alacaklar aksine hüküm bulunmadıkça 10 yıllık zamanaşımına tabiidir ve zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. icra takibine dayanak faturalardan, henüz zamanaşımına uğramış bir alacak bulunmamaktadır.2004 Sayılı İcra İflas Kanunu'nun "İtirazın İptali" başlıklı 67. Maddesi uyarınca; "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." Görüleceği üzere açık kanun hükmü uyarınca itirazın iptali davası açma süresi itirazın alacaklı tarafa tebliğinden itibaren başlar. İşbu davaya konu itiraz davacı yana tebliğ edilmemiş olup dava açma süresi de başlamamıştır. Sayılan bu nedenlerle dava süresinde açılmıştır. Davaya konu sözleşme davacı Meslek Birliği ve davalı taraf arasında imzalanmış olup, Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesi uyarınca, vadenin belirlenmiş olduğu durumlarda borçlu, sürenin dolmasıyla kendiliğinden temerrüde düşer. Bu durumda, ayrıca ihtar şartı aranmaz. Dolayısıyla, borcun vadesinde ödenmemesi halinde faiz talep etme hakkı doğar. Nitekim Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da, vadesi belli borçlarda ihtara gerek olmaksızın alacaklının temerrüt faizi talep edebileceği kabul edilmektedir.Davalı yan her ne kadar sözleşme sonrasında pandeminin girmesi sebebi ile müzik yayını yapması hem fiilen hem de hukuken imkânsız hâle geldiğini , sonrasında da işletmenin kapandığını, Kusursuz ve objektif imkansızlık hali, TBK md. 136'ya göre borcu sona erdiren sebepler arasında yer alan ifa engellerinden biri olduğunu ,sözleşmenin amacın gerçekleşmesi veya ortadan kalkması da hukuken TBK md. 136 kapsamında yer aldığı eğer sözleşmenin amacı, sözleşme süresi boyunca tarafların yararlanacağı bir edime bağlıysa ve bu edimin ifası imkansız hale gelirse, sözleşmenin amacının ortadan kalkmış olacağı için buna bağlı olarak borçlunun borcunun da sona ereceğini beyan etmiş ise de;Taraflar arasında yapılan sözleşme ile davalı tarafın sözleşme devam ettiği sürece davacıya ait repertuvarı kullanma hakkına sahip olduğu, davalı yanın söz konusu müzik eserlerini kullanıp kullanmamasının davacı sözleşme kapsamında ödemesi gereken alacağı ortadan kaldırmayacağı, Sözleşme 5.2 de Fesih iradesi sözleşme hitamı tarihinden en geç bir ay öncesine kadar ulaşacak şekilde noter vasıtası ile yazılı olarak karşı tarafa bildirilmediği takdirde, sözleşmenin yenilerek devam edeceği bilgisinin yer aldığı , Dosya muhteviyatında davalı tarafın yazılı bir fesihnamesinin yer almadığı dolayısı ile icra takibinin yapıldığı tarih itibari ile sözleşmenin geçerli olduğu, davalı yanın ödeme yükümlülüğünün mevcut olduğu değerlendirilmiştir.Davalı taraf her ne kadar cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında pandemi kapsamında alınan önlemler doğrultusunda müzik yayını yapılmasının imkansız olduğunu ve sonradan işletmenin kapandığını beyan etmiş ise de, davalının davacı tarafa yaptığı herhangi bir fesih bildirimi veya başka herhangi bir sözlü veya yazılı bir bildirim mevcut değildir. Taraflar arasında imzalanan Sözleşme'nin "Sözleşmenin Süresi ve Feshi" başlıklı 5. Maddesinde feshin nasıl yapılacağı hususu açıktır. "Sözleşmenin Süresi ve Feshi" başlıklı 5. Maddesinin 5.2 maddesinde:"5.2. Taraflardan her biri süre sonunda sözleşmeyi tek taraflı feshedebilir. Ancak fesih iradesi sözleşmenin hitamı tarihinden en geç bir ay öncesine kadar ulaşacak biçimde yazılı olarak karşı taraf(lar)a bildirilmediği takdirde, sözleşme aynı şartlarla yıldan yıla yenilenerek devam eder."Denilerek sözleşmenin feshi için sözleşmenin bitim süresinden en geç 1 ay önce yazılı bildirimle karşı tarafa bildirilmesi gerektiği anlaşma altına alınmıştır. Davalı tarafın böyle bir fesih bildirimi dosya kapsamında mevcut değildir. Buna göre sözleşmenin devamı ile borçlunun ödemediği borçlar sebebiyle davacının alacakları muaccel olmuştur.Borçlar Kanunun "İfa imkânsızlığı" başlıklı 136. Maddesinin 3. Fıkrası: "Borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür. "Borçlu taraf borcun ifasının imkânsız hale geldiği düşüncesinde ise bu imkânsızlığı gecikmeksizin alacaklıya - bildirmez ve gerekli önlemleri almazsa, bildirim yükümlülüğüne uymama ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almadığı için ortaya çıkan zararları gidermekten sorumludur. Davalının ifa imkânsızlığına ilişkin davacıya yapılan bir bildirim söz konusu değildir. Mücbir sebep için borcun ifasının borçlu açısından imkânsız hale gelmiş olması gerekmektedir. Borcun ifası somut olayda imkânsız hale gelmemiştir. Davalı taraf borcun imkânsız hale geldiği düşüncesinde ise sözleşmenin hitamı tarihinden en geç 1 ay önce fesih bildiriminde bulunması gerekmekte olup somut olayda böyle bir fesih bildirimi yapıldığına dair bir delil sunulmamıştır.Ve yine sözleşmenin 3.6 maddesinde mekan ile ilgili bir değişikliğin olması durumunda yazılı olarak bildirilmesi gerektiği de açıkça yazılı olup, davalı yanın mekanında olan müzik yayınının devam edememesi hususuna bağlı mekanda husule gelen değişikliği ve yine işletmenin kapandığı hususunu sözleşmenin 3.6 maddesine göre usulüne uygun bildirmediği gibi, belirtili sebeplere bağlı olarak fesih işlemi de yapmadığı, sözleşmenin de yenilenerek devam ettiği, yukarıda da anlatılan sebepler, sözleşmenin açık maddeleri nazara alınarak davalı yanın itirazları yerinde bulunmamıştır.Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporu ile dava konusu alacağın mevcudiyeti ve miktarı yönünden hesaplama yerinde olup, isabetsizlik bulunmadığı, sözleşmeye uygun olarak icra takibindeki alacak kalemleri yönünden hesaplamaların yapıldığı, hesaplanan miktarın icra takibindeki miktardan da yüksek olduğu görülmekle açılan davanın kabulü ile; ... 35. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe, davalı tarafça yapılan hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptaline takiben aynen devamına, alacağın likit ve belirli olması, itirazın haksız olması hasebiyle asıl alacak miktarı olan 32.756,88 TL'nin %20 si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.HÜKÜM:1-Açılan davanın kabulü ile;-... 35. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe, davalı tarafça yapılan hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptaline takiben aynen devamına, asıl alacak miktarı olan 32.756,88 TL'nin %20 si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,2-Alınması gereken 3.288,95 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 822,24 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 2.466,71 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,3-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 48.147,53 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,4-Davacı tarafça yapılan başvurma harcı, peşin harç, posta ve bilirkişi masraflarından oluşan toplam 11.632,64 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,5-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine, Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. █████/2026Katip ¸e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır