Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararına davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine verilen karar.
Özet: Banka, ödenmeyen genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç nedeniyle borçlu şirket ve müteselsil kefil aleyhine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesi, taraflar arasındaki kefaletin geçerli olduğuna, kredi alacağının ipotek ile teminat altına alınmadığına ve borçluların temerrüde düştüğüne hükmederek davanın kısmen kabulü ile davalıların belirli tutarlar üzerindeki itirazlarının iptaline, takibin asıl alacak ve temerrüt faizi üzerinden devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar vermiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2022
NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı şirket arasında kredi ve teminat sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşmeye müteselsil kefil sıfatı ile ...'in kefil olduğunu, ancak kredilerin geri ödemesinin yapılmadığını, borcun ödenmemesi üzerine ihtarname ile kat edildiğini, bunun üzerine İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyası ile takibe girişildiğini, davalıların ise █████/2020 tarihli dilekçesi ile ilgili borcun borçlusu olmadığını ileri sürerek itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu iddia ederek, davalıların itirazlarının iptali ile takibin takip talebinde yer alan şartlarla aynen devamına ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili savunmasında özetle;müvekkillerinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, teminat sözleşmesi gereğince davacı lehine şirket ortağının gayrimenkulüne ipotek konulduğunu, söz konusu ipotek müvekkillerinin tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi ile fek edildiğini, bu durum tapudan celp edilecek olan evraklardan da açıkça anlaşılacağını, davacı yanın varolmayan bir alacak ile ilgili %20 icra inkar tazminatı ve faiz talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı yanın ileri sürdüğü iddiaların hiçbirinin gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddi ile %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı banka ile davalı kredi lehtarı .... A.Ş. arasında 8.000.000,00-TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalı ...'in de 8.000.000,00-TL limitle sınırlı olarak müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı hususlarında taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır.Davalı yan; kredi sözleşmesi kapsamında davalı şirketin ortağı tarafından davacı bankaya ipotek rehni verildiğini, bankanın alacağının ipotek ile teminat altına alındığını, davalı ... adına geçerli bir kefillilik sözleşmesi bulunmadığını, dosyaya davacı tarafından sunulan sözleşmenin her sayfasının davalı kefil tarafından imzalanmadığını, kefalet sözleşmesinin davalının el yazısı ile yazılmadığından geçerli olmadığını savunmuştur.Dosya kapsamında taraflarca sunulan delillerin ve kredi sözleşmesinin incelenmesinde, kredi borcunun ipotek ile teminat altına alındığına dair bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı anlaşılmıştır.Öte yandan, kredi sözleşmesinde kefalet limiti, kefil olunan tutarı, tarihi ve kefaletin cinsi davalı kefilin el yazısı ile doldurularak imzalandığı, davalı kefilin kredi lehdarı olan şirketin ortağı olması nedeniyle eş rızasına gerek bulunmadığı, kefaletin geçerli olduğu anlaşımaktadır.Davalılar tarafından icra takibine itiraz edilmiş ise de; Gebze ... Noterliğinden 09.12.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kredi hesaplarının kesilerek borcun ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarnamenin davalı borçluya 11.12.2019 tarihinde tebliğ edildiği, Kefil ...'e tebliğ edilemeden iade olduğu, bu nedenle takip tarihi olan 18.02.2019 tarihinde temerrüde düşeceği, ödeme için 24 saat süre verilmiş olmakla davalı kredi asıl borçlusunun 12.12.2019 günü temerrüde düştüğü, mahkememizce hükme elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi ek ve kök raporlarına göre de; davanın kısmen kabulü ile; İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün... Sayılı dosyasında, davalı .... A.Ş.nin itirazının 596.909,96 TL üzerinden iptali ile takibin 549.497,18 TL olan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %39,68 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV uygulanmak suretiyle devamına, davalı ...’in itirazının 587.921,33 TL üzerinden iptali ile takibin 549.497,18 TL olan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %39,68 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takibe konu ve likit olan asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün... Sayılı dosyasında; davalı .... A.Ş.'nin itirazının 596.909,96 TL üzerinden iptali ile takibin 549.497,18 TL olan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %39,68 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV uygulanmak suretiyle devamına, davalı ...’in itirazının 587.921,33 TL üzerinden iptali ile takibin 549.497,18 TL olan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %39,68 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takibe konu asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkili bankanın ... Şubesinde kredi borçlusu davalı şirket ve müteselsil kefil ... ile kredi teminat sözleşmesinin 10.02.2015 tarihinde imzalandığını ancak kredilerin geri ödemesinin yapılmadığını, hesabın kat edildiğini, sonuç alınmaması üzerine alacağın tahsili amacı ile icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini ve itirazın iptali davasının açıldığını, mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunda alacakların eksik ve hatalı değerlendirildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, kök ve ek rapora karşı süresinde itirazda bulunduklarını, genel kredi ve teminat sözleşmesi kapsamında uygulanacak temerrüt faiz oranı tespit edilerek hüküm kurulması gerekirken aksi yöndeki kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, genel kredi ve teminat sözleşmesinin 13.2/b maddesinde; bankanın defter ve kayıtlarının HMK 193.maddesi gereğince münhasıran delil olacağının düzenlendiğini, asıl alacağa uygulanacak temerrüt faizinin kat tarihi olan 06.12.2019 tarihinden itibaren kesintiye uğratılmadan hesaplanması gerektiğini, sözleşmenin 11.maddesinde; taksitlerden herhangi birinin vadesinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi veya hiç ödenmemesi halinde bakiye alacağın tamamının ihtara gerek olmaksızın muaccel olacağı ve tutarın derhal ödeneceği ve temerrüt faizi işletileceğinin hüküm altına alındığını, sözleşme hükümlerine göre davalı şirketin ödenmeyen takip konusu kredi borcunun kat tarihi itibari ile muaccel hale geldiğinin kabulünün gerektiğini, bilirkişi tarafından her ne kadar kefilin takip tarihi itibariyle temerrüte düştüğü belirtilmiş ise de kat ihtarnamesinde tebliğ tarihinden takip eden gün sonu itibariyle alacağın muaccel hale geldiğinin kabulü gerekeceğini, ihtarname ve icra takibinde belirtilen kefil adresinin aynı olduğunu, davalı tarafa hükmedilen vekalet ücretinin yanlış olarak hesaplandığını iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesi gereğince banka alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, genel kredi sözleşmesinin varlığı ve kat ihtarı hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, mahkemenin hükme esas aldığı raporun hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı, faizin kat ihtar tarihinden başlatılıp başlatılmayacağı, sözleşmede yer alan hükümler bazında davalı borçluların temerrütünün hangi tarih itibariyle oluşacağı, sözleşmedeki delil sözleşmesi hükmünün iş bu yargılamada değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, davalı lehine verilen vekalet ücretinin usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı şirket ile davacı bankanın ... Şubesi arasında 10.02.2015 tarihinde 8.000.000,00 TL tutarında genel kredi ve teminat sözleşmesinin imzalandığı, davalı gerçek kişinin sözleşmede müteselsil kefil olarak yer aldığı, kefalet sözleşme tarihinin 10.02.2015 olduğu, davalı gerçek kişinin davalı borçlu şirketin temsilcisi olarak yer aldığı, sözleşmenin 11.maddesinde (temerrrüt) başlığı ile; "..hallerinden herhangi birinin geçekleşmesi durumunda, Banka'nın noter aracılığı ile veya iadeli taahhütlü mektupla veya telgrafla ya da güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapacağı bildirim ile, açtığı veya açacağı hesap veya hesapların veya kredilerin bir kısmını veya tamamını keserek, gayrinakit kredilerin ise depo edilmesini talep ederek müşterinin borçlarını muaccel hale getirebileceğini ve başkaca bir merasime gerek olmaksızın temerrüde düşmüş olacaklarını, kredilerin tamamı veya bir kısmı için kanuni takibe geçmeye yetkili olduğunu, hesap kesimini bildiren bu belgelerin İİK'nun 68/b maddesinde belirtilen hesap özetleri niteliğinde olduğunu kabul ve beyan ederler....Müşteri temerrüt halinde, belli vadeli borçlarda bu vade tarihinden, hesap kapatma (hesap kesme, kat etme) ihbarı ie muaccel hale gelen hesaplarda hesap kapatma tarihinden, bu sözleşmedeki özel hükümler gereği ihbarsız (kendiliğinden) muaccel hale gelen borçlarda ise bu borcun kendiliğinden muaccel hale geldiği Tarihten itibaren, bunları Bankaya bu sözleşme koşullarında tamamen geri ödeyeceği tarihlere kadar geçecek günler için, kullanmış olduğu tüm kredilere Bankaca uygulanan kredi faiz oranlarından muacceliyet tarihi itibariyle en yüksek olan kredi faiz oranına, bu oranın %50 ilavesi ile bulunacak oranda temerrür faizi tatbik edileceğini ve bu temerrüt faizi ile fon ve gider vergisinin ayrıca bir ihtara hacet kalmaksızın ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder...” ifadelerine yer verildiği, sözleşmenin 13.2.maddesinde; yasal ikametgahlar ve deliller başlığı ile; "... Bu sözleşmenin tüm tarafları bu sözleşme ve uygulanması ile ilgili olarak aralarında çıkabilecek her türlü uyuşmazlıkların çözümlenmesinde, Bankanın defter, kayıt ve belgeleri ile Müşteri ve teminat verenleri tarafından bankaya gönderilecek yazlı veya faks talimatlarının ve Müşteri tarafından verilen sözlü talimatlar için Bankacı yapılacak ses kayıtlarının HMK, 'nun 193. maddesi gereği münhasır delil olacağını, herhangi bir hususun ispatı için birbirlerine yemin teklif etmeyeceklerini....” düzenlendiği, davacı banka tarafından Gebze... Noterliğinde düzenlenen 06.12.2019 tarihli kat ihtarnamesi ile bankanın ... Şubesi ile şirket arasında diğerlerinin müşterek ve müteselsil kefaleti ile genel kredi ve teminat sözleşmesine istinaden açılmış bulunan işletme sabit hesabın 06.12.2019 tarihi itibariyle kat edildiği, 30.09.2019 tarihli dönemde gönderilen hesap özetinin o tarihten bugüne kadar tahakkuk eden faiz ve ferileri ile borç tutarının 2.010.540,03 TL olduğu, ayrıca diğer hesaptaki borç tutarının 229.166,64 TL olduğu vb hususlara yer verilerek üç ayrı hesap nedeniyle oluşan bedelin 24 saat içerisinde ferileri ile birlikte ödenmesi talebinde bulunulduğu, ödemenin gerçekleştirilmemesi üzerine davacı banka tarafından İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ D.İş sayılı dosyasında talep edilen ve 21.09.2020 tarihli ihtiyati haciz kararı ile kabul edilen toplam 597.179,86 TL tutarındaki ihtiyati haciz kararına konu alacağın tahsili amacı ile davalılar hakkında 26.02.2020 tarihinde 549.767,08 TL asıl alacak, muacceliyetten takip tarihine kadar yıllık %39,68 TL temerrüt faizi, 2.189,84 TL faizin %5 gider vergisi ile 1.425,77 TL masraf olmak üzere toplam 597.179,86 TL alacağın takip tarihinden ödeninceye kadar yıllık %39,68 TL temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi ile tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla ödenmesinin talep edildiği ve takip talebinde takip öncesinde yapılan 1.700.000,20 TL tahsilatın takipten önce borçtan düşüldüğü hususuna yer verildiği, davalılar tarafından icra takibine karşı itiraz edildiği, davacının ise İİK 67.maddesi gereğince iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini ibraz etmesi ile birlikte ilgili deliller dosyaya celp edilerek bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 10.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda; alacaklı... Şubesi ile ..., A.Ş. arasında 10.02.2015 tarihli, 8.000,000,00 TL limitli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi imzalandığı, ...'in bu sözleşmeyi 8.000.000,00 TL limitle müteselsil kefil alarak imzaladığı, kredi sözleşmesinde kefalet limiti, kefil olunan tutarı, tarihi ve kefaletin cinsinin kefillerin el yazısı ile doldurularak imzalandığı, alacaklı bankanın bu kredi sözleşmelerine istinaden kredi borçlusuna işletme ve spot kredi açarak kullandırdığı, verilen bu krediler nedeniyle 06.12.2019 hesap kat tarihi itibariyle alacak tutarlarının; işletme sabit hesabında; 226.... İşletme-Sabit hesabından 2.010.540,03 TL, 226... İşletme -Sabit hesabından 229.166,64 TL, 229... Spot 9.290,71 TL toplam 2.249.497,38 TL olduğu, bankanın icra takibine konu ettiği işletme kredisi ve spot kredi hesabından kullandırdığı nakit krediler için uyguladığı faiz oranının % 26,45 olduğu, bunun %50 fazlasının % 39,68 olduğu, bankanın takipte % 39,68 oranında faiz istediği için aşkın faiz oranından talepte bulunmadığı, Gebze ... Noterliğinden 09.12.2019 tarih ve ... yevmiye numarası ile gönderilen hesap katı ile borcun ödenme ihtarının; kredi borçlusu ..., A.Ş.'ne 11.12.2019 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, ödeme için 24 saat verilmiş olmakla kredi borçlusu .... A.Ş.'nin ödeme süresinin dolacağı 12.12.2019 günü mesai bitim saatinde temerrüde düşeceği, kefil ...'e tebliğ edilemeden iade olduğu, bu nedenle takip tarihi olan 18.02.2019 tarihinde temerrüde düşeceği, takip tarihi olan 18.02.2019 tarihi itibariyle alacak tutarının; kredi borçlusu ..., AŞ yönünden; asıl alacağın takip tarihi itibariyle 549.497,18 TL, işlemiş toplam faizin 43.797,17 TL, %5 gider vergisinin 2.189,84 TL, ihtar giderinin 1.425,77 TL toplam 596.909,96 TL olduğu, müteselsil kefil ...'in takip tarihi itibariyle sorumlu olduğu miktarın 549.497,18 TL asıl alacak, 35.227,99 TL işlemiş akdi faiz, 1.761,39 TL %5 gider vergisi ile 1.425,77 TL ihtar gideri olmak üzere 587.912,33 TL olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; rakamın nasıl bulunduğunun bilirkişi raporunda açıklayıcı bir bilginin olmadığını, kat tarihi ile temerrüt tarihi arasında yapılan ödemenin ana paradan düşürüldüğünü, raporun hatalı olduğunu, borçlu ve kefil yönünden tespit edilen temerrüt tarihlerinin hatalı olduğunu, borçlunun kat ihtarnamesini gönderilmesi akabinde temerrüte düştüğünü, kefilin aynı zamanda şirket yetkilisi olduğunu, tebligattan haberdar olduğunu, temerrüt tarihini kabul etmediklerini belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir. Davalılar vekili rapora karşı itiraz dilekçelerinde; müvekkillerinden ...'e kat ihtarnamesinin tebliğ edilmediğini bu nedenle temerrüt tarihinin takip tarihi olması gerektiğinin tespit edilmesine rağmen hatalı hesaplama yapıldığını, ana para olan miktara takip tarihine kadar faiz işletildiğini,müvekkili yönünden geçerli bir kefilliğin bulunmadığını, müvekkillerinin herhangi bir borcunun olmadığını belirterek, yeni bir bilirkişiden rapor alınmasını talep etmiştir. 29.04.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda sonuç olarak; yapılan incelemede ve hesaplamada maddi hata olmadığı, raporda değişiklik yapılmadığı belirtilmiştir. Tarafların beyan ve itirazları sonrasında mahkemece yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden bilirkişi raporundaki tespite göre davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı ile davalılar arasındaki gerçekleştirilen genel kredi sözleşmesi ve teminat sözleşme hükümleri ile tüm bilgi ve belgeler değerlendirilmiştir. Davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; davalı kefil yönünden temerrütün davalı şirkete yapılan tebliğ tarihi itibari ile sözleşme hükümleri de göz önünde bulundurulduğunda gerçekleşmiş olacağı iddiasında bulunulmuştur. Davalı kefile kat ihtarnamesi tebliğ edilememiştir. Taraflar arasındaki imzalanan genel kredi sözleşmesinin 11.maddesi kapsamında temerrüt oluştuğu iddias istinaf nedenleri arasında gösterilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme 10.02.2015 tarihlidir. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 26. Maddesinde sözleşme özgürlüğü, TBK'nın 27.maddesinde ise; kesin hükümsüzlük düzenlenmiştir. TBK 27.maddesinde; "Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur." düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı yasanın 117.maddesinde ise; borçlunun temerrütü düzenlenmiştir. TBK 117.maddede; "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." ifadelerine yer verilmiştir. TTK 7.maddesinde ise; teselsül karinesi başlığı ile; "İki veya daha fazla kişi, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla, diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olurlar. Ancak, kefil ve kefillere, taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez." düzenlemesi mevcuttur. Davacı vekilince sözleşmenin 11.maddesinde yer alan temerrütle ilgili hükümlerin iş bu davada uygulanamayacaktır. TTK'nın 7.maddesi gereğince kefile ihbar yapılmadan temerrüt faizi yürütülemeyecektir. Borcun muaccel olması borçlunun temerrüdü anlamına gelmeyecektir. Bu sebeplerle de davalı vekilinin kefilin sorumluluğuna dair kısmen reddi dair yapmış olduğu istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Kaldı ki temerrüt başlıklı 11.maddede; bankanın noter aracılığı veya iadeli taahhütlü mektupla veya telgrafla ya da güvenli elektronik imza kullanılarak yapacağı bildirim ile açtığı veya açacağı hesap veya hesapların, kredilerin bir kısımını veya tamamını.... muaccel hale getirebileceğine ve başkaca bir merasime gerek olmaksızın temerrüte düşmüş olacaklarına yer verilmiştir. Davacı vekili tarafından istinaf dilekçesinin üçüncü sayfasında sözleşmenin 11.maddesinde yer alan "TEMERRÜT" başlıklı 11. maddesinde, "..taksitlerden herhangi birinin vadesinde ödenmemesi veya vadesinde eksik ödenmesi veya hiç ödenmemesi halinde, ayrıca herhangi bir ihbar ya da ihtara gerek kalmaksızın bakiye alacağın tamamının muaccel olacağını ve bu tutarı derhal ödeyeceklerini, ödemedikleri takdirde söz konusu tutara, bu maddeye göre temerrüt faizi işletileceğini..." hüküm altına alındığı belirtilmiş ise de dosya kapsamında yer alan sözleşme örneklerinde sözleşmenin 11.maddesine ulaşılamamıştır. bilirkişi raporunda yer verilen 11.madde kapsamında ise istinaf konusu yapılan ifadelerin yer almadığı görülmüştür. Davacı tarafça davalılara verilen vekalet ücretinin yanlış olarak hesap edildiği iddia edilerek istinaf konusu yapılmıştır. Mahkeme tarafından, davalılar yararına 5.100,00 TL maktu vekalet ücreti takdir edilmiştir. Hüküm tarihi 02.06.2022'dir. Dava değeri 597.179,86 TL'dir. Mahkemece 596.909,96 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Reddedilen kısım 269,90 TL'dir davalılardan ... yönünden dava 587.921,33 TL üzerinden kabul edilmiştir. Reddedilen miktar ise 9.258,53 TL'dir. Davanın kabul ve reddedilen miktarları , her iki davalı yönünden ayrı ayrı değil tek vekalet ücreti verilmiş olması ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13.maddesine göre verilen vekalet ücreti, davacı aleyhine olmadığından davacı vekilinin aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 16.04.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!