İstinaf Mahkemesince İncelenen, Şirket Müdürünün Azli ve Tazminat Talepli Davada Mirasçıların Yönetimden Dışlanması ve Fahiş Maaş İddiaları.
Özet: Müteveffa ortağın mirasçıları olan davacılar, şirketin diğer %50 ortağı ve müdürü olan davalının kendilerini yönetimden uzaklaştırdığını, bilgi ve kar payı haklarını kasıtlı olarak engellediğini, genel kurul onayı olmaksızın şirketin gelirlerinin büyük bir kısmını yüksek maaş ve avans adı altında kendine aktararak şirketi zarara uğrattığını, bu kötü niyetli davranışlarla hisselerini düşük bedelle devretmeye zorladığını ileri sürerek, müdürün görevden alınmasını, haksız alınan ücretlerin iadesini ve tazminat talebinde bulunmuşlardır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████
KARAR NO: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2022
NUMARASI:████████ Esas -████████ Karar
DAVANIN KONUSU:Şirket müdürünün azli, tazminat
Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...nin █████/1999 yılında kurulduğunu, şirketin % 50 hissedarı olan ...'ın 16.02.2016 tarihinde vefat ettiğini, ...'ın eşi ve çocuğu olan davacıların şirketin genel kurulun toplantıya çağırılması, bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılması, şirket yönetimde aktif olarak yer alma talebini ilettiğini, ve kar payı dağıtım talebini içeren █████/2017 tarihli ihtarnameyi davalı tarafa çıkardıklarını, dava dışı şirket cevabı ihtarnamesinde █████/2017 tarih ve 9405 sayılı TTSG de Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan genel kurul toplantısına mirasçılık belgesi gereği %50 sermaye tutarı olan 25.000,00 TL den 18.750,00 TL sinin ... 6.250,00 TL sinin ise ... adına pay defterine kaydedildiğini bildirdiğini, şirketin faaliyetleri, gelir gider hesapları, ayrıntılı mizan bilanço ve kar zarar defteri örnekleri gibi bilgi ve belgeleri talep ettiklerini, dağıtılmayan kar paylarının dağıtılmasını, müteveffa ...'ın sağlığında olduğu gibi mirasçıların şirkette aktif olarak görev almalarının istendiğini, ayrıca şirketin çalışanları, önemli kontratlar ,iş ve faaliyet hakkında bilgi ve belgelerin kendilerine verilmesini talep ettiğini, davacının ısrarlı taleplerine rağmen genel kurulun toplanmadığını, şirket yönetimine dahil edilmeyen ve şirkette aktif olarak görev almalarına izin verilmeyen davacının 2018 mali yılına ilişkin genel kurul davetinin yapılmaması üzerine Beyoğlu ... Noterliğinin █████/2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesini keşide ederek taleplerini davalı tarafa ilettiklerini, davalının davacıdan bir tanesini şirkette müdür olarak görevlendirilmesine izin vermediğini, davacıların 2016 yılından beri şirkette bir gelir elde etmediklerini bu durumun kötü niyetli olarak kullanılması ve yönetime katılmalarına izin verilmemesi nedeniyle hisselerinin bedelsiz veya çok düşük bedelle davalıya devretmeye zorlandıklarını ve yabancı bir çok firmaya danışmanlık yaptığını, üniversitede dersler verdiğini, yabancı dili iyi olduğunu, hal böyle iken davacının şirkette aktif olarak görev almalarının engellenmesini, davalının müdürlük görevinin kötüye kullanarak şirketi tek başına idare etmeye çalıştığının açık göstergesi olduğunu, davalı ...'ın davacının şirkete verecek katkılarını engelleyerek gelirlerinin artmasına mani olduğunu ve şirketi zarara uğramakta olduğunu, TTK'nın 630/2 hükmüne göre her ortağın haklı sebepler ileri sürerek yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasını veya kısıtlanmasını isteyebileceğini, davalı ... 'ın 2016 yılı için aylık 3.000,00 Euro şirketten maaş aldığını, genel kurulun bu konuda bir kararının olmadığını, 2016 ve 2017 yıllarında ...'ın avans adı altında şirket gelirlerinin büyük bir kısmını kendisine aktarması nedeniyle ayrıca davalık olduğunu, █████/2019 tarihinde yapılan 2018 yılı genel kurul toplantısında, davalının 2018 yılı içinde toplam 177.045,65 TL ücret alarak şirketin gelirinin büyük bir kısmını kendisine mal ettiğini, bu kadar yüksek ücret almasını gerektirecek bir durumun olmadığını, davalının 2017 yılında toplam 30.611,67 TL ücret aldığını, keyfi olarak maaşına % 578 oranında zam yapmasının hakkaniyete özen ve bağlılık yükümlülüğüne açıkça aykırı olduğunu, █████/2020 tarihinde yapılan 2019 yılına ait genel kurul toplantısında bilanço tetkik edildiğini, davalının aldığı ücretin 210.625,14 TL olduğunu, bu tutarın şirket gelirlerinin 2/3 ünü oluşturduğunu, şirket genel kurulunda bu yönde bir kararın alınmadığını, bu kadar yüksek tutarda ücret almasını haklı kılacak bir sebebin olmadığını, davalının hiç çalışanı olmayan şirketin gelirlerinin 2018 yılında % 90 ının 2019 yılında ise 2/3 ünün maaş olarak yetki gaspıyla almasının hakkaniyete aykırı olduğunu, şirket genel kurulundan karar alınmamasına rağmen 18 yıldır şirketten avans olarak çekmiş olduğu tutarları müdür maaşı adı altında çekmeye devam ettiğini, müteveffa ölene kadar bu avans alma hakkından yararlanılmasına rağmen ölümden sonra davacının ödemelerini kestiğini, genel kurul da oyların eşitliği nedeniyle karar alınmadığını, şirket müdürlerine ödenecek ücretin hakkaniyet sınırları içerisinde belirleme yetkisinin de mahkememize ait olduğunu iddia ederek, tüm dava ve talep hakları saklı kalmak suretiyle davalıdan 2018 yılı için 40.000,00 TL 2019 yılı için 40.000,00 TL olmak üzere toplam 80.000,00 TL nin TTK 553 ve 555 maddesinin 1. maddesi gereğince davalıdan tahsil edilmesini, davalının dava dışı ...nin müdürlüğünden azlini ve ...ne kayyım atanmasını, tedbir talebinin kabulü ile davalının ... adın taşınmaz satış ve ipotek tesisi ile kambiyo senedi düzenleme yetkisinin tedbiren kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; işbu dava konusu iddia ve taleplerin İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasına konu iddia ve talepler ile aynı ve ilişkili olduğundan derdestlik ve bekletici mesele itirazında bulunduklarını, dava konusu ... ile mahkemenin ████████ esas sayılı dosyasında dava konusu ... Şirketinin faaliyetlerini davalının bir bütün olarak yürüttüğünü, hakkaniyetli bir değerlendirme için ücrete ilişkin her iki şirketin birlikte değerlendirilmesinin talep edildiğini, ...ne ortak ve müdür olduğu günden beri yaklaşık 21 yıldır aynı ücretin ödendiğini, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyası ve İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyasında ... Şirketi ve ... Şirketinin bir bütün olarak hesap ve kayıtları ile birlikte değerlendirilmek suretiyle rapor alındığını, raporlarda müdür ücreti sebebiyle veya başka bir sebeple şirketlerin herhangi bir zararının söz konusu olmadığını, şirketlerin düzenli kar kaydeden ve vergilerini ödeyen şirket olduğunu, ...ın şirketleri tek başına yönettiğini, şirketlerin karlılığını koruduğunu, davalının şirketten aldığı ücret ve avansların davacıların murisin ölümünden öncesinde de ödendiğini, bu ücretin ticari defter kayıtlarına göre şirketi zarara uğratmadığını, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2021 tarihli celsesinde ödenen ücretlerin fahiş olmadığını, zararın söz konusu olmadığını , asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verildiğini, 2015,2016 ve 2017 yıllarında da fahiş olmadığı tespit edilen ücretin 2018,2019 yılları içinde fahiş olmadığını, davalının eskiden 2 kişinin yaptığı işi tek başına yaptığını, davalının performansı ve şirket karlılıkları dikkate alındığında ücretlerin emsallerine uyumlu olduğunun göründüğünü, davacıların davalıların müdürlükten azlinin istemekte olduğunu, davacıların birinin şirketi temsile yetkili müdür olarak seçilmesinin müdürün görevi değil genel kurulun görevi olduğunu, bu seçimin yapılmamış olmasının müdürün görevini kötüye kullandığı anlamının çıkmayacağının, davacıların gönderdikleri mali müşavirler vasıtasıyla şirket kayıtlarının 3. kez incelendikleri 2018, 2019 ve 2020 yıllarında yapılan incelemelerde herhangi bir usulsüzlüğün tespit edilmediğini, şirketlerin dağıtılabilir karlarının olduğunu, davalının her genel kurulda kar dağıtımı istediğini ancak davacıların muvafakat etmediklerini, davacıların ekonomik şiddet iddialarının gerçek olmadığını, müdürün aldığı ücretlerin kayıtlarına aynen yansıtıldığını, avans adı altında ödeme alınmadığını, genel kurullarda bütün maddelerin gündeme alındığını, davacının herhangi bir ayrım yapmadığını, davanın derdestlik yönünden reddinin gerektiğini, tüm talepler yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacılar tarafından davalı şirket müdürünün davalı şirketten 2018-2019 faaliyet yıllarına ilişkin haksız şekilde yüksek ücret alarak şirketi zarara uğrattığı, davacılara şirkette söz hakkı vermediği, eşit işlem ilkesine aykırı davrandığı, kar payı dağıtmadığı, şirketi kötü yönettiği iddiasıyla açılan tazminat ile davalı şirket müdürünün azli ve şirkete kayyım atanması istemine ilişkin olup, davalı tarafça davalının aldığı ücretin yüksek olmadığı, şirketin bütün işlerinin davalı tarafından yapıldığı, iddiaların haksız olduğu savunulmuş olup, düzenlenen dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere, davalının TTK'nun 627 maddesine aykırı şekilde ortaklara eşit şartlar altında eşit işlem yapmadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyası ile davacıların bilgi edinme ve inceleme hakkının kullandırılması talebiyle mahkemeye başvurdukları, mahkemece davalı şirketçe bilgi edinme ve inceleme hakkının kullandırılmasına yönelik talebin yerine getirilmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddedildiği bu nedenle davalının davacılara yönelik eşit işlem ilkesine aykırı davrandığı ve bilgi edinme ve inceleme hakkının kullanılmasını engellediği yönünde bir ispat bulunmadığı, davalı şirketin diğer davalı şirket müdürü dışında başka bir çalışanı bulunmadığının davacı ve davalının kabulünde olduğu, davalı şirket müdürünün davalı şirketten aldığı müdürlük ücretinin şirketin faaliyet alanı, amacı, işlem hacmi, karlılık oranı ve cirosu ile dava konusu faaliyet dönemi olan 2018-2019 yıllarındaki ekonomik koşullar itibariyle ve davalı şirket müdürünün tek başına tüm şirket işlerini yerine getirmesi, şirketin iştigal konusuna bakıldığında ihracat ve ithalat işleri ile uğraşması, davalı şirketin başka çalışanı olmadan davalı şirket müdürünün şirketin tüm faaliyetlerini yürüterek, şirketi yüksek karlılık oranına sahip bir şirket yapması, şirketin mali olarak güçlü olması ve bunun süreklilik arz etmesi, ayrıca şirket müdürü ücretinin baştan beri aynı şekilde belirlenmesi hususu göz önüne alındığında şirket müdürünün ücretinin makul olduğu, yüksek ücret olmadığı, şirket müdürüne ödenen ücretten dolayı TTK 553 maddesi kapsamında davalı şirketin uğradığı zarar bulunmadığı, bu hususta davacılar tarafından 2016 faaliyet yıllarına ilişkin İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında açılan benzer davanın reddedildiği, bunun dışında ayrıca yukarıda izah edilen nedenlerle birlikte davalı şirket müdürünün özen ve bağlılık yükümlülüğü ile şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ihlal ettiği veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybettiğine dair hiçbir somut delil ve durum bulunmadığı, şirketin kar payı dağıtmaması hususunun davalının şirketi kötü yönettiği anlamına gelmeyeceği gibi bu husunun davalının azline veya şirkete kayyım atanmasına dair haklı bir dayanak oluşturmayacağı, kar payının dağıtılıp dağıtılmaması hususunun genel kurulun takdirinde olduğu bu nedenle davalı şirket yetkilisinin şirket müdürlüğünden azlini gerektirecek TTK 630/2,3 maddesi kapsamında haklı bir neden bulunmadığı gibi davalı şirkette organ boşluğunun ve yönetim zaafiyetinin bulunmaması nedenleriyle davalı şirkete kayyım atanmasını gerektiren bir neden bulunmadığı şüphesiz olduğundan davacılar tarafından davalı şirket ve şirket yöneticisine karşı açılan yüksek ücretten dolayı şirketin zarara uğratıldığından bahisle tazminat ve şirket müdürünün azli ile şirkete kayyım atanmasına yönelik davanın ispata elverişli delillerle ispatlanamaması nedeniyle reddine dair..." gerekçesiyle, davacılar tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkeme tarafından eksik ve hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak ek rapor veya yeni bir rapor alınmaksızın taleplerin reddedildiğini, dava dışı... Şirketinin %50 hissesinin davacıların miras bırakanı müteveffa ...'a ait iken davacılara intikal ettiğini, davalının ise %50 hissedar olduğunu, murisin 16.02.2016 tarihinde vefat ettiğini, murisin sağlığında şirketin davalı tarafından temsil ve ilzam edildiğini, vefat tarihinden bu yana ise davalının tek başına şirketi idare ettiğini, müvekkiller ile davalının aynı zamanda aynı ortaklık yapısı ile ...Şirketininde ortağı olduklarını, şirketten çekilen meblağlar içinde yine İstanbul 20 ATM'nin ████████ Esas sayılı dosyasında açılan davanın aynı gerekçelerle açılmış olduğunu, murisin vefatı sonrasında şirket müdürü davalıya defalarca şirketin genel kurul toplantısına çağrılması, şirketin gelir gider hesapları ayrıntılı mizan, karar ve bilanço örnekleri gibi bilgi ve belgelerin davacılara verilmesi, dağıtılmayan kar paylarının dağıtılması, murisin hayatta olduğu şekilde davacılardan birisinin şirkette aktif olarak görev alması, müdür seçilmesi, davalının genel kurul kararı olmadan keyfi olarak kendisinin ayda 3.000,00 EURO maaş aldığından bahisle şirketin tüm gelirlerini avans olarak kendisine mal etmesinin sona erdirilmesi ve aldığı avansların şirkete iade etmesinin istenildiğini, müteveffanın sağlığında muris ile davalının birlikte münferit imzaları ile şirketi temsil ve ilzam ettiklerini, vefat tarihinden bu yana davalının şirketi tek başına müdür olarak temsil ettiğini, görevinin 18.01.2022 tarihine kadar devam ettiğini, dava devam ederken yetkilerinin sona erdiğini, şirket müdürünün seçilemediğini ve şirketin organsız kaldığını, buna dair 09.05.2022 tarihli genel kurul toplantı tutanağının ekli olduğunu, dava dışı şirketin sigortalı çalışanı olmadığını, faaliyet alanının yabancı kumaş ve iplik firmalarının mümessilliğini yapmak olduğunu, aldığı komisyon ücreti ile faaliyetlerini sürdürdüğünü, mahkeme tarafından şirketin organsız kalmasına rağmen hatalı olarak değerlendirildiğini, şirket müdürünün yetkilerinin 18.01.2020 tarihinde dolduğunu, yeni müdür seçilemediğini, bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, yeniden rapor ve ek rapor alınmasının talep edildiğini, mahkeme tarafından denetime elverişli olmayan eksik ve hatalı değerlendirmelere rağmen yeni rapor alınmasına ilişkin taleplerinin reddedildiğini, dahili davalı şirketteki görevi sona eren davalının görev süresi bitmeden şirketin ticaret yaptığı firmaların şirket ortaklarının onayı olmaksızın ... AŞ'ye geçirmesi hususunda hiçbir değerlendirme yapılmadığını, şirketin mal varlıklarına tedbir konulması talebinin mahkeme tarafından reddedildiğini, davalı şirketin ticaret yaptığı tüm firmaların tarafların ortağı olduğu diğer bir firmaya geçirilerek dahili davalı şirketin tüm kazançlarının durmasına neden olunduğunu, mahkeme tarafından davalının ortaklarca alınan hiçbir genel kurul kararı olmamasına, ana sözleşme ve bu yönde herhangi bir düzenleme olmamasına rağmen şirketten çekilen meblağlara ilişkin itirazların incelenmediğini, şirket müdürüne ödenen ücretlerin çok fahiş olmadığı yönünde kanaat getirildiğini, davalının haksız ve hukuka aykırı olarak genel kurul kararı olmaksızın şirketten para çektiğini, hangi genel kurul kararına dayanarak şirketten çekmekte olduğu paranın açıklanması gerektiğini, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, genel kurul kararı olmaksızın şirketten çekilen meblağların yetki gaspı olup olmadığı konusunun değerlendirilmediğini, genel kurulda müdürlere ödenecek ücret hususunda bir karar alınmamasına rağmen 18 yıl boyunca şirketten avans olarak çekmiş oldukları meblağların müdür maaşı adı altında çekmeye devam ettiğini, davalının asıl amacının müvekkillerinin şirketten gelir elde etmemesini sağlayarak maddi çıkmaza sokmak olduğunu, davacıya ödenen ücret konusunda genel kurulda ibra sağlanamadığı için kar payı dağıtımınında yapılamadığını, şirketin sermayesinin 50.000,00 TL olduğunu, davalının diğer tarafı tamamen dışlayarak hiç çalışanı olmayan küçük bir şirketin neredeyse tüm gelirlerini 2018 - 2019 yılı içinde ücret adı altında el koymasının hakkaniyete eşit işlem yapma borcuna aykırılık teşkil ettiğini, müdürlük maaşının mahkeme tarafından tespiti talebine rağmen ücret tespiti yapılmadığını, müteveffanın vefatından önce aylık 1.133,33 EURO (3.625,00 TL) iş avansı almakta olan davalının müteveffanın vefatından sonra 2016 yılında aylık 2.487,16 EURO (8.344,40 TL) olarak çekmeye başladığını, bu tutarın müvekkillerinin şirketten paralar hakkında gönderilen ihtarnameler sonrasında aniden değiştiğini, yıllar içinde iş avansı olarak alınan bedelin yönetici ücreti olarak kayıt edilmeye başladığını, 2017 yılı için de aylık 500,00 EURO yıllık 30.611,67 TL olduğunun gözlemlendiğini, genel kurulda alınan bir kararın bulunmadığını, 2017 yılından 2018 yılına geçerken %578 oranında keyfi olarak zam yapıldığını, aylık 14.753,81 TL ücret aldığını, 2017 yılında ise aylık 2.550,97 TL ücret aldığını, davalının kendi belirlediği ve istediği miktarları şirketten çekmeye devam ettiğini, ücretlerin fahiş olmadığı yönündeki bilirkişi raporundaki beyanın şirket hacmine ve gerçeklere uygun olmadığını, TTK 601.maddeye aykırı olduğunu, 2018 ve 2019 mali yıllarına ilişkin olağan genel kurullarda davalıya yüksek ücret ödenmesinin kabul edilmediğini, şirketin çalışanı olmadığını, mahkeme tarafından davalının şirketten haksız ve hukuka aykırı olarak çekmiş olduğu ücretlerin mali tablolara yansıma şeklini hiç değerlendirmediğini, davalının hangi ortaklar kurulu kararına dayanarak kendi maaşını zaman zaman değişen miktarlarda EURO olarak belirlediğinin anlaşılamadığını, mahkeme tarafından kar payı dağıtılmasının genel kurlun devredilmez yetkileri arasında olduğundan bahisle müdürün azli için haklı neden teşkil etmeyeceği yönündeki tespitin hatalı ve eksik olduğunu, davalının müvekkillerinin şirkette aktif olarak görev almasını engelleyerek müdürlük yetkisini ve oy kullanma hakkını kötüye kullandığını, davalının genel kurul kararı olmaksızın çekilen meblağların şirkete iade etmesi gerektiğini, ayrıca tedbir taleplerinin kabulü gerektiğini, şirketin 18.01.2022 tarihinden itibaren organsız kaldığını, organ boşluğu ve yeni bir müdür seçim yapılamaması nedeniyle hesaplardaki paranın yönetimi ve akıbeti hakkında bilgi alınamadığını, şirkete kayyım atanması taleplerinin de ayrıca reddedildiğini belirterek, şirketin organsız kalması nedeniyle kayyım atanmasını ve mal varlıklarına tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 630/2 maddesi uyarınca şirket müdürünün yönetim yetkilerinin kaldırılması ve şirkete kayyım atanması, TTK'nın 644/1-a maddesi yollaması ile TTK'nın 553 vd. maddeleri gereğince limited şirket yöneticisinin şirkete vermiş olduğu zararın tazmini istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamından; davacıların murisi ... ile davalının dava dışı ...nin %50'şer ortağı ve münferiden yetkili müdürleri iken murisin 16.02.2016 tarihinde vefat ettiği, davacıların mirasçı olarak kaldığı, davacılar tarafından... Şirketine 28.03.2017 tarihinde ihtarname gönderdiği söz konusu ihtarnamede; murisin vefatı ile şirketteki payların mirasçılara intikal etmesi sebebi ile yeni pay oranlarının pay defterine işlenmesi ve ticari sicile tescil için genel kurulun toplantıya çağrılması, bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılması ve kar payı dağıtımının gerçekleştirilmesinin talep edildiği, şirket tarafından 13.04.2017 tarihli cevabı ihtarname ile ithamların kabul edilmediği, veraseten hisse dağılımının karara bağlanması ve daha önceden vekillerle görüşüldüğü, mirasçıların kararlarının şirkete bildirildiği ve gereğinin yapılacağı, vefattan sonra mirasçılarla birçok defa bir araya gelindiği ve şirket hesapları ve faaliyetleri hakkında bilgi verildiği, mirasçıların bu bilgilere istedikleri her an ulaşabilecekleri, yönetime katılma isteklerinin bulunmadığı, şirkette kar dağıtımı hususunda genel kurulun almış olduğu bir kararın bulunmadığı, bu nedenle kar dağıtımının yapılmadığı, gelecek genel kurulda gündeme alınıp görüşüleceğinin belirtildiği, davacıların 27.09.2017 tarihli ihtarnameyi davalı şirket müdürüne hitaben düzenledikleri önceki ihtarname ve süreçle ilgili açıklamalarla birlikte şirketin 2016 yılı sonu itibariyle 352.423,59 TL dağıtılabilir geçmiş yıllar karı bulunduğu, genel kurulun toplantıya çağırmayıp kar dağıtımı yapılmasının engellenerek keşidecilerin zarara uğratıldığı, genel kurul kararı olmadan şirketten ayda 3.000,00 EURO maaş alındığının beyan edildiği, sadece bir çalışanı olan ve sadece yabancı kumaş ve iplik firmalarının mümesilliğini yapan şirketten bu kadar yüksek maaş alınmasının hakkaniyete, özen ve bağlılık yükümlülüğüne eşit işlem yapma borcuna, kanuna ve şirket sözleşmesine aykırı olduğu hususları ile birlikte bilgi alma inceleme hakkı ve diğer şirkete dair iddia ve taleplere yer verildiği, 22.03.2019 tarihli ihtarnamenin davalı adına düzenlendiği, ihtarnamede bilgi ve inceleme hakkının kullanılması ile 2018 yılı hesap dönemi genel kurullarının yapılmasının talep edildiği, davacılar tarafından 31.03.2021 tarihinde iş bu davanın açıldığı, İstanbul 4. ATM'nin ████████ Esas sayılı dosyasında şirket aleyhine davacılar tarafından 15.05.2019 tarihli dava ile bilgi edinme ve inceleme hakkı talebinde bulunulduğu, mahkemece 05.07.2019 tarihli karar ile TTK'nin 614.maddesinde yer alan talebin bilgi alma ve inceleme hakkına ilişkin olduğu, somut olayda, davacının ihtarname keşide ederek inceleme kararı talebinde bulunduğu, davalı tarafça ibraz edilen 30.11.2018 ve 22.04.2019 tarihli tutanaklarla davalı tarafın ticari kayıtlarının incelemeye sunulduğu, davacı temsilcileri olan mali müşavirler tarafından bir itiraz kayıt şerhi düşülmeden inceleme tutanağının imzalandığının görüldüğü, davalı şirketin TTK 614.maddesinde belirlenen yükümlülüğünü yerine getirdiği, davacının ticari kayıtlarla birlikte kredi kartı dökümlerini celbini talep etmiş ise de davalı tarafın böyle bir kartının bulunmadığı, tutanaklarda buna ilişkin olarak tespitin yapılmadığı, taraflar arasında devam eden İstanbul 8 ATM'nin ████████ Esas sayılı dosyası ile İstanbul 6 ATM'nin ████████ Esas sayılı dosyasının incelenmesi neticesinde; davacının aynı zamanda davalı şirketin ticari ilişkide bulunduğu yerli ve yabancı şirketin açık kimlik bilgileri ve iletişim bilgilerini talep etmiş ise de tutanaklar ile incelemeye sunulan belgelerde davacı tarafın tacirlerin açık bilgilerini tespit edebileceği, diğer bilgilerin kişisel veri niteliğinde olabileceği, bu anlamda cezai ve hukuki sorumluluk gerektirebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın kesinleşmesinin mevcut olmadığı, davacılar tarafından İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında 30.10.2017 tarihinde davalı hakkında tazminat, müdürlükten azil ve kayyım talepli dava açtığı, açılan davanın 04.11.2021 tarihli karar ile reddedildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin ████████ Esas, █████████ Karar ve 26.06.2025 tarihli kararı ile; "... Somut olayda, bilirkişi raporuna göre, davalının herhangi bir genel kurul kararı olmaksızın 2016 yılında diğer ortağın ve müdürün ölümünden sonra toplam 90.448,26 TL avanslar hesabından nakit para çektiği, 2017 yılında ise huzur hakkı adı altında 30.611,67 TL para çektiği tespit edilmiş olup mahkemece, davacıların murisinin ölüm tarihi olan 16.02.2016 tarihinden itibaren davalının 2016 yılında avanslar adı ile 2017 yılında da huzur hakkı adı ile şirkette aldığı meblağların dava dışı şirketin iş hacmi nazara alınarak daha önce muris ile birlikte çalıştığı dönemde aldığı ücretle uyumlu ve makul olup olmadığı, makul olmaması halinde bu yıllar için alınabilecek aylık makul ücretin ne olabileceğinin tespiti için ek rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine" karar verildiği, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında davacıların asıl ve birleşen İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında şirket müdürlüğünden azil ile tazminat istemli 30.10.2017 ve 10.04.2018 tarihleri arasında ayrı ayrı dava açtıkları, mahkemenin 25.05.2021 tarihli kararı ile asıl ve birleşen davaların, davalının aldığı aylık yönetici ücretlerinin genel kurul kararına dayanmamakla birlikte dava dışı limited şirket ile davalı arasındaki vekalet ilişkisine dayandığı, ücretin vekalet sözleşmesinin zorunlu unsuru olmamakla birlikte TBK'nın 502/3.fıkrası uyarınca sözleşme ve teamül varsa vekilin ücrete hak kazanacağı, davacıların davalıdan şirkete ödenmesini talep edebilecekleri zararın aynı anda hem TTK'nın 616/1-f bendine ve hem de TBK 502/3.bendinde dayanmayan diğer bir deyişle hukuki dayanağı bulunmayan ücret ödemeleri olabileceği, davalı tarafından aylık yönetici ücretlerinin davacıların murisinin daha önce almış olduğu ücretlerle ve yine geçmiş yıllarda takdir edilen ve genel kurulun denetiminden geçerek ödenen ücretlerle uyumlu olduğu, fahiş bir ücret ödemesi bulunmadığı, buna göre davalının dava dışı şirketi, kanun ve esas sözleşmeye aykırı şekilde ve kusurlu olarak zarara uğrattığından bahsedilemeyeceği, haksız fiilin özel bir türü olan yönetici sorumluluğu nedeniyle tazminat talep koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle ayrı ayrı davaların reddine karar verildiği, kararın kesinleşmesinin olmadığı, davacılar vekili tarafından davalının genel kurulu toplantıya çağırmadığını, bu şekilde kar dağıtım kararı alınmasına engel olmaya çalıştığını, eşit işlem yapma borcuna aykırı davrandığını, genel kurul kararı olmaksızın şirketten fahiş ücret aldığını, bu şekilde şirketi zarara uğrattığını ve kötü yönettiğini ileri sürerek, davalının müdürlük görevinden azline, şirkete kayyım atanmasına ve şirkete verdiği zarar miktarından şimdilik 2018 yılı için 40.000,00 TL ve 2019 yılı için 40.000,00 TL toplam 80.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile dava dışı şirkete verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, 01.06.2021 tarihli tensip tutanağının 19. maddesinde; davacı tarafın dava dışı şirkete kayyım atanması talebi yönünden, dava dışı şirketin davalı sıfatı ile davaya dâhil edilmesi için iki hafta kesin süre verilmesine aksi halde kayyım atanması talebi yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine dair ara karar oluşturulmuştur. Davacılar vekili; mahkeme ara kararı gereğince 12.06.2021 tarihli dilekçe ile şirketin davaya dâhil edilmesine yönelik talepte bulunmuştur. Şirket davaya dâhil edilerek yargılama tamamlanmıştır. Taraflar arasında, davacıların murisinin şirketin %50 hissedarı iken 2016 yılında vefatı neticesinde; şirkete ortak oldukları, davalının ise şirketin %50 hissedarı olarak şirketi temsil ve ilzam ettiği hususlarında ve taraflar arasında birden fazla hukuki uyuşmazlığın bulunduğu hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli olup olmadığı, rapora itiraz üzerine yeniden rapor ve ek rapor alınmasının gerekip gerekmediği, dava tarihinden sonra gerçekleştirilen genel kurulda şirkete müdürün seçilememiş olmasından ötürü şirkete kayyım atanmasının gerekip gerekmediği ile şirketin mal varlığı üzeri tedbir talebinin ret kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Mahkemece, tarafların delillerini dosyaya ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi heyet raporu alınmıştır. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. ...nin sicil kayıtlarının incelenmesinden; şirketin 29.11.1999 tarihinde kurulduğu, ortaklarının davacıların murisi ... ve davalı ... olduğu %50'şer hissedar oldukları, 22.02.2012 tarihli ortaklar kurul kararı ile ortakların on yıl süreyle münferiden şirketi temsile yetkili müdür olarak yetkilendirildikleri, davacıların murisi ...'ın 12.02.2016 tarihinde vefat ettiği, 13.06.2017 tarihli genel kurul toplantısında davacıların hissedar murisin mirasçıları olarak hisselerinin tespit edilerek kararın sicilde ilan edildiği netice olarak davacıların %50, davalının %50 oranıyla eşit şekilde hissedar oldukları tartışmasızdır. TTK'nın 630/1 maddesi uyarınca genel kurul, müdür veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkı ve temsil yetkisini sınırlandırabilir. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca her bir şirket ortağına, haklı sebeplerin varlığı halinde yöneticilerin yönetim hakkı ve temsil yetkilerinin kaldırılması veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteme hakkı getirilmiştir. Maddenin sonraki fıkrasında ise yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, mahkemece, her somut olayın özelliğine göre azil için haklı nedenlerin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekir. Görüldüğü gibi yasal düzenlemede yöneticinin azli için haklı sebep olabilecek durumlar sınırlı olarak sayılmamış ve her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerektiği belirlenmiştir.TTK'nın 644/1-a maddesi yollaması ile uygulanması gereken TTK'nın 553/1 maddesi uyarınca ise, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. TTK'nın 553. maddesi uyarınca şirket ortakları, şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açabilir. Davacılar da davalının müdürlük görevinden azline, şirkete kayyım atanmasına ve şirkete verdiği zararın tazminine karar verilmesini istemiştir.Her ne kadar mahkemece, alınan bilirkişi raporunda göre davanın reddine karar verilmiş ise de, eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmaktadır. Şöyle ki;Somut olayda, davacılar, davalının dava dışı şirketi kötü yönettiğini, şirketten genel kurul kararı olmadan maaş adı altında paralar çekerek şirketin zarara uğramasına sebep olduğunu ileri sürerek, şimdilik 80.000,00 TL'nin şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. Somut olayda, bilirkişi raporuna göre, davalının herhangi bir genel kurul kararı olmaksızın, 2018 yılında toplam 177.045,66 TL ücret adı altında ödemeler aldığı, 2019 yılında 210.625,14 TL tutarında ödemeler aldığı meblağların şirketin iş hacmi nazara alınarak daha önce muris ile birlikte çalıştığı dönemde aldığı ücretle uyumlu ve makul olup olmadığı, makul olmaması hâlinde bu yıllar için alınabilecek aylık makul ücretin ne olabileceğinin tespiti için ek rapor alınması ve sonucuna göre davacıların talepleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur. Diğer taraftan, davalılar arasında şirketin gösterilmemiş olmasına rağmen şirketin dâhili davalı olarak yargılamaya dâhil edilip karar verilmiş olması da isabetsiz görülmüştür. Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. İlke olarak dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen şirketin sonradan herhangi bir şekilde  dâhili  davalı tanımlaması ile davaya katılmaları veya davada yer almaları usulen mümkün olmadığı gibi, bu şekilde davada eylemli olarak yer alan kişilerin de davada taraf sıfatınıkazanamayacaklarından, dâhili davalı şirkete dava dilekçesinin tebliği yargılamada yapılan işlemlere ilişkin gerçekleştirilen tebligatlar ile karar başlığında davalı olarak gösterilmesi ve mahkemece de bu durumun kabul edilmesi halinde bile, davalı olarak taraf sıfatını kazanamaz (Emsal Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin ████████ Esas, █████████ Karar, YHGK █████████ Esas, ████████ Karar). Mahkemece, şirkete kayyım atanmasına yönelik talep açısından şirkete husumet yöneltilmesi gerektiğinin kabulü hâlinde davacı vekiline şirket hakkında dava açılması için süre verilmesi ve dava açıldıktan sonra ise her iki dosyanın birleştirilmesi neticesinde bir karar verilmesi gerekir iken dâhili davalı olarak davaya katılması mümkün olmayan şirketin davaya katılarak taraf sıfatı kazandırılması usule aykırı bulunmuştur.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davacılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacılara iadesine,
4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümde yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 16.04.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!